Danıştay5. Daireİdare Hukuku
Danıştay 5. Daire E.2021/6508 K.2024/8260
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6508
Karar No : 2024/8260
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı):...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Hukuk Müşaviri ...
İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY’nin terör veya suç örgütü olmadığının Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24 Haziran 2008 tarihli kararıyla ortaya konulduğu, aynı eylem ve faaliyetler nedeniyle ikinci bir yargılamanın yapılamayacağı, tesis edilen işlemin ceza hukuku anlamında bir yaptırım niteliğinde olduğu, FETÖ/PDY yapılanması hakkındaki terör örgütü suçlamasının ilk olarak 26 Mayıs 2016 tarihli MGK kararıyla alındığı, bunun 30 Mayıs 2016 tarihinde kamuoyuna duyurulduğu, ancak bu tarihten sonraki iradi faaliyet ya da kasti hareketlerinden dolayı sorumlu tutulabileceği, terör örgütü suçlaması açısından dikkate alınması gereken tarihin 15 Temmuz 2016 olduğu, OHAL döneminde sadece durumun gerektirdiği türden geçici tedbirlerin alınabileceği, mahkemelerce irtibat ve iltisak kavramlarına son derece geniş, muğlak ve başlı başına temel hakları ihlal eden anlamlar yüklendiği, bu durumun kanunların öngörülebilir olması gerektiği ilkesine aykırılık teşkil ettiği, yürütme organının düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağı, kimsenin işlendiği zaman suç oluşturmayan bir eylemden dolayı suçlanıp cezalandırılamayacağı, yasal olarak faaliyet gösteren sendikaya üye olmasının gerekçe olarak gösterilmesiyle örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiği, sendika üyeliğinin kişisel veri niteliğinde olduğu ve mahkeme kararı olmadan elde edilen kişisel verilerin delil olarak kullanılamayacağı, Bank Asya’daki hesabını emir ve talimat doğrultusunda açmadığı, hesap hareketliliğinin olağan bankacılık faaliyeti olduğu, Bank Asya'ya talimatla para yatırdığına yönelik hiçbir somut delilin ortaya konulamadığı, hiçbir organın kaynağını Anayasadan almadığı bir devlet yetkisini kullanamayacağı, yürütme organının işlemi ile cezalandırılamayacağı, hiç kimsenin içeriğini bilmediği MGK kararlarına uymadığı gerekçesiyle suçlanamayacağı, yasal olarak faaliyet gösteren Kimse yok Mu Derneğine yaptığı bağışların gerekçe olarak gösterilemeyeceği, aynı suçlamaya dayalı olarak iki kez yargılanıp iki ayrı cezaya mahkûm edilemeyeceği, Anayasa'nın 15. ve 121. maddeleri uyarınca OHAL KHK’ları ile sadece durumun gerektirdiği ölçüde OHAL’in neden olduğu konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceği, Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasanın TBMM İç Tüzüğü'nün 128. maddesine göre 30 gün içerisinde TBMM Genel Kurulunda görüşülmediği, sadakat yükümlülüğüne riayet etmediğine ilişkin somut bir gerekçe ortaya konulmadığı, Bank Asya’daki hesabını katılım hesabı olması ve dini hassasiyeti gerekçesiyle açtırdığı, bu tarihten itibaren fatura ve kredi kartı ödemeleri gibi bütün bankacılık işlemlerini bu banka ile gerçekleştirdiği, 2014 yılında Bank Asya’ya para yatırmasının ev alım satım işlemine dayandığı, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda hareket etmediği, sendika üyeliğinin eski sendikasına tepki amaçlı olduğu, sendika üyelerine sağladığı avantajlar ve Devletin aidat desteği vermesi hususlarını da göz önünde bulundurduğu, darbe girişiminden önce sendikadan istifa ettiği, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, gerekçeli karar hakkı, bağımsız ve tarafsız mahkeme önünde yargılanma hakkı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ve şahsiliği ilkeleri, non bis in idem ilkesi, hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkeleri, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri, şeref ve itibara saygı hakkı, ayrımcılık yasağı, ifade özgürlüğü, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlüğü gibi Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca daha önce adli yardım talebi kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 27/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY :
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Dava konusu Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında;
-Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan temin edilen bilgilerde; Bank Asya'da ... müşteri numarası ile açılmış hesabının bulunduğu, bahse konu hesap bakiyesi 31/12/2013 tarihinde 226,60-TL iken; mezkur hesaba 05/02/2014 tarihinde 1.500,00-TL, 18/10/2014 tarihinde 4.500,00-TL para yatırdığı ve aynı hesaba muhtelif tarihlerde farklı tutarlarda para girişi olduğu, ayrıca Bank Asya'da 20/03/2014 tarihinde 14.000,94-TL tutarlı 31 günlük katılım hesabı açtığı,
-FETÖ/PDY'ye aidiyeti veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına Aralık 2012 - Mart 2013 tarihleri arasında 4 ay ve Mart 2014 - Temmuz 2016 tarihleri arasında 29 ay olmak üzere toplam 33 ay üyeliğinin bulunduğu tespitlerine yer verilmiştir.
6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmektedir. Sendika, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı KHK ile de kapatılmıştır.
Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması; ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay 16.Ceza Dairesi'nin 20/12/2017 tarihli ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde Ankara 19.Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 11/06/2018 gün ve E:2017/87, K:2018/121 sayılı kararın 62. sayfasında; Sendika Genel Başkanının wifi üzerinden erişim sağladığı bylock programı aracılığı ile diğer bylock kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında, Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin arızi durumlar haricinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak noktasında delil olarak değerlendirileceği açıktır.
Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası'nda, darbe teşebbüsünün gerçekleştiği 15/07/2016 veya Sendika'nın kapatıldığı 23/07/2016 tarihine kadar üyeliğin devam ettirilmesi hususunun FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak noktasında aleyhe bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, Sendikanın kapatılmasından önce herhangi bir sebepten dolayı istifa etmek suretiyle sendika üyeliği sonlandıran kişiler yönünden sendika üyeliğinin irtibat ve iltisak noktasında delil olarak kullanılması hakkaniyete uygun düşmeyecektir.
Dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacının 13/07/2016 tarihinde sendika üyeliğinden istifa etmesi ve davalı idare tarafından, davacının anılan sendikaya üyelik dışında yöneticilik, temsilcilik gibi idari bir görevde bulunduğuna ve sendikanın protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin bir bilgi veya belgenin sunulmamış olması karşısında sendika üyeliğinin davacı aleyhine örgütle iltisakına veya irtibatına delil olarak alınmasının mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında "...Sanığın Bank Asya A.Ş'de bulunan hesabı uzman bankacı bilirkişi tarafından incelenmiş, dosyada mevcut 17/06/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre; sanığın 26/05/2008 tarihinde açılmış hesabında 17-25 Aralık 2013 öncesinde de aktif olarak kullanıldığı, yine bilirkişi raporunda tespit edilen 2014 yılı Mart ayındaki artışın sanığın ev alım satım işleminden kaynaklandığı, yatırılan paranın aynı yılın nisan ayında hesaptan çekildiği ve iş bu artışların kaynağı olduğu iddia edilen ev satışına ilişkin tapu belgelerinin sanık tarafından dosyaya sunulduğu görülmüş, netice itibari ile mevcut bilirkişi raporu ve sanığın savunması göz önüne alındığında, sanığın hesap hareketlerinin olağan bankacılık faaliyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Tanık E. D. talimat yolu ile alınan beyanında özetle; 2013 yılında sanığın okul müdürü olarak görev yaptığı okulda öğretmen olarak çalıştığını, sanığın kendisini Aktif Eğitim Sendikasına üye olması için zorlamadığını, üye olması halinde ders programında kendisine bir kolaylık sağlayacağı yönünde taahhütte bulunmadığını, sendikadan istifa ettikten sonrada sanığın kendisine istifası ile ilgili soru sormadığını beyan etmiştir.
Sanık savunmasında özetle; o dönem kanser hastası olan kızının tedavisi için Nevşehir ilindeki evini satarak Kayseri iline yerleşmek durumunda kaldığını, sattığı evin karşılığı olan paranın bir kısmını elden aldığını, bu parayıda bir ay kadar hesapta tuttuktan sonra çektiğini, tanık olarak ifade veren E. D.'a hiçbir şekilde Aktif Eğitim Sendikasına üye olması için baskı yapmadığını, o dönem Aktif Eğitim Sendikasına tamamen Eğitim Bir Sendikasına tepki amaçlı üye olduğunu, örgütsel bir kast ile hareket etmediğini, örgüte yardım kastı olmadığını ve beraatını talep ettiğini söylemiştir.
Sanığın örgüte müzahir bir sendikaya üye olmasının örgüt üyeliği bakımından hükme tesir edebilecek nitelikte bir ölçüt olmadığı, yargılama sırasında dinlenen tanığın sanığın örgüt üyesi olduğuna dair somut bir bilgi sahibi olmaması ve sanığın Bank Asya hesabındaki artışın sebebi olarak ileri sürdüğü gerekçenin mahkememizce makul ve zaruri bulunması dolayısı ile sanığın yardım kastı ile hareket etmediği yönündeki savunmasının mahkememizce samimi bulunması göz önüne alındığında, mezkur yargıtay kararları ışığında, örgüt ile ilgili kişi arasında bulunması şart olan organik bağın kurulması açısından salt dernek, sendika üyeliklerinin, örgüte müzahir kurumlarda çalışmış olmasının ve çocuklarının bu kurumlarda eğitim almış olmasının yeterli olmadığı, sanığın Bylock kullanıcısı olmadığı ayrıca sanığın Bank Asya hesabının etkisiz olduğu, hakkında örgüt üyesi olduğuna dair tanık beyanı bulunmadığı ve örgütsel herhangi bir eyleme katılmadığı..." gerekçesiyle beraat kararı verildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun ise Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla onandığı ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dava dosyasının ve yukarıda yer verilen davacı hakkındaki ceza mahkemesi kararının birlikte incelenmesinden; davacının Bank Asya hesabını açılış tarihinden itibaren hesabın rutin bankacılık işlemleri ile aktif olarak kullanıldığı, 2014 yılı Mart ayındaki artışın sanığın ev alım satım işleminden kaynaklandığı ve Bank Asya'ya örgüt talimatıyla para yatırdığına ilişkin bir tespitin bulunmadığı anlaşıldığından söz konusu hesap hareketlerinin davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, dava dosyasında davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakını gösteren herhangi bir bilgi veya belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan istinaf isteminin reddine ilişkin İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6508
Karar No : 2024/8260
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı):...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Hukuk Müşaviri ...
İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY’nin terör veya suç örgütü olmadığının Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24 Haziran 2008 tarihli kararıyla ortaya konulduğu, aynı eylem ve faaliyetler nedeniyle ikinci bir yargılamanın yapılamayacağı, tesis edilen işlemin ceza hukuku anlamında bir yaptırım niteliğinde olduğu, FETÖ/PDY yapılanması hakkındaki terör örgütü suçlamasının ilk olarak 26 Mayıs 2016 tarihli MGK kararıyla alındığı, bunun 30 Mayıs 2016 tarihinde kamuoyuna duyurulduğu, ancak bu tarihten sonraki iradi faaliyet ya da kasti hareketlerinden dolayı sorumlu tutulabileceği, terör örgütü suçlaması açısından dikkate alınması gereken tarihin 15 Temmuz 2016 olduğu, OHAL döneminde sadece durumun gerektirdiği türden geçici tedbirlerin alınabileceği, mahkemelerce irtibat ve iltisak kavramlarına son derece geniş, muğlak ve başlı başına temel hakları ihlal eden anlamlar yüklendiği, bu durumun kanunların öngörülebilir olması gerektiği ilkesine aykırılık teşkil ettiği, yürütme organının düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağı, kimsenin işlendiği zaman suç oluşturmayan bir eylemden dolayı suçlanıp cezalandırılamayacağı, yasal olarak faaliyet gösteren sendikaya üye olmasının gerekçe olarak gösterilmesiyle örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiği, sendika üyeliğinin kişisel veri niteliğinde olduğu ve mahkeme kararı olmadan elde edilen kişisel verilerin delil olarak kullanılamayacağı, Bank Asya’daki hesabını emir ve talimat doğrultusunda açmadığı, hesap hareketliliğinin olağan bankacılık faaliyeti olduğu, Bank Asya'ya talimatla para yatırdığına yönelik hiçbir somut delilin ortaya konulamadığı, hiçbir organın kaynağını Anayasadan almadığı bir devlet yetkisini kullanamayacağı, yürütme organının işlemi ile cezalandırılamayacağı, hiç kimsenin içeriğini bilmediği MGK kararlarına uymadığı gerekçesiyle suçlanamayacağı, yasal olarak faaliyet gösteren Kimse yok Mu Derneğine yaptığı bağışların gerekçe olarak gösterilemeyeceği, aynı suçlamaya dayalı olarak iki kez yargılanıp iki ayrı cezaya mahkûm edilemeyeceği, Anayasa'nın 15. ve 121. maddeleri uyarınca OHAL KHK’ları ile sadece durumun gerektirdiği ölçüde OHAL’in neden olduğu konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceği, Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasanın TBMM İç Tüzüğü'nün 128. maddesine göre 30 gün içerisinde TBMM Genel Kurulunda görüşülmediği, sadakat yükümlülüğüne riayet etmediğine ilişkin somut bir gerekçe ortaya konulmadığı, Bank Asya’daki hesabını katılım hesabı olması ve dini hassasiyeti gerekçesiyle açtırdığı, bu tarihten itibaren fatura ve kredi kartı ödemeleri gibi bütün bankacılık işlemlerini bu banka ile gerçekleştirdiği, 2014 yılında Bank Asya’ya para yatırmasının ev alım satım işlemine dayandığı, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda hareket etmediği, sendika üyeliğinin eski sendikasına tepki amaçlı olduğu, sendika üyelerine sağladığı avantajlar ve Devletin aidat desteği vermesi hususlarını da göz önünde bulundurduğu, darbe girişiminden önce sendikadan istifa ettiği, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, gerekçeli karar hakkı, bağımsız ve tarafsız mahkeme önünde yargılanma hakkı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ve şahsiliği ilkeleri, non bis in idem ilkesi, hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkeleri, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri, şeref ve itibara saygı hakkı, ayrımcılık yasağı, ifade özgürlüğü, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlüğü gibi Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca daha önce adli yardım talebi kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 27/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY :
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Dava konusu Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında;
-Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan temin edilen bilgilerde; Bank Asya'da ... müşteri numarası ile açılmış hesabının bulunduğu, bahse konu hesap bakiyesi 31/12/2013 tarihinde 226,60-TL iken; mezkur hesaba 05/02/2014 tarihinde 1.500,00-TL, 18/10/2014 tarihinde 4.500,00-TL para yatırdığı ve aynı hesaba muhtelif tarihlerde farklı tutarlarda para girişi olduğu, ayrıca Bank Asya'da 20/03/2014 tarihinde 14.000,94-TL tutarlı 31 günlük katılım hesabı açtığı,
-FETÖ/PDY'ye aidiyeti veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına Aralık 2012 - Mart 2013 tarihleri arasında 4 ay ve Mart 2014 - Temmuz 2016 tarihleri arasında 29 ay olmak üzere toplam 33 ay üyeliğinin bulunduğu tespitlerine yer verilmiştir.
6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmektedir. Sendika, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı KHK ile de kapatılmıştır.
Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması; ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay 16.Ceza Dairesi'nin 20/12/2017 tarihli ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde Ankara 19.Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 11/06/2018 gün ve E:2017/87, K:2018/121 sayılı kararın 62. sayfasında; Sendika Genel Başkanının wifi üzerinden erişim sağladığı bylock programı aracılığı ile diğer bylock kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında, Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin arızi durumlar haricinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak noktasında delil olarak değerlendirileceği açıktır.
Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası'nda, darbe teşebbüsünün gerçekleştiği 15/07/2016 veya Sendika'nın kapatıldığı 23/07/2016 tarihine kadar üyeliğin devam ettirilmesi hususunun FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak noktasında aleyhe bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, Sendikanın kapatılmasından önce herhangi bir sebepten dolayı istifa etmek suretiyle sendika üyeliği sonlandıran kişiler yönünden sendika üyeliğinin irtibat ve iltisak noktasında delil olarak kullanılması hakkaniyete uygun düşmeyecektir.
Dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacının 13/07/2016 tarihinde sendika üyeliğinden istifa etmesi ve davalı idare tarafından, davacının anılan sendikaya üyelik dışında yöneticilik, temsilcilik gibi idari bir görevde bulunduğuna ve sendikanın protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin bir bilgi veya belgenin sunulmamış olması karşısında sendika üyeliğinin davacı aleyhine örgütle iltisakına veya irtibatına delil olarak alınmasının mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında "...Sanığın Bank Asya A.Ş'de bulunan hesabı uzman bankacı bilirkişi tarafından incelenmiş, dosyada mevcut 17/06/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre; sanığın 26/05/2008 tarihinde açılmış hesabında 17-25 Aralık 2013 öncesinde de aktif olarak kullanıldığı, yine bilirkişi raporunda tespit edilen 2014 yılı Mart ayındaki artışın sanığın ev alım satım işleminden kaynaklandığı, yatırılan paranın aynı yılın nisan ayında hesaptan çekildiği ve iş bu artışların kaynağı olduğu iddia edilen ev satışına ilişkin tapu belgelerinin sanık tarafından dosyaya sunulduğu görülmüş, netice itibari ile mevcut bilirkişi raporu ve sanığın savunması göz önüne alındığında, sanığın hesap hareketlerinin olağan bankacılık faaliyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Tanık E. D. talimat yolu ile alınan beyanında özetle; 2013 yılında sanığın okul müdürü olarak görev yaptığı okulda öğretmen olarak çalıştığını, sanığın kendisini Aktif Eğitim Sendikasına üye olması için zorlamadığını, üye olması halinde ders programında kendisine bir kolaylık sağlayacağı yönünde taahhütte bulunmadığını, sendikadan istifa ettikten sonrada sanığın kendisine istifası ile ilgili soru sormadığını beyan etmiştir.
Sanık savunmasında özetle; o dönem kanser hastası olan kızının tedavisi için Nevşehir ilindeki evini satarak Kayseri iline yerleşmek durumunda kaldığını, sattığı evin karşılığı olan paranın bir kısmını elden aldığını, bu parayıda bir ay kadar hesapta tuttuktan sonra çektiğini, tanık olarak ifade veren E. D.'a hiçbir şekilde Aktif Eğitim Sendikasına üye olması için baskı yapmadığını, o dönem Aktif Eğitim Sendikasına tamamen Eğitim Bir Sendikasına tepki amaçlı üye olduğunu, örgütsel bir kast ile hareket etmediğini, örgüte yardım kastı olmadığını ve beraatını talep ettiğini söylemiştir.
Sanığın örgüte müzahir bir sendikaya üye olmasının örgüt üyeliği bakımından hükme tesir edebilecek nitelikte bir ölçüt olmadığı, yargılama sırasında dinlenen tanığın sanığın örgüt üyesi olduğuna dair somut bir bilgi sahibi olmaması ve sanığın Bank Asya hesabındaki artışın sebebi olarak ileri sürdüğü gerekçenin mahkememizce makul ve zaruri bulunması dolayısı ile sanığın yardım kastı ile hareket etmediği yönündeki savunmasının mahkememizce samimi bulunması göz önüne alındığında, mezkur yargıtay kararları ışığında, örgüt ile ilgili kişi arasında bulunması şart olan organik bağın kurulması açısından salt dernek, sendika üyeliklerinin, örgüte müzahir kurumlarda çalışmış olmasının ve çocuklarının bu kurumlarda eğitim almış olmasının yeterli olmadığı, sanığın Bylock kullanıcısı olmadığı ayrıca sanığın Bank Asya hesabının etkisiz olduğu, hakkında örgüt üyesi olduğuna dair tanık beyanı bulunmadığı ve örgütsel herhangi bir eyleme katılmadığı..." gerekçesiyle beraat kararı verildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun ise Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla onandığı ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dava dosyasının ve yukarıda yer verilen davacı hakkındaki ceza mahkemesi kararının birlikte incelenmesinden; davacının Bank Asya hesabını açılış tarihinden itibaren hesabın rutin bankacılık işlemleri ile aktif olarak kullanıldığı, 2014 yılı Mart ayındaki artışın sanığın ev alım satım işleminden kaynaklandığı ve Bank Asya'ya örgüt talimatıyla para yatırdığına ilişkin bir tespitin bulunmadığı anlaşıldığından söz konusu hesap hareketlerinin davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, dava dosyasında davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakını gösteren herhangi bir bilgi veya belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan istinaf isteminin reddine ilişkin İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.