Danıştay9. Daireİdare Hukuku
Danıştay 9. Daire E.2021/3598 K.2023/4851
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/3598
Karar No : 2023/4851
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : S.S ...Yapı Kooperatifi
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, ihtirazı kayıtla vermiş olduğu beyannameye istinaden tahakkuk ettirilen 2014 yılı kurumlar vergisi ile 2015/Ocak-Mart dönemi geçici verginin kaldırılması ve fazladan ödenen tutarın iadesi istemiyle açılan davalarda verilen davaya konu vergilerin kaldırılması ve idarece yapılacak inceleme sonucunda bulunacak ödenecek vergiler ile ödenen vergi tutarları arasında davacıya iadesi gereken artı bir değer çıkması halinde davacıya iadesi yönündeki kararlar uyarınca fazladan ödenen tutarın iadesi istemiyle yapılan başvuru üzerine düzenlenen vergi inceleme raporlarına dayanılarak 2014 yılı için 289.389,10.-TL, 2015 yılı için 221.656,32.TL tutarında kurumlar vergisi iadesi gerektiği sonucuna varıldığının bildirildiği ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile fazladan ödenen toplam 1.506.480,90.-TL kurumlar vergisinin tecil faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; davalı idarece savunma dilekçesinde, dava konusu edilen işlemin icrai bir işlem olmadığı itirazında bulunulmuş ise de, uyuşmazlığa ilişkin Mahkemelerinin ... tarih ve E:... K:... sayılı ilamı ile aynı tarih ve E..., K:... sayılı ilamının mevcudiyetini koruması ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesi hükmü uyarınca esasa ilişkin mahkeme kararlarına göre idarece gecikmeksizin işlem tesis edilmesinin yasal bir zorunluluk olması karşısında, bu hususta tesis edilen ve davacıya tebliğ edilen davalı idare tasarruf ve iradesini açıkça ortaya koyan dava konusu işlem kesin ve yürütülebilir işlem mahiyetinde görüldüğünden davalı idarenin usulü itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçildiği, dava konusu işlemin dayanağı ... tarih ... ve ... sayılı vergi inceleme raporlarının incelenmesinde, rapora ekli inceleme tutanağında tespit edildiği üzere mükellefin 2014 yılında aktifinde bulunan 343 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazı ... tarih ve ... no'lu fatura ile 4.911.110,00.-TL bedelle, 2015 yılında aktifinde bulunan ... ada ... parselde kayıtlı taşınmazı ... tarih ve ... no'lu fatura ile 3.659.370,40.-TL bedelle sattığı, satışı yapılan anılan taşınmazlar yönünden enflasyon düzeltme işleminin uygulanabilmesi için enflasyon oranındaki kümülatif artışın son üç yıl içinde %100 gibi yüksek bir sınıra ulaşması ve bununla birlikte uygulamanın yapılacağı hesap dönemine ilişkin enflasyon oranının %10 olmasının gerektiği, bu iki şart son olarak 2004 yılında gerçekleştiğinden 2005-2018 yılları arasında enflasyon düzeltmesi uygulaması yapılmasının mümkün bulunmadığı, ayrıca 5024 sayılı Kanun'la getirilen ve Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298.maddesinde yer alan enflasyon düzeltmesi işlemi ile yeniden değerleme müessesesi kaldırıldığından, kanun maddesinde yer alan şartları haiz mükellefler yönünden enflasyon düzeltmesi haricinde başka bir değerleme işlemi yapılamayacağı, mükellef kurum temsilcisince ... ada ... parsel için 9,40.-TL, ... ada ... parsel için 7,00.-TL gider yapıldığı ifade edilmiş ise de, bu hususta mükellef kurum temsilcisinin ifadesi dışında herhangi bir defter kaydı, belge gibi harcamaların gerçek mahiyetinin ortaya konulması açısından somut delil sunulmadığından bu maliyetlerin kabul edilmediği, buna göre kayıtlarda 38,50.-TL satınalma bedeli gösterilen ... ada ... parselin 2004 yılı 2. düzeltilmiş maliyetinin 1.446.984,05.-TL, 28,70.-TL satınalma bedeli gösterilen ... ada ... parselin 2. düzeltilmiş maliyetinin 1.078.660,84.-TL olarak hesaplandığı, kayıtlı satış bedellerinden düzeltilmiş maliyetler çıkarıldığında 2014 yılında 4.911.110,00-1.446.984,05= 3.464.125,95.-TL, 2015 yılında 3.659.370,40-1.078.660,84=2.580.709,56.-TL arsa satış kazancı tespit edildiği, buna göre yeniden düzenlenen kurumlar vergisi beyannamelerine göre 2014 takvim yılında ödenmesi gereken kurumlar vergisi tutarının 447.271,62.-TL ve mükellefçe fazladan ödenen kurumlar vergisinin 289.389,10.-TL olduğu, 2015 takvim yılında ödenmesi gereken kurumlar vergisi bulunmadığı ve mükellefçe fazladan ödenen 215.726,43.-TL kurumlar vergisinin iadesinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış olduğu, öte yandan davacı kooperatifin ... tarih ve ... kayıt no'lu dilekçesine istinaden Bodrum Geçici Takdir Komisyonu Başkanlığı'nın ... tarih ... ve ... no'lu kararlarıyla anılan taşınmazlar yönünden emsal bedel belirlenmiş ise de, emsal bedelin gerçek bedeli olmayan veya bilinmeyen veyahut doğru olarak tespit edilemeyen bir malın değerleme gününde satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı değeri ihtiva etmesi, somut olayda ise anılan taşınmazların satınalma bedellerinin davacı kooperatifin yasal defter ve kayıtları ile sabit olması karşısında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 269. maddesi uyarınca iktisadi işletmelere dahil gayrimenkullerin maliyet bedelleri üzerinden değerleneceği hüküm altına alınmış bulunduğundan davacının kurum kazancının belirlenmesinde emsal bedelin dikkate alınması gerektiği yönündeki iddiasının yerinde görülmediği, bu durumda, 5024 sayılı Kanun'la getirilen ve Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesinde yer alan enflasyon düzeltmesi işlemi ile yeniden değerleme müessesesi kaldırıldığından safi kazanç hesabında mali tablolarda yer alan ve satınalma değerleri bilinen iktisadi işletmeye dahil satışa konu gayrimenkuller yönünden enflasyon düzeltmesi yapılmış maliyet bedellerinin esas olması, davalı idarece de Mahkeme kararları doğrultusunda 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298 ve geçici 25. maddesi uyarınca düzeltilmiş maliyet hesabı yapılarak safi kazanç hesabı yoluna gidilmesi, satınalma bedeline eklenebilecek giderler yönünden de Kanun'un 270. maddesinde tahdidi olarak sayılan giderlere ilişkin davacı tarafından somut herhangi bir defter kaydı ve fatura ibraz edilememesi karşısında (ayrıca davacı tarafından yapıldığı iddia olunan masrafların masrafın yapıldığı yılda genel giderler içerisinde gösterilmesi de mümkün bulunduğundan) kısmen iadeye ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği, davacının faiz istemine gelince, işleme dayanak mahkeme kararlarında "idarece yapılacak inceleme sonucunda bulunacak ödenecek vergiler ile ödenen vergi tutarları arasında davacıya iadesi gereken artı bir değer çıkması halinde davacıya geri verilmesi" yönünde karar verildiği dikkate alındığında, idarece tesis edilen dava konusu işlemin davacıdan fazla veya yersiz tahsil olunan vergi miktarının belirlenmesinden ibaret olması, faiz miktarına ilişkin herhangi bir menfi/müspet değerlendirmeyi içermemesi, bu husustaki ihtilafın ise ancak idarece yapılacak ödeme tarihi itibarıyla iade uygulamasına bağlı olarak ortaya çıkmasının mümkün bulunması karşısında, ödeme tarihi itibarıyla idare uygulamasına bağlı olarak açılacak yeni bir davanın konusunu oluşturan faiz isteminin de bu aşamada reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:İhtirazı kayıtla vermiş olduğu beyannameye istinaden tahakkuk ettirilen 2014 yılı kurumlar vergisi ile 2015/Ocak-Mart dönemi geçici verginin kaldırılması ve fazladan ödenen tutarın iadesi istemiyle açılan davalarda Vergi Mahkemelerince verilen kararların gerekçelerine uyulmadığı, taşınmazların gerçek maliyet bedellerinin araştırılmadığı, taşınmazların encümen kararına göre ifraz için yapılan giderler, alınan mühendislik hizmeti ve avukatlık hizmeti ile dava harcı giderleri ve emlak vergisi giderlerinin gözetilmediği, taşınmazların takdir komisyonu kararları ile belirlenen emsal bedellerinin nazara alınmadığı, iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz isteminde bulunandan ...TL maktu harç alınmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 28/11/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/3598
Karar No : 2023/4851
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : S.S ...Yapı Kooperatifi
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, ihtirazı kayıtla vermiş olduğu beyannameye istinaden tahakkuk ettirilen 2014 yılı kurumlar vergisi ile 2015/Ocak-Mart dönemi geçici verginin kaldırılması ve fazladan ödenen tutarın iadesi istemiyle açılan davalarda verilen davaya konu vergilerin kaldırılması ve idarece yapılacak inceleme sonucunda bulunacak ödenecek vergiler ile ödenen vergi tutarları arasında davacıya iadesi gereken artı bir değer çıkması halinde davacıya iadesi yönündeki kararlar uyarınca fazladan ödenen tutarın iadesi istemiyle yapılan başvuru üzerine düzenlenen vergi inceleme raporlarına dayanılarak 2014 yılı için 289.389,10.-TL, 2015 yılı için 221.656,32.TL tutarında kurumlar vergisi iadesi gerektiği sonucuna varıldığının bildirildiği ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile fazladan ödenen toplam 1.506.480,90.-TL kurumlar vergisinin tecil faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; davalı idarece savunma dilekçesinde, dava konusu edilen işlemin icrai bir işlem olmadığı itirazında bulunulmuş ise de, uyuşmazlığa ilişkin Mahkemelerinin ... tarih ve E:... K:... sayılı ilamı ile aynı tarih ve E..., K:... sayılı ilamının mevcudiyetini koruması ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesi hükmü uyarınca esasa ilişkin mahkeme kararlarına göre idarece gecikmeksizin işlem tesis edilmesinin yasal bir zorunluluk olması karşısında, bu hususta tesis edilen ve davacıya tebliğ edilen davalı idare tasarruf ve iradesini açıkça ortaya koyan dava konusu işlem kesin ve yürütülebilir işlem mahiyetinde görüldüğünden davalı idarenin usulü itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçildiği, dava konusu işlemin dayanağı ... tarih ... ve ... sayılı vergi inceleme raporlarının incelenmesinde, rapora ekli inceleme tutanağında tespit edildiği üzere mükellefin 2014 yılında aktifinde bulunan 343 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazı ... tarih ve ... no'lu fatura ile 4.911.110,00.-TL bedelle, 2015 yılında aktifinde bulunan ... ada ... parselde kayıtlı taşınmazı ... tarih ve ... no'lu fatura ile 3.659.370,40.-TL bedelle sattığı, satışı yapılan anılan taşınmazlar yönünden enflasyon düzeltme işleminin uygulanabilmesi için enflasyon oranındaki kümülatif artışın son üç yıl içinde %100 gibi yüksek bir sınıra ulaşması ve bununla birlikte uygulamanın yapılacağı hesap dönemine ilişkin enflasyon oranının %10 olmasının gerektiği, bu iki şart son olarak 2004 yılında gerçekleştiğinden 2005-2018 yılları arasında enflasyon düzeltmesi uygulaması yapılmasının mümkün bulunmadığı, ayrıca 5024 sayılı Kanun'la getirilen ve Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298.maddesinde yer alan enflasyon düzeltmesi işlemi ile yeniden değerleme müessesesi kaldırıldığından, kanun maddesinde yer alan şartları haiz mükellefler yönünden enflasyon düzeltmesi haricinde başka bir değerleme işlemi yapılamayacağı, mükellef kurum temsilcisince ... ada ... parsel için 9,40.-TL, ... ada ... parsel için 7,00.-TL gider yapıldığı ifade edilmiş ise de, bu hususta mükellef kurum temsilcisinin ifadesi dışında herhangi bir defter kaydı, belge gibi harcamaların gerçek mahiyetinin ortaya konulması açısından somut delil sunulmadığından bu maliyetlerin kabul edilmediği, buna göre kayıtlarda 38,50.-TL satınalma bedeli gösterilen ... ada ... parselin 2004 yılı 2. düzeltilmiş maliyetinin 1.446.984,05.-TL, 28,70.-TL satınalma bedeli gösterilen ... ada ... parselin 2. düzeltilmiş maliyetinin 1.078.660,84.-TL olarak hesaplandığı, kayıtlı satış bedellerinden düzeltilmiş maliyetler çıkarıldığında 2014 yılında 4.911.110,00-1.446.984,05= 3.464.125,95.-TL, 2015 yılında 3.659.370,40-1.078.660,84=2.580.709,56.-TL arsa satış kazancı tespit edildiği, buna göre yeniden düzenlenen kurumlar vergisi beyannamelerine göre 2014 takvim yılında ödenmesi gereken kurumlar vergisi tutarının 447.271,62.-TL ve mükellefçe fazladan ödenen kurumlar vergisinin 289.389,10.-TL olduğu, 2015 takvim yılında ödenmesi gereken kurumlar vergisi bulunmadığı ve mükellefçe fazladan ödenen 215.726,43.-TL kurumlar vergisinin iadesinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış olduğu, öte yandan davacı kooperatifin ... tarih ve ... kayıt no'lu dilekçesine istinaden Bodrum Geçici Takdir Komisyonu Başkanlığı'nın ... tarih ... ve ... no'lu kararlarıyla anılan taşınmazlar yönünden emsal bedel belirlenmiş ise de, emsal bedelin gerçek bedeli olmayan veya bilinmeyen veyahut doğru olarak tespit edilemeyen bir malın değerleme gününde satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı değeri ihtiva etmesi, somut olayda ise anılan taşınmazların satınalma bedellerinin davacı kooperatifin yasal defter ve kayıtları ile sabit olması karşısında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 269. maddesi uyarınca iktisadi işletmelere dahil gayrimenkullerin maliyet bedelleri üzerinden değerleneceği hüküm altına alınmış bulunduğundan davacının kurum kazancının belirlenmesinde emsal bedelin dikkate alınması gerektiği yönündeki iddiasının yerinde görülmediği, bu durumda, 5024 sayılı Kanun'la getirilen ve Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesinde yer alan enflasyon düzeltmesi işlemi ile yeniden değerleme müessesesi kaldırıldığından safi kazanç hesabında mali tablolarda yer alan ve satınalma değerleri bilinen iktisadi işletmeye dahil satışa konu gayrimenkuller yönünden enflasyon düzeltmesi yapılmış maliyet bedellerinin esas olması, davalı idarece de Mahkeme kararları doğrultusunda 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298 ve geçici 25. maddesi uyarınca düzeltilmiş maliyet hesabı yapılarak safi kazanç hesabı yoluna gidilmesi, satınalma bedeline eklenebilecek giderler yönünden de Kanun'un 270. maddesinde tahdidi olarak sayılan giderlere ilişkin davacı tarafından somut herhangi bir defter kaydı ve fatura ibraz edilememesi karşısında (ayrıca davacı tarafından yapıldığı iddia olunan masrafların masrafın yapıldığı yılda genel giderler içerisinde gösterilmesi de mümkün bulunduğundan) kısmen iadeye ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği, davacının faiz istemine gelince, işleme dayanak mahkeme kararlarında "idarece yapılacak inceleme sonucunda bulunacak ödenecek vergiler ile ödenen vergi tutarları arasında davacıya iadesi gereken artı bir değer çıkması halinde davacıya geri verilmesi" yönünde karar verildiği dikkate alındığında, idarece tesis edilen dava konusu işlemin davacıdan fazla veya yersiz tahsil olunan vergi miktarının belirlenmesinden ibaret olması, faiz miktarına ilişkin herhangi bir menfi/müspet değerlendirmeyi içermemesi, bu husustaki ihtilafın ise ancak idarece yapılacak ödeme tarihi itibarıyla iade uygulamasına bağlı olarak ortaya çıkmasının mümkün bulunması karşısında, ödeme tarihi itibarıyla idare uygulamasına bağlı olarak açılacak yeni bir davanın konusunu oluşturan faiz isteminin de bu aşamada reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:İhtirazı kayıtla vermiş olduğu beyannameye istinaden tahakkuk ettirilen 2014 yılı kurumlar vergisi ile 2015/Ocak-Mart dönemi geçici verginin kaldırılması ve fazladan ödenen tutarın iadesi istemiyle açılan davalarda Vergi Mahkemelerince verilen kararların gerekçelerine uyulmadığı, taşınmazların gerçek maliyet bedellerinin araştırılmadığı, taşınmazların encümen kararına göre ifraz için yapılan giderler, alınan mühendislik hizmeti ve avukatlık hizmeti ile dava harcı giderleri ve emlak vergisi giderlerinin gözetilmediği, taşınmazların takdir komisyonu kararları ile belirlenen emsal bedellerinin nazara alınmadığı, iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz isteminde bulunandan ...TL maktu harç alınmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 28/11/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.