Danıştay5. Daireİdare Hukuku
Danıştay 5. Daire E.2020/1879 K.2022/45
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/1879
Karar No : 2022/45
**DAVACI:** …
**DAVALI:** … Kurulu
**VEKİLİ:** Av. …
DAVANIN KONUSU : Yargı mensubu olarak görev yapmakta iken, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılan davacı tarafından; 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Savunmasında belirttiği bilgi ve belgelerin soruşturma dosyasına alınmayarak hakkında eksik soruşturma yapıldığı, daha önce açılmış ve üstüne düşülmemiş bir soruşturmanın ihya edilerek suçluların cezalandırılması amacıyla hareket ettiği, soruşturmada bahsi geçen "Tevhid-Selam ve Kudüs Ordusu" isimli yapılanmanın bir suç örgütü olup, kamuoyuna mal olmuş insanların cinayetlerine sebebiyet verdiği, ulusal ve uluslararası seyahatlerle örgütsel eylemlerde bulundukları, soruşturma kapsamındaki kişilerin terör bağlantılı eğitimler verdikleri, soruşturmalar kapsamında birçok patlayıcı, kesici-delici suç aletinin ele geçirildiği, soruşturma aşamasında savunma hakkının kullandırılmadığı, aynı konuyla ilgili ikinci kez mükerrer ceza verildiği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davacının mevzuatın ve yargı yetki ve görevinin kendisi için çizdiği hukuki sınırların dışına çıkarak ve bağımsızlık ve tarafsızlık niteliklerini yitirerek hukuk dışı nedenlerle gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI … DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının, Ankara Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı döneme ilişkin olarak 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69.maddesinin 1. fıkrasında "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir." hükmü yer almış olup, anılan maddenin son fıkrasında da, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üçüncü Dairesinin … dosya numaralı, … tarihli ve … sayılı soruşturma izni verilmesi teklifi kararı üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu Müfettişi tarafından yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen 20/11/2017 tarihli soruşturma raporu kapsamında Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesince yapılan incelemede, davacının Ankara Cumhuriyet Savcılığı yaptığı dönemde, Müşteki ...’un suç teşkil edebilecek herhangi bir söz ve eylemi bulunmamasına rağmen silahlı terör örgütü üyesi olarak soruşturmaya dâhil edilerek iletişiminin teknik araçlarla tespit edilmesine ve fiziki takip kararları verilmesine sebep olan ilgili Cumhuriyet savcısı ve hâkimlerden şikâyeti üzerine, HSYK Üçüncü Dairesinin … tarih, … dosya ve … sayılı kararı ile 30.04.2012 tarihinde Ankara (Kapatılan CMK. 250. maddesi ile görevli ve yetkili) Cumhuriyet Başsavcılığının … sayısına kayden başlatılan, … tarihinde, … soruşturma ve … sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen soruşturma kapsamında; İstanbul (TMK’nın 10. maddesi ile görevli) eski Cumhuriyet savcıları ile aynı yer ilgili hâkimlerinin, İstanbul (TMK’nın 10. maddesi ile görevli) Cumhuriyet Başsavcılığının … sayılı soruşturma dosyası kapsamında, “Selam Tevhit Terör Örgütü” kurdukları bahanesiyle içlerinde siyasiler, bakanlar, gazeteciler, iş adamları, sanatçılar, bürokratlar ve sivil toplum yöneticilerinin bulunduğu en az 7 bin kişinin 2011 yılından beri dinlendiği konusunda yapılan soruşturmada olduğu gibi ve Ankara (Kapatılan CMK 250. madde ile görevli ve yetkili) Cumhuriyet Başsavcılığınca … tarihinde … sayısına kayden başlatılan ve … numara ile yürütülen soruşturmada, Selam (Kudüs Ordusu) Terör Örgütüne üye olma gerekçesiyle ilk kez teknik takibine başlanılan isimlerin neye göre tespit edildiğinin anlaşılamadığı, bu kişilerin tespitine ilişkin olarak herhangi bir bilgi, belge veya tutanak bulunmadığı, yine bu kişilere ilişkin yapılan teknik takip neticesinde, daha sonra soruşturma kapsamına eklenerek teknik takibine başlanılan ve devam edilen on sekiz kişiye ilişkin olarak yapılan taleplerin, tamamen Ankara İl Emniyet Müdürlüğünün FETÖ ile irtibatları nedeniyle görevden alınan bir kısım personelince soyut ve matbu gerekçelere bağlı olarak yapıldığı, kararların da aynı soyut ve matbu gerekçelere bağlı iddialara yönelik olarak verildiği, müşteki ... ile soruşturma dosyasında teknik takibi yapılan yirmi sekiz kişinin “… söz konusu Selam (Kudüs Ordusu) Terör Örgütü üyesi oldukları, örgüt adına faaliyet yürüttükleri, bu terör örgütünün faaliyetleri doğrultusunda herhangi bir suç işlediklerine dair dosyada somut delil, belge, bilgi bulunmadığı, dosyada mevcut bulunan iletişimin tespiti tutanakları, fiziki takip tespit tutanakları ve tüm belgelerden, şahısların yaptıkları telefon görüşmelerinde, lokanta, kafe, kültür merkezi gibi yerlerde yaptıkları toplantılarda, katıldıkları cenaze törenlerinde suç teşkil eden herhangi bir söz ve eylemlerine rastlanmadığı…” gerekçeleriyle Ankara Cumhuriyet Savcısı ... tarafından 12.06.2014 tarihinde, … karar numarası ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacının, Kolluktan gelen talep yazılarında haklı ve ikna edici bilgi ve belge sunulamadığı halde, muhatapların silahlı terör örgütüyle bağlantıları ilişkilendirilmeksizin, başka surette delil elde etme imkânının bulunup bulunmadığı yeterince irdelenmeksizin soyut delillere dayanılarak, talebe konu soruşturmanın tam olarak aydınlatılabilmesi, şüphelilerin tespiti ile suç delillerinin eksiksiz toplanabilmesi, grubun hiyerarşik yapısının deşifre edilerek faaliyetlerinin ortaya çıkarılması, şüphelilerin terör örgütü ile olan bağlantılarının tespit edilmemesi için azami özen gösterdikleri ve suç işlendiğine dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunduğu şeklindeki matbulaştırılan gerekçelerle, şüpheli şahısların kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlarla izlenebilmesi, iletişlimin tespiti, dinlenmesi, ses veya görüntü kaydı alınmasına karar verilmesi için CMK kapsamında ilk kez veya uzatma taleplerinde bulunulması, ilk kez teknik takibine başlanılan isimlerin neye göre tespit edildiğine ilişkin herhangi bir tutanak veya belgenin olmaması hususları dikkate alınarak davacının FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni sarsacak şekilde davrandığı sonucuna varılarak bu durumun mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nufuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu kabul edilerek Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı, söz konusu kararın yeniden incelenmesi talebiyle yapılan başvurunun ise, aynı Dairenin 30/04/2019 tarihli ve K:2019/397 sayılı kararıyla reddedildiği, bu karara karşı yapılan itirazın da Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun … tarihli ve K:… sayılı kararıyla reddedilerek meslekten çıkarma cezasının kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3'üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği belirlenmiştir.
Olayda, soruşturma dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, davacının yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında kötüye kullandığı ve "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" eylemler gerçekleştirdiği kabul edilerek 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Ayrıca, davacı hakkında Yargıtay ... Ceza Dairesince … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle 11 Yıl 3 Ay süreyle mahkumiyetine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davacı tarafından bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairemizin E:2018/3113 sayılı esasında kayıtlı bulunan dava dosyanın taraflarının ve konusunun aynı olduğundan bahisle birleştirilmesi talebinde bulunulmuş ise de, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda davaların birleştirilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi anılan Kanun'da hüküm bulunmayan hallerde uygulanmak üzere sayma yoluyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na atıfta bulunulan 31. maddesinde de davaların birleştirilmesi usulüne yer verilmediği, görüldüğünden bu istem yerinde görülmemiştir.
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Müşteki E.B. tarafından, suç teşkil edebilecek herhangi bir söz ve eylemi bulunmamasına rağmen silahlı terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle soruşturmaya dâhil edildiği ve iletişiminin teknik araçlarla tespit edilmesine ve fiziki takip kararları verilmesine sebep olunduğu iddiasıyla, ilgili Cumhuriyet savcısı ve hâkimlerden şikâyetçi olunmuştur.
E.B.'nin dahil edildiği söz konusu soruşturma kapsamında İstanbul (CMK 250. maddesi ile görevli) eski Cumhuriyet savcıları ile aynı yer ilgili hâkimleri tarafından “Selam Tevhit Terör Örgütü” kurdukları iddiasıyla içlerinde siyasiler, bakanlar, gazeteciler, iş adamları, sanatçılar, bürokratlar ve sivil toplum yöneticilerinin bulunduğu en az yedi bin kişi hakkında iletişimin tespiti ve teknik takip kararları verilmiştir. Ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve K:… sayılı kararı ile müşteki E.B. ile soruşturma dosyasında teknik takibi yapılan yirmi sekiz kişi hakkında; “… söz konusu Selam (Kudüs Ordusu) Terör Örgütü üyesi oldukları, örgüt adına faaliyet yürüttükleri, bu terör örgütünün faaliyetleri doğrultusunda herhangi bir suç işlediklerine dair dosyada somut delil, belge, bilgi bulunmadığı gibi dosyada mevcut bulunan iletişimin tespiti tutanakları, fiziki takip tespit tutanakları ve tüm belgelerden, şahısların yaptıkları telefon görüşmelerinde, lokanta, kafe, kültür merkezi gibi yerlerde yaptıkları toplantılarda, katıldıkları cenaze törenlerinde suç teşkil eden herhangi bir söz ve eylemlerine rastlanmadığı…” gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Bu nedenle, olay tarihinde Ankara (kapatılan CMK 250. madde ile görevli ve yetkili) Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan davacı ile ilgili olarak; "Kolluktan gelen talep yazılarında haklı ve ikna edici bilgi ve belgeler sunulamadığı halde, muhatapların silahlı terör örgütüyle bağlantıları ilişkilendirilmeksizin, başka surette delil elde etme imkânının bulunup bulunmadığı yeterince irdelenmeksizin soyut delillere dayanılarak, talebe konu soruşturmanın tam olarak aydınlatılabilmesi, şüphelilerin tespiti ile suç delillerinin eksiksiz toplanabilmesi, grubun hiyerarşik yapısının deşifre edilerek faaliyetlerinin ortaya çıkarılması, şüphelilerin terör örgütü ile olan bağlantılarının tespit edilmemesi için azami özen gösterdikleri ve suç işlendiğine dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunduğu şeklindeki matbulaştırılan gerekçelerle; Ankara (Kapatılan TMK 10. maddesi ile görevli) 1, 2, 3 No'lu Hâkimliklerinden çeşitli tarihlerde 5271 sayılı CMK'nın 140. maddesi gereğince şüpheli şahısların kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlar ile izlenebilmesi, ses veya görüntü kaydı alınmasına karar verilmesi için ilk kez veya uzatma taleplerinde bulunduğu.." iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Anılan soruşturma neticesinde Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişi tarafından düzenlenen 20/11/2017 tarihli soruşturma raporu üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; "kolluktan gelen talep yazılarında haklı ve ikna edici bilgi ve belgeler sunulamadığı halde, muhatapların silahlı terör örgütüyle bağlantıları ilişkilendirilmeksizin, başka surette delil elde etme imkanının bulunup bulunmadığı yeterince irdelenmeksizin soyut varsayımlara dayanarak, talebe konu soruşturmanın tam olarak aydınlatılabilmesi, şüphelilerin tespiti ile suç delillerinin eksiksiz toplanabilmesi, grubun hiyerarşik yapısının deşifre edilerek faaliyetlerinin ortaya çıkarılması, şüphelilerin terör örgütü ile olan bağlantılarının tespit edilmemesi için azami özen gösterdikleri ve suç işlendiğine dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunduğu şeklindeki matbulaştırılan gerekçelerle; a) Ankara (Kapatılan TMK 10. maddesi ile görevli) 1 No'lu Hakimliği'nden, 24/09/2012-22/01/2014 tarihleri arasında 12 ayrı kez, b) Ankara (Kapatılan TMK 10. maddesi ile görevli) 2 No'lu Hakimliği'nden, 24/12/2012-07/01/2014 tarihleri arasında 7 ayrı kez, c) Ankara (Kapatılan TMK 10. maddesi ile görevli) 3 No'lu Hakimliğinden, 26/11/2012-25/12/2013 tarihleri arasında, 17 ayrı kez, iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebilmesi yönünde CMK 135 maddesi kapsamında ilk kez veya uzatma taleplerinde bulunduğu, d) Ankara (Kapatılan TMK 10. maddesi ile görevli) 1 No'lu Hakimliğinden,18/12/2012-22/01/2014 tarihleri arasında 23 ayrı kez, e) Ankara (Kapatılan TMK 10. maddesi ile görevli) 2 No'lu Hakimliğinden, 22/08/2012-29/01/2014 tarihleri arasında 22 ayrı kez, f) Ankara (Kapatılan TMK 10. maddesi ile görevli) 3 No'lu Hakimliğinden, 35 ayrı kez, şüpheli şahısların kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlar ile izlenebilmesi, ses veya görüntü kaydı alınmasına karar verilmesi için CMK 140 maddesi kapsamında ilk kez veya uzatma taleplerinde bulunduğu, Ankara (Kapatılan CMK 250. Madde ile Görevli ve Yetkili) eski Cumhuriyet Savcısı ... Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3'üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, hususu ile ilk kez teknik takibine başlanılan isimlerin neye göre tespit edildiğine ilişkin olarak herhangi bir tutanak veya belge olmamasına rağmen talep birlikte değerlendirildiğinde, ...’nin, FETÖ adlı silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte davrandığı" gerekçesiyle davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilmiştir. Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesinin yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararına karşı yapılan itiraz ise Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilerek uyuşmazlığa konu meslekten çıkarma cezasının kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
B)
**İLGİLİ MEVZUAT:**
T.C. Anayasasının "Hakimlik ve savcılık teminatı" başlıklı 139. maddesinde; "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", "Hakimlik ve savcılık mesleği" başlıklı 140. maddesinin 3. fıkrasında; "..Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.." şeklinde hükümlere yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin 1. fıkrasında, "... Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. " hükmüne, son fıkrasında da; "..Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.
" hükmüne yer verilmiştir.
C) İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının kolluktan gelen talep yazılarında haklı ve ikna edici bilgi ve belgeler sunulamadığı ve muhatapların Selam Tevhit (Kudüs Ordusu) Terör Örgütüyle bağlantıları ilişkilendirilmediği halde, başka surette delil elde etme imkânının bulunup bulunmadığını yeterince irdelemeden, matbulaştırılan gerekçelerle iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebilmesi yönünde ilk kez veya uzatma taleplerinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Bununla birlikte, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararı ile davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Davacının Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun anılan kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açtığı davada, Dairemizin 26/01/2022 tarih ve E:2018/3113, K:2022/44 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Öte yandan; Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) … tarih ve E:…; K:… sayılı kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 11 yıl 3 ay; Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek suçundan ise 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu haliyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak ve Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek suçlarından dolayı hakkında mahkumiyet kararı verilen davacının, örgütsel hiyerarşik ilişki içerisinde kendine verilen görevi yerine getirdiği ve söz konusu eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/1879
Karar No : 2022/45
**DAVACI:** …
**DAVALI:** … Kurulu
**VEKİLİ:** Av. …
DAVANIN KONUSU : Yargı mensubu olarak görev yapmakta iken, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılan davacı tarafından; 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Savunmasında belirttiği bilgi ve belgelerin soruşturma dosyasına alınmayarak hakkında eksik soruşturma yapıldığı, daha önce açılmış ve üstüne düşülmemiş bir soruşturmanın ihya edilerek suçluların cezalandırılması amacıyla hareket ettiği, soruşturmada bahsi geçen "Tevhid-Selam ve Kudüs Ordusu" isimli yapılanmanın bir suç örgütü olup, kamuoyuna mal olmuş insanların cinayetlerine sebebiyet verdiği, ulusal ve uluslararası seyahatlerle örgütsel eylemlerde bulundukları, soruşturma kapsamındaki kişilerin terör bağlantılı eğitimler verdikleri, soruşturmalar kapsamında birçok patlayıcı, kesici-delici suç aletinin ele geçirildiği, soruşturma aşamasında savunma hakkının kullandırılmadığı, aynı konuyla ilgili ikinci kez mükerrer ceza verildiği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davacının mevzuatın ve yargı yetki ve görevinin kendisi için çizdiği hukuki sınırların dışına çıkarak ve bağımsızlık ve tarafsızlık niteliklerini yitirerek hukuk dışı nedenlerle gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI … DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının, Ankara Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı döneme ilişkin olarak 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69.maddesinin 1. fıkrasında "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir." hükmü yer almış olup, anılan maddenin son fıkrasında da, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üçüncü Dairesinin … dosya numaralı, … tarihli ve … sayılı soruşturma izni verilmesi teklifi kararı üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu Müfettişi tarafından yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen 20/11/2017 tarihli soruşturma raporu kapsamında Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesince yapılan incelemede, davacının Ankara Cumhuriyet Savcılığı yaptığı dönemde, Müşteki ...’un suç teşkil edebilecek herhangi bir söz ve eylemi bulunmamasına rağmen silahlı terör örgütü üyesi olarak soruşturmaya dâhil edilerek iletişiminin teknik araçlarla tespit edilmesine ve fiziki takip kararları verilmesine sebep olan ilgili Cumhuriyet savcısı ve hâkimlerden şikâyeti üzerine, HSYK Üçüncü Dairesinin … tarih, … dosya ve … sayılı kararı ile 30.04.2012 tarihinde Ankara (Kapatılan CMK. 250. maddesi ile görevli ve yetkili) Cumhuriyet Başsavcılığının … sayısına kayden başlatılan, … tarihinde, … soruşturma ve … sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen soruşturma kapsamında; İstanbul (TMK’nın 10. maddesi ile görevli) eski Cumhuriyet savcıları ile aynı yer ilgili hâkimlerinin, İstanbul (TMK’nın 10. maddesi ile görevli) Cumhuriyet Başsavcılığının … sayılı soruşturma dosyası kapsamında, “Selam Tevhit Terör Örgütü” kurdukları bahanesiyle içlerinde siyasiler, bakanlar, gazeteciler, iş adamları, sanatçılar, bürokratlar ve sivil toplum yöneticilerinin bulunduğu en az 7 bin kişinin 2011 yılından beri dinlendiği konusunda yapılan soruşturmada olduğu gibi ve Ankara (Kapatılan CMK 250. madde ile görevli ve yetkili) Cumhuriyet Başsavcılığınca … tarihinde … sayısına kayden başlatılan ve … numara ile yürütülen soruşturmada, Selam (Kudüs Ordusu) Terör Örgütüne üye olma gerekçesiyle ilk kez teknik takibine başlanılan isimlerin neye göre tespit edildiğinin anlaşılamadığı, bu kişilerin tespitine ilişkin olarak herhangi bir bilgi, belge veya tutanak bulunmadığı, yine bu kişilere ilişkin yapılan teknik takip neticesinde, daha sonra soruşturma kapsamına eklenerek teknik takibine başlanılan ve devam edilen on sekiz kişiye ilişkin olarak yapılan taleplerin, tamamen Ankara İl Emniyet Müdürlüğünün FETÖ ile irtibatları nedeniyle görevden alınan bir kısım personelince soyut ve matbu gerekçelere bağlı olarak yapıldığı, kararların da aynı soyut ve matbu gerekçelere bağlı iddialara yönelik olarak verildiği, müşteki ... ile soruşturma dosyasında teknik takibi yapılan yirmi sekiz kişinin “… söz konusu Selam (Kudüs Ordusu) Terör Örgütü üyesi oldukları, örgüt adına faaliyet yürüttükleri, bu terör örgütünün faaliyetleri doğrultusunda herhangi bir suç işlediklerine dair dosyada somut delil, belge, bilgi bulunmadığı, dosyada mevcut bulunan iletişimin tespiti tutanakları, fiziki takip tespit tutanakları ve tüm belgelerden, şahısların yaptıkları telefon görüşmelerinde, lokanta, kafe, kültür merkezi gibi yerlerde yaptıkları toplantılarda, katıldıkları cenaze törenlerinde suç teşkil eden herhangi bir söz ve eylemlerine rastlanmadığı…” gerekçeleriyle Ankara Cumhuriyet Savcısı ... tarafından 12.06.2014 tarihinde, … karar numarası ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacının, Kolluktan gelen talep yazılarında haklı ve ikna edici bilgi ve belge sunulamadığı halde, muhatapların silahlı terör örgütüyle bağlantıları ilişkilendirilmeksizin, başka surette delil elde etme imkânının bulunup bulunmadığı yeterince irdelenmeksizin soyut delillere dayanılarak, talebe konu soruşturmanın tam olarak aydınlatılabilmesi, şüphelilerin tespiti ile suç delillerinin eksiksiz toplanabilmesi, grubun hiyerarşik yapısının deşifre edilerek faaliyetlerinin ortaya çıkarılması, şüphelilerin terör örgütü ile olan bağlantılarının tespit edilmemesi için azami özen gösterdikleri ve suç işlendiğine dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunduğu şeklindeki matbulaştırılan gerekçelerle, şüpheli şahısların kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlarla izlenebilmesi, iletişlimin tespiti, dinlenmesi, ses veya görüntü kaydı alınmasına karar verilmesi için CMK kapsamında ilk kez veya uzatma taleplerinde bulunulması, ilk kez teknik takibine başlanılan isimlerin neye göre tespit edildiğine ilişkin herhangi bir tutanak veya belgenin olmaması hususları dikkate alınarak davacının FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni sarsacak şekilde davrandığı sonucuna varılarak bu durumun mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nufuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu kabul edilerek Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı, söz konusu kararın yeniden incelenmesi talebiyle yapılan başvurunun ise, aynı Dairenin 30/04/2019 tarihli ve K:2019/397 sayılı kararıyla reddedildiği, bu karara karşı yapılan itirazın da Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun … tarihli ve K:… sayılı kararıyla reddedilerek meslekten çıkarma cezasının kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3'üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği belirlenmiştir.
Olayda, soruşturma dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, davacının yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında kötüye kullandığı ve "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" eylemler gerçekleştirdiği kabul edilerek 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Ayrıca, davacı hakkında Yargıtay ... Ceza Dairesince … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle 11 Yıl 3 Ay süreyle mahkumiyetine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davacı tarafından bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairemizin E:2018/3113 sayılı esasında kayıtlı bulunan dava dosyanın taraflarının ve konusunun aynı olduğundan bahisle birleştirilmesi talebinde bulunulmuş ise de, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda davaların birleştirilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi anılan Kanun'da hüküm bulunmayan hallerde uygulanmak üzere sayma yoluyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na atıfta bulunulan 31. maddesinde de davaların birleştirilmesi usulüne yer verilmediği, görüldüğünden bu istem yerinde görülmemiştir.
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Müşteki E.B. tarafından, suç teşkil edebilecek herhangi bir söz ve eylemi bulunmamasına rağmen silahlı terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle soruşturmaya dâhil edildiği ve iletişiminin teknik araçlarla tespit edilmesine ve fiziki takip kararları verilmesine sebep olunduğu iddiasıyla, ilgili Cumhuriyet savcısı ve hâkimlerden şikâyetçi olunmuştur.
E.B.'nin dahil edildiği söz konusu soruşturma kapsamında İstanbul (CMK 250. maddesi ile görevli) eski Cumhuriyet savcıları ile aynı yer ilgili hâkimleri tarafından “Selam Tevhit Terör Örgütü” kurdukları iddiasıyla içlerinde siyasiler, bakanlar, gazeteciler, iş adamları, sanatçılar, bürokratlar ve sivil toplum yöneticilerinin bulunduğu en az yedi bin kişi hakkında iletişimin tespiti ve teknik takip kararları verilmiştir. Ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve K:… sayılı kararı ile müşteki E.B. ile soruşturma dosyasında teknik takibi yapılan yirmi sekiz kişi hakkında; “… söz konusu Selam (Kudüs Ordusu) Terör Örgütü üyesi oldukları, örgüt adına faaliyet yürüttükleri, bu terör örgütünün faaliyetleri doğrultusunda herhangi bir suç işlediklerine dair dosyada somut delil, belge, bilgi bulunmadığı gibi dosyada mevcut bulunan iletişimin tespiti tutanakları, fiziki takip tespit tutanakları ve tüm belgelerden, şahısların yaptıkları telefon görüşmelerinde, lokanta, kafe, kültür merkezi gibi yerlerde yaptıkları toplantılarda, katıldıkları cenaze törenlerinde suç teşkil eden herhangi bir söz ve eylemlerine rastlanmadığı…” gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Bu nedenle, olay tarihinde Ankara (kapatılan CMK 250. madde ile görevli ve yetkili) Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan davacı ile ilgili olarak; "Kolluktan gelen talep yazılarında haklı ve ikna edici bilgi ve belgeler sunulamadığı halde, muhatapların silahlı terör örgütüyle bağlantıları ilişkilendirilmeksizin, başka surette delil elde etme imkânının bulunup bulunmadığı yeterince irdelenmeksizin soyut delillere dayanılarak, talebe konu soruşturmanın tam olarak aydınlatılabilmesi, şüphelilerin tespiti ile suç delillerinin eksiksiz toplanabilmesi, grubun hiyerarşik yapısının deşifre edilerek faaliyetlerinin ortaya çıkarılması, şüphelilerin terör örgütü ile olan bağlantılarının tespit edilmemesi için azami özen gösterdikleri ve suç işlendiğine dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunduğu şeklindeki matbulaştırılan gerekçelerle; Ankara (Kapatılan TMK 10. maddesi ile görevli) 1, 2, 3 No'lu Hâkimliklerinden çeşitli tarihlerde 5271 sayılı CMK'nın 140. maddesi gereğince şüpheli şahısların kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlar ile izlenebilmesi, ses veya görüntü kaydı alınmasına karar verilmesi için ilk kez veya uzatma taleplerinde bulunduğu.." iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Anılan soruşturma neticesinde Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişi tarafından düzenlenen 20/11/2017 tarihli soruşturma raporu üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; "kolluktan gelen talep yazılarında haklı ve ikna edici bilgi ve belgeler sunulamadığı halde, muhatapların silahlı terör örgütüyle bağlantıları ilişkilendirilmeksizin, başka surette delil elde etme imkanının bulunup bulunmadığı yeterince irdelenmeksizin soyut varsayımlara dayanarak, talebe konu soruşturmanın tam olarak aydınlatılabilmesi, şüphelilerin tespiti ile suç delillerinin eksiksiz toplanabilmesi, grubun hiyerarşik yapısının deşifre edilerek faaliyetlerinin ortaya çıkarılması, şüphelilerin terör örgütü ile olan bağlantılarının tespit edilmemesi için azami özen gösterdikleri ve suç işlendiğine dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunduğu şeklindeki matbulaştırılan gerekçelerle; a) Ankara (Kapatılan TMK 10. maddesi ile görevli) 1 No'lu Hakimliği'nden, 24/09/2012-22/01/2014 tarihleri arasında 12 ayrı kez, b) Ankara (Kapatılan TMK 10. maddesi ile görevli) 2 No'lu Hakimliği'nden, 24/12/2012-07/01/2014 tarihleri arasında 7 ayrı kez, c) Ankara (Kapatılan TMK 10. maddesi ile görevli) 3 No'lu Hakimliğinden, 26/11/2012-25/12/2013 tarihleri arasında, 17 ayrı kez, iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebilmesi yönünde CMK 135 maddesi kapsamında ilk kez veya uzatma taleplerinde bulunduğu, d) Ankara (Kapatılan TMK 10. maddesi ile görevli) 1 No'lu Hakimliğinden,18/12/2012-22/01/2014 tarihleri arasında 23 ayrı kez, e) Ankara (Kapatılan TMK 10. maddesi ile görevli) 2 No'lu Hakimliğinden, 22/08/2012-29/01/2014 tarihleri arasında 22 ayrı kez, f) Ankara (Kapatılan TMK 10. maddesi ile görevli) 3 No'lu Hakimliğinden, 35 ayrı kez, şüpheli şahısların kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlar ile izlenebilmesi, ses veya görüntü kaydı alınmasına karar verilmesi için CMK 140 maddesi kapsamında ilk kez veya uzatma taleplerinde bulunduğu, Ankara (Kapatılan CMK 250. Madde ile Görevli ve Yetkili) eski Cumhuriyet Savcısı ... Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3'üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, hususu ile ilk kez teknik takibine başlanılan isimlerin neye göre tespit edildiğine ilişkin olarak herhangi bir tutanak veya belge olmamasına rağmen talep birlikte değerlendirildiğinde, ...’nin, FETÖ adlı silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte davrandığı" gerekçesiyle davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilmiştir. Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesinin yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararına karşı yapılan itiraz ise Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilerek uyuşmazlığa konu meslekten çıkarma cezasının kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
B)
**İLGİLİ MEVZUAT:**
T.C. Anayasasının "Hakimlik ve savcılık teminatı" başlıklı 139. maddesinde; "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", "Hakimlik ve savcılık mesleği" başlıklı 140. maddesinin 3. fıkrasında; "..Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.." şeklinde hükümlere yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin 1. fıkrasında, "... Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. " hükmüne, son fıkrasında da; "..Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.
" hükmüne yer verilmiştir.
C) İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının kolluktan gelen talep yazılarında haklı ve ikna edici bilgi ve belgeler sunulamadığı ve muhatapların Selam Tevhit (Kudüs Ordusu) Terör Örgütüyle bağlantıları ilişkilendirilmediği halde, başka surette delil elde etme imkânının bulunup bulunmadığını yeterince irdelemeden, matbulaştırılan gerekçelerle iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebilmesi yönünde ilk kez veya uzatma taleplerinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Bununla birlikte, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararı ile davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Davacının Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun anılan kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açtığı davada, Dairemizin 26/01/2022 tarih ve E:2018/3113, K:2022/44 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Öte yandan; Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) … tarih ve E:…; K:… sayılı kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 11 yıl 3 ay; Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek suçundan ise 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu haliyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak ve Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek suçlarından dolayı hakkında mahkumiyet kararı verilen davacının, örgütsel hiyerarşik ilişki içerisinde kendine verilen görevi yerine getirdiği ve söz konusu eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.