Danıştay6. Daireİdare Hukuku
Danıştay 6. Daire E.2022/6450 K.2023/9656
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/6450
Karar No : 2023/9656
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
**VEKİLİ:** Av. ...
**İSTEMİN ÖZETİ:** İzmir ili, Çiğli ilçesi, ... Mahallesi,... ve ... sayılı parselleri kapsayan alanda Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarihli ve ... sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının iptali istemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; yine aynı Yasanın 10. maddesinde, ilgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, otuz gün (İşlem tarihinde yürürlükte bulunan "altmış" ibaresi 08/07/2021 tarih ve 7331 sayılı Kanunun 2. maddesiyle "otuz" olarak değiştirilmiştir.) içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay'a idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri, otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilecekleri kurala bağlanmıştır.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca, ilgililerin idari davaya konu olabilecek bir işlemin tesis edilmesi istemiyle 2577 sayılı Yasanın 10. maddesi kapsamında her zaman idareye başvuruda bulunabileceği açık olup, plan değişikliği talebiyle yeniden yapılacak başvuru sonrası idarece tesis edilecek işlem üzerine aynı Kanunun 7. ve 10. maddesinde öngörülen süreler içerisinde planın iptali talebiyle dava açılması mümkündür.
Öte yandan, yıkım kararı, yapı ruhsatı, parselasyon, imar durum belgesi, ifraz, tevhid gibi uygulama işlemlerinin tesis edilmesi üzerine, anılan işlem ile birlikte dayanağı planların iptali talebiyle de dava açılması her zaman mümkün olup, bu aşamada dava açma süresinin uygulama işleminin süresine tabi olacağı açıktır.
Diğer taraftan, 3194 sayılı İmar Yasasının 8. maddesine 14/02/2020 tarihli, 7221 sayılı Yasanın 6. maddesi ile; "Kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her halde beş yıl içinde dava açılabilir." hükmü eklenmiş olup anılan hüküm 1/7/2020 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının, uyuşmazlık konusu parselleri kapsayan alana yönelik imar planları ve uygulama işlemlerine ilişkin bilgi-belgelerin tarafına verilmesi istemli başvurusuna idarenin planlama süreciyle ilgili olarak yanıt vermesi üzerine dava açıldığı görülmektedir.
Uyuşmazlığa konu taşınmazların tarım alanı niteliğinde olduğu ve dava konusu imar planından önce herhangi bir plan kapsamında kalmadığı dikkate alındığında davacının vergi tarhiyatı üzerine arsa vasfına kavuştuğunu öğrendiği taşınmazlarının hangi plan ve parselasyon işlemi sonucunda arsa niteliğini kazandığını öğrenmek amacıyla yaptığı başvurusunun, taşınmazın imar durumuna ilişkin olduğu açıktır. İdare tarafından verilen yanıt üzerine taşınmazlarının imar durumlarını genel hatları ile öğrenen davacı tarafından yapılaşma koşullarına dair ayrıntılar içeren imar durum belgesi verilmesi istenilmemiş ve doğrudan dava açma yoluna gidilmiştir. İmar durum belgesi, parselinde yapılaşma olmasını isteyen kişilerin idareden bu maksatla istedikleri bir belgedir. Taşınmazında bina yapmak istemeyen, somut olayda olduğu gibi tarımsal faaliyetlerine devam etmeyi düşünen kimselerin ise imar durum belgesine ihtiyacı bulunmamaktadır. Bu bakımdan parseline ilişkin imar durumunu genel hatları ile öğrenen davacının hukuksal durumunun "imar durum belgesi" alan bir kimseden olumsuz anlamda farklı olmasını gerektirecek bir neden bulunduğunu söylemek güçtür ve bu güçlük hakkaniyete aykırı sonuçlara götürecek mahiyettedir.
İdarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerine karşı yargı merciine başvurulmasını belirli bir süreyle sınırlandıran ve idari yargıda hak düşürücü nitelikte olan dava açma süresinin, aynı zamanda Anayasa ile güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı ve hak arama hürriyetiyle de doğrudan ilişkili olması karşısında, anılan temel hak ve hürriyetlerin kullanımını sınırlandırıcı katılıkta yorumlanmaması gerektiği gibi usul hükümlerini etkisiz hale getirecek esneklikte de yorumlanmaması, her bir somut olayın oluşu ve özellikleri gözetilerek konunun ele alınması gerekmektedir.
Dava konusu uyuşmazlığın, imar planın 02/01/2017 tarihinde onaylanması nedeniyle 3194 sayılı İmar Yasasının 8.maddesinde belirtilen her halde beş yıl içinde dava açılacağına ilişkin düzenleme kapsamında bulunmamakta olup davacı tarafından imar planı değişikliğine ilişkin talebin reddi üzerine, parselasyon vb. uygulama işlemleri üzerine veya imar durum belgesi alındıktan sonra dava açılmasının önünde bir engel bulunmamaktadır. Ancak 01/07/2020 tarihinden itibaren yapılan imar planı ve parselasyon işlemleri için beş yıllık bir hak düşürücü sürenin düzenlendiği gözetildiğinde usul hükümlerini aşırı kısıtlayıcı şekilde yorumlamanın mahkemeye erişim hakkını tamamen ortadan kaldırabileceği gerçeği ortaya çıkmaktadır. Zira süre aşımı nedeniyle reddedilen davadan sonra açılacak yeni davanın beş yıllık süre koşuluna takılması olasılığı kuvvetle muhtemeldir.
Açıklanan nedenlerle, davanın süresinde olduğu ve bu nedenle işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden davanın süreaşımı nedeniyle reddi yolunda verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarihli, E:... , K:... sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine 19/12/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/6450
Karar No : 2023/9656
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
**VEKİLİ:** Av. ...
**İSTEMİN ÖZETİ:** İzmir ili, Çiğli ilçesi, ... Mahallesi,... ve ... sayılı parselleri kapsayan alanda Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ... tarihli ve ... sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının iptali istemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; yine aynı Yasanın 10. maddesinde, ilgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, otuz gün (İşlem tarihinde yürürlükte bulunan "altmış" ibaresi 08/07/2021 tarih ve 7331 sayılı Kanunun 2. maddesiyle "otuz" olarak değiştirilmiştir.) içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay'a idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri, otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilecekleri kurala bağlanmıştır.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca, ilgililerin idari davaya konu olabilecek bir işlemin tesis edilmesi istemiyle 2577 sayılı Yasanın 10. maddesi kapsamında her zaman idareye başvuruda bulunabileceği açık olup, plan değişikliği talebiyle yeniden yapılacak başvuru sonrası idarece tesis edilecek işlem üzerine aynı Kanunun 7. ve 10. maddesinde öngörülen süreler içerisinde planın iptali talebiyle dava açılması mümkündür.
Öte yandan, yıkım kararı, yapı ruhsatı, parselasyon, imar durum belgesi, ifraz, tevhid gibi uygulama işlemlerinin tesis edilmesi üzerine, anılan işlem ile birlikte dayanağı planların iptali talebiyle de dava açılması her zaman mümkün olup, bu aşamada dava açma süresinin uygulama işleminin süresine tabi olacağı açıktır.
Diğer taraftan, 3194 sayılı İmar Yasasının 8. maddesine 14/02/2020 tarihli, 7221 sayılı Yasanın 6. maddesi ile; "Kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her halde beş yıl içinde dava açılabilir." hükmü eklenmiş olup anılan hüküm 1/7/2020 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının, uyuşmazlık konusu parselleri kapsayan alana yönelik imar planları ve uygulama işlemlerine ilişkin bilgi-belgelerin tarafına verilmesi istemli başvurusuna idarenin planlama süreciyle ilgili olarak yanıt vermesi üzerine dava açıldığı görülmektedir.
Uyuşmazlığa konu taşınmazların tarım alanı niteliğinde olduğu ve dava konusu imar planından önce herhangi bir plan kapsamında kalmadığı dikkate alındığında davacının vergi tarhiyatı üzerine arsa vasfına kavuştuğunu öğrendiği taşınmazlarının hangi plan ve parselasyon işlemi sonucunda arsa niteliğini kazandığını öğrenmek amacıyla yaptığı başvurusunun, taşınmazın imar durumuna ilişkin olduğu açıktır. İdare tarafından verilen yanıt üzerine taşınmazlarının imar durumlarını genel hatları ile öğrenen davacı tarafından yapılaşma koşullarına dair ayrıntılar içeren imar durum belgesi verilmesi istenilmemiş ve doğrudan dava açma yoluna gidilmiştir. İmar durum belgesi, parselinde yapılaşma olmasını isteyen kişilerin idareden bu maksatla istedikleri bir belgedir. Taşınmazında bina yapmak istemeyen, somut olayda olduğu gibi tarımsal faaliyetlerine devam etmeyi düşünen kimselerin ise imar durum belgesine ihtiyacı bulunmamaktadır. Bu bakımdan parseline ilişkin imar durumunu genel hatları ile öğrenen davacının hukuksal durumunun "imar durum belgesi" alan bir kimseden olumsuz anlamda farklı olmasını gerektirecek bir neden bulunduğunu söylemek güçtür ve bu güçlük hakkaniyete aykırı sonuçlara götürecek mahiyettedir.
İdarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerine karşı yargı merciine başvurulmasını belirli bir süreyle sınırlandıran ve idari yargıda hak düşürücü nitelikte olan dava açma süresinin, aynı zamanda Anayasa ile güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı ve hak arama hürriyetiyle de doğrudan ilişkili olması karşısında, anılan temel hak ve hürriyetlerin kullanımını sınırlandırıcı katılıkta yorumlanmaması gerektiği gibi usul hükümlerini etkisiz hale getirecek esneklikte de yorumlanmaması, her bir somut olayın oluşu ve özellikleri gözetilerek konunun ele alınması gerekmektedir.
Dava konusu uyuşmazlığın, imar planın 02/01/2017 tarihinde onaylanması nedeniyle 3194 sayılı İmar Yasasının 8.maddesinde belirtilen her halde beş yıl içinde dava açılacağına ilişkin düzenleme kapsamında bulunmamakta olup davacı tarafından imar planı değişikliğine ilişkin talebin reddi üzerine, parselasyon vb. uygulama işlemleri üzerine veya imar durum belgesi alındıktan sonra dava açılmasının önünde bir engel bulunmamaktadır. Ancak 01/07/2020 tarihinden itibaren yapılan imar planı ve parselasyon işlemleri için beş yıllık bir hak düşürücü sürenin düzenlendiği gözetildiğinde usul hükümlerini aşırı kısıtlayıcı şekilde yorumlamanın mahkemeye erişim hakkını tamamen ortadan kaldırabileceği gerçeği ortaya çıkmaktadır. Zira süre aşımı nedeniyle reddedilen davadan sonra açılacak yeni davanın beş yıllık süre koşuluna takılması olasılığı kuvvetle muhtemeldir.
Açıklanan nedenlerle, davanın süresinde olduğu ve bu nedenle işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden davanın süreaşımı nedeniyle reddi yolunda verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarihli, E:... , K:... sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine 19/12/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.