‹ Ana sayfa
Danıştay5. Daireİdare Hukuku

Danıştay 5. Daire E.2017/3987 K.2022/126

Esas No: 2017/3987 · Karar No: 2022/126 · Karar Tarihi: 02.02.2022
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/3987
Karar No : 2022/126

**DAVACI:** ...

**VEKİLİ:** Av. ...

**DAVALI:** ... Kurulu / ...

**VEKİLİ:** Av…

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve .... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Şartları oluşmadan ilan edilen OHAL'e istinaden Anayasa'ya ve evrensel hukuka aykırı olarak çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname'ye göre meslekten çıkarılmasına karar verildiği, dava konusu kararların Anayasa'ya, evrensel hukuk ilkelerine, 2802 sayılı Kanun'a, 6087 sayılı Kanun'a, ilgili diğer kanun, yönetmelik ve düzenlemelere, kanunilik ilkesine aykırı olduğu, hakimlik teminatının göz ardı edildiği, ilgili usul hükümleri uygulanmadan, savunması dahi alınmadan meslekten çıkarılmasına karar verildiği, yeniden inceleme başvurusunun savunma olmadığı, kararlarda gerekçe adı altında sunulan hususların çıkış noktasının 12/10/2014 tarihli HSYK seçimleri olduğu, hiçbir bireyselleştirme yapılmadığı, genel, soyut gerekçelere yer verildiği, davalı idarenin bağımsız ve tarafsız bir statüye ve duruşa sahip olmadığı, örgüte üye ya da iltisaklı olduğunu ortaya koyan hiçbir cümlesi ya da kararının olmadığı, düşünce ve ifade özgürlüğüne güvenerek aday olduğu 2014 yılındaki HSYK seçimleri süreci ile birlikte FETÖ/PDY içerisinde olduğunun ilan edildiği, 6087 sayılı Kanun çerçevesinde yürüttüğü seçim faaliyetlerinin, ifade özgürlüğünün bir başka görünümü olan sosyal medya paylaşımlarının terör örgütü faaliyeti olarak gösterildiği, yeniden inceleme başvurusunun gereği gibi incelenmediği, masumiyet karinesinin, savunma hakkının, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edildiği, bu dosyada delil diye ortaya konulan tüm belgelerin görevden uzaklaştırılmasından, tutuklanmasından, meslekten çıkarılmasından sonra dosyaya girdiği ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi'ne dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1'inci maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve .... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının tarafına verilmesi istemiyle açılmıştır.
Davacının ve davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.
Anayasanın 90’ıncı maddesinin son fıkrasında, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı kurala bağlanmıştır. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi, 6366 sayılı Kanunla onaylandıktan sonra 18/05/1954 tarihinde pozitif hukukumuzda yerini almıştır.
Sözleşme ağırlıklı olarak, demokratik bir hayat biçimi için zorunlu olan ‘medeni ve siyasi’ hakları korumakta olup, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin birçok kararında da belirtildiği üzere, devletin egemenlik alanıyla ilgili bir görevde bulunanlara, görevleri bağlamında uygulanan idari işlemlerin kamu hukukunu ilgilendirdiğinden “medeni hak” kapsamında olmadığı; her ülkedeki kamu hizmeti sektöründeki bazı mevkilerin, kamu hukuku tarafından verilen güçleri kullanmaya katılmayı veya genel menfaat içinde sorumluluk almayı içerdiği; bu nedenle, bu tür mevkilere sahip olanların devletin egemen gücünün bir parçasını kullandıklarından, devletin bu memurlardan özel bir sadakat ve güven bağlılığı talep etmekte meşru bir menfaati bulunduğu kabul edilmektedir.
Öte yandan; Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen ve hâkimin gerek konumsal ve gerekse içsel tarafsızlığına yönelik Bangalor Yargı Etiği ilkelerinde hakimin tarafsızlığı “yargı görevinin tam ve doğru bir şekilde yerine getirilmesinin esası” olarak belirtildikten sonra bu prensibin uygulanmasına yönelik temel ilkeler arasında, hâkimin, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması gerektiği; yine doğruluk ve tutarlılığı yargı görevinin düzgün bir şekilde yerine getirilmesi bağlamında hâkimin, meslekî davranış şekli itibariyle, makul olarak düşünme yeteneği olan bir kişide herhangi bir serzenişe yol açmayacak hal ve tavır içinde olması gerektiği ve dürüstlüğün görüntü olarak ortaya konuluşunu bir hâkimin tüm etkinliklerini icrada esaslı bir unsur olarak kabul ederek, kendisinden sâdır olan tüm etkinliklerde yakışıksız ve yakışık almayan görüntüler içerisinde olmaktan kaçınması, kamunun sürekli denetim sujesi olarak normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmesi ve bunlara isteyerek ve özgürce uyması, tarafgirlik veya bir tarafa meyletme görüntüsü ya da şüphe doğuracak durumlardan kaçınması özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması gerektiği kabul edilmiştir.
Anayasamızın 140'ncı maddesinde; Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işlerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
Hakim ve savcıların taşımaları gereken nitelik ve vasıflar ile uymaları gereken mesleki ve etik kurallar Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde sayılmış bunlar; bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk ve tutarlılık, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat olarak sıralanmıştır.
Anayasanın 138'inci maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. ...", 139'uncu maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, ... Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", "Hakimler ve Savcılar Kurulu" başlıklı 159'uncu maddesinin 8'inci fıkrasında, "Kurul, ... meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.", bu maddenin 10'uncu fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz. ... " hükümlerine yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53'üncü maddesinde, "Hakim ve savcıların: a) fıkrasında, bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) fıkrasında, haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, ... hallerinde görevleri sona erer." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4'üncü maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6'ncı bendinde meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7'nci bendinde, disiplin cezası verme, 8'inci bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7'nci maddesinin 2'nci fıkrasının (ı) bendinde de, adli ve idari yargı hâkim ve savcıları hakkında meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma Genel Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Yeniden inceleme, itiraz ve yargı yolu" başlıklı 33'üncü maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görüleceği hükme bağlanmıştır.
15/07/2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasanın 120'nci maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20/07/2016 tarih ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine toplanan Bakanlar Kurulunca Ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21/07/2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4'üncü maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca 22/07/2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuş, "Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler" başlıklı 3'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ... hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca ... meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmış ve bu Kanun Hükmünde Kararname, 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmıştır.
08/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7075 sayılı Kanun ile kanunlaşan, 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 11'inci maddesinin 2'nci fıkrası ile, "22/07/2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilir.'' kuralı yer almış Kanunun, geçiş hükümleri başlıklı Geçici 1'inci maddesinin 4'üncü fıkrasında ise, ''Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 6749 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, bu Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren altmış gün içinde 11 inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan hükümlere göre dava açabilir. Bu kapsamda idare mahkemelerinde derdest olan davalar Danıştaya gönderilir. Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce açılmış olup da karar verilen dosyalarda da bu fıkra hükümleri uygulanır." hükmü getirilmiştir.
Dava konusu edilen Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve .... sayılı kararıyla, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3'üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan açılan davada, .... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla 8 yıl, 9 ay hapis cezası verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava dosyasında yer alan adli yargı mercii kararı ile davalı idarece dosyaya sunulan bilgi, belge, ifade ve diğer deliller karşısında; davacının, FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davanın, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararı uyarınca davacının görevine son verilmesi nedeniyle yoksun kalındığı ileri sürülen özlük haklarının tarafına verilmesi istemine ilişkin kısmına gelince; dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmaması karşısında bu işlem nedeniyle ortada tazmini gereken bir zararın da varlığından söz etme imkanı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek; ayrıca davacı tarafından, bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairemizin E:2017/5805 sayısında kayıtlı bulunan dava dosyasının tarafları ve konusu aynı olduğundan bahisle birleştirilmesi talebinde bulunulmuş ise de 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda davaların birleştirilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi anılan Kanun'da hüküm bulunmayan hallerde uygulanmak üzere sayma yoluyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na atıfta bulunulan 31. maddesinde de davaların birleştirilmesi usulüne yer verilmediği görüldüğünden bu istem de yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:

A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.

2) Davacıya İlişkin Süreç
... tarih ve .... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda .... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu ise … Bölge Adliye Mahkemesi …. Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K… sayılı kararı ile esastan reddedilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği anlaşılmıştır.

B) İLGİLİ MEVZUAT
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."
Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...”
Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”

2) AİHS
AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."
AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”

AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."

3) Kanun
667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”
Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”

4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.

C) İNCELEME VE GEREKÇE
1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç
AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.
Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.
Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.
Bu kapsamda davacının adli yardım istemi, Dairemizin 21/10/2019 tarihli kararı ile kabul edilmiştir.
Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulmuş olan ve davacı hakkında yeni bilgi ve belgeleri içeren 14/02/2020 tarihli üst yazı ve ekleri, 24/11/2021 tarihli ara kararımızla davacıya tebliğ edilmiş ve söz konusu bilgi ve belgelere ilişkin beyanlarını sunabilmesi için davacıya on gün süre verilmiştir.

Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.
Bununla birlikte, AİHS’in "Adil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.
AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).
Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.
Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararın gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.

2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
.... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:
"Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...
Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...
HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.
Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...
Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...
Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..."
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:

Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı Erdal kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait ...iye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”
Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.

3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete ... kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.
Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir.
Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.

4) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.

5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.

a) ByLock Delili
a-1) ByLock Uygulamasına İlişkin Genel Değerlendirme
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında da belirtildiği üzere ByLock uygulaması, kullanılması için indirilmesi yeterli olmayan ve özel kurulum gerektiren, kullanıcıların haberleşebilmesi için her iki tarafın önceden temin ettikleri kullanıcı adlarını ve kodlarını eklemeden taraflar arasında mesajlaşmanın başlayamadığı, bu bakımından sadece oluşturulan hücre tipine uygun şekilde bir haberleşme gerçekleştirilmesine imkân veren, kriptolu anlık mesajlaşma, e-posta gönderimi, ekleme yoluyla kişi listesi oluşturma, grup içi mesajlaşma, kriptolu sesli görüşme, görüntü veya belge gönderebilme özellikleri bulunan, böylece kullanıcılarının, örgütsel mahiyetteki haberleşmelerini başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duymadan gerçekleştirmesine olanak sağlayan bir iletişim sistemidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında ByLock uygulamasının 2014 yılı başlarında uygulama mağazalarında yer alıp bir süre herkesin ulaşımına açık olduğu, bu mağazalardan kaldırılmasından sonra örgüt mensuplarınca harici bellek, hafıza kartları ve bluetooth yoluyla yüklenildiği hususunun, yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki ifadeler, mesaj ve e-postalardan anlaşıldığı belirtilmiştir.
ByLock üzerinden yapılan iletişimin çözümlenen içeriğinin tamamına yakınının FETÖ mensuplarına ait örgütsel temasa ve faaliyetlere ilişkin olduğu; buluşma adreslerinin değiştirilmesi, yapılacak operasyonların önceden bildirilmesi, örgüt mensuplarının yurt içinde saklanması için yer temini, yurt dışına kaçış için yapılan organizasyonlar, himmet toplantıları, açığa alınan veya meslekten çıkarılan örgüt mensuplarına para temini, örgüt liderinin talimat ve görüşlerinin paylaşılması, Türkiye'yi terörü destekleyen ülke gibi göstermek amacına yönelik faaliyette bulunan birtakım internet adreslerinin paylaşılması ve bu sitelerdeki anketlerin desteklenmesi, FETÖ'ye yönelik yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veya sanıkların hâkim ve Cumhuriyet savcılarınca serbest bırakılmasının sağlanması, örgüt mensuplarına müdafi temin edilmesi, örgüt üyelerinden kimlere operasyon yapıldığına ve kimlerin deşifre olduğuna ilişkin bilgilerin paylaşılması, operasyon yapılması ihtimali olan yerlerde bulunulmaması ve bu yerlerdeki örgüt için önemli dijital verilerin arama-tarama mesulü olarak adlandırılan kişilerce önceden temizlenmesi, kamu kurumlarında FETÖ aleyhine görüş bildiren veya yapılanmayla mücadele edenlerin fişlenmesi, deşifre olduğu düşünüldüğünde ByLock iletişim sisteminin kullanımına son verileceği, Eagle, Dingdong ve Tango gibi alternatif programlara geçiş yapılacağının haber verilmesi, yapılanmaya mensup kişilerin savunmalarında kullanabilmeleri amacıyla hukuki metinler hazırlanması gibi örgütsel niteliği olan mesajlar gönderildiği ifade edilmiştir.
Bylock delilinin hukuki niteliği ile ilgili olarak ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında; Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 32. maddesi ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 4.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi ile 6.maddesinin 1.fıkrasının (d) ve (g) bentlerine uygun şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen Bylock'a ilişkin dijital materyaller hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ceza Muhakemesi Kanununun 134.maddesi gereğince Ankara Sulh Ceza Hakimliğince verilen ''inceleme, kopyalama ve çözümleme'' kararına istinaden bilgisayar ve bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı görülmüştür.
Nitekim Anayasa Mahkemesi de Bylock verilerinin kanuni bir temele dayanmadan ve hukuka aykırı şekilde elde edildiğine yönelik iddialar yönünden yapılan başvuruda; … tarih ve Başvuru No: … sayılı kararı ile Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi aynı kararında, yapısı, kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca -örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim ağının başvurucu tarafından kullanılmasının terör örgütüne üye olma suçu açısından mahkumiyete dayanak olarak alınmasının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerini etkisiz hale getiren keyfi bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceği tespitinde de bulunmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ByLock uygulamasına ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan Y.G. isimli şahıs tarafından ... Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuş beyan: “Bana ByLock adlı programı indirmemi 2014 Temmuz’da … adlı kişi söyledi. Önce VPN programını daha sonra da ByLock’u kurmamı, VPN’yi açmadan ByLock’u kullanmamam gerektiğini açıkladı. Daha sonra beni kendisi ekledi ve onaylamamı söyledi. Böylece buradan daha güvenli mesajlaşabilecektik onlara göre. Çünkü 2014 HSYK seçimleri yaklaşmaktaydı ve hızlı bir haberleşme ağı lazımdı.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö. isimli şahsa ait Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 16/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “2014 HSYK seçimlerinden yaklaşık 3-4 ay önce E.E.’nin evinde toplanmıştık. …Mesut abi denilen kişi bir programdan bahsetti. Bu program üzerinden haberleşeceğimizi söyleyerek telefonlarımızı istedi. Kendisi telefonlarımıza ByLock denilen programı söz konusu sohbet sırasında yükledi. …ByLock programını kullanan cemaatteki herkesin paylaşımlarını görmek mümkün değildi. Sadece arkadaş listesi (grup) şeklinde oluşturulan arkadaşlarla konuşabilmekte ve yazılar paylaşabilmekteydik. …HSYK seçimlerinin sonuna kadar ByLock programı üzerinden haberleşme sağlanıyordu. Cemaat mensuplarının istemleri doğrultusunda seçimlerden sonra ByLock programını sildim.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.B. isimli şahsa ait Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 22/03/2017 tarihli sorgulama tutanağı: “Burak isimli şahıs telefonuma ByLock yüklemek istedi. Ancak akıllı telefonum olmadığı için yükleyemedi. Ben de eşimin telefonunu kendisinden habersiz aldım. Bir şeyler yaptı. Bundan sonra buradan haberleşeceğiz dedi. …, hâkim ve savcıların kişisel bilgilerini (dünya görüşü, siyasi görüş vs.) özellikle ByLock’tan ona atmamı istiyordu. … bana tablet almamı, başka bir akrabamın adına hat almamı söyledi. Ancak ben bunu da yapmadım. Daha sonra ..., bana içinde hat olan bir tablet getirdi. Tablette ByLock programı yüklüydü. Gelen yazıları okuyordum. Ayrıca bana tablette silme programını gösterdi. Herhangi bir durumda onu kullanmamı söyledi.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.Ö. isimli şahsa ait Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 02/03/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “2014 yılının Ağustos ayında E.Ö. çalıştığı yer olan Silivri’ye gelmemi söyledi. Silivri’ye gittikten sonra beni oradan alıp Silivri İlçesinde oturan D.S.’nin evine götürdü. Burada Ekrem kod adlı şahıs da vardı. Kendisi telefonumu istedi. Kendisi bana ByLock isimli programı yükledi. Artık buradan haberleşeceğimizi bana söyledi. Çünkü benim tek kaldığımı, bir şekilde haberleşmemiz gerektiğini söyledi. 2015’in Şubat ayına kadar bu program üzerinden haberleştik.”
Bu durumda, FETÖ tarafından gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran FETÖ tarafından kullanıldığı anlaşılan ByLock uygulamasının yüklendiğinin, bu ağa dâhil olunduğunun tespit edilmesi hâlinde, bu kişilerin örgüte üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut örgütle irtibatı ortaya konulmuş olabilecektir.

a-2) ByLock Delilinin Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
a-2-1) Davacıya ait ByLock bilgisi:
Dava dosyasında, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş iki ayrı "ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu" ile iki ayrı "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı"; davacının eşi Z.A.B. adına düzenlenmiş "ByLock Tespit Tutanağı", "ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu" ve "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" yer almaktadır.
Dava dosyasına sunulan ve davacı adına düzenlenmiş olan ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporları incelendiğinde; Raporlarda, davacının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma kapsamında gönderilen ByLock abone listesinde kaydının olduğunun, ilk Raporda ID numarasının ..., ikinci Raporda ise ID numarasının … olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından dava dosyasına sunulan ve davacı adına düzenlenmiş olan ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları incelendiğinde, ilk Tutanakta, "ID'yi Kullanan Kullanıcılar" başlığı altında davacının adı ile birlikte ID numarasının "…", kullanıcı adının "…", şifresinin "..." olduğu, "SGK Kayıtları" başlığı altında davacının Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığında görev yaptığı, "ID'yi Ekleyenlerin Verdikleri İsimler" başlığı altında N.D. isimli kişinin davacıyı "…" olarak kaydettiği görülmektedir. Davacı hakkında düzenlenen ikinci ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında ise, "ID'yi Kullanan Kullanıcılar" başlığı altında davacının adı ile birlikte davacının ID numarasının "…", kullanıcı adının "…", şifresinin "….
" olduğu, "SGK Kayıtları" başlığı altında davacının Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığında görev yaptığı, "ID'yi Ekleyenlerin Verdikleri İsimler" başlığı altında … ID numaralı kişinin davacıyı "… bebebr", M.A. isimli kişinin "…", R.Y. isimli kişinin "…" olarak kaydettiği görülmektedir.
Öte yandan, dava dosyasına sunulan ve davacının eşi Z.A.B. adına düzenlenmiş olan ByLock Tespit Tutanağı incelendiğinde; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca … tarih ve … sayılı soruşturma kapsamında gönderilen ByLock abone listeleri üzerinde yapılan çalışmalarda davacının eşi olan Z.A.B.'nin 129.862 satırlık ByLock abone listesinin 2129. satırında kaydının olduğunun, tespit edilen GSM aboneliğinin …, tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının …, tespit edilen ilk tarihin 11/08/2014, USERID numarasının ... olduğunun; ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu incelendiğinde ise bu tespitlere ek olarak tespit edilen gerçek kullanıcı adının ..., TC kimlik numarasının … olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından dava dosyasına sunulan ve davacının eşi Z.A.B. adına düzenlenmiş olan ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı incelendiğinde, "ID'yi Kullanan Kullanıcılar" başlığı altında Z.A.B.'nin adı ve TC kimlik numarası ile birlikte ID numarasının "…", kullanıcı adının "…", şifresinin "…!a" olduğu, "Abone Tespit Kayıtları" başlığı altında tespit edilen GSM numarasının "…", "SGK Kayıtları" başlığı altında Z.A.B.'nin Elazığ Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Elazığ İl Müdürlüğünde avukat olarak görev yaptığı, "ID'yi Ekleyenlerin Verdikleri İsimler" başlığı altında M.B., İ.K., T.K., B.C., İ.A., E.Ş., F.A., H.Y., V.Y. ve Ş.D isimli kişiler ile …, …, …, …., …, …, …, …, …, … ID numaralı kişilerin davacıyı sırasıyla "…", "…", "…", "…", "…", "… ", "…", "…", "…", "…", "…", "…", "…", "…", "…", "…", "…", "…", "…" ve "…." olarak kaydettiği görülmektedir.
Davacının özlük dosyası, UYAP sistemi üzerinde yer alan davacıya ait aile nüfus kayıt örneği ve dosyadaki diğer bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacının Konya/Seydişehir doğumlu olduğu, Z.A.B. ile 2002 yılından beri evli olduğu, Hakimler ve Savcılar Kuruluna gönderdiği 27/02/2015 tarihli mal beyanı formunda … nolu GSM hattını iletişim numarası olarak beyan ettiği, 05/01/2015-16/07/2016 tarihleri arasında Elazığ'da görev yaptığı ve 2014 yılı HSK seçimlerinde aday olduğunu, eşi Z.A.B.'nin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Elazığ İl Müdürlüğünde avukat olarak görev yaptığını beyan ettiği görülmüştür.
Öte yandan, davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 8 yıl, 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında; davacının, eşi Z.A.B. adına kayıtlı "... nolu GSM numarasını çeşitli kamu kurumlarına irtibat numarası olarak bildirdiği, eşi Z.A.B.'nin ... Sulh Ceza Hakimliğinin Sorgu No... sayılı sorgusunda bahsi geçen hattı eşi ...'in kullandığını beyan ettiği, CGNAT kayıtlarına göre davacının ByLock programı için kiralanan hedef IP'lerinden birine toplamda 17.667 kez bağlantı kurduğu, CGNAT kayıtları ile HTS kayıtları sinyal bilgileri mukayese edildiğinde birbirleriyle uyumlu olduğunun anlaşıldığı belirtilmiştir.

Yukarıda yer verilen Rapor ve Tutanaklar ile Ceza Mahkemesi kararındaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde; ByLock tespiti yapılan "…" nolu GSM hattının davacının kullanımında olduğu ve … ID numaralı ByLock hesabının gerçek kullanıcısının davacı olduğu sonucuna varılmış; … ID numaralı Tutanaktaki şifrenin (....) davacının doğum yeri olan Konya'da bulunan Mevlana Müzesi ve Konya'nın il plaka kodu olan 42 rakamından esinlenilerek oluşturulduğu değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, Tutanaklardaki kullanıcı adı ve şifre bilgilerinin benzer rakam gruplarından oluşturulduğu, davacının diğer ByLock kullanıcıları tarafından açıkça ismi, soy ismi veya bunların kısaltılması suretiyle …, … ,…, …, …, … … gibi) ya da 2014 yılı HSK seçimlerinde aday olduğu yönündeki beyanlarıyla uyumlu [(…-…, ….(…), … gibi)] olarak kaydedildiği görülmüştür.
Davacı tarafından; dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla ByLock programını kullandığına dair bir tespitin bulunmadığı, ByLock verilerinin Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu'na aykırı şekilde elde edildiği, bu verilerin hukuki ve inandırıcı olmadığı, ByLock Teknik Raporunun çelişkiler barındırdığı, sosyal medya uygulama marketlerinden ücretsiz indirilebildiği için, bir yapı için oluşturulmuş bir program olarak değerlendirilemeyeceği ileri sürülmüştür.
ByLock uygulaması ile ilgili yukarıda aktarılan hususların ve dava dosyasına sunulan "ByLock Tespit Tutanağı", ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporları" ile "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları"nın birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının bu beyanına itibar edilmemiştir.
Netice itibarıyla davacı hakkında düzenlenen bahse konu Tutanakların ve ceza yargılaması aşamasında yapılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının "…", "…" ve "…" ID numaralarıyla ve üç ayrı kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğu anlaşılmaktadır.

a-2-2) Davacıya ait olduğu tespit edilen ... ID numaralı ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan yazışma içerikleri ve davacının adının geçtiği ByLock yazışmaları:
Davacıya ait olduğu tespit edilen ... ID numaralı ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan yazışma içerikleri
Davacıya ait olan "..." ID numaralı ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan yazışma içeriklerinden bazıları şu şekildedir:
... ID-... ID, 2015-12-25, 19:10:00 "… (24.12.2015 10:39): abim n. ablanin komsusuna ulasmak lazim.mis.bu gece tutuklama olabilir deniliyor.bilgine.s. bey ile bir gorussen abi",
...
... ID-... ID, 2016-01-02, 22:53:51 "abi n. hanımla ilgili sordum donecekler"
... ID-... ID, 2016-01-02, 22:53:53 "ins"
... ID-... ID, 2016-01-02, 22:56:42 "abi n. hanimin ankarada duydugu bakirkoydiki izne ayrildi dediginiz konuyu yazarmisiniz"
...
... ID-... ID, 2016-01-03, 18:49:02 "Abi N. hnmla ilgili bir gelisme var mi. Sabah R. beylere mi gecsin."
... ID-... ID, 2016-01-03, 18:49:47 "Abi birvde H. abi uygun olursa burdaki savci E.in evi olur mu diyor. Evi disarida."
...
... ID-... ID, 2016-01-04, 17:18:41 "Abi SA. N. HNM la ilgili bir gelismr var mi. Kalcak yer hususunda..."
... ID-... ID, 2016-01-04, 17:19:33 "abi soyle bir not geldi simdi s. beyle gorusecem"
... ID-... ID, 2016-01-04, 17:20:41 "abi ilk etap 10 -15 gunlugune bir akrabasinin yanin da kalmasi"
... ID-... ID, 2016-01-04, 17:21:35 "daha sonra malatya yada elazigda. 1+1 ev tutma 15 gunden sonra oraya yerlestirme seklinde soylendi"
...
... ID-... ID, 2016-01-04, 19:40:56 "Dun sixin kanalinizla M. abiye 54 ler rahat olsun okumduz bir durum yok denilmis. Ancak bugun ise akraba yanina yerlessin sonra eve gecer cevabi geldi. Bu furum bizim kafamuzi karistirfi. Bir sorin yoksa evdrn ayrilnadina ihtiyac var mi"
...
... ID-... ID, 2016-01-04, 21:16:35 "biz simdi bir mekan ayarlamaya calisyoruz.elazig veya malatya da"
... ID-... ID, 2016-01-04, 21:17:23 "simdilik esas yere gecemek icin olumsuz bir durumda bir yer lazim.olabilir"
...
... ID-... ID, 2016-01-04, 21:19:19 "birde acil bur durum olursa disarda bir meslketasin evini bir iki gunlugune kullanbilirmyz"
...
... ID-... ID, 2016-01-04, 21:20:04 "bi kternatif dha var"
... ID-... ID, 2016-01-04, 21:20:31 "M. abinin esi Ankarada yalniz kliyor"
... ID-... ID, 2016-01-04, 21:20:56 "Suzce de uygunsa Ankara da bu dobemi tamalaya ilur mi"
...
... ID-... ID, 2016-01-04, 21:22:45 "Esi de N. hanima gecen hfta tekluf etmus bunu"
... ID-... ID, 2016-01-04, 21:23:25 "ankara ya"
... ID-... ID, 2016-01-04, 21:23:43 "Yarin gecsin mi sizce"

Davacının adının geçtiği ByLock yazışmaları:
Dava dosyasına sunulan "..." ID numaralı, M.K. adlı ByLock kullanıcısına ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan yazışma içeriklerinden bazıları şu şekildedir:
... ID- ... ID 2015-12-07 20:46:54 "sirde dernek kurulusu varde"
...
... ID- ... ID 2015-12-07 20:48:03 "Tutuklanma riski olmayan bir grup arkadaş kursiun"
...
... ID- ... ID 2015-12-07 20:55:16 "Bizim faaliyetlerimizi biraz perdelememiz lazim"
... ID- ... ID 2015-12-07 20:55:44 "Dernek olayi da öyle :tutuklar faaliyeti yarim birakirlar"
... ID- ... ID 2015-12-07 20:56:18 "Fakat derneği ki ismi Baggimsiz Yargi Derneği olacak"
... ID- ... ID 2015-12-07 20:56:44 "başka birileri kurarsa biz daha rahat faaliyet gösterriiz"
...
... ID- ... ID 2015-12-07 21:00:22 "O.G., A.B., Y. hanim gibi öncüler olsun"
... ID- ... ID 2015-12-07 21:00:40 "onyar kursun biz zaten faalisetleri yürütürüz"
...
... ID- ... ID 2015-12-07 21:03:42 "ancak O., A.B., Idris Berber ve Y. çok süper olur"
Söz konusu mesajda yer alan konuşma içerikleri ile tanık ifadelerinin birlikte değerlendirilmesinden; faaliyetlerini gizlice yürütmek üzere kurmayı düşündükleri Bağımsız Yargı Derneği adı altındaki derneğin kurucularının kimler olabileceği belirtilirken davacının isim ve soy ismine, sözde bağımsız adaylar listesinde davacının adının anıldığı diğer kişilerle birlikte yer verildiği görülmüştür.
Dava dosyasına sunulan "..." ID numaralı ByLock kullanıcısına ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan yazışma içeriklerinden bazıları şu şekildedir:
... ID- ... ID 2015-12-24 16:47:05 "CVP: 54 lerle alakalı bu duyumdan haberimiz olduğu en ufak dahi olsun hissetirilmemesi lazım. Bazı arkadaşlarımızı ciddi sıkınıtıya sokar. çok hassa davranalım."
... ID- ... ID 2015-12-24 16:47:16 "diyorlar nasil yapariz bilemedim"
... ID- ... ID 2015-12-24 16:47:45 "idris abiyle konusuruz.o bu isleri bilir"
...
... ID- ... ID 2015-12-24 22:48:20 "001 ... ABI MAGDUR (24.12.2015 16:54): bayanlar için şu şekilde sormaya gerek. biz bir yer ayarlayıp yardımcı olamayız. ama kendileri gaybubet yaşamak ister akraba çevresinden vs. bir yer ayarlayıp geçmek isterlerse geçebilirler."
...
... ID- ... ID 2015-12-24 16:50:10 "001 ... ABI MAGDUR (24.12.2015 16:56): bunun haricinde eğer gaybubet yapamayacaklarsa kim sahip çıkacak, kim yanlarında olacak vs. bunların iyi planlanması lazım 001 ... ABI MAGDUR (24.12.2015 16:57): avukat konusu vs. bir sürü ayrıntı konuşulması lazım"
...
... ID- ... ID 2015-12-24 16:51:02 " kendi avukati var.esi h. abi ve idris abi ilginecekler"
... ID- ... ID 2015-12-24 16:51:39 "tmm kardes ben yine yanlis alarm olabilir diyorum ama yarinda 25 aralim. olur mu ur"
... ID- ... ID 2015-12-24 16:51:39 " abi bu sefer ablaya soylemiyecez.daha oncede oldu"
...
... ID- ... ID 2015-12-24 17:04:55 "abi ... abi acar"
...
... ID- ... ID 2015-12-24 17:06:55 "abi s. bey uzerinden idris abiye ulassak"
...
... ID- ... ID 2015-12-24 23:32:51 "kardes ... bey ile irtibata gectim "
...
... ID- ... ID 2015-12-24 23:33:35 "n. ablanin esine durumu bur cumle ile soyleyecekler"
...
... ID- ... ID 2015-12-24 23:34:35 "ama abla ile uygun konusup mekan ayarlamak durumumuz var gibi"
...
... ID- ... ID 2015-12-24 23:35:46 "tmm abi. ... beyin tablet bozulmus abi"
...
... ID- ... ID 2015-12-21 22:09:03 "gwcen ... abinin calismasi icin bir taslak attim.a i sana onu ulastirabilirsen erken vakitte isabet olur abi"
... ID- ... ID 2015-12-21 22:09:28 " hsyk kanunu. 2010 degisikligi ve su an ki uygulamalar ile alakali bir seydi"
...
... ID- ... ID 2015-12-24 16:39:49 "abim n. ablanin komsusuna ulasmak lazim.mis. Bu gece tutuklama olabilir deniliyor. bilgine. s. bey ile bir gorussen abi"
... ID- ... ID 2015-12-25 19:08:28 "abi soralim ... beyin durmunu"
...
... ID- ... ID 2016-01-01 20:55:44 " abi n. hanimi m.a.'ya zimmetledik. ... abiden aldik. yarin 13 de tablet icin bir dis evde gorusecez musadenizle"
... ID- ... ID 2016-01-01 21:51:29 "abi ... abilere yeni yukledik. baska sorun var gibi."
...
... ID- ... ID 2016-01-02 17:38:16 "abi suan idris abinin tabletinden gorusuyorum"
...
... ID- ... ID 2016-01-02 17:38:48 "hallettik ins baglantiyi"
...
... ID- ... ID 2016-01-02 22:09:17 "abi n. hanim gaybubet yasamak istiyor. Mumkunmu. bir kac secenek de var atayim size."
...
... ID- ... ID 2016-01-13 15:07:51 "abi birde n. ablalar mesaj atmis ev tutulmus diye ankaradan soylemisler!! yarin gelip gorsek diyorlar idris abi araciligiyla"
...
... ID- ... ID 2015-12-24 22:19:19 "abi ... beye gitsin"
... ID- ... ID 2015-12-24 22:19:39 "n. c. abla ile ilgili bir durum olabilirmis dedin"
... ID- ... ID 2015-12-24 22:19:57 "... bey s. beyi arasin"
...
... ID- ... ID 2015-12-24 22:21:00 "bana da abimin bylock veya tango adini verin is[d]ris abinin"
Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca yayımlanan FETÖ/PDY Sözlüğünde "gaybubet", "Kelime anlamı olarak yokluk, görülmez olmak anlamlarına gelen 'gaybubet', örgütün ...sıklıkla kullandığı kavramlardan biridir. Kelime anlamından da anlaşılacağı üzere örgüt mensuplarının gizliliği en üst düzeye çıkararak hareket etmesine ve örgütün adeta hayalet bir yapılanma gibi hareket etmesi gerektiğine gönderme yapılmaktadır. ... Örgüt mensuplarının faaliyet yürüttüğü, hakkında yakalama ve gözaltı kararı bulunan veya böyle bir beklenti içinde olan firari örgüt mensuplarının saklandığı, kaçmak üzere hazırlık yaptığı, içinde görüşme yapılabilecek ofislerin bulunduğu, yüksek güvenlikli ve kolay erişilemez önlemlerle donatılmış, içinde gizli kasaların da olabildiği gizli mekanlar ve bu mekanlarda yürütülen örgütsel faaliyetler demektir. Gaybubet, ülkemiz içerisindeki örgütsel faaliyetlerin kamuoyu desteği ve yoğun operasyonlar neticesinde açıktan yapılamaması sebepleriyle en üst düzey gizlilikle devam ettirilmesi şeklinde de tanımlanabilmektedir. Örgüte göre, bu konumdaki örgüt mensupları için güvenilir bir yer bulunmalı ve kesinlikle yakalanmamaları sağlanmalıdır. Örgüt mensupları bu maksatla gaybubet evleri olarak adlandırılan evlerde gizlenmektedir ve bu evlerde genel olarak tedbirli olmakta, evlere giriş-çıkışlarda maksimum seviyede güvenlik tedbirleri uygulamaktadır. Gaybubet konumunda bulunan örgüt mensupları, üstlerinde kesinlikle kendi adlarına düzenlenmiş kimlik bulundurmamaktadır. Mümkün olduğunca kimlik bilgilerini çok iyi bildikleri yakınlarının adlarına düzenlenmiş kendi fotoğraflarının olduğu kimlik kartlarını taşımakta ve kullanmaktadırlar. Gaybubet evlerinden imkan ve fırsatları olursa tedbir amaçlı başka bir ildeki gaybubet evlerine geçiş yapmaktadırlar. Yine imkanları ve fırsatları olur ise illegal yollardan yurt dışına çıkmaktadırlar. ..." şeklinde açıklanmıştır. Anılan Sözlüğe göre "gaybubet", örgütsel faaliyetlerinin sonucu olarak adli işlemler kapsamında haklarında arama, yakalama ve/veya gözaltı kararı bulunan ya da böyle bir beklenti içinde olan FETÖ mensuplarının saklandığı güvenlikli mekanlar ve bu mekanlarda yürütülen faaliyetlerdir.
Yukarıda yer verilen mesajlarda; hakkında adli yönden işlem yapılacağı beklentisi içinde olan bir şahsın gaybubet yaşamak istemesi, bu süreçte alınabilecek tedbirler ve davacının bu şahsa anılan süreçte yardımcı olması hususlarının konuşulduğu görülmektedir.
Davacının söz konusu yazışmaların yapıldığı tarihte Elazığ Hakimi olarak görev yaptığı, UYAP üzerinde yapılan incelemede aynı mesajda ismi geçen ve hakkında adli yönden işlem yapılacağı beklentisi içinde olan N.C. isimli kişinin de aynı tarihlerde Elazığ hakimi olarak görev yaptığı ve FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve .... sayılı kararı ile meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, anılan işlemin iptali istemiyle açılan davanın Dairemizin 29/09/2021 tarih ve E:2016/57151, K:2021/2827 sayılı kararıyla reddedildiği görülmüştür.
Davacı tarafından; söz konusu ByLock yazışma içeriklerine karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Yukarıda yer verilen davacıya ait olduğu tespit edilen ... ID numaralı ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan yazışma içerikleri ile davacının adının geçtiği ByLock yazışma içerikleri davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirilmiştir.

b) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
M.F.A. isimli vatandaşın Başbakanlık İletişim Merkezine yaptığı 08/08/2016 tarihli başvuru dilekçesi; "...1994 YILI ... ANADOLU ÖĞRETMEN LİSESİ İLK MEZUNLARINDANIM.OKULUMUZ AĞIRLIKLI OLARAK NUR CEMAATİ ETKİSİ ALTINDAYDI. ... BİR ÇOKLARI DAHA ORTAOKUL YATILISINDA BU CEMAATLE TANIŞMIŞLARDI.DAHA LİSE HAZIRLIK SINIFINDAYKEN 24 KİŞİLİK BENİM SINIFIMIN YARISI BUNLARDANDI. MADDİ DURUMU YETERSİZ AMA ZEKİ ÖĞRENCİLERDEN OLUŞUYORLARDI.SADECE BENİM SINIFIMDAN ŞU AN DA 75,76 DOĞUMLU OLUP ERKEN YAŞLARDA DEVLETTE VE ÖZELDE BİR ÇOK ÜST DÜZEY KONUMA GELMİŞ ARKADAŞIMIN OLMASI YAŞLARI VE YERLERİ BAKIMINDAN BENİ DÜŞÜNDÜRÜYOR. DR.İDRİS BERBER 2014 HSYK ÜYELİĞİ ADAYLIĞI (38 YAŞIMDAYKEN) A.B. ŞU ANDA TC. MERKEZ-BANKASI ÜST DÜZEY YÖNETİCİSİ, ...OKULUMUZUN MÜDÜR VE MÜDÜR YARDIMCILARININ ÇOĞU BU ÖĞRENCİLERE İLTİMAS SAĞLIYORLARDI.BUNLAR GENELDE EV İZNİ DİYE ADAPAZARINDA ABİLERİNİN EVLERİNDE HAFTASONLARI KALIRLARDI. SED DERSANESİ BUNLARIN ÜSSÜYDÜ ÖZELLİKLE SON 1,2 SENE KAMPA-ALINMIŞLARDI SÜREKLİ CEVŞEN, ZAMAN VE SIZINTI OKURLARDI."

Davacının yargılandığı .... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında tanık olarak dinlenen aynı şahsın ifadesi; "Sanık ...'i yatılı okuldan arkadaşım olması nedeniyle tanırım, ben Arifiye Anadolu Öğretmen Lisesi'nde okurken orada yatılı olarak kaldım, sanık İdris de aynı dönemde benim ile beraber okudu ve yatılı olarak kaldı, o dönem okulda bizlerden farklı bir grup oluşmuştu, bu grup daha çok cevşen okurdu, izinlerde abilerinin evlerinde kalırlardı ve SET dershanesine giderlerdi, SIZINTI dergisi ve ZAMAN gazetesi okurlardı, ... de bu grubun içerisinde idi, o dönem yaşımız küçük olduğu için ne olup ne bittiğini tam olarak anlayamıyorduk ama bizden farklılardı, ve kendileri bizi farklı görürlerdi, 1994 senesinde mezun olduktan sonra ... ile çok fazla bir irtibatım kalmadı, ancak okul arkadaşım olması nedeniyle kendisini sadece sosyal medyadan takip ettim, kendisinin cemaatin içinde olduğunu bilirim"
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Y.S.'ye ait, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 03/01/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı; "...... KOD ADLI şahıs bu şekilde bizle ilgilendikten sonra bizi önceki ifadelerimde ... KOD adlı olarak bahsettiğim ancak kod adından emin olmadığım H.D. gerçek isimli sivil şahısla tanıştırdı. KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM H.D. İSİMLİ ŞAHIS bizden sorumlu olarak devam etti. ...KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM H.D. İSİMLİ ŞAHIS ile yaptığımız sohbetlerde de yine grubumuz H.Z., T.Ç.(A.), A.B., N.F.D., İ.B. isimli şahıslardan oluşuyordu. Yine aynı şekilde sohbetlerimizde dini kitaplar okunur, zaman zaman da Fetullah GÜLEN in sohbetleri anlatılırdı. Biz dini konular haricinde siyasi konulardan çok konuşmazdık. ... Bu şekilde sohbetlerimiz devam etti. 2014 yılı eylül ayında KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM H.D. İSİMLİ şahsın evinde iken bu şahıs HSK seçimlerinden bahsederek yapıya mensup olan ve HSK seçimlerine aday olan şahıslara oy vermemizi ve bu adaylara oy toplamamızı istedi. Hatırladığım kadarıyla o dönem bize verilen isimlerden A.N.G., Y.A., L.Ü., H.B. İDRİS BERBER isimli yapıya mensup şahısların adaylık sürecinde geldiklerini biliyorum. ... 64-İDRİS BERBER: Bu şahsın nereli olduğunu bilmiyorum. Bu şahısla yapının yemek organizasyonunda bulunduğum ortamda HSK seçimleri için aday olduğunu söylemişti. HSK seçimlerinde oy verdiğim 11 kişi arasında bu şahsında ismi vardır. Görsem teşhis ederim."
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 19/01/2018 tarihli teşhis tutanağında davacı ...'i net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.K.'ye ait, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09/05//2017 tarihli sorgulama tutanağı; "...2014 HSYK seçimlerinde Uzunköprü Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapıyordum. ... Süreçte bağımsız denen FETÖ/PDY adaylarından A.N.G., ... adliyemizi ziyarete geldiler. Toplu birlikte hakim savcılarla Başsavcı A.O.K.nın odasında görüşme yaptılar, bende orada bulundum. ..."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.S.Ö.'ye ait, Doğubayazıt Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15/08/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı; "...2014 yılı HSYK seçim sürecinde bu … kod isimli kişi bağımsız adaylardan N.Ö., T.G., ..., A.N.G., Y.S., O.G., M.K., İ.Ç., ... isimlerine oy vermemiz ve bunlarla ilgili çalışmamız noktasında … kod isimli kişi beyanlarda bulundu, hatta hakim ziyaret edip oy istememiz gerektiğini söyledi, şehir dışında olanlara da gidebileceğimizi söyledi, seçimlerin demokrasi ve hukuk için önemli olduğunu, bağımsız adayların kazanması gerektiğini sık sık ifade etti, ..."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.C.'ye ait, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08/05/2017 tarihli sorgulama tutanağı; "... 2014 HSYK seçimleri öncesi aynı gün Uzunköprü' ye önce YBP' dan seçim için gelenler olmuştu. Başsavcının odasında bütün hakim savcılar toplandılar. Bunun hemen arkasından da bağımsız aday ... geldi. O da hakim savcılar başsavcının odasında toplandıkları sırada konuşma yaptı. Kronolojik olarak hem YBP hem ...'in ziyaretleri birbirleri ile çakışmıştı. Bu nedenle tüm hakim savcılar toplandığı sırada önce YBP için gelenler sonrada onlar odadan çıkınca aynı odaya ... gelmiş ve konuşma yapmıştı."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.H.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/11/2016 tarihli sorgulama tutanağı-2; "..SORULDU : Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda görev yapacak tetkik hakimlerinin ve müfettişlerin alımı esnasında Fetullah Gülen cemaati mensubu olduğu anlaşılan hakim ve savcılara öncelik verildi. Bu kişüerin etkin olması sağlandığı anlaşılmıştır. Bu konuda ne diyorsunuz? CEVABEN: 2011 yılına kadar alman hakim ve savcılar ile HSYK müfettişleri için cemaat mensubu olup olmaması bizce önemsenmiyordu. Ben de cemaate yakın olduğum için gelmelerinde bir sıkıntı görmüyordum. Bu kişilerin seçilmesinde aktif görevi ... ile E.D. yapmaktaydı. Bu iki hakim de Fetullah Gülen cemaat mensubuydu. Anladım ki, hep kendi cemalinden olan kişilerin alınmasını sağlamışlardır. CEVABEN: HSYK genel sekreteri olan E.D. ile tetkik hakimi olan ...'in kurulda görev yapması için getirdikleri hakim ve savcıların Fetullah Gülen cemaat mensuplan olduklarını tahmin ediyorduk. Ancak bu hususu önemsemiyorduk. Daha önce de belirttiğim gibi ben de bu cemaat mensuplarına o dönem sıcak bakıyordum. Benim çalıştığım dönemde Fetullah Gülen cemaati mensubu olan kurul üyelerinin alınmasını istediği, benim de cemaat mensubu oldukları kanaatine vardığım ancak alınmalarında ve çalışmalarında sakınca görmediğim hakim ve savcıların bir kısmının ismini size belirtmek isterim. M.B., N.E,,. E.D., B.A., H.G., S.Ç., N.K., B.E., S.S., M.C., M.A.,..., ..., O.N.Y., T.K., B.A., H.D,, ... isimli hakimlerdir. SORULDU: Belirttiği kişilere ait ve diğer resimler gösterildi
CEVABEN: İsimlerini belirttiğim şahıslar bunlardır, dedi. ( M.B., N.E,,. E.D., B.A., H.G., S.Ç., N.K., B.E., S.S., M.C., M.A.,..., ..., O.N.Y., T.K., B.A., H.D,, ... ait resimleri göstererek.) ... SORULDU : Sizin HSYK'da görev yaptığınız dönemde yargı içerisinde idari görevler dahil olmak, üzere ağır ceza mahkemesi başkanları, ticaret mahkemesi başkanları, komisyon başkanları, başsavcılar, başsavcı vekilleri, kurul tarafından atanan özel yetkili savcıların tümüne yakınının Fetullah Gülen cemaati mensuplan olduğu görülmektedir. Fetullah Gülen cemaat mensuplarının yargı içerisinde bu kadar etkin olmasını neden sağladınız? Fetullah Gülen cemaat mensuplan olmayan kişilerin bu yerlerde çalışmasını neden engellemeye çalıştınız? Yapılan bu işlemlerin yargıya zarar vereceğini düşünmediniz mi?

CEVABEN : Bu şekilde hatalı davramldığım kabul ediyorum. HSYK içerisinde Fetullah Gülen cemaat mensubu hakimlerin çalışmasını sağlamak, Fetullah Gülen cemaati mensubu müfettişlerin çalışmasını sağlamak, onların etkili olmasını bu suretle sağlamakta ben de sorumluyum, bunu kabul ediyorum. Ancak atamalar ile ilgili İ.O. ben başkan vekili olduğum halde beni bu işlere karıştırmıyordu, karıştırmak ta istemiyordu. ... Tayin ve yetkilendirmelerde de cemaatin hareket tarzı ile hareket ediyordu. Bu şekilde davranmasına da E.D. ile ...'in kendisinde etki yarattığını biliyordum. İ.O,, E.D. ve ...'in Fetullah Gülen cemaati mensubu olduklarım biliyordu. Onların önerdikleri kişilerin bu cemaat mensubu olduğunu da biliyor ve tahmin edebiliyordu."

Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.K.'ye ait, Kızılcahamam Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "... Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu seçimlerinde şu anda meslekten ihraç olan Kızılcahamam Adliyesinde görev yapan Cumhuriyet savcıları N.A. ile H.G. FETÖ adayları olan A.N.G., ..., T.G. ve İ.Ç.'e oy vermemiz hususunda sürekli olarak adlîye içerisinde bize propaganda yapmaktaydılar. ..."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.B.'ye ait, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/12/2016 tarihli tanık ifade tutanağı; "...Yukarıda bahsettiğim [A.K., A.H., A.B., M.B., İ.O., B.Ç., H.S., Ö.K., T.G.,... ] üzere söz ettiğim kişilerin hepsi cemaatçidir. Bu kişilerin HSYK'da görev aldığı dönemde Bakanlığa ve Yargıtay'a seçilen tetkik hakimleri benim dönem ya da üst veya alt dönemimdeki kişiler olduğu için çoğunu tanıyorum. Atanan bu kişilerin tamamının cemaatçi olduğunu biliyorum, özellikle tetkik hakimleri seçilirken cemaat dışından alınmaması yönünde çok dikkatli davrandırdı. Bu dönem tetkik hakimi seçilen cemaatçilerden hatırladıklarım şunlardır; ... M.Ş. ve ... (Her ikisi de kararname bürosunda görevliydi, cemaatten gelen talimat doğrultusunda hakim ve savcıların tayinlerini düzenliyorlardı), ..."
Yargı mensubu olarak görev yapan C.S. tarafından Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine hitaben yazılmış 15/11/2017 tarihli dilekçe; "...öte yandan HSYK Seçim öncesi, kendilerini bağımsız aday olarak tanıtan, malum yapıya ait olduğunu düşündüğümüz isimlerden, hatırladığım kadarıyla N.ö., T.G., İ.Ç., ... ve M.K. gibi isimler, cep telefonundan beni aramışlardır. Konuşmada; HSYK seçimlerinde kendilerine oy vermemizi isteyerek, desteklerinizi bekleriz demişlerdir, ... Ayrıca, Pınarhisar Adliyesinde 2013' ün sonu yada 2014 başlarında olsa gerek, çalışmaktayken adliyemizi teftişe gelen o dönem HSYK müfettişi Z.U.’ ... ...' in yakın arkadaşı olduğunu, kendisi için İstanbul' dan yola çıkarak seçim çalışması kapsamında ziyaretlerde bulunduğunu ve ziyaretler yaptığını, benden de bu kapsamda ona (...' e) oy vermemi istemişti. ..."

Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.K.'ye ait, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03/02/2017 tarihli sorgulama tutanağı; "...bir sene sonra çok ısrarla aradılar, HSYK seçimlerinden önceydi, 2014 ün Ağustos ayı gibiydi, çok ısrar ettiler bende aynı eve gittim, gittiğimde Denizli /Tavas Hakimi A.Y. vardı, birde Barış diye biri vardı soy ismini hatırlamıyorum, Afyonun bir ilçesinde savcıydı, HSYK seçimi var diyip oy istediler, benden Y.A., ..., T.G., N.Ö., Hasan isimli yargıtay tetkik hakimi, İ.Ç., O.G.'e oy vermemi ve kendi hakim savcı arkadaşlarımdan oy istememi istediler, ... ... ilçemize geldi, bizden oy istedi. ..."
Aynı şahsa ait, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09/02/2017 tarihli sorgulama tutanağı; "... seçim döneminde bağımsızlara oy istemek için yargıtay üyesi M.K., H.G., A.Ç. , Denizli Ağır Ceza Reisi H.İ.K. geldiler, yukarıda isimlerini saydığım Y.A., ..., T.G., N.Ö., l.Çb ve O.G.'e oy vermemi istediler, ..."
Müşteki F.Ç.'ye ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişince düzenlenen 18/08/2016 tarihli müşteki ifade tutanağı; "...Hakim ...’i şahsen tanımam. Ancak bu Hakim Elazığ Adliyesine atandıktan sonra kendisinin FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olduğu yönünde bir çok söylentiler duyduk. Çevredeki birçok kişi, hem Hakimin hem de kazaya karışan karşı tarafın aynı cemaatle ortak bağlantıları olduğunu bize söylüyorlardı. Hatta kazaya karışan Y.F.A.'nın kaza nedeniyle vefatından sonra Hakim ... ve adını bilmediğim Cumhuriyet Savcısının taziyeye gittiklerini duyduk. Çevredeki insanların bu şekildeki söylemleri bizi tedirgin etti. Hakim ...’in söz konusu olaya ilişkin yaptığı yargılamada tarafsız davranmadığını düşündük. Bu nedenle ilgili Hakim hakkında şikayette bulundum. ... Bizim şahsi olarak Hakim ... veya karşı tarafla herhangi bir sorunumuz yoktur. Biz yargılamanın adil yapılmadığını, cemaat bağlantısı nedeniyle kasıtlı olarak karşı taraf lehine karar verildiğini düşünüyoruz. Bu 'düşünceye de çevredeki insanların söylemleri neden olmuştur. ..."

Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan G.K.'ye ait, Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05/12/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı; "...E.Ö.’ in grup abiliği yapmış olduğu dönemde HSYK seçimleri oldu, ... Seçim öncesinde E.Ö. bağımsız adayların cemaatçi olduğunu ve bu kişilere oy vermemiz gerektiğini söyledi, E.Ö.’ in dışında da bilmediğim bir dershanede öğretmen olduğunu söyleyen tanımadığım bir şahısta bağımsız adaylara oy vermemiz gerektiğini söylüyordu, ... Seçim sürecinde A.N.G., ... ve T.G. Çerkezköy Adliyesine geldi. ... Bu kişiler Adliyeye geldiklerinde cemaatçi olduklarını bilmiyordum, bu kişilerin cemaatçi olduğunu Eyüp’ ün bana oy listesi verdiğinde anladım. Bu listede bütün cemaatçi adaylar vardı, şuan isimlerini tek tek hatırlamıyorum, ..."

Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan İ.O.'ya ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı-2;"...24)...; Adalet Bakanlığının gizli sicil bölümünde çalışıyordu. Oradan getirdik. Fetullah Gülen cemaati ile ilgisini biliyorum. 2014 HSYK seçimleri sırasında Fetullah Gülen cemaat mensuplarının adayı olarak bağımsız aday olmuştur. ... HSYK Daire Başkanı olduğum zaman ki çalışmayı anlatmak istiyorum. ... Benim dönemimde kararnameden sorumlu kişi ...'dü. Bunu da ... ile birlikte yaptığını biliyorum. ...'in 2014 yılı HSYK'da görev yapan tüm hakimlerin gönderilmesini müteakiben tekrar çalışması için görevlendirildiği doğrudur. Bundaki amacımız ise o dönemde kararname yapma tekniğini bilen kişi olarak bırakmıştık. Yeni gelen arkadaşların hiçbiri kararname hazırlama tekniğini bilmiyordu. Biz yeni gelen arkadaşlara bu hususu anlatması için ...'i de tekrar görevlendirmiştik. Görevlendirmeden sonra Bakan bey bana ... için MİT'ten bilgi geldi. Bu kişinin de Fetullah Gülen cemaati ile ilgisi varmış dedi. Kararnameye sokmayalım dedi. Daha önce de birlikte kalması için karar verdiğimiz gibi gelen bilgi doğrultusunda ...'i kararname hazırlanma işi ile görevlendirmedik. ... Fetullah Gülen cemaat mensuplarının bağımsız adayları ise, O.G., L.Ü., Y.S., ..., Y.A., M.K., A.N.G., T.G., N.Ö., H.Ü., İ.Ç.'dir. "

Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan İ.A.'ya ait, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03/05/2017 tarihli şüpheli için ek ifade tutanağı; "...17-25 Aralık sürecinden sonra beni telefonla arayarak cemaate yakın bağımsız adaylar için benden oy istedi. Hatırlayabildiğim kadarıyla A.N.G., ..., İ.Ç., N.Ö., T.G. için oy istedi, ..."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan K.Ç.'ye ait, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14/11/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "...HSYK seçimi sürecinde Ağrı ilinde yaşadım. Seçim sürecinde bizi Furkan isimli şahıs yönlendiriyordu. Bağımsızlar adı altında cemaatin gösterdiği adayların ismini bana verdi. Bu adaylar N.Ö., T.G., M.K., A.N.G., İ.Ç., O.G., A.K., Y.S., L.Ü., Y.A. ve ... hatırladığım kadarıyla bu isimler vardı. Bunlara oy verileceğini, ayrıca adliyede bunların propagandasının yapılmasını, sosyal paylaşım sitelerinde ve çevrelerimizde bu adayları övücü sözler söylenilmesi ve adliyeleri gezip tanıdıkları gezip oy istememizi söylediler."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan K.K.'ye ait, Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06/12/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı; "...HSYK seçim zamanında A.N.G.’ ün cemaatin desteklediği bir aday olduğunu öğrendim. HSYK seçimi sürecinde Çerkezköy ‘de çalışmakta idim. Bu dönemde ... ve A.N.G. oy istemek için Çerkezköy Adliyesine geldi. Bu kişileri kim karşıladı bilmiyorum ancak A.N.G. Başsavcı Beyin odasında idi, ...’ de diğer meslektaşları dolaşıyordu. ... Seçim sürecinde cemaatçiler birbirlerine bağımsız adaylara oy verileceği yönünde söylemlerde bulunuyorlardı, ancak bağımsızların cemaatçi olduklarına ilişkin bir söylemde bulunmuyorlardı."
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.D.'ye ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 24/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağı; "M.B.; Kendisini bizzat tanımam. Daha önce benimde çalıştığım Bala da görev yaptığını, daha sonra Personel Genel Müdürlüğünde Daire Başkanı olduğunu duydum. Bunun üzerine adliyemizdeki personel eksikliği ve keşif yazıcısı temini için ilgilinin yanına gitmiştim. Bu nedenle tanışıklığımız oldu. Bunun üzerine 2014 HSYK seçimlerinde bu kişi beni arayıp ...'in Bala Adliyesine geleceğini bildirerek bu durumu diğer çalışan arkadaşlara söyleyip söyleyemeyeceğimi sordu. Ben de tamam dedim ve telefonu kapattıktan sonra bu hususu YBP adına çalışan M.Ç. ve A.M.’e bildirdim ve ertesi gün FETÖ/PDY mensuplarını deşifre eden …. isimli twitter kullanıcısı tarafından ...'in Bala Adliyesine gideceği yazıldı. Bunun üzerine ... Bala’ya gelmedi. "
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.A.'ya ait, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/01/2017 tarihli bilgi sahibi ifade tutanağı; "2013 yılının Ağustos ayında akademiyi bitirerek mesleğe kabul edildim, kuradan Edime Uzunköprü'ye atandım, eşimle önceden resmi nikah kıydığımızdan mazeretle eşimin asistan doktor olduğu Kahramanmaraş'a atanmak istiyordum, …’in selamıyla ...’in yanına gittim, Nadir'le konuştuğumuzda benim işimin çözüleceğini söylemişti. Ben esasen Kahramanmaraş merkez hakimliği veya Türkoğlu ve Pazarcık ilçelerini istemiştim, tayiniminde bu şekilde olacağını düşünüyordum ancak mazeretle Nurdağı'na atandım, Nurdağı hem Kahramanmaraş merkeze uzaktı hem de benim köyüme 5 km mesafedeydi ve bazı akrabalarım Nurdağı'nda yaşıyordu. Nadir'e neden böyle olduğunu, Kahramanmaraş'ta ve Türkoğlu'nda boşluk olmasına rağmen daha uzağa atandığımı sorduğuhda lafı eveleyip geveledi, ben de bunun üzerine burs vermediğimden ve istedikleri kişiyle evlenmediğimden cemaatten dışlanmış olduğumu anladım. Bizim dönemde özellikle meslektaşlar birbirleriyle evlendirilmektekteydi."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.E.O.'ya ait, ...iye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28/09/2017 tarihli tanık tutanağı; "...HSYK'da o dönem tetkik hakimi olan hemşehrimiz ... ile yazılı sınavı kazandıktan sonra yine hemşehrimiz olan halen aktif görevde bulunan o dönemde yine benim gibi stajyer olan cumhuriyet savcısı A.Ş.'nin yönlendirmesi ile tanıştım. Savcı bey bana dönem itibariyle ...'in HSYK'da aktif olduğunu, şuan için İ.O.’nun varisi olarak görüldüğünü, bu kişinin yardımcı olabileceğini söyledi. ... Stajımın ilk döneminde bu kişi hemşehrisi olan benimde bulunduğum bir kaç kişiyle yemek yemek istediğini söyledi. Bunun üzerine A.Ş., ben, O.Ö., ... isimli şahıs ... hep birlikte ... ile bir akşam yemeğinde buluştuk. Bu yemekte ... biz stajyerlere Konyalı hakim-savcı adaylarıyla birlikte yemek organize edelim dedi. Bizde bunun üzerine tamam dedik. ... ve ... isimli Seydişehirli hemşehrimizin staj arkadaşı olduğunu biliyorum. Söz konusu Konyalılar yemeğindeki avukat stajyerlerini ben, diğer normal hakim-savcı stajyerlerini ise Alparslan ile ... isimli şahıs davet ederek söz konusu yemeği ilk staj dönemimizde düzenlemiş olduk. Yemeğin düzenlendiği tarihi 2013 yılı Haziran ayı olarak hatırlıyorum. Bu yemeğe ... ile birlikte İ.O., A.K., A.B., M.B. ve biz stajyerler katıldık. Bu şekilde ikinci staj dönemimde bir yemek daha düzenlendi. Ancak ikinci dönem yemeğine ..., A.B., M.B., A.K. dışında Konyalı yargıtay üyeleri ve İ.O.'un katılımıyla yine biz stajyerler öl arak katılım sağladık. Hem ilk hemde ikinci yemeğe katılan o dönemin üst görevdeki HSYK'dan gelen kişiler gerçekleştirdikleri icraatlardan bahsettiler."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.H.'nin, Yargıtay ... Ceza Dairesinin E:... sayılı dosyasının 07/11/2017 tarihli duruşmasında verdiği ifadesi (SEGBİS çözümü); "...bağımsızların işte cemaatin adaylarına İ.Ç.'i kendisine sordum. ...'i sormuştum. Tanımıyorum çünkü bilmediğim kişiler o da bana çok iyi tanımadığını söylemişti bunların cemaati desteklediğini söylemişti."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan M.İ.'ye ait, Karabük Sulh Ceza Hakimliğinin Sorgu No:... Sorgu sayılı dosyasındaki bila tarihli ifade sorgu zaptı; "Soruldu: 2014 HSYK seçiminde kimlere oy verdiniz? YARSAV'a oy verdim. A.B., ..., A.N.G.'e oy verdim."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.'ye ait, ...iye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "2014 HSYK SEÇİMLERİ: ...Adayların seçiminde nelere dikkat edildiği hususu: Bağımsız adayların taşradaki tanınırlığına dikkat edildi. ... ... Tetkik hakimi olması ve herkesin görüştüğü biri olması sebebi ile tanınırdı. ..."
Aynı şahsa ait, ...iye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 01/11/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "... Yine anayasa değişikliğinden sonra HSYK tetkik hakimliğine çok sayıda cemaat/örgüt mensubu hakim savcı atandı. Yine kurulun müfettişliklerine cemaat/örgüt mensubu hakim savcılar atandı. Örneğin Kurul müfettişliklerine H.K., M.G., O.Y., H.A.K. gibi isimler kurulun tetkik hakimliklerine, B.A., Y.Ş., ..., B.A., T.K., O.N.Y. gibi isimler atandı. "

Hakimler ve Savcılar Kurulunda şef olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.D.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "Ben 2005 yılında Zabıt Kâtibi olarak Ankara Adliyesinde göreve başladım. Daha sonra 2009 yılında Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Gizli Sicil ve Kararname Bürosuna atandım. 2010 yılında yapılan değişiklikler sonrasında 2011 yılı Şubat aymdan itibaren HSYK Kararname Bürosunda çalışmaya başladım. ...2013 yılından bu yana da şef kadrosu ile aynı yerde çalışmaktayım. Bakanlık bünyesinde iken M.K., ... ve E.D. ile birlikte çalıştım, 2014 yılına kadar da tetkik hakimleri olan ..., E.Ö., Y.Ş. ve G.E. ile birlikte çalıştım. ...2014 yılı Şubat ayındaki yasa değişikliğinden sonra Kararname Bürosunda şef olarak çalıştığım dönemde ... bana bundan soma beraber çalışacağımızı söyleyip benden kendisine ait 2011 -2014 yıllarına ait kararname notlarını istemişti. Ben de kendisine ait bilgisayarımda kayıtlı notların bir suretini vermiştim. Ayrıca yine 2014 yılında kararname teklifindeki bir kısım hakim ve savcının görev yerlerini sormuştu. Ben de kendisine Bakanlık ve unvanlı atamalar dışındaki teklifleri vermiştim. Sonradan ...'in benim kendisine vermiş olduğum teklifte yer alan kişilere tayin yerlerini söylediğini öğrendim. ...Birlikte görev yaptığımız amirlerimizden cemaatçi olduğunu bildiğim herhangi bir kimse yoktur. Sadece bu kişilerden ...'in cemaat üyesi olduğunu o dönemlerde düşünüyordum. "
Aynı şahsa ait, Hakimler ve Savcılar Kurumunca düzenlenen 25/10/2016 tarihli ifade tutanağı; "HSYK ‘ya geldikten sonra da Genel Sekreter Yardımcımız E.D.’dü. Ben HSYK’da Kararname Bürosunda ilk önce V.H.K.İ. daha sonra 2013 yılında Şef olarak göreve atandım. Halen de şef olarak görevime devam etmekteyim. Tetkik Hâkimlerimiz ..., E.Ö., Y.Ş. ve G.E. ile birlikte çalıştık. ... 17-25 Aralık sonrası bize normal işinize devam edin şeklinde talimatlar geldi. Ekstra bir şey söylendiğini hatırlamıyorum. 28 Şubat 2014 tarihindeki kanun değişikliğinden sonra ben Kararname bürosunda şef olarak çalışmaya devam ettim. ...’de kurulda çalışmaya devam ediyordu. Nasıl odasına gittiğimi hatırlamamakla birlikte 5. Kattaki dış ilişkiler bürosundaki odasına gittiğimde bana “Bundan sonra beraber çalışacağız, ahilerinize bilgi veririz, onlar size söyler” dedi. Ancak herhangi bir abi aracılığı ile benimle herhangi bir iletişimi olmadı. VÎBER isimli iletişim programı ile iletişim kurduk. Benden bu tarihte 2011-2014 yıllan arasında kendisine ait notları istedi. Bende kendisine ait excelde kayıtlı notların bir suretini verdim. Kendisi bana VİBER’den 2014 yılı yaz kararnamesi teklifinde bir kısım isimleri sorarak nereye gideceğini sordu. Bende kendisine sorduğu şahısların teklifteki yerlerini söyledim. Ancak daha sonra tekliflerden taşra Hâkim-savcı teklifinin bir suretini Kendisi ile Samsun yolu üzerinde buluşarak USB ile verdim. Buluşacağımız adresi kendisi söylemişti. Ancak bu verdiğim teklifler arasında Bakanlıktan gönderilenler ve ünvanlı tekliflerini vermemiştim. Kendisi benden açıkça teklifleri vermemi istemedi. ... Ben ...’e teklifi verdikten sonra kendisi kararname teklifindeki şahısları arayarak gidecekleri yerleri söylemiş. Ben bu olaydan sonra çok kolay adam harcayacaklarını anladım. ...Kararname bürosundaki Tetkik Hâkimleri ... ve ...’in cemaatçi olduklarını tahmin ediyordum. ... daha sonra bilgi istediğinde cemaatçi olduğunu teyit etmiş oldum."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/02/2017 tarihli ek sorgulama tutanağı; "... Ben o dönemde bağımsız olarak nitelendirilen adaylar ile ilgili bir çalışma yapmadım. Sadece mensubiyetini o dönem itibariyle bilmediğim hemşehrim olan ve 1999 yılından beri tanıdığım çok fazla da samimiyetim olmayan HSYK adayı ... çalıştığım Samandağı adiiyesine geldiğinde benim odama da uğradı. "
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan N.Ö.'ye ait, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/11/2017 tarihli şüpheli için ek ifade tutanağı; "... Benim verdiğim hiçbir isim yurtdışı gezilerine yada doktora, mastır gibi olaylara kabul edilmedi, gösterilmedi. Ve bir meslektaşımın tayinini veya talebini ilettiğimde 1. Daire Sekretaryasında ciddi direnç ile karşılaşıyordum. 1. Dairede E.D. Genel Sekreter yardımcısıydı. Ve ...'de tetkik hakimiydi. Ordaki tetkik hakimleri doğrudan İbrahim Beye bağlı şekilde ve daha değişik çalışıyorlardı. Kurul içinde olan herşeyden haberleri oluyordu. Hatta ben Engin Beye bir kurul toplantısında neden kararname hazırlandığından bizim haberimiz olmuyor dediğimde "biz personelciyiz, Bakanlık geleneğimiz böyle, sır küpüyüz" demişti."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan N.K.'ye ait, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/01/2017 tarihli sorgulama tutanağı; "... HSYK seçimleri sırasında ben Kırkağaç'taydım. ...Seçim çalışması için gelen adaylar oluyordu. Onlarla adliye ortamında oturuyorduk. Bir kez ... Kırkağaç adliyesine seçim için geldi. Tüm hakim - savcılar birlikte karşılayıp benim odamda oturduk. ...Oy verdiğim adaylar hatırladığım kadarıyla "M.Y., İ.Ç., ..., A.N.G." vardı. Bunların dışında kime oy verip vermediğimi hatırlamıyorum. Ben ... ve A.N.G.'ü akademiden tanıdığım için bunlara oy vermek istedim. Bunların cemaatin adayı olduğunu biliyordum. "
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan O.A.'ya ait, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "... Eski HSYK'nın tetkik hakimleri M.Ş. ve ... ile doğrudan ve kolayca irtibat halinde olan B.A. zamansız ve teklifsiz bu şahısları arayarak bütün işleri kolayca halledebiliyordu. ...B.A. kendi söylemleriyle "hoca efendi, hizmet harekatı” gibi fetö ile bağlantısını zaman zaman kendisi dile getiriyordu."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan O.B.'ye ait, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/12/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı; "... 2014 yılında HSYK seçimleri öncesi ...Savaştepe'de iken Balıkesir Başsavcısı olan F.S. ile HSYK Tetkik Hakimi ...'de oy istediler, ... her biri bunların bağımsız aday olduğunu söylüyorlardı, cemaatten bahsetmediler, sadece F.S. bağımsız adayları kastedip birlikte hareket ettiklerini söylemişti. "
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan O.G.'nin, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında yürütülen 2016/21584 sayılı soruşturmada 16/08/2016 tarihli savunması; "... hakime hanım seçim dönemi sürecinde, HSYK adayı ...'in bütün odaları dolaşırken kendi odasına da geldiğini, bu sırada başsavcının da tesadüfen orada olduğunu, Başsavcı beyin bu adaya çok kızdığını, "
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Ö.F.A.'ya ait, Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/11/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "... 2014 HSYK seçimleri sırasında ... Hatırladığım kadanyla adliyeye bu süreçte O.G., İ.Ç., ..., F.S., H.T. ve Y.A. gelmişlerdi."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Ö.K.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/11/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "...HSYK'nın 2014 yılı seçimlerinde cemaatin hiç riske girmeyerek kendilerine arıza çıkaracak, itiraz edecek, kişilere adaylık vermediği tamamen kendilerine bağlı adaylarla yürümeye karar aldıkları. İ.O., B.E. ve şahsım gibi onlaıın tabiriyle kendi nefsine dönük kişileri bir yere taşımayacaklarını söyledikleri, kulislerde konuştuklarını duyuyordum. O dönem adaylarının isimlerini şu anda hatırlamıyorum. N.Ö. ve T.G. eski kurul üyeleriydi. ... Kurul Tetkik Hakimiydi ve birinci dairede çalışıyordu. ...kendi elemanlarını gizleyebildikleri kadar gizliyorlardı. Yeni kurul döneminde çok çalışmayacağım için söyleyeceklerim bu kadardır."
Aynı şahsa ait, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/03/2018 tarihli sorgulama tutanağı; "Atamalar konusunda cemaatin en etkin kişileri kurul üyeleri dışında bulunan E.D. ve ... olduğunu belirtmek isterim. Bu iki kişi İ.O.'a etki yapıp, Fetullah Gülen cemaat mensuplarının taleplerini yerine getirirlerdi. ...E.D. ve ...'in Fetullah Gülen cemaat mensubu olduğunu İ.O. iyi bilmektedir. Bu kişilerin taleplerinin cemaat adına gelen talimatlar olduğunu da bilmektedir. ... Konuşmalarda kimin Fetullah Gülen cemaat mensubu olduğu açıkça söylenmezdi. Ancak bu kişilerin Fetullah Gülen cemaat mensubu olduğunu İ.O. da biliyordu. Ona isim getirenlerde biliyorlardı. "
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Ö.Ü.'ye ait, Niğde Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/08/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "... 2011-2014 arasında çalıştığım Çankırı'da Komisyon Başkanı E.K. bir önceki Savcılık ifadesinde de belirttiğim sanığı M.T. olan kasten öldürme dosyasında dosyanın soruşturma savcısı eşim S.Ş.Ü. hakkında bir şikayet bulunmamasına rağmen eşimi resen duruşma tutanağına, ara karara geçirmek suretiyle HSYK'ya şikayette bulunmuştur. Daha sonra haricen öğrendiğime göre fetullahçı yapı eşimi alevi olarak fişlediği eşimin önünü kesmek için bu şekilde şikayetin yapıldığını haricen öğrendim. E.K. fetöcü HSYK adayı ...'in de samimi arkadaşı olduğunu müstemir yetkilerde ve tayinlerde etkin olduğunu belirtip o dönem Çankırı hakimi Ö.F.E. ile benim aramdaki samimiyetten de rahatsızlığını göstermek amacı ile Ö.F.E.'nu; Çankırı 1.Asliye Ceza Mahkemesini ve 2. Asliye Ceza Mahkemesini birleştirerek tek mahkemeye düşürüp görevlendirdi. Ayrıca 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki ek yetki olan İnfaz Hakimliğini müstemir yetkime ek olarak tarafıma görevlendirtti. Bunları ... ile birlikte yaptıklarını kendisi söyledi. Hatta şu şekilde bir ifade kullandı; "ben ... ile konuştum bu iki hakimin boş vakti çok, çalışsınlar " dediğini bizzat bana söyledi."

Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan R.B.'ye ait, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06/10/2017 tarihli sorgulama tutanağı; "... ben ağır ceza merkez istememe rağmen beni Terme'ye tayin ettiler Terme de 3 yıl kaldım, ben 10 yılımı doldurmuştum, HSYK ya gittim beni …'e yönlendirdiler bende Terme başsavcılığını istedim ... bana alaycı bir şekilde biz herkesi başsavcı yapmıyoruz başsavcılık gelinlik kıza benzer 40 kişi ister bir kişi alır dedi,"
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.B.'ye ait, Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/08/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı; "... 2014 yılı yaz kararnamesiyle Gebze ye Savcı olarak atanan Vezirköprü eski başsavcısı İ.I. beni telefonla arayarak aralarında ... inde bulunduğu birkaç bağımsız olduğu iddia edilen aday için, benden oy istedi"
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.Y.'ye ait, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06/03/2017 tarihli sorgulama tutanağı; "... Ben ve eşim meslekte tecrübesiz olduğumuz için hangi adayın kimin temsilcisi olduğunu bilmediğimiz için oylarımızı karışık bir şekilde verdik. Seçimin ve yapılmak istenen şeylerin çok farkında değildik, adliyede herkes farklı şeyler konuşuyordu. Ben oyumun tamamını bağımsızlara vermedim. Ancak son ana kadar kararsızdım. M.K., Ö.T., ...'e oy verdiğimi hatırlıyorum ancak diğer oy verdiğim adaylardan emin değilim, son ana kadar kararsızdım. Seçimler bittikten sonra 11 kişilik cemaat listesini gördüm. Seçimler bittiği için bu kişilerin cemaat listesini oluşturduğunu anladım. Blok olarak bu kişilere oy verilmiş. Ben sadece bağımsız adayların desteklendiğini düşünmüştüm, tamamının bu yapıdan olduğunu düşünmemiştim."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan S.Ö., Çankırı İl Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen 12/03/2017 tarihli fotoğraf teşhis tutanağında davacı ...'i teşhis etmiş ve "... 123) İsmini ... olarak biliyorum. Kendisi HSYK adayı idi . Çorlu Adliyesinde makam odama gelerek benden oy istemiştir. Kendisine HSYK seçimlerinde yapıya mensup olduğu için oy verdim. FETÖ Mensubudur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.Ş.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/01/2017 tarihli tanık ifade tutanağı; "... Ben uzun bir süre Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı, HSYK Teftiş Kurulu Başkanlığında ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptığım için adli yargıdan da bu yapıya müzahir olan çok sayıda kişiyi tanıyorum. Bu kişilerden hatırladıklarım; M.A.(okuldan tamdığım-37... sicilli), K.Ç. (38... sicilli), H.H. (37... sicilli), K.A. (36... sicilli), M.D. (34... sicilli), H.U. (35... sicilli), M.A. (35... sicilli), ..., ..., A.K., S.S., E.B., ..."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.E.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/12/2016 tarihli tanık ifade tutanağı; "... SORU: FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğunu düşündüğünüz hakim savcılardan isimlerini bildiğiniz kişiler kimlerdir? Bunlarla ilgili anlatacağınız somut hususlar nelerdir? CEVABEN: Bu kişilerle olan ilişkilerimizin yukarıda açıklanan sebeplerle 2010 yılından sonra farklı bir boyuta geçtiğini ve azaldığını 2012 yılından sonra da bir mücadeleye dönüştüğünü yukarıda örneklerini verdiğim bir çok olay vesilesiyle izah etmiştim. Ancak özellikle 2011 yılında yapılan Yargıtay ve Danıştay üyeliği seçimlerinde bu iş bir pazarlığa dönüştüğü için daha önce tanımadığım bir çok mensuplarını da bu vesileyle öğrenmiş oldum. Bu kapsamda tanıdığımız veya bu seçimler nedeniyle kendi ifadeleriyle bu yapıya mensup olduğunu öğrendiğimiz ... HSYK’da; M.B., B.A., S.Ç., N.E., ..., Y.Y., İ.Ö., ...,"
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan E.A.'ya ait, Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen bila tarihli tanık ifade tutanağı; "...Seçim süreci ilerlemeye başladığında kendisi tekrar odama gelerek Yargıda Birlik Platformu adaylarını eleştiren söylemlerde bulunarak bazılarına oy verilmemesi gerektiğini söyledi. Daha sonra mevcut örgüt tarafından organize edilen adaylardan ... için benden bizzat oy istedi."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan T.Ö.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17/11/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı; "... tetkik hakimi S.B., kurum üyesi adayı olan bu yapıya yakın olduğunu duyduğum ...'i 2014 yılı HSYK seçimlerinde odama getirdi ve ona oy vermemi istedi ve aynı şahsı bakanlığın diğer odalannı da gezdirdiğini duydum. "
Davacı hakkında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen …. tarih ve İddianame No:… sayılı iddianameye göre, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca … sayılı soruşturma üzerinden beyanına başvurulan ... kod isimli gizli tanık ifadesinde özetle; 2014 yılı HSYK seçimlerinden önce paralel yapıya mensup birkısım hakim ve savcının F.A.'ın evinde o dönem aday olan ...'in seçim davetiyelerinin zarflanması ve postalanması işleri ile meşgul olduklarını, bağımsız adaylara oy verilmesi yönünde cemaat tarafından yönlendirildiklerini belirtmiştir.
Davacı hakkında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen … tarih ve İddianame No:… sayılı iddianameye göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca beyanına başvurulan ... kod isimli gizli tanık alınan beyanında özetle; şüpheli ...'in cemaat temsilcisi olduğunu bildiğini ve oy istemek için bulunduğu ilçeye geldiğini belirtmiştir.
Davacı hakkında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen … tarih ve İddianame No… sayılı iddianameye göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadesine başvurulan ... kod isimli gizli tanık alınan beyanında özetle, şüpheliyi [davacıyı] FETÖ mensubu olarak duyduğunu belirtmiştir.
Davacı hakkında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ... tarih ve İddianame No:… sayılı iddianameye göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının … sayılı soruşturması kapsamında ifadesine başvurulan … alınan beyanında özetle, Elazığ hakimi olarak görev yapan şüphelinin FETÖ üyesi olduğunu düşündüğünü belirtmiştir.

Davacı hakkında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen … tarih ve İddianame No:… sayılı iddianameye göre, Gizem AKBULUT isimli vatandaş HSYK Genel Sekreterliğine gönderdiği şikayet dilekçesinde, şikayetçi olduğu savcı C.D.'ın FETÖ mensubu olan ve içlerinde ...'in de bulunduğu hakim savcılar ile toplantılar yaptıklarını belirtmiştir.
Davacı tarafından; söz konusu tanık beyanlarının meslekten çıkarılmasından sonra dosyaya girdiği, beyanların büyük çoğunluğunun 12 Ekim 2014 tarihli HSK üyeliği seçimlerindeki adaylığına ilişkin olduğu, meslektaşlarının tarafına verdiği ümit ve cesaretle aday olduğu, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından adaylığının kesinleştirildiği, herhangi bir yapının/örgütün adayı olmadığı, hiçbir grup ya da örgütten destek istemediği, tüm hakim ve savcılardan destek istediği, yargı camiasının her kesiminden her türlü ideolojiye sahip meslektaşlarından destek aldığı, seçimin de YSK'nın gözetim ve denetiminde gerçekleştirildiği, adaylığının Anayasa ile tanınmış demokratik bir hak olduğu, terör örgütü faaliyetinde bulunmadığı, herhangi bir adliyeyi A.N.G. ile birlikte ziyaret etmediği, bu beyanların ihraç edilmeme, serbest bırakılma saikleriyle ve mesleğe geri alınma vaadiyle verildiğinden hukuki hiçbir kıymetinin olmadığı, soyut, yer, zaman, kişi belirtilmeden bir algı oluşturmaya yönelik olduğu ileri sürülmüştür.
Bu durumda, davacının örgütün içinde yer aldığına, HSK'ya görevlendirilen örgütle irtibat ve iltisaklı tetkik hakimlerinden olduğuna, burada etkin olduğuna, Kararname Bürosunda görev yaparken örgütün talimatları doğrultusunda hakim/savcıların tayin işlerini düzenleyenlerden biri olduğuna, tayin ve yetkilendirme işlerinde etkin olduğuna, yine HSK'da görev yapacak tetkik hakimi ve müfettiş alımlarında örgüte müzahir hakim/savcıların seçilmesinde aktif görev üstlenenlerden biri olduğuna, gizli kalması geren bilgileri açık ettiğine, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarından biri olduğuna, örgüt mensuplarının toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.

c) Yargıçlar ve Savcılar Birliği Derneği (YARSAV) Üyeliği
i. YARSAV'a Üyelik Hususunda Genel Değerlendirme
YARSAV, 2006 yılında 501 kurucu üye ile Ö.F.E.nin başkanlığında, yargı mensuplarının oluşturduğu ilk sivil toplum örgütlenmesi olarak kurulmuştur. YARSAV, 2009 yılının Ekim ayında, Uluslararası Yargıçlar Birliği üyeliğine kabul edilerek uluslararası alanda faaliyette bulunmaya başlamıştır.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Teftiş Kurulu Başkanlığınca YARSAV Derneğine üyelik hususunda hazırlanan … tarih ve … sayılı inceleme raporunda; anılan Derneğe 2007 yılında 146, 2008 yılında 157, 2009 yılında 70, 2010 yılında 525, 2011 yılında 45, 2012 yılında 64, 2013 yılında 3, 2014 yılında 17, 2015 yılında 10 ve 2016 yılında 17 olmak üzere toplam 1054 hâkim ve savcının üye olduğu görülmüştür.
667 sayılı KHK'nın “Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler” kenar başlıklı 2. maddesi uyarınca anılan KHK’ya ekli III sayılı listenin derneklere ilişkin kısmının 250. satırında adına yer verilmek suretiyle millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen Yargıçlar ve Savcılar Birliği Derneğinin kapatılmasına karar verilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait ...iye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağında “YARSAV kurulduktan sonra yavaş yavaş gündem olmaya başladı. [Ö.F.E.] sık sık basın açıklamaları yapıyordu …cemaat/örgüt yapılanmasını eleştiriyordu. Bu durum o dönem Adalet Bakanlığında bulunan örgüt-cemaat mensubu bürokratları rahatsız etmişti. …Süreç böyle devam ederken YARSAV’ın üye sayısı artmaya başlamıştı. …[Ö.F.E.'nin] sivri çıkışları cemaat/örgütü rahatsız ediyordu ve bu amaçla 2008 yılından itibaren cemaat/örgüt kendi mensuplarını YARSAV üyesi olmaya yönlendiriyor ve YARSAV’a girmeleri konusunda gizli telkinlerde bulunuyorlardı. …Bu süreç devam ederken YARSAV seçimleri yaklaşmıştı. Cemaat/ örgüt üyeleri YARSAV’ın içerisinde bulunanlar YARSAV aidatlarını düzenli olarak ödüyorlardı. Cemaat/ örgüt stratejisini bu süreçte önce [Ö.F.E.'nin] devrilmesine göre ayarlamıştı. Fakat sonradan bunun tepki çekeceğini kararlaştırıp bu stratejiden vazgeçtiler. Nihai amacı [Ö.F.E.'yi] tasfiye edip yönetimini, yönetimde bırakmak olarak belirlediler. Yapılan seçimlerde [Ö.F.E.] liste dışı kaldı ancak yönetim kurulu üyeleri yeniden seçildi." şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Yine aynı kişiye ait ...iye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/11/2016 tarihli sorgulama tutanağında ise “YARSAV'a o dönemki adı ile cemaatin 2007 - 2008 yılından itibaren ciddi bir yönelmesi oldu, bize gelen talimatlar ile biz YARSAV'a üye olduk. Ben de gelen talimat üzerine 2009 yılında üye oldum. O dönem yine T3 ( taşra mesulü) U.Y. bize YARSAV yönetiminin tamamen ele geçirilmesi hususunda F. Gülen'e sorulduğunu söyledi. Ve F. Gülen'in "YARSAV yönetimini ele geçirecek gücümüz var" şeklinde sorulduğunu bize aktardı. F. Gülen'in de o dönemki Türkiye yargı mesulü'ne "sadece başkan değişsin" şeklinde talimat verdiğini bize iletti. …[Ö.F.E.] yönetime seçilemedi. O dönemde bize YARSAV aidatlarının düzenli ödenmesi talimatları da geliyordu. Hatta o dönem cemaat/örgüt YARSAV aidatların ödenmesi için mensup hâkim savcılara maddi destek veriyorlardı. Mesela bana da bu aidatı ödemem konusunda maddi destek verildi.” şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/01/2019 tarih ve E:2017/98, K:2019/20 numaralı kararında da muht... tarihlerde beyanları alınan Derneğin kurucu başkanı olarak görev yapmış Ö.F.E., yönetim kurulunda görev yapmış L.K. ve B.Y. tarafından da örgüt mensuplarının YARSAV'a organize bir şekilde üye oldukları, bu kişilerin zamanla çoğunluk haline gelip etkili bir konuma ulaşarak yönetimde söz sahibi olduklarının ifade edildiği belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin Selçuk Özdemir (B. No: 2016/49158, 26/07/2017) kararında ise, FETÖ ile bağlantısı bulunan yargı mensuplarının, adaylık sürecinden itibaren mesleğin her aşamasında gizliliğe azami dikkat ederek bu yapılanmayla ilişkilerinin bilinmesine engel olmaya çalıştığı, bunun için kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde bulundukları, bu bağlamda FETÖ ile irtibatı olan birçok yargı mensubunun sosyal ortamlarda birbirleriyle yakın ilişki kurmadıkları, ibadetlerini gizli olarak yaptıkları, inançlarına aykırı davranışlarda bulundukları, yine yapılanmadan gelen talimat uyarınca kısa bir süre içinde YARSAV'a üye oldukları belirtilmiştir.
Sonuç olarak FETÖ için yargı organlarının, yargı erkiyle bağlantılı kurumların ve bu bağlamda yargı mensuplarının oluşturduğu ilk sivil toplum örgütlenmesi niteliğinde bulunan YARSAV’ın ele geçirilmesi ve yönetiminde söz sahibi olunmasının FETÖ’nün amaçlarını gerçekleştirebilmesi bakımından önem arz ettiği anlaşılmaktadır.

ii. YARSAV Üyeliğinin Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
2007-2008 yıllarından itibaren FETÖ ile bağlantısı bulunan yargı mensuplarının örgüt talimatı doğrultusunda sistematik bir şekilde üye olduğu YARSAV'a, davacının da aynı süreç dâhilinde 1000 üye numarası ile 17/10/2007 tarihinde üyelik kaydı yaptırdığı görülmektedir.
Öte yandan davacının yargılandığı .... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:... sayılı kararında; "...Sanık her ne kadar YARSAV üyeliğinden HSYK seçimlerinden önce ayrılmışsa da HSYK üye seçimleri neticesinde gerçekten YARSAV üyesi olan adaylar 886-2078 aralığında oy alırken, gerçekte örgütün adayı olup YARSAV listesinden seçime giren veya YARSAV listesinden seçime girmediği halde YARSAV üyelerinin desteğini alan adayların 5000'in üzerinde oy aldığı bilinmektedir. Sanığın bu seçimde 5003 oy aldığı anlaşılmışır. ..." tespitine yer verilmiştir.
Davacı tarafından, 2014 HSK seçimlerinden yaklaşık 11 ay önce söz konusu üyelikten istifa ettiği beyan edilmiştir.
Örgütlenme özgürlüğünün, kişilerin kendi menfaatlerini korumak için kendilerini temsil eden bir toplu teşekkül oluşturarak bir araya gelmeleri özgürlüğü olarak tanımlanması mümkündür. Anayasa'nın 33., 51. ve 68. maddelerinde düzenlenen "Dernek Kurma Hürriyeti", "Sendika Kurma Hakkı" ve "Siyasi Parti Kurma Hakkı " gibi örgütlenmeye yönelik haklar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 11. maddesinde karşılığını bulmaktadır. ''Örgüt'' kavramı ise Anayasa Mahkemesi kararlarında AİHM kararlarına yapılan atıfla ''kişilerin serbest iradesiyle kurulan, ortak bir amaç için bir araya gelen kişiler topluluğu'' olarak tanımlanmıştır (Hüseyin Demirdizen, B.No:2014/11286, 21/09/2013, §§ 35). İrade unsuru, özel hukuk tüzel kişiliğine sahip toplulukları, kamu tüzel kişiliğine sahip topluluklardan ayıran en önemli ölçüdür (Le Compte, Van Leuven ve De Meyere/Belçika, 6878/75, 7238/75, 23/6/1981, § 43; Barthold/Federal Almanya, 8734/79, 25/3/1985, § 61; Sigurdur Sigurjonsson İzlanda, 16130/90, 30/6/1993, § 31 ). Kamu iradesi bulunmayan toplulukların örgütlenme özgürlüğü temelinde, kamu gücüne karşı menfaatlerinin koruması için dayanışma ve toplu ifade gücünden faydalanması söz konusu olmaktadır. Demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortak amaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı, sağlıklı bir toplumun önemli bir bileşenidir.
YARSAV da 2006 yılında 501 kurucu üye ile üyelerinin ortak menfaatlerini savunabilmek amacıyla yargı mensuplarının oluşturduğu ilk sivil toplum örgütlenmesi olarak dernek statüsünde kurulmuştur. Bununla birlikte yukarıda da yer verildiği üzere YARSAV'ın faaliyetlerinden rahatsız olan FETÖ/PDY tarafından derneğin yönetiminin ele geçirilmesi ve kendi amaçları doğrultusunda faaliyet göstermesinin sağlanması maksadıyla FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklı hakim ve savcıların anılan derneğe üye yapılması yönünde organize şekilde çalışmalar yürütülmüştür. Bir başka anlatımla FETÖ/PDY ile irtibatlı ve iltisaklı yargı mensupları kendi serbest iradeleriyle ve yargının ortak menfaatlerinin savunulması maksadıyla değil, derneğin yönetimini ele geçirmek ve kendi maksatları doğrultusunda yönlendirmek gayesiyle YARSAV'a üye olmuşlardır.
Bu nedenle, 2007-2008 yıllarından itibaren talimat doğrultusunda olunan YARSAV üyeliğinin, davalı idarece yargı mensubunun meslekten çıkarılmasında FETÖ'ye irtibat ve iltisak noktasında sebep unsuru olarak kabul edilmesinin, davacının örgütlenme özgürlüğüne bir müdahale olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu kapsamda, YARSAV Derneğine üyelik şekli ile ilgili olarak yukarıda anlatılanlarla birlikte değerlendirildiğinde davacının beyanlarına itibar edilmemiş olup, davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu değerlendirilmiştir.

d) Diğer Hususlar
D-1-2014 Yılı HSK Seçimlerinde Örgütün Sözde "Bağımsız" Adayları Listesinde Olması:
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle ilgili olarak ülke genelinde yürütülen soruşturmalarda elde edilen dijital veriler, tanık beyanları, haklarında soruşturma yürütülen kişilerin etkin pişmanlık hükümleri kapsamında verdikleri ifadeler ve örgüte ilişkin açık kaynaklara da yansıyan bilgiler birlikte değerlendirildiğinde FETÖ/PDY'nin 2010-2014 yılları arasında yapılan denetimler, incelemeler ve soruşturmalar, unvanlı görevler başta olmak üzere yapılan atamalar, terfiler ve yüksek mahkemelere üye seçimleri sonucunda yargıda etkin bir güce ulaştığı, yargıda bu örgütsel etkinliği ve baskıyı devam ettirebilmek amacıyla da 2014 yılında yapılan HSK üye seçimlerine daha fazla önem atfettikleri anlaşılmıştır.
Örgütün bu kapsamda adli yargıda on bir, idari yargıda ise beş sözde bağımsız aday ile 2014 yılı HSK üye seçimlerine katıldığı, örgüt mensubu hâkim ve savcıların ise örgütün bu seçimlerde başarılı olabilmesi için temel düsturları olan gizliliği de göz ardı ederek deşifre olma pahasına sözde bağımsız olan örgüt adaylarına destek olmak, oy toplayabilmek adına tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlediği, bu organizasyonlar için yapılan masrafların örgüt tarafından karşılandığı, örgüt mensubu olmayan hâkim ve savcılar ile birebir yakınlık kurmak ve zaman zaman hediyeler vermek suretiyle oy tercihlerini etkilemeye çalıştığı; seçim günü ise oy kullanmaya gelen hâkim ve savcıları markaja alarak baskı yaptığı, oy kullandıktan sonra seçim mahallinden ayrılmayarak seçim mahallinde kamera kaydı yapmak ve sandık başlarında seçim sonuçlarını birebir takip etmek gibi faaliyetlerle bulunduğu, bu şekilde örgüt tarafından diğer hâkim ve savcılar üzerinde baskı oluşturularak anayasal bir hak olan seçme/seçilme hakkının manipüle edildiği anlaşılmıştır.
Öte yandan, tarafsız ve bağımsız yargının teminatı niteliğinde bir kurum olan HSK'ya üye seçimlerinde tüm hâkim ve savcıların özgür iradeleri ile oy kullanması esas iken, örgüte mensup hâkim ve savcılar tarafından talimat ile örgütün sözde bağımsız adaylarına toplu şekilde oy verilmiştir. Nitekim farklı görev mahallerinde çalışıp, farklı mesleki dönemlerden olmalarına karşın, kendilerini ''bağımsız aday'' olarak lanse eden örgüt adaylarının hepsinin birden HSK seçimlerinde adli yargıda yaklaşık 4500-5000 bandında, idari yargıda ise yaklaşık 600-700 bandında oy alması, örgüt mensubu hâkim ve savcıların talimat üzerine toplu halde oy kullandıklarının açık belirtisidir.
Bununla birlikte, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatlarının olduğu gerekçesiyle haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan kişilerle ilgili Dairemiz önünde derdest olan dosyalarda yer alan 2014 yılı HSK seçimlerine ilişkin birçok ifade de yukarıda yer verilen tespitleri doğrulamaktadır:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.K.'ye ait, Menemen Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/01/2017 tarihli sorgulama tutanağı; "...2014 yılının ekim ayında yapılan HSYK üye seçimi döneminde Sarız hâkimi olarak görev yapıyordum. Bu seçim sürecinde ilk olarak aramızda yapmış olduğumuz sohbet toplantıları sırasında M.K. HSYK seçimlerinin yaklaştığını, burada liste belirleneceğini, cemaati kastederek bu seçimin bizim için çok önemli olduğunu, Yargıda Birliğin kazanmaması gerektiğini, bunun için çok çalışılması gerektiğini söylüyordu... M.K. bana bylocktan mesaj attığında whatsapptan sana mesaj attım, bakarsın yazıyordu. Ben de bunun üzerine bylocka girip M.'nin attığı mesajı görüyordum. M.K. ilk attığı mesajında HSYK seçimlerinde cemaatin oluşturduğu 11 kişilik HSYK üyeliğine aday listesini gönderdi. Bu listede N.Ö., T.G., A.K., O.G., Y.A., L.Ü., ... F.S. isimli şahıslar vardı. Bu mesajda M.K. bana cemaat olarak bunları destekliyoruz, çevremizden bunlara oy isteyeceğiz yazmıştı."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.'ye ait, ...iye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 22/11/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "...HSYK seçimleri ile ilgili tanıdığımız kişilerle irtibat halinde olmamız istenmişti, görüşeceğimiz kişilerle seçim öncesinde değil seçimlere 3-4 ay kala sürekli arayıp görüşmemizi söylemişlerdi. ...HSYK seçim süreci yaklaşınca telefonlara BYLOCK isimli program yüklendi. ...HSYK ile ilgili paylaşımlar bu program üzerinden yapılıyordu, ben de bana sorulan hususlara cevap veriyordum."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.E.'ye ait, Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/07/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağı; "2014 yılı HSYK seçimlerinde bu yapının belli bir amaca hizmet ettiğini ve legal bir yapı olmadığını kesin olarak anladım. Erzincan'da staj yaptım, Perşembe'ye kura çekip göreve başladıktan 1,5 yıl sonra Erzincan'da komisyon başkanı olan Y.K. beni aradı bağımsız adaylardan isimleri cemaatin adayı olarak geçen 11 kişi için oy istedi....Bu 1,5 yıl içinde başkan beyin kendisiyle hiçbir şekilde görüşmemiştik. Seçim öncesi beni iki defa arayarak aynı adaylar için oy istedi. "
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan T.T. isimli şahsa ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazılmış 13/01/2017 tarihli dilekçe:" ... Eskişehir'de HSYK seçimlerinden kısa bir süre önce o dönemde lojman dışında kirada oturan Eskişehir C. Savcısı olarak görev yapan [İ.'nin] ... evinde toplandık…Bahsi geçen evde 8O.Ç.), (A.Ş.),(Z.K.), M.A., ... ile bir araya geldik. Adı geçenlerin hepsi (O.Ç.) hariç Eskişehir’de görevli hâkim ve savcılardı. Bazıları kamera çekimi bazıları da müşahitlik görevi aldılar."
Öğretmen olarak görev yapmış olan S.K.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 2016/146249 sayılı soruşturması kapsamında Ankara Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce etkin pişmanlık hükümleri uyarınca düzenlenen 19/09/2017-20/09/2017 tarihli ifade tutanağı: "... Yine o dönem yapılacak olan HSYK seçimlerinde FETÖ/PDY örgütüne mensup 11 adli 5 idari bağımsız adayın desteklenmesi konusunda almış olduğum talimatları sorumlu olduğum hakim savcılara iletiyordum. HSYK seçimleri öncesi adli tatilde Türkiye genelinde FETÖ/PDY' ye mensup yargı üyeleri memleket ve çevrelerinde tanıdık ve dönem arkadaşlarıyla çalışma yapmaya başladı. Yapılan çalışmalar sonucunda ülkücü, demokrat, solcu, ulusalcı, alevi olarak bilinen kesimlerin nabızları yoklanarak kimlere oy verecekleri, gözettiği kriterler öğrenilmeye çalışıldı. Bende belirle zaman aralıklarında Malatya ilinde sorumlu olduğum hakim savcı gruplarıyla bu konuyla ilgili istişare yapıyordum. Sorumlu olduğum hakim savcılar görev yapmış oldukları yerde bağımsız adaylarla ilgili yapmış oldukları çalışmaların durumunu bana aktarırlardı. Tanıdıkları hakim savcıların HSYK seçimlerinden kimlere oy vereceği ne kadar oy topladıklarını bana bildirirlerdi, bende bu bilgileri K.T.'ye bildirirdim. K.T.'de bu bilgileri F.G.'ye verirdi. F.G.'nin de bu bilgileri Ankara ilettiğini biliyorum. Ankara'dan gelen dönütler sonucunda yapılan çalışmaların iyi yönde olduğu ve seçimlerin FETÖ/PDY lehine bağımsızların kazanacağı düşünülüyordu. Aynı şekilde yapılan çalışmalar sonucunda HSYK seçimlerinde Yargıda Birlik Platformu yani YBP ye çalışan hakim savcılarda FETÖ/PDY ye mensup hakim savcılar tarafından fişleniyordu. HSYK siçm sonuçları olumsuz olduktan sonra F.G.'nin talimatı ile evlerimizde bulunan FETÖ/PDY'ye ait kitap ve dökümanları elimizden çıkarıp K.T.'ye teslim ettik, K.T.'de bu dökümanları Malatya Bölgesine teslim etmiş olabilir."
Anılan şahsa ait, yine aynı soruşturma kapsamında Ankara Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 22/09/2017 tarihli ek ifade tutanağı: "...
HSYK seçimleri ilgili olarak anlatmak istediklerim:
2014 yılında gerçekleştirilen HSYK seçimleri bu yapı tarafindan en fazla önem verilen konulardan birisiydi, seçime yaklaşılan zaman zarfı içinde FETÖ/PDY örgütü seçim konusunu sadece yargıda bulunan mensuplarına değil, evlerde kalan öğrencilerinden tutun da bölgede bulunan örgüt mensubu esnaflara kadar götürerek, nüfuz edebilecekleri, eş dost akrabaları içerisinden hakim, savcı ve tanıdık varsa onlara ulaşarak ikna edip, FETÖ/PDY örgütünün bağımsız aday listesindeki adaylarından hangilerine oy vereceklerini tespit edip bunu üst örgüt abilerine bildirmeleri istendi, sivil kanattan gelen oy sayıları da FETÖ/PDY örgütünün yargı yapılanması tarafından listelere örgüt lehine kaydedildi.
Yine 2014 yılında seçim öncesinde Gaziantep büyük bölgesinde Hayretin kod adlı F.G.'nin başkanlığında benim de Malatya mahrem imamı olarak katıldığım toplantıda bizlere sözde örgüt lideri fefullah gülen tarafından onay verilen 11 adli 5 idari kurul adayının isimleri söylendi, bu isimler ayrı ayrı bağımsız olarak kendi adaylıklarını açıkladılar.
Burada seçimle ilgili bize şöyle bir stratejiden bahsedildi: adli kurulun 11. sırasında bulunan hatırladığım kadarı ile İ.Ç.'nin göstermelik bir aday olduğu, onun yerine ismini hatırlayamadığım başka bir ismin listeye yazılacağı, idari kurulun 5. Sırada bulunan ismini hatırlamadığım adayın yerine yine ismini hatırlayamadığım bir ismin listeye yazılacağı talimatı verildi. Bu iki ismin yazılmasındaki amaç halihazırda YARSAV cı olarak bilinen zaten o gruptan oy alma potansiyeli olan şahısların örgütten alacağı destekle kesinlikle seçimi kazanacakları düşüncesiydi. Çünkü bu iki şahıs kripto örgüt üyesiydi. Sonuç olarak bizden bu
bilgiyi sorumlu olduğumuz bölgedeki talebe diye nitelendirilen (T1,T2,T3,T4,T5) hakim savcılara anlatmamız istenildi. Bu aday listesindeki bu bilgiyi tam güvenmedikleri oy isteyecekleri hakim savcılarla paylaşmamaları gerektiği üzerinde ısrarla duruldu. Biz de bilgiyi sorumlu olduğumuz talebelere aktardık, bu konuyla ilgili çalışmalara azami özen göstererek başlamalarını ve bu konuyla ilgili geri dönüşlerini bize bildirmelerini istedik. Gelen çetelelerde örgüt tarafindan gösterilen adayların seçimi rahatlıkla kazanabilecekleri ve beklenilen günlerin geleceği mantığı hakimdi.
Seçim günü oyların güvenirliliğini sağlamak için talebeler (hakim savcı) arasından görevlendirmeler yaptık, her sandık için 4 hakim ya da savcı seçtik. Bu hakim ve savcılardan birisi açılan pusuladaki oyların doğru okunup okunmadığını kontrol edecek, birisi açılan pusulanın ihtiyaç halinde kullanılmak üzere resmini çekecek, bir diğeri de çıkan oyların sayımını yaparak çetele haline getirecek, dördüncü kişi de ihtiyaç olduğunda yedek olarak görevlendirilecekti, oy kullanma işlemi sonuçlandığında açıklanan sonuçlarla karşılaştırılmak üzere saklanarak bizlere yani mahrem imamlara verilecekti. Seçim sonuçlandıktan sonra bize bildirilen sonuçları biz de hiyerarşik yapı içinde yukarıya bildirdik. HSYK seçimleri dönemi çalışmalarımızı bu şekilde olmuştur."
Öğretmen olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.I.'ya ait, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 27/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "Burada bulunduğum dönemde HSYK seçimleri olmuştu. İdris kod adlı Veysel bana sohbet grubunda bulunan şahıslara Bağımsızları desteklemeleri doğrultusunda telkinde bulundu ve desteklenecek isimlerin bulunduğu bir listenin fotoğrafını az önce bahsettiğim program üzerinden bana gönderdi. Ben de sohbet grubumda bulunan şahıslara (Sivil imam olan ifade sahibinin sohbet grubunda bulunan hâkim-savcılara) bu isim listesini okuyarak desteklemeleri yönünde Veysel in talimatı doğrultusunda tavsiyede bulundum…"
Aynı şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15/01/2017 tarihli sorgulama tutanağı; "…HSYK seçimi için gittiklerinde (örgüt içindeki hâkim ve savcıların seçime yönelik propaganda çalışması için) yaptıkları masraflar yapı tarafından karşılanırdı. Genelde bu masraflar alacağımız himmet parasından düşülüyordu."
Somut olayda ise, davalı idare tarafından dosyaya sunulan tanık ifadelerinde, 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgüt tarafından desteklenen adaylar isim listesinin belirtildiği, bu listede davacının da ismine yer verildiği ve davacının kendi beyanıyla da doğruladığı üzere söz konusu seçimde sözde bağımsız aday olduğu görülmüştür.
Davacı tarafından; Anayasa tarafından tanınan bir hakkını kullandığı, bu durumun ifade özgürlüğünün birebir karşılığı olduğu, bir terör örgütü faaliyeti olmadığı, meslektaşlarının verdiği ümit ve cesaretle aday olduğu, herhangi bir yapının/örgütün adayı olarak göreve talip olmadığı, hiçbir grup ya da örgütten destek istemediği, meslektaşların tamamından destek istediği, seçime herhangi bir ittifakla girmediği, 2010 yılı öncesindeki HSK'ya yöneltilen "ulaşılamama" gibi sert eleştirilerin yeni Kurul'a da yapılmaması amacıyla meslektaşların yeni Kurul'dan beklentilerine kendi çapında cevap verebilmek gayretiyle çalıştığı, blok oy kullanılmasının söz konusu olmadığı ileri sürmüştür. 2014 yılı HSK üye seçimi ile ilgili yukarıda aktarılan hususların değerlendirilmesi sonucunda davacının bu beyanına itibar edilmemiştir.
Bu durumda, 2014 yılı HSK üye seçimi döneminde örgütün sözde "bağımsız" adayları listesinde yer aldığı anlaşılan davacının örgütün adayı olarak belirlenmesinin, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.

d-2-Unvanlı Görev
Davalı idare, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde unvanlı bir göreve atanmasının davacının anılan terör örgütü ile irtibat ve iltisakına yönelik bir tespit olduğunu ileri sürmüştür.
Kararımızın "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler" başlıklı kısmında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY tarafından bu örgütle iltisak ve irtibatı bulunan hâkim ve savcıların örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesini sağlamak maksadıyla stratejik gördükleri kimi görevlere getirilmesi hedeflenmiş ve örgütün Adalet Bakanlığı ve HSK'da etkin olduğu dönemde örgüt yöneticilerinin yönlendirme ve telkinleriyle örgüt mensuplarının stratejik gördükleri kimi görevlere getirilmesi sağlanmıştır.
Nitekim, yargı mensubu olarak görev yapmış ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan R.A. isimli şahsın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/11/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında yer alan, "...Ben Tatvan'dan sonra 2010 yılında Konya Ereğli'ye hakim olarak atandım. Burada göreve başladıktan sonra cemaat adına şuan soyadını hatırlayamadığım ve mesleğini bilmediğim İ. isimdeki bir şahıs cemaat adına benimle irtibata geçti ve ben burada maaşımdan cemaate gönderdiğim parayı bu şahsa verdim. Bu şahıs bana unvanlı görev talep etmemi tavsiye etti. Ben de onun yönlendirmesiyle hatırladığım kadarıyla 2012 yılının Kasım, Aralık ayları gibi Ankara ili Batıkent semtindeki cemaate bağlı şuan ismini hatırlayamadığım bir liseye gittim. Burada hakim olduğunu bildiğim ancak idari görevi hakkında bilgi sahibi olmadığımı E.D. isimli şahısla tanıştım. O, benim Ankara'ya neden geldiğimi zaten biliyordu. O, beni İ.O.'ya yönlendirdi. Ben, E.D.'nin HSYK'da görevli olduğunu daha sonra öğrendim. Ben, İ.O.'yu makamında ziyaret ettim. Burada kendisine unvanlı görev talep ettiğimi ilettim. O da benim talebimi not aldı ve daha sonra 2013 yılı yaz kararnamesi ile Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi başkanı olarak atandım..." yönündeki ifadesi de yukarıda yer verilen tespitleri doğrulamaktadır.
Dava dosyasının ve davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet belgesinin incelenmesinden; davacının Bilecik hakimi olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde, 01/02/2011 tarihi itibarıyla HSK'da tetkik hakimi olarak göreve devam ettiği, yargı için önemli bir birim olan Kararname Bürosunda görevlendirildiği, HSK'da FETÖ/PDY terör örgütünün etkisinin kırılmasından sonra ise 30/04/2014 tarihi itibarıyla bu görevinden alınarak Elazığ Hakimliğine atamasının yapıldığı görülmüştür.
Davacı tarafından bu tespit ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Netice itibarıyla davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde HSK Tetkik Hakimi olarak görevlendirilmesi, yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirilmiştir.

d-3-Sosyal Medya Paylaşımları
Davacının terör örgütüne üyelik suçundan yargılandığı .... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında "Sanığın [davacının] Twitter hesabından 17 Temmuz 2016 tarihinde; "Paralel, cemaat bahane. HSYK üyeliği seçimlerinde iktidar partisinin desteklediği listeyi desteklemeyen hakim savcılara yapılmış bir operasyondur. Hesap verme korkusuyla yargıyı, emniyeti dizayn edenler düşünsün. Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler." şeklinde paylaşım yaptığı" tespitine yer verildiği görülmüştür.
Davacı tarafından, bu tespite karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Netice itibarıyla, davacının sosyal medyadan yapmış olduğu paylaşımının, yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.

6) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Davacı, dava konusu kararlar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).
Dava konusu edilen kararlar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir.
Dolayısıyla dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.
AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin 2. fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Zira dava konusu kararlara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir.
AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).
Dava konusu kararların müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.
Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.

7) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerekmektedir.

D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve .... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacının adli yardım isteminin kabul edildiği 21/10/2019 tarihinden sonra yapılan toplam …-TL yargılama giderinden dosyada mevcut bulunan posta gideri avansının mahsup edilmesinden sonra kalan ve davacıdan tahsil edilemeyen …-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 02/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?