‹ Ana sayfa
Danıştay 5. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 5. Daire E.2024/12090 K.2025/6145

Esas No: 2024/12090 · Karar No: 2025/6145 · Karar Tarihi: 27.05.2025
Özet: 1. Uyuşmazlık, davacının polis memuru olarak çalıştığı dönemde İçişleri Bakanlığı tarafından verilen çıkarılma işleminin iptali ve bu işlem nedeniyle kaybettiği parasal hakların faiziyle birlikte ödenmesi talebidir. 2. Mahkeme, birinci derece kararını bozalak ve dosyayı yeniden inceleme için Bölge İdare Mahkemesine göndermeye karar vererek, davacının talebini kabul etmemiştir.
T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2024/12090
Karar No: 2025/6145

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı / ANKARA
2- ... Genel Müdürlüğü / ...

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI): ...

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında, İçişleri Bakanlığı'nca yapılan 14/06/2022 tarihli Havuz Sorgu raporuna göre, KOM Daire Başkanlığı tarafından yürütülen soruşturmalarda adı geçenleri gösterir tabloda kaydına rastlanmadığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı dosyasında, Bank Asya'ya para yatırın talimatı ile bankaya para yatıran şahıslar listesini gösterir tabloda isminin bulunmadığı, KOM Daire Başkanlığı tarafından yürütülen soruşturmaya konu şirketlerdeki ortak ve yöneticilerin kaydını gösterir ortak tabloda kaydına rastlanmadığı, FETÖ/PDY kapsamında değerlendirilen dernek ve sendikalarda kaydı olanları gösterir tabloda kaydına rastlanmadığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı soruşturması kapsamında KOM Daire Başkanlığı tarafından gönderilen ByLock kullanan cihazlara ait abonelik bilgilerini içeren listede kaydının bulunmadığı, silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yapılan soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, başka bir adli soruşturma ve kovuşturma kaydının da bulunmadığı, davacı aleyhine verilen tanık beyanı bulunmadığı, davacının ikrar mahiyetinde beyanının olmadığı ve davalı idarece davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunduğuna ilişkin başkaca herhangi bir somut bilgi ve belgenin sunulamadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline, davacının mahrum kaldığı parasal hakların dava tarihinden önce doğan kısımları için davanın açıldığı tarihten itibaren, dava açıldıktan sonraki kısımlar için ise her bir ödemenin hak edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatının olduğunun değerlendirilmesinin yeterli olduğu, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca yapılacak değerlendirme için herhangi bir delile dayanma zorunluluğunun öngörülmediği, yürüteceği kamu hizmetinin doğrudan ülke güvenliğinde ve asayişin sağlanmasında önemli bir yere sahip olması ve görevin hassasiyeti de birlikte dikkate alındığında, davacının terör örgütüyle irtibatının bulunduğu sonucuna varılarak tesis edilen dava konusu işlemin her yönüyle hukuka uygun olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve

İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.

Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.

MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 19/07/2018 tarihinde sona ermiştir.

23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(f) maddesinde; 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''... B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"... üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.);...9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır.

'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(f) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.

Davacı, polis memuru olarak davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca ... tarih ve ... sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmıştır.

Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.

Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının... tarih ve Sor. No:... K:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.

Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.

AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).

Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir.

Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.

Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır.

Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.

Bu tespit yapılırken ceza soruşturması ve kovuşturması sonrasında beraat ya da takipsizlikle sonuçlanmış olsa bile elde edilen delillerin irtibat ve iltisak için yeterli görülebileceği yerleşik yargısal içtihat haline gelmiştir.

Bu bağlamda, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı'nca dava dosyasına sunulan 28/11/2022 tarihli yazı ekinde Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı'nca... sayı ile yürütülen FETÖ/PDY Silâhlı Terör Örgütü soruşturması kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan S. D. isimli şahsın, davacıyı fotoğraftan teşhis etmesi ve davacı hakkında; " Bu kişiyi H.A.nın ayarladığı ... Mahallesi ... Cadde tarafındaki yapıya bağlı eve gittiğimde ara sıra görüyordum. Gazi Üniversitesi BESYO okuyordu. Örgüt içerisinde bir görevi olup olmadığını bilmiyorum." şeklinde ifade verdiği görülmüştür.

Öte yandan, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün... tarih ve ... sayılı yazısı ekindeki hizmet cetveline göre, davacının mesleğe giriş tarihinin 10/09/2016 tarihi olduğu, temyiz aşamasında dosyaya sunulan, 02/07/2024 tarihli veri analiz raporunun incelenmesinden ise davacının adının FYO Alım Listelerinde geçtiği ve

DERECE: "4" olarak kodlandığı görülmektedir.

Bu itibarla, temyiz aşamasında dosyaya sunulan davacı hakkındaki 02/07/2024 tarihli veri analiz raporunun davacıya tebliğ edilip, varsa cevabı alındıktan sonra, davacının FYO Alım Listelerinde isminin geçmesi hususunun ve

DERECE:4 kodu ile bu kodun içerisinde yer aldığı kategorinin karşılığı olarak tanımlanan aşama ve faaliyetler ile Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı'nca dosyaya sunulan ifade ve teşhis tutanağının da değerlendirilmesi suretiyle, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığının karara bağlanması gerektiğinden, dava konusu işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarelerin temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 27/05/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?