‹ Ana sayfa
Danıştay9. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 9. Daire E.2022/2413 K.2024/1382

Esas No: 2022/2413 · Karar No: 2024/1382 · Karar Tarihi: 25.03.2024
T.C. DANIŞTAY
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2022/2413
Karar No : 2024/1382

TEMYİZ EDENLER :1-(DAVALI) ... Vergi Dairesi Başkanlığı
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)

VEKİLİ: Av. ...

2-(DAVACI) ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... Madencilik San. Tic. Ltd. Şti'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacının banka hesapları ile taşınmazlarına uygulanan haciz işleminin iptali ile tahsil edilen tutarın iadesi istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu haciz işleminin, davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... ila ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmı yönünden; söz konusu ödeme emirlerinin tebliğ tarihinde davacının adres kayıt sistemindeki adresinin "... Mahallesi ... Sokak No:... .../..." olmasına rağmen, tebligatın farklı numarada kayıtlı adrese yapılmaya çalışıldığı ve savunma dilekçesi ekinde sunulan tebliğ alındısında yerleşim yeri adresine ikinci kez gidildiği şerhi düşülmesine karşın bu durumun sehven tebliğ alındısına yazıldığı ve adrese bir kez gidildiğinin belirtildiğinin görüldüğü, bu durumda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesi uyarınca davacıya yapılacak tebligatların (1. ve 2. tebligatın) davacının adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılması ve davacının adreste bulunamaması halinde ikinci kez tebliğe çalışılması gerekirken, bu hususlara riayet edilmeksizin yapılan tebligatın usulüne uygun olduğundan bahsetmek olanaklı olmadığından, anılan ödeme emirlerine istinaden davacıya ait banka hesapları ile taşınmazları üzerine konulan haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu haciz işleminin davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinden kaynaklanan kısmı yönünden; ödeme emrinde yer alan vergi borçlarına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... tarih ve ..., ... sayılı ihbarnamelerin şirketin kanuni temsilcisinin yerleşim yeri adresinde vekili olan kişiye tebliğ edildiği, ancak şirkete ait ihbarnamenin öncelikle şirket adresine tebliğ edilmeye çalışılması gerekirken, davalı idarece bu usule uyulmadığının görüldüğü, bu durumda, 2011 yılına ilişkin cezalı vergileri içeren ihbarnamelerin en geç 31/12/2016 tarihinde usulüne uygun olarak ilgilisine tebliği gerekirken, zamanaşımı süresi içinde tarh edilerek usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği anlaşılan vergi borçlarına ilişkin amme alacağının eksik borç haline gelmesi nedeniyle cebren tahsili cihetine gidilemeyeceği açık olduğundan, anılan ödeme emirlerine istinaden davacıya ait banka hesapları ile taşınmazları üzerine konulan haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu haciz işleminin iptali ile davacıdan tahsil edilen tutarın davacıya iadesine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu haciz işleminin, davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... ila ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmına ilişkin verilen Vergi Mahkemesi kararı hukuka uygun olduğundan istinaf isteminin reddi gerektiği, dava konusu haciz işleminin, davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinden kaynaklanan kısmına karşı yapılan istinaf istemi yönünden, olayda, dava konusu haczin dayanağı olan ve davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin davacının yerleşim yeri adresinde 16/10/2018 tarihinde yardımcısı olduğu belirtilen kişiye 213 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak tebliğ edildiği ve dava konusu edilmeyerek kesinleştiğinin anlaşıldığı, bu itibarla, cebren takibe devam edilmesinin yasa gereği zorunlu olduğu sabit olduğundan anılan ödeme emrinde yer alan borçlara istinaden davacının banka hesapları ile taşınmazları üzerine uygulanan haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen kabulüne, Vergi Mahkemesi kararnının ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinde yer alan borçlara istinaden davacının banka hesapları ile taşınmazları üzerine konulan haciz işlemine ilişkin kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
DAVACININ İDDİALARI: Asıl borçlu ... Madencilik San. Tic. Ltd. Şti. adına düzenlenen ihbarnameler ile ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilmediği iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.

DAVALININ İDDİALARI: Re'sen dikkate alınacak hususlar doğrultusunda kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı tarafından savunma verilmemiştir. Davacının savunması yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Davalının temyiz isteminin reddi, davacının ise temyiz isteminin kabulü ile Daire kararında belirtilen gerekçeyle Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

GEREKÇE:
MADDİ

OLAY: ... Madencilik San. Tic. Ltd. Şti'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacının banka hesapları ile taşınmazlarına uygulanan haciz işleminin iptali ile tahsil edilen tutarın iadesi istenilmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil olanağı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, 62. maddesinde, borçlunun mal bildiriminde gösterilen ve tahsil dairesince tespit edilen borçlu ve üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı, 64. maddesinde de, haciz muamelelerinin tahsil dairelerince düzenlenen ve alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memuru veya tevkil edeceği memur tarafından tasdik edilen haciz varakalarına dayanılarak yapılacağı hükümleri düzenlenmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında, 01/07/2015 tarihine kadar maddede belirtilen hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacağı, 12. fıkrasında, altıncı fıkranın (b) bendi, dokuzuncu fıkra ve onbirinci fıkra uyarınca ticaret sicilinden unvanları silinecek şirket veya kooperatiflerin borçlarının, unvanlarının silinmesine engel teşkil etmeyeceği ancak ticaret sicilinden kaydı silinen anonim şirketler ve kooperatiflerin kanuni temsilcileri ile limited şirket ortaklarının, silinme tarihinden önceki kamu borçlarından doğan sorumluluklarının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında devam edeceği, (15) numaralı fıkrasında ise, bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edileceği, bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığının, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği, hazinenin bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmayacağı, tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu haciz işleminin, davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... ila ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmı ile tahsil edilen tutarın iadesine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen kısımının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Bölge idare mahkemesi kararının, dava konusu haciz işleminin, davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinden kaynaklanan kısımına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davacının temyiz istemine gelince;
Dosyanın incelenmesinden; davacının ortağı olduğu ... Madencilik San. Tic. Ltd. Şti.'nin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7'inci maddesi uyarınca 27/10/2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, bu durumun 10/11/2015 tarih ve 8943 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, şirketin ticaret sicilinden re'sen silinerek tüzel kişiliğinin sona ermesinin ardından şirket adına 27/07/2016 tarihli ihbarnameler ile 24/02/2017 tarihli ödeme emrinin düzenlendiği ve dava edilmeksizin kesinleştiğinden bahisle amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından, davacı adına ortak sıfatıyla ödeme emirleri düzenlendiği ve vergi borcu tahsil edilemediğinden davacının banka hesapları ile taşınmazlarına haciz uygulandığı anlaşılmaktadır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen kaydı silinen ... Madencilik San. Tic. Ltd. Şti.'nin tüzel kişiliği, ticaret sicilinden silindiği tarihte sona ermiş olacağından, tüzel kişiliğin sona ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket adına tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemlerinin yapılması ve yapılan işlemlerin de, herhangi bir hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığı dikkate alındığında, ticaret sicilinden resen terkin edilen şirket tüzel kişiliği adına kesinleşen vergi borcu bulunmaması nedeniyle, şirket ortağı sıfatıyla davacının banka hesapları ile taşınmazlarına haciz uygulanmasında ve davacıdan tahsilat yapılmasında hukuka uygunluk bulunmadığından, davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu kısmen kabul ederek, Vergi Mahkemesi kararının ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinde yer alan borçlara istinaden davacının banka hesapları ile taşınmazları üzerine konulan haciz işlemine ilişkin kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın reddine karar veren Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan kısmında isabet görülmemiştir.

Öte yandan, aynı Kanun'un geçici 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca tasfiyesiz olarak ticaret sicilinden terkin edilen şirketler yönünden aynı maddenin (15) numaralı fıkrasında, alacaklılar ile hukuki menfaatleri bulunanların mahkemeye başvurarak tüzel kişiliği sona eren şirketin ihyasını isteyebilecekleri de açıktır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne, davalının temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, dava konusu haciz işleminin, davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinden kaynaklanan kısmının BOZULMASINA, kalan kısmının ONANMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 25/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?