Danıştay5. Daireİdare Hukuku
Danıştay 5. Daire E.2023/4522 K.2023/2977
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/4522
Karar No : 2023/2977
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
**VEKİLİ:** Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı / …
**VEKİLİ:** Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde Binbaşı olarak görev yapmakta iken 695 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davalı idare tarafından Olağanüstü Hal İşlemleri Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararının, davacının dava dilekçesinde belirttiği ve Komisyona yaptığı başvuruda bildirdiği adres olan "..." adresine 06/10/2019 tarihinde tebligata çıkarıldığı, muhatabın adreste bulunmaması üzerine Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılarak tebliğ evrakının 16/10/2019 tarihinde muhtara bırakıldığı belirtilmiş ve usulüne uygun olarak 16/10/2019 tarihinde tebliğ edilen dava konusu karara karşı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde belirtilen 60 günlük dava açma süresi geçirildikten sonra 13/05/2022 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun kararının kendisine 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu haliyle tebligatın usulsüz olduğu, tebliğ mazbatasında hangi komşusuna haber verildiğine dair bir ibarenin ve haber verilen kişinin imzasının bulunmadığı, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararını 19/04/2022 tarihinde öğrendiği, bunun üzerine süresi içinde dava açtığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Davalı idare bünyesinde Binbaşı olarak görev yapmakta olan davacının 695 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılması üzerine OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuru … tarih ve … sayılı işlem ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinde, tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı; 21. maddesinin birinci fıkrasında, kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildireceği, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı; ikinci fıkrasında, gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştıracağı, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Geçici olarak adreste bulunamama halinde tebliğ memurunca yapılacak işlemin ne olacağı, adresinde bulunamayan kişilere tebligatın hangi şekilde yapılacağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun yukarıda metnine yer verilen 21. maddesinin birinci fıkrasında açıklanmıştır.
Buna göre, muhatabın adreste bulunamaması halinde; tebliğ memurunun, mümkün oldukça en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya keyfiyeti haber vermek suretiyle tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim etmesi, duruma ilişkin ihbarnameyi de kapıya yapıştırarak tebliğ işlemini usulüne uygun şekilde gerçekleştirmesi gerekmektedir. Buradan anlaşılan, Kanun koyucunun sadece kapıya ihbarname yapıştırılmasını yeterli görmediği, muhatabın durumdan haberdar olamama ihtimalini azaltmak adına ek bir tedbir daha aldığıdır. Gerçekten kapıya yapıştırılan ihbarnamenin farkedilmemesi/zarar görmesi/düşmesi vb. gibi yaşanması muhtemel durumlar karşısında muhatabı haberdar edebilecek bir başka kişinin varlığı önem kazanmaktadır. Görülen odur ki, bu kişiler sayılırken de "mümkün oldukça en yakın komşu, varsa yönetici veya kapıcı" denilmek suretiyle muhatap ile iletişim kurma potansiyeli diğer komşulara nazaran daha yüksek olan kişilere ulaşmak amaçlanmıştır.
Öte yandan, bu kişilere yapılacak bildirimde sadece daire numarasına ya da ilgilinin sıfatına değil, haberdar edilen kişinin isim-soyisim bilgilerine de mazbatada yer verilmesi, herhangi bir uyuşmazlık halinde posta memurunun aranan bu şartı yerine getirip getirmediğinin denetimine de imkan sağlayacaktır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun benzer bir olaya ilişkin 22/12/2004 tarih ve E:2004/12-765, K:2004/730 sayılı kararında; beyanda bulunan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat bulamadığı hususunun belgelenemediği, yapılan tebliğ işleminin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı belirtilmiştir.
Dava konusu işlemin davacıya tebliğine dair tebliğ mazbatasının incelenmesinden; posta memuru tarafından, adreste bulunamama nedeniyle muhatabın "315" ya da "D15" numaralı daireye sorulduğunun, isim ve imza vermekten imtina eden tarafından muhatabın işe gittiğinin beyan edildiğinin, bunun üzerin evrakın Ambarlı Mahallesi Muhtarı imzasına tebliğ edilerek, 2 numaralı haber kağıdının muhatabın konutunun kapısına yapıştırıldığının belirtildiği ve tebliğ mazbatasındaki "haber verilen en yakın komşu"nun ve "isim ve imzadan imtina eden beyan veren"in kim olduğuna ilişkin kısmın boş bırakıldığı görülmüştür.
Olayda, tebligat mazbatasında, beyanda bulunan komşunun ismine yer verilmemiştir. Bununla birlikte Tebligat Kanunu uyarınca "mümkün oldukça en yakın komşularından birine" haber verilmesi gerekliliği göz önünde bulundurulduğunda; 6 numaralı dairede ikamet eden davacı ile davacı hakkında beyanına başvurulan ve durumdan haberdar edilen "315" ya da "D15" numaralı daire arasında mevzuatın amaçladığı ölçüde "en yakın komşuluk" bulunduğunun kabulü de mümkün değildir.
Bu durumda; dava konusu işleme karşı dava açma süresini başlatacak, usulüne uygun şekilde yapılmış ve denetime elverişli bir tebligat söz konusu olmadığından, davanın yasal başvuru süresi geçtikten sonra açıldığından da bahsedilemeyecektir.
Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 23/03/2023 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/4522
Karar No : 2023/2977
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
**VEKİLİ:** Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı / …
**VEKİLİ:** Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde Binbaşı olarak görev yapmakta iken 695 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davalı idare tarafından Olağanüstü Hal İşlemleri Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararının, davacının dava dilekçesinde belirttiği ve Komisyona yaptığı başvuruda bildirdiği adres olan "..." adresine 06/10/2019 tarihinde tebligata çıkarıldığı, muhatabın adreste bulunmaması üzerine Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılarak tebliğ evrakının 16/10/2019 tarihinde muhtara bırakıldığı belirtilmiş ve usulüne uygun olarak 16/10/2019 tarihinde tebliğ edilen dava konusu karara karşı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde belirtilen 60 günlük dava açma süresi geçirildikten sonra 13/05/2022 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun kararının kendisine 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu haliyle tebligatın usulsüz olduğu, tebliğ mazbatasında hangi komşusuna haber verildiğine dair bir ibarenin ve haber verilen kişinin imzasının bulunmadığı, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararını 19/04/2022 tarihinde öğrendiği, bunun üzerine süresi içinde dava açtığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Davalı idare bünyesinde Binbaşı olarak görev yapmakta olan davacının 695 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılması üzerine OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuru … tarih ve … sayılı işlem ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinde, tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı; 21. maddesinin birinci fıkrasında, kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildireceği, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı; ikinci fıkrasında, gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştıracağı, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Geçici olarak adreste bulunamama halinde tebliğ memurunca yapılacak işlemin ne olacağı, adresinde bulunamayan kişilere tebligatın hangi şekilde yapılacağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun yukarıda metnine yer verilen 21. maddesinin birinci fıkrasında açıklanmıştır.
Buna göre, muhatabın adreste bulunamaması halinde; tebliğ memurunun, mümkün oldukça en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya keyfiyeti haber vermek suretiyle tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim etmesi, duruma ilişkin ihbarnameyi de kapıya yapıştırarak tebliğ işlemini usulüne uygun şekilde gerçekleştirmesi gerekmektedir. Buradan anlaşılan, Kanun koyucunun sadece kapıya ihbarname yapıştırılmasını yeterli görmediği, muhatabın durumdan haberdar olamama ihtimalini azaltmak adına ek bir tedbir daha aldığıdır. Gerçekten kapıya yapıştırılan ihbarnamenin farkedilmemesi/zarar görmesi/düşmesi vb. gibi yaşanması muhtemel durumlar karşısında muhatabı haberdar edebilecek bir başka kişinin varlığı önem kazanmaktadır. Görülen odur ki, bu kişiler sayılırken de "mümkün oldukça en yakın komşu, varsa yönetici veya kapıcı" denilmek suretiyle muhatap ile iletişim kurma potansiyeli diğer komşulara nazaran daha yüksek olan kişilere ulaşmak amaçlanmıştır.
Öte yandan, bu kişilere yapılacak bildirimde sadece daire numarasına ya da ilgilinin sıfatına değil, haberdar edilen kişinin isim-soyisim bilgilerine de mazbatada yer verilmesi, herhangi bir uyuşmazlık halinde posta memurunun aranan bu şartı yerine getirip getirmediğinin denetimine de imkan sağlayacaktır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun benzer bir olaya ilişkin 22/12/2004 tarih ve E:2004/12-765, K:2004/730 sayılı kararında; beyanda bulunan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat bulamadığı hususunun belgelenemediği, yapılan tebliğ işleminin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı belirtilmiştir.
Dava konusu işlemin davacıya tebliğine dair tebliğ mazbatasının incelenmesinden; posta memuru tarafından, adreste bulunamama nedeniyle muhatabın "315" ya da "D15" numaralı daireye sorulduğunun, isim ve imza vermekten imtina eden tarafından muhatabın işe gittiğinin beyan edildiğinin, bunun üzerin evrakın Ambarlı Mahallesi Muhtarı imzasına tebliğ edilerek, 2 numaralı haber kağıdının muhatabın konutunun kapısına yapıştırıldığının belirtildiği ve tebliğ mazbatasındaki "haber verilen en yakın komşu"nun ve "isim ve imzadan imtina eden beyan veren"in kim olduğuna ilişkin kısmın boş bırakıldığı görülmüştür.
Olayda, tebligat mazbatasında, beyanda bulunan komşunun ismine yer verilmemiştir. Bununla birlikte Tebligat Kanunu uyarınca "mümkün oldukça en yakın komşularından birine" haber verilmesi gerekliliği göz önünde bulundurulduğunda; 6 numaralı dairede ikamet eden davacı ile davacı hakkında beyanına başvurulan ve durumdan haberdar edilen "315" ya da "D15" numaralı daire arasında mevzuatın amaçladığı ölçüde "en yakın komşuluk" bulunduğunun kabulü de mümkün değildir.
Bu durumda; dava konusu işleme karşı dava açma süresini başlatacak, usulüne uygun şekilde yapılmış ve denetime elverişli bir tebligat söz konusu olmadığından, davanın yasal başvuru süresi geçtikten sonra açıldığından da bahsedilemeyecektir.
Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 23/03/2023 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.