‹ Ana sayfa
Danıştay9. Daireİdare Hukuku

Danıştay 9. Daire E.2023/3827 K.2025/848

Esas No: 2023/3827 · Karar No: 2025/848 · Karar Tarihi: 13.03.2025
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2023/3827
Karar No : 2025/848

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-...

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... Yapı Malz. İnş. Nak. Oto Kir. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, davacının 18/04/2016 tarihli genel kurul kararıyla asıl borçlu ... Yapı Malz. İnş. Nakl. Oto. Kir. San. ve Tic. Ltd.Şti.'nin kanuni temsilcisi olarak göreve başladığı, anılan şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 13/02/2021 tarihinde elektronik ortamda tebliğ edilmesine rağmen vergi borcunun ödenmediğinden ve şirket hakkında yapılan malvarlığı araştırması neticesinde borcun şirketten tahsil imkanının bulunmadığından bahisle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlenerek tebliğ edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, dava konusu ödeme emrinin 20. satırı dışında yer alan vergi borçları bakımından; söz konusu vergi borçlarının davacının kanuni temsilcilik görevine başlamadan önceki dönemlere ait olduğu ayrıca hazırlanan vergi inceleme raporları ve vergi suçu raporunda da davacıya herhangi bir kusur isnat edilmediği görüldüğünden, davacının herhangi bir sorumluğu bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı ve davacı adına düzenlenen ödeme emrinin ilgili kısmında hukuka uygunluk görülmediği, dava konusu ödeme emrinin 20. satırında yer alan vergi borcu bakımından; anılan vergi borcunun 2018 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesi verilmemesi nedeniyle kesildiği, davacının kanuni temsilcilik görevini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle sorumlu olduğu özel usulsüzlük cezasının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emrinin elektronik tebliğ yöntemiyle usulüne uygun olarak 13/02/2021 tarihinde tebliğ edildiği dava konusu ödeme emrinin ise 22/02/2021 tarihinde düzenlendiği, dosyada mevcut mal varlığı araştırmaları ve haciz işlemleri incelendiğinde yapılan malvarlığı araştırmalarının şirket adına düzenlenen ödeme emrinin tebliğinden önce yani borç şirket nezdinde usulüne uygun şekilde kesinleştirilmeden yapıldığı görüldüğünden, asıl borçlu şirket hakkında tüm birimler nezdinde yapılacak malvarlığı araştırmalarının usulüne uygun bir şekilde yapıldığı hususu ortaya konulmadan, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu emrinin belirtilen kısmında da hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesi kararının dava konusu ödeme emrinin 20. satırına ilişkin hüküm fıkrasında hukuka aykırılık bulunmadığından, istinaf isteminin bu kısım yönünden reddine, dava konusu ödeme emrinin 20. satırı dışında kalan vergi borçlarına ilişkin istinaf istemi bakımından ise; kanuni temsilcilerin, kendi dönemlerinden önceki dönemlere ilişkin olmasına rağmen görev yaptıkları dönemde vadesi gelen borçların ödenmesinden de sorumlu oldukları dikkate alındığında davacının ödeme emrinin 20. satırı dışındaki satırlardaki borçların ödenmesinden sorumluluğunun bulunduğu sonucuna varıldığı, ancak asıl borçludan tahsil edilemeyen alacaklar nedeniyle kanuni temsilcilerin takip edilebilmesi için, borçlunun malvarlığının olmadığı veya yetersiz olduğunun ortaya konulması, bunun için de kanuni temsilci adına ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmeden önce asıl borçlu hakkında usulüne uygun olarak malvarlığı araştırması yapılmış olması ve tespit edilen mal varlıklarına haciz uygulanması gerektiği, dosyasının incelenmesinden, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin 13/02/2021 tarihinde elektronik olarak tebliğ edildiği, malvarlığı araştırmalarının ise bu tarihten önce yapıldığının anlaşıldığı, bu durumda asıl borçlu şirkete ödeme emri tebliğ edildikten sonra malvarlığı araştırması yapılmadan alacağın şirketten tahsil edilemediğinden bahisle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı, dolayısıyla Vergi Mahkemesi kararının dava konusu ödeme emrinin 20 satırı dışındaki satırlarının iptali yolundaki hüküm fıkrasında sonucu itibariyle hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Savunma dilekçesinde ileri sürülen açıklamalar ve re'sen araştırılacak nedenlerle kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında kanuni temsilcilerin sorumluluğu kusura dayalı olarak düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeye dayalı olarak, borcun vade tarihindeki kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebilmesi de kanuni temsilcinin borcun ödenmemesinde kusurlu olması halinde mümkün olacaktır. Diğer bir ifade ile sadece davacının vade tarihinde kanuni temsilci sıfatının bulunması 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında sorumluluğunun doğması için yeterli olmamakta, davacının borcun vadesinde ödenmemesinde kusurunun bulunması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, ödeme emri içeriği vergi borcunun davacıdan önceki dönemde sahte fatura kullanılmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, vergi borcunun tahsiline yönelik olarak, vade tarihinde borcun ödenmemesinde kusurlu olduğu ortaya konulamayan davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**
MADDİ

**OLAY:**
... Yapı Malz. İnş. Nak. Oto Kir. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve...sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.

**İLGİLİ MEVZUAT:**
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 54. maddesinde; ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının, tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı, 55. Maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği, 62. maddesinde; borçlunun mal bildiriminde gösterilen ve tahsil dairesince tespit edilen borçlu ve üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı, belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinin birinci fıkrasında, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği açıklanmış; ikinci fıkrasında, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen ve kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin 20. satırında yer alan vergi borcuna ilişkin kısmına yönelik ileri sürülen iddialar, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının; dava konusu ödeme emrinin 20. satırı dışında yer alan vergi borçlarına ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gerektiğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği, borçlunun mal bildiriminde gösterilen ve tahsil dairesince tespit edilen borçlu ve üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde, bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, söz konusu kişilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen ve kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
Mükelleflerin vergi ödevleri, mükellefiyete dair bildirimler, defterlerin tasdiki ve tutulması ile kayıtlarının nizamı, bu kayıtlara dayanak teşkil edecek vesikaların nizamı, yasal defter ve vesikaların muhafazası ile vergi incelemesine ibrazı, verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergiler ile tevkif suretiyle kesilmesi üzerine tahakkuk eden vergilerin vadesi içinde ödenmesi gibi mevzuatta sayılan ödevlere ilişkindir.
Tüzel kişilerin vergi ödevleri kanuni temsilcileri tarafından yerine getirilmektedir. Kanuni temsilciler tarafından tüzel kişilerin bu ödevlerinin yerine getirilmemesi halinde sorumlulukları gündeme gelebilecektir.
Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesiyle, vergi alacağının, vergisel ödevlerini yerine getirmeyen kanuni temsilcilerden tahsili için öngörülen sorumluluk, kusura dayalı ve tali (ikinci derece) niteliktedir. Kanuni temsilci için kusura dayalı bir sorumluluk öngörüldüğünden, kanuni temsilciden tahsil edilmeye çalışılan amme alacağının kanuni temsilcinin yasa ile kendisine yüklenen ödevleri yerine getirmemesinden kaynaklanması gerekmektedir.
Olayda, her ne kadar Bölge İdare Mahkemesi'nce dava konusu ödeme emrinin 20. satırı dışında yer alan vergi borçlarının vade tarihinde kanuni temsilci olan davacının söz konusu borçların ödenmesinden sorumlu olduğu ancak şirket hakkında yapılan malvarlığı araştırmasının şirkete ödeme emri düzenlenmeden önce gerçekleştirildiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de; asıl borçlu ... Yapı Malz. İnş. Nakl. Oto Kir. San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen... tarih ve... sayılı vergi inceleme raporlarında, anılan şirketin 2014-2015 yıllarında gerçek bir mal teslimi ve hizmet ifasına dayanmayan sahte faturaları yasal kayıtlarına intikal ettirdiği, ...sayılı vergi suçu raporunda da şirketin 10/02/2014 tarihinden itibaren kanuni temsilcisi olan ...'ın kaçakçılık suçunun faili olduğunun belirtildiği ve dava konusu ödeme emrinin 20. satırı dışında yer alan vergi borçlarının davacının kanuni temsilci seçilmesinden önceki kanuni temsilci döneminde yasal kayıtlara intikal ettirilen faturalardan kaynaklandığı görülmektedir.
Beyan üzerine tahakkuk eden vergiler ile tevkif suretiyle kesilmesi üzerine tahakkuk eden vergilerin vadesi içinde ödenmemesi gibi durumlardan farklı olarak, vergi alacağının sahte faturaların yasal kayıtlara intikal ettirilmesinden kaynaklanması durumunda, söz konusu faturaları yasal kayıtlara intilkal ettiren kanuni temsilcinin kusuru bulunmaktadır.

Öte yandan, davacının kanuni temsilci olduğu dönemden önce sahte fatura kullanılmasından kaynaklanan vergi borçlarından vade tarihinde kanuni temsilci olması nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için; şirketin üzerine düşen ödevleri yerine getirmemesi nedeniyle vergi borcunun asıl borçlu şirketin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilememesi, diğer bir ifade ile vergi borcunun şirketin mal varlığından tahsil edilememesinde davacının kusuru olduğunun ortaya konulması gerekmekte olup davacının sadece vade tarihinde kanuni temsilci olması nedeniyle söz konusu borçlara ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında kusur sorumluluğunun bulunduğu kabul edilemeyecektir.
Bu durumda, davalı idarece asıl borçlu şirketin vergi borcunu vadesinde ödememesinde kusuru olduğu ortaya konulmamış olan davacı adına, kanuni temsilci olmadığı dönemde sahte fatura kullanılmasından kaynaklanan borçların tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığından, dava konusu ödeme emrinin 20. satırı dışında kalan vergi borçları yönünden bu gerekçeyle davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun yukarıda yer verilen gerekçeyle reddedilmesine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davalının temyiz isteminin kısmen gerekçeli reddine, kısmen reddine,
... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, dava konusu ödeme emrinin 20. satırında yer alan vergi borcuna ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, dava konusu ödeme emrinin 20. satırı dışınada kalan vergi borçlarına ilişkin hüküm fıkrasının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ...Vergi Mahkemesine gönderilmesine 13/03/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?