Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Ceza Hukuku Gayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2012/31 K.2012/2981
Özet: Uyuşmazlık, davacının taşınmazların temlik edilmesi ve ardından yapılan dolandırıcılık iddialarıyla ilgili tapu iptali, şirketin feshi ve 30.000 TL zarar tazminatı talebine dayanmaktadır; mahkeme, delillerin bildirilmesi için verilen kesin süreye uyulmadığını gerekçe göstererek davayı reddetmiştir.
MAHKEMESİ: HINIS ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/09/2011
NUMARASI: 2008/59-2011/229
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu .., .., .. ve .. parsel sayılı taşınmazların maliki iken davalılardan H.., A.. ve Ş.. F..’nun kuracakları Tarım ve Hayvancılık AŞ’ye ortak edecekleri, şirket gelirinden ½ pay verecekleri vaadi karşısında kredi alabilmelerini temin edebilmek amacıyla taşınmazları tapuda satış göstermek suretiyle temlik ettiğini, taşınmazları temellük ettikten sonra 1983 tarihinde devletten teşvik pirimi aldıklarını, satış bedeli ödenmediği gibi taşınmazları 3. kişilere muvazaalı olarak devredilip, destekleme teşvik primlerini de alarak ortadan kaybolduklarını, dolandırıldığını, gerçekte satış iradesi olmadığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline, şirketin feshi ile 30.000,00 TL. zararının tazminine karar verilmesini istemiştir. Davalılardan S.. F.., davacının aktif dava ehliyetinin olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuş, diğer davalılara TK’nun 35. maddesi uyarınca tebligat yapılmıştır. Mahkemece; delillerin bildirilmesi için verilen kesin önele uyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, hata-hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, şirketin feshi ve tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece, delillerin bildirilmesi amacıyla verilen kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa davacı dava dilekçesinde açıkça iptal tescil isteği ile birlikte şirketin feshi isteğinde de bulunmuş, iddiasının kanıtlanmasına yönelik olarak dayandığı delillerin nelerden ibaret olduğunu dava dilekçesinde belirtmiştir. Bu durumda davacının delillerini göstermediği gerekçesi yerinde değildir. Hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hile de yanıltma söz konusudur. B.K'nun 28/l maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan, hile her türlü delille isbat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluylada kullanılabilir. Hal böyle olunca; mahkemece; yapılacak iş bildirilen delillerin toplanılması için davacıya masraf yatırması konusunda önel ve kesin önel verilmesi, toplanan ve toplanacak deliller değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.3.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
TARİHİ: 14/09/2011
NUMARASI: 2008/59-2011/229
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu .., .., .. ve .. parsel sayılı taşınmazların maliki iken davalılardan H.., A.. ve Ş.. F..’nun kuracakları Tarım ve Hayvancılık AŞ’ye ortak edecekleri, şirket gelirinden ½ pay verecekleri vaadi karşısında kredi alabilmelerini temin edebilmek amacıyla taşınmazları tapuda satış göstermek suretiyle temlik ettiğini, taşınmazları temellük ettikten sonra 1983 tarihinde devletten teşvik pirimi aldıklarını, satış bedeli ödenmediği gibi taşınmazları 3. kişilere muvazaalı olarak devredilip, destekleme teşvik primlerini de alarak ortadan kaybolduklarını, dolandırıldığını, gerçekte satış iradesi olmadığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline, şirketin feshi ile 30.000,00 TL. zararının tazminine karar verilmesini istemiştir. Davalılardan S.. F.., davacının aktif dava ehliyetinin olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuş, diğer davalılara TK’nun 35. maddesi uyarınca tebligat yapılmıştır. Mahkemece; delillerin bildirilmesi için verilen kesin önele uyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, hata-hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, şirketin feshi ve tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece, delillerin bildirilmesi amacıyla verilen kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa davacı dava dilekçesinde açıkça iptal tescil isteği ile birlikte şirketin feshi isteğinde de bulunmuş, iddiasının kanıtlanmasına yönelik olarak dayandığı delillerin nelerden ibaret olduğunu dava dilekçesinde belirtmiştir. Bu durumda davacının delillerini göstermediği gerekçesi yerinde değildir. Hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hile de yanıltma söz konusudur. B.K'nun 28/l maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan, hile her türlü delille isbat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluylada kullanılabilir. Hal böyle olunca; mahkemece; yapılacak iş bildirilen delillerin toplanılması için davacıya masraf yatırması konusunda önel ve kesin önel verilmesi, toplanan ve toplanacak deliller değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.3.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.