Danıştay 5. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 5. Daire E.2022/15857 K.2025/6473
T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2022/15857
Karar No: 2025/6473
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ...
Vekili: Av. ...
İstemin Özeti: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Anayasa'nın 129. maddesine aykırı olarak savunma hakkı tanınmadan, soruşturma yapılmadan, adil yargılanma hakkı tanınmadan ve mahkemeye erişim hakkı verilmeden kamu görevinden çıkarıldığı, KHK eki listede ismine yer verilmek suretiyle somut hiçbir delil gösterilmeden terör örgütü üyesi olmakla suçlandığı, FETÖ/PDY ile iltisakı ya da irtibatı bulunduğumu gösteren hiçbir somut delil bulunmadığı, Bakanlar Kurulunun Anayasa ve kanunların kendisine vermediği bir yetkiyi kullanmak suretiyle işlem tesis ettiği, somut olayda AİHS'in 6. maddesi kapsamına giren bir suçlama bulunduğundan anılan maddede güvence altına alınan ceza hukukuna dair tüm ilkelere uygun bir yargılama yapılması gerektiği, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin maksat unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile İdare Dava Dairesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 29/05/2025 tarihinde, esasta oybirliğiyle, gerekçede oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) GEREKÇEDE KARŞI OY:
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, ''... davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir ... isimli banka için ülke genelinde eylemler yapıldığı tarihte ...'ya para yatırdığı, 10/02/2014 tarihinde 1.100,00-TL, 09/09/2014 tarihinde 1.000,00-TL, 06/02/2015 tarihinde 1.000,00-TL tutarında para yatırdığı, hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığı..." yönünde tespite yer verilmiş ise de; dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının bahse konu ... müşteri numaralı hesabını talimat döneminden çok önce 18/08/2001 tarihinde açtığı, bu tarihten itibaren toplam 14 adet cari, 48 adet katılım hesabının bulunduğu, 31/12/2013 tarihi itibarıyla hesap bakiyesinin 15.057,97-TL olduğu, söz konusu hesabın 2014 yılından önce de aktif olarak kullanıldığı, talimat öncesi, talimat dönemi ve talimat sonrası hesap hareketlerinin benzer nitelikte olduğu ve örgüt liderinin talimatı doğrultusunda işlem yapıldığına dair şüpheli bir hesap hareketinin bulunmadığı anlaşıldığından ... hesap hareketlerinin davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Nitekim ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında davacının ... hesap hareketleri yönünden yapılan incelemede; "... Sanığın... hesap hareketlerine ilişkin olarak soruşturma aşamasında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ... Bilirkişi Raporu, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan bilirkişi Raporu ve yine soruşturma aşamasında alınan 09/11/2016 tarihli MASAK raporu, incelendiğinde sanığın hesap hareketlerinin altın ve döviz alışı ile eft işlemleri şeklinde olduğu görülmüş örgüt lideri Fethullah Gülen'in talimatıyla bankanın kurtarılması amacıyla para yatırdığına ve söz konusu bankanın TMSF'ye devrinden sonra da parasını çektiğine dair olağan dışı bir işlemine rastlanılmamıştır..." gerekçesine yer verildiği görülmüştür.
Bu itibarla, davacının ...'ya para yatırmış olmasının aleyhine delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmamakla birlikte davacı hakkındaki diğer tespitlerin irtibat ve iltisak için yeterli olacağı gerekçesiyle çoğunluk kararın bu kısmına gerekçe yönünden katılmıyorum.
Esas No: 2022/15857
Karar No: 2025/6473
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ...
Vekili: Av. ...
İstemin Özeti: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Anayasa'nın 129. maddesine aykırı olarak savunma hakkı tanınmadan, soruşturma yapılmadan, adil yargılanma hakkı tanınmadan ve mahkemeye erişim hakkı verilmeden kamu görevinden çıkarıldığı, KHK eki listede ismine yer verilmek suretiyle somut hiçbir delil gösterilmeden terör örgütü üyesi olmakla suçlandığı, FETÖ/PDY ile iltisakı ya da irtibatı bulunduğumu gösteren hiçbir somut delil bulunmadığı, Bakanlar Kurulunun Anayasa ve kanunların kendisine vermediği bir yetkiyi kullanmak suretiyle işlem tesis ettiği, somut olayda AİHS'in 6. maddesi kapsamına giren bir suçlama bulunduğundan anılan maddede güvence altına alınan ceza hukukuna dair tüm ilkelere uygun bir yargılama yapılması gerektiği, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin maksat unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile İdare Dava Dairesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 29/05/2025 tarihinde, esasta oybirliğiyle, gerekçede oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) GEREKÇEDE KARŞI OY:
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, ''... davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir ... isimli banka için ülke genelinde eylemler yapıldığı tarihte ...'ya para yatırdığı, 10/02/2014 tarihinde 1.100,00-TL, 09/09/2014 tarihinde 1.000,00-TL, 06/02/2015 tarihinde 1.000,00-TL tutarında para yatırdığı, hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığı..." yönünde tespite yer verilmiş ise de; dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının bahse konu ... müşteri numaralı hesabını talimat döneminden çok önce 18/08/2001 tarihinde açtığı, bu tarihten itibaren toplam 14 adet cari, 48 adet katılım hesabının bulunduğu, 31/12/2013 tarihi itibarıyla hesap bakiyesinin 15.057,97-TL olduğu, söz konusu hesabın 2014 yılından önce de aktif olarak kullanıldığı, talimat öncesi, talimat dönemi ve talimat sonrası hesap hareketlerinin benzer nitelikte olduğu ve örgüt liderinin talimatı doğrultusunda işlem yapıldığına dair şüpheli bir hesap hareketinin bulunmadığı anlaşıldığından ... hesap hareketlerinin davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Nitekim ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında davacının ... hesap hareketleri yönünden yapılan incelemede; "... Sanığın... hesap hareketlerine ilişkin olarak soruşturma aşamasında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ... Bilirkişi Raporu, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan bilirkişi Raporu ve yine soruşturma aşamasında alınan 09/11/2016 tarihli MASAK raporu, incelendiğinde sanığın hesap hareketlerinin altın ve döviz alışı ile eft işlemleri şeklinde olduğu görülmüş örgüt lideri Fethullah Gülen'in talimatıyla bankanın kurtarılması amacıyla para yatırdığına ve söz konusu bankanın TMSF'ye devrinden sonra da parasını çektiğine dair olağan dışı bir işlemine rastlanılmamıştır..." gerekçesine yer verildiği görülmüştür.
Bu itibarla, davacının ...'ya para yatırmış olmasının aleyhine delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmamakla birlikte davacı hakkındaki diğer tespitlerin irtibat ve iltisak için yeterli olacağı gerekçesiyle çoğunluk kararın bu kısmına gerekçe yönünden katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.