‹ Ana sayfa
Danıştay6. Daireİdare Hukuku

Danıştay 6. Daire E.2023/6281 K.2025/345

Esas No: 2023/6281 · Karar No: 2025/345 · Karar Tarihi: 02.02.2025
3194 sayılı İmar Kanun2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun4721 sayılı Türk Medeni Kanun3194 sayılı Kanun2577 sayılı Kanun
Özet: Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2023/6281 E.  ,  2025/345 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/6281 Karar No : 2025/345 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... ... 31- ... 32- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı/ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/6281
Karar No : 2025/345

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
...
31- ...
32- ...

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı/ANKARA

**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Eyüpsultan ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde "..." olarak adlandırılan çevreyi kapsayan 1. Etap ve 2. Etap olarak belirlenen alanda 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca parselasyon yapılmasına dair Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; parselasyon işleminin mülkiyet hakkını doğrudan ilgilendiren bireysel işlem olması nedeniyle, bu işleme karşı tapuda kayıtlı taşınmaz malikleri veya diğer hak sahipleri tarafından dava açılabileceği, işlemin niteliği gereği malik olmayanların, parselasyon işlemine karşı dava açma hakkı bulunmadığından dava konusu parselasyon işlemiyle davacıların yasal ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı sonucuna varılarak davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu imar uygulama alanına komşu taşınmaz maliklerinin dava açma ehliyetlerinin olduğunun kabulü gerektiği, planlama alanında tapuda lehlerine şerhli irtifak hakları bulunduğu, bu hakkın bir tür ayni hak olması nedeniyle mülkiyet hakları bulunmasa dahi menfaatlerinin etkileneceği, hak arama hürriyeti ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**
MADDİ

**OLAY:**
İstanbul ili, Eyüpsultan ilçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde "..." olarak adlandırılan çevreyi kapsayan 1. Etap ve 2. Etap olarak belirlenen alanda 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca parselasyon yapılmasına dair Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemlerinin iptali istemiyle komşu parsel malikleri tarafından bakılan dava açılmıştır.



**İLGİLİ MEVZUAT:**
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) fıkrasında; iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği, 14. maddenin 3. fıkrasının (c) bendinde dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde ise; bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 18. maddesinin 1. fıkrasında, "İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinde, "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır." hükmü yer almış; 2. fıkrasında da, yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçelerin iptal edileceği hükme bağlanmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 779. maddesinde, "Taşınmaz lehine irtifak hakkı, bir taşınmaz üzerinde diğer bir taşınmaz lehine konulmuş bir yük olup, yüklü taşınmazın malikini mülkiyet hakkının sağladığı bazı yetkileri kullanmaktan kaçınmaya veya yararlanan taşınmaz malikinin yüklü taşınmazı belirli şekilde kullanmasına katlanmaya mecbur kılar. Yapma borçları, irtifaka başlı başına konu olamaz; ona ancak yan edim olarak bağlanabilir." hükmüne, 780. Maddesinde, "İrtifak hakkının kurulması için tapu kütüğüne tescil şarttır. İrtifak hakkının kazanılmasında ve tescilinde, aksi öngörülmüş olmadıkça taşınmaz mülkiyetine ilişkin hükümler uygulanır. İrtifak hakkının zamanaşımı yoluyla kazanılması, ancak mülkiyeti bu yolla elde edilebilecek taşınmazlarda mümkündür." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacı ...'ın temyiz istemi yönünden;
Dosyanın ve Merkezi Nüfus İdaresi Sisteminden (MERNİS) alınan nüfus kayıt örneğinin incelenmesinden; davacının, 12/07/2023 tarihli temyiz dilekçesini sunduktan sonra 27/11/2024 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, uyuşmazlıkta yukarıda yer verilen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 26. maddesi uyarınca işlem yapılması gerekmektedir.
Diğer davacıların temyiz istemini yönünden;
İptal davasının tanımı, öğreti ve uygulamada, idari işlemler hakkında yetki, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak yapılmaktadır. Bu tanıma göre; iptal davası açılabilmesi için davacının medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olması yeterli değildir. Ayrıca, iptali istenilen idâri işlemin davacının menfaatini ihlâl ediyor olması da gereklidir. İdari Yargılama Hukuku'nda, davada taraf olma ehliyetinin bir koşulu olarak kabul edilen menfaat ihlali olmadan, iptal davası açılmasına olanak bulunmamaktadır.
Yukarıda yer verilen Kanun hükmü ile idari işlemlerin, ancak bu idari işlemlerle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından iptal davasına konu edilebileceği görülmektedir. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir.
Her uyuşmazlığın niteliğine göre davacıların dava açmaktaki menfaatini değerlendirmek yargı yerinin görevindedir. Bu kapsamda idari işlem türleri arasında düzenleyici ve bireysel işlemler ayrımı yapılmaktadır. Mesela, imar planları her ölçekteki planlama hedefi değişse bile bir bölgenin veya şehrin arazi kullanımlarını, gelişme yön ve büyüklüklerini gösteren ve plan notları ve açıklama raporlarıyla bir bütün halinde olan düzenleyici işlemdir. Oysa parselasyon işlemi birden çok kişinin menfaatini etkilese bile yapılan işlemlerin bireyin hukukunu etkilediğinde şüphe yoktur. Bu nedenle yapı yapmaya elverişli imar parsellerinin oluşturulduğu ve yapılaşma koşullarının her parselde net olarak ortaya konduğu başka bir deyişle bizzat bireyi etkileyen işlem statüsünde bulunan parselasyon işleminin subjektif bir işlem olduğu açıktır.
Bu durumda, parselasyon işlemine nazaran düzenleyici işlem statüsünde bulunan imar planlarına karşı dava açılmasındaki menfaat kavramı daha geniş yorumlanırken, parselasyon işlemine karşı açılmış bir davada menfaat kavramının daha dar yorumlanması gerekmektedir.
3194 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca parselasyon işlemleri arsa ve arazilerin malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı alınmaksızın tesis edilebileceğinden bu işlemlere karşı açılan davaların da tapuda kayıtlı malikler veya diğer hak sahipleri tarafından açılabileceği, malik olmayıp ancak taşınmaz üzerinde hak iddia edenlerin ise taşınmazın tapu kaydını adlarına tescil, tahsis veya irtifak hakkının bulunması üzerine dava açabilecekleri göz önüne alındığında irtifak hakkı sahiplerinin subjektif bir işlem olan parselasyon işleminin iptalini istemekte kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, dava dilekçesinde davacıların bir kısmının uyuşmazlık konusu düzenleme sahası içinde bulunan taşınmazlarda irtifak hakkı sahibi olduğunun iddia edildiği, ancak dosya kapsamında parsel numaralarının değişmesi nedeniyle hangi imar parselleri üzerinde irtifak hakkının devam ettiğinin anlaşılamadığı ve davacıların tamamının mı bir kısmının mı irtifak hakkının bulunduğunun dilekçe içeriğinde açık olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince parselasyon işlemine konu taşınmazlar üzerinde öncelikle irtifak hakkı olup olmadığı tespit edilip, eğer irtifak hakkı mevcut ise irtifak hakkı sahibi davacılar bakımından uyuşmazlığın esasının incelenerek karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın ehliyet bakımından reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 03/02/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?