Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Aile Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2012/500 K.2012/2083
Özet: (1) Taraflar arasında yerel mahkemece verilen tapu iptal ve kayıt terkini kararıyla ilgili uyuşmazlık; (2) Karar, 28.02.2011 tarihli bozma kararının gerekçesinin hatalı olduğu tespit edilerek, 26.09.2006 tarihli kararın işin esası yönünden yeniden incelenmesi ve bozulması gerektiğini hükmediyor.
MAHKEMESİ: ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasındaki davadan dolayı Karaburun Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 26.09.2006 gün ve 2002/81 esas 2006/93 karar sayılı hükmün bozulmasına ilişkin olan 28.2.2011 gün ve 1445-2205 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava; tapu iptal ve kayıt terkini isteğine ilişkin olup, yerel mahkemece kurulan hükmün temyizi üzerine; Dairece, 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasa hükümleri gözetilerek işin esası bakımından bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu görülmektedir.
Gerçekten de; 5841 sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde işin esasına ilişkin Daire bozma kararı doğrudur. Ancak anılan yasa Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih 2009/31 E. 2011/77 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş ve karar 23.07.2011 tarihinde de Resmi Gazetede yayımlanarak iptal hükmü yürürlüğe girmiştir.
Öyle ise, kesin hüküm halini almamış ve kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eden bu durum karşısında 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca bir değerlendirme yapılmasına ilişkin Daire bozma kararının verildiği tarih itibarıyla doğru olduğu düşünülse ve ayrıca Anayasanın 153. maddesine göre iptal kararı geriye yürümezse de, 10.3.1969 gün ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçe bölümünde belirtildiği üzere iptalin kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemeyeceği ancak henüz devam eden uyuşmazlıkların iptal kapsamında bulunacağı açıktır.
Öyleyse, 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasa hükümleri gözetilerek işin esası bakımından bir karar verilmesine ilişkin Daire bozma gerekçesinin, Anayasa Mahkemesin’nin anılan iptal kararından sonra doğru olduğu söylenemez. Zira, kamu düzeninin söz konusu olduğu bütün haller istisnanın kapsamına girer.
Hal böyle olunca; işin esası yönünden 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre değerlendirme yapılması, taraf iddiaları doğrultusunda gerekli araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması bakımından bu gerekçeyle hükmün bozulması gerekmektedir.
Davacı Hazinenin, karar düzeltme isteğinin H.U.M.K.'nun 440. maddesi hükmü uyarınca kabulü ile Dairenin 28.02.2011 tarih 2011/ 1145 Esas ve 2011/2205 karar sayılı bozma kararından, işin esasına ilişkin bozma gerekçesinin çıkartılmasına, yerel mahkemenin 26.09.2006 gün ve 2002/81 Esas, 2006/93 karar sayılı kararının işin esası yönünden açıklanan gerekçelerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 29.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasındaki davadan dolayı Karaburun Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 26.09.2006 gün ve 2002/81 esas 2006/93 karar sayılı hükmün bozulmasına ilişkin olan 28.2.2011 gün ve 1445-2205 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava; tapu iptal ve kayıt terkini isteğine ilişkin olup, yerel mahkemece kurulan hükmün temyizi üzerine; Dairece, 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasa hükümleri gözetilerek işin esası bakımından bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu görülmektedir.
Gerçekten de; 5841 sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde işin esasına ilişkin Daire bozma kararı doğrudur. Ancak anılan yasa Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih 2009/31 E. 2011/77 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş ve karar 23.07.2011 tarihinde de Resmi Gazetede yayımlanarak iptal hükmü yürürlüğe girmiştir.
Öyle ise, kesin hüküm halini almamış ve kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eden bu durum karşısında 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca bir değerlendirme yapılmasına ilişkin Daire bozma kararının verildiği tarih itibarıyla doğru olduğu düşünülse ve ayrıca Anayasanın 153. maddesine göre iptal kararı geriye yürümezse de, 10.3.1969 gün ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçe bölümünde belirtildiği üzere iptalin kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemeyeceği ancak henüz devam eden uyuşmazlıkların iptal kapsamında bulunacağı açıktır.
Öyleyse, 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasa hükümleri gözetilerek işin esası bakımından bir karar verilmesine ilişkin Daire bozma gerekçesinin, Anayasa Mahkemesin’nin anılan iptal kararından sonra doğru olduğu söylenemez. Zira, kamu düzeninin söz konusu olduğu bütün haller istisnanın kapsamına girer.
Hal böyle olunca; işin esası yönünden 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre değerlendirme yapılması, taraf iddiaları doğrultusunda gerekli araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması bakımından bu gerekçeyle hükmün bozulması gerekmektedir.
Davacı Hazinenin, karar düzeltme isteğinin H.U.M.K.'nun 440. maddesi hükmü uyarınca kabulü ile Dairenin 28.02.2011 tarih 2011/ 1145 Esas ve 2011/2205 karar sayılı bozma kararından, işin esasına ilişkin bozma gerekçesinin çıkartılmasına, yerel mahkemenin 26.09.2006 gün ve 2002/81 Esas, 2006/93 karar sayılı kararının işin esası yönünden açıklanan gerekçelerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 29.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.