Danıştay9. Daireİdare Hukuku
Danıştay 9. Daire E.2022/4713 K.2023/4884
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2022/4713
Karar No : 2023/4884
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... San. ve Tic. Ltd. Şti.
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, 2019 yılında motorin satışlarından elde ettiği bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak re'sen tarh edilen 2019 yılına ilişkin kurumlar vergisi ile 2019/Nisan- Haziran, Temmuz- Eylül, Ekim - Aralık dönemlerine ilişkin geçici verginin ve bu vergiler üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezası ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda davacının pompa satış verileri, emtia alış-satışı, envanter çalışmasında elde edilen veriler, davacı şirkette dağıtıcı firma arasındaki sözleşmelerle EPDK satış tutarı verilerinin incelenmesi neticesinde davacı şirketin karlılık oranını düşük tutmak suretiyle hasılatını gizlediği kanatine varıldığı, EPDK verilerinden yola çıkılarak sektör kârlılık oranının %14,94436 olduğundan hareketle, davacı şirketin kârlılık oranı olarak %14,94436 kabul edilip kayıt dışı matrah farkına ilişkin hesaplamalar bu oran üzerinden yapılmış ise de davacı şirketin faaliyet gösterdiği yerdeki sektör kârlılık oranları araştırması yapılmaksızın, EPDK verilerinden yola çıkılarak belirlenen kâr marjına göre hesaplama yapılmasının teknik, ticari ve mesleki icaplara uygun olmadığı, Mahkemelerinin ara kararı ile Aksaray Ticaret ve Sanayi Odasına 2019 yılında davacı ile aynı faaliyette bulunan şirketlerin kârlılık oranlarının sorulduğu ve verilen cevapta ilgili yıla ilişkin ortalama kârlılık oranının %6 olarak tespit edildiğinin bildirildiği, söz konusu tespitin vergiyi doğuran olayla doğrudan bağlantılı olmasının yanı sıra gerçek mahiyetin tespitinde ispat edici nitelikte somut delil teşkil ettiği, bu itibarla, davacının ortalama kârlılık oranlarının gerçeği yansıtmadığının ve ortalama % 6 kâr oranıyla satış yaptığının açık olduğu, kaldı ki Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağı da bir arada değerlendirildiğinde, davacının gerek vergi incelemesi gerek yargılama aşamasında satışların % 6 olarak tespit edilen ortalama kârlılık oranından düşük kârla satıldığının aksini ortaya koyacak herhangi bir bilgi belge eklemediği ve hukuken itibar edilebilir bir iddiada bulunmadığı göz önüne alındığında, davacının ilgili yılda ortalama % 6 kâr oranıyla yaptığı satıştan elde ettiği kazancı beyan dışı bıraktığı, bu durumda, dava konusu bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının; % 6 kârlılık oranı üzerinden hesaplanan matrah farkına isabet eden kısmında hukuka aykırılık, bu oranı aşan tutardan kaynaklanan kısmında ise hukuka uyarlık bulunmadığı; davanın, kurum geçici vergilerinin asıllarına ilişkin kısmı yönünden, yıllık verilen vergiye mahsuben peşin alınan vergi niteliğindeki geçici vergilerin mahsup süresi geçmiş olduğundan, aslının aranılmaması gerekirken tarh edilmesinin yasal düzenlemelere uygun bulunmadığından geçici vergi asıllarında hukuka uyarlık bulunmadığı; davanın özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmı bakımından ise cezai yaptırıma bağlanan söz konusu fiillerin bütün unsurları ortaya konulmadan kesildiği anlaşıldığından dava konusu özel usulsüzlük cezasında da hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine; vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının %6 kârlılık oranını aşan kısımları ile geçici vergi asıllarının ve 213 sayılı Kanun'un 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:Davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunun incelenmesinden inceleme elemanınca; davacı şirketin alış satışlarına ilişkin defter kaydı ile beyanlarının uygun olduğu, motorin emtia türüne ilişkin yapılan kaydi envanter sonucu ortaya çıkan farkın da cüz'i olduğu ve kesafet oranlarından kaynaklanabileceğinin belirtildiği, dönem sonu kayıtlarına değerleme hesaplamalarını doğru intikal ettirdiği, yasal kayıtlarında 320-Satıcılar hesabıyla 331-Ortaklara borçlar hesabı işleyişinde eleştirilecek bir hususun bulunmadığının belirtilmesine rağmen davacı şirketin yıllık ortalama %2,55703 kârlılık oranıyla faaliyetini sürdürdüğü, EPDK verilerine göre, sektör kârlılık oranının %14,94436 olduğu, bu nedenle davacı şirketin kârlılık oranının da %14,94436 olması gerektiği kabul edilmek suretiyle kayıt dışı hasılat elde ettiğinden bahisle dava konusu cezalı tarhiyatlar yapılmış ise de başkaca açık ve somut bir tespit ve hukuken geçerli deliller ortaya konulmadan, davacı şirketin salt kârlılık oranının sektör kârlılık oranından düşük olduğundan bahisle kayıtdışı hasılat elde ettiği varsayımıyla davacı şirket adına 2019 yılına ilişkin olarak yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle vergi mahkemesi kararının %6 kârlılık oranı üzerinden hesaplanan hesaplanan matrah farkından kaynaklanan bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezasına ilişkin kısmı kaldırılarak bu kısım bakımından davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne, davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Vergi tekniği raporunda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere, mükellefin kayıt dışı bir ticari faaliyetinin bulunduğu, ilgili kayıt dışı faaliyeti yasal kayıt ve beyanlarına intikal ettirmediği, kayıt dışı satılan emtiaya ait tutarlara ilişkin vergisel yükümlülüklerden kaçınma yoluna girdiği, kamu yararını gözetmediği, yasal beyanlarında ilgili faaliyetten elde edilen kazancın vergilendirilmediği, ilgili kazanca ait fatura, fiş vb. belge düzenlemediği, mükellefin vergisel yükümlülüklerden kaçınmak suretiyle kamu zararına sebep olduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 29/11/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2022/4713
Karar No : 2023/4884
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... San. ve Tic. Ltd. Şti.
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, 2019 yılında motorin satışlarından elde ettiği bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak re'sen tarh edilen 2019 yılına ilişkin kurumlar vergisi ile 2019/Nisan- Haziran, Temmuz- Eylül, Ekim - Aralık dönemlerine ilişkin geçici verginin ve bu vergiler üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezası ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda davacının pompa satış verileri, emtia alış-satışı, envanter çalışmasında elde edilen veriler, davacı şirkette dağıtıcı firma arasındaki sözleşmelerle EPDK satış tutarı verilerinin incelenmesi neticesinde davacı şirketin karlılık oranını düşük tutmak suretiyle hasılatını gizlediği kanatine varıldığı, EPDK verilerinden yola çıkılarak sektör kârlılık oranının %14,94436 olduğundan hareketle, davacı şirketin kârlılık oranı olarak %14,94436 kabul edilip kayıt dışı matrah farkına ilişkin hesaplamalar bu oran üzerinden yapılmış ise de davacı şirketin faaliyet gösterdiği yerdeki sektör kârlılık oranları araştırması yapılmaksızın, EPDK verilerinden yola çıkılarak belirlenen kâr marjına göre hesaplama yapılmasının teknik, ticari ve mesleki icaplara uygun olmadığı, Mahkemelerinin ara kararı ile Aksaray Ticaret ve Sanayi Odasına 2019 yılında davacı ile aynı faaliyette bulunan şirketlerin kârlılık oranlarının sorulduğu ve verilen cevapta ilgili yıla ilişkin ortalama kârlılık oranının %6 olarak tespit edildiğinin bildirildiği, söz konusu tespitin vergiyi doğuran olayla doğrudan bağlantılı olmasının yanı sıra gerçek mahiyetin tespitinde ispat edici nitelikte somut delil teşkil ettiği, bu itibarla, davacının ortalama kârlılık oranlarının gerçeği yansıtmadığının ve ortalama % 6 kâr oranıyla satış yaptığının açık olduğu, kaldı ki Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağı da bir arada değerlendirildiğinde, davacının gerek vergi incelemesi gerek yargılama aşamasında satışların % 6 olarak tespit edilen ortalama kârlılık oranından düşük kârla satıldığının aksini ortaya koyacak herhangi bir bilgi belge eklemediği ve hukuken itibar edilebilir bir iddiada bulunmadığı göz önüne alındığında, davacının ilgili yılda ortalama % 6 kâr oranıyla yaptığı satıştan elde ettiği kazancı beyan dışı bıraktığı, bu durumda, dava konusu bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının; % 6 kârlılık oranı üzerinden hesaplanan matrah farkına isabet eden kısmında hukuka aykırılık, bu oranı aşan tutardan kaynaklanan kısmında ise hukuka uyarlık bulunmadığı; davanın, kurum geçici vergilerinin asıllarına ilişkin kısmı yönünden, yıllık verilen vergiye mahsuben peşin alınan vergi niteliğindeki geçici vergilerin mahsup süresi geçmiş olduğundan, aslının aranılmaması gerekirken tarh edilmesinin yasal düzenlemelere uygun bulunmadığından geçici vergi asıllarında hukuka uyarlık bulunmadığı; davanın özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmı bakımından ise cezai yaptırıma bağlanan söz konusu fiillerin bütün unsurları ortaya konulmadan kesildiği anlaşıldığından dava konusu özel usulsüzlük cezasında da hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine; vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının %6 kârlılık oranını aşan kısımları ile geçici vergi asıllarının ve 213 sayılı Kanun'un 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:Davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunun incelenmesinden inceleme elemanınca; davacı şirketin alış satışlarına ilişkin defter kaydı ile beyanlarının uygun olduğu, motorin emtia türüne ilişkin yapılan kaydi envanter sonucu ortaya çıkan farkın da cüz'i olduğu ve kesafet oranlarından kaynaklanabileceğinin belirtildiği, dönem sonu kayıtlarına değerleme hesaplamalarını doğru intikal ettirdiği, yasal kayıtlarında 320-Satıcılar hesabıyla 331-Ortaklara borçlar hesabı işleyişinde eleştirilecek bir hususun bulunmadığının belirtilmesine rağmen davacı şirketin yıllık ortalama %2,55703 kârlılık oranıyla faaliyetini sürdürdüğü, EPDK verilerine göre, sektör kârlılık oranının %14,94436 olduğu, bu nedenle davacı şirketin kârlılık oranının da %14,94436 olması gerektiği kabul edilmek suretiyle kayıt dışı hasılat elde ettiğinden bahisle dava konusu cezalı tarhiyatlar yapılmış ise de başkaca açık ve somut bir tespit ve hukuken geçerli deliller ortaya konulmadan, davacı şirketin salt kârlılık oranının sektör kârlılık oranından düşük olduğundan bahisle kayıtdışı hasılat elde ettiği varsayımıyla davacı şirket adına 2019 yılına ilişkin olarak yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle vergi mahkemesi kararının %6 kârlılık oranı üzerinden hesaplanan hesaplanan matrah farkından kaynaklanan bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile geçici vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezasına ilişkin kısmı kaldırılarak bu kısım bakımından davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne, davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Vergi tekniği raporunda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere, mükellefin kayıt dışı bir ticari faaliyetinin bulunduğu, ilgili kayıt dışı faaliyeti yasal kayıt ve beyanlarına intikal ettirmediği, kayıt dışı satılan emtiaya ait tutarlara ilişkin vergisel yükümlülüklerden kaçınma yoluna girdiği, kamu yararını gözetmediği, yasal beyanlarında ilgili faaliyetten elde edilen kazancın vergilendirilmediği, ilgili kazanca ait fatura, fiş vb. belge düzenlemediği, mükellefin vergisel yükümlülüklerden kaçınmak suretiyle kamu zararına sebep olduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 29/11/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.