‹ Ana sayfa
Danıştay5. Daireİdare Hukuku

Danıştay 5. Daire E.2020/4987 K.2023/14899

Esas No: 2020/4987 · Karar No: 2023/14899 · Karar Tarihi: 26.10.2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/4987
Karar No : 2023/14899

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...

Karşı Taraf (Davalılar) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA
2- ... Komutanlığı / ANKARA
Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : Davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına dair 30/05/2019 tarihli davalı idare işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Soruşturma yapılmadan, savunma hakkı tanınmadan, geçerli bir sebebe ve somut delile dayanmadan tesis edilen kamu görevine son verilmesine ilişkin işlemin hukuka, Anayasa'ya ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'ne aykırı olduğu, adil bir disiplin süreci yürütülmeksizin karar verildiği, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, hakkında verilen mahkumiyet hükmünün kesinleşmediği, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ya da irtibatlı olduğuna ilişkin somut bir delilin bulunmadığı, isnat olunan suçlamaların gerçeği yansıtmadığı iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Her ne kadar İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının terör örgütü üyeliğinden hapis cezası ile cezalandırıldığı hususuna da yer verilerek hüküm kurulmuş ise de, davacının anılan suçtan mahkumiyet kararı kesinleşmemiş olduğundan, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir.
Bununla birlikte, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan;
"...Sanık ...'in geçmişte örgüte müzahir dershaneye gittiği ve akabinde 2012 yılında üniversite eğitimi için ilimize gelmesi sonrası örgüte müzahir evlerde kalmaya başladığı, örgüt liderinin vaaz ve videolarının da izletildiği örgütsel toplantılara iştirak ettiği, örgüt üyelerinin yönlendirmesi ve çalıştırması ile askeri okul sınavlarına girmeye karar verdiği, dosyanın diğer sanıkları O.K., İ.K. ve Ş.Y. ile birlikte örgüte müzahir bir evde eğitime alınan sanığın astsubaylık sınavlarına girerek 2013 yılında Ankara Beytepe Jandarma Okuluna başladığı, burada da örgütsel ilişki ve toplantılara devam eden sanığın, ilk dönemler Bolu' dan gelen V.Y. aracılığı ile bu faaliyetleri icra ederken daha sonraları "Aydın" isimli bir mahrem imam tarafından yönlendirildiği, buradaki faaliyetlerde kod isim kulanacak kadar yapının içinde olduğu ve son sürece kadar örgüt ile organik bağını sürdürdüğü, örgüt ile temaslarında ankesör aramaları ile yapılan iletişim kurma yöntemine de muhatap olduğu, örgütün asker üyeleri ile iletişim kurmada en çok kullandığı ankesörlü aramalar kapsamında; sanığın kullandığı cep telefonunun örgütün mahrem imamları tarafından ..., ..., ... ve ... numaralı sabit hatlardan 29.01.2013-12.06.2015 tarihleri arasında 12 kez arandığı ve bu haliyle sanığın örgüt ile olan organik bağını sürdürmesi nedeniyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduğu iddia edilmektedir.
Yukarıda belirtilen iddiaların temelini sanığın etkin pişmanlık kapsamındaki beyanları ve sabit hatlardan yapılan arama kayıtlarına ilişkin HTS analiz tutanakları oluşturmaktadır.
Sanığa, dosyaya kazandırılan ardışık arama tutanağı okunmak suretiyle sorulduğunda;
"Beni arayan kişinin V. yada S. isimli şahıslar olduğunu düşünüyorum. Ardışık arandığım şahıslar aynı grupta görüşmeye gittiğim arkadaşlarımdır. Aramaların sohbet daveti için yapılmış olduğunu kabul ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dosya arasına alınan 12/04/2019 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; sanığın kendisi adına kayıtlı olup kullanmış olduğu ... ve ... numaralı GSM hatlarının Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında BTK kurumundan temin edilen sabit kontörlü/ankesörlü hatlar arasında bulunan ..., ..., ... ve ... numaralı hatlardan 29/01/2013 ile 12/06/2015 tarihleri arasında 12 kez tekli ve ardışık olarak arandığı anlaşılmaktadır.
Sanığın ardışık olarak arandığı şahıslar; O.K. (Astsubay), Ş.Y. (Astsubay), İ.K. (Astsubay), F.A. (Astsubay) ve S.T. (Astsubay)'dir.
Ardışık arandığı şahıslardan O.K., İ.K. ve Ş.Y. dosyamız sanıklarından olup, diğer şahıslar hakkında da FETÖ / PDY isnadı yönü adli tahkikat bulunduğu tespit edilmiştir.
Sanığın savunmasının mahiyeti gözetilerek, sanığın ardışık arandığı dava dosyamız kapsamı dışındaki tüm bu şahısların tanık olarak dinlenmelerine yargılamanın esasına yenilik katmayacağı değerlendirilmekle lüzum görülmemiştir. Kaldı ki her zaman ardışık aranan asker şahısların mutlaka birbirlerini tanımaları ve aynı grup içerisinde yer almaları gibi bir durumun söz konusu olmadığı aynı neviden isnatlardan yargılanan asker şahısların dosyalarından mahkememizin tespit ettiği genel bir husustur.
İş bu teknik tespitler, adı geçen sanığın yukarıda isimleri ayrıca ve açıkça belirtilen şahıslarla periyodik olarak sabit hatlarla aranmış olması, sabit hatla / hatlarla yapılan aramalara ilişkin tarih aralıkları, görüşme süreleri ve görüşme temadisi, "OSMAN'' kod adını kullanması ile sanığın tevilli ikrar mahiyetindeki savunmaları, tanık anlatımları, mevcut belge ve bilgiler bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Sanık ...'in olay tarihinde ASTSUBAY rütbesinde görev yaptığı, sanığın örgüt üyesi olduğu, örgütün amacını benimseyip, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişi vasfında olduğu, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katıldığı, organik bağın, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan yapıda olduğu mahkememizce tam bir vicdani kanaat ile kabul edilmiştir...." tespitleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin erklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 26/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?