Danıştay9. Daireİdare Hukuku
Danıştay 9. Daire E.2022/1572 K.2023/5023
T.C.D A N I Ş T A YDOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2022/1572 Karar No : 2023/5023 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi ...
**VEKİLİ:** Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ:Dava konusu istem: Tasfiye Halinde ... Kesici Takım İnş. ve Teks. Tic. Ltd. Şti.'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesapları, İzmir ili, Bornova ilçesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz ile Konya ili, Selçuklu ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı üzerine uygulanan haciz işleminin kaldırılması istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... Vergi Mahkemesinin .. tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu haczin dayanağı ödeme emri içeriği borçların vade tarihlerinin 2012 ve 2013 yılları olduğu, asıl borçlu şirket ve davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin en son 2013 yılında tebliğ edildiği, 21/01/2014 tarihinde ise davacının aracına haciz uygulandığı, bu tarihten sonra beş yıllık tahsil zamanaşımı süresi içinde zamanaşımını kesen sebep bulunmadığından vadeleri 2012 ve 2013 yılları olan ödeme emirleri içeriği kamu alacaklarının zamanaşımına uğradığı, zamanaşımına uğrayan kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına uygulanan haciz işlemlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, haciz işleminin iptaline karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince, davacı adına düzenlenen ödeme emri içeriği borçların vade tarihlerinin 2012 ve 2013 yılları olduğu, asıl borçlu şirket ve davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin en son 2013 yılında tebliğ edildiği, 21/01/2014 tarihinde ise davacının aracına haciz uygulandığı, bu tarihten sonra beş yıllık tahsil zamanaşımı süresi içinde zamanaşımını kesen sebep bulunmadığından vadeleri 2012 ve 2013 yılları olan ödeme emirleri içeriği kamu alacaklarının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, asıl borçlu şirket tarafından 29/09/2014 tarihinde 6552 sayılı, 05/10/2016 tarihinde 6736 sayılı, 11/07/2018 tarihinde 7143 sayılı Kanundan faydalanılarak borçların bir kısmının ödendiği, amme alacağının, ödeme planlarına bağlanarak yapılandırılması karşısında tahsil zamanaşımına uğramadığı anlaşılmış ise de asıl borçlu şirkete ait borçların, davacının kanuni temsilcilik görevinin sona erdiği 11/04/2018 tarihinden sonra 11/07/2018 tarihinde 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılması nedeniyle nitelik değiştirip yeni bir borç haline geldiği, oluşan yeni hukuki durum uyarınca yapılandırma tarihi itibariyle asıl borçlu şirketle ilişkisi bulunmayan davacının söz konusu borçlardan sorumlu tutulamayacağı, bu nedenle dava konusu haciz işlemlerinde hukuka uyarlık, davanın kabulü yolunda verilen Mahkeme kararında ise sonucu itibariyle hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Asıl borçlu şirket tarafından borçların yapılandırılması nedeniyle zamanaşımı kesildiğinden borçların zamanaşımına uğramadığı, davacı adına düzenlenen ödeme emirleri usulüne uygun olarak ilanen tebliğ edildiğinden kesinleşen borçlar nedeniyle davanın banka hesaplarına ve taşınmazlarına uygulanan haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1.Davalının temyiz isteminin reddine,2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 30/11/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.(X)KARŞI OY:213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesine göre, kanuni temsilcilerin tüzel kişinin borçlarından dolayı sorumlu tutulabilmesi için, usulüne uygun olarak takip edilmesine rağmen amme alacağının tüzel kişiden tahsil edilememiş olması ve adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenen kişinin, amme alacağının ilişkin bulunduğu vergilendirme dönemi, beyan ve vade tarihlerinde kanuni temsilci olarak görev yapmış olması, asıl borçlu şirketten amme alacağının tahsil edilemediğinin veya tahsil edilemeyeceğinin ortaya konulmuş olması ve kanuni temsilci olduğu dönemdeki vergi ödevi ile ilgili kusur sorumluluğunun ortaya konulması gereklidir.Yeniden yapılandırma yasaları olarak da nitelendirilen kimi özel yasalar kapsamında yükümlülere, vergi borcunun vadesi değiştirilip yeni bir ödeme planına bağlanarak, ödenmesi konusunda, yasal gecikme faizi ve gecikme zammı oranları daha düşük uygulanmak suretiyle, kimi koşullarla kolaylıklar sağlanmaktadır. Yeniden yapılandırılan borcun ödenmemesi halinde, diğer bir deyişle yapılandırmaya ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hakkın kaybedilmesi ve bunun sonucunda yapılandırmanın iptali durumunda tahsil işlemlerine kalındığı yerden devam edilmesi sorumluluk, takip/tahsilata ilişkin yasa kuralları gereğidir. Yapılandırmaya başvurulmuş olması ve buna bağlı olarak amme alacağının yeni ödeme planına bağlanmış olması tek başına borcun niteliğini değiştiren hukuki bir durum değildir.Diğer bir anlatımla, amme alacağının özel yasalara göre ödenmek üzere başvuruda bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması, zamanaşımına olan etkisi dışında, asıl borçluya ait amme borcunun ödenmemesi halinde kanuni temsilcinin sorumluluğunu düzenleyen kurallar gereğince, borcun takibinde gelinen aşamayı değiştirmez. Yapılandırma başvuruları nedeniyle takip sürecinin yeniden/tekrar baştan başlatılması gibi bir görüş, belirli aralıklarla çıkarılan, yeniden yapılandırma yasalarının, amme alacağının mükelleflere kimi kolaylıklar sağlanarak bir an önce tahsilinin sağlanması amacına da uygun düşmez.Bu bakımdan, davacının kanuni temsilcisi olduğu asıl borçlunun 7143 sayılı Kanun kapsamında borcun ödenmesi amacıyla başvuruda bulunmuş olmasının, başvuru tarihinden önce amme alacağının tahsili için ilgili yasalara göre başlatılan/yapılan takip işlemlerini geçersiz hale getirmesine ve sorumluluğu ortadan kaldırmasına hukuken olanak yoktur.Açıklanan nedenlerle, davacının kanuni temsilci olarak sorumluluğu incelenerek bir karar verilmek üzere, temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.
**VEKİLİ:** Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ:Dava konusu istem: Tasfiye Halinde ... Kesici Takım İnş. ve Teks. Tic. Ltd. Şti.'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesapları, İzmir ili, Bornova ilçesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz ile Konya ili, Selçuklu ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı üzerine uygulanan haciz işleminin kaldırılması istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... Vergi Mahkemesinin .. tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu haczin dayanağı ödeme emri içeriği borçların vade tarihlerinin 2012 ve 2013 yılları olduğu, asıl borçlu şirket ve davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin en son 2013 yılında tebliğ edildiği, 21/01/2014 tarihinde ise davacının aracına haciz uygulandığı, bu tarihten sonra beş yıllık tahsil zamanaşımı süresi içinde zamanaşımını kesen sebep bulunmadığından vadeleri 2012 ve 2013 yılları olan ödeme emirleri içeriği kamu alacaklarının zamanaşımına uğradığı, zamanaşımına uğrayan kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına uygulanan haciz işlemlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, haciz işleminin iptaline karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesince, davacı adına düzenlenen ödeme emri içeriği borçların vade tarihlerinin 2012 ve 2013 yılları olduğu, asıl borçlu şirket ve davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin en son 2013 yılında tebliğ edildiği, 21/01/2014 tarihinde ise davacının aracına haciz uygulandığı, bu tarihten sonra beş yıllık tahsil zamanaşımı süresi içinde zamanaşımını kesen sebep bulunmadığından vadeleri 2012 ve 2013 yılları olan ödeme emirleri içeriği kamu alacaklarının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, asıl borçlu şirket tarafından 29/09/2014 tarihinde 6552 sayılı, 05/10/2016 tarihinde 6736 sayılı, 11/07/2018 tarihinde 7143 sayılı Kanundan faydalanılarak borçların bir kısmının ödendiği, amme alacağının, ödeme planlarına bağlanarak yapılandırılması karşısında tahsil zamanaşımına uğramadığı anlaşılmış ise de asıl borçlu şirkete ait borçların, davacının kanuni temsilcilik görevinin sona erdiği 11/04/2018 tarihinden sonra 11/07/2018 tarihinde 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılması nedeniyle nitelik değiştirip yeni bir borç haline geldiği, oluşan yeni hukuki durum uyarınca yapılandırma tarihi itibariyle asıl borçlu şirketle ilişkisi bulunmayan davacının söz konusu borçlardan sorumlu tutulamayacağı, bu nedenle dava konusu haciz işlemlerinde hukuka uyarlık, davanın kabulü yolunda verilen Mahkeme kararında ise sonucu itibariyle hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Asıl borçlu şirket tarafından borçların yapılandırılması nedeniyle zamanaşımı kesildiğinden borçların zamanaşımına uğramadığı, davacı adına düzenlenen ödeme emirleri usulüne uygun olarak ilanen tebliğ edildiğinden kesinleşen borçlar nedeniyle davanın banka hesaplarına ve taşınmazlarına uygulanan haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1.Davalının temyiz isteminin reddine,2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 30/11/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.(X)KARŞI OY:213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesine göre, kanuni temsilcilerin tüzel kişinin borçlarından dolayı sorumlu tutulabilmesi için, usulüne uygun olarak takip edilmesine rağmen amme alacağının tüzel kişiden tahsil edilememiş olması ve adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenen kişinin, amme alacağının ilişkin bulunduğu vergilendirme dönemi, beyan ve vade tarihlerinde kanuni temsilci olarak görev yapmış olması, asıl borçlu şirketten amme alacağının tahsil edilemediğinin veya tahsil edilemeyeceğinin ortaya konulmuş olması ve kanuni temsilci olduğu dönemdeki vergi ödevi ile ilgili kusur sorumluluğunun ortaya konulması gereklidir.Yeniden yapılandırma yasaları olarak da nitelendirilen kimi özel yasalar kapsamında yükümlülere, vergi borcunun vadesi değiştirilip yeni bir ödeme planına bağlanarak, ödenmesi konusunda, yasal gecikme faizi ve gecikme zammı oranları daha düşük uygulanmak suretiyle, kimi koşullarla kolaylıklar sağlanmaktadır. Yeniden yapılandırılan borcun ödenmemesi halinde, diğer bir deyişle yapılandırmaya ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hakkın kaybedilmesi ve bunun sonucunda yapılandırmanın iptali durumunda tahsil işlemlerine kalındığı yerden devam edilmesi sorumluluk, takip/tahsilata ilişkin yasa kuralları gereğidir. Yapılandırmaya başvurulmuş olması ve buna bağlı olarak amme alacağının yeni ödeme planına bağlanmış olması tek başına borcun niteliğini değiştiren hukuki bir durum değildir.Diğer bir anlatımla, amme alacağının özel yasalara göre ödenmek üzere başvuruda bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması, zamanaşımına olan etkisi dışında, asıl borçluya ait amme borcunun ödenmemesi halinde kanuni temsilcinin sorumluluğunu düzenleyen kurallar gereğince, borcun takibinde gelinen aşamayı değiştirmez. Yapılandırma başvuruları nedeniyle takip sürecinin yeniden/tekrar baştan başlatılması gibi bir görüş, belirli aralıklarla çıkarılan, yeniden yapılandırma yasalarının, amme alacağının mükelleflere kimi kolaylıklar sağlanarak bir an önce tahsilinin sağlanması amacına da uygun düşmez.Bu bakımdan, davacının kanuni temsilcisi olduğu asıl borçlunun 7143 sayılı Kanun kapsamında borcun ödenmesi amacıyla başvuruda bulunmuş olmasının, başvuru tarihinden önce amme alacağının tahsili için ilgili yasalara göre başlatılan/yapılan takip işlemlerini geçersiz hale getirmesine ve sorumluluğu ortadan kaldırmasına hukuken olanak yoktur.Açıklanan nedenlerle, davacının kanuni temsilci olarak sorumluluğu incelenerek bir karar verilmek üzere, temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.