‹ Ana sayfa
Danıştay7. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 7. Daire E.2021/379 K.2024/1639

Esas No: 2021/379 · Karar No: 2024/1639 · Karar Tarihi: 21.03.2024
Özet: 1) uyuşmazlık, kimyasal maddeler sanayi ve ticaret şirketinin 2015 dönemi vergi borçları ve ödeme emirleriyle ilgili olarak davacı tarafından açılan temyiz; 2) mahkeme, ödeme emirlerinin hukuka uygun ve borçların alacaklısının kanuni temsilci sıfatındaki sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını belirterek temyizi kabul etmedi ve kararının bozulmamasını hükmedti.
T.C. DANIŞTAY YEDİNCİ DAİRE
Esas No: 2021/379
Karar No: 2024/1639

TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Vergi Dairesi Başkanlığı
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI): ...

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Asıl borçlu ... Kimyevi Maddeler Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 2015 yılının muhtelif dönemlerine ait gelir (stopaj), özel tüketim ve damga vergileri ile vergi ziyaı cezaları, özel usulsüzlük cezaları, gecikme faizleri ve gecikme zammının tahsili amacıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesiyle, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Mahkemelerince verilen ara kararı üzerine ibraz edilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu ödeme emirleri muhteviyatı kamu alacaklarının bir kısmının asıl amme borçlusu şirketin beyanı üzerine tahakkuk eden; bir kısmının ise vergi inceleme raporuna istinaden tarh edilen vergi ve cezalardan oluştuğu, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen borçların vadesinde ödenmediği, şirketin malvarlığının bulunmadığı, 29/01/2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan ilana göre şirketin davacı tarafından tek ortaklı olarak 22/01/2015 tarihinde kurulduğu, 24/11/2015 tarihli ortaklar genel kurulu kararının 02/12/2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmesi ile davacının şirketteki hisselerini devrederek ortaklık ve yöneticilik sıfatının sona erdiği, kanuni temsilci olduğu dönemlerde doğan vergi borçlarının tahsili için davacı adına takibe geçildiği, asıl amme borçlusu şirket tarafından 19/06/2017 ve 19/06/2018 tarihlerinde ... ve ... takip numaralı ödeme emirlerinde yer alan vergi borçlarının 7020 ve 7143 sayılı Kanunlar kapsamında yapılandırılması sonucunda borcun nitelik değiştirdiği, yeni bir borca dönüştüğü ve yapılandırma tarihinde asıl borçlu şirketin yönetiminde yer almayan davacının ... ve ... sayılı ödeme emirleri muhteviyatı vergi borçlarından sorumlu tutulamayacağı; öte yandan, asıl amme borçlusu şirket hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden şirket adına 2015 yılının Ekim (1.) ve Kasım (1.) dönemleri için tarh edilen vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisine ait ihbarnamelerin ve ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davaların süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiği, bu durumda, anılan dönemlerde davacının temsil yetkisinin bulunduğu ve kesinleşen borçlardan sorumlu olduğu görüldüğünden, kamu alacağının tahsili için davacı adına düzenlenen ... sayılı ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ... ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptaline, ... sayılı ödeme emri yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu hüküm fıkrasının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Asıl borçlu şirket hakkında yapılan takibin kesinleştiği, davacının şirket ortağı ve temsilcisi olduğunun ticaret sicil gazetesinden anlaşıldığı, kesinleşen alacaklar için yapılandırmaya başvurulmuş olmasının davacının sorumluluğunu kaldırmayacağı, tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na, 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 21/03/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY:

Temyiz başvurusu, ... Kimyevi Maddeler Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 2015 yılının muhtelif dönemlerine ait gelir (stopaj), özel tüketim ve damga vergileri ile vergi ziyaı cezaları, özel usulsüzlük cezaları, gecikme faizleri ve gecikme zammının tahsili amacıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesiyle, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptali yolundaki hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kararın bozulması istemine ilişkindir.

Dosyanın incelenmesinden, davacının 24/11/2015 tarihinde şirket ortağı/şirket müdürlüğü görevi sona erdikten sonra, asıl borçlu şirket tarafından 19/06/2017 ve 19/06/2018 tarihli dilekçeler ile 7020 ve 7143 sayılı Kanunlar kapsamında yapılandırılan borçların taksitlerinin zamanında ödenmemesi üzerine amme alacaklarının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına ödeme emirleri ve akabinde haciz varakalarının düzenlendiği, yapılan malvarlığı araştırmaları neticesinde asıl amme borçlusu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına 25/10/2019 tarihli ödeme emirlerinin düzenlendiği görülmektedir.

Olayda, davacının, kanuni temsilci olduğu dönemlerde doğan veya ödenmesi gerektiği halde ödenmeyen ve asıl borçlu şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacaklarının ödenmesinden sorumluluğunun bulunduğu açıktır. Davacının kanuni temsilcilikten ayrıldığı tarihten sonraki bir dönemde seçilen kanuni temsilci tarafından asıl borçlu şirkete ait geçmiş dönemlere ilişkin vergi borçlarının yapılandırılmış olması da davacının kanuni temsilci olduğu dönemlere ilişkin kanuni temsilci sıfatıyla doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.

Bu durumda, davacının uyuşmazlık konusu dönemlere ilişkin amme alacaklarının ait olduğu dönemlerde kanuni temsilci sıfatını haiz bulunan davacının söz konusu borçlardan sorumlu olduğu, dava konusu ... ve ... sayılı ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, temyize konu kararın bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?