Danıştay 7. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 7. Daire E.2022/3795 K.2023/2902
Özet: Uyuşmazlık, 22/06/2014'te vefat eden bir miras sahibinin mülkiyetini miras alan yatırım şirketinin hisse senetlerinin veraset‑intikal vergisi matrahından düşük beyan edilmesi ve bu nedenle hesaplanan 414.325,86 TL Yİ‑ÜFE tutarının iptal edilmesi talebine dayanmaktadır. Mahkeme, temyiz istemini reddederek Bölge İdare Mahkemesi'nin kararını onaylayıp, dosyayı ilk derece mahkemesine göndermeye karar verdi.
T.C. DANIŞTAY YEDİNCİ DAİRE
Esas No: 2022/3795
Karar No: 2023/2902
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 22/06/2014 tarihinde vefat eden muristen intikal eden … Yatırım Anonim Şirketinin hisse senetlerinin değerinden düşük beyan edildiğinden bahisle, takdir komisyonu kararı uyarınca tarh edilen veraset intikal vergisinin 6736 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun kapsamında yapılandırılması işleminde gecikme faizi yerine hesaplanan 414.325,86 TL Yİ-ÜFE tutarının iptali istemiyle dava açılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bozma kararına uymak suretiyle, bir tarhiyata faiz işletilebilmesi için bunun re'sen, ikmalen ya da idarece tarh şekillerinden birine dahil olmasının gerektiği; veraset ve intikal vergisi bakımından yapılan ikinci tarhiyatın ikmalen tarhiyat değil, olması gereken matrahın mükelleflerce hesaplanmasının güçlüğü göz önüne alınarak matrahın doğru olarak belirlenmesini teminen idareye yüklenen eksiği giderme yükümlülüğü olduğu, nitekim olayda da, fer'i bir alacak olan gecikme faizinin bağlı bulunduğu tarhiyatın 213 sayılı Kanun'un 112. maddesinde sözü edilen tarhiyatlardan farklı olduğu, re'sen ya da idarece yapılan tarhiyat şekillerine girmediği; bu durumda, veraset ve intikal vergisine özgü olan bu tarhiyatın, davacının vergilendirme ile ilgili ödevlerini yerine getirmemesinden veya eksik yerine getirmesinden değil, idarenin davacıya murisinin terekesinden intikal eden hisse senetlerini farklı ölçüyü esas alarak değerlemesinden kaynaklandığı, dolayısıyla aynı değerleme ölçüsüne göre, saptanmaması nedeniyle söz konusu vergiye ceza uygulanmasına ve Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinde belirtilen tarhiyat yöntemlerinden farklı olması nedeniyle anılan vergi üzerinden gecikme faizi hesaplanmasına olanak bulunmadığı, bu bakımdan 6736 sayılı Kanunda gecikme faizi yerine bu Kanun'un yayımlandığı tarihe kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranlarının esas alınacağına dair düzenleme uyarınca, davacı adına tahakkuk ettirilmesine hukuken olanak bulunmayan gecikme faizi yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranlarının esas alınması suretiyle faiz hesaplanmasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davaya konu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Bu durumda, kararların, Danıştay tarafından bozulması halinde, bozmaya ilişkin kararlar üzerine yeniden verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları, bozma kararındaki esaslara uyulup uyulmadığı yönünden incelenebilecektir.
Temyiz istemine konu yapılan kararın Dairemizin 06/12/2021 tarih ve E:2018/5116, K:2021/5265 sayılı kararındaki esaslar doğrultusunda verildiği anlaşıldığından, temyiz konusu karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 09/06/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Esas No: 2022/3795
Karar No: 2023/2902
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 22/06/2014 tarihinde vefat eden muristen intikal eden … Yatırım Anonim Şirketinin hisse senetlerinin değerinden düşük beyan edildiğinden bahisle, takdir komisyonu kararı uyarınca tarh edilen veraset intikal vergisinin 6736 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun kapsamında yapılandırılması işleminde gecikme faizi yerine hesaplanan 414.325,86 TL Yİ-ÜFE tutarının iptali istemiyle dava açılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bozma kararına uymak suretiyle, bir tarhiyata faiz işletilebilmesi için bunun re'sen, ikmalen ya da idarece tarh şekillerinden birine dahil olmasının gerektiği; veraset ve intikal vergisi bakımından yapılan ikinci tarhiyatın ikmalen tarhiyat değil, olması gereken matrahın mükelleflerce hesaplanmasının güçlüğü göz önüne alınarak matrahın doğru olarak belirlenmesini teminen idareye yüklenen eksiği giderme yükümlülüğü olduğu, nitekim olayda da, fer'i bir alacak olan gecikme faizinin bağlı bulunduğu tarhiyatın 213 sayılı Kanun'un 112. maddesinde sözü edilen tarhiyatlardan farklı olduğu, re'sen ya da idarece yapılan tarhiyat şekillerine girmediği; bu durumda, veraset ve intikal vergisine özgü olan bu tarhiyatın, davacının vergilendirme ile ilgili ödevlerini yerine getirmemesinden veya eksik yerine getirmesinden değil, idarenin davacıya murisinin terekesinden intikal eden hisse senetlerini farklı ölçüyü esas alarak değerlemesinden kaynaklandığı, dolayısıyla aynı değerleme ölçüsüne göre, saptanmaması nedeniyle söz konusu vergiye ceza uygulanmasına ve Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinde belirtilen tarhiyat yöntemlerinden farklı olması nedeniyle anılan vergi üzerinden gecikme faizi hesaplanmasına olanak bulunmadığı, bu bakımdan 6736 sayılı Kanunda gecikme faizi yerine bu Kanun'un yayımlandığı tarihe kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranlarının esas alınacağına dair düzenleme uyarınca, davacı adına tahakkuk ettirilmesine hukuken olanak bulunmayan gecikme faizi yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranlarının esas alınması suretiyle faiz hesaplanmasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davaya konu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Bu durumda, kararların, Danıştay tarafından bozulması halinde, bozmaya ilişkin kararlar üzerine yeniden verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları, bozma kararındaki esaslara uyulup uyulmadığı yönünden incelenebilecektir.
Temyiz istemine konu yapılan kararın Dairemizin 06/12/2021 tarih ve E:2018/5116, K:2021/5265 sayılı kararındaki esaslar doğrultusunda verildiği anlaşıldığından, temyiz konusu karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 09/06/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.