Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2009/18501 K.2012/2956
Özet: 1) Uyuşmazlık, iki sanığın resmi evrakta sahtecilik suçundan dolayı açılan kamu davasında savunma haklarının kısıtlanması, hüküm gerekçelerinin çelişkili olması ve ilgili ceza kanunlarının yanlış uygulanmasından kaynaklanan temyiz itirazlarıdır. 2) Mahkeme, 765 sayılı TCK’nin 342/1, 80, 59/2 ve 40 maddeleri uyarınca sanıklara toplamda 2 yıl 11 ay hapis cezası vererek, 40. maddenin infaz aşamasında uygulanmasını kararlaştırdı.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM: 765 sayılı TCK.nun 342/1, 80, 59/2, 40. maddeleri gereğince 2 yıl 11 ay hapis cezası ve 40. maddenin infaz aşamasında uygulanması
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanıkların resmi evrakta sahtecilik suçunu işlediklerinden bahisle açılan kamu davasında; mahkum olan sanıklar ... ile ...'ın birbirini suçlayan çelişkili beyanlarda bulundukları, sanıklar arasında menfaat çatışması olduğu gözetilerek 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 38/1-b ve CMK.nun 152. maddeleri uyarınca ayrı müdafiiler atanması gerekirken sanıklara aynı müdafii atanması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,
2-Hükmün gerekçe kısmında sanıkların asgari hadden cezalandırılmalarına karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında teşdit uygulanması suretiyle çelişkiye düşülmesi,
3-765 sayılı TCK'nun 80. maddesinden farklı olarak; 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinin, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda uygulanması mümkün olup, dava konusu çeklerin aynı anda mı yoksa farklı zamanlarda mı müştekiye verildiği hususu açıklığa kavuşturularak, aynı anda düzenlenip verildiğinin anlaşılması halinde; olayda 765 sayılı Yasanın aksine, 5237 sayılı Yasanın zincirleme suça ilişkin hükmünün uygulanamayacağı göz önüne alınıp buna göre; 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu 765 sayılı TCK'nun lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması,
4-Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık ... hakkında 765 sayılı TCK'nun 81. maddesinin uygulanmaması,
Yasaya aykırı, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, sanık ... hakkında ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına 06.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM: 765 sayılı TCK.nun 342/1, 80, 59/2, 40. maddeleri gereğince 2 yıl 11 ay hapis cezası ve 40. maddenin infaz aşamasında uygulanması
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanıkların resmi evrakta sahtecilik suçunu işlediklerinden bahisle açılan kamu davasında; mahkum olan sanıklar ... ile ...'ın birbirini suçlayan çelişkili beyanlarda bulundukları, sanıklar arasında menfaat çatışması olduğu gözetilerek 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 38/1-b ve CMK.nun 152. maddeleri uyarınca ayrı müdafiiler atanması gerekirken sanıklara aynı müdafii atanması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,
2-Hükmün gerekçe kısmında sanıkların asgari hadden cezalandırılmalarına karar verildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında teşdit uygulanması suretiyle çelişkiye düşülmesi,
3-765 sayılı TCK'nun 80. maddesinden farklı olarak; 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinin, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda uygulanması mümkün olup, dava konusu çeklerin aynı anda mı yoksa farklı zamanlarda mı müştekiye verildiği hususu açıklığa kavuşturularak, aynı anda düzenlenip verildiğinin anlaşılması halinde; olayda 765 sayılı Yasanın aksine, 5237 sayılı Yasanın zincirleme suça ilişkin hükmünün uygulanamayacağı göz önüne alınıp buna göre; 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu 765 sayılı TCK'nun lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması,
4-Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık ... hakkında 765 sayılı TCK'nun 81. maddesinin uygulanmaması,
Yasaya aykırı, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, sanık ... hakkında ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına 06.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.