Danıştay9. Daireİdare Hukuku
Danıştay 9. Daire E.2024/541 K.2025/4986
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2024/541
Karar No : 2025/4986
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı-...
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem:... İnş. Gıda Mad. Petrol Ürün. Demir Metal Danış. Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait vergi borçlarının tahsili amacıyla, kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesaplarına uygulanan hacizlerin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; dava konusu haczin dayanağı davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ...,...,...ve ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri olduğu, ödeme emirlerinin davacının MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, ..., ... ve ... sayılı ödeme emirlerinin 13/03/2020 tarihinde adresin kapalı olması nedeniyle iade edildiği, aynı ödeme emirlerinin 02/10/2020 tarihinde ikinci defa tebliğe çıkarıldığı ancak adresin kapalı olması nedeniyle tebligat pusulasının kapıya yapıştırılmak suretiyle tebliğ edildiği, tebliğe çıkarılan ... sayılı ödeme emrinin 03/02/2022 tarihinde iade edildiği, aynı ödeme emrinin 24/03/2022 tarihinde ikinci defa tebliğe çıkarıldığı ancak adresin kapalı olması nedeniyle tebligat pusulasının kapıya yapıştırılmak suretiyle tebliğ edildiği, kapıya yapıştırılan pusulalara yönelik belgeleme niteliği taşıyan iki pusula parçasında da tebligat mazabatası ile pusula arasında irtibat kurulmasını mümkün kılacak tebligatın barkod numarasının yer almadığı görüldüğü bu sebeple tebligat pusulaları usulüne uygun şekilde düzenlenmediğinden söz konusu ödeme emirlerine istinaden tesis edilen dava konusu haciz işlemlerinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, haciz işlemlerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından ara karar cevabında sunulan matbu tebligat pusulası asıllarında da görüldüğü üzere, iki kısımdan oluşan tebligat pusulasının Tebligat Pusulası (Muhatap) başlığını taşıyan ilk kısmı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakının da aynı sebeplerle tebliğ edilememesi durumunda kapıya yapıştırılacak olan ve tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren matbu bir pusula olduğu, tebligat pusulasının diğer kısmının ise Tebligat Pusulası başlığını taşıyan ve idarede kalacak olan kısım olduğu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesine göre ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakının da aynı sebeplerle tebliğ edilememesi durumunda, adreste bulunamama, adresin kapalı olması vb. sebepler ile birlikte tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren tebligat pusulasının (muhatap) kapıya yapıştırıldığına dair hususun tebliğ zarfı üzerine şerh ve imza edilerek adresin kapısına Tebligat Pusulası (Muhatap) başlıklı matbu pusulanın doldurularak yapıştırılmasının yeterli olduğu, idarede kalacak olan Tebligat Pusulası başlıklı kısmın ise, yapılan tebligatı belgelendirme ve gerektiğinde delillendirme işlevi gördüğü, tebligatın barkod numarasının yer almamasının Vergi Usul Kanunun uyarınca tebligatı kusurlandıracak nitelikte esaslı bir şekil eksikliği olmadığı, bu durumda; dava konusu haciz işleminin dayanağı davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesine uygun olarak davacıya tebliğ edildiği dolayısıyla haciz işlemini sakatlayacak başka hukuka aykırılık bulunmadığından davalı idarece tesis edilen haciz işlemlerinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı istinaf başvurusunun kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu hacizlerin dayanağı olan ödeme emrinin Mahkeme kararı ile kaldırıldığı, söz konusu ödeme emrine dayalı olarak uygulanan haciz işlemlerinin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmketedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
... İnş. Gıda Mad. Petrol Ürün. Demir Metal Danış. Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait vergi borçlarının tahsili amacıyla, kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesaplarına uygulanan hacizlerin kaldırılması istenilmektedir.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un "Kanundaki terimler" başlıklı 3. maddesinde; Amme borçlusu veya borçlu terimi; amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini, aynı Kanunun "Haciz" başlıklı 62. maddesinin birinci fıkrasında; Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunacağı, son fıkrasında ise; tahsil dairesi alacaklı amme idaresi ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükellef olduğu kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Yukarıda yer alan düzenlemelerden, tüzel kişilerin usulüne uygun olarak kesinleşen ve şirketten tahsil edilemeyen vergi borçlarının, vergisel ödevleri yerine getirmeyen kanuni temsilcilerden tahsil edileceği anlaşılmaktadır.
Anayasanın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde; herkesin, mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu, bu hakların, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün ''Mülkiyetin Korunması'' başlıklı 1. maddesinde ise; her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkının var olduğu, bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği; yukarıdaki hükümlerin, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmeyeceği düzenlenmiştir.Görüldüğü üzere en temel haklardan olan mülkiyet hakkına kanundan kaynaklanan bir istisna teşkil eden haciz uygulamalarında, son derece dikkatli davranılarak, anayasa ve kanunla tanınan sınırlarının dışına çıkılmaması gerekmektedir. Bu kapsamda haciz uygulamalarında, borcu aşan tutarda haciz yapılmaması, borçlunun haline münasip evinin haczedilmemesi borçluyu korumaya yönelik ilkeler olarak karşımıza çıkmakta olup, amme idarelerince dikkat edilecek en önemli husus kamu alacağının tahsilinde doğru borçluyu tespit etmek ve ona karşı takip işlemlerini yürütmek olmalıdır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 07/09/2016 ila 04/10/2018 tarihleri arasında kanuni temsilcisi olduğu asıl amme borçlusu ... İnş. Gıda Mad. Petrol Ürün. Demir Metal Danış. Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin 2016, 2017 ve 2018 yılları muhtelif dönemlerine ilişkin vadesinde ödenmeyen vergi borçlarının şirketten tahsil edilemediğinden bahisle cebren tahsilini sağlamak amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ... tarih ve..., ... ve ... ile ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği ve söz konusu ödeme emirlerine karşı dava açılmadığı, bunun üzerine ödeme emirleri içeriği amme alacaklarına ilişkin haciz varakalarının düzenlendiği ve bu haciz varakalarına istinaden tanzim edilen ..., ... ve ... numaralı haciz bildirileri ile davacının ... T.A.Ş., Merkezi Kayıt Kuruluşu, ... Menkul Değerler A.Ş. ve... Bankası A.Ş. Konya Şubesi hesaplarına haciz uygulanması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, dava konusu haciz işlemlerinin dayanağı davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emri içeriği borçların şirketin yasal defter ve belgelerinin süresi içinde vergi incelemesine ibraz edilmemesinden dolayı 2016/Ekim, Kasım, Aralık dönemleri için re'sen tarh edilen katma değer vergileri, kesilen özel usulsüzlük cezası ve fer'ilerine ilişkin olduğu, defter ve belgelerin ibrazı yazısının tanzim ve tebliğ edildiği tarih itibariyle (2020 yılı) davacının kanuni temsilcilik yetkisinin bulunmadığı, davacının 04/10/2018 tarihli ortaklar kurulu kararı ile temsil yetkisinin sona erdiği ve bu durumun 12/10/2018 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği dikkate alındığında, asıl borçlu şirkete ait yasal defter ve belgeleri ibraz etme konusunda anılan tarihte vergisel ödevi bulunmayan, bu nedenle herhangi bir kusur sorumluluğu da bulunmadığı anlaşılan davacının, 6183 sayılı Yasa'nın 3 ve 62. maddelerine göre amme borçlusu olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi, amme borçlusu sıfatıyla işlem yapılmasını gerektiren düzenlemede aranan koşulların gerçekleşip-gerçekleşmediğinin tahsilatın diğer bir aşaması olan haciz aşamasında da değerlendirilmesine engel bulunmamaktadır. Bu sebeple, dava konusu haciz işleminin haczin dayanağı davacı adına düzenlenen... tarih ve ... sayılı ödeme emrinden kaynaklanan kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Haciz işlemlerinin dayanağı olan ... tarih ve ..., ... ve ... sayılı diğer ödeme emirleri yönünden ise; şirket hakkında mal varlığı araştırmasının usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise davacının bu ödeme emri içeriği borçların dönem ve vadeleri dikkate alınarak, davacının 04/10/2018 tarihinde asıl borçlu şirketin kanuni temsilcilik görevinden ayrılmış olduğu hususu da göz önünde bulundurularak davacının bu borçlardan kanuni temsilci sıfatıyla sorumluluğunun bulunup bulunmadığı gözetilerek bu kısım yönünden de yeniden bir değerlendirme yapılması gerektiğinden, sadece ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edildiği gerekçesine yer verilmek suretiyle yukarıda yer verilen 6183 sayılı Yasa'nın 3. ve 62. maddesi uyarınca amme borçlusu sıfatıyla işlem yapılmasını gerektiren düzenlemede aranılan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davacının temyiz isteminin kabulüne,
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 20/11/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X)KARŞI OY:Temyiz isteminin reddi ve Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2024/541
Karar No : 2025/4986
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı-...
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem:... İnş. Gıda Mad. Petrol Ürün. Demir Metal Danış. Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait vergi borçlarının tahsili amacıyla, kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesaplarına uygulanan hacizlerin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; dava konusu haczin dayanağı davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ...,...,...ve ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri olduğu, ödeme emirlerinin davacının MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, ..., ... ve ... sayılı ödeme emirlerinin 13/03/2020 tarihinde adresin kapalı olması nedeniyle iade edildiği, aynı ödeme emirlerinin 02/10/2020 tarihinde ikinci defa tebliğe çıkarıldığı ancak adresin kapalı olması nedeniyle tebligat pusulasının kapıya yapıştırılmak suretiyle tebliğ edildiği, tebliğe çıkarılan ... sayılı ödeme emrinin 03/02/2022 tarihinde iade edildiği, aynı ödeme emrinin 24/03/2022 tarihinde ikinci defa tebliğe çıkarıldığı ancak adresin kapalı olması nedeniyle tebligat pusulasının kapıya yapıştırılmak suretiyle tebliğ edildiği, kapıya yapıştırılan pusulalara yönelik belgeleme niteliği taşıyan iki pusula parçasında da tebligat mazabatası ile pusula arasında irtibat kurulmasını mümkün kılacak tebligatın barkod numarasının yer almadığı görüldüğü bu sebeple tebligat pusulaları usulüne uygun şekilde düzenlenmediğinden söz konusu ödeme emirlerine istinaden tesis edilen dava konusu haciz işlemlerinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, haciz işlemlerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından ara karar cevabında sunulan matbu tebligat pusulası asıllarında da görüldüğü üzere, iki kısımdan oluşan tebligat pusulasının Tebligat Pusulası (Muhatap) başlığını taşıyan ilk kısmı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakının da aynı sebeplerle tebliğ edilememesi durumunda kapıya yapıştırılacak olan ve tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren matbu bir pusula olduğu, tebligat pusulasının diğer kısmının ise Tebligat Pusulası başlığını taşıyan ve idarede kalacak olan kısım olduğu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesine göre ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakının da aynı sebeplerle tebliğ edilememesi durumunda, adreste bulunamama, adresin kapalı olması vb. sebepler ile birlikte tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren tebligat pusulasının (muhatap) kapıya yapıştırıldığına dair hususun tebliğ zarfı üzerine şerh ve imza edilerek adresin kapısına Tebligat Pusulası (Muhatap) başlıklı matbu pusulanın doldurularak yapıştırılmasının yeterli olduğu, idarede kalacak olan Tebligat Pusulası başlıklı kısmın ise, yapılan tebligatı belgelendirme ve gerektiğinde delillendirme işlevi gördüğü, tebligatın barkod numarasının yer almamasının Vergi Usul Kanunun uyarınca tebligatı kusurlandıracak nitelikte esaslı bir şekil eksikliği olmadığı, bu durumda; dava konusu haciz işleminin dayanağı davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesine uygun olarak davacıya tebliğ edildiği dolayısıyla haciz işlemini sakatlayacak başka hukuka aykırılık bulunmadığından davalı idarece tesis edilen haciz işlemlerinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı istinaf başvurusunun kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu hacizlerin dayanağı olan ödeme emrinin Mahkeme kararı ile kaldırıldığı, söz konusu ödeme emrine dayalı olarak uygulanan haciz işlemlerinin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmketedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
... İnş. Gıda Mad. Petrol Ürün. Demir Metal Danış. Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait vergi borçlarının tahsili amacıyla, kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesaplarına uygulanan hacizlerin kaldırılması istenilmektedir.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un "Kanundaki terimler" başlıklı 3. maddesinde; Amme borçlusu veya borçlu terimi; amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini, aynı Kanunun "Haciz" başlıklı 62. maddesinin birinci fıkrasında; Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunacağı, son fıkrasında ise; tahsil dairesi alacaklı amme idaresi ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükellef olduğu kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Yukarıda yer alan düzenlemelerden, tüzel kişilerin usulüne uygun olarak kesinleşen ve şirketten tahsil edilemeyen vergi borçlarının, vergisel ödevleri yerine getirmeyen kanuni temsilcilerden tahsil edileceği anlaşılmaktadır.
Anayasanın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde; herkesin, mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu, bu hakların, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün ''Mülkiyetin Korunması'' başlıklı 1. maddesinde ise; her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkının var olduğu, bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği; yukarıdaki hükümlerin, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmeyeceği düzenlenmiştir.Görüldüğü üzere en temel haklardan olan mülkiyet hakkına kanundan kaynaklanan bir istisna teşkil eden haciz uygulamalarında, son derece dikkatli davranılarak, anayasa ve kanunla tanınan sınırlarının dışına çıkılmaması gerekmektedir. Bu kapsamda haciz uygulamalarında, borcu aşan tutarda haciz yapılmaması, borçlunun haline münasip evinin haczedilmemesi borçluyu korumaya yönelik ilkeler olarak karşımıza çıkmakta olup, amme idarelerince dikkat edilecek en önemli husus kamu alacağının tahsilinde doğru borçluyu tespit etmek ve ona karşı takip işlemlerini yürütmek olmalıdır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 07/09/2016 ila 04/10/2018 tarihleri arasında kanuni temsilcisi olduğu asıl amme borçlusu ... İnş. Gıda Mad. Petrol Ürün. Demir Metal Danış. Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin 2016, 2017 ve 2018 yılları muhtelif dönemlerine ilişkin vadesinde ödenmeyen vergi borçlarının şirketten tahsil edilemediğinden bahisle cebren tahsilini sağlamak amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ... tarih ve..., ... ve ... ile ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği ve söz konusu ödeme emirlerine karşı dava açılmadığı, bunun üzerine ödeme emirleri içeriği amme alacaklarına ilişkin haciz varakalarının düzenlendiği ve bu haciz varakalarına istinaden tanzim edilen ..., ... ve ... numaralı haciz bildirileri ile davacının ... T.A.Ş., Merkezi Kayıt Kuruluşu, ... Menkul Değerler A.Ş. ve... Bankası A.Ş. Konya Şubesi hesaplarına haciz uygulanması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, dava konusu haciz işlemlerinin dayanağı davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emri içeriği borçların şirketin yasal defter ve belgelerinin süresi içinde vergi incelemesine ibraz edilmemesinden dolayı 2016/Ekim, Kasım, Aralık dönemleri için re'sen tarh edilen katma değer vergileri, kesilen özel usulsüzlük cezası ve fer'ilerine ilişkin olduğu, defter ve belgelerin ibrazı yazısının tanzim ve tebliğ edildiği tarih itibariyle (2020 yılı) davacının kanuni temsilcilik yetkisinin bulunmadığı, davacının 04/10/2018 tarihli ortaklar kurulu kararı ile temsil yetkisinin sona erdiği ve bu durumun 12/10/2018 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği dikkate alındığında, asıl borçlu şirkete ait yasal defter ve belgeleri ibraz etme konusunda anılan tarihte vergisel ödevi bulunmayan, bu nedenle herhangi bir kusur sorumluluğu da bulunmadığı anlaşılan davacının, 6183 sayılı Yasa'nın 3 ve 62. maddelerine göre amme borçlusu olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi, amme borçlusu sıfatıyla işlem yapılmasını gerektiren düzenlemede aranan koşulların gerçekleşip-gerçekleşmediğinin tahsilatın diğer bir aşaması olan haciz aşamasında da değerlendirilmesine engel bulunmamaktadır. Bu sebeple, dava konusu haciz işleminin haczin dayanağı davacı adına düzenlenen... tarih ve ... sayılı ödeme emrinden kaynaklanan kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Haciz işlemlerinin dayanağı olan ... tarih ve ..., ... ve ... sayılı diğer ödeme emirleri yönünden ise; şirket hakkında mal varlığı araştırmasının usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise davacının bu ödeme emri içeriği borçların dönem ve vadeleri dikkate alınarak, davacının 04/10/2018 tarihinde asıl borçlu şirketin kanuni temsilcilik görevinden ayrılmış olduğu hususu da göz önünde bulundurularak davacının bu borçlardan kanuni temsilci sıfatıyla sorumluluğunun bulunup bulunmadığı gözetilerek bu kısım yönünden de yeniden bir değerlendirme yapılması gerektiğinden, sadece ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edildiği gerekçesine yer verilmek suretiyle yukarıda yer verilen 6183 sayılı Yasa'nın 3. ve 62. maddesi uyarınca amme borçlusu sıfatıyla işlem yapılmasını gerektiren düzenlemede aranılan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davacının temyiz isteminin kabulüne,
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 20/11/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X)KARŞI OY:Temyiz isteminin reddi ve Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.