Yargıtay 10. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2012/4970 K.2014/12447
Özet: Yargıtay, 2009/487 kararını “yasa yolu bildirimi usulsüzlüğü nedeniyle geçersiz” kabul ederek, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirini “bozdu”; sonuç: kararı iptal etti.
Mahkeme: ADANA 5. Sulh Ceza Mahkemesi Karar Tarihi- Numarası: 16.04.2009 - 2008/1246 esas ve 2009/487 karar Suç: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Hüküm: Tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Sanığa tefhim edilen 16/04/2009 tarihli infaza verilen ilk kararın, sanığa tefhimi sırasında, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri gözetilmeksizin, itiraz süresinin başlangıcının gösterilmemesi nedeniyle yasa yolu bildirimi usulsüz olduğundan, kararın kesinleşmediği, kesinleşmeyen söz konusu karara ilişkin infaz işlemlerinin ve bu aşamada verilen 24/05/2010 tarihli kararın konusu bulunmadığından, hukuken geçerlilikten yoksun "yok" hükmünde olması karşısında; sanığın temyiz isteminin 16.04.2009 tarihli karara yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2012 tarih ve 2011/785 E. - 2012/101 K. sayılı kararında açıklandığı üzere; “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, sözü edilen fıkraya 6217 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, temyiz değil itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na İADESİNE, 07/11/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Sanığa tefhim edilen 16/04/2009 tarihli infaza verilen ilk kararın, sanığa tefhimi sırasında, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri gözetilmeksizin, itiraz süresinin başlangıcının gösterilmemesi nedeniyle yasa yolu bildirimi usulsüz olduğundan, kararın kesinleşmediği, kesinleşmeyen söz konusu karara ilişkin infaz işlemlerinin ve bu aşamada verilen 24/05/2010 tarihli kararın konusu bulunmadığından, hukuken geçerlilikten yoksun "yok" hükmünde olması karşısında; sanığın temyiz isteminin 16.04.2009 tarihli karara yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2012 tarih ve 2011/785 E. - 2012/101 K. sayılı kararında açıklandığı üzere; “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, sözü edilen fıkraya 6217 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, temyiz değil itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na İADESİNE, 07/11/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.