Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2008/11554 K.2011/21586
Özet: (1) Sanığın kimlik bilgilerine ilişkin yalan beyanda bulunarak hırsızlık suçundan hüküm giymesi; (2) Mahkeme, sanığın “kimliği hakkında yalan beyan” suçu nedeniyle verilen cezanın ortadan kaldırılmasına karar verdi.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi (İstanbul 5. As. C.M.)
SUÇ: Kişi hüviyet veya sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunma
HÜKÜM: ORTADAN KALDIRMA
Sanığın 25.02.2004 tarihinde Adana Emniyet Müdürlüğü tarafından yasadışı örgüt propagandası yapmak suçundan getirtilerek fotoğrafı çekilip parmak izleri alındığı ve nüfus cüzdanına göre Van/Çatak/Korulu nüfusuna kayıtlı, ... ve ... oğlu, Çatak 06.03.1966 doğumlu sanık ...'ın parmak izleri ile İstanbul Emniyet Müdürlüğünce "işyerinden teyp çalmak" suçundan 1187767 genel sayılarına kayden fotoğrafı çekilip parmak izleri alınan Van/Sığırcık nüfusuna kayıtlı ... ve ... oğlu....'ın parmak izleri ile aynı, kimlik bilgilerinin ise farklı olduğunun tespit edildiği, İstanbul Emniyet Müdürlüğünün yazılarında söz konusu 1187767 genel sayıya kayıtlı parmak izi sicilinin tetkikinde 31.04.1985, 02.05.1985, 29.11.1985 tarihlerinde hırsızlık suçundan 3 adet kaydı olduğunun bildirildiği, dosya içerisinde bulunan sanığın adli sicil kaydında İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesince suç tarihi 29.11.1985 olan hırsızlık suçundan kesinleşmiş ilamı olduğu görülmekle tebliğnamedeki suç tarihinin tespitinde dosyanın mahkemesine getirtilerek incelenmesi gerektiğine ilişen düşünceye iştirak edilmemiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında sanığa yüklenen "kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu ve suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının suç tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiğinden kamu davasının 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca düşürülmesi yerine, 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 105/2. maddeleri uyarınca ortadan kaldırılmasına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ise de, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan TCK.nun 102/4, 105/2. maddeleri gereğince "ORTADAN KALDIRILMASINA" yazılı bölümünün çıkartılarak yerine 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddesi uyarınca "DÜŞÜRÜLMESİNE", denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15.11.2011. gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Kişi hüviyet veya sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunma
HÜKÜM: ORTADAN KALDIRMA
Sanığın 25.02.2004 tarihinde Adana Emniyet Müdürlüğü tarafından yasadışı örgüt propagandası yapmak suçundan getirtilerek fotoğrafı çekilip parmak izleri alındığı ve nüfus cüzdanına göre Van/Çatak/Korulu nüfusuna kayıtlı, ... ve ... oğlu, Çatak 06.03.1966 doğumlu sanık ...'ın parmak izleri ile İstanbul Emniyet Müdürlüğünce "işyerinden teyp çalmak" suçundan 1187767 genel sayılarına kayden fotoğrafı çekilip parmak izleri alınan Van/Sığırcık nüfusuna kayıtlı ... ve ... oğlu....'ın parmak izleri ile aynı, kimlik bilgilerinin ise farklı olduğunun tespit edildiği, İstanbul Emniyet Müdürlüğünün yazılarında söz konusu 1187767 genel sayıya kayıtlı parmak izi sicilinin tetkikinde 31.04.1985, 02.05.1985, 29.11.1985 tarihlerinde hırsızlık suçundan 3 adet kaydı olduğunun bildirildiği, dosya içerisinde bulunan sanığın adli sicil kaydında İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesince suç tarihi 29.11.1985 olan hırsızlık suçundan kesinleşmiş ilamı olduğu görülmekle tebliğnamedeki suç tarihinin tespitinde dosyanın mahkemesine getirtilerek incelenmesi gerektiğine ilişen düşünceye iştirak edilmemiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında sanığa yüklenen "kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu ve suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının suç tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiğinden kamu davasının 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca düşürülmesi yerine, 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 105/2. maddeleri uyarınca ortadan kaldırılmasına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ise de, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan TCK.nun 102/4, 105/2. maddeleri gereğince "ORTADAN KALDIRILMASINA" yazılı bölümünün çıkartılarak yerine 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddesi uyarınca "DÜŞÜRÜLMESİNE", denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15.11.2011. gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.