‹ Ana sayfa
Yargıtay 10. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2012/28356 K.2014/5294

Esas No: 2012/28356 · Karar No: 2014/5294 · Karar Tarihi: 08.07.2014
Özet: Uyuşturucu madde ticareti suçunun işlendiği iddiasıyla sanığın telefonlarının yetkisiz dinlenmesiyle ilgili delillerin hukuka aykırı olduğu incelenmiştir; mahkeme, bu dinlemelerin geçerli bir hâkim veya savcı kararı olmadan yapıldığını belirleyerek delilin kabul edilemez olduğunu hükmüyle onaylamıştır. Sonuç olarak, sanık 08.07.2014 tarihinde Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından mahkumiyet cezasına çarptırılmıştır.
Mahkeme: ANKARA 11. Ağır Ceza Mahkemesi
Suç: Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm: Mahkûmiyet

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 08.07.2014 tarihinde Başkan Vekili ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ:
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesine göre, “Her kişi özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakların kullanılmasına resmî bir makamın müdahalesi demokratik bir toplumda millî güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suçların önlenmesi, sağlığın veya ahlâkın ve başkasının hak ve özgürlüklerinin korunması için zorunlu bulunduğu ölçüde ve kanunla düzenlenmesi koşuluyla olabilir.”
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 22. maddesinde “Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde karar kendiliğinden kalkar.” hükmü yer almaktadır.

Böylece diğer bireysel hakların yanında “haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliği” koruma altına alınmıştır.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135. maddesinde bir suç nedeniyle yapılan soruşturma kapsamında haberleşmenin gizliliğine müdahale edilebilmesinin koşulları ve kuralları belirlenmiş, şüpheli veya sanığın telefonunun hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla dinlenebileceği öngörülmüştür.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “Tesadüfen elde edilen deliller” başlığını taşıyan 138. maddesinin ikinci fıkrasında ise, “Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet savcılığına derhâl bildirilir.” denilmiştir.

Gerekli koşullar bulunduğunda bir kişinin telefonunun dinlenmesi için hâkim veya yetkili merciden alınan karar, sadece o kişinin ve soruşturma kapsamındaki suçla ilgili olarak haberleşmesinin gizliliğine müdahale yetkisi verir. Hâkim veya yetkili merciin kararı üzerine telefonu dinlenen kişiyle konuşan diğer kimselerin haberleşmesinin gizliliğine müdahale için ayrıca hâkim veya yetkili merciin kararı gerekir. Böyle bir karar alınmadan yapılan dinlemeler o kişiler yönünden “hukuka aykırı delil” niteliğindedir.

İletişimin dinlenmesi koruma tedbirine başvurulmasındaki asıl amaç, dinlenen konuşmalardan yararlanılarak maddi delillere ulaşmaktır. İçeriğine değişik anlamların yüklenmesi mümkün bulunan telefon konuşmaları, maddî bulgularla desteklenmedikçe mahkûmiyet için yeterli bir delil sayılamaz.

Somut olayda; sanığın eşi olan ... hakkında dinleme kararı alınmış, ancak sanık ...'ın telefonu ise Cumhuriyet savcısı veya hakim kararı olmadan dinlenmiştir.

Cumhuriyet savcısı ve hakim kararı olmadan sanığın telefon konuşmalarının dinlenmesi hukuka aykırı olup, delil olarak hükme esas alınamaz. Bu konuşmaların “tesadüfen elde edilen delil” olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir, çünkü konuşmalar soruşturması yapılan suçla ilgilidir.

Sanık ... tüm aşamalarda suçla ilgisinin olmadığını söylemiştir. Diğer sanığın, sanık ...'ın suça iştirak ettiğine ilişkin bir beyanı da yoktur.

Sonuç olarak, sanığın savunmasının aksine, atılı suçu işlediğine ilişkin hukuka aykırı olarak dinlenen telefon konuşmaları dışında, kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesinin yasaya aykırı olması nedeniyle, hükmün bozulması gerektiği kanısını taşıdığımdan, onama yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 08/07/2014

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?