Yargıtay 10. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2012/9168 K.2014/13609
Özet: Mahkeme, 15/07/2009 tarihli ilk kararda yanlış süre belirlenmesinden dolayı kararı boşandırarak en yakın muhakeme tarafından denetimli serbestlik tedbirini kabul etti.
Mahkeme: KARASU Sulh Ceza Mahkemesi Suç: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Karar: Tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Sanığın yüzüne karşı verilen 15/07/2009 tarihli ilk kararda, CMK’nın 34. maddesinin 2. fıkrası ile aynı Kanun'un 232. maddesinin 6. fıkrasına aykırı olarak, temyiz süresinin "tefhimden" itibaren başlayacağının belirtilmesi yerine " tefhim/tebliğden" başlayacağının belirtilmesi nedeniyle sanığın yanıltıldığı ve kararın kesinleşmediği anlaşılmakta olup; kesinleşmeyen söz konusu karara ilişkin infaz işlemlerinin ve bu aşamada verilen 14/07/2010 tarihli kararın, hukuki geçerlilikten yoksun, böylelikle “yok” hükmünde olması karşısında; hükümlünün temyiz isteminin, 15/07/2009 tarihli ilk karara yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2012 tarih ve 2011/785 - 2012/101 sayılı kararında açıklandığı üzere; “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “ denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, sözü edilen fıkraya 6217 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, temyiz değil itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili olarak gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na İADESİNE, 16/12/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Sanığın yüzüne karşı verilen 15/07/2009 tarihli ilk kararda, CMK’nın 34. maddesinin 2. fıkrası ile aynı Kanun'un 232. maddesinin 6. fıkrasına aykırı olarak, temyiz süresinin "tefhimden" itibaren başlayacağının belirtilmesi yerine " tefhim/tebliğden" başlayacağının belirtilmesi nedeniyle sanığın yanıltıldığı ve kararın kesinleşmediği anlaşılmakta olup; kesinleşmeyen söz konusu karara ilişkin infaz işlemlerinin ve bu aşamada verilen 14/07/2010 tarihli kararın, hukuki geçerlilikten yoksun, böylelikle “yok” hükmünde olması karşısında; hükümlünün temyiz isteminin, 15/07/2009 tarihli ilk karara yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2012 tarih ve 2011/785 - 2012/101 sayılı kararında açıklandığı üzere; “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “ denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, sözü edilen fıkraya 6217 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, temyiz değil itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili olarak gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na İADESİNE, 16/12/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.