‹ Ana sayfa
Danıştay6. Daireİdare Hukuku

Danıştay 6. Daire E.2021/9302 K.2023/2147

Esas No: 2021/9302 · Karar No: 2023/2147 · Karar Tarihi: 01.03.2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/9302
Karar No : 2023/2147

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … İnşaat Sanayi Anonim Şirketi

**VEKİLİ:** Av. …, Av. …

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- …Valiliği

**VEKİLİ:** Av. …
2- … Belediye Başkanlığı/…

**VEKİLİ:** Av. …, Av. …

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 28/05/2020 tarih ve E:2017/7400, K:2020/4416 sayılı bozma kararına uyularak … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Ankara İli, Polatlı İlçesi, … Köyü …parsel sayılı taşınmaza sanayi alanı işlevi getirilmesine yönelik imar planı değişikliği yapılması istemiyle yapılan başvurunun reddine yönelik Polatlı Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Ankara Toprak Koruma Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararına uyularak aynı bilirkişi heyeti aracılığıyla mahallinde yeniden yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, 1/5000 ölçekli nazım imar planında ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında tarım alanı kullanımında kalan, Ankara İl Tarım Müdürlüğünün görüş yazısında vasfı mutlak tarım arazisi olarak belirlenen taşınmazın çevresinde farklı kanuni düzenlemelere göre yapılmış bulunan altyapıların ve diğer taşınmazların durumunun uyuşmazlık konusu alanın kullanımını değiştirmeyeceği, bu alanın çok yakınında sanayi tesisi bulunmadığı, benzinlik, un fabrikası vb. bazı küçük tesislerin mevcut olduğu, bu tesislerin özel istisnalar kapsamında var olduğu, kaldı ki salt bunların var oluşunun uyuşmazlık konusu taşınmazın tarımsal niteliğine herhangi bir etkisinin bulunmadığı, taşınmaza kurulmak istenilen tesisin hem burdaki toprakların hem civardaki toprakların hem de hakim rüzgar yönünde daha büyük alanların ve canlıların olumsuz etkilenmesine neden olabileceği, civardaki mevcut yapıların uyuşmazlık konusu alanının tarım amaçlı kullanıma engel oluşturmayacağı anlaşıldığından, Polatlı Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün dava konusu … tarih ve … sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Ankara Toprak Koruma Kurulunun … tarih ve … sayılı kararında hukuka, kamu yararına, toprak koruma mevzuatına, imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İdare Mahkemesince yeni bilirkişi heyeti oluşturulması gerekmekte iken, aynı heyet aracılığıyla mahallinde yeniden yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapora dayanılarak verilen kararın Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararına aykırı olduğu, yeni bilirkişi raporunda taşınmazın halihazırdaki toprak yapısının incelenmediği, ilk keşfin yapıldığı 2014 yılından bu yana geçen süreçte tarıma elverişliliğini kaybedip kaybetmediğinin değerlendirilmediği, bu hususta davacının talebi doğrultusunda Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi … Bölümü öğretim üyelerince, topraktan alınan numunelerin analizine dayalı şekilde düzenlenen 27.01.2022 tarihli uzman görüşünde, taşınmazdaki toprağın niteliğinin 5403 sayılı Kanun kapsamında halen kuru mutlak tarım arazisi olduğu, ancak taşınmazın karayolu ve demiryoluna yakınlığı nedeniyle yapılan ağır metal analizinde, krom ve nikel değerlerinin sınır değerleri aştığı, özellikle nikel miktarının sınırın çok üstünde olduğu (sınır 75, taşınmazdaki 210 mg/kg), bunun bitki, hayvan ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabileceği şeklinde değerlendirmelere yer verildiği, taşınmazın güneyinden TCDD demiryolu hattının, devamında da Ankara-Polatlı Karayolunun geçtiği, bu haliyle hem kolay ve seçenekli nakliye olanağına sahip olduğu hem de mevcut egzos salınımları nedeniyle sağlıklı tarımsal üretim yapılmasının mümkün olmadığı, bu hususlar göz ardı edilerek salt taşınmazın toprak yapısı ve tarımsal faaliyet yürütülebilme ihtimali üzerinden değerlendirme yapılmasının hatalı olduğu, yine davacının talebi doğrultusunda yeminli bilirkişiler olan iki şehir plancısı ile bir harita mühendisinden oluşan heyet aracılığıyla hazırlanan diğer uzman görüşünde; taşınmazın bulunduğu bölgenin mevcutta tarım alanı olarak kullanılmadığı, 1/25.000 ölçekli nazım imar planında Eskişehir Yolu üzerinde ve Temelli sınırlarında büyük sanayi ve depolama alanları planlandığı, anılan nazım imar planı onama sınırı dışında kalan Temelli-Polatlı arasında da mevzi imar planlarına dayalı olarak kurulmuş fabrikalar bulunduğu, bölgenin konut ve sanayi alanı olarak geliştiği şeklinde değerlendirmelere yer verildiği, taşınmaza 400 metre ila 7 kilometre arasında değişen mesafelerde sanayi faaliyetlerine devam eden 21 ayrı firma bulunduğu, ayrıca ilk keşif tarihinden sonra taşınmazın yakın çevresinde konut amaçlı imar planları yapıldığı, haftasonu evleri için mevzi imar planları yapıldığı, dolayısıyla çevresi sanayi ve konut alanı olarak gelişmekte olan taşınmazın tarım alanı niteliğini kaybettiği, Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararı uyarınca taşınmazın çevresindeki yapılaşmaların, taşınmazda tarımsal faaliyeti engelleyici nitelikte olup olmadığının incelenmesi gerekirken, bilirkişi raporunda bu hususta nasıl bir inceleme yapıldığının belirsiz olduğu, ağırlıklı olarak davacının taşınmazında yapılacak sanayi amaçlı yapının çevre parsellere etkisinin değerlendirildiği, taşınmazda planlanan yatırımların çevresel kirletici etkisinin daha az olduğuna dair davacı tarafından dosyaya sunulan çevre danışmaları raporunun Mahkemece dikkate alınmadığı, alanda gerçekleştirilmek istenilen yatırımda kamu yararı bulunduğu yönünde Ankara Valiliği Bilim Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğünce verilen görüş doğrultusunda 5403 sayılı Kanunda öngörülen istisnanın uygulanması gerektiği, bakılan dava açılmadan önce … Sulh Hukuk Mahkemesi aracılığıyla yaptırılan delil tespiti kapsamında 5 kişiden oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda, taşınmazda planlanan yatırımın Ankara'nın geleceğine yön vermeye ve kalkınmasına yönelik geliştirilen vizyon ve stratejilerle uyumlu olduğunun belirtildiği, bu raporun hükme esas alınmama gerekçesinin anlaşılamadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacının temyiz isteminin reddi ile hukuka ve usule uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ…'NUN DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesince, Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararının gereklerine uygun şekilde bilirkişi heyeti oluşturulmadığı görülmekte ise, dosyada düzenlenen bilirkişi raporlarında yer verilen tespit ve değerlendirmelerin karara esas alınabilecek yeterlilikte olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminde konu edilen kararın usul ekonomisi gereğince bozulmasını gerektirecek neden bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacının temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**

MADDİ

**OLAY:**
Ankara İli, Polatlı İlçesi, Gedikli Köyü sınırları içerisinde yer alan toplam 770.610 m2 büyüklüğündeki …parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alana yönelik Polatlı Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli nazım imar planında "tarım alanı" kullanımı getirilen taşınmaz, Ankara ili bütünü için Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planının onama sınırları dışında kalmaktadır.
Bilkent Holdinge ait tesislerin büyütülerek alana taşınması ve beton panel, fiber panel, prefabrik yapı, mobilya üretimine yönelik 4 ayrı fabrika ile bunların depolama alanlarının yapılması amacıyla 2011 yılında satın alınan taşınmazın tarım dışı amaçla kullanılmasına yönelik Ankara Toprak Koruma Kurulunca yapılacak olan incelemeye esas oluşturması için davacının 29.12.2011 tarihli başvurusuna istinaden yapılan değerlendirme sonucunda, Ankara Valiliği Bilim Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı ile taşınmazda yapılması planlanan tesislerin yoğun yerleşim alanından uzak olması, kara ve tren yoluna yakınlığı nedeniyle seçenekli nakliye imkanı sunması, kurulacak tesislerin eski tesislere kıyasla ileri teknolojiye sahip olması, üretim kapasitesinin artmasına bağlı olarak ilave istihdam ve ülke ekonomisine katkı sağlayabilecek olması dikkate alındığında, taşınmazın sanayi ve lojistik alanı olarak kullanılmasında kamu yararı bulunabileceği şeklinde görüş bildirilmiştir.
Taşınmaza yönelik sanayi amaçlı mevzi imar planı yapılması istemiyle davacı tarafından 14.09.2011 tarihli dilekçe ile davalı belediyeye yapılan başvuru; mutlak tarım arazisi olan taşınmazın tarım dışı amaçla kullanılması talebinin Ankara Toprak Koruma Kurulunca uygun bulunmadığı hususu Ankara İl Tarım Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısıyla bildirildiğinden, taşınmaza yönelik mevzi imar planı talebinin uygun olmadığı belirtilerek, Polatlı Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından 21.02.2012 tarihli dilekçeyle davalı belediyeye yapılan başvuruda, bölgede alternatif alan bulunmadığından konunun Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından yeniden değerlendirilmesi talep edilmiştir.
Bu doğrultuda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının teknik elemanlarınca düzenlenen arazi inceleme raporunda; taşınmazın kuzeyindeki 2 hektarlık alanda göllenme ve drenaj sorunu bulunduğu, marjinal tarım arazi niteliğinde olduğu, kalan 75 hektar büyüklüğündeki kısmının ise alüvyal bir alan olduğu ve mutlak tarım arazisi olarak değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca taşınmazın güneyinde demiryolu, devamında Eskişehir Yolu, onun devamında da Antes ile Moderek kapı fabrikasının, doğu ve kuzeydoğu yönlerinde TOKİ ve Hazine'ye ait arazilerin bulunması nedeniyle taşınmazın tarımsal bütünlük içinde olmadığı, ancak taşınmazın bu alanlara yakın olmasının tarımsal kullanım bütünlüğünü bozmayacağı şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir.
Bu rapor doğrultusunda Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı ile, taşınmazın yaklaşık 2 hektar büyüklüğündeki kısmı marjinal tarım arazi olduğundan, çevresindeki tarım arazilerine zarar verilmemesi şartıyla istenilen amaçla kullanılmasının uygun olduğu, kalan 75 hektar büyüklüğündeki kısmı mutlak tarım arazi olduğundan davacının itirazının uygun olmadığı bildirilmiştir.
Bunun üzerine davacının delil tespiti istemiyle yaptığı başvuru üzerine … Sulh Hukuk Mahkemesinin … D.İş sayılı dosyasında 5 kişiden oluşan heyet aracılığıyla düzenlenen 24.06.2012 tarihli bilirkişi raporunda genel olarak; taşınmazın komşuluğunda yer alan TOKİ mülkiyetindeki alanların 284,26 hektar büyüklüğüne olduğu, TOKİ'nin amacı gereği bu alanın konut ve donatı üretimi için kullanılacağı, yine taşınmazın komşuluğunda mülkiyeti Hazineye ait olan 147,77 hektar büyüklüğünde alan bulunduğu, yakın çevresinde ise … Konut Yapı Kooperatifi tarafından satın alanan ve amacı doğrultusunda yapılaşacak 44 adet parselden oluşan alan ile Hacıtuğrul Köyü Mevzi İmar Planı doğrultusunda 2011 yılında imar uygulaması yapılan 2.100 hektar büyüklüğünde alan bulunduğu, konuta dayalı şekilde yapılan bu imar uygulaması sonucunda alanın muhtelif kooperatiflere tahsis edildiği, taşınmazın Ankara ilinin güneybatı koridorunda yer aldığı ve çevresinde yoğun bir gelişimi desteklemesi nedeniyle tam anlamıyla gelişme koridoru niteliği taşıyan Eskişehir Karayoluna 180 metre mesafede bulunduğu, Ankara ili için en üst kademe plan olan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında Temelli'nin geniş ölçekli sanayi, depolama, ticaret ve turizm etkinliklerinin yer alacağı önemli bir odak noktası olarak öngörüldüğü, bu anlamda Temelli'ye yaklaşık 7 km mesafede yer alan taşınmazda Bilkent Holding tarafından yapılması öngörülen yatırımın, Ankara ilinin güneybatı koridoru boyunca gelişimine ilişkin üst ölçekli plan kararları ile tutarlı olduğu, kırsal kesimin sadece kır olarak kaldığı sürece kalkınması mümkün olmadığından, taşınmazda önerilen yatırımın kırsal kesiminin çehresinde yapacağı değişime bağlı olarak alanın kalkınması yönünden de yeni fırsatlar yaratacağı, yapılan toprak analizlerine göre taşınmazda tarımsal üretim yapılmasını sınırlandırıcı herhangi bir sorun tespit edilmediği, 5403 sayılı Kanunda belirtilen mutlak tarım arazisi için aranılan şartlara sahip olduğu şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir.
Davacı tarafından 17.07.2012 tarihinde ilçe belediyesine yeniden yapılan başvuru ile bu bilirkişi raporu idareye sunulmuş ve taşınmazın çevresinin fiilen konut ve sanayi alanına dönüştüğü, 1/25.000 ölçekli nazım imar planında da bu yönde dönüşüm öngörüldüğü, bölgedeki arazilerin tarım alanı olarak korunmasının artık mümkün olmadığı belirtilerek konunun yeniden değerlendirilmesi talep edilmiştir.
Bu doğrultuda anılan bilirkişi raporunun Ankara Toprak Koruma Kurulunca değerlendirilmesi sonucunda Kurulun dava konusu … tarih ve … sayılı kararı ile, arazinin Kurul üyeleri tarafından yerinde incelendiği ve taşınmazın etrafında sanayi tesislerinin bulunmadığı, çevresindeki mutlak kuru tarım arazilerine 5403 sayılı Kanun kapsamında verilmiş izin bulunmadığı, bu tür taleplerin öncelikle organize sanayi bölgelerinde karşılanması gerektiği, bu nedenle taşınmazın tarım dışı amaçla kullanılmasına izin verilmediği bildirilmiştir.
Kurulun anılan kararı doğrultusunda Polatlı Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce tesis edilen dava konusu … tarih ve … sayılı işlemde, davacının başvurusu doğrultusunda Ankara İl Tarım Müdürlüğünden talep edilen kurum görüşünün bu yazı ekinde iletildiği davacıya bildirilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından; Sulh Hukuk Mahkemesi kanalıyla düzenlenen bilirkişi raporunun ve taşınmazda gerçekleştirilecek yatırımda kamu yararı bulunduğu yönünde Ankara Valiliği Bilim Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğünce verilen olumlu görüşün göz önünde bulundurulması gerektiği, taşınmazın yakın çevresinde tamamlanan konut ve sanayi işlevli yapılaşmalar sonucunda bölgenin tarım alanı niteliğini kaybettiği, DSİ Genel Müdürlüğünün taşınmazda herhangi bir sulama projesi, drenaj veya tarla içi geliştirme projesinin bulunmadığı, yapılması planlanan yatırımın az kirletici sınıfta olduğu, tarımsal kullanım bütünlüğünün bozulmayacağı şeklinde iddialar ileri sürülerek bakılmakta olan dava açılmıştır.

**İLGİLİ MEVZUAT:**
3194 sayılı İmar Kanununun 8. maddesine 03.07.2005 tarih ve 5403 sayılı Kanunun 25. maddesiyle eklenen (c) bendinde, tarım arazilerinin, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsal amaç dışında kullanılmak üzere planlanamayacağı düzenleme altına alınmıştır.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda tarım arazilerinin çeşitleri ve tarımsal amaç dışında kullanıp kullanılamayacağı, kullanılacaksa koşulları belirtilmiş olup, bu kapsamda Kanun'un "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımını" başlıklı 13. maddesinde, "Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla;
a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,
b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı,
c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,
ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri,
d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar,
e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar,
f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları,
g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,
için bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir.
Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir.
Tarımsal amaçlı yapılar için, projesine uyulması şartıyla ihtiyaç duyulan miktarda her sınıf ve özellikteki tarım arazisi valilik izni ile kullanılır.
(Ek fıkra: 28/10/2020-7255/21 md.) İmar planlarında tarımsal niteliği korunacak alan olarak ayrılan yerler ile kamu yararı kararı alınarak tarım dışı amaçla kullanım izni verilen yerler, yeniden izin alınmaksızın bu amaç dışında kullanılamaz ve planlanamaz. Ancak yerleşim alanlarının gelişim alanı ihtiyaçlarını karşılamak için izin verilerek planlanmış alanlarda yeniden izin şartı aranmaz.
Birinci fıkranın (c) ve (ç) bentleri kapsamında izin alan işletmeciler, faaliyetlerini çevre ve tarım arazilerine zarar vermeyecek şekilde yürütmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlüdürler.
Bu madde kapsamında valiliklerce verilen kararlara yapılan itirazlar, Bakanlık tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.
Tarım arazilerinin korunması ve amaç dışı kullanımına dair uygulamaların usûl ve esasları yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Görülmekte plan uyuşmazlıkta, ilk olarak … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması yolunda verilen 11/03/2014 tarihli ara kararı doğrultusunda Ankara Üniversitesi … Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. … ve Doç. Dr. … ile İller Bankasında görevli şehir plancısı …'ın bilirkişi olarak seçildiği, anılan heyet tarafından düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddi yolunda verilen … tarih ve K:… sayılı kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin 28/05/2020 tarih ve E:2017/7400, K:2020/4416 sayılı kararı ile taşınmazın 2038 Ankara 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında hangi kullanımda kaldığı, yürürlükte bulunan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile uyumlu olup olmadığı ve civardaki yapılaşmaların taşınmazın tarım amaçlı kullanılmasına engel oluşturup oluşturmadığı hususlarının alanında uzman yeni bir bilirkişi heyeti aracılığıyla mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle incelenmesi, elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine, İdare Mahkemesince anılan bozma kararına uyularak mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması yolunda verilen 20/11/2020 tarih ve E:2020/1569 sayılı ara kararı uyarınca yetkilendirilen naip üye tarafından, dosyada bozma kararı öncesinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapan bilirkişilerden Ankara Üniversitesi … Fakültesinde "doçent" ünvanlı olan iki öğretim üyesinin "profesör" ünvanını aldığı, bu nedenle alanlarındaki uzmanlıklarının arttığı belirtilerek yine aynı kişilerin (Prof. Dr. …, Prof. Dr. …, şehir plancısı …'ın) bilirkişi olarak seçilmesi suretiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığı görülmektedir.
Danıştay ilgili dairelerinin temyiz incelemesi sonucunda verdiği bozma kararlarına İdare Mahkemelerince uyulabileceği gibi ilk kararında ısrar da edilebileceği, bozma kararına uyulduğu takdirde ise bu kararın gereklerinin sadece şeklen değil, tüm esaslarına uyulmak suretiyle yerine getirilmesi gerektiği, aksi durumda bozmaya uyulduğundan söz edilemeyeceği açıktır.
Dairemizin bozma kararında yeni bilirkişi heyeti oluşturulması gerektiği ifade edildiği halde, İdare Mahkemesince, ilk bilirkişi raporunu düzenleyen heyetteki üç kişiden ikisinin akademik ünvanının değişmesi gerekçe gösterilerek, bilirkişi heyetinin yine aynı kişilerden oluşturulması suretiyle bozma kararının gereklerinin yerine getirilmediği anlaşıldığından, temyiz istemine konu edilen kararda usul kurallarına uyarlık bulunmamaktadır.
Taşınmazın toplam 770.610 m2 alanlı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu büyüklükteki mutlak tarım arazisinin sanayi alanına çevrilmesi, bölgenin dokusu ve genel kullanılış biçimi üzerinde yönlendirici ve bölgeye yönelecek sanayi talebini artırıcı etki yaratabileceğinden; mevcut durumda bölgenin hangi kullanımlarla geliştiğinin, taşınmazdaki işlev değişikliğinin çevredeki tarım arazilerini olumsuz etkileyip etkilemeyeceğinin, benzer biçimde çevredeki yapılaşmaların da taşınmazın tarımsal amaçlı kullanılmasına engel oluşturup oluşturmayacağının araştırılması, bununla birlikte, uyuşmazlık konusu alanın tarım dışı amaçla kullanılamayacağına dair Toprak Koruma Kurulu kararı da bakılan davanın konusunu oluşturduğundan, taşınmazın tarımsal niteliği, toprak yapısı ve tarımsal amaçla kullanıma elverişliliği hususlarının yerinde yapılacak inceleme ve topraktan alınacak numunelerin analizine dayalı şekilde ortaya konulması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu tespit ve açıklamalar doğrultusunda, alanında uzman üç ziraat mühendisi, iki şehir plancısından oluşan beş kişilik yeni bilirkişi heyeti aracılığıyla mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle dava konusu her bir işlemin toprak koruma mevzuatına, imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygunluğunun ayrı ayrı değerlendirilmesi, elde edilecek sonuca göre yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, davacının talebi doğrultusunda yeminli bilirkişiler Dr. … (şehir plancısı), … (şehir plancısı), … (harita mühendisi) tarafından hazırlanan bila tarihli uzman görüşü ile Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi … Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. …, Prof. Dr. … tarafından hazırlanan 27.01.2022 tarihli uzman görüşünde genel olarak; uyuşmazlığa konu bölgenin mevcutta tarım alanı olarak kullanılmadığı, genel olarak konut ve sanayi alanları ile geliştiği, çevrede çok sayıda sanayi tesisi bulunduğu, taşınmazın halen mutlak tarım arazisi niteliğinde olmasına karşılık yakın çevredeki ulaşım bağlantılarına bağlı olarak toprak niteliğinin bozulduğu ve tarımsal faaliyet yapılmasının sağlık açısından olumsuz etkileri olabileceği şeklinde değerlendirmelere yer verildiği, dosyada düzenlenen bilirkişi raporlarının ise aksi yönünde tespit ve değerlendirmeler içerdiği görüldüğünden, yeniden yapılacak olan incelemede uyuşmazlığın esasına etki eden bu hususlarda ortaya çıkan çelişkinin giderilmesi gerektiği tabiidir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 01/03/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?