Danıştay5. Daireİdare Hukuku
Danıştay 5. Daire E.2017/3080 K.2021/4614
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/3080
Karar No : 2021/4614
**DAVACI:** …
**VEKİLİ:** Av…
**DAVALI:** ... Kurulu / ...
**VEKİLİ:** Av…
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararlar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, kendisine ilişkin somut bir tespit bulunmadığı, isnat edilen suçlamanın belirli olmadığı, kararda belirtilen kriterlerin hiçbirinin kendisi ile ilgili olmadığı, adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin, suç ve cezaların kanuniliği ve geriye yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Dava; davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dava dilekçesinde, anılan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu kararlarının iptali istenilmiş ise de, dilekçenin içeriğinden istemin, sadece bu kararların davacıya ilişkin kısmına yönelik olduğu anlaşıldığından iptal istemi bu yönden incelendi.
Tarafların usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.
T.C. Anayasasının 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. ...", 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, .... Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", "Hakimler ve Savcılar Kurulu" başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında, "Kurul, ... meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.", bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz. ... " hükümlerine yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53. maddesinde, "Hakim ve savcıların: a) fıkrasında, Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) fıkrasında, Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, .... hallerinde görevleri sona erer." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, Adli ve idari yargı hâkim ve savcıları hakkında meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma Genel Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Yeniden inceleme, itiraz ve yargı yolu" başlıklı 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği hükme bağlanmıştır.
15.7.2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20.7.2016 tarih ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine, toplanan Bakanlar Kurulu'nca ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca 22.7.2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuş, "Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen .... hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca .... meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmış ve bu Kanun Hükmünde Kararname, 29.10.2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmıştır.
08.03.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7075 sayılı Kanun ile kanunlaşan 23.01.2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 11. maddesinin 2. fıkrası ile, "22.7.2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18.10.2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilir." hükmü getirilmiştir.
Davaya konu Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun, 667 sayılı KHK’nın 3 üncü maddesi uyarınca yapacağı değerlendirmenin, adli suç ya da disiplin suçu niteliğindeki somut bir eylemin soruşturması niteliğinde olmadığı, hâkim ve Cumhuriyet savcılarının Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan Milli Güvenlik Kurulu kararlarında ifade edildiği şekliyle “Paralel Devlet Yapılanması” ile “üyelik”, “mensubiyet”, “iltisak” veya “irtibat” şeklinde herhangi bir bağlantılarının bulunup bulunmadığına ilişkin olup somut olayın yukarıda ifade edilen özellikleri, ilgililerin mesleğe kabulleri ile başlayan, eğitim merkezi ve Türkiye Adalet Akademisindeki faaliyetleri, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılımlarına, yurtdışına gönderilmelerine, özel yetkili savcılıklara veya mahkemelere yahut idari görevlere atanmalarına ilişkin bilgiler ile bu görevlendirmelerde ve yine bir silah olarak kullanılan özel yetkili mahkemelere hâkim veya unvanlı olarak, Teftiş Kurulu Başkanlığına, başkan, başkan yardımcısı veya müfettiş sıfatıyla, idari kurumlara tetkik hâkimi, daire başkanı veya yardımcısı, genel müdür veya yardımcısı sıfatıyla v.s. şeklinde yapılan atamalarda dikkate alınan kriterler, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeler, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, soruşturma sürecinde samimi şekilde itirafta bulunan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının beyanlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3'üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir.
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile meslekten çıkarılan davacının yeniden inceleme talebi de anılan Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedilmiştir.
667 sayılı KHK’nin 3. maddesinde, yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasının gerekçesi olarak, Anayasa'ya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmeleri ile örgüt hiyerarşisi içerisinde ve ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği belirtilmiştir.
6749 sayılı Kanun ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin “Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, genel olarak terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan söz edilmekle birlikte, 667 sayılı KHK’nın genel gerekçesi ile madde gerekçesinde, “FETÖ/PDY” maddede sayılan “terör örgütü, yapı, oluşum veya gruplar” arasında belirtilmiş ve anılan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için sözkonusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba üyelik veya mensubiyet şeklinde olması zorunlu olmayıp irtibat ya da iltisak şeklinde olması da yeterli görülmüştür.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı kararında, Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğu, gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığı ve kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı kabul edilmiştir.
Davacı tarafından, dava konusu işlemin savunması alınmadan tesis edildiği ileri sürülmekte olup, savunma alınmadan meslekten çıkarmanın usul güvencesi sağlayan adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelere aykırılık oluşturabilecek ise de, adil yargılanma hakkı, yargılamanın bütünü anlamında bir incelemeyi gerekli kıldığından daha önceki bir safhada savunma alınma yoluna gidilmemesi şeklinde gerçekleşmiş bir eksikliğin yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması, diğer taraftan olağanüstü hâli gerekli kılan durum ile 667 sayılı KHK’nın amacı ile 3. ve 4. maddelerinde yargı mensupları ile kamu görevlilerine ilişkin düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve içeriği dikkate alındığında, 667 sayılı KHK'de öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarmanın, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran “olağanüstü tedbir” niteliğini taşıması ve davaya konu Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu kararının, disiplin hukuka ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren meslekten çıkarma cezası niteliğinde bulunmaması karşısında bu iddiaya itibar edilmemiştir.
Dosyanın içeriğinden ve davalı idarece sunulan CD'lerin incelenmesinden, tanık/şüpheli beyanları ve davacı ile ilgili FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin aralarında iletişimi sağlamak amacıyla kullandıkları bylock programına ilişkin yapılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden davacının FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Kaldı ki her ne kadar kesinleşmemiş olmakla birlikte davacı hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçuyla açılan kamu davasında, ... Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; suçu sabit görülerek "7 yıl 6 ay " hapis cezası ile cezalandırılmasına" hükmedilmiştir.
Bu durumda FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlı olan davacının meslekten çıkarılmasına dair Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu kararında ve bu karara karşı davacı tarafından yapılan yeniden inceleme talebinin, aynı Kurulca reddedilmesine ilişkin kararının davacıyla ilgili kısımlarında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Diğer taraftan söz konusu HSYK Genel Kurulu kararlarının davacıya ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından bu kararlar nedeniyle davacının parasal haklardan yoksun kaldığından söz edilemeyeceğinden ortada tazmini gereken bir hak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmediğinden işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
2) Davacıya İlişkin Süreç
… tarih ve … sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.
B) İLGİLİ MEVZUAT
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."
Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...”
Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”
2) AİHS
AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."
AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."
3) Kanun
667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”
Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”
4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE
1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç
AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.
Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.
Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.
Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.
Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.
Bununla birlikte, AİHS’in "Adil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.
AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).
Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.
Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararın gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.
2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, ..., adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:
"Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...
Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...
HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.
Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...
Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...
Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..."
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı Erdal kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”
Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.
3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.
Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir.
Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
4) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
a) ByLock Delili
i. ByLock Uygulamasına İlişkin Genel Değerlendirme
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında belirtildiği üzere ByLock uygulaması, kullanılması için indirilmesi yeterli olmayan ve özel kurulum gerektiren, kullanıcıların haberleşebilmesi için her iki tarafın önceden temin ettikleri kullanıcı adlarını ve kodlarını eklemeden taraflar arasında mesajlaşmanın başlayamadığı, bu bakımından sadece oluşturulan hücre tipine uygun şekilde bir haberleşme gerçekleştirilmesine imkân veren, kriptolu anlık mesajlaşma, e-posta gönderimi, ekleme yoluyla kişi listesi oluşturma, grup içi mesajlaşma, kriptolu sesli görüşme, görüntü veya belge gönderebilme özellikleri bulunan, böylece kullanıcılarının, örgütsel mahiyetteki haberleşmelerini başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duymadan gerçekleştirmesine olanak sağlayan bir iletişim sistemidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında; ByLock uygulamasının 2014 yılı başlarında uygulama mağazalarında yer alıp bir süre herkesin ulaşımına açık olduğu, bu mağazalardan kaldırılmasından sonra örgüt mensuplarınca harici bellek, hafıza kartları ve bluetooth yoluyla yüklenildiği hususunun yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki ifadeler, mesaj ve e-postalardan anlaşıldığı, ByLock üzerinden yapılan iletişimin çözümlenen içeriğinin tamamına yakınının FETÖ mensuplarına ait örgütsel temasa ve faaliyetlere ilişkin olduğu; kullanıcılar tarafından buluşma adreslerinin değiştirilmesi, yapılacak operasyonların önceden bildirilmesi, örgüt mensuplarının yurt içinde saklanması için yer temini, yurt dışına kaçış için yapılan organizasyonlar, himmet toplantıları, açığa alınan veya meslekten çıkarılan örgüt mensuplarına para temini, örgüt liderinin talimat ve görüşlerinin paylaşılması, Türkiye'yi terörü destekleyen ülke gibi göstermek amacına yönelik faaliyette bulunan birtakım internet adreslerinin paylaşılması ve bu sitelerdeki anketlerin desteklenmesi, FETÖ'ye yönelik yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veya sanıkların hâkim ve Cumhuriyet savcılarınca serbest bırakılmasının sağlanması, örgüt mensuplarına müdafi temin edilmesi, örgüt üyelerinden kimlere operasyon yapıldığına ve kimlerin deşifre olduğuna ilişkin bilgilerin paylaşılması, operasyon yapılması ihtimali olan yerlerde bulunulmaması ve bu yerlerdeki örgüt için önemli dijital verilerin arama-tarama mesulü olarak adlandırılan kişilerce önceden temizlenmesi, kamu kurumlarında FETÖ aleyhine görüş bildiren veya yapılanmayla mücadele edenlerin fişlenmesi, sistemin deşifre olduğunun düşünülmesi halinde ByLock iletişim sisteminin kullanımına son verilerek Eagle, Dingdong ve Tango gibi alternatif programlara geçiş yapılacağının haber verilmesi, yapılanmaya mensup kişilerin savunmalarında kullanabilmeleri amacıyla hukuki metinler hazırlanması gibi örgütsel nitelikte ve amaçta mesajlar gönderildiği ifade edilmiştir.
Bylock delilinin hukuki niteliği ile ilgili olarak ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında; Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 32. maddesi ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 4.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi ile 6.maddesinin 1.fıkrasının (d) ve (g) bentlerine uygun şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen Bylock'a ilişkin dijital materyaller hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ceza Muhakemesi Kanununun 134.maddesi gereğince Ankara Sulh Ceza Hakimliğince verilen ''inceleme, kopyalama ve çözümleme'' kararına istinaden bilgisayar ve bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı görülmüştür.
Nitekim Anayasa Mahkemesi de Bylock verilerinin kanuni bir temele dayanmadan ve hukuka aykırı şekilde elde edildiğine yönelik iddialar yönünden yapılan başvuruda; …tarih ve Başvuru No: … sayılı kararı ile Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi aynı kararında, yapısı, kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca -örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim ağının başvurucu tarafından kullanılmasının terör örgütüne üye olma suçu açısından mahkumiyete dayanak olarak alınmasının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerini etkisiz hale getiren keyfi bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceği tespitinde de bulunmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ByLock uygulamasına ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan Y.G. isimli şahıs tarafından İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuş beyan: “Bana ByLock adlı programı indirmemi 2014 Temmuz’da … adlı kişi söyledi. Önce VPN programını daha sonra da ByLock’u kurmamı, VPN’yi açmadan ByLock’u kullanmamam gerektiğini açıkladı. Daha sonra beni kendisi ekledi ve onaylamamı söyledi. Böylece buradan daha güvenli mesajlaşabilecektik onlara göre. Çünkü 2014 HSYK seçimleri yaklaşmaktaydı ve hızlı bir haberleşme ağı lazımdı.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö. isimli şahsa ait Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 16/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “2014 HSYK seçimlerinden yaklaşık 3-4 ay önce E.E.’nin evinde toplanmıştık. …Mesut abi denilen kişi bir programdan bahsetti. Bu program üzerinden haberleşeceğimizi söyleyerek telefonlarımızı istedi. Kendisi telefonlarımıza ByLock denilen programı söz konusu sohbet sırasında yükledi. …ByLock programını kullanan cemaatteki herkesin paylaşımlarını görmek mümkün değildi. Sadece arkadaş listesi (grup) şeklinde oluşturulan arkadaşlarla konuşabilmekte ve yazılar paylaşabilmekteydik. …HSYK seçimlerinin sonuna kadar ByLock programı üzerinden haberleşme sağlanıyordu. Cemaat mensuplarının istemleri doğrultusunda seçimlerden sonra ByLock programını sildim.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.B. isimli şahsa ait Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 22/03/2017 tarihli sorgulama tutanağı: “... isimli şahıs telefonuma ByLock yüklemek istedi. Ancak akıllı telefonum olmadığı için yükleyemedi. Ben de eşimin telefonunu kendisinden habersiz aldım. Bir şeyler yaptı. Bundan sonra buradan haberleşeceğiz dedi. …..., hâkim ve savcıların kişisel bilgilerini (dünya görüşü, siyasi görüş vs.) özellikle ByLock’tan ona atmamı istiyordu. …... bana tablet almamı, başka bir akrabamın adına hat almamı söyledi. Ancak ben bunu da yapmadım. Daha sonra ..., bana içinde hat olan bir tablet getirdi. Tablette ByLock programı yüklüydü. Gelen yazıları okuyordum. Ayrıca bana tablette silme programını gösterdi. Herhangi bir durumda onu kullanmamı söyledi.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.Ö. isimli şahsa ait Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 02/03/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “2014 yılının Ağustos ayında E.Ö. çalıştığı yer olan Silivri’ye gelmemi söyledi. Silivri’ye gittikten sonra beni oradan alıp Silivri İlçesinde oturan D.S.’nin evine götürdü. Burada Ekrem kod adlı şahıs da vardı. Kendisi telefonumu istedi. Kendisi bana ByLock isimli programı yükledi. Artık buradan haberleşeceğimizi bana söyledi. Çünkü benim tek kaldığımı, bir şekilde haberleşmemiz gerektiğini söyledi. 2015’in Şubat ayına kadar bu program üzerinden haberleştik.”
Bu durumda, FETÖ tarafından gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran FETÖ tarafından kullanıldığı anlaşılan ByLock uygulamasının yüklendiğinin, bu ağa dâhil olunduğunun tespit edilmesi hâlinde, bu kişilerin örgüte üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut örgütle irtibatı ortaya konulmuş olabilecektir.
ii. ByLock Delilinin Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Dava dosyasında, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş "ByLock Tespit Tutanağı" yer almaktadır. Anılan tutanakta, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca … tarih ve … sayılı soruşturma kapsamında gönderilen ByLock abone listeleri üzerinde yapılan çalışmalarda davacının 129.862 satırlık ByLock abone listesinin …. satırında kaydının olduğu, tespit edilen GSM aboneliğinin …, tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının ... olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında; davacının … nolu GSM hattı ile 26/08/2014-06/03/2015 tarihleri arasında ByLock uygulamasına … kez bağlantı kurduğunun tespit edildiği görülmüştür.
Davacı tarafından Bylock tespitine ilişkin beyanda bulunulmamıştır.
Netice itibarıyla davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit Tutanağı"nın incelenmesinden; davacı tarafından … GSM numarasından, ... IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiği anlaşılmaktadır.
b) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan L.M., Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15/09/2017 tarihli sorgulama tutanağında; "... Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldum. Ben Hukuk Fakültesi 4. sınıfa geldiğimde kod adını hatırlamadığım bir şahıs benimle görüşme yaptı. Bu görüşme yanlış hatırlamıyorsam 2 kez gerçekleşti. Bu görüşmede bana ne olmak istediğimi sordular. Ben de bu kişiye Hakim Savcı olmak istediğimi söyledim. Yanlış hatırlamıyorsam bu şahısla bir daha görüşmedim. Ayrıca bu görüşmede sınıf arkadaşlarım olan E.V., …, E.Ö. isimli şahıslar vardı. Daha sonra ben okuldan mezun oldum ve o dönemde Bölge Talebe Mesulü (BTM) olan … isimli şahısla tekrardan bir görüşme yaptık. Bu görüşmede yine E.V., …, E.Ö. isimli şahıslar da vardı. BTM olan Hatice isimli şahıs bizimle görüştüğü esnada bize hitaben "cemaatin Ankara'da Hakim Savcı çalışma evleri var, Ankara'ya gitmek istemlisiniz, size Ankara'da ki evlerde her türlü imkan sağlanıyor, kira ödemeyeceksiniz, sadece mutfak masrafınızı kendiniz karşılayacaksınız, orada sınava kadar ders Ankara'da çalışmayı kabul ettik.Bir gün sonra ben, E.V., …, E.Ö. ile birlikte Aşti'ye gittik. Burada beni ve E.V.'yi kendisini … olarak tanıtan bir şahıs aldı. ... ve Esra'yı kimin aldığını bilmiyorum. Bizi Aşti'de ikili gruplara ayırdılar. Ben ilk başta … isimli şahsın kod adı kullandığını ve o dönemde stajyer olduğunu, hatta ne meslek yaptığını bilmiyordum. Bu evlere girdikten sonra bu evlerin sorumlularının ve kod adı kullandıklarını, Hakim Savcı stajyeri olduklarını öğrendim..."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Ş.A., Erzrurm Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/11/2017 tarihli fotoğraflı teşhis tutanağında; "..Bana resmini göstermiş olduğunuz şahsı “... ” olarak tanımaktayım . Kod isim olarak ... ismini kullanırdı. Bu şahıs 2013 yılında Şubat ayından Ramazan ayına kadar kalmış olduğumuz evde bizimle ilgilenen Murakıb’tı. Bu şahsı 2013 yılı Ramazan ayından sonra bir daha hiç görmedim..."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A., Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/12/2018 tarihli sorgulama tutanağında; "..... : Bu şahıs Orduludur. Kırıkkale hukuk mezunudur Staj dönemin de aynı sohbet grubu içerisindeydik. İdari hakim olup ihraç olmuştur. ..."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.G., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 18/11/2017 tarihli sorgulama tutanağında; "...İKİNCİ HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ ve KURALLARI; Bu ev benim ikinci Hakim savcı çalışma evimdir ancak bu ev benim ilk evimle aynı evdir ve ikinci evimin sabit hattı benim üzerime kayıtlıdır.. bu evde benimle birlikte ... isimli şahıslar vardı, bu evin sorumlusu ... kod adlı şahıs idi, bu şahıs evde kalanlara hitaben eve sabit bir hat alınması gerektiğini söyledi içinizden kura çekin dedi ve evdeki şahıslar arasında kııra çektik ve bu vesile ile ben evin sabit hattının üzerime aldım ve bu şekilde evde kalanlar ve ben ailelerimiz ile iletişimimizi bu şekildej yaptık, bu sabit hattın içeriden dışarıya açık ya da kapalı olduğunu hatırlamıyorum ancak muhtemelen dışarıya kapalı bir hat idi çünkü ailelerimiz bizi devamlı arıyordu, jiçeriden dışarıya kapalı bir hat alınmasını ... kod adlı şahısın söyleyip söylemediğini hatırlamıyorum, yine bu evde de diğer evdeki kurallar geçerliydi ancak telefon konusunda daha rahattı çünkü bu evde kalanlar ayın zamanda avukatlık stajı yapıyordu o yüzden cep telefonu kullanmak daha esnekti. ... kod adlı şahıs bu evin sorumlusu olarak ayda bir gelirdi ancak her hafta gelen ... kod isimli başkaca bir şahıs vard... kod adlı şahıs Sermurakıp, ... Kod adlı şahıs ta murakıp idi. Bu eve, de hatırladığım kadarıyla ... kod adlı şahıs aynı şekilde DIAMOND ibareli çıktılarından oluşmuş soru bankası getiriyordu, bu soru bankasında önceki yıllarda çıkmış sınav soruları vardı, ayrıyeten ... ibareli yine önceki yıllarda çıkmış Tarih sorularının olduğu çıktısının kitap haline getirilmiş soru bankası, yine birkaç tanede üzerinde İSİM OLMAYAN içeriğinde çıktılarının bir araya getirilerek oluşturulan soru bankası getirirdi. Yine hatırladığım kadarıyla bu evden sorumlu olan ... kod isimli ve ... kod adlı şahısların yerine ... Kod adlı bir şahıs geldi, bu şahıs onların yerine sorumlu murakıp olarak kendisinin devam edeceğini söyledi ve sonrasında 2-3 haftada bir eve gelerek halimizi hatırımızı sordu. Hatırladığım kadarıyla ben ikinci çalışma evimde iken ... kod adlı şahıs eve geldi bana sınavı kazanıp Mülakat aşamasını bekleyen ve hakim savcı çalışma evlerinden çıkarak sınavı kazanan şahısların kiralık bir ev bulduğunu ancak bu şahısların sınavı kazandıkları için üzerine abonelik alamayacaklarını ve dolayısıyla bizlerden birinin bu lıbonelikleri almamız gerektiğini söyledi zaten evde kalan diğer şahıslara da murakıp ya da sermurakıplar benzer abonelikler ve kira kontratı ile kiracı statüsü aldırıyorlardı ve kendilerinin de abonelikleri oluyordu.... ... KOD ADLI ŞAHIS; Bu şahsın adını ve soyadını ... ... olarak biliyorum , bu şahıs bana Kira kontratı yaptırırken öğrendim, bu şahsın nereli olduğunu bilmiyorum, o dönem stajyer hakim olduğunu biliyorum, benim 2. ... Savcı Çalışma evimin sorumlusu idi, sonrasında beni ... kod adlı sivil sorumlu şahıs ile tanıştıran kişidir, görsem teşhis ederim. .."
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 21/11/2017 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Z.K., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 05/12/2017 tarihli sorgulama tutanağında; "..Ben bu eve gittiğimde bu evde; D.K., ... isimli şahıs, AYŞE isimli şahıs, ... isimli şahıs, E.Ö. isimli şahıs olmak üzere 6 kişiydik. .....3 evde kalacak olan; ben, ..., ... isimli şahıs, M.Ö., ... isimli şahıs, ..., ... isimli şahıs, ... isimli şahıs ve ... isimli şahıslar katılmışlardı..9. Dönem Ankara İdari Yargı Staj yapılanmasına ilişkin yukarıda belirttiğim gibi 3 ev vardı. Bu evlerin birincisinde ben, ..., ... isimli şahıs kalıyordu. İkinci evde; M.Ö., ... isimli şahıs, ... kalıyordu....Ben 2013 yılının Mayıs ayında staja başladıktan sonra bana başlarda herhangi bir görev verilmedi. 2013 yılının Ekim Kasım ayları gibi bana yapıda murakıplık görevi verildi. Bizim eve ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS geldi. Bizim evde şahısla yüz yüze teke tek görüşme yaptım. Bu görüşmede bana hitaben "Ayvalı civarlarında bir çalışma evi var, bu evin 4'lüklerin kalmış olduğu bir ev olduğunu ve grubun 4'lük olduğunu, bunlara murakıplık yapar mısın, bunlarla ilgilenir'misin" şeklinde söyledi. Ben de elimden geldiği kadarıyla yapabileceğimi söyledim. Sonrasında yanlış hatırlamıyorsam yine ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS ile birlikte Ayvalı’da bulunan şuan gösterebileceğim bir eve gittik. Ancak bu eve ilk gittiğimizde ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS ile birlikte mi, yoksa tek mi gittim, tam olarak emin değilim. Bu eve gittiğimde yanlış hatırlamıyorsam 4 kişi kalıyordu. Bu şahısların hepsinin 4'lük olduğunu ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS söylemişti.... Ayrıca herhangi bir kira sözleşmesine veya başka bir şeye de imza atmadım. Yine Ayvalı ’da ki bu eve murakıplık yaptığım dönemde ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS dışında murakıplık yada ser murakıplık yapan kimseyi tam olarak hatırlamıyorum... Ayrıca staj döneminde yapının staj evlerinde kalıp yine yapıda farklı görevler alan adaylardan bildiklerim vardır. Ser murakıp olarak görev yaptığım bildiğim kişiler D.K., ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHISların ser murakıp olduğunu hatırlıyorum...Ben yapı içerisinde herhangi bir program kullanmadım. Ancak sorunuz üzerine aklıma gelen bir hususu anlatmak istiyorum. Bana ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS murakıplık görevini verdiğini yukarıda belirtmiştim. Burada bu görevi verirken ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS bana ... marka tuşlu içerisinde hattı bulunan bir telefon verdi ve bana hitaben "bu hattı yapı içerisindeki görüşmelerinde kullanacaksın. Murakıplığını yaptığın öğrencilere bu telefonu numarasını vereceksin, bu şahıslara özel numaranı verme, benimle de bu telefondan irtibata geç, yapı içerisindeki bir konuyu özel telefonlardan konuşmayın vb." şeklinde sözler söyledi.....5- Hakim/Savcı çalışma evindeki ev arkadaşım ve 9. Dönem idari yargı staj dönem arkadaşım olan ... isimli bayan; Uzun boylu, zayıf beyaz tenli dalgalı saçlı açık bir bayandı..."
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 07/12/2017 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod adlı ... isimli" şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.B., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 10/11/2017 tarihli sorgulama tutanağında; "..1.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ: Ben 2014 yılı haziran ayında üniversiteden mezun oldum ve memleketime döndüm, mezun olduktan yaklaşık 2 ay sonra ağustos ayı içerisinde kariyer görüşmesi yapmış olduğum İsmini bilmediğim kapalı bayan kendisine irtibat için vermiş olduğum babamın kendi kullandığı … nolu Gsm hattını Ankara alan kodlu bir sabit bir numaradan aradı ve beni 4 veya 5 gün sonrası için Ankaraya davet etti, Ankara da Yenimahalle semtinde ivedik metro durağına kendimin gelmesi gerektiğini, gelirken de cep telefonumu getirmemem gerektiğini ve beni İvedik metro durağından karşılayacaklarını söyledi, ben bu görüşmeden yaklaşık 4-5 gün sonra kendi imkanlarımla ivedik metro durağına gittim... HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİNİN KURALLARI: Beni ivedik metro durağından alıp hakim savcı çalışma evine götüren sonradan kod ismi olduğunu öğrendiğim ... KOD isimli şahıs bana evin kurallarından bahsetti, ben bu şahsın kod ismi kullandığı şu şekilde öğrendim, evde kalmaya başladığım ilk zamanlarda ... isimli şahıs eve geldiğinde ev arkadaşım olan B.E. nin kendisine senin bu kod adın değil mi diye sorması üzerine ... isimli şahıs gülerek tasdikledi bundan dolayı şahsın kod ismi kullandığını o zaman öğrendim. ... kod adlı şahıs bana hitaben evde bulunduğumuz süre zarfında çok dışarı çıkmamamız gerektiğini dışarı çıkıldığında usturuplu giyinilmesi gerektiğini evdeyken müzik dinlememiz gerektiğini, evde televizyon ve bilgisayar kullanımın yasak olduğunu, eve posta kargo şeklinde bişey gönderilmemesi gerektiğini, komşularla muhattap olmak zorunda kalırsak evin hakim savcı çalışma evi olduğunu söylemeyin, avukat stajeri olduğunuzu söyleyin dedi ve komşularla bir kişi muhatap olması gerektiğini söyledi, evde cep telefonu kullanımın yasak olduğunu ailemizle irtibatı eve bağlatılan ancak şuan açılışı yapılmayan sabit hat üzerinden sağlayacağımızı söyledi, bu sabit hattın dış aramalara kapalı ancak dışardan aramalara açık bir hat olduğunu ve numarayı aile yakınlarımız haricinde kimseye vermememiz gerektiğini söyledi anlatmamam için kurana el basmak suretiyle yemin ettirdi, ancak bu yemini . ... kod adlı şahıs mı daha sonradan yerine gelen ... KOD ADLI ŞAHIS mı ettirdi, hatırlamıyorum. Ben hakim savcı çalışma evinin sorumlularına ne olarak adlandırıldığını bilmiyorum, ev sorumlusu olarak hatırlıyorum bana ifadem esnasında söylenen murakıb ve sermurakıb terimlerini ilk defa duydum, benim evimden sorumlu olduğunu belirttiğim şahıslara bu şekilde hitap etmiyorduk. Ben bu evde yaklaşık 4 ay kadar kaldım, bu evde benimle birlikte .... birlikte kaldım. Bu evin sorumlusu ilk olarak. ... kod adlı şahıstı. ... kod adlı şahıs bizim evin sorum!4luluğunu çok kısa bir süre yaptı daha sonrasında onun yerine evin sorumluluğunu ... kod adlı şahıs devraldı, uzun süre evin sorumluluğunu ... Kod adlı şahıs yaptı, ... kod adlı şahıs eve geldiğinde bana bu evde kaldığım süre zarfında kira elektirik, su doğalgaz gibi giderleri evde kalanların ödemeyeceğini, gıda ihtiyacını ise evde kalanların karşılayacağını söyledi. 4-... KOD İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahsın kod ismi olduğunu biliyorum, nereli olduğunu bilmiyorum, hakim adayı olduğunu biliyorum, bu şahıs uzun boylu, zayıf yanağında beni olan bir şahıstır, görsem teşhis ederim...."
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 10/11/2017 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod isimli" şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.E., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 24/04/2018 tarihli sorgulama tutanağında; "..Ben bu eve ilk gittiğimde R. İSİMLİ ŞAHIS, ... ve sonrasında beraber sınav zamanına kadar kaldığım .... isimli şahıslar vardı. Bu evde kısa bir süre sonra R. İSİMLİ ŞAHIS, ... isimli şahıslar ayrıldılar ancak nereye gittiklerini bilmiyorum.Bu ev ile ilgilenen yani sorumlu olan iki şahıs vardı. Bu şahıslara yapı içerisinde ne denildiğini bilmemekle beraber biz isimleri ile hitap ederdik. Bu evin sorumluları ... İSİMLİ YA DA KOD ADLI şahıs ile ... İSİMLİ YA DA KOD ADLI şahıs idi. Bu iki sorumludan yapı içerisinde kimin daha üst pozisyonda olduğunu bilmiyorum. Ben bu iki sorumlunun genelde beraber geldiklerini hatırlıyorum ve Çalışma evine yerleştikten bir müddet sonra ... İSİMLİ YA DA KOD ADLI şahıs ile ... İSİMLİ YA DA KOD ADLI şahıs eve geldiler. Hatırladığım kadarıyla bize hitaben yosun bir şekilde çalışılacağını, cey telefonlarının toplanması serektisini, arada ailemiz ile sörüseceeimizi, bu sörüsmemizi evdeki sabit hat üzerinden yapmamızı ve diğer sıda ihtiyaçlarımızın karşılanacağını söylediler. Yine bu süre zarfında komşular ile çok irtibat kurmamamız serektisi de söylenmişti. Bu evin sabit hattı ... isimli şahsın adına idi. Bu şahsın neden telefon aboneliğini aldığına dair bir fikrim yoktur. Benim adıma herhansi bir abonelik yoktur. Bu evi kimin kiraladığını ve kirasının ne şekilde ev sahibine verildiğini bilmiyorum. Bu evde ihtiyaçları, elektrik, su vs. abonelikleri ile kira ve sıda ihtiyaçları yayı tarafından karşılanıyordu. Bu evde kalan şahısların herhansi bir KOD ADI yoktu. Birbirimize ismimiz ile hitap ediyorduk. Bu evde yine sorumlular tarafından kağıda yazılarak bir numara bırakılmıştı. Acil durumlarda sorumlulara ulaşmak için bu numara aranıyordu. Ben bu numarayı hatırlamıyorum. Hiç de arama seresi duymadım. Ben ve evde beraber kaldığım diğer şahıslar ailelerimiz ile bu sabit hat üzerinden iletişimimizi sağlıyorduk. Yine bu çalışma evinde iken ... İSİMLİ YA DA KOD ADLI şahıs ile ... İSİMLİ YA DA KOD ADLI şahıslar Deneme kitapçığı getirirlerdi. Bizde salonda toplanıp bu denemeleri çözerdik. Sonrasında da kaç puan aldığımızı hesaplardık. Yine bu evde üzerinde ... işareti bulunan yayın evi belli olmayan soru bankaları vardı. Bu soru bankalarını bize tüm soru bankalarından hazırlanmış kitap olarak anlatmışlardı. Bu evde bu soru bankasından evde kalanlar sayısınca yoktu. Bu soru bankası üzerinde karalama yapmıyorduk.31- ... İSİMLİ YA DA KOD ADLI ŞAHIS; Bu şahısın nereli olduğunu bilmiyorum. İdari Hakim olduğunu söylemişti. Bu şahıs kalmış olduğum 1.Hakim Savcı çalışma evinin sorumlusuydu. Görsem teşhis ederim..."
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 25/04/2018 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod adlı" şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ç., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 10/11/2017 tarihli sorgulama tutanağında;
"...Ben hakim savcı çalışma evinde bir kere kaldım ve bu evlerin murakıb ve sermurakıb kavramlarını bilmiyorum, ancak belirttiğim gibi bizim evin sorumlusu ... Kod adlı şahıstı, yine ... ile birlikte ... KOD ADLI İSMİNİ BİLMEDİĞİM BİR ŞAHIS daha gelirdi, bu şahıs idari hakimdi, bu şahıs geldiği zamanlarda da bizi motive ederdi, bu şekilde görüşmelerimiz oldu, yine haricen başka bir İSMİNİ BİLMEDİĞİM BİR ŞAHIS ... kod isimli şahısla birlikte gelmişti, bizimle sohbet edip hal hatır sorup ayrılmıştı,19-... KOD İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahsın gerçek ismi, soyadı ve nereli olduğunu bilmiyorum, bu soruşturma aşamasında isminin ... olduğunu öğrendim, bu şahıs o dönemde idari hakimdi, benim çalışma evime ... Kod isimli şahısla birlikte geldi, bu şahıs uzun boylu, zayıf yapılı, yanağında beni olan, beyaz tenli bir şahıstı, görsem teşhis ederim. Aynı şahsın 15/11/2017 Tarihli Savcılık İfadesinde: ”... Bu evin telefon hattı B.E. adına kayıtlı idi, daha sonrasında da kapattığını biliyorum. Doğalgaz aboneliğinin D.Ş.'nin üzerine kayıtlı olduğunu sormanız ve evrakları göstermeniz üzerine hatırladım. O.G. isimli şahsı bilmem, tanımam ancak ev sahibi olabileceğini düşünüyorum. Bana göstermiş olduğunuz 15/06/2014 tarihli kefili ... ..., Kiracısı ... olan kira sözleşmesinde adı geçen kişilerden D.Ş.'yi tanıyorum, ancak ... ... ve S.S.'ne ilişkin fotoğraflar gösterildiğinde tanıyorsam bu hususla ilgili bilgi verebilirim...."
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 15/11/2017 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod adlı" şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.S., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 06/11/2017 tarihli sorgulama tutanağında; "....Benimle birlikte kalanlar ve evin kurallarına tabi olan şahıslar ... isimli şahıslardı. Bu evin murakıbı ... kod adlı şahıs. SERMURAKIBI İSE ... KOD ADLI şahıstı. Murakıb evimize haftada bir gelerek çalışmalarımızın nasıl gittiğini, bi sıkıntı olup olmadığını sorardı, sermurakıbta ayda bir gelerek genel olarak konuşmalar yapıp kazanma endeksli motivasyon görüşmeleri yapardı. Evde kaldığım süre zarfında dışardan yardımcı kaynak ihtiyaçlarımızı murakıba söylerdik, parasını verirdik o da getirirdi, yine bunun haricinde eve deneme adı altında DİAMOND ibareli A4 çıktılarından bir araya getirilmiş kitap seklinde içerisinde binlerce çıkmış sorular vardı, ancak DİAMOND ibareli bu soru bankasının evden dışarıya çıkartılması, üzerinde karalama yapılması ve çoğaltılması yasaktı, evde bulunan şahıslar sırayla bu kitaptaki soruları çözerdi ve bu şekilde ben sınava hazırlandım. Ben yukarıda hakim savcı çalışma evlerinde kalarak girmiş olduğum 2013 yılındaki sınavlarına çalışma evinde hazırlandım, bu sınavlarda çalışma evinde dışardan temin ettiğim harici kaynaklarla ve çalışma evindeki DİAMOND isimli soru bankasını çözerek hazırlandım.. Sınavdan önce kesinlikle soru verilme olmadı, sınavdan önceki akşam sermurakıb ... eve geldi, bu evde 2şerli olarak odalarda kalıyorduk, ... isimli şahıs odaları gezdi, benim odama geldiğinde motivasyon amaçlı moral verdi ve evdekilerle birebir görüştü görüştüğü zamanda bana moral verici konuşma yaptı, sınavda heyacanlanma tarzında söylemde bulundu, daha sonra evde kalıp sabah kahvaltısı hazırlayıp kahvaltı yaptıktan sonra evden ayrıldı. Ben sınavdan sonra memleketime döndüm. HAKİM SAVCI MÜLAKAT EVİ: Benim kalmış olduğum hakim savcı çalışma evi mülakat evi oldu, bu evde benimle beraber sınavı kazanıp mülakata hak kazanan şahıslar vardı, bu şahıslar benimle birlikte ... la birlikte kaldım. Bu evin murakıbı yani sorumlusu ... KOD adlı şahıstı, evin sermurakıbı yine ... kod isimli şahıstı, Bu eve ... Kod ve ... kod isimli şahıslar geldiklerinde mülakatlarda giymemiz için etek, ceket ve üzerimize beyaz gömlek, renginin siyah yada lacivert, etek bovununda diz altı olmasını, mülakat aşamasında hafif makyaj yapılmasını, sade bir küpe takılmasını söylediler, bende bunun üzerine belirtilen şekilde mülakat elbisemi aldım, bu ev mülakat evi olduğu için cep telefonu kullanılıyordu, evdeki sabit hat kapatılmıştı, hatırladığım kadarıyla murakıb yada sermurakıb ailemizle evde cep telefonumuzla görüşme yapmamızı istemiyorlardı, bizde evde fazla cep telefonuyla görüşmüyorduk, ben bu mülakat evinde 3 hafta kadar kaldım. Bulunduğum süre zarfında sorumlular bana kendi memleketimizde referans için milletvekilleriyle, Yargıtay üyeleriyle görüşün ancak bu görüşmelerinizde hakim savcı çalışma evlerinde kesinlikle hakim savcı çalışma evlerinden kesinlikle bahsetmemizi ve üniversite döneminde cemaat evlerinde kaldığımızı söylememiz konusunda bizi tembihlemişti. o dönemde 17-25 aralık süreçleri de yakın yaşanmıştı ve hükümete yönelik herhangi bir söylemde bulunmuyordu, 17-25 aralık süreci yaşanmamış gibi davranıyorlardı, bu evde mülakat için gerekli elbiselerimi aldım, mülakat evimdeyken Sermurakıb ... kod isimli şahıs yanında ... KOD ADLI ŞAHIS olarak hatırladığım bir bayanla geldi, bu şahıslar gelmeden önce ben ve mülakat evinde kalan diğer şahıslar mülakat provası için elbiselerimizi giymiştik ve öncesinde söylenildiği şekilde kendimizi mülakat provasına hazırladık, ... kod isimli şahıs, ve ... Kod isimli şahıs salonda sandalyede oturuyorlardı, tek tek salona girdik, ben salona girdiğimde karşılarındaki kanepeye oturdum, önce kendimi tanıttım, sonrasında hukuki bir soru sordular bende cevaplayarak salondan ayrıldım, mülakat provasında hakkımda herhangi bir söylemde bulunmadılar bu şekilde mülakat provamı tamamladım, mülakat evinde bulunduğum süre zarfında başka da şahıslar gelip gitmedi benim 2014 yılı temmuz yada ağustos aylarında idi, ben mülakata girmeden 5-6 ay kadar önce mülakat evinden ayrıldım, 23-... KOD ADLI SERMURAKIB: Bu şahsın gerçek adının ... olduğunu biliyorum soyadını bilmiyorum, nereli olduğunu bilmiyorum, bu şahsın idari hakim adayıydı, benim kalmış olduğum hakim savcı çalışma evinin ve mülakat evimin sermurakıbı idi. Bu şahıs mülakat evimde bana mülakat provası yaptıran şahıstır, bu şahıs uzun boylu, zayıf, yanağında beni olan,beyaz tenli bir şahıstı, görsem teşhis ederim.... "
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 07/11/2017 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod adlı sermurakıb" şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.T.., Türkiye Adalet Akademisinde düzenlenen 09/11/2016 tarihli tanık ifade tutanağında,"..... ... (9. dönem idari hakim adayı): Bir müddet abla vasfıyla evimize gelmişti. Kendisini kısa bir süre görmüş olmakla beraber H.A.2ya nasıl olduğunu sormam neticesinde, evlilik görüşmesi yaptığını ve örgüt içinden evlendiğini söylemiştir. Örgütten ayrıldıktan sonra benimle ikna amacıyla görüşmek istemişti. Danıştay stajı yaptığımız sırada Danıştay koridorunda, benimle dışarıda buluşmak üzere anlaşmıştı. Esasında hiçbir görüşmeyi kabul etmemekle birlikte ilk defa görüşmeye gitmeyi ve artık beni geri dönmeye zorlamamalarını dile getirmek için anlaştığım yere gittim. Fakat yarım saat beklememe rağmen gelmedi ve numarası bende olmadığı için telefonla irtibata geçemedi..."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Ş.Ş., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 21/11/2017 tarihli sorgulama tutanağında; "....1.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ: Ben bu eve 2014 yılı temmuz ayı içerisinde gittim, bu evde 2015yılı mayıs ayına kadar kaldığımı hatırlıyorum, bu evde benimle birlikte ... İSİMLİ ŞAHISLARLA birlikte kaldım. Ben bu şahısları ilk defa bu evde gördüm daha önceden kendilerini hiç görmedim tanımıyordum. Bu kalmış olduğumuz evin sorumlusu ... KOD isimli şahıstı, ben bu evlerin sorumlularına murakıb yada sermurakıb denildiğini duymadım, ev sorumlusu olarak biliyorum. Ben bu eve geldiğimde beni eve getiren ... KOD isimli şahıs eve geldiğinde evin kurallarından bahsetti, bu kurallar yukarıda kariyer görüşmesinde bahsedilen konularla aynıydı ancak cep telefonu yasak olduğu söylenmesinden sonra ben cev telefonuyla bu eve geldiğim için ... KOD isimli şahıs benden telefonumu aldı imha edeceğini söyledi ve bana niye böyle bisey yaptın diye sordu, bende ailem benden haberdar olması için getirdim dedim ancak Şevde kod isimli şahıs bu durumdan tedirgin oldu, benden cep telefonumu alınca ailemle nasıl görüşeceğimi kendisine sordum o da bana yakın zamanda eve sabit hat bağlanacak sabit hat bağlanana kadar ailenle ankesörlü telefondan görüşürsün dedi,Ben bu evde 2014 yılı aralık ayında yapılan adli yargı sınavına girdim, bu sınavdan 74 puan alarak başarılı oldum, yaklaşık bir hafta sonra yapılan idari yargı sınavından da 77 puan alarak başarısız oldum, bu sınavlardan birer gün önce ev sorumlusu olan ... kod isimli şahıs eve gelerek bize sınavla ilgili moral verici konuşma yaptığını hatırlıyorum, bu evde kalırken bir kereliğine ... KOD isimli şahsın da eve geldiğini hatırlıyorum, eve geldiğinde evde genel bir konuşma yaparak hangi konulara nasıl çalışmamız gerektiğini şeklinde bir söylemde bulundu diye hatırlıyorum, bu sınavlardan önce kesinlikle soru almadım, ben bu sınavlara çok çalışarak hazırlandım ve adli yargı sınavından başarılı oldum. 3-... KOD İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahsın gerçek adını, soy ismini ve nereli olduğunu bilmiyorum, idari yargı hakim adayı olduğunu düşünüyorum, bu şahıs beni 1. Kalmış olduğum hakim savcı çalışma evine götüren ve evin kurallarından bahseden şahıstır, bu şahıs uzun boylu, zayıf yapılı, yüzünde ben olan bir şahıstır, görsem teşhis ederim..."
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 23/11/2017 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod isimli" şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.A., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 09/05/2018 tarihli sorgulama tutanağında; "....Benim kalmış olduğum yapıya ait hakim savcı çalışma evine gittikten sonra bu evin sorumlusuna MURAKIB, bir üst sorumlusuna da SERMURAKIB denildiğini öğrendim. Benim kalmış olduğum bu hakim savcı çalışma evinin MURAKIBI ... KOD ADLI ŞAHIS idi. SERMURAKIBI ise ... KOD ADLI ŞAHIS idi. ... KOD ADLI ŞAHIS bize acil durumlarda ulaşmamız için GSM numarası bırakmıştı. Bu numarayı çok acil bir durum olduğunda kendi telefonumuzdan değil de dışardaki herhangi bir ankesörlii telefondan arayabileceğimizi tembih etmişti.1. Hakim Savcı çalışma evinde birlikte kaldığımı belirttiğim ... isimli şahıs bir ay kadar birlikte kaldıktan sonra başka bir hakim savcı çalışma evine gitti. Bu evin SERMURAKIBI olan ... KOD ADLI ŞAHIS şahısta haftada bir yada iki kez eve gelirdi. Geldiği zamanlarda bizlere bir ihtiyacımızın olup olmadığını, ders çalışıp çalışmadığımızı denetlerdi. Bazen de Fetullah GÜLEN e ait sohbet kasetlerini dinletirdi. Biz ders çalışmaktan dolayı kendisine zorlandığımızı ve sıkıldığımızı ilettiğimizde dayanmamız gerektiğini, kendisinin de bizler gibi daha öncesinde bu şekilde hakim savcı çalışma evlerinde çalıştığını, sınavı kazandığımızda rahat edeceğimizi söyler ve bizi rahatlatmaya çalışırdı. Bu hakim savcı çalışma evinde kalmaya devam ederken evde kalanlarla birlikte yaklaşık üç kez deneme sınavı adı altında sınav olduk. Bu deneme sınavlarını bizlere evin MURAKIBI ... KOD ADLI ŞAHIS vcıda SERMURAKIBI ... KOD ADLI ŞAHIS ya da ... KOD ADLI şahıs yaptırmıştı. ... KOD ADLI şahıs evimizin murakıbı olan ... KOD ADLI şahsın yerine görevi devralan ve kısa süreliğine bu evin murakıblığını yapan şahıstır. Bu deneme sınavlarını evde bulunanlar salonda toplanıp gerçek bir sınav süresince gözerdik. Çözmüş olduğumuz soruların cevaplarını optik forma doldururduk. Optik formun isim kısmına da kendi ismimizi ve soy ismimizin baş harfini yazardık. Sınav bitiminde denemeyi yaptıran şahıs soruların cevaplarını bize söylerdi. Bizde kaç tane doğrumuz olduğunu görürdük. Daha sonra ise optik formu alıp evden ayrılırlardı. Bu eve daha sonrasında SERMURAKIB ... KOD ADLI ŞAHIS şahıs DIAMOND isimli .. BEYAZLAR diye tabir edilen kitabı getirdi. SERMURAKIB ... KOD ADLI ŞAHIS şahıs BEYAZLAR diye tabir edilen kitabı getirdiğinde bu kitap üzerinde karalama yapmamamızı, dışarıya çıkartmamamızı söylemişti. Bu kitaptaki sorular daha öncesinde hakim savcılık sınavlarında çıkmış soruların derlendiği bir kitaptı. Bu şekilde bu evde kaldıktan sonra 2013 yılı Kasım ayında yapılan İdari hakimlik sınavına girdim. Bu sınavdan 74 puan alarak başarısız oldum. Evde kalanlardan hiç kimse idari yargı sınavını kazanamadı. Daha sonra 2013 yılı Aralık ayında Adli yargı sınavına girdim. Bu sınavdan da 59 puan alarak başarısız oldum. Evde kalanların sınavı kazandığını bilmiyorum.... Sınavdan bir gün önce ... KOD ADLI ŞAHIS eve gelmişti. Eve geldiğinde ilk olarak bizlere salonda yarın ki sınavda çıkan sorular yayınlanmayacak, sizler aklınızda tutabildiğiniz kadar soruyu tutun. Geldiğinizde aklınızda tuttuğunuz soruyu bir kağıda yazın. Bu soruları ya ben yada ... geldiğinde sizden alır dediğini hatırlıyorum. Birde sınav sonra memleketinize giderken birkaç eşyamızı götürmemizi istedi. Diğer kalan eşyaların evde kalıp sınav açıklandıktan 10 gün sonra tekrardan herkes buraya gelecek dediğini biliyorum. Ayrıca ... isimli şahıslarla odalarında birebir görüşme yaptı. ... KOD ADLI ŞAHIS benimle görüşmesinde bu kavga olayını kast ederek bu olmaması gereken bir olaydı. Buna takılmayın yarın ki sınavınıza odaklanın, bu konu odalarda dahi konuşulmayacak dedi. Görüşmemiz bu şekilde sonlandı. Burada kesinlikle bana soru verilme olayı olmadı. Bu şekilde .. isimli şahıslarla da odalarında birebir görüşme yaptılar. Ancak odalarında ne görüştüklerini ben bilmiyorum. Evde kalan diğer şahıslara da soru verildiğine şahit olmadım. SERMURAKIB ... KOD ADLI ŞAHIS şahıs ayrıca sınavdan önce bizlerden vesikalık fotoğraf istedi. Bizlerde evde birlikte kaldığımı beyan ettiğim şahıslarla beraber 2013 yılı Aralık cıyı adli yargı sınavından sonra kendisine istemiş olduğu vesikalık fotoğraflarımızı verdik. Bu fotoğrafları isterken herhangi bir gerekçe söylemedi. Evde birlikte kaldığım şahıslarla bunun evlilik için istendiğini tahmin ettik. SERMURAKIB ... KOD ADLI ŞAHIS şahıs sınav öncesinde bizlere ÖSYM nin almış olduğu sınav sorularını yayınlanmayacağı kararına istinaden hepimizin ezberleyebildiğimiz kadar soruyu ezberlememizi ve sınav sonrası bu soruları kendisine yazdırmamızı istemişti. Ezberlediğimiz soruları daha sonrasında Beyazlar olarak tabir edilen DIAMOND isimli kitapta kullanılacağını belirtmişti. Bizler sınav bitiminde eve geldiğimizde ... KOD ADLI ŞAHIS bizleri evde karşıladı. İlk önce sınavımızın nasıl geçtiğini ve soruları ezberleyip ezberlemediğimizi sordu. Hatırladığım kadarıyla ... isimli şahısların toplam da 2 yada 3 tane soruyu ezberleyip kağıda yazıp ... KOD ADLI ŞAHIS verdiğini biliyorum. Ben zaten sınavda soruları yetiştiremediğim için sınavda çıkan soruları ezberleyememiştim. Bende bu yüzden çıkmış soruyu yazıp kendisine veremedim. Birde bizlere kimse izin almadan memleketine gittiğinde avukatlık stajını başlatmayacak dediğini hatırlıyorum. Daha sonra sınav bitiminde ben bu evden ayrılarak memleketime döndüm. Ben memleketimdeyken sınav sonuçları açıklandı. Ben bu sınavdan 59 puan alarak başarısız oldum. ... KOD ADLI ŞAHIS bizlere sınav açıklandıktan 10 gün sonra gel demişti. Ancak ben buna uymadım ve hakim savcı çalışma evine gitmedim. Ben 2014 yılı Ocak ayı içerisinde Diyarbakır da avukatlık stajımı başlattım. Daha sonra beni ... KOD ADLI ŞAHIS aradı. Neden eve gelmediğimi sordu. Bende kendisine gelmeyeceğimi, o evde kaldığım şiire zarfında çok sıkıntı çektiğimi ve avukatlık stajımı başlattığımı söyledim. O da bana kızarak biz size stajınızı başlatmamanız gerektiğini söylemedim mi diyerek tepki gösterdi. Bende ailem böyle istiyor ve üzerime kayıtlı olan sabit hattı da kapatacağımı söyleyerek telefonu kapattım. Bende hatırladığım kadarıyla şubat yada Mart ayı içerisinde kendi adıma açtırdığım sabit hattı Diyarbakır da kapattırdım. ... KOD ADLI ŞAHIS beni hatırladığım kadarıyla nisan yada mayıs aylarında Ankara alan kodlu sabit hattan tekrardan arayarak Diyarbakır a benimle görüşmek için geleceğini söyledi. Bende gelmenize gerek yok neden gelmediğimi size telefonda söylemiştim dedim, O da gelip orda yüz yüze konuşalım diyerek aradıktan bir gün sonra ... KOD ADLI ŞAHIS şahıs Diyarbakır a geldi. Daha sonra ... KOD ADLI ŞAHIS ile MADO isimli kafede buluş tak. Burada bana tekrardan neden gelmediğimi sordu. Ben yine evde düzenli ders çalışamadığımı, evde sıkıntıların olduğunu ve ademinde izin vermediğini söyledim. Evde ders çalışamadığım hususunu evdekalırken ilk başlarda kendisine bahsetmiştim. İlk yapılan denemelerde benim puanım evde kalanlardan yüksekti. Sonrasında ise puanlarım düşmeye başlamıştı. ... KOD ADLI ŞAHIS şahıs benim ders çalışamadığımın farkındaydı. Ben ders çalışamadığımı ve başka bir hakim savcı çalışma evine gitmek istediğimi kendisine belirttiğimde bana hitaben senin için başkalarının huzurunu bozamam diye söylemişti. Bu yüzden sınavı kazanamadığım için kedisini sorumlu tutuyordu. Ben kendisine hakim savcı çalışma evinde gelirken yaşadığım ders çalışamama sıkıntısını kendisine anlatmaya çalıştığımı ancak kendisinin bunu görmezden geldiğini söyledim. O da bana ben sizin gibi başka evlerden de sorumluydum. Ancak sizin evde yaşadığım sıkıntıyı diğer evlerde görmedim dedi. Benim gibi evlerde kalmak istemeyen şahıslarla da birebir görüştüğünü beni de ikna etmek için geldiğini söyledi. Ben gelmek istemediğimi belirtince bunun üzerine seni evlendirelim dedi. Ben o dönemde evlenmeyi düşünmediğim için bu teklifini kabul etmedim. Ayrıca bu görüşmede ben kendisine evden ayrılırken hakim savcı çalışma evinde bana ait olan çalışma kitaplarının Ankara ya gittiğinde bana gönderip gönderemeyeceğini sordum. O da bana göndermeye çalışacağını söyledi. Ancak üzerinden zaman geçmesine rağmen kitaplarımı göndermedi. Bunun üzerine ... KOD ADLI ŞAHIS beni arayıp kitaplarımı bulamadığımı bu yüzden gönderemediğimi söyledi. Bende gelip kitaplarımı almak istediğimi söyledim ve ... KOD ADLI ŞAHIS Ankara'ya geldiğimde aştiden karşılayacaklarını belirtti. Bende kitaplarımı almak için görüşmeden kısa süre sonra aşti otogarına gittim. Otogardan beni İSMİNİ VE KOD İSMİNİ BİLMEDİĞİM KISA BOYLU BİR ŞAHIS karşıladı ve beni ticari taksiyle açık adresini bilmediğim ancak o dönemde hakim savcı çalışma evi olarak kullanılan eve götürdü. İSMİNİ VE KOD İSMİNİ BİLMEDİĞİM KISA BOYLU BİR ŞAHIS bana benim daha önceden kaldığım hakim savcı çalışma evinin taşındığını o yüzden kitaplarımı bulamadığını bu yüzden kitaplarım gelene kadar bu evde kalmak gerektiğini akşama doğru kitapları kendisinin getireceğini belirtti. Ayrıca evden çıkarken de evde kalan şahıslara kitaplarımı almak için geldiğimi ve gideceğimi söylemememi istedi. Bunu da gelen şahısların kısa sürede evden ayrıldıkları algısını oluşmaması için söyledi. Ben bu evde bir gece kaldım... Ben bu evde bir gece kaldıktan sonra kitaplarımı bana İSMİNİ VE KOD İSMİNİ BİLMEDİĞİM KISA BOYLU BİR ŞAHIS getirdi ve bende taksiyle evden ayrıldım. Benim bu dönemde 2014 yılı hatırladığım kadarıyla mayıs yada haziran döneminde Diyarbakır da avukatlık stajım devam ediyordu. Stajım devam ettiği için Mahkeme kalemlerine gidip imza atmam gerektiği için benim Ankara da kalmam mümkün değildi. Bende tekrardan memleketim Diyarbakır a döndüm. 2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ2014 YILI EKİM-ARALIK AYLARI: Ben 2014 yılı yaz aylarında kendi imkanlarımla KPSS ve hakim savcılık sınavlarına hazırlanmaya karar verdim. Ancak KPSS den yeterli puan alamadım. Tek başıma da hakimlik savcılık sınavlarına istediğim şekilde hazırlanamıyordum. Bu dönemlerde beni İSMİNİ VE KOD İSMİNİ BİLMEDİĞİM bir şahıs beni ... isimli şahsın selamıyla aradı ve beni hakim savcı çalışma evine kalmak için davet etti. Bende evde düzenli ders çalışamadığım için bu teklifi kabul ettim. Bu görüşmeden kısa süre 2014 yılı Ekim cıyı içerisinde kendi imkanlarımla Aşti otogarına gittim. Burada beni ... KOD ADLI Z.D. isimli şahıs karşıladı.(Bu şahsı ben İstanbul ilinde yürütülen … Esas Sayılı Soruşturma Kapsamında Teşhis ettim.) Birlikte ticari taksiyle Yeni mahalle semtinde belediye binasına yakın mesafede bulunan ikinci kalacağım hakim savcı çalışma evine götürdü ve bıraktı. Evin kurallarıyla ilgili olarak ta bana zaten öncesinde hakim savcı çalışma evinde kalmışsın kuralları biliyorsun tekrardan anlatmaya gerek yok diyerek evden ayrıldı. 45-SERMURAKIB ... KOD ADLI ŞAHIS: Bu şahsın gerçek ismini, soy ismini, nereli olduğunu bilmiyorum. Bu şahıs o dönemde stajer hakim idi. Benim birinci kalmış olduğum hakim savcı çalışma evimin sermurakıbıdır. Sonrasında ne iş yaptığını bilmiyorum. Görsem teşhis ederim... ”
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 11/05/2018 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod adlı" şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.B., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 01/02/2018 tarihli sorgulama tutanağında; "..2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2014 YILI: Bu evde daha önceden hakim savcı çalışma evinde kaldığım için herhangi bir kuraldan bahsedilmedi. Ancak birinci evde bahsetmiş olduğum hakim savcı çalışma evimin kurallarının aynısı bu evde de geçerliydi. Bu evde ben 2014 yılı mart ayından 2015 yılı mayıs ayına kadar kaldım. Benimle birlikte yapıya ait bu hakim savcı çalışma evinde .... isimli şahıslarla birlikte kaldım. Bu şahıslardan sadece S.Ş.B.'yi okuldan arkadaşım olmasından dolayı tanıyorum. Diğer şahısları daha önceden tanımıyorum. İlk defa bu evde gördüm. Bu evin murakıbı ... KOD ADLI F.B. isimli şahıstı. Bu şahsın gerçek isminin F.B. ismini daha sonradan anlatacağım kira kontratını devralırken kontratın üzerinde adının yazmasından dolayı biliyorum. Murakıb kod adlı ... KOD ADLI F.B. isimli şahsın bir üstü de ... KOD ADLI şahıstı. İkinci hakim savcı çalışma evi olarak bahsetmiş olduğum ... KOD ADLI F.B. isimli şahsın yerine bir dönem Murakıb olarak ... KOD ADLI ... YADA ... KOD ADLI ... isimli şahıs gelip murakıblığımızı yapmıştı. Bu evde kalmaya devam ederken 2014 yılı yaz aylarında tam tarihini hatırlamamakla birlikte evin murakıbı olan ... KOD ADLI F.B. ve daha sonradan değişen murakıb ... KOD ADLI ... YADA ... KOD ADLI ... isimli şahıslar ve murakıbın bir üst sorumlusu ... KOD ADLI şahıs değişmiş bu şahısların yerlerine sivil şahıslar sorumlu olarak gelmişlerdi. Bu yapılan değişikliğin 17-25 Aralık olaylarının etkisi ile yapıldığını biliyorum. Bizden sorumlu olan şahıslar o dönemde adli yada idari yargı hakim adaylarıydı. Daha sonrasında gelen murakıbımız ise hukukçu olmayan sivil bir şahıstı. Yeni gelen murakıbımız ise ... KOD ADLI şahıstı. ... KOD ADLI ŞAHIS ikinci kalmış olduğum 2. Hakim savcı çalışma evinin 2014 yılı yaz aylarından 2015 yılı mayıs ayına kadar murakıplığını yapan şahıstır. ... KOD ADLI murakıbın bir üst sorumlusu varsa eve gelmedi ben görmedim. 44-... KOD ADLI ŞAHIS: Bu şahsın gerçek ismini, soy ismini, nereli olduğunu bilmiyorum. Hatırladığım kadarıyla Kırıkkale hukuk mezunudur. Bu şahıs 2. Hakim savcı çalışma evimin murakıbın üst sorumlusudur. Bu şahsın o dönemde idari hakim adayı olduğunu biliyorum. Görsem teşhis ederim....”
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 02/02/2018 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod adlı" şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.K.E., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 15/02/2018 tarihli sorgulama tutanağında; "....AYNI DÖNEMDE 2. KEZ DEĞİŞEN HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ Ağustos Aralık AYI: Bu ev Keçiören ilçesi İncirli Camisine yakın tam açık adresini hatırlamadığım bir evdi. Bu evde kuralları bildiğimiz için bize herhangi bir kuraldan bahsedilmedi. Bu evde ben 2013 yılı ağustos ayından 2013 yılı aralık ayı adli yargı sınav sonuçları açıklana kadar kaldım. Bu eve gittiğimizde evde kurulu vaziyette sabit bir hat vardı. Bu sabit hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum. Bu sabit hat numarasıyla ben annem ve babamla defaten görüştüğümü hatırlıyorum. Bu evde yine biz kira, doğalgaz, elektrik, su faturası ödemiyorduk. Yine gıda ihtiyaçlarımızı kendimiz karşılıyorduk. Bu kalmış olduğumuz evin kira kontratı kimin üzerine olduğunu ve evdeki faturaların kimin adına olduğunu bilmiyorum. Bu evde benimle birlikte 1. Hakim savcı çalışma evinde birlikte kaldığım ... isimli şahıslarla birlikte kaldım. Bu evden sadece ... isimli şahsı birinci hakim savcı çalışma evinden birlikte kaldığım için tanıyorum. Diğer kalan şahısları ilk defa bu evde gördüm. Bu evin MURAKIBI ... KOD isimli şahıstı. Bu evin SERMURAKIBI ise KOD ADI KULLANDIĞINI BİLDİĞİM İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM bir şahıstı. Bu evde benim yada evde kalan şahısların kod ismi yoktu. Biz kendi ismimizle birbirimize hitap ederdik. 25- SERMURAKIB KOD ADI KULLANDIĞINI BİLDİĞİM İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM ŞAHIS: Nereli olduğunu ve gerçek ismini bilmiyorum. Bu şahısta o dönemde Hakim Adayı olarak görev yaptığını tahmin ediyorum. Benim son olarak kaldığım Hakim savcı çalışma evinin SERMURAKIBI olarak görev yapan şahıstır. Bu şahsın bariz olarak yanağında beni olduğunu biliyorum. Zayıf uzun boylu dalgalı saçlı birisiydi. Görsem teşhis ederim...”
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 16/02/2018 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "Sermurakıb kod adı kullandığını bildiğim ismini hatırlamadığım şahıs" olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan G.G., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 24/10/2018 tarihli sorgulama tutanağında; "....2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ: Buı evde ben sınava girmedim ve 3 ay kaldıktan sonra evin sorumlusu olan İSMİNİ HATIRLMADIGIM şahıs herhangi bir gerekçe göstermeksizin benim kalmış olduğum evimi değiştirdi ve beni başka bir yapıya ait hakim savcı çalışma evine götürdü. 3.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ: Bu ev İncirli semtinde tam açık adresini hatırlamadığım bir apartman 2. Katıydı. Ben bu eve yukarıda bahsettiğim gibi 2. Evde kalırken evimin değiştirilmesi üzerine kaldım, 20]3 yılı mart nisan ayları gibiydi, bu evde de diğer hakim savcı çalışma evindeki kurallar geçerliydi,..2. EVİN MURAKIBI VE 2. EVDEN 3. HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİNE GÖTÜREN VE 3. EVİN SERMURAKIBI İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM ŞAHIS: Ben bu şahsın kod isminin ... olduğunu hatırladım, gerçek ismini bilmiyorum, nereli olduğunu bilmiyorum, Kırıkkale Hukuk Fakültesi Mezunudur, bu şahsın o dönemde idari yargı hakim adayı olabileceğini düşünüyorum, bu şahıs uzun boylu, beyaz tenli, zayıf yapılı bir şahıstır, görsem teşhis ederim... ”
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 26/10/2018 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod adlı" şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Davacı tarafından bu ifadelere karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Bu durumda, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgütün yönlendirmesiyle katalog evlilik yaptığına, örgüt toplantılarına katıldığına, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlanıp bu evlerde sorumlu olarak görev yaptığına, kod adı kullandığına, Bylock kullandığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.
6) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Davacı, dava konusu kararlar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).
Dava konusu edilen kararlar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir.
Dolayısıyla dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.
AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin 2. fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Zira dava konusu kararlara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir.
AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).
Dava konusu kararların müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.
Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.
7) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerekmektedir.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/3080
Karar No : 2021/4614
**DAVACI:** …
**VEKİLİ:** Av…
**DAVALI:** ... Kurulu / ...
**VEKİLİ:** Av…
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararlar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, kendisine ilişkin somut bir tespit bulunmadığı, isnat edilen suçlamanın belirli olmadığı, kararda belirtilen kriterlerin hiçbirinin kendisi ile ilgili olmadığı, adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin, suç ve cezaların kanuniliği ve geriye yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Dava; davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dava dilekçesinde, anılan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu kararlarının iptali istenilmiş ise de, dilekçenin içeriğinden istemin, sadece bu kararların davacıya ilişkin kısmına yönelik olduğu anlaşıldığından iptal istemi bu yönden incelendi.
Tarafların usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.
T.C. Anayasasının 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. ...", 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, .... Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", "Hakimler ve Savcılar Kurulu" başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında, "Kurul, ... meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.", bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz. ... " hükümlerine yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53. maddesinde, "Hakim ve savcıların: a) fıkrasında, Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) fıkrasında, Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, .... hallerinde görevleri sona erer." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, Adli ve idari yargı hâkim ve savcıları hakkında meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma Genel Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Yeniden inceleme, itiraz ve yargı yolu" başlıklı 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği hükme bağlanmıştır.
15.7.2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20.7.2016 tarih ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine, toplanan Bakanlar Kurulu'nca ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca 22.7.2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuş, "Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen .... hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca .... meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmış ve bu Kanun Hükmünde Kararname, 29.10.2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmıştır.
08.03.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7075 sayılı Kanun ile kanunlaşan 23.01.2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 11. maddesinin 2. fıkrası ile, "22.7.2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18.10.2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilir." hükmü getirilmiştir.
Davaya konu Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun, 667 sayılı KHK’nın 3 üncü maddesi uyarınca yapacağı değerlendirmenin, adli suç ya da disiplin suçu niteliğindeki somut bir eylemin soruşturması niteliğinde olmadığı, hâkim ve Cumhuriyet savcılarının Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan Milli Güvenlik Kurulu kararlarında ifade edildiği şekliyle “Paralel Devlet Yapılanması” ile “üyelik”, “mensubiyet”, “iltisak” veya “irtibat” şeklinde herhangi bir bağlantılarının bulunup bulunmadığına ilişkin olup somut olayın yukarıda ifade edilen özellikleri, ilgililerin mesleğe kabulleri ile başlayan, eğitim merkezi ve Türkiye Adalet Akademisindeki faaliyetleri, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılımlarına, yurtdışına gönderilmelerine, özel yetkili savcılıklara veya mahkemelere yahut idari görevlere atanmalarına ilişkin bilgiler ile bu görevlendirmelerde ve yine bir silah olarak kullanılan özel yetkili mahkemelere hâkim veya unvanlı olarak, Teftiş Kurulu Başkanlığına, başkan, başkan yardımcısı veya müfettiş sıfatıyla, idari kurumlara tetkik hâkimi, daire başkanı veya yardımcısı, genel müdür veya yardımcısı sıfatıyla v.s. şeklinde yapılan atamalarda dikkate alınan kriterler, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeler, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, soruşturma sürecinde samimi şekilde itirafta bulunan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının beyanlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3'üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir.
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile meslekten çıkarılan davacının yeniden inceleme talebi de anılan Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedilmiştir.
667 sayılı KHK’nin 3. maddesinde, yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasının gerekçesi olarak, Anayasa'ya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmeleri ile örgüt hiyerarşisi içerisinde ve ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği belirtilmiştir.
6749 sayılı Kanun ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin “Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, genel olarak terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan söz edilmekle birlikte, 667 sayılı KHK’nın genel gerekçesi ile madde gerekçesinde, “FETÖ/PDY” maddede sayılan “terör örgütü, yapı, oluşum veya gruplar” arasında belirtilmiş ve anılan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için sözkonusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba üyelik veya mensubiyet şeklinde olması zorunlu olmayıp irtibat ya da iltisak şeklinde olması da yeterli görülmüştür.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı kararında, Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğu, gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığı ve kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı kabul edilmiştir.
Davacı tarafından, dava konusu işlemin savunması alınmadan tesis edildiği ileri sürülmekte olup, savunma alınmadan meslekten çıkarmanın usul güvencesi sağlayan adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelere aykırılık oluşturabilecek ise de, adil yargılanma hakkı, yargılamanın bütünü anlamında bir incelemeyi gerekli kıldığından daha önceki bir safhada savunma alınma yoluna gidilmemesi şeklinde gerçekleşmiş bir eksikliğin yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması, diğer taraftan olağanüstü hâli gerekli kılan durum ile 667 sayılı KHK’nın amacı ile 3. ve 4. maddelerinde yargı mensupları ile kamu görevlilerine ilişkin düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve içeriği dikkate alındığında, 667 sayılı KHK'de öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarmanın, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran “olağanüstü tedbir” niteliğini taşıması ve davaya konu Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu kararının, disiplin hukuka ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren meslekten çıkarma cezası niteliğinde bulunmaması karşısında bu iddiaya itibar edilmemiştir.
Dosyanın içeriğinden ve davalı idarece sunulan CD'lerin incelenmesinden, tanık/şüpheli beyanları ve davacı ile ilgili FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin aralarında iletişimi sağlamak amacıyla kullandıkları bylock programına ilişkin yapılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden davacının FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Kaldı ki her ne kadar kesinleşmemiş olmakla birlikte davacı hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçuyla açılan kamu davasında, ... Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; suçu sabit görülerek "7 yıl 6 ay " hapis cezası ile cezalandırılmasına" hükmedilmiştir.
Bu durumda FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlı olan davacının meslekten çıkarılmasına dair Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu kararında ve bu karara karşı davacı tarafından yapılan yeniden inceleme talebinin, aynı Kurulca reddedilmesine ilişkin kararının davacıyla ilgili kısımlarında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Diğer taraftan söz konusu HSYK Genel Kurulu kararlarının davacıya ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından bu kararlar nedeniyle davacının parasal haklardan yoksun kaldığından söz edilemeyeceğinden ortada tazmini gereken bir hak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmediğinden işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
2) Davacıya İlişkin Süreç
… tarih ve … sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.
B) İLGİLİ MEVZUAT
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."
Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...”
Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”
2) AİHS
AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."
AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."
3) Kanun
667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”
Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”
4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE
1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç
AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.
Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.
Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.
Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.
Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.
Bununla birlikte, AİHS’in "Adil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.
AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).
Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.
Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararın gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.
2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, ..., adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:
"Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...
Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...
HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.
Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...
Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...
Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..."
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı Erdal kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”
Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.
3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.
Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir.
Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
4) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
a) ByLock Delili
i. ByLock Uygulamasına İlişkin Genel Değerlendirme
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında belirtildiği üzere ByLock uygulaması, kullanılması için indirilmesi yeterli olmayan ve özel kurulum gerektiren, kullanıcıların haberleşebilmesi için her iki tarafın önceden temin ettikleri kullanıcı adlarını ve kodlarını eklemeden taraflar arasında mesajlaşmanın başlayamadığı, bu bakımından sadece oluşturulan hücre tipine uygun şekilde bir haberleşme gerçekleştirilmesine imkân veren, kriptolu anlık mesajlaşma, e-posta gönderimi, ekleme yoluyla kişi listesi oluşturma, grup içi mesajlaşma, kriptolu sesli görüşme, görüntü veya belge gönderebilme özellikleri bulunan, böylece kullanıcılarının, örgütsel mahiyetteki haberleşmelerini başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duymadan gerçekleştirmesine olanak sağlayan bir iletişim sistemidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında; ByLock uygulamasının 2014 yılı başlarında uygulama mağazalarında yer alıp bir süre herkesin ulaşımına açık olduğu, bu mağazalardan kaldırılmasından sonra örgüt mensuplarınca harici bellek, hafıza kartları ve bluetooth yoluyla yüklenildiği hususunun yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki ifadeler, mesaj ve e-postalardan anlaşıldığı, ByLock üzerinden yapılan iletişimin çözümlenen içeriğinin tamamına yakınının FETÖ mensuplarına ait örgütsel temasa ve faaliyetlere ilişkin olduğu; kullanıcılar tarafından buluşma adreslerinin değiştirilmesi, yapılacak operasyonların önceden bildirilmesi, örgüt mensuplarının yurt içinde saklanması için yer temini, yurt dışına kaçış için yapılan organizasyonlar, himmet toplantıları, açığa alınan veya meslekten çıkarılan örgüt mensuplarına para temini, örgüt liderinin talimat ve görüşlerinin paylaşılması, Türkiye'yi terörü destekleyen ülke gibi göstermek amacına yönelik faaliyette bulunan birtakım internet adreslerinin paylaşılması ve bu sitelerdeki anketlerin desteklenmesi, FETÖ'ye yönelik yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veya sanıkların hâkim ve Cumhuriyet savcılarınca serbest bırakılmasının sağlanması, örgüt mensuplarına müdafi temin edilmesi, örgüt üyelerinden kimlere operasyon yapıldığına ve kimlerin deşifre olduğuna ilişkin bilgilerin paylaşılması, operasyon yapılması ihtimali olan yerlerde bulunulmaması ve bu yerlerdeki örgüt için önemli dijital verilerin arama-tarama mesulü olarak adlandırılan kişilerce önceden temizlenmesi, kamu kurumlarında FETÖ aleyhine görüş bildiren veya yapılanmayla mücadele edenlerin fişlenmesi, sistemin deşifre olduğunun düşünülmesi halinde ByLock iletişim sisteminin kullanımına son verilerek Eagle, Dingdong ve Tango gibi alternatif programlara geçiş yapılacağının haber verilmesi, yapılanmaya mensup kişilerin savunmalarında kullanabilmeleri amacıyla hukuki metinler hazırlanması gibi örgütsel nitelikte ve amaçta mesajlar gönderildiği ifade edilmiştir.
Bylock delilinin hukuki niteliği ile ilgili olarak ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında; Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 32. maddesi ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 4.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi ile 6.maddesinin 1.fıkrasının (d) ve (g) bentlerine uygun şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen Bylock'a ilişkin dijital materyaller hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ceza Muhakemesi Kanununun 134.maddesi gereğince Ankara Sulh Ceza Hakimliğince verilen ''inceleme, kopyalama ve çözümleme'' kararına istinaden bilgisayar ve bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı görülmüştür.
Nitekim Anayasa Mahkemesi de Bylock verilerinin kanuni bir temele dayanmadan ve hukuka aykırı şekilde elde edildiğine yönelik iddialar yönünden yapılan başvuruda; …tarih ve Başvuru No: … sayılı kararı ile Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi aynı kararında, yapısı, kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca -örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim ağının başvurucu tarafından kullanılmasının terör örgütüne üye olma suçu açısından mahkumiyete dayanak olarak alınmasının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerini etkisiz hale getiren keyfi bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceği tespitinde de bulunmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ByLock uygulamasına ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan Y.G. isimli şahıs tarafından İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuş beyan: “Bana ByLock adlı programı indirmemi 2014 Temmuz’da … adlı kişi söyledi. Önce VPN programını daha sonra da ByLock’u kurmamı, VPN’yi açmadan ByLock’u kullanmamam gerektiğini açıkladı. Daha sonra beni kendisi ekledi ve onaylamamı söyledi. Böylece buradan daha güvenli mesajlaşabilecektik onlara göre. Çünkü 2014 HSYK seçimleri yaklaşmaktaydı ve hızlı bir haberleşme ağı lazımdı.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö. isimli şahsa ait Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 16/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “2014 HSYK seçimlerinden yaklaşık 3-4 ay önce E.E.’nin evinde toplanmıştık. …Mesut abi denilen kişi bir programdan bahsetti. Bu program üzerinden haberleşeceğimizi söyleyerek telefonlarımızı istedi. Kendisi telefonlarımıza ByLock denilen programı söz konusu sohbet sırasında yükledi. …ByLock programını kullanan cemaatteki herkesin paylaşımlarını görmek mümkün değildi. Sadece arkadaş listesi (grup) şeklinde oluşturulan arkadaşlarla konuşabilmekte ve yazılar paylaşabilmekteydik. …HSYK seçimlerinin sonuna kadar ByLock programı üzerinden haberleşme sağlanıyordu. Cemaat mensuplarının istemleri doğrultusunda seçimlerden sonra ByLock programını sildim.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.B. isimli şahsa ait Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 22/03/2017 tarihli sorgulama tutanağı: “... isimli şahıs telefonuma ByLock yüklemek istedi. Ancak akıllı telefonum olmadığı için yükleyemedi. Ben de eşimin telefonunu kendisinden habersiz aldım. Bir şeyler yaptı. Bundan sonra buradan haberleşeceğiz dedi. …..., hâkim ve savcıların kişisel bilgilerini (dünya görüşü, siyasi görüş vs.) özellikle ByLock’tan ona atmamı istiyordu. …... bana tablet almamı, başka bir akrabamın adına hat almamı söyledi. Ancak ben bunu da yapmadım. Daha sonra ..., bana içinde hat olan bir tablet getirdi. Tablette ByLock programı yüklüydü. Gelen yazıları okuyordum. Ayrıca bana tablette silme programını gösterdi. Herhangi bir durumda onu kullanmamı söyledi.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.Ö. isimli şahsa ait Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 02/03/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “2014 yılının Ağustos ayında E.Ö. çalıştığı yer olan Silivri’ye gelmemi söyledi. Silivri’ye gittikten sonra beni oradan alıp Silivri İlçesinde oturan D.S.’nin evine götürdü. Burada Ekrem kod adlı şahıs da vardı. Kendisi telefonumu istedi. Kendisi bana ByLock isimli programı yükledi. Artık buradan haberleşeceğimizi bana söyledi. Çünkü benim tek kaldığımı, bir şekilde haberleşmemiz gerektiğini söyledi. 2015’in Şubat ayına kadar bu program üzerinden haberleştik.”
Bu durumda, FETÖ tarafından gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran FETÖ tarafından kullanıldığı anlaşılan ByLock uygulamasının yüklendiğinin, bu ağa dâhil olunduğunun tespit edilmesi hâlinde, bu kişilerin örgüte üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut örgütle irtibatı ortaya konulmuş olabilecektir.
ii. ByLock Delilinin Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Dava dosyasında, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş "ByLock Tespit Tutanağı" yer almaktadır. Anılan tutanakta, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca … tarih ve … sayılı soruşturma kapsamında gönderilen ByLock abone listeleri üzerinde yapılan çalışmalarda davacının 129.862 satırlık ByLock abone listesinin …. satırında kaydının olduğu, tespit edilen GSM aboneliğinin …, tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının ... olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında; davacının … nolu GSM hattı ile 26/08/2014-06/03/2015 tarihleri arasında ByLock uygulamasına … kez bağlantı kurduğunun tespit edildiği görülmüştür.
Davacı tarafından Bylock tespitine ilişkin beyanda bulunulmamıştır.
Netice itibarıyla davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit Tutanağı"nın incelenmesinden; davacı tarafından … GSM numarasından, ... IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiği anlaşılmaktadır.
b) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan L.M., Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15/09/2017 tarihli sorgulama tutanağında; "... Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldum. Ben Hukuk Fakültesi 4. sınıfa geldiğimde kod adını hatırlamadığım bir şahıs benimle görüşme yaptı. Bu görüşme yanlış hatırlamıyorsam 2 kez gerçekleşti. Bu görüşmede bana ne olmak istediğimi sordular. Ben de bu kişiye Hakim Savcı olmak istediğimi söyledim. Yanlış hatırlamıyorsam bu şahısla bir daha görüşmedim. Ayrıca bu görüşmede sınıf arkadaşlarım olan E.V., …, E.Ö. isimli şahıslar vardı. Daha sonra ben okuldan mezun oldum ve o dönemde Bölge Talebe Mesulü (BTM) olan … isimli şahısla tekrardan bir görüşme yaptık. Bu görüşmede yine E.V., …, E.Ö. isimli şahıslar da vardı. BTM olan Hatice isimli şahıs bizimle görüştüğü esnada bize hitaben "cemaatin Ankara'da Hakim Savcı çalışma evleri var, Ankara'ya gitmek istemlisiniz, size Ankara'da ki evlerde her türlü imkan sağlanıyor, kira ödemeyeceksiniz, sadece mutfak masrafınızı kendiniz karşılayacaksınız, orada sınava kadar ders Ankara'da çalışmayı kabul ettik.Bir gün sonra ben, E.V., …, E.Ö. ile birlikte Aşti'ye gittik. Burada beni ve E.V.'yi kendisini … olarak tanıtan bir şahıs aldı. ... ve Esra'yı kimin aldığını bilmiyorum. Bizi Aşti'de ikili gruplara ayırdılar. Ben ilk başta … isimli şahsın kod adı kullandığını ve o dönemde stajyer olduğunu, hatta ne meslek yaptığını bilmiyordum. Bu evlere girdikten sonra bu evlerin sorumlularının ve kod adı kullandıklarını, Hakim Savcı stajyeri olduklarını öğrendim..."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Ş.A., Erzrurm Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/11/2017 tarihli fotoğraflı teşhis tutanağında; "..Bana resmini göstermiş olduğunuz şahsı “... ” olarak tanımaktayım . Kod isim olarak ... ismini kullanırdı. Bu şahıs 2013 yılında Şubat ayından Ramazan ayına kadar kalmış olduğumuz evde bizimle ilgilenen Murakıb’tı. Bu şahsı 2013 yılı Ramazan ayından sonra bir daha hiç görmedim..."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A., Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/12/2018 tarihli sorgulama tutanağında; "..... : Bu şahıs Orduludur. Kırıkkale hukuk mezunudur Staj dönemin de aynı sohbet grubu içerisindeydik. İdari hakim olup ihraç olmuştur. ..."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.G., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 18/11/2017 tarihli sorgulama tutanağında; "...İKİNCİ HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ ve KURALLARI; Bu ev benim ikinci Hakim savcı çalışma evimdir ancak bu ev benim ilk evimle aynı evdir ve ikinci evimin sabit hattı benim üzerime kayıtlıdır.. bu evde benimle birlikte ... isimli şahıslar vardı, bu evin sorumlusu ... kod adlı şahıs idi, bu şahıs evde kalanlara hitaben eve sabit bir hat alınması gerektiğini söyledi içinizden kura çekin dedi ve evdeki şahıslar arasında kııra çektik ve bu vesile ile ben evin sabit hattının üzerime aldım ve bu şekilde evde kalanlar ve ben ailelerimiz ile iletişimimizi bu şekildej yaptık, bu sabit hattın içeriden dışarıya açık ya da kapalı olduğunu hatırlamıyorum ancak muhtemelen dışarıya kapalı bir hat idi çünkü ailelerimiz bizi devamlı arıyordu, jiçeriden dışarıya kapalı bir hat alınmasını ... kod adlı şahısın söyleyip söylemediğini hatırlamıyorum, yine bu evde de diğer evdeki kurallar geçerliydi ancak telefon konusunda daha rahattı çünkü bu evde kalanlar ayın zamanda avukatlık stajı yapıyordu o yüzden cep telefonu kullanmak daha esnekti. ... kod adlı şahıs bu evin sorumlusu olarak ayda bir gelirdi ancak her hafta gelen ... kod isimli başkaca bir şahıs vard... kod adlı şahıs Sermurakıp, ... Kod adlı şahıs ta murakıp idi. Bu eve, de hatırladığım kadarıyla ... kod adlı şahıs aynı şekilde DIAMOND ibareli çıktılarından oluşmuş soru bankası getiriyordu, bu soru bankasında önceki yıllarda çıkmış sınav soruları vardı, ayrıyeten ... ibareli yine önceki yıllarda çıkmış Tarih sorularının olduğu çıktısının kitap haline getirilmiş soru bankası, yine birkaç tanede üzerinde İSİM OLMAYAN içeriğinde çıktılarının bir araya getirilerek oluşturulan soru bankası getirirdi. Yine hatırladığım kadarıyla bu evden sorumlu olan ... kod isimli ve ... kod adlı şahısların yerine ... Kod adlı bir şahıs geldi, bu şahıs onların yerine sorumlu murakıp olarak kendisinin devam edeceğini söyledi ve sonrasında 2-3 haftada bir eve gelerek halimizi hatırımızı sordu. Hatırladığım kadarıyla ben ikinci çalışma evimde iken ... kod adlı şahıs eve geldi bana sınavı kazanıp Mülakat aşamasını bekleyen ve hakim savcı çalışma evlerinden çıkarak sınavı kazanan şahısların kiralık bir ev bulduğunu ancak bu şahısların sınavı kazandıkları için üzerine abonelik alamayacaklarını ve dolayısıyla bizlerden birinin bu lıbonelikleri almamız gerektiğini söyledi zaten evde kalan diğer şahıslara da murakıp ya da sermurakıplar benzer abonelikler ve kira kontratı ile kiracı statüsü aldırıyorlardı ve kendilerinin de abonelikleri oluyordu.... ... KOD ADLI ŞAHIS; Bu şahsın adını ve soyadını ... ... olarak biliyorum , bu şahıs bana Kira kontratı yaptırırken öğrendim, bu şahsın nereli olduğunu bilmiyorum, o dönem stajyer hakim olduğunu biliyorum, benim 2. ... Savcı Çalışma evimin sorumlusu idi, sonrasında beni ... kod adlı sivil sorumlu şahıs ile tanıştıran kişidir, görsem teşhis ederim. .."
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 21/11/2017 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Z.K., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 05/12/2017 tarihli sorgulama tutanağında; "..Ben bu eve gittiğimde bu evde; D.K., ... isimli şahıs, AYŞE isimli şahıs, ... isimli şahıs, E.Ö. isimli şahıs olmak üzere 6 kişiydik. .....3 evde kalacak olan; ben, ..., ... isimli şahıs, M.Ö., ... isimli şahıs, ..., ... isimli şahıs, ... isimli şahıs ve ... isimli şahıslar katılmışlardı..9. Dönem Ankara İdari Yargı Staj yapılanmasına ilişkin yukarıda belirttiğim gibi 3 ev vardı. Bu evlerin birincisinde ben, ..., ... isimli şahıs kalıyordu. İkinci evde; M.Ö., ... isimli şahıs, ... kalıyordu....Ben 2013 yılının Mayıs ayında staja başladıktan sonra bana başlarda herhangi bir görev verilmedi. 2013 yılının Ekim Kasım ayları gibi bana yapıda murakıplık görevi verildi. Bizim eve ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS geldi. Bizim evde şahısla yüz yüze teke tek görüşme yaptım. Bu görüşmede bana hitaben "Ayvalı civarlarında bir çalışma evi var, bu evin 4'lüklerin kalmış olduğu bir ev olduğunu ve grubun 4'lük olduğunu, bunlara murakıplık yapar mısın, bunlarla ilgilenir'misin" şeklinde söyledi. Ben de elimden geldiği kadarıyla yapabileceğimi söyledim. Sonrasında yanlış hatırlamıyorsam yine ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS ile birlikte Ayvalı’da bulunan şuan gösterebileceğim bir eve gittik. Ancak bu eve ilk gittiğimizde ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS ile birlikte mi, yoksa tek mi gittim, tam olarak emin değilim. Bu eve gittiğimde yanlış hatırlamıyorsam 4 kişi kalıyordu. Bu şahısların hepsinin 4'lük olduğunu ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS söylemişti.... Ayrıca herhangi bir kira sözleşmesine veya başka bir şeye de imza atmadım. Yine Ayvalı ’da ki bu eve murakıplık yaptığım dönemde ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS dışında murakıplık yada ser murakıplık yapan kimseyi tam olarak hatırlamıyorum... Ayrıca staj döneminde yapının staj evlerinde kalıp yine yapıda farklı görevler alan adaylardan bildiklerim vardır. Ser murakıp olarak görev yaptığım bildiğim kişiler D.K., ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHIS, ... İSİMLİ ŞAHISların ser murakıp olduğunu hatırlıyorum...Ben yapı içerisinde herhangi bir program kullanmadım. Ancak sorunuz üzerine aklıma gelen bir hususu anlatmak istiyorum. Bana ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS murakıplık görevini verdiğini yukarıda belirtmiştim. Burada bu görevi verirken ... KOD ADLI ... İSİMLİ ŞAHIS bana ... marka tuşlu içerisinde hattı bulunan bir telefon verdi ve bana hitaben "bu hattı yapı içerisindeki görüşmelerinde kullanacaksın. Murakıplığını yaptığın öğrencilere bu telefonu numarasını vereceksin, bu şahıslara özel numaranı verme, benimle de bu telefondan irtibata geç, yapı içerisindeki bir konuyu özel telefonlardan konuşmayın vb." şeklinde sözler söyledi.....5- Hakim/Savcı çalışma evindeki ev arkadaşım ve 9. Dönem idari yargı staj dönem arkadaşım olan ... isimli bayan; Uzun boylu, zayıf beyaz tenli dalgalı saçlı açık bir bayandı..."
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 07/12/2017 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod adlı ... isimli" şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.B., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 10/11/2017 tarihli sorgulama tutanağında; "..1.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ: Ben 2014 yılı haziran ayında üniversiteden mezun oldum ve memleketime döndüm, mezun olduktan yaklaşık 2 ay sonra ağustos ayı içerisinde kariyer görüşmesi yapmış olduğum İsmini bilmediğim kapalı bayan kendisine irtibat için vermiş olduğum babamın kendi kullandığı … nolu Gsm hattını Ankara alan kodlu bir sabit bir numaradan aradı ve beni 4 veya 5 gün sonrası için Ankaraya davet etti, Ankara da Yenimahalle semtinde ivedik metro durağına kendimin gelmesi gerektiğini, gelirken de cep telefonumu getirmemem gerektiğini ve beni İvedik metro durağından karşılayacaklarını söyledi, ben bu görüşmeden yaklaşık 4-5 gün sonra kendi imkanlarımla ivedik metro durağına gittim... HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİNİN KURALLARI: Beni ivedik metro durağından alıp hakim savcı çalışma evine götüren sonradan kod ismi olduğunu öğrendiğim ... KOD isimli şahıs bana evin kurallarından bahsetti, ben bu şahsın kod ismi kullandığı şu şekilde öğrendim, evde kalmaya başladığım ilk zamanlarda ... isimli şahıs eve geldiğinde ev arkadaşım olan B.E. nin kendisine senin bu kod adın değil mi diye sorması üzerine ... isimli şahıs gülerek tasdikledi bundan dolayı şahsın kod ismi kullandığını o zaman öğrendim. ... kod adlı şahıs bana hitaben evde bulunduğumuz süre zarfında çok dışarı çıkmamamız gerektiğini dışarı çıkıldığında usturuplu giyinilmesi gerektiğini evdeyken müzik dinlememiz gerektiğini, evde televizyon ve bilgisayar kullanımın yasak olduğunu, eve posta kargo şeklinde bişey gönderilmemesi gerektiğini, komşularla muhattap olmak zorunda kalırsak evin hakim savcı çalışma evi olduğunu söylemeyin, avukat stajeri olduğunuzu söyleyin dedi ve komşularla bir kişi muhatap olması gerektiğini söyledi, evde cep telefonu kullanımın yasak olduğunu ailemizle irtibatı eve bağlatılan ancak şuan açılışı yapılmayan sabit hat üzerinden sağlayacağımızı söyledi, bu sabit hattın dış aramalara kapalı ancak dışardan aramalara açık bir hat olduğunu ve numarayı aile yakınlarımız haricinde kimseye vermememiz gerektiğini söyledi anlatmamam için kurana el basmak suretiyle yemin ettirdi, ancak bu yemini . ... kod adlı şahıs mı daha sonradan yerine gelen ... KOD ADLI ŞAHIS mı ettirdi, hatırlamıyorum. Ben hakim savcı çalışma evinin sorumlularına ne olarak adlandırıldığını bilmiyorum, ev sorumlusu olarak hatırlıyorum bana ifadem esnasında söylenen murakıb ve sermurakıb terimlerini ilk defa duydum, benim evimden sorumlu olduğunu belirttiğim şahıslara bu şekilde hitap etmiyorduk. Ben bu evde yaklaşık 4 ay kadar kaldım, bu evde benimle birlikte .... birlikte kaldım. Bu evin sorumlusu ilk olarak. ... kod adlı şahıstı. ... kod adlı şahıs bizim evin sorum!4luluğunu çok kısa bir süre yaptı daha sonrasında onun yerine evin sorumluluğunu ... kod adlı şahıs devraldı, uzun süre evin sorumluluğunu ... Kod adlı şahıs yaptı, ... kod adlı şahıs eve geldiğinde bana bu evde kaldığım süre zarfında kira elektirik, su doğalgaz gibi giderleri evde kalanların ödemeyeceğini, gıda ihtiyacını ise evde kalanların karşılayacağını söyledi. 4-... KOD İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahsın kod ismi olduğunu biliyorum, nereli olduğunu bilmiyorum, hakim adayı olduğunu biliyorum, bu şahıs uzun boylu, zayıf yanağında beni olan bir şahıstır, görsem teşhis ederim...."
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 10/11/2017 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod isimli" şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.E., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 24/04/2018 tarihli sorgulama tutanağında; "..Ben bu eve ilk gittiğimde R. İSİMLİ ŞAHIS, ... ve sonrasında beraber sınav zamanına kadar kaldığım .... isimli şahıslar vardı. Bu evde kısa bir süre sonra R. İSİMLİ ŞAHIS, ... isimli şahıslar ayrıldılar ancak nereye gittiklerini bilmiyorum.Bu ev ile ilgilenen yani sorumlu olan iki şahıs vardı. Bu şahıslara yapı içerisinde ne denildiğini bilmemekle beraber biz isimleri ile hitap ederdik. Bu evin sorumluları ... İSİMLİ YA DA KOD ADLI şahıs ile ... İSİMLİ YA DA KOD ADLI şahıs idi. Bu iki sorumludan yapı içerisinde kimin daha üst pozisyonda olduğunu bilmiyorum. Ben bu iki sorumlunun genelde beraber geldiklerini hatırlıyorum ve Çalışma evine yerleştikten bir müddet sonra ... İSİMLİ YA DA KOD ADLI şahıs ile ... İSİMLİ YA DA KOD ADLI şahıs eve geldiler. Hatırladığım kadarıyla bize hitaben yosun bir şekilde çalışılacağını, cey telefonlarının toplanması serektisini, arada ailemiz ile sörüseceeimizi, bu sörüsmemizi evdeki sabit hat üzerinden yapmamızı ve diğer sıda ihtiyaçlarımızın karşılanacağını söylediler. Yine bu süre zarfında komşular ile çok irtibat kurmamamız serektisi de söylenmişti. Bu evin sabit hattı ... isimli şahsın adına idi. Bu şahsın neden telefon aboneliğini aldığına dair bir fikrim yoktur. Benim adıma herhansi bir abonelik yoktur. Bu evi kimin kiraladığını ve kirasının ne şekilde ev sahibine verildiğini bilmiyorum. Bu evde ihtiyaçları, elektrik, su vs. abonelikleri ile kira ve sıda ihtiyaçları yayı tarafından karşılanıyordu. Bu evde kalan şahısların herhansi bir KOD ADI yoktu. Birbirimize ismimiz ile hitap ediyorduk. Bu evde yine sorumlular tarafından kağıda yazılarak bir numara bırakılmıştı. Acil durumlarda sorumlulara ulaşmak için bu numara aranıyordu. Ben bu numarayı hatırlamıyorum. Hiç de arama seresi duymadım. Ben ve evde beraber kaldığım diğer şahıslar ailelerimiz ile bu sabit hat üzerinden iletişimimizi sağlıyorduk. Yine bu çalışma evinde iken ... İSİMLİ YA DA KOD ADLI şahıs ile ... İSİMLİ YA DA KOD ADLI şahıslar Deneme kitapçığı getirirlerdi. Bizde salonda toplanıp bu denemeleri çözerdik. Sonrasında da kaç puan aldığımızı hesaplardık. Yine bu evde üzerinde ... işareti bulunan yayın evi belli olmayan soru bankaları vardı. Bu soru bankalarını bize tüm soru bankalarından hazırlanmış kitap olarak anlatmışlardı. Bu evde bu soru bankasından evde kalanlar sayısınca yoktu. Bu soru bankası üzerinde karalama yapmıyorduk.31- ... İSİMLİ YA DA KOD ADLI ŞAHIS; Bu şahısın nereli olduğunu bilmiyorum. İdari Hakim olduğunu söylemişti. Bu şahıs kalmış olduğum 1.Hakim Savcı çalışma evinin sorumlusuydu. Görsem teşhis ederim..."
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 25/04/2018 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod adlı" şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ç., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 10/11/2017 tarihli sorgulama tutanağında;
"...Ben hakim savcı çalışma evinde bir kere kaldım ve bu evlerin murakıb ve sermurakıb kavramlarını bilmiyorum, ancak belirttiğim gibi bizim evin sorumlusu ... Kod adlı şahıstı, yine ... ile birlikte ... KOD ADLI İSMİNİ BİLMEDİĞİM BİR ŞAHIS daha gelirdi, bu şahıs idari hakimdi, bu şahıs geldiği zamanlarda da bizi motive ederdi, bu şekilde görüşmelerimiz oldu, yine haricen başka bir İSMİNİ BİLMEDİĞİM BİR ŞAHIS ... kod isimli şahısla birlikte gelmişti, bizimle sohbet edip hal hatır sorup ayrılmıştı,19-... KOD İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahsın gerçek ismi, soyadı ve nereli olduğunu bilmiyorum, bu soruşturma aşamasında isminin ... olduğunu öğrendim, bu şahıs o dönemde idari hakimdi, benim çalışma evime ... Kod isimli şahısla birlikte geldi, bu şahıs uzun boylu, zayıf yapılı, yanağında beni olan, beyaz tenli bir şahıstı, görsem teşhis ederim. Aynı şahsın 15/11/2017 Tarihli Savcılık İfadesinde: ”... Bu evin telefon hattı B.E. adına kayıtlı idi, daha sonrasında da kapattığını biliyorum. Doğalgaz aboneliğinin D.Ş.'nin üzerine kayıtlı olduğunu sormanız ve evrakları göstermeniz üzerine hatırladım. O.G. isimli şahsı bilmem, tanımam ancak ev sahibi olabileceğini düşünüyorum. Bana göstermiş olduğunuz 15/06/2014 tarihli kefili ... ..., Kiracısı ... olan kira sözleşmesinde adı geçen kişilerden D.Ş.'yi tanıyorum, ancak ... ... ve S.S.'ne ilişkin fotoğraflar gösterildiğinde tanıyorsam bu hususla ilgili bilgi verebilirim...."
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 15/11/2017 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod adlı" şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.S., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 06/11/2017 tarihli sorgulama tutanağında; "....Benimle birlikte kalanlar ve evin kurallarına tabi olan şahıslar ... isimli şahıslardı. Bu evin murakıbı ... kod adlı şahıs. SERMURAKIBI İSE ... KOD ADLI şahıstı. Murakıb evimize haftada bir gelerek çalışmalarımızın nasıl gittiğini, bi sıkıntı olup olmadığını sorardı, sermurakıbta ayda bir gelerek genel olarak konuşmalar yapıp kazanma endeksli motivasyon görüşmeleri yapardı. Evde kaldığım süre zarfında dışardan yardımcı kaynak ihtiyaçlarımızı murakıba söylerdik, parasını verirdik o da getirirdi, yine bunun haricinde eve deneme adı altında DİAMOND ibareli A4 çıktılarından bir araya getirilmiş kitap seklinde içerisinde binlerce çıkmış sorular vardı, ancak DİAMOND ibareli bu soru bankasının evden dışarıya çıkartılması, üzerinde karalama yapılması ve çoğaltılması yasaktı, evde bulunan şahıslar sırayla bu kitaptaki soruları çözerdi ve bu şekilde ben sınava hazırlandım. Ben yukarıda hakim savcı çalışma evlerinde kalarak girmiş olduğum 2013 yılındaki sınavlarına çalışma evinde hazırlandım, bu sınavlarda çalışma evinde dışardan temin ettiğim harici kaynaklarla ve çalışma evindeki DİAMOND isimli soru bankasını çözerek hazırlandım.. Sınavdan önce kesinlikle soru verilme olmadı, sınavdan önceki akşam sermurakıb ... eve geldi, bu evde 2şerli olarak odalarda kalıyorduk, ... isimli şahıs odaları gezdi, benim odama geldiğinde motivasyon amaçlı moral verdi ve evdekilerle birebir görüştü görüştüğü zamanda bana moral verici konuşma yaptı, sınavda heyacanlanma tarzında söylemde bulundu, daha sonra evde kalıp sabah kahvaltısı hazırlayıp kahvaltı yaptıktan sonra evden ayrıldı. Ben sınavdan sonra memleketime döndüm. HAKİM SAVCI MÜLAKAT EVİ: Benim kalmış olduğum hakim savcı çalışma evi mülakat evi oldu, bu evde benimle beraber sınavı kazanıp mülakata hak kazanan şahıslar vardı, bu şahıslar benimle birlikte ... la birlikte kaldım. Bu evin murakıbı yani sorumlusu ... KOD adlı şahıstı, evin sermurakıbı yine ... kod isimli şahıstı, Bu eve ... Kod ve ... kod isimli şahıslar geldiklerinde mülakatlarda giymemiz için etek, ceket ve üzerimize beyaz gömlek, renginin siyah yada lacivert, etek bovununda diz altı olmasını, mülakat aşamasında hafif makyaj yapılmasını, sade bir küpe takılmasını söylediler, bende bunun üzerine belirtilen şekilde mülakat elbisemi aldım, bu ev mülakat evi olduğu için cep telefonu kullanılıyordu, evdeki sabit hat kapatılmıştı, hatırladığım kadarıyla murakıb yada sermurakıb ailemizle evde cep telefonumuzla görüşme yapmamızı istemiyorlardı, bizde evde fazla cep telefonuyla görüşmüyorduk, ben bu mülakat evinde 3 hafta kadar kaldım. Bulunduğum süre zarfında sorumlular bana kendi memleketimizde referans için milletvekilleriyle, Yargıtay üyeleriyle görüşün ancak bu görüşmelerinizde hakim savcı çalışma evlerinde kesinlikle hakim savcı çalışma evlerinden kesinlikle bahsetmemizi ve üniversite döneminde cemaat evlerinde kaldığımızı söylememiz konusunda bizi tembihlemişti. o dönemde 17-25 aralık süreçleri de yakın yaşanmıştı ve hükümete yönelik herhangi bir söylemde bulunmuyordu, 17-25 aralık süreci yaşanmamış gibi davranıyorlardı, bu evde mülakat için gerekli elbiselerimi aldım, mülakat evimdeyken Sermurakıb ... kod isimli şahıs yanında ... KOD ADLI ŞAHIS olarak hatırladığım bir bayanla geldi, bu şahıslar gelmeden önce ben ve mülakat evinde kalan diğer şahıslar mülakat provası için elbiselerimizi giymiştik ve öncesinde söylenildiği şekilde kendimizi mülakat provasına hazırladık, ... kod isimli şahıs, ve ... Kod isimli şahıs salonda sandalyede oturuyorlardı, tek tek salona girdik, ben salona girdiğimde karşılarındaki kanepeye oturdum, önce kendimi tanıttım, sonrasında hukuki bir soru sordular bende cevaplayarak salondan ayrıldım, mülakat provasında hakkımda herhangi bir söylemde bulunmadılar bu şekilde mülakat provamı tamamladım, mülakat evinde bulunduğum süre zarfında başka da şahıslar gelip gitmedi benim 2014 yılı temmuz yada ağustos aylarında idi, ben mülakata girmeden 5-6 ay kadar önce mülakat evinden ayrıldım, 23-... KOD ADLI SERMURAKIB: Bu şahsın gerçek adının ... olduğunu biliyorum soyadını bilmiyorum, nereli olduğunu bilmiyorum, bu şahsın idari hakim adayıydı, benim kalmış olduğum hakim savcı çalışma evinin ve mülakat evimin sermurakıbı idi. Bu şahıs mülakat evimde bana mülakat provası yaptıran şahıstır, bu şahıs uzun boylu, zayıf, yanağında beni olan,beyaz tenli bir şahıstı, görsem teşhis ederim.... "
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 07/11/2017 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod adlı sermurakıb" şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.T.., Türkiye Adalet Akademisinde düzenlenen 09/11/2016 tarihli tanık ifade tutanağında,"..... ... (9. dönem idari hakim adayı): Bir müddet abla vasfıyla evimize gelmişti. Kendisini kısa bir süre görmüş olmakla beraber H.A.2ya nasıl olduğunu sormam neticesinde, evlilik görüşmesi yaptığını ve örgüt içinden evlendiğini söylemiştir. Örgütten ayrıldıktan sonra benimle ikna amacıyla görüşmek istemişti. Danıştay stajı yaptığımız sırada Danıştay koridorunda, benimle dışarıda buluşmak üzere anlaşmıştı. Esasında hiçbir görüşmeyi kabul etmemekle birlikte ilk defa görüşmeye gitmeyi ve artık beni geri dönmeye zorlamamalarını dile getirmek için anlaştığım yere gittim. Fakat yarım saat beklememe rağmen gelmedi ve numarası bende olmadığı için telefonla irtibata geçemedi..."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Ş.Ş., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 21/11/2017 tarihli sorgulama tutanağında; "....1.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ: Ben bu eve 2014 yılı temmuz ayı içerisinde gittim, bu evde 2015yılı mayıs ayına kadar kaldığımı hatırlıyorum, bu evde benimle birlikte ... İSİMLİ ŞAHISLARLA birlikte kaldım. Ben bu şahısları ilk defa bu evde gördüm daha önceden kendilerini hiç görmedim tanımıyordum. Bu kalmış olduğumuz evin sorumlusu ... KOD isimli şahıstı, ben bu evlerin sorumlularına murakıb yada sermurakıb denildiğini duymadım, ev sorumlusu olarak biliyorum. Ben bu eve geldiğimde beni eve getiren ... KOD isimli şahıs eve geldiğinde evin kurallarından bahsetti, bu kurallar yukarıda kariyer görüşmesinde bahsedilen konularla aynıydı ancak cep telefonu yasak olduğu söylenmesinden sonra ben cev telefonuyla bu eve geldiğim için ... KOD isimli şahıs benden telefonumu aldı imha edeceğini söyledi ve bana niye böyle bisey yaptın diye sordu, bende ailem benden haberdar olması için getirdim dedim ancak Şevde kod isimli şahıs bu durumdan tedirgin oldu, benden cep telefonumu alınca ailemle nasıl görüşeceğimi kendisine sordum o da bana yakın zamanda eve sabit hat bağlanacak sabit hat bağlanana kadar ailenle ankesörlü telefondan görüşürsün dedi,Ben bu evde 2014 yılı aralık ayında yapılan adli yargı sınavına girdim, bu sınavdan 74 puan alarak başarılı oldum, yaklaşık bir hafta sonra yapılan idari yargı sınavından da 77 puan alarak başarısız oldum, bu sınavlardan birer gün önce ev sorumlusu olan ... kod isimli şahıs eve gelerek bize sınavla ilgili moral verici konuşma yaptığını hatırlıyorum, bu evde kalırken bir kereliğine ... KOD isimli şahsın da eve geldiğini hatırlıyorum, eve geldiğinde evde genel bir konuşma yaparak hangi konulara nasıl çalışmamız gerektiğini şeklinde bir söylemde bulundu diye hatırlıyorum, bu sınavlardan önce kesinlikle soru almadım, ben bu sınavlara çok çalışarak hazırlandım ve adli yargı sınavından başarılı oldum. 3-... KOD İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahsın gerçek adını, soy ismini ve nereli olduğunu bilmiyorum, idari yargı hakim adayı olduğunu düşünüyorum, bu şahıs beni 1. Kalmış olduğum hakim savcı çalışma evine götüren ve evin kurallarından bahseden şahıstır, bu şahıs uzun boylu, zayıf yapılı, yüzünde ben olan bir şahıstır, görsem teşhis ederim..."
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 23/11/2017 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod isimli" şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.A., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 09/05/2018 tarihli sorgulama tutanağında; "....Benim kalmış olduğum yapıya ait hakim savcı çalışma evine gittikten sonra bu evin sorumlusuna MURAKIB, bir üst sorumlusuna da SERMURAKIB denildiğini öğrendim. Benim kalmış olduğum bu hakim savcı çalışma evinin MURAKIBI ... KOD ADLI ŞAHIS idi. SERMURAKIBI ise ... KOD ADLI ŞAHIS idi. ... KOD ADLI ŞAHIS bize acil durumlarda ulaşmamız için GSM numarası bırakmıştı. Bu numarayı çok acil bir durum olduğunda kendi telefonumuzdan değil de dışardaki herhangi bir ankesörlii telefondan arayabileceğimizi tembih etmişti.1. Hakim Savcı çalışma evinde birlikte kaldığımı belirttiğim ... isimli şahıs bir ay kadar birlikte kaldıktan sonra başka bir hakim savcı çalışma evine gitti. Bu evin SERMURAKIBI olan ... KOD ADLI ŞAHIS şahısta haftada bir yada iki kez eve gelirdi. Geldiği zamanlarda bizlere bir ihtiyacımızın olup olmadığını, ders çalışıp çalışmadığımızı denetlerdi. Bazen de Fetullah GÜLEN e ait sohbet kasetlerini dinletirdi. Biz ders çalışmaktan dolayı kendisine zorlandığımızı ve sıkıldığımızı ilettiğimizde dayanmamız gerektiğini, kendisinin de bizler gibi daha öncesinde bu şekilde hakim savcı çalışma evlerinde çalıştığını, sınavı kazandığımızda rahat edeceğimizi söyler ve bizi rahatlatmaya çalışırdı. Bu hakim savcı çalışma evinde kalmaya devam ederken evde kalanlarla birlikte yaklaşık üç kez deneme sınavı adı altında sınav olduk. Bu deneme sınavlarını bizlere evin MURAKIBI ... KOD ADLI ŞAHIS vcıda SERMURAKIBI ... KOD ADLI ŞAHIS ya da ... KOD ADLI şahıs yaptırmıştı. ... KOD ADLI şahıs evimizin murakıbı olan ... KOD ADLI şahsın yerine görevi devralan ve kısa süreliğine bu evin murakıblığını yapan şahıstır. Bu deneme sınavlarını evde bulunanlar salonda toplanıp gerçek bir sınav süresince gözerdik. Çözmüş olduğumuz soruların cevaplarını optik forma doldururduk. Optik formun isim kısmına da kendi ismimizi ve soy ismimizin baş harfini yazardık. Sınav bitiminde denemeyi yaptıran şahıs soruların cevaplarını bize söylerdi. Bizde kaç tane doğrumuz olduğunu görürdük. Daha sonra ise optik formu alıp evden ayrılırlardı. Bu eve daha sonrasında SERMURAKIB ... KOD ADLI ŞAHIS şahıs DIAMOND isimli .. BEYAZLAR diye tabir edilen kitabı getirdi. SERMURAKIB ... KOD ADLI ŞAHIS şahıs BEYAZLAR diye tabir edilen kitabı getirdiğinde bu kitap üzerinde karalama yapmamamızı, dışarıya çıkartmamamızı söylemişti. Bu kitaptaki sorular daha öncesinde hakim savcılık sınavlarında çıkmış soruların derlendiği bir kitaptı. Bu şekilde bu evde kaldıktan sonra 2013 yılı Kasım ayında yapılan İdari hakimlik sınavına girdim. Bu sınavdan 74 puan alarak başarısız oldum. Evde kalanlardan hiç kimse idari yargı sınavını kazanamadı. Daha sonra 2013 yılı Aralık ayında Adli yargı sınavına girdim. Bu sınavdan da 59 puan alarak başarısız oldum. Evde kalanların sınavı kazandığını bilmiyorum.... Sınavdan bir gün önce ... KOD ADLI ŞAHIS eve gelmişti. Eve geldiğinde ilk olarak bizlere salonda yarın ki sınavda çıkan sorular yayınlanmayacak, sizler aklınızda tutabildiğiniz kadar soruyu tutun. Geldiğinizde aklınızda tuttuğunuz soruyu bir kağıda yazın. Bu soruları ya ben yada ... geldiğinde sizden alır dediğini hatırlıyorum. Birde sınav sonra memleketinize giderken birkaç eşyamızı götürmemizi istedi. Diğer kalan eşyaların evde kalıp sınav açıklandıktan 10 gün sonra tekrardan herkes buraya gelecek dediğini biliyorum. Ayrıca ... isimli şahıslarla odalarında birebir görüşme yaptı. ... KOD ADLI ŞAHIS benimle görüşmesinde bu kavga olayını kast ederek bu olmaması gereken bir olaydı. Buna takılmayın yarın ki sınavınıza odaklanın, bu konu odalarda dahi konuşulmayacak dedi. Görüşmemiz bu şekilde sonlandı. Burada kesinlikle bana soru verilme olayı olmadı. Bu şekilde .. isimli şahıslarla da odalarında birebir görüşme yaptılar. Ancak odalarında ne görüştüklerini ben bilmiyorum. Evde kalan diğer şahıslara da soru verildiğine şahit olmadım. SERMURAKIB ... KOD ADLI ŞAHIS şahıs ayrıca sınavdan önce bizlerden vesikalık fotoğraf istedi. Bizlerde evde birlikte kaldığımı beyan ettiğim şahıslarla beraber 2013 yılı Aralık cıyı adli yargı sınavından sonra kendisine istemiş olduğu vesikalık fotoğraflarımızı verdik. Bu fotoğrafları isterken herhangi bir gerekçe söylemedi. Evde birlikte kaldığım şahıslarla bunun evlilik için istendiğini tahmin ettik. SERMURAKIB ... KOD ADLI ŞAHIS şahıs sınav öncesinde bizlere ÖSYM nin almış olduğu sınav sorularını yayınlanmayacağı kararına istinaden hepimizin ezberleyebildiğimiz kadar soruyu ezberlememizi ve sınav sonrası bu soruları kendisine yazdırmamızı istemişti. Ezberlediğimiz soruları daha sonrasında Beyazlar olarak tabir edilen DIAMOND isimli kitapta kullanılacağını belirtmişti. Bizler sınav bitiminde eve geldiğimizde ... KOD ADLI ŞAHIS bizleri evde karşıladı. İlk önce sınavımızın nasıl geçtiğini ve soruları ezberleyip ezberlemediğimizi sordu. Hatırladığım kadarıyla ... isimli şahısların toplam da 2 yada 3 tane soruyu ezberleyip kağıda yazıp ... KOD ADLI ŞAHIS verdiğini biliyorum. Ben zaten sınavda soruları yetiştiremediğim için sınavda çıkan soruları ezberleyememiştim. Bende bu yüzden çıkmış soruyu yazıp kendisine veremedim. Birde bizlere kimse izin almadan memleketine gittiğinde avukatlık stajını başlatmayacak dediğini hatırlıyorum. Daha sonra sınav bitiminde ben bu evden ayrılarak memleketime döndüm. Ben memleketimdeyken sınav sonuçları açıklandı. Ben bu sınavdan 59 puan alarak başarısız oldum. ... KOD ADLI ŞAHIS bizlere sınav açıklandıktan 10 gün sonra gel demişti. Ancak ben buna uymadım ve hakim savcı çalışma evine gitmedim. Ben 2014 yılı Ocak ayı içerisinde Diyarbakır da avukatlık stajımı başlattım. Daha sonra beni ... KOD ADLI ŞAHIS aradı. Neden eve gelmediğimi sordu. Bende kendisine gelmeyeceğimi, o evde kaldığım şiire zarfında çok sıkıntı çektiğimi ve avukatlık stajımı başlattığımı söyledim. O da bana kızarak biz size stajınızı başlatmamanız gerektiğini söylemedim mi diyerek tepki gösterdi. Bende ailem böyle istiyor ve üzerime kayıtlı olan sabit hattı da kapatacağımı söyleyerek telefonu kapattım. Bende hatırladığım kadarıyla şubat yada Mart ayı içerisinde kendi adıma açtırdığım sabit hattı Diyarbakır da kapattırdım. ... KOD ADLI ŞAHIS beni hatırladığım kadarıyla nisan yada mayıs aylarında Ankara alan kodlu sabit hattan tekrardan arayarak Diyarbakır a benimle görüşmek için geleceğini söyledi. Bende gelmenize gerek yok neden gelmediğimi size telefonda söylemiştim dedim, O da gelip orda yüz yüze konuşalım diyerek aradıktan bir gün sonra ... KOD ADLI ŞAHIS şahıs Diyarbakır a geldi. Daha sonra ... KOD ADLI ŞAHIS ile MADO isimli kafede buluş tak. Burada bana tekrardan neden gelmediğimi sordu. Ben yine evde düzenli ders çalışamadığımı, evde sıkıntıların olduğunu ve ademinde izin vermediğini söyledim. Evde ders çalışamadığım hususunu evdekalırken ilk başlarda kendisine bahsetmiştim. İlk yapılan denemelerde benim puanım evde kalanlardan yüksekti. Sonrasında ise puanlarım düşmeye başlamıştı. ... KOD ADLI ŞAHIS şahıs benim ders çalışamadığımın farkındaydı. Ben ders çalışamadığımı ve başka bir hakim savcı çalışma evine gitmek istediğimi kendisine belirttiğimde bana hitaben senin için başkalarının huzurunu bozamam diye söylemişti. Bu yüzden sınavı kazanamadığım için kedisini sorumlu tutuyordu. Ben kendisine hakim savcı çalışma evinde gelirken yaşadığım ders çalışamama sıkıntısını kendisine anlatmaya çalıştığımı ancak kendisinin bunu görmezden geldiğini söyledim. O da bana ben sizin gibi başka evlerden de sorumluydum. Ancak sizin evde yaşadığım sıkıntıyı diğer evlerde görmedim dedi. Benim gibi evlerde kalmak istemeyen şahıslarla da birebir görüştüğünü beni de ikna etmek için geldiğini söyledi. Ben gelmek istemediğimi belirtince bunun üzerine seni evlendirelim dedi. Ben o dönemde evlenmeyi düşünmediğim için bu teklifini kabul etmedim. Ayrıca bu görüşmede ben kendisine evden ayrılırken hakim savcı çalışma evinde bana ait olan çalışma kitaplarının Ankara ya gittiğinde bana gönderip gönderemeyeceğini sordum. O da bana göndermeye çalışacağını söyledi. Ancak üzerinden zaman geçmesine rağmen kitaplarımı göndermedi. Bunun üzerine ... KOD ADLI ŞAHIS beni arayıp kitaplarımı bulamadığımı bu yüzden gönderemediğimi söyledi. Bende gelip kitaplarımı almak istediğimi söyledim ve ... KOD ADLI ŞAHIS Ankara'ya geldiğimde aştiden karşılayacaklarını belirtti. Bende kitaplarımı almak için görüşmeden kısa süre sonra aşti otogarına gittim. Otogardan beni İSMİNİ VE KOD İSMİNİ BİLMEDİĞİM KISA BOYLU BİR ŞAHIS karşıladı ve beni ticari taksiyle açık adresini bilmediğim ancak o dönemde hakim savcı çalışma evi olarak kullanılan eve götürdü. İSMİNİ VE KOD İSMİNİ BİLMEDİĞİM KISA BOYLU BİR ŞAHIS bana benim daha önceden kaldığım hakim savcı çalışma evinin taşındığını o yüzden kitaplarımı bulamadığını bu yüzden kitaplarım gelene kadar bu evde kalmak gerektiğini akşama doğru kitapları kendisinin getireceğini belirtti. Ayrıca evden çıkarken de evde kalan şahıslara kitaplarımı almak için geldiğimi ve gideceğimi söylemememi istedi. Bunu da gelen şahısların kısa sürede evden ayrıldıkları algısını oluşmaması için söyledi. Ben bu evde bir gece kaldım... Ben bu evde bir gece kaldıktan sonra kitaplarımı bana İSMİNİ VE KOD İSMİNİ BİLMEDİĞİM KISA BOYLU BİR ŞAHIS getirdi ve bende taksiyle evden ayrıldım. Benim bu dönemde 2014 yılı hatırladığım kadarıyla mayıs yada haziran döneminde Diyarbakır da avukatlık stajım devam ediyordu. Stajım devam ettiği için Mahkeme kalemlerine gidip imza atmam gerektiği için benim Ankara da kalmam mümkün değildi. Bende tekrardan memleketim Diyarbakır a döndüm. 2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ2014 YILI EKİM-ARALIK AYLARI: Ben 2014 yılı yaz aylarında kendi imkanlarımla KPSS ve hakim savcılık sınavlarına hazırlanmaya karar verdim. Ancak KPSS den yeterli puan alamadım. Tek başıma da hakimlik savcılık sınavlarına istediğim şekilde hazırlanamıyordum. Bu dönemlerde beni İSMİNİ VE KOD İSMİNİ BİLMEDİĞİM bir şahıs beni ... isimli şahsın selamıyla aradı ve beni hakim savcı çalışma evine kalmak için davet etti. Bende evde düzenli ders çalışamadığım için bu teklifi kabul ettim. Bu görüşmeden kısa süre 2014 yılı Ekim cıyı içerisinde kendi imkanlarımla Aşti otogarına gittim. Burada beni ... KOD ADLI Z.D. isimli şahıs karşıladı.(Bu şahsı ben İstanbul ilinde yürütülen … Esas Sayılı Soruşturma Kapsamında Teşhis ettim.) Birlikte ticari taksiyle Yeni mahalle semtinde belediye binasına yakın mesafede bulunan ikinci kalacağım hakim savcı çalışma evine götürdü ve bıraktı. Evin kurallarıyla ilgili olarak ta bana zaten öncesinde hakim savcı çalışma evinde kalmışsın kuralları biliyorsun tekrardan anlatmaya gerek yok diyerek evden ayrıldı. 45-SERMURAKIB ... KOD ADLI ŞAHIS: Bu şahsın gerçek ismini, soy ismini, nereli olduğunu bilmiyorum. Bu şahıs o dönemde stajer hakim idi. Benim birinci kalmış olduğum hakim savcı çalışma evimin sermurakıbıdır. Sonrasında ne iş yaptığını bilmiyorum. Görsem teşhis ederim... ”
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 11/05/2018 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod adlı" şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.B., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 01/02/2018 tarihli sorgulama tutanağında; "..2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2014 YILI: Bu evde daha önceden hakim savcı çalışma evinde kaldığım için herhangi bir kuraldan bahsedilmedi. Ancak birinci evde bahsetmiş olduğum hakim savcı çalışma evimin kurallarının aynısı bu evde de geçerliydi. Bu evde ben 2014 yılı mart ayından 2015 yılı mayıs ayına kadar kaldım. Benimle birlikte yapıya ait bu hakim savcı çalışma evinde .... isimli şahıslarla birlikte kaldım. Bu şahıslardan sadece S.Ş.B.'yi okuldan arkadaşım olmasından dolayı tanıyorum. Diğer şahısları daha önceden tanımıyorum. İlk defa bu evde gördüm. Bu evin murakıbı ... KOD ADLI F.B. isimli şahıstı. Bu şahsın gerçek isminin F.B. ismini daha sonradan anlatacağım kira kontratını devralırken kontratın üzerinde adının yazmasından dolayı biliyorum. Murakıb kod adlı ... KOD ADLI F.B. isimli şahsın bir üstü de ... KOD ADLI şahıstı. İkinci hakim savcı çalışma evi olarak bahsetmiş olduğum ... KOD ADLI F.B. isimli şahsın yerine bir dönem Murakıb olarak ... KOD ADLI ... YADA ... KOD ADLI ... isimli şahıs gelip murakıblığımızı yapmıştı. Bu evde kalmaya devam ederken 2014 yılı yaz aylarında tam tarihini hatırlamamakla birlikte evin murakıbı olan ... KOD ADLI F.B. ve daha sonradan değişen murakıb ... KOD ADLI ... YADA ... KOD ADLI ... isimli şahıslar ve murakıbın bir üst sorumlusu ... KOD ADLI şahıs değişmiş bu şahısların yerlerine sivil şahıslar sorumlu olarak gelmişlerdi. Bu yapılan değişikliğin 17-25 Aralık olaylarının etkisi ile yapıldığını biliyorum. Bizden sorumlu olan şahıslar o dönemde adli yada idari yargı hakim adaylarıydı. Daha sonrasında gelen murakıbımız ise hukukçu olmayan sivil bir şahıstı. Yeni gelen murakıbımız ise ... KOD ADLI şahıstı. ... KOD ADLI ŞAHIS ikinci kalmış olduğum 2. Hakim savcı çalışma evinin 2014 yılı yaz aylarından 2015 yılı mayıs ayına kadar murakıplığını yapan şahıstır. ... KOD ADLI murakıbın bir üst sorumlusu varsa eve gelmedi ben görmedim. 44-... KOD ADLI ŞAHIS: Bu şahsın gerçek ismini, soy ismini, nereli olduğunu bilmiyorum. Hatırladığım kadarıyla Kırıkkale hukuk mezunudur. Bu şahıs 2. Hakim savcı çalışma evimin murakıbın üst sorumlusudur. Bu şahsın o dönemde idari hakim adayı olduğunu biliyorum. Görsem teşhis ederim....”
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 02/02/2018 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod adlı" şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.K.E., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 15/02/2018 tarihli sorgulama tutanağında; "....AYNI DÖNEMDE 2. KEZ DEĞİŞEN HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ Ağustos Aralık AYI: Bu ev Keçiören ilçesi İncirli Camisine yakın tam açık adresini hatırlamadığım bir evdi. Bu evde kuralları bildiğimiz için bize herhangi bir kuraldan bahsedilmedi. Bu evde ben 2013 yılı ağustos ayından 2013 yılı aralık ayı adli yargı sınav sonuçları açıklana kadar kaldım. Bu eve gittiğimizde evde kurulu vaziyette sabit bir hat vardı. Bu sabit hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum. Bu sabit hat numarasıyla ben annem ve babamla defaten görüştüğümü hatırlıyorum. Bu evde yine biz kira, doğalgaz, elektrik, su faturası ödemiyorduk. Yine gıda ihtiyaçlarımızı kendimiz karşılıyorduk. Bu kalmış olduğumuz evin kira kontratı kimin üzerine olduğunu ve evdeki faturaların kimin adına olduğunu bilmiyorum. Bu evde benimle birlikte 1. Hakim savcı çalışma evinde birlikte kaldığım ... isimli şahıslarla birlikte kaldım. Bu evden sadece ... isimli şahsı birinci hakim savcı çalışma evinden birlikte kaldığım için tanıyorum. Diğer kalan şahısları ilk defa bu evde gördüm. Bu evin MURAKIBI ... KOD isimli şahıstı. Bu evin SERMURAKIBI ise KOD ADI KULLANDIĞINI BİLDİĞİM İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM bir şahıstı. Bu evde benim yada evde kalan şahısların kod ismi yoktu. Biz kendi ismimizle birbirimize hitap ederdik. 25- SERMURAKIB KOD ADI KULLANDIĞINI BİLDİĞİM İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM ŞAHIS: Nereli olduğunu ve gerçek ismini bilmiyorum. Bu şahısta o dönemde Hakim Adayı olarak görev yaptığını tahmin ediyorum. Benim son olarak kaldığım Hakim savcı çalışma evinin SERMURAKIBI olarak görev yapan şahıstır. Bu şahsın bariz olarak yanağında beni olduğunu biliyorum. Zayıf uzun boylu dalgalı saçlı birisiydi. Görsem teşhis ederim...”
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 16/02/2018 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "Sermurakıb kod adı kullandığını bildiğim ismini hatırlamadığım şahıs" olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan G.G., Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele biriminde düzenlenen 24/10/2018 tarihli sorgulama tutanağında; "....2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ: Buı evde ben sınava girmedim ve 3 ay kaldıktan sonra evin sorumlusu olan İSMİNİ HATIRLMADIGIM şahıs herhangi bir gerekçe göstermeksizin benim kalmış olduğum evimi değiştirdi ve beni başka bir yapıya ait hakim savcı çalışma evine götürdü. 3.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ: Bu ev İncirli semtinde tam açık adresini hatırlamadığım bir apartman 2. Katıydı. Ben bu eve yukarıda bahsettiğim gibi 2. Evde kalırken evimin değiştirilmesi üzerine kaldım, 20]3 yılı mart nisan ayları gibiydi, bu evde de diğer hakim savcı çalışma evindeki kurallar geçerliydi,..2. EVİN MURAKIBI VE 2. EVDEN 3. HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİNE GÖTÜREN VE 3. EVİN SERMURAKIBI İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM ŞAHIS: Ben bu şahsın kod isminin ... olduğunu hatırladım, gerçek ismini bilmiyorum, nereli olduğunu bilmiyorum, Kırıkkale Hukuk Fakültesi Mezunudur, bu şahsın o dönemde idari yargı hakim adayı olabileceğini düşünüyorum, bu şahıs uzun boylu, beyaz tenli, zayıf yapılı bir şahıstır, görsem teşhis ederim... ”
Ayrıca aynı şahıs, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 26/10/2018 tarihli teşhis tutanağında ifadesinde "... Kod adlı" şahıs olarak bahsettiği kişinin davacı olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir.
Davacı tarafından bu ifadelere karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Bu durumda, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgütün yönlendirmesiyle katalog evlilik yaptığına, örgüt toplantılarına katıldığına, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlanıp bu evlerde sorumlu olarak görev yaptığına, kod adı kullandığına, Bylock kullandığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.
6) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Davacı, dava konusu kararlar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).
Dava konusu edilen kararlar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir.
Dolayısıyla dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.
AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin 2. fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Zira dava konusu kararlara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir.
AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).
Dava konusu kararların müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.
Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.
7) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerekmektedir.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.