Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2008/15976 K.2012/213
Özet: Uyuşmazlık, bir memurun resmi evrakta sahtekarlığı nedeniyle açılan dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından oluşan davaydı; mahkeme, sanıkların 5237 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay ve 3 yıl 9 ay hapis cezaları ile hüküm giydirdi. Mahkemenin sonucu, tüm sanıklar için sahtecilik suçundan ceza verilmesi ve temyiz itirazlarının çoğunun reddiyle birlikte kararın kesinleşmesiydi.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Memurun resmi evrakta sahtekarlığı
HÜKÜM:
1- ...: 5237 sayılı Yasanın 204/1-2, 62. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası.,
2- ..., Sanık ... 5237 sayılı Yasanın 204/2-2, 62. maddeleri gereğince 3 yıl 9 ay hapis cezası.
3- Sanık ..., Sanık ..., Sanık ..., Sanık ..., Sanık ..., Sanık ...;
1- Dolandırıcılık suçundan ortadan kaldırma
2- Sahtecilik suçundan 5237 sayılı Yasanın 204/1-2, 62. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası.
Yasal süresinden sonra sanık ... müdafiinin vaki duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilip incelenerek gereği görüşüldü:
Dolandırıcılık suçundan hüküm kurulmadığı gibi anılan suçla ilgili temyiz istemi de olmadığından tebliğnamenin I. paragrafındaki düşünceye iştirak edilmemiş, anılan suçtan açılan dava hakkında Mahkemesince hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
I- Katılan vekilin sanık ... hakkındaki hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine:
Katılan vekilinin 28.06.2000 tarihli vekaletnamedeki yetkiye dayanarak temyiz isteminden sonra 24.04.2006 hakim havale tarihli dilekçe ile sanık ... hakkındaki şikayetini geri aldığı ve müdahillik kararının hükümsüz kaldığı anlaşılmakla, şikayetçi-katılan adına vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 317. maddesi REDDİNE,
II- Sanık ... ve tüm sanıkların müdafiilerinin ve katılan vekilin sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelen temyiz itirazlarına gelince;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıkların ve müdafiilerinin sübutun bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, suça katılmadıklarına, suç kastıyla hareket etmediklerine, eksik soruşturma yapıldığına, paraya çevirme ve erteleme hükümlerinin uygulanmadığına, savunma haklarının kısıtlandığına ilişen, katılan vekilinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- Şikayetçi vekilin 01.07.2002 hakim havale dilekçesi ile ana iddianamenin sanıkları yönünden katılma talebinde bulunup müdahillik kararı verildiği, birleşen dosyaların sanıkları ..., ..., Salih Aslan yönünden katılma talebinde bulunulmadığı ancak: 5271 sayılı CMK.nun yürürlüğe girdiği tarihten sonra 10.11.2005 günlü oturuma katılıp tüm sanıkların cezalandırılması yönündeki talebinin adı geçen sanıklar yönünden de katılma istemi niteliğinde olduğu gözetilmeden katılma talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
2-a) Tapu dairelerinde düzenlenen resmi senetlerin HUMK.nun 295. maddesinde sözü edilen sahteliği ispat edilinceye kadar muteber evraktan sayılamayacağı cihetle; sanıklara yüklenen “memurun resmi evrakta sahteciliği” suçunun temas ettiği 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 339/1. fıkra 1. cümlesi ile sonradan 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanundaki karşılığı olan 204/2 ve ilgili diğer hükümlerin olaya ayrı ayrı uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılarak lehe yasanın 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca belirlenmesi gerekirken suçun nitelemesinde hata ile sanıklar ... ile ... hakkında 5237 sayılı Yasanın 204/2, diğer sanıklar hakkında aynı maddenin 204/1. fıkrası ile tayin olunan cezadan anılan maddenin 3. fıkrası ile arttırım yapılarak sanıklara fazla ceza tayini,
b) Sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek suça konu 23.09.1997 günlü resmi senedi içerik itibariyle sahte düzenlediklerinin iddia ve kabul olunması karşısında tapu müdürü ve tapu memuru olan sanıklar ... ile ...’nun memurun resmi belgede sahteciliği suçundan cezalandırılmasına karar verildiği halde diğer tapu memuru ... ve diğer sanıkların memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği suçundan cezalandırılmasına karar verilerek eksik ceza tayin olunarak yazılı şekilde hükümler kurulması,
3- Kabul ve uygulamaya göre de; belgenin mahkemece kabul edilen niteliği gereği 5237 sayılı Yasanın 204/3. fıkrası ile artırım yapılması gerekirken yazılı şekilde aynı maddenin 2. fıkrası uygulama maddesi olarak gösterilip karar verilerek hükmün karıştırılması ve katılan yararına hükmolunan vekalet ücretinin sanıklardan ne şekilde tahsil olunacağının hüküm fıkrasında gösterilmemesi, suç yeri gerekçeli karar başlığında gösterilmeyerek CMUK.nun 232/2-c madde ve fıkrasına aykırı davranılması,
Yasaya aykırı, sanık ... ve tüm sanıkların müdafilerinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi
SUÇ: Memurun resmi evrakta sahtekarlığı
HÜKÜM:
1- ...: 5237 sayılı Yasanın 204/1-2, 62. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası.,
2- ..., Sanık ... 5237 sayılı Yasanın 204/2-2, 62. maddeleri gereğince 3 yıl 9 ay hapis cezası.
3- Sanık ..., Sanık ..., Sanık ..., Sanık ..., Sanık ..., Sanık ...;
1- Dolandırıcılık suçundan ortadan kaldırma
2- Sahtecilik suçundan 5237 sayılı Yasanın 204/1-2, 62. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası.
Yasal süresinden sonra sanık ... müdafiinin vaki duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilip incelenerek gereği görüşüldü:
Dolandırıcılık suçundan hüküm kurulmadığı gibi anılan suçla ilgili temyiz istemi de olmadığından tebliğnamenin I. paragrafındaki düşünceye iştirak edilmemiş, anılan suçtan açılan dava hakkında Mahkemesince hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
I- Katılan vekilin sanık ... hakkındaki hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine:
Katılan vekilinin 28.06.2000 tarihli vekaletnamedeki yetkiye dayanarak temyiz isteminden sonra 24.04.2006 hakim havale tarihli dilekçe ile sanık ... hakkındaki şikayetini geri aldığı ve müdahillik kararının hükümsüz kaldığı anlaşılmakla, şikayetçi-katılan adına vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 317. maddesi REDDİNE,
II- Sanık ... ve tüm sanıkların müdafiilerinin ve katılan vekilin sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelen temyiz itirazlarına gelince;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıkların ve müdafiilerinin sübutun bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, suça katılmadıklarına, suç kastıyla hareket etmediklerine, eksik soruşturma yapıldığına, paraya çevirme ve erteleme hükümlerinin uygulanmadığına, savunma haklarının kısıtlandığına ilişen, katılan vekilinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- Şikayetçi vekilin 01.07.2002 hakim havale dilekçesi ile ana iddianamenin sanıkları yönünden katılma talebinde bulunup müdahillik kararı verildiği, birleşen dosyaların sanıkları ..., ..., Salih Aslan yönünden katılma talebinde bulunulmadığı ancak: 5271 sayılı CMK.nun yürürlüğe girdiği tarihten sonra 10.11.2005 günlü oturuma katılıp tüm sanıkların cezalandırılması yönündeki talebinin adı geçen sanıklar yönünden de katılma istemi niteliğinde olduğu gözetilmeden katılma talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
2-a) Tapu dairelerinde düzenlenen resmi senetlerin HUMK.nun 295. maddesinde sözü edilen sahteliği ispat edilinceye kadar muteber evraktan sayılamayacağı cihetle; sanıklara yüklenen “memurun resmi evrakta sahteciliği” suçunun temas ettiği 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 339/1. fıkra 1. cümlesi ile sonradan 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanundaki karşılığı olan 204/2 ve ilgili diğer hükümlerin olaya ayrı ayrı uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılarak lehe yasanın 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca belirlenmesi gerekirken suçun nitelemesinde hata ile sanıklar ... ile ... hakkında 5237 sayılı Yasanın 204/2, diğer sanıklar hakkında aynı maddenin 204/1. fıkrası ile tayin olunan cezadan anılan maddenin 3. fıkrası ile arttırım yapılarak sanıklara fazla ceza tayini,
b) Sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek suça konu 23.09.1997 günlü resmi senedi içerik itibariyle sahte düzenlediklerinin iddia ve kabul olunması karşısında tapu müdürü ve tapu memuru olan sanıklar ... ile ...’nun memurun resmi belgede sahteciliği suçundan cezalandırılmasına karar verildiği halde diğer tapu memuru ... ve diğer sanıkların memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği suçundan cezalandırılmasına karar verilerek eksik ceza tayin olunarak yazılı şekilde hükümler kurulması,
3- Kabul ve uygulamaya göre de; belgenin mahkemece kabul edilen niteliği gereği 5237 sayılı Yasanın 204/3. fıkrası ile artırım yapılması gerekirken yazılı şekilde aynı maddenin 2. fıkrası uygulama maddesi olarak gösterilip karar verilerek hükmün karıştırılması ve katılan yararına hükmolunan vekalet ücretinin sanıklardan ne şekilde tahsil olunacağının hüküm fıkrasında gösterilmemesi, suç yeri gerekçeli karar başlığında gösterilmeyerek CMUK.nun 232/2-c madde ve fıkrasına aykırı davranılması,
Yasaya aykırı, sanık ... ve tüm sanıkların müdafilerinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.