Danıştay9. Daireİdare Hukuku
Danıştay 9. Daire E.2022/955 K.2024/1621
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2022/955
Karar No : 2024/1621
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü-...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2017 yılındaki indirimli orana tabi teslimleri nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen 301.083,30-TL tutarındaki katma değer vergisi iadesi talebinin 244.949,22-TL'lik kısmının düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca reddine ilişkin işlemin iptali ile 227.636,57-TL'nin iadesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, katma değer vergisi iadesine konu 28 adet dairenin 24 tanesinin satış fiyatının gerçeği yansıtmadığı ileri sürülerek dosyada mevcut bulunan alıcı ifadelerine ve fatura tutarlarına itibar edilmediği, diğerlerine göre daha yüksek tutarlı fatura düzenlenen dairelere ilişkin olan dokuz adet alıcı ifadesinin ortalaması alınarak daire satış fiyatlarının yeniden belirlendiği, ancak dairelerin satış tarihi, binadaki katı, cephesinin farklı olduğu, 10 tanesinin arsa sahiplerine maliyet bedeli üzerinden teslim edildiği, 8 tanesinin bir kişiye satıldığı, serbest piyasa koşullarında satış tutarlarının da farklı olabileceği, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık olan alıcı ifadeleriyle fatura tutarlarının örtüştüğü, yalnızca bir daire için fatura tutarı için kullanılan konut kredisi ve banka ekspertiz değerlerinin her biri çok farklı olduğu ve aralarında çelişki bulunduğu, söz konusu dairenin alıcısının ifadesinin bulunmadığı, banka hesap hareketlerine göre davacıya aktarılan tutarın 150.000,00-TL olduğu, inceleme raporunda söz konusu çelişkinin sebebinin araştırılmadığı, gerçek satış değerinin fatura tutarından farklı olması halinde dahi diğer daire fiyatlarına teşmiline hukuken olanak bulunmadığından dava konusu işlemin daire fiyatlarına ilişkin hasılat farkından kaynaklanan kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu işlemin 2017 yılının Mart ayından sonra yüklenilen katma değer vergilerinin reddinden kaynaklanan kısmı yönünden ise; inşaat taahhüt işlerinde yapı kullanma izin belgesi tarihinin karine olarak inşaatın bitim ve teslim tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, uyuşmazlıkta, satışı yapılan dairelere ilişkin yapı kullanma izin belgesinin 06/11/2017 tarihli olduğu, dosyada mevcut bulunan ve daire satışı yapılan kişilerin ifadelerinden, daireleri teslim alma tarihlerinin 2017/Mart ilâ Ağustos ayları olarak belirtildiği, Mustafa Odabaşı'na 8 adet dairenin ve arsa sahiplerine 10 adet dairenin 11/12/2017 tarihli faturalarla teslim edildiği, inşaat taahhüt işlerinde iktisadi ve ticari icaplar gereği inşaatın bitim ve teslim tarihi olarak kabul edilmesi, inşaatın öngörülen şekilde tamamlanamaması ya da taraflar arasındaki bir takım sebeplerle yapı kullanma izin belgesinden önce inşaatın olduğu haliyle teslim edilmesi halinde ise dairelerin ve ortak kullanım alanlarının tamamıyla bittiği hususunun idarece somut olarak ispat edilmesi gerektiği, alıcıların bir kısmının 2017/Mart ayından sonra daireleri teslim aldıkları hususu da göz önüne alındığında, 2017/Mart ayından sonra kullanılan malzemelerin aynı inşaat için kullanılıp kullanılmadığı hususunun somut olarak tespit edilmeksizin bu malzemelerin inşaatta kullanılmadığının kabulü suretiyle yüklenim listesine fazladan dahil edildiği ileri sürülen 227.636,57-TL'nin yüklenim listesinden çıkarılmasında da hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 227.636,57-TL katma değer vergisinin davacıya iadesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı adına düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca tesis edilen işlemlerde yasal isabetsizlik bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 28/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2022/955
Karar No : 2024/1621
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü-...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2017 yılındaki indirimli orana tabi teslimleri nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen 301.083,30-TL tutarındaki katma değer vergisi iadesi talebinin 244.949,22-TL'lik kısmının düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca reddine ilişkin işlemin iptali ile 227.636,57-TL'nin iadesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, katma değer vergisi iadesine konu 28 adet dairenin 24 tanesinin satış fiyatının gerçeği yansıtmadığı ileri sürülerek dosyada mevcut bulunan alıcı ifadelerine ve fatura tutarlarına itibar edilmediği, diğerlerine göre daha yüksek tutarlı fatura düzenlenen dairelere ilişkin olan dokuz adet alıcı ifadesinin ortalaması alınarak daire satış fiyatlarının yeniden belirlendiği, ancak dairelerin satış tarihi, binadaki katı, cephesinin farklı olduğu, 10 tanesinin arsa sahiplerine maliyet bedeli üzerinden teslim edildiği, 8 tanesinin bir kişiye satıldığı, serbest piyasa koşullarında satış tutarlarının da farklı olabileceği, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık olan alıcı ifadeleriyle fatura tutarlarının örtüştüğü, yalnızca bir daire için fatura tutarı için kullanılan konut kredisi ve banka ekspertiz değerlerinin her biri çok farklı olduğu ve aralarında çelişki bulunduğu, söz konusu dairenin alıcısının ifadesinin bulunmadığı, banka hesap hareketlerine göre davacıya aktarılan tutarın 150.000,00-TL olduğu, inceleme raporunda söz konusu çelişkinin sebebinin araştırılmadığı, gerçek satış değerinin fatura tutarından farklı olması halinde dahi diğer daire fiyatlarına teşmiline hukuken olanak bulunmadığından dava konusu işlemin daire fiyatlarına ilişkin hasılat farkından kaynaklanan kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu işlemin 2017 yılının Mart ayından sonra yüklenilen katma değer vergilerinin reddinden kaynaklanan kısmı yönünden ise; inşaat taahhüt işlerinde yapı kullanma izin belgesi tarihinin karine olarak inşaatın bitim ve teslim tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, uyuşmazlıkta, satışı yapılan dairelere ilişkin yapı kullanma izin belgesinin 06/11/2017 tarihli olduğu, dosyada mevcut bulunan ve daire satışı yapılan kişilerin ifadelerinden, daireleri teslim alma tarihlerinin 2017/Mart ilâ Ağustos ayları olarak belirtildiği, Mustafa Odabaşı'na 8 adet dairenin ve arsa sahiplerine 10 adet dairenin 11/12/2017 tarihli faturalarla teslim edildiği, inşaat taahhüt işlerinde iktisadi ve ticari icaplar gereği inşaatın bitim ve teslim tarihi olarak kabul edilmesi, inşaatın öngörülen şekilde tamamlanamaması ya da taraflar arasındaki bir takım sebeplerle yapı kullanma izin belgesinden önce inşaatın olduğu haliyle teslim edilmesi halinde ise dairelerin ve ortak kullanım alanlarının tamamıyla bittiği hususunun idarece somut olarak ispat edilmesi gerektiği, alıcıların bir kısmının 2017/Mart ayından sonra daireleri teslim aldıkları hususu da göz önüne alındığında, 2017/Mart ayından sonra kullanılan malzemelerin aynı inşaat için kullanılıp kullanılmadığı hususunun somut olarak tespit edilmeksizin bu malzemelerin inşaatta kullanılmadığının kabulü suretiyle yüklenim listesine fazladan dahil edildiği ileri sürülen 227.636,57-TL'nin yüklenim listesinden çıkarılmasında da hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 227.636,57-TL katma değer vergisinin davacıya iadesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı adına düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca tesis edilen işlemlerde yasal isabetsizlik bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 28/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.