‹ Ana sayfa
Danıştay9. Daireİdare Hukuku

Danıştay 9. Daire E.2023/5010 K.2024/1568

Esas No: 2023/5010 · Karar No: 2024/1568 · Karar Tarihi: 28.03.2024
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2023/5010
Karar No : 2024/1568

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı-…

**VEKİLİ:** Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Madencilik A.Ş.

**VEKİLİ:** Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, kanunen üye olunması zorunlu olmayan derneğe ödenen aidatın dönem kazancının tespitinde gider olarak dikkate aldığı ve iştiraki olan şirketlere sermaye avansı adı altında transfer ettiği tutarları iştiraklerine faizsiz kullandırmak suretiyle transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıttığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak ödenen aidat tutarı yönünden ikmalen, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı yönünden re’sen tarh edilen 2015 yılı kurumlar vergisi ve kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, davacı tarafından iştiraki olan şirketlere gönderilen paraların banka dekontlarından da görülebileceği üzere sermaye avansı olarak gönderildiğinin açıkça belirtildiği, gönderilen bu paraların makul sürede, aynı yıl içinde, bahsi geçen şirketlerce sermaye artırım kararı alınarak sermaye artırımında kullanılıp ilgili hesaplara aktarıldığı, davacı ve davacının iştiraki olan şirketlerin yevmiye kayıtlarında da bu paraların sermaye avansı olarak verildiğinin ve alındığının kaydedildiği, parayı gönderen davacı şirket ve parayı alan diğer şirketlerin muhasebe kayıtlarının da sözü edilen tutarların sermaye avansı olarak gönderilmesine ve alınmasına yönelik tutulduğu anlaşıldığından, dava konusu vergi ziyaı cezalı tarhiyatın bu kısmında hukuka uyarlık görülmediği, davacı şirketin, üyesi olduğu Madenciler Dayanışma Derneği'ne yatırdığı aidatı kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate almasına ilişkin olarak ise, anılan derneğe üyeliğin kanuni bir zorunluluktan kaynaklanmadığı, ihtiyari bir şekilde üye olunan dernek ile davacı şirketin yürüttüğü ticari faaliyetin doğrudan bir bağlantısının bulunmadığı, dernek üyesi olmanın yarattığı yükümlülük gereği ödenen aidatın ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için harcanan bir gider kalemi olduğunun düşünülemeyeceğinden, dava konusu vergi ziyaı cezalı tarhiyatın bu kısmında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine dava konusu vergi ziyaı cezalı tarhiyatın davacı şirketin iştiraki olan şirketlere gönderilen paraların adat faizine konu edilmemesinden kaynaklanan kısmının kaldırılmasına, karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:Davalının istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar mahkeme kararının davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı, davacının istinaf başvurusuna gelince, cezalı tarhiyatın dayanağı inceleme raporu ekinde yer alan ve davacı kurumun temsilcisi nezdinde düzenlenen tutanakta, davacı şirket temsilcisinin, şirketin üye olduğu Madenciler Dayanışma Derneğinin, içinde bulunulan sektör hakkında bilgi paylaşımında bulunulan toplantıların yapıldığı, bilgi platformunun oluşturulduğu organizasyon yapısına sahip olduğu, doğrudan ticari faaliyetlerinin idame ettirilmesiyle ilgili olduğunun belirtilmiş olması, aynı şekilde, dava dilekçesinde de üye olunan derneğin, madencilik sektöründe faaliyette bulunulan kuruluşlara destek olmak, sektöre ilişkin tüm gelişme ve yenilikleri aktarmak, sektörün sorunlarına ilişkin çalışma yaparak çözümler üretmek, dernek üyelerinin madencilik konusunda faaliyette bulunan kamu kurum ve kuruluşları nezdindeki başvuru ve taleplerine destek olmak, üyelerin hak ve menfaatlerini korumak amacıyla kurulan bir dernek olduğu yönündeki ifadeleri dikkate alındığında, davalı idarece, Madenciler Dayanışma Derneğine ödenen aidattan kaynaklanan giderin kanunen kabul edilmeyen gider olarak kabul edilmesinden önce, kurum temsilcisinin beyanları da dikkate alarak, anılan dernek nezdinde inceleme yapılmak suretiyle, derneğin davacının yürüttüğü ticari faaliyetin yürütülmesinde ve ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi bakımından davacı şirkete bir menfaat sağlayıp sağlamadığının tespit edilmesi gerekirken, bu yönde bir tespit yapılmadan, adı geçen derneğe ödenen aidattan kaynaklanan giderin kanunen kabul edilmeyen gider olarak kabul edilmesi suretiyle eksik incelemeye dayalı olarak yapılan dava konusu cezalı tarhiyatın bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, davalının istinaf başvurusunun reddine, davacı istinaf başvurusunun kabulüne Vergi Mahkemesi kararının davanın kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına, bu kısma ilişkin davanın kabulüne, dava konusu vergi ziyaı cezalı tarhiyatın, dernek üyeliğine ilişkin aidat bedeli ödemesinin gider olarak kabul edilmemesinden kaynaklanan kısmının kaldırılmasına karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu ile davacının kanunen üye olunması zorunlu olmayan derneğe ödenen aidatın dönem kazancının tespitinde gider olarak dikkate aldığı ve iştiraki olan şirketlere sermaye avansı adı altında transfer ettiği tutarları iştiraklerine faizsiz kullandırmak suretiyle transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıttığı tespit edildiğinden, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 456,459,481 ve 486. maddeleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 3/B maddesinin değerlendirilmesinden, sermaye artırımına esas sermaye sisteminde genel kurulca karar verileceği, sermaye artırımı kararının karar tarihinden itibaren üç ay içinde tescil edileceği, artırılan sermayeyi temsil eden payların tamamının değişik esas sözleşmede ya da iştirak taahhütnamelerinde taahhüt edileceği ve payların bedellerinin, yönetim kurulu tarafından, esas sözleşmede başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, pay sahiplerinden ilan yoluyla isteneceği, ilanda ödenmesi gereken sermaye borcunun oranı veya tutarı ile ödeme tarihi ve ödeme yerinin açıkça gösterileceği, sermaye artırımının tescilinden önce çıkarılan payların geçersiz olduğu, ancak iştirak taahhüdünden doğan yükümlülüklerin geçerliliklerini sürdürecekleri, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda, davacının iştiraki olan şirketlerin 18/12/2015 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantılarında sermaye artırımı kararı aldıkları ve aldıkları kararların 22/12/2015 tarihinde ticaret siciline tescil ettirdikleri dikkate alındığında, davacının iştiraki olan şirketlere banka aracılığıyla 13/02/2015, 06/05/2015, 20/10/2015, 10/11/2015, 12/11/2015 tarihlerinde sermaye avansı açıklamasıyla transfer ettiği tutarların, davacının sermaye artırımından kaynaklanan sermaye koyma borcunun henüz doğmadığı zaman dilimlerinde yapıldığı, para transfer tarihlerinde davacının sermaye koyma borcu bulunmadığından sermaye koyma borcunun erken ifasının da söz konusu olmadığı, dolayısıyla sermaye koyma borcunun doğmadığı dönemlere ait para transfer dekontlarında sermaye avansı açıklamasının yer almasının ve anılan tutarların sermaye avansı olarak takip edilmesinin transfer edilen tutarlara sermaye avansı niteliği kazandırmadığı, sermaye avansı görüntüsü altında davacının gerçekte iştiraki olan şirketlere karşılıksız olarak finansal kaynak kullandırdığı sonucuna varıldığından, iç emsal bulunmaması nedeniyle transfer edilen tutarlar üzerinden T.C.Merkez Bankasının yayınladığı bankalarca Türk Lirası üzerinden açılan bir yıla kadar vadeli ağırlıklı ortalama mevduat faiz oranlarına göre belirlenen ortalama faiz oranı üzerinden hesaplanan adat faizi tutarı esas alınarak, gelirin dönemselliği ilkesi ile davacının iştiraki olan şirketlerde kurumlar vergisi matrahının oluşmadığı hususları da gözetilerek yapılan dava konusu cezalı tarhiyatın bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından, davalının temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımına ilişkin kısmının bozulması, diğer kısımlarının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 28/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?