Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Aile Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2012/1640 K.2012/4155
Özet: (1) Davacı, kıyı kenarında bulunan 12 ada 1 parsel taşınmazının tapusunun iptaline bağlı olarak tazminat talep ediyor; (2) Mahkeme, 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini belirterek davayı reddetti.
MAHKEMESİ: ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAZMİNAT
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 12 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kıyıda kaldığından bahisle tapusunun iptal edildiğini, ancak taşınmaz içerisindeki binanın 2010 yılında yıkılması nedeniyle uzun yıllar kullanımına müsaade edildiğini, ileri sürerek, tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı, taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, zamanaşımı süresinin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...’in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle tapusunun iptalinden kaynaklanan tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı adına tapuda kayıtlı çekişme konusu 12 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.02.1991 tarih ve 1989/136 E.1991/15 K. Sayılı kararı ile iptal edilerek kütükten terkinine karar verilerek 11.12.1992 tarihinde kesinleştiği; eldeki davanın ise, 26.10.2010 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinin davalı Hazineye 01.12.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı Hazinenin 31.12.2010 tarihinde zamanaşımı def'inde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, zamanaşımı def'inin 1086 sayılı HUMK'nun 189 ve 195 maddelerine göre 10 günlük cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi zorunludur. Nevarki, somut olayda davalı Hazine 4353 sayılı Yasaya tabi kuruluşlardan olup, gene 1086 sayılı HUMK'nun 195/2 maddesi uyarınca bu tür kuruluşlar için cevap süresi 10 gün olmayıp 30 gündür. Her nekadar 4353 sayılı Yasa iptal edilmiş isede 26.09.2011 ve 02.11.2011 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 4353 sayılı Yasaya atıf yapmış olup, HUMK'nun 195 maddesi de anılan işlemlerin yapıldığı tarih itibarıyla geçerliliğini korumaktadır.
Hal böyle olunca, bu tür davalarda tapunun iptaline ilişkin hükmün kesinleşmesinden itibaren Borçlar Kanununun 125. maddesindeki 10 yıllık sürenin uygulanacağı ve somut olayda davanın 10 yıllık süreden sonra açılmış olduğu, davalı Hazinenin de 30 günlük cevap süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunduğu anlaşıldığından Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacının temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davalı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince, yargılama sırasında dava değeri belirlenerek harç ikmal edildiğine göre, harç ikmal edilen değer gözetilmek suretiyle Avukatlık Ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davalı Hazine vekiline bu değer göz ardı edilerek eksik Avukatlık Ücreti verilmiş olması doğru değil ise de; anılan bu husus yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün (4) nolu fıkrasında yazılı bulunan " 1.100,00 TL " ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine " 18.218,00 TL " ibaresinin yazılmasına sair temyiz itirazları yerinde olmadığından reddi ile hükmün bu şekliyle 1086 sayılı HUMY'nın 438/2. (6100 sayılı HMY'nın 370/2) ve 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesi yollaması ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 9.4.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
DAVA TÜRÜ: TAZMİNAT
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 12 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kıyıda kaldığından bahisle tapusunun iptal edildiğini, ancak taşınmaz içerisindeki binanın 2010 yılında yıkılması nedeniyle uzun yıllar kullanımına müsaade edildiğini, ileri sürerek, tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı, taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, zamanaşımı süresinin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...’in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle tapusunun iptalinden kaynaklanan tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı adına tapuda kayıtlı çekişme konusu 12 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.02.1991 tarih ve 1989/136 E.1991/15 K. Sayılı kararı ile iptal edilerek kütükten terkinine karar verilerek 11.12.1992 tarihinde kesinleştiği; eldeki davanın ise, 26.10.2010 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinin davalı Hazineye 01.12.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı Hazinenin 31.12.2010 tarihinde zamanaşımı def'inde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, zamanaşımı def'inin 1086 sayılı HUMK'nun 189 ve 195 maddelerine göre 10 günlük cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi zorunludur. Nevarki, somut olayda davalı Hazine 4353 sayılı Yasaya tabi kuruluşlardan olup, gene 1086 sayılı HUMK'nun 195/2 maddesi uyarınca bu tür kuruluşlar için cevap süresi 10 gün olmayıp 30 gündür. Her nekadar 4353 sayılı Yasa iptal edilmiş isede 26.09.2011 ve 02.11.2011 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 4353 sayılı Yasaya atıf yapmış olup, HUMK'nun 195 maddesi de anılan işlemlerin yapıldığı tarih itibarıyla geçerliliğini korumaktadır.
Hal böyle olunca, bu tür davalarda tapunun iptaline ilişkin hükmün kesinleşmesinden itibaren Borçlar Kanununun 125. maddesindeki 10 yıllık sürenin uygulanacağı ve somut olayda davanın 10 yıllık süreden sonra açılmış olduğu, davalı Hazinenin de 30 günlük cevap süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunduğu anlaşıldığından Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacının temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davalı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince, yargılama sırasında dava değeri belirlenerek harç ikmal edildiğine göre, harç ikmal edilen değer gözetilmek suretiyle Avukatlık Ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davalı Hazine vekiline bu değer göz ardı edilerek eksik Avukatlık Ücreti verilmiş olması doğru değil ise de; anılan bu husus yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün (4) nolu fıkrasında yazılı bulunan " 1.100,00 TL " ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine " 18.218,00 TL " ibaresinin yazılmasına sair temyiz itirazları yerinde olmadığından reddi ile hükmün bu şekliyle 1086 sayılı HUMY'nın 438/2. (6100 sayılı HMY'nın 370/2) ve 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesi yollaması ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 9.4.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.