‹ Ana sayfa
Danıştay5. DaireCeza Hukuku

Danıştay 5. Daire E.2017/2137 K.2021/262

Esas No: 2017/2137 · Karar No: 2021/262 · Karar Tarihi: 12.02.2021
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/2137
Karar No : 2021/262

**DAVACI:** …

**VEKİLİ:** Av. …

**DAVALI:** … Kurulu / …

**VEKİLİ:** Av. …

DAVANIN KONUSU: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI: Kanun Hükmünde Kararnamelerin Anayasa'nın 91. maddesi uyarınca Resmi Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulması ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğünün 128. maddesine göre otuz gün içinde Meclis tarafından görüşülüp karara bağlanması gerektiği, buna karşılık 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren otuz gün içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından görüşülüp onaylanmadığı için kendiliğinden yürürlükten kalktığı, yürürlükten kalkan kanun hükmünde kararnameye dayanılarak meslekten çıkarılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemelerin olağanüstü halin gereklerini aşar nitelikte olduğu, süre yönünden herhangi bir belirleme içermediği, etkileri olağanüstü hal sona erdikten sonra da devam edecek şekilde geçici olmayan tasarruflar içerdiği, hakim ve savcıların meslekten çıkarılmalarına dair düzenlemenin olağanüstü halin gerekli kıldığı bir durum olmadığı, meslek hayatı boyunca hiçbir organ, makam, merci veya kişiden emir ve talimat almadan Anayasa ve kanunların kendisine tanıdığı yetkiler çerçevesinde mevzuata ve vicdanına göre karar verdiği, herhangi bir adli ve/veya idari soruşturma geçirmediği, başarılı bir meslek geçmişi bulunduğu, FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliği, iltisakı veya irtibatının olmadığı, doğruluğu hiçbir şekilde sorgulanmamış ve denetime tabi tutulmamış istihbari nitelikteki bilgilere dayalı olarak, hakkında disiplin soruşturması yapılmadan, savunması alınmadan ve herhangi bir somut gerekçe gösterilmeden Anayasa ile güvence altına alınan hakimlik teminatına aykırı şekilde meslekten çıkarılmasına karar verildiği, dava konusu kararlarda kişiselleştirme yapılmadığı, kararlara dayanak yapılan olay ve eylemlerin kendisi için geçerli olmadığı, suç tarihi olarak beyan edilen 15/07/2016 tarihinde Yargıtay üyesi olup 2797 sayılı Yargıtay Kanununa tabi olduğu, anılan tarihten sonra 23/07/2016 tarihinde çıkarılan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesine dayanılarak önce Yargıtay Birinci Başkanlığınca yetkilerinin elinden alındığı, akabinde 6723 sayılı Kanunun 22. maddesiyle Yargıtay Kanununa eklenen geçici 15. maddeye dayanılarak Yargıtay üyeliğinin düşürüldüğü, sonrasında Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından yeniden Yargıtay üyeliğine seçilmeyerek Yargıtay tetkik hakimi olarak atanmış iken bu kez de meslekten çıkarılmasına karar verildiği, Yargıtay Kanunu uyarınca hakkında Yargıtay Yüksek Disiplin Kurulu tarafından disiplin cezası verilebileceği ve verilebilecek disiplin cezalarının kınama ve çekilmeye davet ile sınırlı olduğu, davalı idarenin yetki gasbında bulunmak suretiyle Kanunda sayılmayan meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına karar verdiği, Hakimler ve Savcılar Kurulunun bağımsız ve tarafsız olması yanında bağımsız ve tarafsız bir izlenim de vermesi gerektiği, ancak yaptıkları tasarruflar nedeniyle bağımsız ve tarafsız olmadığı kanaatini uyandırdığı, ceza yargılamasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiği, dava konusu kararlar ile suç ve cezaların şahsiliği, kanuniliği ve geçmişe yürümezliği ilkelerinin, masumiyet karinesinin, adil yargılanma hakkının, hakim ve savcılık teminatının, Anayasanın 12., 15., 36., 37., 38., 91., 139., 140. ve 159. maddelerinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6., 10. ve 15. maddelerinin ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararların yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. Öte yandan, dava konusu kararların dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ve tabi olduğu yargılama usullerini değiştirme amacı güden 680 ve 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerin Anayasa'ya aykırı olduğu iddia edilerek, anılan kanun hükmünde kararnamelerin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması talep edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI: Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı karar ile bu karara yönelik yeniden inceleme talebinin reddi hakkında aynı Kurul tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı kararın iptali istemiyle açılmıştır.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, T.C. Anayasası'na, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
Nitekim, T.C. Anayasası'nın 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı; 36.maddesinde, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu; 138.maddesinde, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları ve Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verecekleri kurala bağlanmış, Anayasa'nın ''Hakimlik ve savcılık teminatı'' başlıklı 139. maddesinde ise ''Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.'' hükmüne yer verilmiştir.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu'nun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edilen ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmiş bulunan Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde de, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmış olup, hâkimlerin herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmelerine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışları ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmeleri gerektiği; yargı görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmek zorunda oldukları; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmaları gerektiği; davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir nitelikte olmasını sağlamaları ve hâl ve davranış tarzlarının, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olması gerektiği; yalnızca adaleti sağlamakla kalmamaları, bu görüntüyü yansıtmak zorunda da oldukları; sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda oldukları ve bunu özgürce ve kendi iradeleriyle yapmaları gerektiği; ailelerinin, sosyal ilişkilerinin veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak meslekî davranışlarını veya kararlarını uygunsuz bir şekilde etkilemesine izin vermemeleri gerektiği; yargı görevinin yerine getirilmesinde herhangi bir kimsenin kendilerini uygunsuz bir şekilde etkileyebileceği izlenimine yol açmamaları ve başkalarının böyle bir izlenime yol açmasına müsaade etmemeleri gerektiği; özetle, hâkimlerin yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmak zorunda oldukları belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen meslek ve davranış kurallarının benimsenmesi ve sürdürülebilmesi bakımından hâkim ve savcıların denetimi ve gerektiğinde bu konuda meşru tedbir ve yaptırımların uygulanması zorunlu olup, bu amaçla T.C. Anayasası'nın 159. maddesi ile kurulan Hâkimler ve Savcılar Kurulu'na, hâkim ve savcılardan meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme ve görevden uzaklaştırma işlemlerini yapma yetkisi tanınmıştır.
22.7.2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasında ise, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verileceği belirtilmiş olup; 2.1.2017 tarih ve 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un 11. maddesinin ikinci fıkrasında da, bu kapsamda verilmiş meslekten çıkartma kararlarına karşı, kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'a dava açılabileceği kuralına yer verilmiştir.
Başta FETÖ/PDY olmak üzere terör örgütleriyle veya milli güvenliğe karşı faaliyette bulunan yapı, oluşum ya da gruplarla herhangi bir bağı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının meslekten çıkarılması, demokratik toplumun temel değerlerinden biri olan yargının güvenilirliği ve saygınlığının sağlanması bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. Nitekim 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinin gerekçesinde; 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve kalkışmanın sorumlusu olan FETÖ/PDY ile bağlantılı yargı mensuplarının görevde tutulmalarının en başta yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleriyle bağdaşmadığı; Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verme ödevi altındaki yargı mensuplarının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesiyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmesi, örgüt hiyerarşisi içinde ve ideolojik bağlılık duygularıyla hareket etmesinin en başta yargının saygınlığı ve güvenilirliğine zarar vermekte olduğu; Devlet organizasyonu dışındaki başka bir hiyerarşik yapının talimatlarına boyun eğen yargı mensuplarının varlığının, vatandaşların yine Anayasa'nın teminatı altındaki adil yargılanma hakkı önünde büyük bir engel teşkil ettiği; bu nedenlerle, belirtilen türde irtibatları değerlendirilen yargı mensuplarının meslekte kalmalarının doğuracağı sakıncaları gidermek amacıyla, Anayasa'nın 139 uncu maddesinin ikinci fıkrasında tanınan takdir hakkı da gözetilerek bu düzenlemenin yapıldığı ifade edilmiştir.
667 sayılı KHK’nın yukarıda anılan 3. maddesinde genel olarak terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan söz edilmiş ise de madde gerekçesi dikkate alındığında FETÖ/PDY’nin bunların başında geldiği anlaşılmaktadır. Tedbirin uygulanması için mutlaka terör örgütüyle, terör faaliyetleriyle ve bu arada darbe teşebbüsüyle yargı mensupları arasında bağ kurulması aranmamış; MGK’ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen “yapı”, “oluşum” veya “gruplar” ile bağ kurulması yeterli görülmüştür. Anılan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için söz konusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba “üyelik” veya “mensubiyet” şeklinde olması zorunlu olmayıp “iltisak” ya da “irtibat” şeklinde olması da yeterlidir. Öte yandan, terör örgütleri veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile üyeler arasındaki bağın “sübut” derecesinde ortaya konulması aranmamıştır. Böyle bir bağın Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca “değerlendirilmesi” yeterli görülmüştür. Buradaki değerlendirme Genel Kurulun salt çoğunluğunda oluşacak bir “kanaati” ifade etmektedir. Kuşkusuz bu kanaat cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece meslekte kalmanın uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirmeden ibarettir ve bu değerlendirme yapılırken, yetkili kurulları belli bir kanaate ulaştıracak nedenler her somut olayın özelliğine göre değişebilecektir.
Nitekim, bazı Anayasa Mahkemesi üyelerinin 667 sayılı KHK uyarınca meslekten çıkartılmasına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nca verilen 4/8/2016 gün ve E:2016/6; K:2016/12 sayılı kararda da yukarıda belirtilen uygulama koşulları aynen benimsenmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla; ilgililerin mesleğe kabulleri ile başlayan, eğitim merkezi ve Türkiye Adalet Akademisi'ndeki faaliyetleri, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılımlarına, yurtdışına gönderilmelerine, özel yetkili savcılıklara veya mahkemelere yahut idari görevlere atanmalarına ilişkin bilgiler ile bu görevlendirmelerde ve yine bir silah olarak kullanılan özel yetkili mahkemelere hâkim veya unvanlı olarak, Teftiş Kurulu Başkanlığına, başkan, başkan yardımcısı veya müfettiş sıfatıyla, idari kurumlara tetkik hâkimi, daire başkanı veya yardımcısı, genel müdür veya yardımcısı sıfatıyla v.s. şeklinde yapılan atamalarda dikkate alınan kriterler, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeler, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin birinci fıkrası kapsamında FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin anılan Kanun Hükmünde Kararname hükmü uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından, dava konusu işlemin savunması alınmadan tesis edildiği ileri sürülmekte ise de, bu eksikliğin yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması, 667 sayılı KHK'de öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarmanın, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak “olağanüstü tedbir” niteliğini taşıması ve davaya konu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının, disiplin hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren meslekten çıkarma cezası niteliğinde bulunmaması karşısında bu iddiaya itibar edilmemiştir.
Taraflarca dosyaya sunulan bilgi ve belgeler yukarıda belirtilen mevzuat ve mesleki ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının silahlı terör örgütü olduğu yargı kararıyla sabit görülen (Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16-956, K:2017/370 sayılı kararı) FETÖ/PDY’nin amaç ve eylemleri doğrultusunda faaliyet yürüttüğü hususunda Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nda oluşan kanaatin hukuken haklı ve geçerli nedenlere dayalı olduğu sonucuna varıldığından, bu husus gözetilerek ve davacının meslekte kalmasının doğuracağı sakıncaları gidermek amacıyla, T.C. Anayasası'nın 139. maddesi ile verilen takdir hakkı çerçevesinde meslekten çıkarılmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 11/02/2021 tarihinde, davacının tutuklu bulunduğu Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) vasıtasıyla duruşmaya katıldığı, davacı vekili Av. …'ın ve davalı idare vekili Av. …'in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı, taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip duruşma tamamlandı, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davacının 667, 680 ve 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile ilgili Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi, bağlantı istemi ve davalı idarenin usule ilişkin itirazları ise yerinde görülmediğinden işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:

A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.

2) Davacıya İlişkin Süreç
... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptaline karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Öte yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan temyiz başvurusunun ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … esasına kaydedildiği ve Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu temyiz incelemesinin devam ettiği (anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği) görülmüştür.

B) İLGİLİ MEVZUAT
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."
Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...”
Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”

2) AİHS
AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."
AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."

3) Kanun
667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”
Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”

4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.

C) İNCELEME VE GEREKÇE
1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç
AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.
Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.
Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.
Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.
Bu kapsamda, davacının duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) vasıtasıyla katılma istemi, Dairemizin 02/02/2021 tarihli ara kararıyla kabul edilmiş ve davacının 11/02/2021 tarihinde yapılan duruşmaya SEGBİS vasıtasıyla katılımı sağlanmıştır.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.
Bu kapsamda, Dairemizin 23/10/2019 tarihli ara kararıyla, davalı idare tarafından dosyaya sunulmuş olan ve davacı hakkında yeni bilgi ve belgeler içeren 31/08/2018 tarihli ek beyan dilekçesi ve eklerinin (görüşme içeriğinde davacıya dair beyanlar olan 3. kişilere ait Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanaklarının) CD'ye aktarılarak davacıya tebliğ edilmesine, davacının söz konusu CD içeriği bilgi ve belgelerle ilgili olarak cevap hakkını kullanabilmesi ve beyanlarını dosyaya sunabilmesi için ara kararın tebliğ tarihinden itibaren davacıya on (10) gün süre verilmesine; Dairemizin 24/12/2020 tarihli ara kararıyla, davalı idare tarafından dosyaya sunulmuş olan ve davacı hakkında yeni bilgi ve belgeler içeren 13/04/2020 tarihli ek beyan dilekçesi ve eki CD'nin davacıya tebliğ edilmesine, davacının, söz konusu ek beyan dilekçesi ve eki CD içeriği bilgi ve belgelerle ilgili olarak cevap hakkını kullanabilmesi ve beyanlarını dosyaya sunabilmesi için ara kararın tebliğ tarihinden itibaren davacıya on (10) gün süre verilmesine karar verilmiştir.
Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.
Bununla birlikte, AİHS’in ʻʻAdil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.
AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).
Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.
Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararın gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.

2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:
"Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...
Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...
HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.
Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...
Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...
Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..."
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı … kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”
Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.

3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.
Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir.
Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.

4) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.

5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.

a) ByLock Delili
i. ByLock Uygulamasına İlişkin Genel Değerlendirme
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında belirtildiği üzere ByLock uygulaması, kullanılması için indirilmesi yeterli olmayan ve özel kurulum gerektiren, kullanıcıların haberleşebilmesi için her iki tarafın önceden temin ettikleri kullanıcı adlarını ve kodlarını eklemeden taraflar arasında mesajlaşmanın başlayamadığı, bu bakımından sadece oluşturulan hücre tipine uygun şekilde bir haberleşme gerçekleştirilmesine imkân veren, kriptolu anlık mesajlaşma, e-posta gönderimi, ekleme yoluyla kişi listesi oluşturma, grup içi mesajlaşma, kriptolu sesli görüşme, görüntü veya belge gönderebilme özellikleri bulunan, böylece kullanıcılarının, örgütsel mahiyetteki haberleşmelerini başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duymadan gerçekleştirmesine olanak sağlayan bir iletişim sistemidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında; ByLock uygulamasının 2014 yılı başlarında uygulama mağazalarında yer alıp bir süre herkesin ulaşımına açık olduğu, bu mağazalardan kaldırılmasından sonra örgüt mensuplarınca harici bellek, hafıza kartları ve bluetooth yoluyla yüklenildiği hususunun yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki ifadeler, mesaj ve e-postalardan anlaşıldığı, ByLock üzerinden yapılan iletişimin çözümlenen içeriğinin tamamına yakınının FETÖ mensuplarına ait örgütsel temasa ve faaliyetlere ilişkin olduğu; kullanıcılar tarafından buluşma adreslerinin değiştirilmesi, yapılacak operasyonların önceden bildirilmesi, örgüt mensuplarının yurt içinde saklanması için yer temini, yurt dışına kaçış için yapılan organizasyonlar, himmet toplantıları, açığa alınan veya meslekten çıkarılan örgüt mensuplarına para temini, örgüt liderinin talimat ve görüşlerinin paylaşılması, Türkiye'yi terörü destekleyen ülke gibi göstermek amacına yönelik faaliyette bulunan birtakım internet adreslerinin paylaşılması ve bu sitelerdeki anketlerin desteklenmesi, FETÖ'ye yönelik yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veya sanıkların hâkim ve Cumhuriyet savcılarınca serbest bırakılmasının sağlanması, örgüt mensuplarına müdafi temin edilmesi, örgüt üyelerinden kimlere operasyon yapıldığına ve kimlerin deşifre olduğuna ilişkin bilgilerin paylaşılması, operasyon yapılması ihtimali olan yerlerde bulunulmaması ve bu yerlerdeki örgüt için önemli dijital verilerin arama-tarama mesulü olarak adlandırılan kişilerce önceden temizlenmesi, kamu kurumlarında FETÖ aleyhine görüş bildiren veya yapılanmayla mücadele edenlerin fişlenmesi, sistemin deşifre olduğunun düşünülmesi halinde ByLock iletişim sisteminin kullanımına son verilerek Eagle, Dingdong ve Tango gibi alternatif programlara geçiş yapılacağının haber verilmesi, yapılanmaya mensup kişilerin savunmalarında kullanabilmeleri amacıyla hukuki metinler hazırlanması gibi örgütsel nitelikte ve amaçta mesajlar gönderildiği ifade edilmiştir.
Bylock delilinin hukuki niteliği ile ilgili olarak ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında; Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 32. maddesi ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 4.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi ile 6.maddesinin 1.fıkrasının (d) ve (g) bentlerine uygun şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen Bylock'a ilişkin dijital materyaller hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ceza Muhakemesi Kanununun 134.maddesi gereğince Ankara Sulh Ceza Hakimliğince verilen ''inceleme, kopyalama ve çözümleme'' kararına istinaden bilgisayar ve bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı görülmüştür.
Nitekim Anayasa Mahkemesi de Bylock verilerinin kanuni bir temele dayanmadan ve hukuka aykırı şekilde elde edildiğine yönelik iddialar yönünden yapılan başvuruda; 4/6/2020 tarih ve Başvuru No: 2018/15231 sayılı kararı ile Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi aynı kararında, yapısı, kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca -örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim ağının başvurucu tarafından kullanılmasının terör örgütüne üye olma suçu açısından mahkumiyete dayanak olarak alınmasının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerini etkisiz hale getiren keyfi bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceği tespitinde de bulunmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ByLock uygulamasına ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan Y.G. isimli şahıs tarafından İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuş beyan: “Bana ByLock adlı programı indirmemi 2014 Temmuz’da … adlı kişi söyledi. Önce VPN programını daha sonra da ByLock’u kurmamı, VPN’yi açmadan ByLock’u kullanmamam gerektiğini açıkladı. Daha sonra beni kendisi ekledi ve onaylamamı söyledi. Böylece buradan daha güvenli mesajlaşabilecektik onlara göre. Çünkü 2014 HSYK seçimleri yaklaşmaktaydı ve hızlı bir haberleşme ağı lazımdı.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö. isimli şahsa ait Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 16/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “2014 HSYK seçimlerinden yaklaşık 3-4 ay önce E.E.’nin evinde toplanmıştık. … … abi denilen kişi bir programdan bahsetti. Bu program üzerinden haberleşeceğimizi söyleyerek telefonlarımızı istedi. Kendisi telefonlarımıza ByLock denilen programı söz konusu sohbet sırasında yükledi. …ByLock programını kullanan cemaatteki herkesin paylaşımlarını görmek mümkün değildi. Sadece arkadaş listesi (grup) şeklinde oluşturulan arkadaşlarla konuşabilmekte ve yazılar paylaşabilmekteydik. …HSYK seçimlerinin sonuna kadar ByLock programı üzerinden haberleşme sağlanıyordu. Cemaat mensuplarının istemleri doğrultusunda seçimlerden sonra ByLock programını sildim.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.B. isimli şahsa ait Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 22/03/2017 tarihli sorgulama tutanağı: “... isimli şahıs telefonuma ByLock yüklemek istedi. Ancak akıllı telefonum olmadığı için yükleyemedi. Ben de eşimin telefonunu kendisinden habersiz aldım. Bir şeyler yaptı. Bundan sonra buradan haberleşeceğiz dedi. …..., hâkim ve savcıların kişisel bilgilerini (dünya görüşü, siyasi görüş vs.) özellikle ByLock’tan ona atmamı istiyordu. …... bana tablet almamı, başka bir akrabamın adına hat almamı söyledi. Ancak ben bunu da yapmadım. Daha sonra ..., bana içinde hat olan bir tablet getirdi. Tablette ByLock programı yüklüydü. Gelen yazıları okuyordum. Ayrıca bana tablette silme programını gösterdi. Herhangi bir durumda onu kullanmamı söyledi.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.Ö. isimli şahsa ait Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 02/03/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “2014 yılının Ağustos ayında E.Ö. çalıştığı yer olan Silivri’ye gelmemi söyledi. Silivri’ye gittikten sonra beni oradan alıp Silivri İlçesinde oturan D.S.’nin evine götürdü. Burada … kod adlı şahıs da vardı. Kendisi telefonumu istedi. Kendisi bana ByLock isimli programı yükledi. Artık buradan haberleşeceğimizi bana söyledi. Çünkü benim tek kaldığımı, bir şekilde haberleşmemiz gerektiğini söyledi. 2015’in Şubat ayına kadar bu program üzerinden haberleştik.”
Bu durumda, FETÖ tarafından gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran FETÖ tarafından kullanıldığı anlaşılan ByLock uygulamasının yüklendiğinin, bu ağa dâhil olunduğunun tespit edilmesi hâlinde, bu kişilerin örgüte üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut örgütle irtibatı ortaya konulmuş olabilecektir.

ii. ByLock Delilinin Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
a-1) Davacıya ait ByLock Bilgisi Şu Şekildedir:
Dava dosyasında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosunun … tarih ve … CBS Soruşturma Dosyası sayılı yazısı ile Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderdiği 1776 yargı mensubuna ait ByLock kullanıcı bilgisinin bulunduğu "Excel Tablosu" ile Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş "ByLock Tespit Tutanağı" yer almaktadır.
Dava dosyasına sunulan ByLock kullanıcısı yargı mensuplarının yer aldığı söz konusu tablo ile ByLock Tespit Tutanağının birlikte incelenmesinden; davacının 129.862 satırlık ByLock abone listesinin 118338. satırında kaydının olduğunun, tespit edilen GSM aboneliğinin ..., tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının ise ... olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Bununla birlikte, davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacının ... marka Galaxy Note2 model ve ... IMEI numaralı telefon cihazına takılı ... nolu GSM hattı ile ByLock programı için Baltics Servers-Litvanya adlı firmadan kiralandığı anlaşılan sunucu sistemlerine ... ve ... numaralı IP adresleri üzerinden toplamda 10 farklı zaman diliminde 135 kez bağlantı kurduğu, HTS ve CGNAT kayıtlarında yer alan baz bilgilerinin birbiriyle uyumlu olduğu, davacının ikametinde 17/07/2016 tarihinde yapılan aramada ele geçen meteryaller üzerinde yapılan teknik inceleme ve içerik çıkartım raporu sonucunda, ... marka ... model ... IMEI numaralı cep telefonunda 'net.client.by.lock' uygulamasının kalıntılarına /Root/data/net.tntapp.app.zerovpn/files/usages.json ve /Root/data/net.tntapp.app.zerovpn
/files/apps.json dosyalarında rastlanıldığı, telefonda kurulu bulunan net.tntapp.app.zerovpn uygulamasının kişinin internet üzerinde gerçek IP adresini gizlemesini ve yasaklanan sitelere erişmesini sağlayan bir uygulama olduğu, davacının net.tntapp.app.zerovpn uygulaması üzerinden 'net.client.by.lock' uygulamasını kullandığı hususlarının tespit edildiği görülmüştür.
Öte yandan, davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) … sayılı esasına kayıtlı dosyada davacının ikametinde 17/07/2016 tarihinde yapılan arama sonucu ele geçirilen materyaller üzerinde yapılan teknik inceleme neticesinde düzenlenen 22/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda; ... ... model ... IMEI numaralı cihaz belleğinde uygulama verileri üzerinde yapılan inceleme ve araştırma çalışmalarında ByLock uygulamasına ait veri kalıntılarına rastlanıldığı, ByLock uygulamasının android cihazlara yüklendiği zaman gelen-indirilen dosyaları saklamak için 'bylock Downloads' isminde oluşan klasörün anılan cihazda mevcut olduğu, silinmiş alanda gerçekleştirilen veri kurtarma ve araştırma işlemlerinde başkaca ByLock kalıntılarının bulunduğunun da tespit edildiği, örneğin silinmiş alanda gerçekleştirilen 'data' klasörünün üst verileri içerisinde 'net.client.by.lock-2.apk' olarak uygulamaya ait kurulum verisinin bulunduğu, ancak halihazırda program silindiğinden dolayı daha detaylı verilere ulaşılamadığı, ByLock ile ilgili diğer bir kalıntının da cihazda halen yüklü olduğu görülen bir VPN yazılımı içerisinde tespit edildiği, VPN yazılımlarının IP değiştirme ve veri iletişiminde güvenlik sağlayan bir protokol olduğu, davacıya ait cihazda kurulu bulunan VPN yazılımının '...' isimli VPN yazılımı olduğu, anılan yazılımının davacı tarafından 17/12/2014 tarihinde satın alındığı, telefon belleğindeki ... yazılımına ait dosyaların altında 'usage.json' ve 'apps.json' isimli dosyaların bulunduğu ve söz konusu dosyalarda da ByLock uygulamasına dair kalıntılar bulunduğu, Bylock uygulaması çalıştırıldığında VPN uygulaması üzerinden internete erişim sağladığı hususları bilimsel ve teknik verilerle ortaya konulmuştur.
Davacı tarafından; ByLock programını kullanmadığı, dijital materyaller üzerinde yapılan incelemenin hatalı olduğu, ByLock adlı programı VPN yoluyla kullandığının iddia edildiği, bilirkişi raporu ve MİT belgelerinde VPN'in 13/04/2016 tarihinde piyasaya çıkan sürümünü 2014 yılında kullandığının iddia edildiği, BTK'dan gelen sinyal bilgileri ile ByLock adlı programa ilişkin verilerin birbiriyle uyumlu olmadığı, şahsıyla alakalı ByLock ile ilgili bir bireyselleştirmeyi sağlayacak yazışma içeriği, ID numarası, şifre ve kimlerle kaç defa yazıştığı hususunda herhangi bir kaydın dosyaya sunulmadığı, öte yandan ByLock adlı programa ilişkin verilerin hukuka aykırı elde edildiği, hukuka aykırı elde edilen veri ve kayıtların delil olarak kullanılamayacağı, ByLock kayıtlarının ve kullanıcılarının değişebilir nitelikte olduğu, Mor Beyin uygulamasının da bu hususu teyit ettiği beyan edilmiştir. ByLock uygulaması ile ilgili yukarıda aktarılan hususların, davacı hakkında düzenlenmiş olan ByLock kullanıcısı yargı mensuplarının yer aldığı Tablo ile ByLock Tespit Tutanağının, davacının yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesince yapılan tespitler ile 22/07/2019 tarihli bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının bu beyanlarına itibar edilmemiş ve davacı tarafından ... GSM numarasından, ... IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiği anlaşılmıştır.

a-2) Davacının Adının Geçtiği ByLock Yazışmaları Şu Şekildededir:
Davalı idarece;
- ... ID numaralı, A.A. isimli ve "..." kullanıcı adlı ByLock kullanıcısına,
- ... ID numaralı, O.Y. isimli ve "..." kullanıcı adlı ByLock kullanıcısına ve
- ... ID numaralı, M.B. isimli ve "..." kullanıcı adlı (sivil imam olan) ByLock kullanıcısına
ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları dava dosyasına sunulmuştur.
Söz konusu ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanaklarında davacının adının geçtiği yazışma içerikleri şu şekildedir:
... ID (M.B.) ... ID (A.A.)
... ...
00:42:32 06:43:57
"abi bu davalar ile ilgili kanaatimce ayrı su abilerden bir kisminin fikini alsak. Müfettiş kökenli abiler... M.A. 22 H.D., A.E., O.A.18 H.D., ... 20 H.D., İ.K. 7 H.D. VE H.K. 16. H.D. Bu abilerden yararlanalım…",
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
... ID (A.A.) ... ID (Ç.Ş.)
... ...
13:40:43 15:49:55
"K. ile irtibatta olursanız. O soru, görüş ve önerilerini sizin vasıtanızla iletecek.
12.12.2015 09:19, T. (...) yazd?: yapmam gereken bir şey var mı? 12.12.2015 05:19, ... yazd?: Abi, ... ve DT ci abimiz bilgi notu üzerinde çalışıyorlar. Akşam komşularınızdan K. ile birlikteydik. Ona da bahsettim. O da bir hazırlık yapıyor. Sizin sizin vasıtanızla onları da alıp hepsini birleştirerek önümüzdeki hafta içi son şeklini vermeliyiz"
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
... ID (A.A.) ... ID (O.Y.)
... ...
14:43:06 21:28:54
"Konu:Destek
Abi, metin hazırlığı için: Yargıtay Üyeleri hakkında koruma tedbiri kararları (arama m el koyma, gözaltı, tutuklama, teknik takip vs) konusunda yetki, görev ve uygulama için emsal olması bakımından H.E. dosyası ve varsa başka emsalleri inceleyebilir miyiz? Sizde veya bir yerlerde nüsha var mıdır. Bu konularda Divan veya Bşk Kurulu kararlarından suret alıp çalışma yapan ... a ulaştırsak."
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
... ID (S.S.) ... ID (A.A.)
... AT:...
14:51:36 00:34:59
"Konu:Re: Fw: İ. [abiden]
ABİ AŞAĞIDA Kİ NOTU ... BEYE Mİ İLETMEM LAZIM. DÖNÜŞ YAPARSANIZ SEVİNİRİM... ... 15.12.2015 00:34, ... yazd?: 14.12.2015 22:20, ... yazd?: Ç BEY BENDEN BUNU HAZIRLAMAMI İSTEMİŞT"
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
... ID (A.A.) ... ID (S.S.)
... AT:...
00:39:05 13:48:57
"Konu:Fw: Re: Fw: İ. [abiden]
Evet başlık kısmını çıkarıp hem bilgisayarınıza kaydedin, hem de komşuya okutursanız... Nihaî ortak metin için... 15.12.2015 12:51, S. (...) yazd?: ABİ AŞAĞIDA Kİ NOTU … BEYE Mİ İLETMEM LAZIM. DÖNÜŞ YAPARSAN"
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
... ID (S.S.) ... ID (A.A.)
... ...
20:26:58 00:35:28
"Konu:... beyin çalışması-bugün görüşmesi olan arkadaşlara iletilmesini istedi-yeni ilave olursa onu da bilahere göndereceğini iletti-ÖNEMLİ
Hakim ve savc?lar?n görevden do?an ve görev s?ras?nda i?lenen suçlar?, s?fat ve görevleri gere?ine uymayan davran??lar? nedeniyle haklar?nda inceleme ve soru?turma yap?lmas? Birinci s?n?f haki"
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
... ID (T.E.) ... ID (A.A.)
... ...
15:27:29 06:28:54
DT CEZA MASASINDA GELEN SORUSTURMA KONULU ... BEYIN VE DIÄzER ARKADASIN YAZDIÄzI YAZILAR INCELENDI.BU HAZIRLANAN YAZILAR ÇOK GÜZEL HAZIRLANMIS.HAZIRLAYAN ARKADASLARA ÇOK TESEKKÜR EDIYORUZ.BU YAZILARIN MUHATABI ILGILI ARKADASLAR GURUPLAR OLARAK ÇAÄzRILIP ÄzECIKMEKSIZIN KENDILERINE OKUNABILIR.DIJITAL OLARAK POYALSILMASIN. ARKADASLAR KENDILERINE GÖRE NOTUNU ALABILIRLER.SAYGILAR.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
... ID (T.E.) ... ID (A.A.)
... ...
23:08:50 06:53:20
"... beyden ilk gelen Düşünceler tedbirler vs. yazılan yazının çerçevesinden ayrılarak soruşturmanın usulü ve hukuki zemini ifade olunmuş.Tebliğe çıkacak husus en son yazılan yazı. ancak ilk yazılan yazı içeriğide tebliğ edilmesi gerekir diye düşünüyorum. Siz bu hususta ne düşünürsünüz."
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
... ID (A.A.) ... ID(T.E.)
... ...
00:54:24 12:46:18
"Tazminat konusu şekillendi. Metin ulaşınca paylaşacağım"
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
... ID (A.A.) ... ID (T.E.)
... ...
00:58:11 12:46:18
"... bey hakkında dediğiniz doğru. Hazırlanan metni beklentinin bir bölümü olarak kabul edelim. Diğer bölümü için ayrı bir metin mi hazırlasak. Mevcut malzeme, mutabık kalınan bilgileri bir araya getirerek başka bir metin hazırlayabilir misiniz. Yada ekibinizden konuya vakıf birine hazırlatabilir misiniz?"
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
... ID (A.A.) ... ID (T.E.)
... ...
01:00:25 12:46:18
"Yarın (perşembe) müsaitseniz Gölbaşına bekleriz. Sizin bölümün ekibi olacak. "
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
... ID (A.A.) ... ID(S.S.)
... ...
23:51:32 06:00:24
"Konu:Re: No Subject
Sizin viber niye çalışmıyor? DT ekibinin değerlendirmesi: "Bu aşamada kısa ve öz gerekçe yeterli olur. Aksi halde hazırlık yapılmış, operasyonel bir tahliye algısı oluşabilir. (İstenirse geniş çaplı bir tahliye gerekçesi hazırlayabiliriz-DT). Azınlıkta kalınması halinde muhalefette kalınırsa tahliye gerekçesi muhalefet gerekçesi olur. Tahliye halinde: CMK 100. m.sinin 2. fıkrasında tutuklama nedenleri olarak gösterilen olgulardan sanıkların kendiliği den gelip teslim olmaları dikkate alındığında, saklanma ve kaçma şüphelerinin olmayışı, delilleri yok etme, gizleme ve değiştirme ayrıca yasal olmayan şekilde yargılamaya etki etme ihtimallerinin olmayışı, tutukluğun tedbir olup infaza dönüşemeyeceği, sanıkların halen hakim olarak görev yapması nedeni ile ileride telafisi mümkün olmayacak şekilde mağdur olmaları ihtimalleri gözetilerek CMK 105 m si geteği TAHLİYELERİNE, Ya da, CMK 109 m.sinde belirtildiği üzere .... adli kontrol şartı ile salıverilmelerine...." 22.01.2016 18:28, ... (...) yazd?: ABİ, >>GEÇEN GÜN H. BEY, URANKENTE GİTTİĞİNDE İKİ H. BEYİN DE TABLETİNE TELEGRAM KURDU, BENİM TWİTER HESABIMDA SIKINTI VAR BU NEDENLE İRTİBAT KURAMIYORUZ, HALA TURKUAZDAN HESAPLAŞIYORUZ, TELEGRAM PROG. SİLSİNLER Mİ ? >> İSTANBULDA TAHLİYE KARARI VEREN İKİ HAKİM KARDEŞİMİZİN DURUŞMASI 16 CD DE YAPILDIĞI İÇİN İTİRAZLAR BİZE GELİYOR, İTİRAZ HALİNDE TAHLİYE KARARI KONUSUNDA YASAL GEREKÇELERİMİZ NE OLMALIDIR, DAVA TAKİP BIRİMİNDE Kİ ARKADAŞLARIMIZ BU HUSUSTA BİR ÇALIŞMA YAPABİLİRLER Mİ"
Davacı tarafından; söz konusu yazışma içeriklerinin şahsıyla ilgisinin bulunmadığı, şahsıyla ilgisi bulunduğuna dair hiçbir emare, belirti ya da iz bulunmadığı, ...'ın kod adı mı gerçek ad mı olduğunun belli olmadığı, ayrıca hukuk camiasında ... isimli birçok kişi bulunduğu beyan edilmiştir.
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet cetvelinin incelemesinden; davacının, 25/02/2004-08/06/2009 tarihleri arasında Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığında adalet müfettişi, 08/06/2009-17/01/2011 tarihleri arasında tarihleri arasında Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığında adalet başmüfettişi, 17/01/2011-24/02/2011 Hakimler ve Savcılar Kurulunda kurul başmüfettişi olarak görev yaptığı, Hakimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile Yargıtay üyeliğine atandığı ve 24/03/2011-17/07/2016 tarihleri arasında Yargıtay 20. Hukuk Dairesi üyesi olarak görev yaptığı görülmüştür.
Öte yandan, davacının ceza yargılamasının yapıldığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; örgütün dava takip birimi başlığı altında, " Örgüt; ülkenin sosyal, kültürel, adli, idari, mali ve siyasi yapısına yön vermek amacıyla yargıyı ve yargıya intikal eden olayları yakından izleyerek örgüt stratejisine uygun gelişmeler sağlamak amacıyla illegal çalışmalar içine girmiştir... Örgütün davalara müdahalesi; hedef şahsa / kurumlara kumpas suretiyle aleyhine soruşturma ihdas edilmesi, bir soruşturmaya emniyet / savcılık veya yargılama aşamalarında müdahale edilerek örgütün lehine çıkarımlar sağlanması şeklinde olmaktadır. Bu müdahale bazen, bir vaka veya talebin, örgüt mensubunun baktığı veya etkili olduğu birime yönlendirilmesi suretiyle yapılmaktadır. Yapılan müdahale, bir örgüt mensubunun takip veya cezadan tamamen veya kısmen kurtarılması şeklinde bireysel sonuçlar doğurabilecek nitelikte olabileceği gibi, ülkenin sosyal, siyasal, ekonomik, adli yapısını belirleyebilecek boyutta olması da mümkündür. Bylock mesajları, müdahalenin, yargılamanın her safhasını hedef aldığını göstermektedir... Örgütün takip ettiği davalardan bir kısmı yüksek yargıya intikal etmiş olup örgüt, bu davaları takip için 'dava takip birimi' dahi kurmuştur. Dairemizde görülen 2017/105 esas sayılı davanın 22/10/2018 tarihli celsesinde tanık K.T.’nin '….ama tüm toplantılarda böyle işte önemli dosyalardan fotokopi çektirin getirin diye bir genel bir talimatları var yani cemaatin.' şeklindeki ifadesinden örgütün önemli gördüğü dava dosyalarının fotokopisini alıp arşivlediği anlaşılmaktadır. Benzer ifadeler tanıklar B.E. ve H.E.’nin beyanlarında da geçmektedir. Örgütün davalara müdahil olduğu Bylock mesajlarında da açık biçimde görülmektedir: ... ID ile ... ID arasında geçen 2015-12-23 12:05:01 tarih ve saatli mesaj: 'akşam abiler danışman abiler kaçta gelecekler abi / Abi, Ocaktaki başkan seçimlerini ve takip ettiğimiz dava konularını (Beşiktaş, 9 Ceza ve 14 Ceza) konuşunuz' Mesaj, Yargıtay Daire Başkanlığı seçimlerine örgüt müdahalesini de göstermektedir..." yönünde açıklamalara yer verildiği görülmüştür.
Anılan karardaki tespitlerin, Bylock yazışma içeriklerinin ve davacıya ait hizmet cetvelinin birlikte incelenmesinden; yazışma içeriklerinin, davacının görev yaptığı yerler ile uyumlu olduğu tespit edilmiş ve davacının, örgütün yüksek yargı içerisinde oluşturduğu "dava takip birimi" adlı grubun içerisinde yer alarak örgüt tarafından takibi yapılan davalara hukuki görüş bildirdiği değerlendirilmiştir.
Netice itibarıyla, davacının adının geçtiği anılan Bylock yazışma içerikleri, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirilmiştir.

b) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan İ.O. isimli şahsın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen … numaralı soruşturma kapsamında düzenlenen 14-26/12/2016 tarihli şüpheli 2. sorgulama tutanağı:
"... SORULDU: 2010 yılında oluşan HS(Y)K'nın Yargıtay ve Danıştay Üyeleri için yaptığı ilk seçimde Fetullah Gülen cemaat mensuplarının istedikleri isimlerin seçilmelerini sağladıklarını bizzat siz de dile getirdiniz. Bu dönemde seçilen Fetullah Gülen cemaat mensupları kimlerdir? Bu şahıslar hakkında bize bildiklerinizi ve gördüklerinizi anlatır mısınız? CEVABEN; 1)M.S., ... 66)...; Fetullah Gülen cemaat mensuplarının isteği ile ve onların kontenjanından Yargıtay üyeliğine seçilmiştir..."
Aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) E:… sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ifadesinin yer aldığı 12/02/2018 tarihli 2. Celseye ilişkin duruşma tutanağı:
"...BAŞKAN: İ. bey ... hakkında FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olmaktan hakkında açılmış bir dava var. Sizin bu konudaki bilgilerinizi alabilirmiyiz. TANIK: Başkanım ... bey teftiş kurulundaydı yanlış hatırlamıyorsam Başmüfettiş olarak çalışıyordu. O dönemde seçildi. Cemaat mensubu olan arkadaşların getirdiği isimler arasındaydı kendi ismi olayı biraz geriden alarak anlatmak istiyorum. Yargıtay, HSYK, Danıştay ve Bakanlık arasında bir çatışma vardı 2005 ten itibaren ciddi bir kırılma yaşandı. Yargıtay da 190 kişilik yaklaşık bir grup vardı. Karşısında da 40-45 kişilik Bakanlıkla daha yakın diyebileceğimiz bir ekip vardı. 2010 yılında yaz kararnamesi çıkarılamadı. Kurul çalışamaz hale geldi. Tamamen kurul toplantıları iptal oldu. Müsteşarlar hakkında tutanaklar tutuldu. Bunun üzerine Anayasa değişikliğine gidildi. Anayasa değişikliğinden sonra 25 Ekimde biz göreve başladık, boş olan Yargıtay üyelikleri için seçim yapılması gündeme geldi. Bununla ilgili A.H. bey genel bir duyuru yaptı. Aralık ayında seçim yapabileceğimizi ona göre herkesin hazırlıklarını yapmasını istedi. Daha sonra bakan bey ve müsteşar bey ilave kadrolar ekleneceğini, kanun çıkarılacağını bu nedenle biraz beklememizi söylediler. Ocak ayında yanlış hatırlamıyorsam kanun çıktı. Şubat ayında da seçim yapılmak üzere arkadaşlara duyuru yapıldı ve herkese seçilmesini istediğiniz isimleri bildirin ona göre sicillerini çıkaralım sicillerini kontrol edelim işte bir sıkıntıları var mı yok mu bakalım isimler değerlendirilsin diye duyuru yapıldı. Bu duyurudan bir süre sonra 8 üye arkadaşımız A.B., T.G., B.Ç., N.Ö., H.S., Ö.K., A.K. ve R.Y. M.K. beyin evinde bizi davet ettiler. A.H., B.E. ve ben oraya gittik. M.K. vardı. Genel Sekreter Yardımcısı M.B., Genel Sekreter Yardımcısı E.D., Yargıtay dan A.B., Ö.A., M.Ö. ve N.D. oradaydılar. Biz önce onları görünce bu arkadaşlar niye geldiler biz kendi aramızda görüşmeyecekmiydik dediğimizde Yargıtay ile ilgili bilgi vermek için burada hazırlar. Dairelerdeki durumları, kıdemleri, onlardan daha kıdemlisi varmı yokmu, sıralamaları nasıl, savcı ise hangi masaya bakıyor bunlarla ilgili bilgi vermek için geldi dediler. Ön konuşmalarda isimlendirmeye geçmeden önce şöyle bir değerlendirme yapıldı. İşte Yargıtay daki durum belli 190 kişilik bir blok var karşıda bunun karşısında 40-45 kişi var. Gelecek olan 160 isim birlikte hareket ederse ve bu 40 kişiyle birlikte olursa ancak çoğunluk sağlanabilir. Aksi taktirde yargıdaki işte şikayetçi olduğunuz vesayet devam eder. O nedenle seçilecek arkadaşların uyumlu olması birbiriyle irtibatlı olabilecek isimlerden seçilmesi gerektiği, bu kapsamda çalışma yaptıklarını birlikte hareket edeceğini düşündükleri milliyetçi, muhafazakar cepheyi daha doğrusu o tarihteki tanımla referandumda evet diyen cepheyi temsil ettiğini düşündükleri isimleri tespit ettiklerini bunları bize takdim etmek istediklerini söylediler. 350 kişilik yaklaşık bir listeleri vardı. Biz şöyle bir itirazda bulunduk. Bu listenizdeki isimleri şuanda daha görmedik bilmiyoruz ama tamamının buradan seçilmesi mümkün değil, zira bizlerin isimleri var burada olmayan arkadaşlarımızın getireceği isimler var dolayısıyla burdan bakarız uygun olan isimlerinize tamam biz de destek veririz ama tümünün buradan seçilmesi söz konusu olmaz dedik. Şeyi söylemeyi unuttum. Kurulda da ilk günden itibaren yüksek yargıdan gelen 5 üye bir tarafta Bakan ve Müsteşarında içinde yer aldığı 17 üye bir tarafta yer aldık yani kurul 2 ye bölünmüş vaziyetteydi. Seçimde de 12 oy gerektiği için bu 17 kişinin birlikte hareket etme zorunluluğu vardı. Biraz da arkadaşlar bunun getirdiği bir güçle ısrarcı oldular diye düşünüyorum. Biz de kesinlikle bunun olmayacağını bakalım isimlerinizin içinde uygunlar varsa değerlendirelim dedik. O kapsamda isimlerini tek tek değerlendirdik. İşte Yargtaydakilerin önünde kıdemlisi var mı. Kıdemlinin durumu nedir. Bizim seçebileceğimiz birimidir değilmidir. Bakanlıktan önerdikleri isimler arasında teftiş kurulundan isimler vardı. Orada biz özellikle teftişteki isimlerle ilgili bazı itirazlarımız oldu. Daha kıdemli seçilebilecek arkadaşlar vardı. Yani mesela şu an aklıma gelen Ö.T. var. Ö. bey ... sicilli bizden daha kıdemli bir arkadaşımız. Onun seçilmesi gerekir diye biz düşünüyorduk. O tür isimleri biz gündeme getirdiğimizde de ya işte bu çok önemli birlikte hareket etmeleri gerekiyor. O nedenle Ö. bey daha sonrada seçilebilir. Gelecek seçimde seçelim ama şimdi bu arkadaşlar olsun gibi ısrarlar oldu. Sonuçta o günkü değerlendirmenin sonunda biz olabildiğince azaltmaya çalıştık. Arkadaşlar da olabildiğince o sayıyı yükseltmeye çalıştılar sonuçta sayıldığında 80 kişilik bir liste çıktı ortaya. ... bey bu listede ismi yer alanlardan bir tanesiydi. Bakanlıktan seçilenlerle ilgili şunu söyleyebilirim özellikle münhasıran söylemek istediğim bir şey var. Ö.A. dışında bakanlıktan gelen isimlerin tamamının cemaatin ısrarıyla gelen isimler olduğunu söyleyebilirim. Çünkü bizim bakanlıktan başka düşündüğümüz isimler vardı. Bakan Müsteşar da bakanlıktan çok fazla olmasın daha ziyade kürsüye ağırlık verelim dedikleri için bizim getirmek istediğimiz isimleri ekleyemedik çünkü. O nedenlede teftişten gelen arkadaşlarla ilgili ... bey yanlış hatırlamıyorsam ... lerden olması lazım kıdemi çok gerilerde değildi ama teftişten gelen isimlerin tamamı o gün listeye sokulan isimlerdi. O 80 kişinin içindeydi. O arkadaşlar tarafından istenen isimlerden bir tanesiydi. Daha sonra da Yargıtayda bizim tarafımızdan seçilen arkadaşların tamamının birlikte hareket ettiğini düşünürken biz şöyle bir şey farkettik. Cemaat bu gücün tamamını kullandığını hepsinin cemaatin adamıymış gibi lanse ederek daire başkanlığı seçimlerinde olsun, başsavcılık seçimlerinde olsun kendisinde olmayan bir gücü kullandı. 200 kişinin gücünün tamamını kullandığını farkedince biz B. beyle beraber bir çalışma yaptık. Cemaat mensubu olmadığından emin olduğumuz arkadaşları bir araya getirip buluşturarak bir güç merkezi olarak ortaya çıkmalarını sağlamaya çalıştık. O tarihte yaptığımız çalışmalarda da ... beyin ismi hem seçilme şekli itibariyle hemde arkadaşlardan aldığımız bilgiler çerçevesinde o yemeklere davet etmediğimiz cemaatle birlikte hareket eden arkadaşlardan birisi olarak geçti. O yemeklere de davet etmedik kendisini. Onun dışında münhasıran hangi dairede çalıştığı yaptığı işle ilgili bir şey varmıdır onları bilmiyorum o konuda bir bilgim yok genel olarak söyleyeceklerim bunlar başkanım. BAŞKAN: İ. bey, bu beyanları siz hücrede kaldığınız için vermiyorsunuz değil mi? TANIK: Başkanım hayır. Bunu özellikle belirteyim. Ben normalde tek kişilik odada kalan arkadaşların tamamı kuruma dilekçe verdiler infaz hakimliğine gittiler, Anayasa Mahkemesine gittiler. Ben kuruma dair dilekçe vermedim koğuş istiyorum diye. Öyle takdir ettiler öyle uygun gördüler orada kalıyorum. Herhangi bir itirazım da olmadı bugüne kadar. Herhangi bir başvurum da olmadı. Bu beyanları da bu yapının ben ifadelerimde de var. Cemaat olarak tanıdığım tarihte yani 2010 öncesinde ya da 2010-2011 yıllarında gerçekten Allah rızası için çalışan insanlar olarak düşünüyordum bu insanları. Konuştuğum, selam verdiğim, oturup kalktığım iş arkadaşlarım vardı, mesai arkadaşlarım vardı. Fakat Türkiye de yaşanan belli süreçlerde belli davalarda izlenen yanlış, hukuk dışı şeyleri gördükten sonrada yanlış işler yaptıklarını gördüm. Bunu da o tarihte hem gazetelerde hem televizyonlarda hem toplantılarda hem HSYK da kullandığım oylarla gösterdim. Daha sonra ki açıklamalarımda da gösterdim. Bu suçtan tutuklandıktan sonra da benimle ilgili bazı arkadaşların yanlış beyanları olduğunu gördüm gazetelere yansıyan, hem onlara cevap vermek hemde yanlış yapan insanların sonucuna katlanmasını sağlamak için beyanda bulunmak için dilekçe verdim. Bildiklerimi kiminle ilgili ne biliyorsam sorulanlara cevap verdim ve anlattım. BAŞKAN: ... bey sorunuz varmı İ. Beye SANIK [DAVACI]: Sayın O.'ya öncelikle benim seçildiğim esnada Yargıtay Kanununda gösterilen liyakatı, aranan vasıfları taşıyıp taşımadığımı, bu nedenlemi oy verdiğini eğer oy vermişse yoksa birisinin veya bir grubun baskı tehdit cebir zoruylamı oy verdiğini bana 17 kişi oy verdiğini biliyorum yanlış hatırlamıyorsam HSYK dan onun sorulmasını da isteyeceğim. Çünkü teftiş kurulu listesinde galiba ön sırada ilk sırada ben vardım. Grup grup yayınlamış HSYK döneminde o zaman. Bunun sorulmasını istiyorum. Yani bir vasfım olmadığı halde birilerinin baskısıyla, tesiriylemi yoksa kanaati neydi bu konuda BAŞKAN: Ben soruyu o şekilde uygun olmaz baskıyla bir kurul üyesine baskıyla seçim yaptırıldı demek doğru olmayacağı için ben sadece şu yönden soruyum. ... beyin liyakatı eğer cemaat listesinde de olmasaydı seçimine yeterli olabilecek kapasitede birisi miydi diye soruyim yani sizinkini biraz yumuşatarak sorayım yani uygun olmayacağı için SANIK [DAVACI]: Benim sorumu karşılamıyor ama başkanım onunda sorulmasına diyeceğim yok o şekilde de sorabilirsiniz. TANIK: Başkanım şöyle söyliyim. ... beyin sicili, kıdemi itibariyle seçilmesine engel bir hali yoktu. Ama şunu da eklemem lazım. O tarihte 5000 civarında aday vardı. Bunlardan kıdemsiz olanları, cezası olanları, işte yada terfileri kötü olanları düşersek nerden baksanız 1000 civarında birbirine denk arkadaş vardı. En az 1000 kişi seçilebilecek durumda. Yani bizim seçme kriterlerimize uygun arkadaşlardı. O 1000 kişinin içinde 160 girebilmesi bahsettiğimiz BAŞKAN: Teklif olmasaydı bu seçilme şansı varmıydı. Birde ben öyle sorayım. TANIK: Başkanım şöyle ... beye belki sıra gelebilirdi yani kıdemi itibariyle ... olduğu için ama daha kıdemsizler vardı arkada şu an tam olarak bilemiyorum ama önünde daha kıdemli seçilebileceğini düşündüğümüz isimler vardı teftişde de. BAŞKAN: Evet başka sorunuz var mı SANIK [DAVACI]: Şahsım silahlı terör örgütü üyeliği ile suçlanıyor. Bu suçlama ile ilgili kendisinin doğrudan bir bilgisi, görgüsü varmı. Veya bir terör örgütü ile veya bir cemaat ilişkisi ile ilgili kendisinin doğrudan bilgisi, görgüsü, 5 duyuyla elde edilmiş bilgisi varmı efendim bunun sorulmasını istiyorum. BAŞKAN: Soruyu silahlı terör örgütü ile ilgili olarak bu söylediklerinizin haricinde, ifade ettikleriniz haricinde bir bilginiz var mı TANIK: Başkanım aslında cevap verdim yok. Yani bu söylediklerim dışında somut olarak hangi daire de çalıştığını bile bilmiyorum. Yani ne iş yaptığını, işiyle ilgili bir şey varmı yada bağlantıları nedir, kimlerle görüştüğü, kimlerle oturduğu kalktığı buna ilişkin bir bilgim yok. BAŞKAN: Sadece listeden seçildiğine dair. Önceden bilginiz var mıydı bu cemaate yakınlığı, uzaklığı arasında bir bilginiz var mıydı. Seçildikten sonra mı bunu vakıf oldunuz öyle söylüyor. TANIK: Ya bu seçilmesinden evvel ismi gündeme geldiği zaman ondan önce kendi halinde, sessiz, çalışkan bir arkadaş olarak biliyorum. Yani teftiş kurulunda kendi işini yapan, fazla kimseyle öyle irtibatı olan bir arkadaş olarak tanımıyorum açıkçası. SANIK [DAVACI]: Teşekkür ediyorum. Belki avukatım sormak istiyor mu bir şey bilmiyorum BAŞKAN: Var mı MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Başkanım müsade ederseniz benim sormak istediğim bir kaç küçük sorum olacak. BAŞKAN: Evet cevap olarak mı yorum olarak mı soracaksınız sorunuzu. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Evet cevap olarak soracağım. Evet hayır şeklinde cevap istiyorum. Yorum istemiyorum. Çünkü biz İ. beyin yorumlarını epeyce okuduk. Ben artık evet hayırlara geçilmesini gerektiğini düşünüyorum. İ. beyden sormak istediğim birinci soru şu. İlk ifadesini tanık olarak mı verdi şüpheli olarak mı verdi. TANIK: Şüpheli olarak verdim. Tanık olarak ifade vermedim. Tutuklu iken verdim MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Tarihi nedir. TANIK: Şöyle 17 sinde gözaltına alındım. 19 unda savcılığa çıkarıldım. Savcılık hiçbir soru sormadı. Sadece genel olarak terör örgütü üyeliği ile suçlanıyorsunuz ne diyorsunuz diye sordu. Yarım sayfalık bir ifadem var. Hiç bir olay sorulmadı. Daha sonra cezaevinde iken Aralık ayında biraz önce bahsettiğim gerekçelerle basında çıkan haberler beni suçlayan beyanları gördükten sonra savcılığa dilekçe verdim, beyanda bulunmak istediğimi söyledim. 14-26 Aralık tarihleri arasında yanlış hatırlamıyorsam 8 mesai günü boyunca ifadem alındı. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Savcılıktaki ifadeniz sırasında bizim yorma diye tabir ettiğimiz geç vakitlerde, uygunsuz koşullarda, uygunsuz nezaret koşullarında bulunduğunuz ve bunun etkisi altında kaldığınız günler oldu mu. TANIK: O tarihte tutuklu olduğum için ceza evinden götürülüp, getirildim. Fakat sabah alınıyordum akşam 10-11 gibi getiriliyordum. Aralarda ara verildiğinde adliyenin nezarethanesine götürülüyordum. Evet koşullar çok uygun değildi. Artı 2 savcı sorguladılar. ... beyle ilgili bölümde yok ama diğer bölümlerde zaman zaman var. Ben savcının birine cevap verip savcı onu yazdırırken diğer savcının sorduğu sorular oldu. Yanlış yazılan yada eksik yazılan şeyler olduğunu daha sonra tespit ettiğim bölümler var ifademde. BAŞKAN: Peki bunları düzelttiniz mi bu beyanları TANIK: Dilekçe verdim savcılığa. Dosyamda dilekçe olarak var. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Dilekçenizin örneği bizim dosyamıza getirildimi acaba başkanım. İ. beyin o dilekçe örneği. TANIK: Şöyle ... beyle ilgili kısımlarda herhangi bir şey yok genel olarak başka anlattığım olaylarla ilgili eksik geçen kısımlar vardı onlarla ilgiliydi düzeltme. BAŞKAN: ... beyle ilgili bir düzeltmeniz yok o zaman. TANIK: Yok yok. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Başkanım ikinci ifadeyi etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediği ifadeyi vermek için beyanda bulunduğunda talepte bulunduğunda kendisi ilk tutuklandığında konulmuş olduğu ceza evinden Adalet Bakanlığının emri ile başka bir ceza evine nakledilmiş ve hücreye konulmuş mu idi. BAŞKAN: Şimdi ben o soruyu daha önce yönelttim. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Biraz daha açıkça sordum. TANIK: Başkanım şöyle ben şu anda aynı ceza evine tekrar girişlerimi sayarsanız altıncı ceza evindeyim. O tarihtede Kasım ayında şu an bulunduğum Silivri Kapalı Ceza evinden alınıp Silivri L-3 Ceza Evine götürüldüm. Burada da tek kişilik oda da kalıyordum. Orada da tek kişilik bir odaya konuldum. Dilekçeyi verdiğimde oradaydım. Oradan Ankaraya götürüldüm. Ankarada önce L-1 sonra T tipinde kaldım. Sonra tekrar L-6 ya getirildim. Sonra buraya getirildim. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Bütün bu ceza evi ziyaretleri esnasında kendisinde olan psikolojik bir durumda bir değişiklik olmuş mudur. BAŞKAN: Var mı psikolojinizde bir değişiklik. TANIK: Başkanım tutuklu olmak zaten başlı başına olumsuz psikoloji için yeterli. Elbette yani benim kadar gezen kimse olmamıştır. Ben o tarihte yani o dilekçeyi verdiğimde 3. ceza evine gönderilmiştim. 2 ayda. BAŞKAN: Şöyle bir şey sorayım. Bu psikolojik davranış sizin bu şekilde beyanda bulunmanıza sizi zorladı mı. TANIK: Hayır. Onu özellikle vurgulayım. Elbette psikolojimi olumsuz etkiledi ama, ben bunu yapayım da buradan kurtulayım gibi bir anlayışla değil, öncelikle Allahtan korkarım birilerine iftira etmekten, birilerinin hakkında olmayan bir şeyi söylemekten dolayı Allahtan korkarım. Bildiklerimi anlatmamın gerekçesini de biraz önce izah etmiştim. Gerçekten Yargıtay da çok kötü şeyler yapıldığının farkındayım, yargıda çok kötü şeyler yapıldığının farkındayım. Henüz hükümet tedbir almadan 17-25 Aralık olayları olmadan biz 2011 in sonundan itibaren B. beyle ilgili bazı çalışmalarımız var. Hem savcılıkta anlattım, hem dilekçemde var delillerini sundum. İşte Yargıtay üyelerini bir araya getirme çabamız bunun bir sonucuydu. Gördüğümüz her yerde yapmayın etmeyin yanlış yapılıyor diye anlattık bunlara. Dinletemedik, derdimizi anlatamadık. Ondan sonra da bu olaylar yaşandı. 15 Temmuz gibi vahim bir hadise yaşandı. Bildiklerimi söylememenin bir vebal olduğunu düşündüğüm için ifade verdim. Yoksa o psikoloji ile işte beni tek kişilikten alırlar, öyle olsaydı tek kişilikten alın diye dilekçe verirdim. Benim öyle bir dilekçem bile olmadı bugüne kadar. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Başkanım burada İ. beyin açmış olduğu kanaldan bir sorum olacak. Buraya gelecektim zaten. Kendisinin ifadesini bir kaç kez okudum. Öncelikle muhteşem hafızası ve organizasyon yeteneği için takdirlerimi sunmak isterim kabul eder mi bilemem ama. Olağanüstü bir hafızaya sahip olduğunu düşünüyorum. Gerçek ve kişisel kanaatim budur. Kendisinden şunu söylemek istiyorum. Ehliyetli birisi bir makamda bulunuyor, böyle bir tehlikeyi sezmiş, hissetmiş, farkına varmı, bunların duyumunu almışken neden bunları engellemek için bireysel kavgasını yapmamış. Bu bireysel kavgayı en azından hükümetin üst düzey yetkilileriyle paylaşmamış. BAŞKAN: Şimdi bunun bağlantısını anlayamadım MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Bunun bağlantısı şu biraz önce kendisi söyledi. Ben dedi mücadele ettim. Örgütün haddi aştığını bir takım faaliyetlerde bulunduğunu gördüm buna yapmayın etmeyin diye engel olmaya çalıştım. Bununla ilgili BAŞKAN: Ama biz burada örgütü yargılamıyoruz. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Hayır örgütü yargılamıyoruz. Ben İ. beyden etkin, yetkin makamında bu konuyla ilgili ne yapmış. Mesela benim müvekkilimin adının cemaat tarafından gönderilen listede olduğu söyleniyor. Ben bu listeyi kabul etmiyorum, hayır listeden gelen hiç kimse seçilmeyecek diye bir itiraz beyan etmiş mi BAŞKAN: Bunu AK. ile aranızdaki görüşme bağlamında anlatırsanız. TANIK: Başkanım anlatayım. Öncelikle şunu söyliyeyim. Mücadele ettim derken elbette bu mücadelede Bakan beye anlattıklarımız, Müsteşar beye anlattıklarımız, etkili, yetkili yerlere anlattık. CMK 250 lerin kapatılması TMK ların açılması oradaki başsavcı vekillerinin değiştirilmesi bunların hepsi bizim attığımız adımlardı. Yargıtay üyelerinin bir araya getirilmesi çabası, son verdiğim dilekçede 30 madde halinde bunları tek tek sıraladım benim dosyamda bu hususlar var. Artı biraz önce aslında vurguladım ama zaman çok fazla harcamamak için kısa geçmiştim. Şimdi biraz daha ayrıntılı anlatayım. Kurulda 17-5 iki blok oluşmuştu. Bir tarafta 5 Yargıtay ve Danıştay üyesi var bir tarafta Bakan ve Müsteşarın içinde yer aldığı 17 üye var. Karar çıkarabilmek için bu seçimi yapabilmek içinde 12 oya ihtiyacınız var. 8 arkadaş birlikte hareket ediyorlar. Geriye kalan 9 kişide Bakan, Müsteşarında dahil olduğu 9 kişi var. İki tarafta tek başına bir seçim yapma imkanı yok. Ya seçimi hiç yapmayacaksıknız o zamanda Anayasa değişikliği yapmanın esprisi ortadan kalkacak. Anayasa değişikliği niye yapılmıştı. Yargıda bir vesait var. Birileri yargıya tahakküm atıyor bunu kaldıralım diye yapmıştı hükümet bunu yaparken. Bu sebeplede bu 17 kişinin uzlaşma zorunluluğu vardı. Bir tarafta 190 kişilik bir blok var. M.A. beyin başını çektiği 160 kişilik ekip var. 35-40 kişilik te bir başka ekip. YK.D. beye yakın olduğu söylenen bir ekip var, gerektiğinde birlikte hareket ediyorlar. Bunun karşısında hükümete yakın diyebileceğimiz 40-45 kişilik bir ekip var. Bunun yanına 160 kişi seçerseniz çoğunluğu sağlayacaksınız Yargıtay da. Yargıtay başkanlık seçiminde, başsavcılık seçiminde istediğiniz sonucu alacaksınız. Yasa değişikliği bunun için yapıldı zaten. Bu nedenle de bu seçimi yapma zorunluluğu var. Biz bunu söyledik hem Bakana söyledik, hem Müsteşara söyledik. Bu arkadaşlarla uzlaşmayalım gidip Yüksek yargıdan gelenlerle anlaşalım. Gerekirse onlara 3-5 kontenjan veririz onlarla yapalım. Fakat haklı olarak müsteşar bey bize dediki ya arkadaşlar zaten 190 kişiler yüksek yargıdan gelenleri atıyorum 3 kişi Yargıtay üyeleriyle anlaştık. 10 ar kişilik kontenjan verdik 30 kişi daha verdiniz 220 kişi oldular. Bizim seçeceğimiz o zaman 130 a düşer 130+45=175 yapar çoğunluğu sağlayamayız. Bu seferde Anayasa değişikliği yapmanın Yargıtay üyeliği sayısını artırmanın hiçbir esprisi kalmaz tamamen başa dönmüş oluruz. Bunu yapamayız bu arkadaşlarla anlaşmak zorundayız gidin anlaşın denildi. Biz bu sebeple gidip tekrar arkadaşlarla görüştük. Buna rağmen arkadaşların ben oraları belki bu dosyada anlatmadım hangi dosyada ne söylediğimi unutuyorum çok dosyaya girdiğim için. Önce 160 ın tamamını istediler, sonra 140 diye direttiler. 140 tan aşağısı olmaz hoca efendiye sorulmuş biz 140 isteriz dediler. Biz buna itiraz ettik. Gidiş gelişler işte görüşmelerin sonunda bu sayı 110 larda falan sabitlendi. Son olarak 110 a düştü. Artı sadece biz görüşmedik, ilk bu görüşmeden sonra hakim evinde bakan bey dışındaki 16 üye bir araya geldik. Belirlenen isimlerle ilgili onların isimlerinde yani İ.A. beyin, A.A. beyin, A. hocanın, benim, B. beyin, A.H.'nin, A.K'nın isimlerini de değerlendirdik. Orada sayıyı 180 e kadar düşürdük. O sırada bu 80 e giripte listeden çıkan isimler var. Müsteşar beyin itiraz ettiği isimler oldu, diğer arkadaşların olmaz dediği isimler oldu. Bu şekilde girip çıkanlarda oldu listeye. Fakat sonuçta arkadaşlar ısrarla yoksa biz seçimde yokuz dediler. Bu seçimi yapmak zorundasınız Şubat ayının sonundaydı bizim seçimimiz. Yanlış hatırlamıyorsam Mayıs ayının başında Yargıtay başkanlığı seçimi var. Yargıtay başkanlığı seçiminden önce bunu bitirme mecburiyetimiz var. O günün şartlarını da düşünürseniz yani biz buna itiraz etmedik değil itiraz ettik. Gidip yüksek yargı ile konuşalım dedik. Ama o günün konjektüründe o günün şartlarında başka alternatifi yok. Ha bir de şunu söyliyeyim. O gün itibariyle bugün terör örgütü dediğimiz yapı terör örgütü olarak görülmüyor. Bizde görmüyorduk açıkçası. Biz de o zaman bu insanları Allah rızası için çalışan, işte kul hakkına riayet eden, kimseye haksızlık yapmayacağını düşündüğümüz insanlar olarak görüyorduk. Nitekim referandum sürecinde bakanlıkla birlikte hareket ettiler. HSYK seçimlerinde bakanlıkla birlikte hareket ettiler. Dolayısıyla bugün bildiklerimizi bilmiyorduk bu yapıyla ilgili. Bugün bildiğimiz yani 15 Temmuzu gördükten sonra yada ondan önceki olaylarda 17-25 i gördükten sonra bildiklerimizle, 2010 yılının sonlarında 2011 yılının şubatında bildiklerimiz çok farklıydı. Yani biz bunu ben ... beyle ilgili söylemiyorum bunu ama genel olarak bu yapıyla ilgili ... beyle gerçekten benim bildiğim kendi halinde, sessiz bir arkadaş. Onun ötesinde bir bilgim yok. Ama sonradan bunlar ortaya çıkınca geriye dönüp kimlerdi bu arkadaşlar diye bakma ihtiyacı hissettik. 2013 yılında yaptığımız çalışmada da bu arkadaşları tekrar teyit etme imkanı oldu. Yani hem gelmeleri. Hatırlama sebebim de odur yani. Sadece o günkü seçimlerde gündeme gelmesi değil. 2013 te geriye dönüp bu sefer ya kimlerdi o arkadaşlar diye tespit etmeye çalıştık. Bunu Yargıtaydan çalıştıkları dairelerdeki arkadaşlarla, diğer arkadaşlarla görüşerek belirlemeye çalıştık. O şekilde tespit ettiğimiz isimlerdir. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Efendim bir fişleme çalışması yapmışlarmı. Tespit ettik o omuydu, bumuydu dedi. Bir fişleme çalışması yapmışlar mı. BAŞKAN: Fişleme demiyelim onada. Böyle bir çalışmanın bir kaydı var mıydı. TANIK: Başkanım fişleme değil. Şöyle, biz 220 kişinin gücünü kullandıklarını görünce şöyle bir şey biraz daha açayım o zaman. Bir daire başkanı seçimiyle ilgili, bi karşılaştığımız, şu an Daire Başkanı olan Yargıtay Daire Başkanı olan bir arkadaşa dedim ki ya bu kişiyi niye seçtiniz tekrar, liyakatli biri değildi. Oda dediki siz öyle istediniz diye seçtik. Nasıl biz öyle istedik. Bu isimlerin belirlenmesinde sizin de olduğunuz söylendi bize. Cemaatçi olmayan arkadaşlara isimler belirlenirken, benim, B. beyinde dahil olduğumuz bir heyetin belirlediğini söylemişler. Oysa biz hiç bir şeye karışmamıştık. Biz bunu duyunca hopladık tabi. Dedik ki ya bizimle ilgisi yok siz kendi kararlarınızı kendiniz, hayır dediler bize kimse bir şey sormuyor, bize sadece deniyorki karar verildi, başkanlık divanında konuştuk. İ. bey, B. beyde bu ismi uygun gördü. Bunu destekleyeceğiz diyorlar, bizde mecburen destekliyoruz. Biz ondan sonra anladık ki diğer arkadaşlar cemaatle irtibatı olmayan arkadaşlar birbirlerini tanımadıkları için, hepsi cemaate boyun eğmek zorunda kalmışlar. Bu arkadaşları bir araya getirerek, cemaatin karşısında bir güç merkezi olmalarını sağlamaya çalıştık. O arkadaşları tespit etmek için yaptığımız çalışma oldu. Doğal olarak o arkadaşları tespit ederken geriye kalanlar yani çağırmayalım denilen arkadaşlarda cemaatçi arkadaşlar olarak ortaya çıktı. Bunların evveliyatını da biz bildiğimiz için seçilme şeklini, kimin tarafından getirildiğini bildiğimiz için, bu bilgeler birleşince bu arkadaşların cemaat tarafından seçilen ve cemaatçi arkadaşlar olduğunu düşündük. Ama onlarla ilgili bir değerlendirme değil. Tam tersi cemaatçi olmayanların bir araya getirilmesi çalışması sırasında geriye kalanlarda otamatikmen cemaat safında kaldı zaten. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Başkanım. Bunun hemen arkasından gelen bir soru. Biraz önce konuşmanın başlangıcında İ. bey dediki, biz o zaman cemaati cemaat olarak bilmiyorduk. İşte iyi çalışan, kendi halinde insanlar olarak biliyorduk. Kesinlikle suçu ve suçlamayı kabul manasına gelmemek kaydıyla ve vurgulayarak velevki diye soruyorum. Müvekkilim ...ın da kendisi gibi yanılmış olabileceği veya onun hakkında bilgi veren insanların da İ. beyi yanıltmış olabileceği söz konusu olabilir mi. BAŞKAN: Olabilir mi İ. bey TANIK: Elbette olabilir başkanım. Ben zaten ... beyle ilgili somut olarak bir şey demiyorum. Sadece seçilme şeklini bildiğim şeyi söylüyorum. Oraya nasıl girmiştir. O 80 kişinin içinde hakkında işlem yapılmayan arkadaşlar da var. Bir kaç tane hatırladığım isim var. Yani hiç işlem yapılmadı hakkında. Bu şekilde işlem yapılanların içinde de ilgisi olmayanlar olabilir onu ben bilemem. Ben sadece muşahıs olarak yaşadığım olayı söylüyorum. Bu şekilde gündeme geldi. 2013 yılında da değerlendirmeler sırasında yemeklere çağırmayalım denilen arkadaşlardan bir tanesi. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Huysuz olduğu için çağrılmamış olabilirmi veya sohbetinden hoşlanılmadığı için BAŞKAN: Yani onu açıkça söyle yani siz şimdi yoruma TANIK: Onu bilemem. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Başkanım bir sorum daha olacak. Müvekkilim Adalet Müfettişi olarak çalışmış. HSYK da baş müfettiş olarak çalışmış ve öğrendiğim kadarıyla kendisi, hakim ve savcıların performans değerlendirme sistemi hakkında bir proje yürütmüş, hatta bu projeden de İ. Beyin de haberi varmış, kendiside bu projeyi desteklemiş. TÜBİTAK a ait bir projeymiş. Bununla ilgili dünya çapında örnek ülkelerden emsaller alınılmış. Ve bu alınan emsallerle birliktede üniversite bazında bir çalışma gerçekleştirilmiş. Acaba kendisi hakim ve savcıların performans değerlendirme sistemine yönelik bu çalışması hali hazırda da hakim ve savcılar bu sisteme göre not alıyorlarmış. Bununla ilgili olarak bu çalışmalarının özelliği nedeniyle tertip edilmiş olabilir mi Evet yada hayır. BAŞKAN: Evet ya da hayır. TANIK: Başkanım bu konu gündeme gelmedi seçilmesi sırasında. Yani ... beyin bu projede çalıştığını biliyorum ama başka çalışan arkadaşlar da vardı. Değerlendirmelerde bu konu konuşulmadı yani gündeme gelmedi diye hatırlıyorum. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Kendisinin ailesinden başkaca tutuklu veya hakkında soruşturma yürütülen kimse varmı. Evet veya hayır. BAŞKAN: Neden soruyorsunuz TANIK: Yok BAŞKAN: Yok dedi neyse İ. bey verdi cevabını. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Başkanım son bir sorum olacak oda şudur. Biraz önce kendisi seçilme için gereken oy sayısının 12 olduğunu söyledi. Cemaatten de 8 kişinin garanti, banko oy verecek kişi olduğunu söyledi. Müvekkilim 17 oy almış diğer 9 oy nereden geldi. BAŞKAN: Onu bilebilecek pozisyonda olduğunu düşünmüyorum MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Bence bilebilecek pozisyonda çünkü İ. bey çok şey biliyor. BAŞKAN: Buyrun İ. Bey. TANIK: Başkanım hemen söyleyeyim. Bu isimler üzerinde 16 kişi mutabık kaldıktan sonra, herkesin en az 12 oy alacak şekilde üyeler arasında dağıtımını yaptık. Geriye kalanlarında serbestsiniz dedik. Dolayısıyla ... bey 17 oy aldıysa yüksek yargı dışından gelen bütün arkadaşların oyunu almıştır. Ama zaten bu isimler de anlaşıldı. Bu isimlerin seçilmesi garantilendiği için 17 mi aldı 12 mi aldı önemli değil. İsimler konuşuldu, değerlendirildi, mutabık kalındı ve mutabakata bağlı olarak oy verildi. Ondan dolayı 17 olmuş olması ya da 12 olmuş olması. Sadece şunu söyleyebilirim. 12 yada 13 oyla seçilen arkadaşlar bizim itiraz ettiğimiz, seçilmesin diye direndiğimiz arkadaşlar 12 de kaldı. Dışarıdan çünkü çok az oy aldılar sadece 12 de kaldılar. İtiraz etmediğimiz sicili ve kıdemi uygun olan arkadaşlar daha yüksek oylar aldılar. ... beyle ilgili 17 oysa gerçekten itiraz edilmemesinden kaynaklanmış olabilir. İtirazlı, çekinceli, sonradan dahil olan isimler genelde 12-13 oyda kaldılar. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: İ. bey sizin vermiş olduğunuz ifadeler benim müvekkilimin 7,5 ila 22,5 yıl arasında gidip gelen bir ceza almasına ve bütün istikbalinin hem geçmişinin hem de geleceğinin karalanmasına neden olan şeyler. Bu konuda tekrar soruyorum kendisinin doğrudan cemaate, örgüte bağlı olduğunu gösteren fiili, fiziki, eylemli, sözlü bir desteğini, dayanağını, kararını gördünüzmü biliyor musunuz. TANIK: Cevap veriyorum. Görmedim MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Teşekkür ederim. BAŞKAN: Sorunuz varmı savcı bey. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Bundan sonraki dosyalarda da önemli olması bakımından sorulmasını istiyorum. Az önce dediniz ki her adayın 12 oy alacak şekilde arkadaşlar arasında dağılımını yaptık. Yani benim anladığım konuştuk herkes kime oy vereceğini daha önceden biliyordu. Doğru mu anladım. TANIK: Savcı bey şöyle. Herkes kime oy vereceğini yani serbest oylar da vardı ama, seçimin sonuçlanabilmesi için teknik olarak bu mecburdu. Daha önceki seçimlerde de, daha sonraki seçimlerde de bu hep böyle olmuştur. Bizden önceki kurullarda da böyle olmuştur. Şuan ki kurul döneminde de böyledir. Mutabık kalındıktan sonra tamam bunlar uygun dendikten sonra o arkadaşların 12 oy alacak şekilde üyeler arasında dağıtıldı. Üyelerin geri kalan mesela bana 80 kişi düştüyse geriye kalan 80 kişide serbest kime istiyorsa verdi. Ama o 80 kişinin 12 yi bulması mümkün olmadı. Çünkü mutabık kalınmadığı için herkes vermedi ona zaten. Fakat mutabık kaldığımız 80 kişiden bunlara oy vermem gerekir diye verdiğim kişiler 12 banko geçtiler çünkü 12 oy garantiydi zaten. Önceden bu şekilde herkese dağıtıldı. BAŞKAN: Karar verilipte seçilemeyen kişi oldu mu. TANIK: Yani 160 ın içinde mutabık kalınan isimlerden bir Sincan hakimi vardı ismini hatırlamıyorum. O seçilemedi. Onun yerine V.D. Seçildi. BAŞKAN: Evet devam edin savcı bey. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Yani anladığım kadarıyla size bir liste verildi sen bu 80 e oy vereceksiniz. Yani bu istişare kendi aranızdaki istişareniz. A.H.'ye bir liste verildi. Sen bu 90 a oy vereceksin. İşte Ö.K.'ya bir liste verildi sen bu 110 a oy vereceksin. Doğru mu anladım. TANIK: Doğrudur. Doğrudur. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Herkes en az 12 oy alsın sonra kime istersen ona ver anlamında herkese bir liste verildi. TANIK: Yani uzlaştığımız, mutabık kaldığımız 17 kişi olarak bakan bey katılmadı 16 kişi olarak üzerinde uzlaştığımız isimlere 12 oyu garantileyecek şekilde dağıtım yapıldı. Daha önceki tartışılan isimler onun için 12 de kaldılar ilave oy çıkmadı onlara. Zaten 8 oyları cepteydi. 4 oyuda dışarıdan biz temin etmiş olduk. 12 de kaldı onlar 13 de kaldılar. Fakat genel olarak mutabakat olan herkesin uygun gördüğü diğer arkadaşların da olabilir dediği isimler daha yüksek oylar aldılar. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Başka bir ifadeyle cemaatçi dediğimiz üyelerin okey demediği hiç kimse seçilemedi. TANIK: Hayır. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Bazı sanıklar şu şekilde iddiada bulunuyorlar. Yani cemaat listesine ben girmedim. Ben diğerlerinden oy aldım seçildim. O gün itibariyle o cemaatçi dediğimiz üyelerin okey demediği, o seçimde desteklemediği hiç kimse seçilemedi. Doğrumu anlıyorum. Onların 7 mi 8 üyesi vardı. O 8 kişinin TANIK: Sadece onların değil savcı bey şöyle YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Kendi aranızda istişare yaptığınızı biliyorum. Onda bir sıkıntı yok. Fakat o gün için onların da okey demediği gönüllü veya gönülsüz okey demediği hiç kimse seçilemedi. TANIK: Doğrudur. Doğrudur. Mesela orada çok ısrar ettiğimiz A.A. ismi çok bizim için önemliydi seçilemedi. Hayır dedikleri için seçemedik. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Tamam. Teşekkür ederim sağ olun MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Başkanım çok özür dilerim bir küçük sorum olacak savcı beyin aklıma getirdiği. Şimdi biraz önceki konuşmasında İ. bey dedi ki O gün öyle gerekiyordu. Şimdi savcı beyin sorduğu soru bu bana çağrışımı yaptırdı. Acaba bugünde böyle mi gerekiyor, o gün öyle gerekiyordu. BAŞKAN: Bu yoruma açık bir soru bunu olayla bağlantısını kuramadım yani.MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Başkanım şöyle YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Bugün nasıl gerekiyor o şekilde sorarsa avukat hanım daha iyi bugün nasıl gerekiyor yani MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Bilemiyorum, bugün nasıl gerekiyor yani, bugün bunun mu yapılması gerekiyor, olanlar mı olması gerekiyor, bilemiyorum. Bilmediğim için soruyu muğlak soruyorum anlamadığım için. BAŞKAN: Yani yoruma dayalı bir soruyu istemiyorum ben. Yani net şimdi sordunuz gördünüzmü, görmedinizmi. Görmedim diyor yani listeden seçilirken vakıf oldum diyor. Yani bu yoruma açık. O gün nasıl yapılması gerekir, bugün nasıl yapılması gerekir olayla bağlantısı yok. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: İ. bey ilk kez yorum yapmıyor. Zaten anlatırken bir sürü yorum yapıyor. BAŞKAN: Ama dikkat ederseniz o yorumları sonradan netleştiriyor ama. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: O zaman biraz daha açalım başkanım. O gün 80 kişinin seçilmesi için bu organizasyonu yaparken, tekrar soruyorum bir önceki bir kaç önceki soruma dönerek. Bu organizasyonu yaparken, kendisi hayır bu hakka, hukuka, adalete, liyakate aykırı, ben hakimim. Hakimlerinde personelinden özlük işlerinden sorumlu bir kişiyim. Bu işe hayır demem gerekir diye istifa etmeye düşünmüş mü. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Tanık bu konuda çok ayrıntılı beyanlarda bulundu. İtirazlarımı toplantılar sırasında dile getirdim dedi. Seçilmesi MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Ben itirazdan biraz ileriye gittim savcı bey. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Liyakatlı olanlarla ilişkin hiç bir itirazım olmadı dedi. Çok ayrıntılı beyanlarda bulundu bu hususta tanık. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Kişisel olarak isyanını göstermişmi istifa bir isyan çünkü. BAŞKAN: Yanin bağlantısını kuramıyorum avukat hanım MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Başkanım şöyle birileri söylüyor veya adlarına söylenildiği söyleniliyor. İ. bey gibi çok yetkin, çok ehil makamda olan birisi, çok özel bir yerde olan hani bunlar cumhuriyetimizin istisna makamları. İstisna makamlarda olan birisi böyle bir şeye razı geliyor. Hani benim kenarda, kıyıda bir avukat olarak içimin almadığı, sinmediği bir şey bu. İsyan etmedinizmi diye soruyorum. BAŞKAN: Ama bahsetti zaten. Geleneksel olarak bu sürekli aynı yöntemle devam ettiğini söylediler. Yani Türkiye de ki yargı sistemindeki yapılanmanın bu şekilde olduğunu yanlışmı anladım daha önceki beyanlarınızdan ve şimdiki şeylerinizden uyum içinde çalışma meselesini gündeme getirdiniz doğrumu. TANIK: Müsade ederseniz avukat hanımın merakını gidermek için söyliyeyim. Ben bu seçime katılmayacağım, rapor alacağım diyip toplantıyı terkettim. Daha sonra ikna ettiler dediler ya katılmaman uygun olmaz, böyle bir seçim yapılıyor, dışarıya ne diyeceğiz nasıl izah edeceğiz bunu. Müsteşar bey de katılmam gerektiğini söyledi. Bu sebeple sağ elim bileğinden kırılmıştı. Alçıdaydı. Bunu bahane ederek seçime katılmamayı düşündüm. Fakat bakan beyin, müsteşar beyin ricasından sonra katıldım ve alçımı kestirerek katıldım üstelik o seçime. Buna da A.H., B. Bey de şahitleridir. Bu seçimi protesto etmek için, böyle bir seçimde yokum demek için ama dediğim gibi o günün şartlarında yargıdaki yaşananlardan sonra bakanlığın kendince korkuları vardı, endişeleri vardı. Bu endişelerden kaynaklı olarak bunu yapmak zorunda kaldık. Ha şunu da ekliyeyim. Bu 160 isim mutabık kalındıktan sonra sayın Başbakana götürüldü bakan ve müsteşar tarafından. Onunda okeyi alındıktan sonra seçime girildi. Yani hükümet cephesinin böyle bir tavrı vardı. Bende bakanlıktan müsteşar yardımcılığından gelmiş birisi olarak, bakan beyin müsteşar beyin beraber çalıştığı mesai arkadaşı olarak onlarla birlikte davranmak gibi bir durumum vardı. Bunu yaparken olabildiğince uygun olmayan isimleri elemeye çalıştık. Nitekim eledik. Uygun olan isimleri koymaya çalıştık. Başta da söylemiştim. ... beyin liyakatı noktasında bir sıkıntı yoktu ama ... beyle durumu denk sayılabilecek en azından 1000 kişi vardı. Onların arasında bir seçim yaparken, eşitler arasında bir tercih yaparken, ... beyin tercih edilmesine o listede olması vesile olmuştur. Yoksa ... bey yetersizdi demiyorum MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Anladım teşekkür ederim. ÜYE F.Y.: İ. bey avukat hanım biraz önce dediki ... bey dedi teftiş kurulunda çalışırken bütün hakim, savcılar için değerlendirme kriteri olan PDGF forumlarını hazırlayan grubun içerisinde yer aldı. Ben şimdi bu PDGF forumları ile ilgili soruyorum. Bu projenin başında kim vardı. Kimin kontrolünde yapıldı bu PDGF çalışması bir. İkincisi de bu PDGF uygulamaya geçtikten sonra hakim savcıların bu uygulamaya yönelik olarak herhangi bir şikayetleri oldumu. Yani sistemin işleyişini daha iyi hale mi getirdi. Yoksa eskiyi aratır bir pozisyondamıydı. Bu konuda bilgileriniz var mı TANIK: Şöyle teftiş kurulunda yürüttüğüm projede tam olarak başında kim vardı hatırlamıyorum ama yanlış hatırlamıyorsam S.A. yürüttü o çalışmanın başında o vardı diye biliyorum. Açıkçası subjektifliği kaldıracak diyip başta bizimde destek verdiğimiz çünkü objektif değerlendirmeler olacaktı. Müfettişler keyfi değerlendirme yapamayacaktı. Fakat sonuç öyle olmadı. Bu seferde ayarlanmış notlar ortaya çıktı. Yine değişen bir şey olmadı. Daha önce yazıyla subjektifli yazılıyordu. Şimdi notla subjektiflik oldu. Sonuçta hakim savcılara da çok ciddi sıkıntılar geldi. Nitekim 2013 yılında bunu masaya yatırttı. Teftiş çalıştayları yaptık. Yeniden bu durumu gözden geçirelim diye fakat 17-25 Aralıktan sonra başarısız oldu yarım kaldı o çalışma. BAŞKAN: İ. bey teşekkür ederiz. Tahmin ediyorum yine 2 ci bir duruşmamız daha var. Ondan sonra 18:30 gibi sizi ararız teşekkür ederiz. TANIK: Ben teşekkür ederim kolay gelsin..."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.E. isimli şahsa ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ... numaralı soruşturma kapsamında düzenlenen 28/11/2016-02/12/2016 tarihli tanık ifade tutanağı:
"...SORU: FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğunu düşündüğünüz hakim savcılardan isimlerini bildiğiniz kişiler kimlerdir? Bunlarla ilgili anlatacağınız somut hususlar nelerdir? CEVABEN: Bu kişilerle olan ilişkilerimizin yukarıda açıklanan sebeplerle 2010 yılından sonra farklı bir boyuta geçtiğini ve azaldığını 2012 yılından sonra da bir mücadeleye dönüştüğünü yukarıda örneklerini verdiğim bir çok olay vesilesiyle izah etmiştim. Ancak özellikle 2011 yılında yapılan Yargıtay ve Danıştay üyeliği seçimlerinde bu iş bir pazarlığa dönüştüğü için daha önce tanımadığım bir çok mensuplarını da bu vesileyle öğrenmiş oldum. Bu kapsamda tanıdığımız veya bu seçimler nedeniyle kendi ifadeleriyle bu yapıya mensup olduğunu öğrendiğimiz Yargıtay Üyeleri şunlardır; A.B., S.S.U., S.Ö., ... A.K., Z.Y., ..., İ.K., H.Y., ....G.D. olmak üzere 132 kişi..."
Aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) E:… sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ifadesinin yer aldığı 12/02/2018 tarihli 2. Celseye ilişkin duruşma tutanağı:
"...BAŞKAN: ... hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmaktan bir kamu davası açıldı. Sizin bu üyelikle ilgili bilgileriniz ne aşamada başlıyor, nedir onu öğrenelim. TANIK: Sayın başkanım ben ... beyi en son görevden ayrıldığım 31/12/2013 tarihinden önceki dönem itibariyle tanıyorum. Ondan sonra ki faaliyetleri hakkında bir bilgim yok kendisinin. ... bey daha önce bakanlık teftiş kurulundaydı. HSYK teftiş kurulu 2010 da Anayasa değişikliğiyle beraber oluşunca da oraya geçti. Ben ... beyi tanıyorum ama ... bey sosyal olarak çok girişken bir insan benim bildiğim kadarıyla değildi. Hep kendisini böyle sima olarak müfettiş grupları içinde, bakanlıkta gelip giderken görmüşümdür. Kendisi hakkındaki bilgilerim özel bir bilgim yok. Özel bir yakınlığım, tanışıklığım yok kendisi ile. Belki aynı dönem bile olabiliriz ama ben kendisi mesela okuldan veya dönemden de hatırlamıyorum. O dönem gerçi ben askere gittiğim için 33 lülerle daha sonra stajı tamamladım. ... beyi gıyaben tanıyorum yani sayın başkanım. Teftişte olduğu için o zaman ki adıyla cemaat diye bilinen yapıya yakın olduğu yönünde benim duyumlarım, bir personelci olarak oluşmuş bir kanaatim var idi. Daha sonra yeni HSYK oluştuktan sonra Yargıtay üyeliği seçimi gündeme gelince 2011 Şubat ayında o görüşmeler sırasında ... beyin ismi de ben kendisini yakın tanımadığım için cemaat mensubu üyeler tarafından gündeme getirildi ... beyi de seçmek istiyoruz diye. Biz de kendisini gıyaben tanıyoruz, kendi verdiği profilde yani teftiş kurulu içinde efendiliği ile bilinen tanınan bir arkadaştı ... bey. Kimse hakkında konuşmaz yani kendisi hakkında da çok konuşulmaz dolayısıyla. Çok fazla bilinen bir arkadaş değil bu anlamda. O nedenle sicilleride gayet iyiydi yani sanıyorum üzerinde çokta tartışılmadı. Yani hiç kimse ile bir kavgası gürültüsü, bir husumeti olmuş bir şahıs değil ... bey benim hatırladığım kadarıyla. Ama cemaat mensubu üyeler tarafından gündeme getirildi. O şekilde bizde itiraz edecek bir nokta da bulmadığımız için sicili ve şey itibariyle çok ... bey tartışılan bir isim olmadı bu anlamda. Onların talebi ile seçilen üyelerden bir tanesidir netice itibariyle ... bey. Daha sonra da Yargıtay üyesi seçildikten sonra yaklaşık o 1-1,5 yıllık süre içinde cemaat mensuplarının Yargıtay da organize hareket etmek suretiyle yönetim işlerinde hatta bazı yargısal faaliyetlerde mensubiyetlerini işlerine yansıttıkları ile ilgili şikayetler bakanlığa yoğun bir şekilde gelmeye başladı. Bizlere de üye seçilen arkadaşlar gelip bunları ilettiler. Yüksek Seçim Kurulu üyeliğinden başlayarak işte belli adayları dayatıyorlar, başkanlık seçimlerinde aynı şekilde. Biz Yargıtaydan 20-25 arkadaşlar hakim evinde bir araya geldik cemaat mensubu olmadığını düşündüğümüz. Ve neler yapılabileceği konusunda istişareler yaptık. Dedik ki yani bu arkadaşarlar nasıl bu şekilde hareket edebiliyorlar. Çünkü kimler olduğu bu cemaat mensuplarının bilinmiyoru. Diğer arkadaşlarda birbirini çok tanımıyorlar. Taşradan gelmişler bir anda. Eski Yargıtay da seçimler bazen 1 yılda 2 yılda 10 kişi 15 kişi şeklinde olduğu için gelen üyeleri genelde bir süre sonra herkes tanıyordu. Bir sindirme söz konusu oluyordu. Bu toplu seçim nedeniyle üyelerde artık birbirini çok yakın tanımaz oldular. Dedik ki hem cemaat mensuplarını bu üyelere hem de birbirlerine tanıtmış olalım. Ve bu şekilde cemaatin organize hareket etmek suretiyle sanki salt çoğunluğu ele geçirmiş gibi yönetim işlerini idare etmesini, yürütmesini engellemiş olalım şeklinde bir hareket başlattık. O toplantıya katılan arkadaşlar da ... beyin cemaat mensubu arkadaşlarla birlikte hareket ettiklerini söyledikleri için de kendisini çağırmadık bizim yaptığımız toplantılara hakim evinde. Kendisi ile ilgili benim bildiklerim bundan ibaret yani ... beyin somut olarak bir cemaat faaliyeti o tarih itibariyle konuştuğum için öyle ifade ediyorum. Bir aktivitesi ile ilgili benim somut bir bilgim yok sayın başkanım. BAŞKAN: Yani himmet verdiğini, toplantılara katıldığını, toplantılarda olduğunu görmediniz, bilmiyorsunuz. TANIK: O konuda hiç bir malumatım yok benim. BAŞKAN: Bu 80 kişilik grup içinde var mıydı TANIK: Vardı diye hatırlıyorum sayın başkanım. O 80 kişilik grup içindeydi ... bey. BAŞKAN: Peki. Yine tekrar olacak baskı demiyim de çünkü yanlış anlaşılabilir baskı derken. Tekrar olacak. O liyakata sahip miydi TANIK: Sayın başkan. Önerilen o 350 kişide de liyakat yönünden liyakat denince tabi sicile bakıyoruz. Çünkü çoğunu birebir bildiğimiz isimler de var ama sicile baktığımız zaman zaten hal kağıdı iyi olmasa HSYK teftişe [başmüfettiş] olmaz. Yani sicil olarak içlerinde problemli denecek adam 2-3 ü geçmezdi hatırladığım kadarıyla. O da problem dediğimiz diğerlerine göre biraz düşük B terfisi var bir kaç tane ki. Ben uzun yıllar terfiye baktım, bazen hakim ve savcılar başladıkları yere göre terfileri farklı gidebilir. Siz de mesleğin içinden geliyorsunuz. Mesela 2' ci veya 1 de başladınız Yargıtaya yeteri kadar iş gönderdiniz. Hem ilk terfinizi kurtarıyorsunuz hem de 3 sene veya 2 sene sonra bir alt bölgeye gittiğinizde orada gönderdiğiniz işler 2'ci terfinizi de kurtarıyor. Ve bakıyorsunuz bir hakim CC yapmış. Belki ondan daha başarılı bir hakim çok küçük yerde başlıyor yeterince iş gönderemiyor. Daha sonra daha küçük bir yere gidiyor. Yani iş sayısı nedeniyle B yapan çok sayıda hakim oldu ve ben terfiye baktığım dönemde HS(Y)K'ya her dönem ilke kararı değişikliği götürdüm, kısmen de başarılı oldum. İş sayısının etkisini terfi de düşürmeye çalıştım. Çünkü çalıştığı halde mesela hakim %90 iş çıkarmış geçen işlerinden iyi not almış ama sırf iş geçiremediği için A yapan B yapan çok hakim oluyordu. Buna rağmen o önerilen isimlerin %98, 99 unda liyakat yönünden, sicil hal kağıdı, terfi yönünden bir sıkıntı yoktu ki ... bey de o tarih itibariyle dediğim gibi teftiş içinde beyfendiliği ile tanınan arkadaşlardan bir tanesiydi. Yani o güne kadar hakkında ben hiç olumsuz en ufak bir şey duymadım ... beyle ilgili. Öyle bir arkadaştı yani ... bey. BAŞKAN: ... bey sorunuz. SANIK[DAVACI]: Teşekkür ederim başkanım. Bir kaç küçük sorum olacak lütfeder cevaplarsa. Bu 80 kişi denilen konu yanlış değerlendiriliyor. Değerlendirilmeye müsait olduğu için sormak istiyorum belki diğer tanıklarda da sordum ama. Bu 80 kişi liyakati olduğu konusunda tartışma olmayan kişiler miydi. TANIK: Evet olabilir denilen. Yani o önerilen isimler içinde Yargıtay üyeliğine liyakat yönüyle de bilindiği kadarıyla hem sicil hem de tanındığı kadarıyla. Yani bunlar olabilir, bunlar hakikaten bu işi hakediyor denilen, yapabilir denilen arkadaşlardı. SANIK[DAVACI]: Teşekkür ederim. Şimdi siz ifadenizin bir yerinde 8 kişinin birlikte hareket ettiğinden bahsediyorsunuz ifadelerinizde. Ben eğer yanlış hatırlamıyorsam, hafızam beni yanıltmıyorsa 17 kişiden oy aldığımı düşünüyorum. Sanırım oy verenlerden biri de sizdiniz. Bilemiyorum tabi kimin verip kimin vermediğini şucu bucu denilen insanların verip vermediğini ama bu 17 kişinin mutabakata vararak oy verdiği bir kişiyi sadece belli bir grup istediği için mi oy verdi yoksa liyakat Yargıtay 29'cu maddedeki seçilme yeterliliğini taşıdığı için mi şahsımla ilgili soruyorum. TANIK: Sonuçta tabi bir kişi seçilmişse liyakati yeterli olduğu için seçilmiştir. Ama her seçilen kişiyi de bir kişi veya grup önermiştir. Onun talebi değerlendirilmiştir. Uygunsa o talep kabul edilmiştir. Yani bu anlamda elbetteki ben ehliyet ve liyakat yönünden ... beye hiç bir itirazım yok ben de oy verdim kendi söylediği gibi ama talep oradan geldi. Oradan gelmeseydi mesela ben[im] ... bey aklıma gelmezdi. Dediğim gibi çok şey arkadaş değildi yani öne çıkan ha bu öne çıkmama mesleki açıdan yetersizlik anlamında söylemiyorum. Yani sosyal olarak çok öne çıkan ne bileyim bazı insanlar çok konuşkandır, çok konuşur, çok konuşurken biri hakkında konuşur, o duyulur o da onun hakkında konuşur. ... bey bu anlamda çok ketum. Yani teftişte eskiden aslında böyle olması istenirdi. Müfettişler konuşmazdı. ... bey de eski teftiş kurulu geleneklerinden en bağlı arkadaşlardan bir tanesiydi. Yani konuşmayan arkadaşlardan bir tanesiydi. O yüzden de kendisi hakkında da çok konuşulmaz bilinmezdi ... bey yani. Benim de aklıma gelmezdi o arkadaşlar gündeme getirmeseydi. Ama getirince de hatırladık, siciline falan bakınca da ha bu arkadaş evet ya bu arkadaş çok efendi bir arkadaş. Yani onların taleplerinden biri olacaksa ki ... beyin olması o anlamda tercih edilecek bir arkadaştı. SANIK[DAVACI]: Teşekkür ederim. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: İfadenizin bir yerinde B. bey dediniz ki Yargıtay seçiminden sonra seçilen kişiler hakkında ben personelci de olduğum için şikayetler geldi. ... bey hakkında böyle bir şikayet duyumunuz oldu mu. TANIK: ... beyle ilgili somut olarak hiç bir şikayet olmadı, duymadım yani. En azından ben duymadım, bana gelmedi. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Bir şey söylemek istiyorum. 2011-2013 bunun Yargıtaya seçildiği dönemle sizin bu olayları bilebildiğiniz söylediğiniz 2013 yılları arasında kendisinin o zaman terör örgütü denilmiyordu ama cemaat veya terör örgütü veya işte adı her neyse o yapıya mensup olduğunu gösterecek, hissettirecek sizin bizatihi gözlemlediğiniz bir şey oldu mu. TANIK: Direkt bir gözlemim yok. ... beyle ilgili bakanlık teftişteyken yani beraber çalıştığı arkadaşlardan olabilir. Çünkü teftişte çalıştığı arkadaşlardan aynı lojmanda olduklarımız vardı veya onlarla aynı lojmanda oturup personelde çalışan arkadaşlar vardı. Bu şekilde o zaman cemaatte böyle terör örgütü veya sakıncalı bir grup olarak algılanmadığı için ben ... bey içinde olumlu konuşulduğunu, bizim arkadaşlardandır falan denildiğini duydum ama kimden duydum somut olarak hatırlamıyorum yani öyle bir kanaat ben de vardı. ... bey de cemaate yakın arkadaşlardandır diye bir kanaatim vardı benim. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Kimden geldiğini bilmiyorsunuz ama böyle bir duyuma dayanıyorsunuz. Bir sorum daha olacak şimdi teftişten geldiğini söylediniz başarılı bir geçmişi olduğunu, iyi çalışan ve müfettişlerin sahip olması gereken değerlere sahip olduğunu söylediniz. Burada bunların söylenmesinden şahsen mutluluk duyduyuğumu da söylemeliyim çünkü 2 seneden beri kendisi hakkında çok fazla kötü şey söyleniyor. İyi bir şey duymak güzel bir şey oldu. Bunun için teşekkür ederim. Sadece şöyle bir sorum olacak. Teftişten gelen hakim ve savcıların değerlendirmesini yapan, işlemlerini, soruşturmalarını yapan kişiler hakkında olaki geçmişteki bir çalışmasında, bir değerlendirmesinde kendisine bir kızgınlığı, bir kişisel husumeti, verdiği puanı beğenmeyen, soruşturmada verdiği kararı beğenmeyen birilerinin bir dedikodusu olmuş olabilir mi, mümkün müdür böyle bir şey. TANIK: Benim duyduğum böyle bir olay yok ... bey ile ilgili. Yani ... beyin denetlediği yerden gelip de ya ... bey bizim hakkımızda şöyle haksız bir tasarrufta bulundu, taraflı bir soruşturma yaptı diye bir şey duymadım yani ... bey ile ilgili böyle bir duyum en azından bana gelmedi. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Hakkında herhangi bir şikayet veya eleştiri de olmadı. TANIK: Duymadım. Bana olmadı. Yani bana ulaşan öyle bir bilgi yok. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Teşekkür ederim. BAŞKAN: Savcı bey YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Sorumuz yok sayın başkanım. BAŞKAN: Arkadaşlardan sorusu olan var mı. ÜYE M.B.: Yargıtay üyeliği seçiminde aday isimlerin önerilerini gruplardan geldiğini söylediniz. Yargıtay üyeliği aday isimleri TANIK: Evet ÜYE M.B.: O zaman ki ismi cemaat olan gruptan başka bir grup adına da aday isimleri önerildi mi, yani öyle bir grup var mıydı yoksa bütün grupların temsilcisi olarak siz mi vardınız bir de karşınız da cemaat mi vardı. Öyle miydi. TANIK: Yok yani o zaman grup halinde hareket eden yapı cemaat diye bilinen yapıydı. Diğer arkadaşlar bireysel olarak kendi görüş ve kanaatleri ile hareket ediyordu. O anlamda ben de hareket ediyordum. Öyle olduğunu düşünüyorum BAŞKAN: Evet teşekkür ederiz."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.H. isimli şahsa ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Soruşturma Bürosunca yürütülen ... numaralı soruşturma kapsamında düzenlenen 03-04/11/2016 tarihli şüpheli 2. sorgulama tutanağı:
"...CEVABEN : Ben size Fetullah Gülen cemaat mensubu olan veya bu cemaat ile ilişkisi olan veya birlikte hareket ettiğini düşündüğüm Yargıtay ve Danıştay üyelerini belirtmek istiyorum. 1-K.İ.;..., ...., 57-...; Teftiş Kurulu'nda görev yapmasından dolayı tanıyorum. HSYK'da görev yapan cemaat mensuplarının hazırlamış olduğu liste sonucu Yargıtay üyesi seçilmiştir..."
Aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) E:... sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ifadesinin yer aldığı 12/02/2018 tarihli 2. Celseye ilişkin duruşma tutanağı:
"...BAŞKAN: ... hakkında terör örgütü FETÖ üyesi olmaktan açılan kamu davası var bu konuyla ilgili bağlantılı bilginiz nedir acaba TANIK: Efendim ... benim hatırlayabildiğim kadarıyla HSYK teftiş kurulunda görev yapıyordu. 2010 yılında biz HSYK da göreve başladığımızda Adalet Bakanı ve Adalet Bakanı Müsteşarı beni çağırarak, ben Başkan vekili olduktan sonra beni çağırarak Yargıtay'da ve Danıştay'da daire sayılarını dolayısıyla üye sayılarının artırılacağını bunun için şimdiden hazırlık yapmamız gerektiğini söylediler. Çünkü yasa, tasarı hazır. Kanunlaştığı anda vakit kaybetmeden hemen seçimi yapmak istiyoruz diye söylediler. Bunun üzerine ben ilk genel kurul toplantısında, HSYK da tüm kurul üyelerine bu durumu anlattım izah ettim, çalışmalara şimdiden başlayalım, sicil incelemek isteyenler sicillerini incelesinler çalışmalarını tamamlasınlar dedim. Aradan bir kaç gün geçtikten sonra HSYK da Genel Sekreter olarak o zaman görev yapan M.K. bana gelerek akşam evine yemeğe davet etti. B.E. ile İ.O. ile bir kısım kurul üyelerinin de bu yemeğe geleceğini söyledi. Ve burada da Yargıtay üyeliği seçimine ilişkin veya Danıştay her ikisine ilişkin bir görüşmek istiyoruz sizlerle dediler. Ben daveti kabul ettim. İ.m beyle birlikte M.K.'nin evine gittik. B. Bey de bizden hemen sonra geldi. Eve gittiğimde HSYK dan 1. Daireden İ.O., T.G., A.B. ve B.Ç. vardı. 2. Daireden N.Ö. ile H.S. vardı. 3. daireden ben vardım, A.K. vardı, Ö.K. vardı, bir üye daha vardı efendim. İsmi aklıma gelir daha sonra hatırlatırım ben ismini BAŞKAN: R.Y. mi TANIK: Evet R.Y. vardı. Yine HSYK genel sekreter yardımcılarından M.B. ile E.D. de oradaydı. Bunun haricinde Yargıtay da görev yapan tetkik hakimi veya Yargıtay savcısı olarak görev yapanlardan da A.B., N.D., M.Ö. ve Ö.A. vardı. Biz onları orada gördüğümüz zaman yani bu arkadaşların konumuzla ilgisi yok. Bunlar HSYK da görevli kişiler değiller niye buradalar diye sorduk. Biz bu soruyu sorduğumuzda da Yargıtayı en iyi bilen bunlar Yargıtay tetkik hakimleri ile savcıları bu arkadaşlar tanıyorlar. Onlarla ilgili görüşmelerimizde biz bunların fikirlerine danışmak istedik diye M.K. bize söyledi. Biz tepki göstersek de netice birinin evinden başkalarını kovmakta çok şık olmayacak diye düşündük. Ama tepkimizi de yüksek dille ifade ettik. Bu görüşmeye M.K.'nin evine gitmeden evvel İ.O. ile de konuştuk. Teşkilatı en iyi sen tanıyorsun. Orada sen bizim adımıza da sen konuş. Biz bu konuda sana yetki veriyoruz diyede söyledik. Neyse M.K.'nin evine gittiğimizde onların daha önceden herhalde çalışıp hazırlamış oldukları bir 350-400 kişilik bir isim listesi vardı. Yansı ile evin duvarına bu liste yansıtıldı. Buradaki isimler tek tek okundu. Bu listede hem kişinin adı soyadı, görev yeri, terfileri ve müfettiş hal kağıtlarda yazılıydı. Bu liste tarandı. Ha bu liste taranmaya başlanmadan önce İ.O. herkesi uyararak dedi ki yani burada sayıya oynamayalım. Burada hepimizin kabul edebileceği isimleri belirleyelim. Daha sonra tekrar bu isimler üzerinde görüşürüz diye söyledi. Bu liste baştan sonra kadar tarandı. Bu listenin içinde işte olmaz denilen kendilerinin de olmaz dediği isimler çıkarıldı. Herkesin üzerinde mutabık kaldığı isimleride İ. Bey ya işaret koydu yanına veya ayrı bir liste tuttu. Not aldı yani bu isimleri. Bu belirlenen isimler arasında ben ... beyin isminin olduğunu biliyorum, hatırlıyorum. Daha sonra bu tarama işlemi bitti. Önceden konuştuğumuz halde orada bulunan bir kısım kurul üyeleri ya biz bunu sayalım kaç kişi oldu dediler. Tabi biz ısrarla saymayın yani bu daha netice değil burada seçim yapmıyoruz, kesin bir sonuçta değil burada belirlenen isimler üzerinde tekrar görüşürüz, yine devam ederiz, müzakere ederiz diye söyledik. Fakat bizi dinlemediler o listeyi baştan sona saydılar 80 civarında isim çıktı. Şimdi bu isimler belirlenince oda da bulunan M.K., N.D., Ö.A. ve A.B. evin salonundan dışarı çıktılar. Yani evin koridoruna veya başka bir odaya geçtiler bir 5-10 dakika sonra tekrar geri geldiler. Geldiklerinde A.B. yüksek sesle şunu söyledi. Hoca efendi ile Fethullah Güleni kastederek hoca efendi ile görüşülmüş, hoca efendi arkadaşlar 140 tan aşağı bir rakama razı olmasınlar demiş bu konu bizim için kapanmıştır. Biz 140 istiyoruz yoksa bu müzakerelerde yokuz diye emri vaki birşey söyledi. Bunun üzerine ben, B.E., İ.O. tepki koyduk. Dedik yani bu iş hoca efendinin işi değil buna biz burada birlikte karar vereceğiz. Bir de bizim dışımızda bakan var müsteşar var diğer kurul üyeleri var bakalım onlar hangi isimlerle gelecek kaç kişi getirecekler sayı konuşmayacağız dedik. Ortam gerildi. Daha sonra idari yargıya kısmen başlandı. Orada da …-… sicillerden de seçmek istediklerinde orada hiç anlaşamadık ve gergin bir ortamda ayrıldık ve B. bey, İ. bey ve ben Adalet Bakanlığı Müsteşarı A.K. beyin yanına geldik durumu kendisine izah ettik. Hatta şunu da teklif ettik. Biz bu seçimi bu 8 kişiyi ayıralım bir kenara biz diğer Yargıtaydan ve Danıştaydan seçimle gelen üyelerle bu seçimi görüşelim ha tamam yine bu cemaatçi kurul üyelerine de belli makul sayıda isim verelim geri kalanı diğerleriyle yapalım. Şimdi öyle diyince A.K. Bey de Yargıtayda ki dengeleri göz önüne alırsak dedi yani o diğer 5 kişiye bu kontenjanı veremeyiz o zaman istediğimiz amaca ulaşamayız. Biz işte referandum sürecinde hem HS(Y)K seçim sürecinde bu insanlarla bir ortaklık kurduk, bu ortaklığı şimdi bozamayız dedi. Daha sonra bir de şunuda söyledi tabi siz dedi o Yargıtaydan, Danıştaydan seçimle gelen o 5 kişiye diyelim 50 kişi verdiniz yarın onlar çıkar biz size 60 veriyoruz der siz 70 verirsiniz onlar 80 veriyoruz der yani bu iş böyle çok tatsızlaşır. Buna da zemin hazırlamayalım önümüzde daha 4 yıllık bir zaman var. Bu insanlarla birlikte çalışacağız ama bu sayılara da razı olmamız mümkün değil. Tekrar tekrar bu insanlarla görüşün bunları makul bir rakama indirmeye çalışın dedi. Daha sonra tekrar tekrar da görüştük ama şu dava ile ilgili konuda benim hatırladığım ilk görüştüğümüz gün M.K.'nin evinde ...'ın da ismi o listede olan BAŞKAN: 80 kişinin içinde miydi. TANIK: Ben öyle hatırlıyorum efendim. O listede olan ve mutabık kalınan isimlerden biriydi. BAŞKAN: Peki örgütsel faaliyeti konusunda bir bilginiz var mı. Yani himmet toplama, toplantılara katılma, ödenecek şeylerde TANIK: Başkanım cemaatin yapılanması farklı. Biz HS(Y)K'da sadece HS(Y)K üyeleri bir araya gelirdik. Yani teftiş kurulundan biri bizim sohbetimize katılmadığı gibi, bizden de biri onların sohbetine katılmaz diye ben biliyorum. Yani ben kendisini benim katıldığım hiç bir cemaat sohbetinde, toplantısında görmedim. BAŞKAN: Bu ifadenizi siz herhangi bir baskı altında mı verdiniz yani kaldığınız ortam nedeniyle(65:54-65:55 anlaşılamadı) mi neden verdiniz böyle bir ifade şimdi avukat hanımda size soracak bu kişi 7,5 sene ile 22,5 sene arasında yargılanıyor. Beyanı ne terör örgütü üyeliğinden yargılanıyor. Şimdi sizin beyanınız cemaatin listesinden seçildi diye siz şimdi kendinizi kurtarmak için mi bunları söylüyorsunuz. TANIK: Yani ben bir baskı görmedim. İşkence görmedim. Tamam tek kişilik koğuşta kaldım yani 55 gün kadar orada kaldım. Ama bence yani benim etkin pişmanlıktan yararlanma isteğim ondan değil. Yani ben bu darbe girişiminde bu 15 Temmuzda yapılan bu melun darbe girişiminde cemaatinde işin içinde olduğunu, hatta bence organizasyonu ve planlamayı onların yaptığı kanaatine onlara ulaştığım andan itibaren kendi savunmamı, yani itiraflarımı da içeren savunmamı ceza evinde hazırlamaya başladım. Bu 15-20 günlük bir süreç aldı. Daha sonrada K.Ö. ifade vermeye geldiğinde ben ona söyledim. K. git ifade ver. İfadende bildiğin her şeyide anlat ve savcı beye selam söyle bende yakında ifade vermeye geleceğim dedim. K.Ö. ifade vermeye gittiğinde Ankara Cumhuriyet Savcısına benim bu söylediklerimi iletiyor. Bundan bir hafta kadar sonrada beni ifadeye çağırdılar. BAŞKAN: Evet. Sorunuz var mı SANIK [DAVACI]: Sayın başkanım sayın H.'den sizde ifade ettiniz benim bir elim parmağı kadar sayısından beri suç işlediğim konusunda delil olarak gösterilen tanıklardan bir tanesi. Bu nedenle kendisine bunu da hatırlatarak benim herhangi bir cemaat, örgüt bir faaliyeti kriminal bir şey içerisinde ve yahut kriminal olmasa bile herhangi bir olumsuz olarak şimdiki görüşü ile şimdi görüşümü de istiyorya niteleyebileceği veya 15 Temmuz olayına bir şekilde katkı olduğum, destek olduğum veya taraftar olduğum şeklinde bir eylem, söylem bir şeyimi duymuş mudur biliyor mudur kendisine şahsen sorulmasını istiyorum BAŞKAN: 15 Temmuzdan dolayı yargılamıyoruz sizi. Sizi cemaat üyeliğinden yargılıyoruz. SANIK [DAVACI]: Ama 15 Temmuzla benim hiç bir alakam bende aynı nefretle kınıyorum her kim yaptıysa cezasını çeksin bu kanaatteyim. Ama ondan dolayı ben terör örgütü üyesi olarak yargılanıyorum huzurunuzdayım. Daha önce Yargıtay üyesiydim bende. Onun, kendisinin, şahsi somut bir fikri var mı, görüşü var mı BAŞKAN: Yorum olarak değil evet veya hayır olarak soralım SANIK [DAVACI]: Düzeltiyorum özür diliyorum başkanım haklısınız. Bilgi ve görgüsü var mı. TANIK: Hayır. SANIK [DAVACI]: Teşekkür ederim. Bir şey daha soracağım efendim. Bu 80 kişi meselesi çok gündeme gelmeye başladı. Bu 80 kişi denilen kişiler o gün kurul genel sekreteryası varmış anladığım kadarıyla ben yoktum orada bilmiyorum. Genel sekreter, sekreter yardımcıları yani o gün HS(Y)K'nın çalışma kalemi denilen şeyi hazırlık yapan bir ekip bu ekip. Şöyle veya böyle bu insanları bilmiyoruz. Bu ekibin yaptığı bir hazırlık üzerine kurul üyelerinin hepsi katılmasa bile yaptığı bir inceleme var. Bu incelemede bu belirlenen 80 kişi benim de arasında olduğum, liyakatli gördükleri insanlar mıydı. Yani bunu Yargıtay seçilme yeterliliği bu insanların vardır kanaatine vardıkları kişiler miydi onun sorulmasını istiyorum. BAŞKAN: Sizin de böyle bir kanaatiniz var mıydı. TANIK: Evet evet. Yani başarılı hiçbir sıkıntısı yok. BAŞKAN: Bahsettiği şeyi ben birazcık daha açayım. Talep ettiği kişilerden karşı olduğunuzda seçilmeyen kişi var mı TANIK: Anlamadım başkanım. BAŞKAN: Yani sizin liyakat açısından onların belirttiği fakat sizin liyakat açısından veyahutta İ. beyin karşı gelip seçilmeyen kişi var mı. TANIK: 80 kişi içinde mi. BAŞKAN: 300 Kişinin içinde o 80 kişinin içine girmiş olabilirler. Ama 80 kişinin belirlenmesinde karşı geldiğiniz fakat o 80 kişinin içine giremeyen kişi var mı. TANIK: Yok ben yok diye hatırlıyorum. Soruyuda tam anlayamadım yani BAŞKAN: Şimdi şöyle liyakat açısından şimdi önünüze getirdi belki 90 kişi TANIK: 350 kişilik listeyi taradı 80 kişi çıktı. BAŞKAN: Bunun seçilmesini istiyoruz dedi. Siz baktınız liyakatına bir şey olmaz. Olumsuz görüş belirttiğiniz kişi oldu mu TANIK: Yok yok benim olmadı yani. BAŞKAN: Diğerlerinin oldu mu TANIK: Yani genelde İ. Bey de birçok kişiye mesela C.D.'ye olmaz dedi. İ.K.'ye olmaz dedi. Ama ...'a olmaz dediğini hatırlamıyorum kimse olmaz demedi. ÜYE F.Y.: Olmaz dedikleriniz o zaman listeye giremedi. TANIK: O ilk 80'de yoktu onlar. Onlar daha sonra SANIK [DAVACI]: Yani bu 80 kişi özür dilerim başkanım. Yani bu 80 kişi gördüğünüz kişiler Yargıtay Kanununda Yargıtay üyeliğine seçilme için liyakatli görülen kişiler miydi. TANIK: Evet SANIK [DAVACI]: Efendim bir şey daha sormak istiyorum. Kendisi bana oy vermiş midir. TANIK: Evet SANIK [DAVACI]: Teşekkür ederim. Oy verirken herhangi bir baskı, tehdit yani şimdi terör örgütü üyeliğinden yargılanıyoruz başkanım. Terör örgütünün kullandığı metotlardan birisi kullanıldı mı kendileri üzerinde. BAŞKAN: Bir baskı oldu mu sizin üzerinizde. TANIK: Hayır. BAŞKAN: Pardon avukat hanım vereceğim de arkadaş da bir soru sorsun. ÜYE O.E.: Bir soru sorayım. Aslında bu 80 kişilik herhalde liste 350 kişilik listenin içinden bir grup. Yani örgütün o zaman ki adıyla tırnak içinde cemaatin getirdiği liste miydi bu 350 yani hep kendi grubunu getirmiştir muhtemelen. TANIK: Onların içinde farklı isimler de vardı. ÜYE O.E.: Ne kadardı mesela oran olarak bir tahminde bulunabiliyor musunuz. TANIK: Onu bilemem ben. Ben birde teşkilatı çok yakın tanıyamıyorum yani isimlerin hepsini bilmediğim için. Ben çok net ÜYE O.E.: Araya serpiştirilebilir yani ÜYE F.Y.: O 350 yi belirlemede sizin bir katkınız oldu mu. TANIK: Hayır hayır. O önceden çalışılmış. Biz onu şöyle yorumladık o tarihte yani Genel Sekreter bir çalışma yapmış ÜYE F.Y.: Yani yine o gruptaki insanların belirlediği bir 350 dimi yani cemaatçi olsun veya olmasın TANIK: Evet evet. BAŞKAN: Avukat hanım buyurun. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Başkanım benim kafam iyice karışıyor. Duyduklarımdan şoka uğruyorum. Şimdi A. beye sormak istiyorum. Benim elimde kendisinin ifade verdiği 2 tutanak var. Bir tanesi 19 Temmuz 2016 tarihinde saat 19:57 de başlamış geç vakitlere kadar devam etmiş ve gece yarısı da sonlanmış. O 19 Temmuz gecesi bende Ankara Adliyesindeydim. Bir başka müvekkilim için sorgudaydım. Siz de zannediyorum Adliye koridorlarında yerlere yayılan üyelerden, gözaltında olan kişilerden biriydiniz. Sabaha karşı saat 4:30 da da mescite indirildiniz. Emniyete götürülmek şansınız olmadığı için emniyet güçleri tarafından mescide indirildiniz ve mescitde yatırıldınız doğru değil mi. TANIK: Evet MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Sabah saat 10:00 sularında da sorgu hakimliğine çıkartılmak için üst katlara çıkartıldınız Ankara Adliyesinde. Bu gözaltına alınış tarihiniz neydi acaba. TANIK: 16 Temmuz MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: 16 Temmuz ila 20 Temmuz arasında uygun olan olmayan nezaret koşullarında kaldınız mı. TANIK: Evet YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Sanığın [Davacının] durumu ile ilgili bir durum değil BAŞKAN: Değil evet. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: O tarihte şuanda tanık olarak ifade veren kişi etkin pişmanlık hükümlerinden de faydalanmamış. Sanık müdafinin tabiri ile itirafçı olmamış MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Ben öyle bir tabir kullanmadım. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: O dönemde yaşadığı durum kendisiyle ilgili bir durum, kendi soruşturması ile ilgili bir durum. Müvekkilinizin durumu ile alakası yok. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Savcı bey açıklayacağım efendim. Şimdi bu şartlar altında ifade verip tutuklanmışsınız. Daha sonra Adalet Bakanlığının 07 Ekim 2016 tarihli ceza tevkif işleri genel müdürlüğünün 7 Ekim 2016 tarihli yazısı ile de siz ve sizin gibi tutuklanan hakim savcı grubundan insanlar başka cezaevlerine nakledilmiş ve hücreye konulmuşlar. Siz de tekli hücreye konuldunuz mu. TANIK: Onu açıkladım ben ifademde. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Konuldunuz. 07 Ekimde mi konuldunuz 08-09 Ekimde mi TANIK: Valla kurban bayramı arefesiydi. Şimdi hangi gündü bilmiyorum. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Tamam. İtirafçı savcı bey bu kelimeyi kullandığı için şimdi kullanıyorum yoksa etkin pişmanlık hükümleri diyorum ben. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Hiç bir zaman etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan kişiler için itirafçı terimini kullanmadım. Sanık müdafileri ve basın, bu kişilerin beyanlarını itibarsızlaştırmak amacıyla itirafçı tabirini özellikle kullanıyorlar. Ben bu kelimenin kullanılmasına kesinlikle ve kesinlikle karşıyım. İtibarsızlatırmak amacıyla kullanılan bir cümle. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Savcı bey çok özür dileyerek kendi adıma bir şey söylemek istiyorum. Lütfen beni mazur görün. BAŞKAN: Birbirinizle diyalogo girmeyin lütfen. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Yok ben halimi arz edeyim başkanım da kişisel bir değerlendirmem bu. Benim böyle bir değerlendirmem yok. Ben böyle bir ifade kullanmadım. Kullanmadığım ifadeler nedeniyle de başkalarının yorumları, ifadeleriyle adıma genelleme yapılmasını istemem. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanıyor sanık ve burada 3 Kasım 2016 tarihinde yenide ifade vermişsiniz. Daha uzunca bir ifade. Müsade ederseniz siz bunlarla ilgili bir kaç tane soru sormak istiyorum. Başlangıçta her şeyi reddederken daha sonraki ifadenizde bazı şeyleri kabul etmişsiniz. Sormak istediğim birinci soru şu. Evlatlarınızdan büyük evladınız oğlunuzun Bir kolejlerine devam ettiğini TANIK: Evet cemaatin okulunda okudu oradan mezun oldu. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Küçük oğlunuz B.İ de Samanyolu lisesine gittiğini TANIK: 17-25 Aralıktan hemen sonra okuldan kaydını aldım. Açık liseden mezun oldu. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Anladım. Şimdi TANIK: Şimdi çocuklarımın sayın başkanım çocuklarımın bu konuyla ne alakası var. BAŞKAN: İşte bende onu soracaktım. Yani soruyu sorarken tanığın anlatımlarını yönlendirecek şekilde ifadeler kullanıyorsunuz. Bunun çocuklarıyla onun bağlantısı hayır siz soruyu sorarken tahakküm altında bırakmaya çalışıyorsunuz avukat hanım MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Yok yok yok sayın başkanım rica ederim BAŞKAN: E çocukların ne alakası var bununla. Şimdi bağlantıyı taa nereye getireceksiniz. Sadece sanığın sorun olarak müvekkilinizin o 80 kişi arasında olduğunu söylüyor. Bununla ilgili sorular sorun. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Efendim ben 80 kişiden geçtim. Ben kişisel sorularımı soruyorum şimdi müsade ederseniz. Ben öyle bir şey söylemiyorum. Şimdi büyük oğlumun ücretini ödedim diye burada yazıyı gördüm fakat küçük ile ödemeye dair beyanı görmedim bu konuya açıklık getirebilir mi. BAŞKAN: Neden. Alakası ne olayla bağlantısını kuramadım avukat hanım. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Menfaat ilişkisi başkanım. Olmuş olabilir mi acaba diye soruyorum bilmiyorum. BAŞKAN: Ama kendisinin zaten cemaatle çalıştığını ve cemaatin içinde olduğunu söylemişti ondan yargılanıyor. TANIK: Ben o soruya cevap vereyim. Hayatımda hiç bir zaman bedava kimseden hiç bir şey istemedim. Çocuklarımın okul ücretlerinde hiç indirimsiz ödedim. Sadece başarı puanlarından elde edilen indirimi. Okulun yasal yani kendi indirimi. BAŞKAN: Peki yani ben aslında buna izin vermeyecektim ama siz verdiniz. TANIK: Sayın başkanım şimdi ama itham altında kalıyoruz. Beleşçi yani böyle MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: İtham etmeden sormak istedim ama başkan bey böyle şey oldu. TANIK: Yok itham ettiniz. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: İtham olarak algılıyorsanız bunu kesinlikle reddediyorum. İtham etmiyorum. Benim itham etmek gibi bir şey yok. Ben hep savunma makamında oldum. Ben her şeyi ve herkesi savunurum. İtham yok bende. A. bey şunu sormak istiyorum. 160 lar olarak belirtilen Yargıtay üyelerinin yaklaşık 120 ye yakınının cemaat mensubu olduğunu biliyorum demişsiniz. Bu 120 ye yakın kişiye biraz önce söylemiş olduğunuz 80 kişiden sonra ilave edilen 40 kişide ortak bir kararla mı verildi. Yoksa adını bile anmak istemediğim o adamın talimatıyla mı. TANIK: Kimin talimatıyla MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Örgüt lideri olduğu iddia edilen söylenilen rezil kişinin TANIK: Şimdi benim 120 diye bir ifadem olduğunu ben hatırlamıyorum. Ben 107 diyorum. Yani 80 den 107 ye çıktı o rakam en son. Yani 140 istediler ve yapılan pazarlıklar ve görüşmeler sonucu 107 ye kadar indiler. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: 8 ci sayfanın ilk cümlesinde söylüyor da. TANIK: Yanlış ifade o Yanlış yazılmış. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Şimdi A. bey sormak istediğim bir başka şey daha var. İfadenizde YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Sayın başkanım sorularım hiç birisi sanığın savunmasıyla ilgili değil. BAŞKAN: Bağlantısını kuramıyorum. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Bak bağlantıyı açıklayacağım efendim. Şimdi biraz önce Yargıtay üyeliklerini seçilecek, Danıştay üyeliklerine seçilecek kişileri tespit ettiğiniz toplantıda M.B., E.D. gibi isimleri saydınız ve bunların olmasını hoş karşılamadığınızı hem sayın O. söyledi hem de siz söylediniz BAŞKAN: B.ile, E.D.'nin değil. Dinlediyseniz onlar HSK nın üyesi MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: HSK nın üyesi. Tetkik hakimlerinin toplantıda bulunmalarını hoş görmediklerini söyledi. BAŞKAN: Onların isimleri E.D. ile M.B. Değil. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Biliyorum. Sormak istediğim şey şu. Kendisinden ricam şu ki. Tetkik hakimlerinin yönlendirmesiylemi listeyi oluşturmuşlar. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Sanık o listenin nasıl oluşturulduğunu bilmiyor. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Hayır tanık tanık efendim. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Tanık ta o 350 kişiden haberdar değil. BAŞKAN: Savcı bey bir dakika. Hangi listenin. 80 kişilik listenin mi MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: 80 kişilik veya 140 kişilik, 120 kişilik. O Yargıtay, Danıştay üyeliğine seçilecek kişilerin listesi, kendileri tetkik hakimlerinin orada bulunmasını da hoş karşılamamışlar. Dışarı çıkılmış. Hatta bir ifadede geçiyor. N. hanım kapıyı çekmiş, çıkmış böyle şeyler de söyleniyor. Buna ilişkin olarak tetkik hakimleri kendilerine bir yönlendirmede, bir zorlamada mı bulundular. BAŞKAN: Var mı öyle bir zorlama TANIK: Şimdi Yargıtaydan gelen o Ö.A., M.Ö. onları kastediyorsunuz. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Evet evet. TANIK: Onların zaten geliş amacı olarak Genel Sekreter M.K. bey bize şunu söylemişti. Biz tepki gösterdiğimiz zaman bu arkadaşlar Yargıtayı iyi bilen arkadaşlar. Yargıtay tetkik hakimlerini ve Yargıtay savcılarını bize göre daha yakından tanıyorlar. Yani onların isimleri gündeme geldiğinde bu arkadaşların da görüşlerine başvuracağız dedi. Onlar sadece görüşlerini belirttiler. BAŞKAN: Görüşleri belirttiler mi TANIK: Ama zorlama olur mu yani görüşlerini belirttiler tabi. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: O görüşlere siz hayır diyebilir miydiniz. TANIK: Yerine göre hayır dedik yerine göre evet dedik. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Müvekkilimle ilgili olarak evet, hayır hiçbir şey söylemediniz. TANIK: Hayır. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Kendisine oy vermeyi yeterli gördünüz, liyakatini yeterli gördünüz ve bundan dolayıda herhangi bir itirazınız olmadı. Şurada ifadenizin bir kısmında gördüğüm şey var. Bunu merakande soruyorum. 17-25 Aralık olayından sonra ben bir esnaf arkadaşımın yanında oturuyordum. Olaylardan haberdar oldum ve bunun üstüne aradım, görüştüm başımıza iş açıldı falan cinsinden bir konuşmanız var. O olay olduğu zaman Türkiye çalkalandı. Yani basın canlı yayınlarla bağlandı bir sürü bir şeyler oldu. Sizin gibi etkin ve yetkin bir yerde bulunan kişinin bunu bir esnaf arkadaşından öğrenmesi yanındayken öğrenmesi biraz bana garip geldi. Bununla ilgili olarak bunu niye sıkıntı olarak değerlendirdiniz. Yani bizim başımıza iş açıldı diye. TANIK: Benim orada o ifademi okur musunuz avukat hanım. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Okudum. Çünkü şöyle bir şey var. Burada ifadeniz açık burada 39 sayfa ifade var A. bey. Burada sizin durumunuzda olan biz sıradan vatandaşlarız. Sizin durumunuzda olan kişilerin bundan daha öncesinde haberi olmadı mı, bilmiyor muydunuz bunu sormak istiyorum. Çünkü bu bir soruşturma YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Sanığın [Davacının] durumuyla ne ilgisi var sayın başkanım. BAŞKAN: Bunu öğrenip öğrenmemesinin ne alakası var. Olayla bağlantısını kuramıyorum. Avukat hanım siz başka konulara çekmeye çalışıyorsunuz olayı. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Hayır başka konulara çekmeye çalışmıyorum. Anlamadığım şeyi de sormak istiyorum başkanım BAŞKAN: Ama bunun yeri burası değil. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Anlamadığım şeyle ifadede tezatlar varda ben onlara bağlayacağım daha sonra ki yorumda. Ondan kaynaklanıyor. Soruları sormak isteyişimin sebebi o. BAŞKAN: Şimdi siz daha önce başka bağlantılarla, örgütün yapısı ile ilgili bir çözümleme yapmaya çalışıyorsanız o ayrı bir şey. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Yok hayır. Benim müvekkilime bağlayacağı yeri merak ediyorum. Getireceğim. BAŞKAN: Ama müvekkiliniz hakkında dedi 80 kişilik gruptaydı. Eylemlerini bilmiyorum dedi. Bundan daha farklı bir cevap nasıl bekleyebiliriz bundan. Yani yaptıkları o zaman biz tanığı itibarsızlaştırmak veyahutta şey yapmak için mi bu soruları yöneltiyorsunuz. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Hayır herkesin kendine göre itibarı var. Ne olursa olsun. Herkesin bu var. BAŞKAN: Ama şimdi insanlar yani bunu nasıl bilmezsiniz, nasıl etmezsiniz diye soruyla muhatap olmasını nasıl beklerisiniz. Yani bende bilmiyorum bir çok şeyi. Bana nasıl dersiniz nasıl bilmezsiniz, bulunduğunuz makam itibari ile bunları bilmiyorsunuz derken bana bunu sormaya hakkınız var mı bana nasıl bilmiyorsunuz diye. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: O zaman başkanım bu soruyu alalım, bu soruyu sormamış olayım müsade ederseniz. BAŞKAN: E Tabi buyurun. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Tanığa soracak başka sorum yok benim teşekkür ediyorum. BAŞKAN: Savcı bey sorunuz var mı. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Sorumuz yok sayın başkanım..."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan K.T. isimli şahsın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Soruşturma Bürosunca yürütülen ... numaralı soruşturma kapsamında düzenlenen 12/10/2016 tarihli şüpheli 3. sorgulama tutanağı:
"...CEVABEN: Fetullah Gülen mensupları olup benim dönemimde bulunan ve O.Y.'nin organize ettiği bu piknik ve yemeklere S.S., H.U., M.K., ..., H.S., M.Ö., İ.T.A., S.P., İ.G., R.E., Y.E., M.G., Y.M., R.Ç., M.S., N.D., Y.M. katılırdı..."

Aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) E:... sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ifadesinin yer aldığı 12/02/2018 tarihli 2. Celseye ilişkin duruşma tutanağı:
"...BAŞKAN: K. bey. ... bey terör örgütü üyesi olmakla suçlanıyor. Sizin bu konuda ki bilgileriniz neden ibarettir. Bunu ifade edebilir misiniz. TANIK: Ben ... bey dönem arkadaşım benim. 1993 yılında beraber kura çektik. Eğitim merkezinde aynı dönemdik. O dönemlerden sonra 2010 tarihine kadar kendisiyle herhangi bir ilişkimiz olmadı. Aynı yerlerde de çalışmadık. Bildiğim kadarıyla kendisi müfettişti zaten. Farklı yerde çalıştık. Son 2010 tarihinde bu bakanlık ve cemaat listesine çalışmak için M. beyin evinde bir araya gelmiştik. ... bey de orada vardı BAŞKAN: Kim M. bey dediğiniz. TANIK: M.K.'nın evinde. Öyle hatırlıyorum. 2010 tarihi Eylül ayıydı. Orada hani hem bakanlık hem işte cemaat listesinden aday olan arkadaşlar için sağa sola oy hani Türkiyenin değişik yerlerine oy toplama için gitmiştik bende bir kaç yere gittim ama ... bey nere gittiğini bilmiyorum kendisini. Ama orada görmüştüm kendisini. Daha sonra 2011 yılı Mart ayında ... sicilli arkadaşlar olarak kurul üyelerine bir yemek verdik. Oradaki kurul üyeleri de ... sicilli yani bize yakın kurul üyeleriydi. Okuldan tanıdığımız arkadaşlardı. Kim vardı orada. Bildiğim kadarıyla A.A., B.Ç. gelmişti. Bir de R.A. gelmişti o yemeğe öyle hatırlıyorum. 2011 yılı Mart ayıydı. Orada da ... beyi görmüştüm. Hani o toplantılarda tabi her kesim herkesimden kişi geldiği için hani hiç bir şey konuşulmadı cemaat adına, hiç bir şey konuşulmazdı zaten. Hani sadece 2010 tarihinde bir çalışmak için bir araya geldik yani. Bakanlık listesi için BAŞKAN: Cemaat olarak mı bir araya geldiniz yoksa herhangi bir kişiler olarak mı bir araya geldiniz. TANIK: Yani 2010 daki M. bey çağırdığında yani hani orada ayırt edemiyorum ama 2011 de cemaat mensupları değil de herkes vardı. Konya yolu üzerindeki hacıbaba lokantasına gitmiştik. Hani 2010 tarihinde yani o sadece herhalde cemaat mensupları olduğunu biliyorum, onlar vardı. Diğerleri yok. BAŞKAN: Başka kimse yok. TANIK: Başka kimse yoktu diye hatırlıyorum. BAŞKAN: Peki 1991 den beri tanıyorum dediniz. O zamandan beri cemaatle ilişkisi olduğunu düşünebiliyormusunuz yoksa TANIK: Ya o zamanlar hiç bir yani eğitim merkezinde kendisiyle yada eğitim merkezinden sonra 2010 yılına kadar cemaatle ilgili hiç bir toplantıda kendisini görmedim. Bende zaten çok fazla gitmiyordum o zamanlar. BAŞKAN: Peki o zaman mı öğrendiniz cemaatten olduğunu yoksa daha önceden bilginiz var mıydı. TANIK: Hayır o tarihte bilmiyordum. Hani ben şöyle ilk toplantımızda dedik ya 10-15 kişi vardı o zaman. Bir çoğunun ismini söylemiştim ama. Hani biz orada bakanlık listesi ve artı cemaat listesini çalışalım diye bir araya gelmiştik yani BAŞKAN: Çalışmanızın hedefi Yargıtay üyeliği seçimi yönünde mi yoksa HSK üyelerinin kazanması için yönünde mi TANIK: HSK üyelerinin kazanması için tabi tabi kazanması için. Yoksa yani bizim daha o zaman HSK üyeleri belli olmadığı için hani o bizim yani cemaate yakın arkadaşlar yada diğer bakanlık listesinin kazanması için çalıştık. BAŞKAN: Etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorsunuz neden buna gerek duydunuz. Çalışma koşulları, yattığınız yerin durumumu ondan dolayı mı yoksa vicdan azabı mı var neden bunu gerek duydunuz. TANIK: Çalışma koşuluyla ilgisi yok. Yani kendim ifade verdim. BAŞKAN: Yani tek kişilik hücre şimdi bütün iddialar şu yönde yani kişilerin psikolojik bozuklukları vardı. Verdikleri ifadeler özgür değil. Baskı altındaydı bulundukları şartları kolaylaştırmak için şuydu buydu bir sürü şeylerle giriliyor bunlara. Bu ifadeyi verirken kişilerin hep baskı altında zorla ifade verdikleri yönlendirilmektedir. TANIK: Zorla ifade vermedim. Yok öyle bir şey. BAŞKAN: Bir baskı da üzerinizde mi TANIK: Psikolojimiz o tarihte bozuktu halen de bozuk yani ilaç kullanıyorum ona bir şey demiyorum ama ilacın etkisi yok yani BAŞKAN: İfadelerinizin bununla ilgisi yok. TANIK: Hala psikolojik tedavi görüyorum ama o tarihtede görüyordum. BAŞKAN: Psikolojik tedavi, akıl sağlığınızın bozulması yönünde bir şey değil dimi yani verdiğiniz bu ifade sonucunda öyle bir şey yok dimi TANIK: Yok yok öyle bir şey yok BAŞKAN: Peki ... beyin Yargıtay döneminde üye seçildikten sonra birlikte hareket etme veyahutta birlikte aynı koşullarda daha doğrusu toplantılarda bir araya gelme, himmet toplama yardım çalışmaları için aynı gruplarda veyahutta bulunduğu gruplar hakkında bir bilginiz var mı. TANIK: Zaten ... bey hukuk dairesinde idi. Çünkü dönem arkadaşım olduğu için biliyorum. Ben ceza dairesindeydim. Zaten ceza dairesi ile hukuk dairesindekilerin toplantıları ayrı ayrı farklı yerlerde yani farklı gruplarda olduğu için hangi gruptadır, nereye gidiyor onu bilmiyorum yani. BAŞKAN: Peki bu Yargıtay çalışmaları içinde fikir teatisinde falan bulundunuz mu hiç kendisiyle. Yani oy verme Yargıtayın faaliyetleri içinde şuna oy verelim veyahutta bize şöyle bir yönlendirme yapıldı oy verelim bir çalışma içinde TANIK: Yok yok öyle bir şey yok BAŞKAN: Peki siz HSK üyesi seçim sırasında kendisinden gidip oy istedin mi. TANIK: Oy istedim kendisinden. BAŞKAN: Peki cemaat yapılanması içinde örgütün yani örgüt demeyelim de cemaatin kendisinden olduğunu düşündüğü kişilerden oy istemesi gibi bir şeyi var mı. Yoksa o genel mi TANIK: Ben herkese gittim. Tek tek. Bütün üyelere. BAŞKAN: Yani cemaatçi olsun olmasın TANIK: Oy verir ya da vermez. Bazı kişileri araya soktum. Hani bana oy verir mi gidin konuşun diye. Hani sabah da M. beye de söyledim. Hani bu bana oy vermez gibi gelmişti. Hani orada. Bana oy vermez bu dedim. O zaman dedim N.D.'ye dedimki ha bu bana oy verirmi. Yok dedi ben dedi Yargıtay Savcılığındayken ben 11'ci bölümde okuyorum oda 11. Cezada okuyor. Ben söylerim o sana verir dedi. BAŞKAN: ... bey için söylemiyorsunuz bunu dimi M. bey için söylüyorsunuz. O ayrımı şey yapalım da. TANIK: Ama herkese gittim ben ... bey de vereceğini söyledi. BAŞKAN: Yani ... beyin örgütsel faaliyet içinde bir davranışını, bir yönlendirmesini TANIK: Benim açımdan olmadı. BAŞKAN: Sizin açınızdan olmadı. Var mı sorunuz. ÜYE F.Y.: K. bey. Şimdi 2010 yılı seçimlerinden önce M.K. ile bir toplantıdan baysediyorsunuz. O toplantıyı niye M.K. hazırladı. M.K.'nin o zaman ki pozisyonu ne. M.K. daha sonra HS(Y)K Genel Sekreteri oldu ama sizin bahsettiğiniz tarih itibariyle M.K. Genel Sekreter değil. Resmi bir görevi de yok. Hangi sıfatla sizleri topladı. Birincisi bu, diğer bir iki soru daha sorayım onları birlikte cevaplayabilirsiniz. Sonrasında diyorsunuz ki daha önceki ifadelerinizin birinde. O.Y.'nin organize ettiği piknik ve yemeklere katıldık. Bu katılan kişileri de saymışsınız yine ... da var. Bu beyanınız da doğru mudur. Peki o zaman diğerini cevabını TANIK: Ben hani o zaman tam bilmiyorum yani. Bu daha sonra ki çıkarımım benim. Biz zannediyoruz hani bakanlık için çalışıcağız. Bir kısım arkadaşlar buraya geldi. Oraya gelenlerin o tarihte ben herkesin cemaat mensubu olduğunu bilmiyorum hani. Biz toplandık, oturduk arkadaşlarla. Milliyetçi muhafazakar kişilerin, hani oy verecek kimseleri topladığını zannediyordum ben. Yoksa onların sırf cemaat mensubu olduğu için bir araya geldiklerini öyle bir şeyim kanaatim yoktu. ÜYE F.Y.: Siz o zaman cemaatin içerisinde değil miydiniz. TANIK: Yok değildim yani. 2010 yılında çok fazla hani çok bilmiyordum. 2005 ile 2007 arasında gittim ama ondan sonra epey bir ara vermiştim. ÜYE F.Y.: Siz o zaman Yargıtay Savcısı değil miydiniz. TANIK: Yargıtay savcısıydım evet. ÜYE F.Y.: M.K. da Yargıtay Savcısı değil miydi yani. TANIK: Evet. 2007 ile 2010 arasında Eylül ayına kadar bir şeyimiz olmadı. Sonradan anlıyorsunuz tabi sadece cemaat mensuplarının oraya geldiğini öyle düşünüyorum. ÜYE F.Y.: Siz ne için gittiniz. Mesela diğerlerinin hangi saikle gittiklerini bilemiyorsunuz ama sizin M.K. ile ilişkiniz ne ki M.K. çağırdığın da siz gidiyorsunuz. TANIK: Okul arkadaşım. Dönem arkadaşım. İkincisi ben bir kaç yere seçim çalışmasında şeye gitmiştim, bir kaç adaya da oy istemiştim. Yani mesela burada isim vermek gerekirse S.T. şeyi aramış B. beyi aramış. Ya bu adam çalışıyor ama aynı zamanda karşı tarafa da çalışıyor. Kendisi de burada şahit yani. O zaman hani onun için mi çağırdılar yoksa başka bir şey için çağırdılar. İki tarafada çalışıyor belki onun için çağırmışlardır. Hani bize oy ver hemde çalış diye ÜYE F.Y.: ...'ı da oradaki toplantıda gördünüz. TANIK: Gördüm ... bey vardı diye hatırlıyorum BAŞKAN: Evet var mı başka sorunuz. Evet ... bey sizin sorunuz var mı. SANIK [DAVACI]: Teşekkür ediyorum sayın başkan. Sayın başkan tanığa belki tekrar oluyor ama şunu hatırlatarak sorumu soracağım ben. Kendisi benim 7,5 yıldan başlayan hapis cezası ile cezalandırılmamı istenilen bir iddianamenin başlıca tanıklarından biri. Bu nedenle kendi beyanları benim hukuki akıbetimin belli olması açısından önemli olacaktır. Bunu kendisine bir kez daha hatırlatıyorum. Bunda mahsur olmadığını düşünüyorum. Şunu sormak istiyorum bir kaç şey sormak istiyorum. Şimdi o gün M.K.'nin evinde olan kişiler 20 kişi kadar vardı demiş ve sanırım 8 kişinin ismini vermiş. Benim ismimi özellikle hatırlamasını gerektirir bir şey mi oldu, ben aktif bir faaliyet mi yaptım. Nerden benim ismim olduğu kanaatine vardı. Acaba tahminlerine göre tanıyabildiği devrelerinden isimlerden birilerini mi saydı. Yoksa net, somut olarak hatırladığı beni hatırlamasını gerektiren somut bir şey oldu mu onu sorayım önce. TANIK: Yani öyle hatırlıyorum yani o anda hani dönem arkadaşı olduğu için hatırladım ama başkaları vardı o nedenle yani öyle hatırlıyorum. SANIK [DAVACI]: Peki bu ben bahsedilen ev toplantısına katılmadım. Ama tanık olarak dinlenen şahıs katıldığım yönünde beyanda bulunduğu için sormak istiyorum. Bu kriminal bir şey miydi, bir örgüt toplantısı mıydı. TANIK: Yani o tarihte bana göre kriminal bir örgüt toplantısı değildi yani. Tabi onu söylemiştim yani. Hani sonradan hani ben kendi çıkarımımı söylüyorum. O anda herkes geliyor zannediyorum ben ama hani ben de vardım bir kaç arkadaşa daha vardı hatırlayamadığım çok isim vardı. SANIK [DAVACI]: Peki sizin gibi böyle masum düşünceyle katılmışsınız anlaşılıyor. Başkalarının da aynı masum düşüncelerle katılmış olabileceğini varsayıyor musunuz. TANIK: O tarihte herkes zaten masum olduğunu düşünüyorum. 2010 tarihinde herkes masum katılıyordu zaten. Hani çünkü yani bir bakanlık kişisine çalışalım diye düşünüyordur herhalde. Ben herkesin düşüncesini bilemem. SANIK [DAVACI]: Peki Adalet Bakanlığı resmi olarak da bu bahsedilen listeyi destekliyor muydu. TANIK: Destekliyordu tabi. SANIK [DAVACI]: Teşekkür ederim. Hazırlık ifadelerinizle şimdiki ifadeleriniz arasında bir kısım farklılık oluştu. Lütfen onları netleştirmenizi istiyorum. Ben burada mahkemede özgür bir ortamda ifade verdiğiniz için bu ifadelerin elbette esas alınmasını isteyeceğim ama. Hazırlık ifadelerinizde bir kısım toplantıların düzenli yapıldığı, ayda bir yapıldığı, iki ayda bir yapıldığı gibi ifadeler var. Beni ayda bir, iki ayda bir yapılan bu tür toplantılarda herhangi bir faaliyette gördünüz mü. BAŞKAN: Ben sormuştum onu görmediğini söylemişti. TANIK: 2 defa gördüğümü söyledim yani. BAŞKAN: Yani ben o soruyu yöneltmiştim ona SANIK [DAVACI]: Ben başkanım benim sorum üzerine netleşmesini istiyorum onun için. Kusura bakmayın eğer tekrara düştüysem. BAŞKAN: İki kere üç kere aynı şeyleri tekrar etmenin bir anlamı yok. Ben gördünüz mü diye sormuştum yani ama buyrun yine zapta geçti. SANIK [DAVACI]: Teşekkür ederim. Bu piknik olarak bahsedilen bir şey var birde. Bu piknik olarak bahsedilen pikniğe katılan kişiler orada örgütsel bir faaliyet mi yapmışlardır. Silah eğitimimi yapılmıştır. Bakın silahlı terör örgütü üyeliğinden cezalandırılmam isteniyor. Yoksa siyasi eğitim mi yapılmıştır. Ne yapılmıştır bu piknikte bunu açar mısınız lütfen. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Sayın başkanım. İfadesinde çok net bir şekilde söylüyor. Dönem toplantıları, dönem arkadaşlarımızla bir araya geldik diyor. Silah, örgüt falan bir şeyden bahsetmiyor. Sanık kendi savunmasında da tanık olarak verdiği ifadelerin tamamında da bu yapının terör örgütü olduğunu sonradan anladığını belirtiyor. Yani kovuşturmaya bir katkı sağlamayacak bu sorular. BAŞKAN: Ben şöyle sorayım. Silahtan bahsediliyor muydu. TANIK: Yok canım öyle bir şey yok. Başkanım şöyle bir şey var. Yani 2010 bu bizim dönem toplantılarımız ifademde açık net belirttim aslında ben kimse orada hiç bir örgüt üyesi falan demiyorum. Sayın savcının söylediği gibi. Ben orada bütün dönem arkadaşlarımızın geldiğini söylüyorum. ... siciller özellikle. Ama orada cümlenin başında diyorum ki O. bey organize ederdi. Yani ama şu anda hala daire başkanı olan burada daire başkanı olan bir kaç arkadaş, hala üye olan epey bir arkadaş bizim şeylerimize gelirdi. Yani onu açık net söylüyorum. Hani oradaki ifadelerimde de eğer tamamı okunursa orada o görülecektir zaten. Yani ben kimseye yani siz o toplantıya geldiğiniz için örgüt üyesi idiniz. Silahlı eğitim aldınız, yada gayrımeşru bir toplantı yapıldığını söylemiyorum yani. Öyle bir şeyim yok zaten. O 2010 daki toplantı gayrımeşru değil. Bir çok yere açıktan gidiyorduk yani. Herkesin seçim çalışmaları vardı. Bağımsız adaylar vardı. Yarsavın adayları vardı. Öbür adaylar vardı. Bakanlığın adayları vardı. Herkes yarışıyordu. Bir yarış vardı burda. Bu yarışı herkes sevdi. İnsanlar için çalışmaya gidiyordu. Yoksa ben ... bey terör örgütü üyesidir, yani ... bey şu faaliyette bulunmuştur, cemaate şu kadar aidat vermiştir. Hiç bir zaman demedim zaten orada da söylemedim yani. Yani dönem arkadaşlarımızın bir kısmını hatırladıklarımı söyledim, gelenleri söyledim ama ifademin devamında bunların yanında başka Yargıtay üyeleri de gelir Ankara Adliyesinden hakim savcılar da gelirdi yada müfettişler de gelirdi diyorum. Yani buradaki sayın savcımın belirttiği gibi yani ben silahlı eğitim yapıldı şu oldu bu oldu demiyorum yani. Öyle bir ifadem yok. SANIK [DAVACI]: Son bir sorum daha olacak başkanım izin verirseniz. Bu bahsedilen yemek. Ben iki tane yemeğe biri hacıbaba da bahsedilen yemek, bir tanede Yargıtay evinde K.T.'yle yemeğe katıldığımı hatırlıyorum. Umuma açık yerlerde mi yapılıyordu bununda teyit edilmesini istiyorum efendim. TANIK: … ve Yargıtayın umuma açık olduğunu düşünüyorum. SANIK [DAVACI]: Yani gizli saklı bir yapılan bir yemek gibi bir şey söz konusu değil miydi. Bu açıklık kazansın istediğim için teşekkür ederim. BAŞKAN: Peki ben şöyle sorayım. Buraya herkes gidebiliyor muydu haberi olan yoksa davet mi gerekiyordu. TANIK: Davet gerekiyordu tabiki yani. BAŞKAN: Teşekkür ederim. Var mı sorunuz arkadaşlar. Avukat hanım buyurun. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Sizin sorunuzun üstünden bir şey. Diyelim ki siz bu toplantıya davetlisiniz sayın başkanım. H. hadi gidiyoruz, sen de gel diye yanında bir arkadaşını götürebiliyor muydunuz yoksa özel bir davet mi gerekiyordu. TANIK: Yani şöyle. Mesaj çekiyordu O. bey. Yani bildiğin normal mesaj çekiyordu. Bizim dönem arkadaşlarımıza sadece mesaj çekiyordu. Tabi yanında geliyorsa ona kimse bir şey diyemez. BAŞKAN: Gelen oldu mu. TANIK: Tabi tabi çok oldu çok. Baya kalabalıktık yani. BAŞKAN: Mesajın haricinde gelen veyahutta bir O. beyin bir serzenişi ya bugün 10 kişi davet ettik 20 kişi gelmişler falan gibi bir TANIK: Onu hatırlamıyorum ama üye seçilenlerin yüzde 80 i gelmişti. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Bu yemekler dostane bir ortamda geçmiş. Anlattıklarınızdan anladığım kadarıyla. Pikniklerde eşler ve çocuklarda var mıydı. Aile toplantısı şeklinde mi TANIK: Tabi tabi eşler de vardı. Bir kere gittik zaten. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Bir kere gittiniz. Teşekkür ediyorum. TANIK: ... beyin geldiğini hatırlamıyorum. Gelmedi yani. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Pikniğe geldiğini hatırlamıyorsunuz. TANIK: Yok gelmedi ... bey yani onu biliyorum. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] H.C.: Teşekkür ederim. ÜYE F.Y.: Hazırlık beyanınızdaki pikniğe bende orayı sormuştum katıldığını söylemiştiniz. Veya hazırlık beyanınızda da aynen şöyle diyorsunuz. Fethullan Gülen mensupları olup benim dönemimde bulunan ve O.Y.'nin organize ettiği bu piknik ve yemeklere S.S., H.U., A., M.K., ... ve sayıyorsunuz yani bunların katıldığını bahsediyorsunuz. TANIK: Bir kısmı pikniğe katılmıştır sayın başkanım bir kısmı da yemeklere katılmıştır. Yani onların hepsi hem pikniğe hem yemeğe katılmış değildir yani. ÜYE F.Y.: ... bey pikniğe katılmadı Yemeğe katılmıştır. TANIK: Tabi yemeğe katılmıştır. BAŞKAN: Bu Cumhuriyet Savcılığında 12.12.2016 tarihinde ve devamında verdiğiniz bir ifadeniz var size mi aittir o? TANIK: Evet bana aittir. BAŞKAN: Orada zaten iki yerde bir ifadeniz geçiyor. Evet doğrudur bana aittir dedi. Evet buyrun pardon savcı beyin sorusu var mı YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Bir sorum olacak başkanım izin verirseniz. K. bey Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınızdaki ifadenizi okudum. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınızda verdiğiniz ifadenize iştirak ettim. O ifadeniz sırasında sorular çok net aklımda. Sizin verdiğiniz cevaplarda çok net aklımda. 2010 yılında HS(Y)K seçimleri öncesinde yapılan toplantının, M.K.'nın evinde yapılan toplantının bakanlık listesine destek verecek insanların muhafazakar, milliyetçi insanların bir araya geldiği bir toplantı değil, M.K.'nın organizasyonunda cemaatçi olarak bilinen kişilerin bir araya geldiği bir toplantı olduğunu söylediniz yanlış mı hatırlıyorum TANIK: Yok doğru. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Yani 2010 yılında HSYK seçimleri öncesinden bir araya gelen insanlar, bakanlık listesine oy vermek için veya çalışma yapmak için bir araya gelmiş milliyetçi muhafazakar insanlar değil o zaman ki adıyla cemaat şimdiki adıyla FETÖ denilen yapının içerisinde irtibatlı, iltisaklı olan kişilerdi. TANIK: O tarihte şunu söyliyeyim. Açıkça ifade edeyim. Ben o tarihte YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: FETÖ ye terör örgütü demiyoruz o tarih itibariyle fakat o gün o toplantıya gelenler cemaatçi olarak bilinen ve sizin de öyle bildiğiniz insanlardı doğru değil mi. TANIK: O tarihte bilmiyordum. Daha sonra anladım. Ayırarak söylüyorum zaten. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Cemaatçiler. O toplantıdakilerin hepsi cemaatçiydi. Bunda bir tereddüt yok, bir yanlış anlaşılma yok. BAŞKAN: Ama daha sonradan öğrendiğinizi ifade ediyorsunuz. Yani o anda cemaat toplantısı olduğunu düşünmüyordunuz. TANIK: Tabi tabi öyle düşünmüyordum. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Bir sorum daha olacak. Şimdi bu yapıyla irtibatlı, iltisaklı olan insanlar. Siz gördünüz veya görmediniz o konuya hiç girmiyorum. Yargıtay üyesi yapıldıktan sonra yapının düzenlediği toplantılara katılmak zorundalar mı, değiller mi. Katılmama ihtimalleri var mı. Siz bunun içerisinde yaklaşık 20 yıldır cemaatin içerisindesiniz, dönem dönem koptunuz gittiniz geldiniz ayrıldınız ayrı mesele. Yargıtay üyesi yapılan bir insanın Yargıtay üyelerinin kendi arasında yaptıkları sohbetlere katılmama ihtimali mümkün mü. TANIK: Onu tam bilemiyorum yani şahsa bağlı artık o yani hani. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Katılmayan Yargıtay üyesine ne yaparlar. TANIK : Dışlarlar herhalde öyle düşünüyorum. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Sadece basit bir dışlama mı olur. Yani bir çok ifade aldım sizin ifadenizden de anladım. Yargıtay üyesi seçildiğinizde size ne dediler. TANIK: Toplantıya gel dediler. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Niye dediler TANIK: Biz seçtirdik diye. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Biz seçtirdik toplantılara geleceksin. Normal bir üslup mu. Rica mıydı yani. TANIK: Değil tabi. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Rica değildi yani. TANIK: Tabi tabi. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Yani Yargıtay üyesi yaptıkları bir insanın o toplantılara gelmemesinin bir müeyyidesi TANIK: Vardır muhakkak tabi. Ben bir müeyyideyle karşılaşmadım açıkçası yani. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Çünkü siz toplantılara katıldınız. TANIK: Evet. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Himmetlerinizi ödediniz. BAŞKAN: Savcı bey bunu karşılıklı soru cevap şekline dönüştürmeyelim. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Sayın başkanım doğrududan soru sorma hakkımız var diye şey yaptım. Kusura bakmayın. BAŞKAN: Var da yani ama soru cevap şekline dönüşüyor. Olmuyor. Var mı başkan sorunuz. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Başka sorumuz yok sayın başkanım. Teşekkür ediyorum. BAŞKAN: B.E. soru mu var. B. bey az bekler misiniz tekrar bir beyanda şey yapmak için SANIK [DAVACI]: Şimdi sayın savcımız soru yönelttikten sonra verilen cevapla önceki cevaplar arasında biraz farklılık oluştu gibi geldi bana ondan dolayı onu sormak istedim. Sayın savcı muhatabım değil kusura bakmasın kendisi. Yani ben zaten direk soru sorma hakkım da yok size yöneltiyorum soruyu uygun görürseniz tanığa sorarsınız. Ben sanki karşılıklı diyalog şeklinde sizinde ifade ettiğiniz gibi sorulan sorularda buna karşı tanığın verdiği beyandan sanki o tarihte işte bu cemaat listesi, hükümet listesi vesaire gibi sanki bir ayrım varmış gibi yani o tarihte benim bildiğim bunun tanığa sorulmasını istiyorum. Bakanlık listesi denilen tek bir liste mi vardı. Yoksa ayrı bir cemaat listesi mi vardı. TANIK: Bakanlık listesi vardı. Tabi aynı zamanda cemaat listesi de vardı. BAŞKAN: O cemaat listesi bakanlığın listesinin içinde miydi. TANIK: İçindeydi içindeydi tabi içindeydi. BAŞKAN: Yani ayrıyeten cemaatin başka bir şeylerinde beyanları vardı diyorsunuz. TANIK: Tabi tabi 11 kişi ise 7-8 tanesi cemaat mensubu olduğu söyleniyordu o tarihte. BAŞKAN: Başka var mı SANIK [DAVACI]: Teşekkür ediyorum sayın başkanım."
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.G. isimli şahsın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen … numaralı soruşturma kapsamında düzenlenen 17/02/2017 tarihli şüpheli ek ifade tutanağı:
"...2005 yılında ise Teftiş Kurulu'na geçtim. Burada uzun süre herhangi bir toplantıya katılmadım. Benim bulunduğum daha doğrusu katılmam gereken grup içerisinde M.T., S.Y., İ.A., S.Ç., E.A., M.A. oluşturulmuştu. Bağlantıyı Kanunlar Genel Müdürlüğü'ndeki O.Ç. ve bazen de Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'ndeki A.D. organize ederdi. Ben bunların da sadece bir kaç toplantısına katıldım. Ben 2010 yılında sırf bu yapının baskısından kurtulmak adına görevim Ankara'da devam ederken evimi Samsun'a taşıdım. Ailem Samsun'da oturuyordu. Ben hafta sonları Ankara'dan Samsun'a gelip gidiyordum. Samsun'da olduğum dönemde M.T. beni arayarak Ankara'daki cemaat toplantılara çağırırdı. Çünkü Ankara'da yapılan toplantılar hafta sonuna denk getiriliyordu. Ben de hafta sonları Ankara'da olmadığımdan beni ararlardı. Ben bir kaçı hariç hiç birine katılmadım. 2011 yılından sonra artık beni telefonla da çağırmadılar ve hiç bir şekilde irtibat kurmadık. 2010 yılında da HSYK değil Adalet müfettişliğine görevlendirildim. Benim katıldığım toplantılarda genelde dini konular konuşulur siyasi konulara girilmezdi. Bire bir görüşmelerde ne konuştuklarını bilemem. Ayrıca belirtmek isterim ki vermiş olduğum tüm isimlerin 2011 yılından sonraki pozisyonlarını bilmiyorum. Çünkü o tarihten sonra cemaat çok popiler olmasına rağmen irtibatımı koparıp görevim Ankara'da devam etmesine rağmen evimi Samsun'a taşıdım... Bu isimlerin haricinde yine ben liste bazlı bazı isimler ile ilgili bildiklerimi aktarmak istiyorum... 2005 yılı itibari ile Teftiş Kurulu Başkanlığı'na müfettiş olarak geldiğimde S.A., S.M., A.E., M.A., .... A.P., ..., A.B., M.F.T., K.K. ve Ş.G. bu yapı içerisinde bulunan kişilerdi. Ben 2011 yılına kadar direk olmasa da yine bir şekilde cemaate dahil olan kişiler ile ara sıra görüştüğüm için bu kişilerin net olarak o tarih itibari ile cemaat ile ilişkilerinin olduğunu biliyorum..."
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan İ.D. isimli şahsın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ... numaralı soruşturma kapsamında düzenlenen 27/12/2016 tarihli şüpheli ek sorgulama tutanağı:
"... 13- Görev yaptığınız dönemde görev arkadaşlarınızdan yahut diğer suretlerle bildiğiniz bu yapıya mensup iltisaklı yahut irtibatlı kişiler kimlerdir? A.B.,....., ..., kendisini Ankara'ya geldikten sonra tanıdım ve kendisinin bu yapıya müzahir olduğunu duydum..."
Aynı şahsın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca … numaralı soruşturma kapsamında düzenlenen 08/02/2018 tarihli ifade tutanağı:
"... Görev yaptığınız yerler ve bu yerlerdeki örgütsel faaliyetler nelerdir? İlk görev yerim Siirt merkezdir. Oraya kurayla hakim olarak atandım. Gitmeden önce Y.H. bana 'orada T. var, arkadaşımız.' demişti. Gittiğimde orada beni T.E. karşıladı ve 'arkadaşlar senden bahsetti' dedi. Öyle deyince ben Y.H.'nin benden bahsettiğini ve bilgi verdiğini anladım. O dönem T.E. benim her şeyimle ilgilendi. Ailecek ziyaretler yaptık. Ancak örgütsel faaliyet anlamında herhangi bir şey yapmadık. Birlikte evde olduğumuz zamanlarda namaz kılardık. O dönem Eruh'ta görevli R.B. ve Pervari'de görevli A.C. zaman zaman T.E.'yi ziyaret için Siirt'e gelirlerdi. Beni bu yapının 5/5lik elemanı görmedikleri için kendi aralarındaki sohbetlere ya da toplantılara çağırmazlardı, ancak adliye ziyaretlerinde biraraya gelirdik. Sonrasında T.E. askere gitti, onun yerine M.K. savcı olarak atandı. M.K.'nin da bu yapıya mensup olduğunu konuşmalarından ve davranışlarından anladım. Daha öncesinde kendisini tanımıyordum. O geldikten sonra buluşmalar başladı. Bir keresinde Beşiri'de bir meslektaşımızın lojmandaki evine gittik. Burada O.Y. ve ... da var diye hatırlıyorum. Benim yanımda da M.K. gelmişti. Ev sahibi meslektaşımızın kim olduğu şu an aklımda değil. Bu buluşmada daha önceki ifademde de söylediğim gibi sen de bizdensin diyerek yardım adı altında para istediler. Ben de ilk defa orada bu yapıya parayı vermiş oldum. O dönem yapının taşrada çalışan kişileri kontrol/denetim amacıyla Ankara'dan veya yakın çevrelerden kişiler gönderdiğini bu şekilde şimdi anlamış oldum. Normal şartlarda bu yapıya mensup kişiler, yakın çevresindekiler dışında kimseyle görüştürülmez. Dışarıdan gelen bu kişiler kontrol ve denetim amacıyla gelmişlerdir. Devam eden buluşmalar sırasında yanlış hatırlamıyorsam Ankara'dan geldiğini söyleyen birileri de iştirak ediyordu. Bu buluşmalardan birinde M.K. bana 'Ağabey artık biz seni bizden görüyoruz. Öğrencilere yardım yapıyoruz.' diyerek para istediler. Birkaç kez bu şekilde para verdim. Parayı toplantıya katılanlara verdim, onlar da Ankara'dan gelen kişiye verdiler. Tarihini tam hatırlamıyorum, S.A. Siirtteyken T.E.'yi ziyarete gelmişti. O sırada tanıştık. Bu ziyaretler o zaman örgüt olmadığı için cemaat şeklinde yapılmış ziyaretlerdir. İkinci görev yerim Rize İkizdere'deki yapıyı daha önceki ifademde belirtmiştim..."
Aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) E:... sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ifadesinin yer aldığı 11/10/2018 tarihli 4. Celseye ilişkin duruşma tutanağı:
"...BAŞKAN: Siz huzurda bulunan ... beyi nereden ne şekilde tanıyorsunuz, önce bu tanışıklığın temeline bakarak başlayalım arzu ederseniz. TANIK: ...'ı ben teftiş kurulunda çalıştığı, müfettiş olarak çalıştığında ismini duymuştum. Birde Yargıtay'a üye seçildikten sonra ismini duydum. ... beyle ben birlikte çalışmadım. Kendisi hatırladığım kadarıyla hukuk dairesinde görev yapıyordu. Ben ceza dairelerinde görev yaptım. Ortak bir faaliyetimiz olmadı ... beyle. Yalnız daha önceki ifademde de belirttim. ... bey Beşiri'de, ilk görev yeri Beşiri mi bilmiyorum. Beşiri'de görev yaptıysa T.E., ben 1991-199 yılları arasında … Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi olarak görev yapıyordum. Tarihini tam hatırlamıyorum. 93 yılı sonu olabilir, 94 yılı başları olabilir. Beşiri'ye gitmiştik. Beşiri'de lojmanlarda T. bey, ben 1-2 arkadaş bir araya geldik. Ben o zaman bu cemaate çok, cemaatin yapılanmasını, cemaatin faaliyetlerini çok bilmiyordum. O zaman aidatta vermiyordum. 1 kişi de Ankara'dan geldiği söylenildi. O arkadaş hatırladığım kadarıyla bana dedi ki abi biz seni bizden biliyoruz. Bundan sonra sende işte biz öğrencilere burs veriyoruz, burs topluyoruz. Sen de aidat ver demişti. O şekilde bir toplantıya katıldık. Burada Ankara'dan gelen kişi ... mıydı yoksa orada görev yapanlardan bir tanesi ... mıydı. ... bey orada görev yaptıysa Beşiri'de ... beydir. O.Y. olduğunu hatırlıyorum. O. Bey de ya Beşiri'de ya da yakın bir yerde görev yapıyordu. O.Y.'nin ismini hatırlıyorum. ...'ı da o şekilde hatırlıyorum. BAŞKAN: Başka hatırladığınız kimse var mı? T. diye kastettiğiniz T.E. mi? TANIK: Evet T.E. BAŞKAN: Evet. Başka anımsadığınız kimse var mı acaba Beşiri'de? TANIK: Yok sadece bir toplantıya katılmıştık. Toplantı demeyelim de bir ziyaret gibi gittik yani o zaman bir meslektaş ziyareti gibi gidilmişti. BAŞKAN: Peki hatırlatmak babından eski beyanınızı size okuyorum. Sonrasında T.E. askere gitti. Onun yerine M.K. savcı olarak atandı. TANIK: Evet. BAŞKAN: M.K.'nin de bu yapıya mensup olduğunu konuşmalarından ve davranışlarından anladım. Daha öncesinde kendisini tanımıyordum. O geldikten sonra buluşmalar başladı. Bir keresinde Beşiri'de bir meslektaşımızın lojmanındaki evine gittik. Burada O.Y. ve ... da vardı diye hatırlıyorum. Benim yanımda da M.K. gelmişti. Ev sahibi meslektaşımızın kim olduğunu şuanda aklımda değil. Bu buluşmada daha önceki ifademde söylediğim gibi sen bizdensin diyerek yardım adı altında para istediler. İlk defa orada para vermiş oldum şeklindedir önceki beyanınız. TANIK: Doğrudur. Yani şeyi tam hatırlayamıyorum. Aradan uzun zaman geçti. Yani o beraber gittiğim arkadaş M.K. miydi ya da T.E. miydi onu tam hatırlamıyorum. Ama M.K.'de. BAŞKAN: Peki orada ...'ın olduğunu net olarak hatırlıyor musunuz o önemli bizim için. TANIK: Şimdi ... eğer orada, Beşiri'de görev yaptıysa o hatırladığım kişi .... Ama görev yapmadıysa eğer yakın yerlerde görev yaptıysa yakın yerlerde de bir iki kişi gelmiş olabilir. Yani Batman'ın ilçelerinde falan görev yapan arkadaşlar da gelmiş olabilir. İsimleri. BAŞKAN: Bir netlik oluşturamadık. TANIK: Evet. Yani uzun zaman geçti başkanım, aradan çok zaman geçti. BAŞKAN: Anladım. ... kendisini Ankara'ya geldikten sonra tanıdım ve kendisinin bu yapıya müzahir olduğunu duydum şeklinde bir ifade özetiniz var. 27.12.2016 tarihli beyanınız içinde ... için kendisinin bu yapıya müzahir olduğunu, ilgili, iltisaklı olduğunu nasıl tespit ettiniz, kimden duydunuz, duyduğunuz şahıs kimdi veya duyduğunuz şahsın bunu söylerken itibar edilmesi kesin bir kişi miydi? TANIK: Duyduğum şahsı şimdi cemaat mensuplarını şundan duydum bundan duydum. Çünkü Yargıtayda çok kişiyle bazen muhatap oluyorduk. Daha önceki ifadelerimde de söyledim ben. Yani duyduğum kişi şuanda net hatırlayamam. Bir sohbet sırasında geçmiş olabilir, ayak üstü bir iki arkadaşlar bir araya geldiğimizde geçmiş olabilir ya da birine ben sormuş olabilirim ... nasıl biri falan diye. Çünkü o şekilde bir duyum falan tanışıklık oluyordu. BAŞKAN: Peki birisi size ... veya atıyorum benim için dese O.D. dese burada bu yapıya mensup dese söyleyen kişiye biz %100 itibar ediyor muyuz? TANIK: Şimdi başkanım söyleyen kişi zaten cemaat mensubu olmasa cemaat mensubu olup olmadığını ya da o arkadaşlar diyorlardı cemaat mensupları kendi aralarında şu arkadaş bizim arkadaş, şu arkadaş bizim arkadaş değil şeklinde konuşuyorlardı. BAŞKAN: Evet. Bu şekilde. TANIK: Yani konuşulan kişiler de cemaat mensubudur. Yani cemaat mensubu olmayan kişiyle bu cemaatin şeyleri konuşulmaz yani mümkün değil. BAŞKAN: Peki siz Ankara'da veya söylediğiniz Beşiri dışında huzurda bulunan ... ile herhangi bir toplantıda karşılaştınız mı, kendisi sizden herhangi bir himmet istedi mi, siz ona himmet verdiniz mi, sizden bir gazeteye abone olmanızı istedi mi, siz ondan talep ettiniz mi, birlikte yurtdışına gittiniz mi, bir Bylock görüşmeniz oldu mu veya size Bylock yüklenmesini önerdi mi, siz ondan öyle bir şey istediniz mi? TANIK: Yok hayır başkanım. Ben Bylock kullanmadım zaten. BAŞKAN: Hayır örnek olarak soruyorum yani. TANIK: Yok. ...'la benim. BAŞKAN: ... ile o tür muhabbetleriniz oldu mu karşılıklı? TANIK: Olmadı. BAŞKAN: Herhangi bir toplantı veya sohbet grubunda olup olmadığı konusunda ...'ın net bilginiz var mıdır, duyumunuz var mıdır? TANIK: Bilmiyorum, bilmiyorum yani şeyini bilmiyorum ben. BAŞKAN: Bilmiyorsunuz. Peki. Heyetin sorusu var mı? Sayın iddia makamı? YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Var başkanım. İ. Bey beni duyuyor musunuz? TANIK: Duyuyorum. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Peki şimdi size ... isminden bahsedildiğinde şuanda huzurda bulunan sanık [davacı] olduğunu nasıl anladınız. Başka bir ... olamaz mı mesela? TANIK: Şimdi teftiş kurulunda çalışan ... ve Yargıtay'da çalışan ... olarak hatırlıyorum ben. Yani başka ... varsa bilmiyorum. Ben teftiş kurulunda çalışan ...'ı hatırlıyorum, birde Yargıtay üyesi seçilen ...'ı hatırlıyorum. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Yani bu sohbetiniz sırasında teftiş kurulunda çalışan ... ya da Yargıtayda çalışan ... bu yapı mensubudur şeklinde mi söylendi size? TANIK: O şekilde duyumlarım var benim, yani o şekilde hafızamda kaldı. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Peki. Teşekkür ederim. BAŞKAN: ... bey sizin doğrudan sorularınız varsa bizim aracılığımızla sorabilirsiniz. Buyurun. SEGBİS yöntemi olduğu için ... bey size soru yönelttiğinde biz kesmediğimiz sürece bizim aracılığımızla sorulmuş kabul edelim İ. bey, buyurun. SANIK [DAVACI]: Ben İ. beyle hiç tanıştığımı hatırlamıyorum. Önce onu söyleyeyim. Bir kaç sorum olacak İ. bey, lütfedip cevaplandırırsanız. Öncelikle sizinle ilgili sormak istiyorum. İfadelerinizle alakalı olduğunu düşündüğüm için sayın başkanım. Ne zaman gözaltına alındınız, ters kelepçe uygulamasına maruz kaldınız mı, gözaltı koşullarınız nasıldı, tutuklanıp cezaevine alınırken çıplak aramaya maruz kaldınız mı, psikolojiniz bozuldu mu? BAŞKAN: Evet sanığın [davacının] bu sorularını reddediyoruz. Bu şekilde tanığın güvenilirliğini sorgulayacaksanız başka şekilde sorgulayabilirsiniz ... bey. SANIK [DAVACI]: Başkanım ben sorularımı sorayım. Siz uygun görmediklerinizi reddedersiniz. Özgürlük pazarlıklarıyla karşılaştınız mı, şöyle derseniz çıkarsınız, böyle demezseniz ben sizi tahliye edemem diye savcılıkta böyle bir özgürlük pazarlığıyla karşılaştınız mı İ. bey. BAŞKAN: Bu sorunuzu da reddediyoruz. TANIK: Hayır karşılaşmadım. SANIK [DAVACI]: Peki. Tutuklandınız mı? TANIK: 18 Ay tutuklu kaldım. SANIK [DAVACI]: Bu süreçte psikolojiniz bozuldu mu? TANIK: Psikoloji tabiki. Tutuklu bir insanın psikolojisinin normal olması mümkün değil. Tabiki psikolojim bozuldu. SANIK [DAVACI]: Peki İ. bey. Size ifade alınırken albümler ya da listeler gösterilip hakkında beyanda bulunması istendi mi, insanlar hakkında benim de dahil olduğum. TANIK: Hayır bana o şekilde kimse beyanda bulunmamı istemedi. Sadece ben dedim ki ben bu cemaat yapılanmasına mensup olan kişilerin Yargıtay albümünü görürsem söyleyebilirim dedim ya da isimler liste halinde dedim bana verilirse o listeden dedim Yargıtay listesinden kimin bu cemaate mensup olduğunu bildiklerimi söyleyebilirim dedim. Çünkü tek tek dedim isimlerini ben hatırlayamam. Onu ben kendim istedim. BAŞKAN: Peki size ... adı altında bir resim gösterildi mi? Bu bunu teşhis ediyor musun, bu var mıydı gibi. Yoksa sadece isim mi gösterildi, isim mi soruldu. TANIK: Albümde sizin albümde olup olmadığınızı bilmiyorum. Yani Yargıtay albümünde siz. İlk 160 kişilik listede seçilenlerin albümde şeyleri var, fotoğrafları var. Sizin var mı yok mu onu bilmiyorum. SANIK [DAVACI]: Ama albüm gösterilerek sorular soruldu değil mi size? TANIK: Evet. SANIK [DAVACI]: Peki teşekkür ederim. Siz de silahlı terör örgütü üyeliğinden yargılanıyor musunuz? TANIK: Yargılanıyorum. SANIK [DAVACI]: Peki size birileri hakkında cemaatle bağlantısı var mı ve benzeri sorular sorarken bunun anlamının bu kişide silahlı terör örgütü üyesi bir terörist mi anlamında sorulduğunun ya da cevabınızın böyle değerlendirildiğinin farkında mısınız? TANIK: Şimdi ... bey ben bu cemaati dini bir yapılanma olarak gördüğümü söyledim. Ben hiç kimseye yapılanlarında örgüt çatısı, örgüt yapılanması altında yapıldığını söylemiyorum. Ama bunu, bu cemaat yapılanmasını inkar eden kişilerin bilakis örgüte dönüştürdüğü kanaatindeyim ben. Ben yaşadıklarımın ve bu cemaat yapılanması altında kişilerle yaşadıklarımın suç olmadığını iddia ediyorum. SANIK [DAVACI]: Peki. Teşekkür ederim. TANIK: Suç sayılmayan faaliyetlerdi. Ben kimseye terör faaliyetinde bulundu, örgüt faaliyetinde bulundu demiyorum, diyemem. Benimle muhatap olan, benimle cemaat adı altında bir araya gelen arkadaşların hiçbirinde de ben terör faaliyeti görmedim. Ama bu yapıyı bu hale getirenlerin gelip savunmalarını yapmaları lazım. SANIK [DAVACI]: Ben size, pardon savunma yapmanız için sormuyorum. Bence kendi savunmalarınıza girmeyin. Siz lütfen benim sorduklarıma kısa net cevaplar verirseniz ricam odur, lütfen. Peki. TANIK: Ben sizin sorduklarınıza ancak bu şekilde cevap verebilirim. Çünkü benim örgütle suçladığımı iddia ediyorsunuz. Ben kimseyi örgütle suçlamıyorum. Suçlayıcı makam değilim ben. SANIK [DAVACI]: Ben suçlamıyorum. Öyle değerlendirildiğinin farkında mısınız diye soruyorum. BAŞKAN: Peki. Siz, siz sorunuzu yöneltin ... bey, siz sorunuzu yöneltiniz. SANIK [DAVACI]: Peki. Bu cemaat dediğiniz kişilerin gerçi kısmen söylediniz ama silahtan terörden cebir, şiddet, tehdit uygulamasından bahsettiklerini, bunun için bir organizasyon yaptıklarını, silah eğitimi aldıklarını, örneğin siz silah eğitimi aldınız mı, size verildi mi veya bunun için bir siyasi eğitim yapıldığını gördünüz mü, duydunuz mu? TANIK: ... bey işte burada benim savunmama giriyorsunuz bu sorularla. SANIK [DAVACI]: Hayır. Hayır evet demenizi bekliyorum ben lütfen. BAŞKAN: CMK 48'inci madde uyarınca tanık bunlara yanıt vermeyebilir. SANIK [DAVACI]: Yanıtta vermeyebilirsiniz evet. TANIK: Ben hiç kimseye ifadelerimde, önceki ifadelerim de var. Ben her kişi ile ilgili ifade veriyorum, beyanımda geçen kişilerle ilgili. Hiçbirine terörist faaliyette bulundu demedim. SANIK [DAVACI]: Teşekkür ederim. Peki beni ne kadar tanıyorsunuz. Ben sizi tanımıyorum. Siz beni tanıyor musunuz? Yani benim hakkımda beyanda bulunuyorsunuz da. Tanıyor musunuz beni? TANIK: Ben uzun boylu bir ... tanıyorum gözlüklü. Teftiş kurulunda çalıştı belli yıllarda. Bir de Yargıtay üyeliğine seçildi. O ...'ı tanıyorum ben. SANIK [DAVACI]: Teşekkür ederim. TANIK: Yani şifahen tanıyorum. Ben ortak bir faaliyetimiz olmadı, ortak bir sohbetimiz olmadı ...la. Onu ben daha önceden de söyledim. SANIK [DAVACI]: Peki. İ. bey ifadenizde, birinci ifadenizde beni Yargıtay'da tanıdığınızı söylüyorsunuz ve müzahir olduğum ifadesi kullanmışsınız. Bu kelime zatıalinizin kullandığı bir kelime mi yoksa sizin teşhisi albümden yaptığınız işaret etmeniz üzere savcılık mı bu müzahir kelimesini yazdı. TANIK: Müzahir kelimesini savcı arkadaşlar o şekilde yazdılar. Ben cemaat mensubu olarak, cemaat mensubu değil ya da cemaat mensubu olarak bildiklerimi söyledim. SANIK [DAVACI]: Şundan soruyorum. TANIK: Yani iltisak, irtibat, müzahir kelimeleri bana ait değil. SANIK [DAVACI]: Teşekkür ederim. Müzahir kelimesi arkalayan, destekleyici, arka çıkan, yardımcı anlamına geliyor Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre. Eğer bu kavramı siz kullanmış olsaydınız benim ne şekilde kime arka çıktığımı soracaktım. Buna gerek kalmadı teşekkür ederim. Peki bir şey daha soracağım. Hafızanıza güvenir misiniz İ. bey? TANIK: Hafızama eskiden çok güvenirdim. Fakat yaş ilerledikçe biraz unutkanlık oluyor. Yani 50'li yaşlara kadar hafızama güvenirdim evet. SANIK [DAVACI]: Peki. Yaşadığınız son psikolojilerin hafızanıza da etki etmiş olabileceğini düşündünüz mü? TANIK: Düşünüyorum tabi.

**SANIK:** Şundan dolayı bunu sordum. Bir kısım özür dilerim kaç kez ifade verdiniz savcılıkta. TANIK: Savcılıkta ben 2 kez sanık sıfatıyla ifade verdim. Bir kez de tanık olarak ifade verdim. SANIK [DAVACI]: 3 kez mi ifade verdiniz. TANIK: Evet. SANIK [DAVACI]: Bu ifadelerinizde diğer sanıklarla ilgili de geçiyordur. Verdiğiniz kişi, yer, bilgilerin ben değiştiğine şahit oldum, ifadelerinize bakmaya çalıştım. Birinci ifadeniz, ikinci ifadeniz, üçüncü ifadeniz de değişiklikler var. Hepimiz bazı şeyleri yanlış hatırlayabiliriz elbette. Ama hatırlamakta emin olduğumuz şeylerle zanlarımızı hele hele insanların özgürlüğü söz konusu olduğunda ayırmamız gerekir diye düşünüyorum. İfadelerinizde zanlarınızla bilgilerinizi ayırmanızı bekliyorum. Örneğin Beşiri'de var diye hatırlıyorum ibaresi var ifadenizde. TANIK: Doğrudur, doğrudur. SANIK [DAVACI]: Size oradan isimler söylenip bu da var mıydı bu da bak burada çalışıyormuş bu. TANIK: Hayır ben sonradan hatırladım. O.Y. ile ...'ı sonradan hatırladım, ben kendim söyledim onu. Beşiri'deki olayı yani şeyi gitmemizi ben kendim söyledim. SANIK [DAVACI]: Peki. İfadenizde yanlış anlamadıysam bir meslektaş ziyaretiydi dediniz değil mi az önce. TANIK: Meslektaş ziyareti olarak gittik evet. Ben o zaman bu yapılanmayı çok bilmiyordum. Yani cemaat içinde değildim ben. SANIK [DAVACI]: Meslektaş ziyaretine gittiğinizde beni de orada gördüğünüzü söylüyorsunuz öyle mi? TANIK: Öyle hatırlıyorum. Yani eğer benim orada görev yaptıysanız yani Beşiri'de görev yaptıysanız o kişi ... olduğunu hatırlıyorum. SANIK [DAVACI]: Benim görevim neydi orada onu hatırlıyor musunuz? TANIK: Hatırlamıyorum onu. Savcı olabilir ya da hakim olabilir. SANIK [DAVACI]: Peki teşekkür ederim. Peki ifadenizin birinde T. ile birinde M. ile gittik diye bir şey var. Birbirine uymayan bir durum da var. Sayın başkanım da sordu onu. Yani zaman sizi yanıltıyor olabilir mi. Çünkü aradan bir 25-26 yıllık şeyden söz ediyoruz. TANIK: Zaman değil de ben, zaman değil yani üçümüz birliktede gitmiş olabiliriz. M.K. ile ya da T.E ile de gitmiş olabilirim. Onu tam hatırlamıyorum. Çünkü aradan. BAŞKAN: Evet. Mahkememiz tarafından da bu hususta çelişkinin giderilemediğini ben zapta bu şekilde geçiyorum. Yani sordum daha önceki beyanında da çelişki var. Beşiri kısmı flu olarak kaldı. Onu netleştiremedik İ.D. nezdinde. SANIK [DAVACI]: Bir de ben şundan dolayı. Ben gerçekten hatırlamıyorum. O zaman bir meslektaş ziyareti olsaydı ki olabilir. Sayın heyette çalışmıştır o bölgelerde. Zaten halkla ilişkileriniz sınırlıdır. Meslektaşlar birbiri ile ilişki içerisindedir. Ben orada sayın başkanım çalıştım evet, savcı olarak çalıştım ve oranın tek bekarıydım. Arkadaşlar bir misafir geldiğinde beni çağırırlardı, hanımefendiler güzel bir yemek yaptıklarında beni de çağırırlardı. Yani sağolsunlar orada 5 kişinin içinde ben bir tek bekar olduğum için benimle ilgilenirlerdi. Yani birileri bir misafir geldiğinde beni çağrılmış gitmişte, orada da bulunmuş olabilirim ama eğer bulunsaydım çok ...miyetle söylüyorum ben İ. beyi orada gördüm, tanıdım derdim. Sonra biz de şey çok önemlidir. Meslekçi ziyaret olduğunda iadeyi ziyaret yapılır. Ben mesela hiç iadeyi ziyarette yaptığımı hatırlamıyorum, İ. beyi hiç hatırlamıyorum. BAŞKAN: Yok. Orada orda bir orda bir netliği yok zaten ... bey yani orada. SANIK [DAVACI]: Peki geçiyorum o zaman. BAŞKAN: Başka sorunuz varsa alalım. SANIK [DAVACI]: Burda benim herhangi bir şimdi örgüt olarak nitelenen cemaat faaliyetinde gördünüz mü bunu bir daha netleştirmenizi istiyorum. TANIK: ... bey ben az önce tekraren söyledim. Yani ben görmediğimi söyledim. BAŞKAN: Onu ben de sordum yani biz heyet olarak sorduk. Himmet, efendime söyleyeyim, sohbet, gazete işte televizyon şeklinde vesaire hatta Bylock konuşması bilmem ne yok dedi. SANIK [DAVACI]: Peki teşekkür ederim benim sorularım bu kadar sağolun İ. bey. BAŞKAN: Sayın avukatım sizin bu soruların dışında olmak üzere sorunuz varsa buyurun. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ...: Muhterem başkanım, öncelikle sizi, heyetinizi ve sayın savcıyı selamlıyorum. Beşiri'deki İ. bey hangi dönem içerisinde çalışmış. Beşiri'de mi çalışmış yoksa bir başka yerde mi çalışmış. Çalıştıysa nerede çalışmış, hangi tarihler arasında çalışmış. TANIK: Az önce söyledim avukat hanım herhalde duyamadınız. Ben 91-94 yılları arasında Siirt'te Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi olarak çalıştığımı söylemiştim. Beşiri'de çalışmadım ben. Siirt'ten oraya gittiğimizi hatırlıyorum, söyledim. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ...: İ. bey, Siirt'ten Beşiri'ye hangi tarihte gittiğinizi hatırlıyor musunuz? TANIK: Hatırlasam söylerim zaten. 93 yılı sonu ya da 94 yılı içinde olabilir. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ...: Peki. Hukuk camiasında birden fazla ... olduğunu biliyor musunuz? Başka tanıdığınız hukukçu ... var mı? TANIK: Bir ... daha sordular bana şeydeyken, Silivri'de tutuklu iken. O ...'ın hakim olduğunu öğrendim. Dedim ki benim tanıdığım ... hakim değil dedim. Yani bana bir tanıklık için Silivri'de iken SEGBİS sistemi ile Ağır Ceza Mahkemesinde bağlantı yaptılar. O hakim olarak görev yapıyormuş. Ben hakim ... tanımıyorum dedim. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ...: İstanbul Ağır Cezadan mı bağlanmışlardı. TANIK: Bilmiyorum, olabilir, İstanbul olabilir. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ...: Ceza Tevkif Evleri Genel Müdür Yardımcısı Hakim ...'ı biliyor musunuz? TANIK: Yani isim duymuş olabilirim ama tanımıyorum ben Genel Müdür Yardımcısı ...'ı. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ...: İstanbul mahkemelerinde Vergi Hakimi olarak çalışan bir başka ... biliyor musunuz? TANIK: Hayır. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ...: Hukukçu olarak avukat ...'ı duydunuz mu? TANIK: Duymadım.MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ...: Bu kişilerin hepsinin hakkında FETÖ/PDY soruşturması olduğuna dair bir bilginiz var mı? TANIK: Hayır. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ...: Biraz önce, biraz önce İ. bey bir şey söyledi sizin de sorunuz üstüne sayın başkanım. Geçen celselerden birisinde de 5'lik dereceden bahsetmiştiniz. Zannediyorum sorunuzda da kastetmek istediğiniz şey buydu. Bize bu referans olan kişinin beyanına itibar etmeli miyiz, etmemeli miyiz. Şimdi soruyla beraber İ. beyden bir sorum olacak. ...'ı kendisine refere eden, kendisinin de örgütten olduğunu söyleyen kişinin adını söyleyebilir mi? TANIK: Avukat hanım bunu muhterem heyet sordu. Ben önce söyledim. Ben örgüt demiyorum hiç kimseye. Ben cemaat yapılanması diyorum, cemaat diyorum. Siz örgüt diyorsunuz, ben hiç kimseye örgüt üyesidir, örgüt yapılanmasına dahildir. BAŞKAN: Cemaatten olduğunu söyleyen kişi cemaat içindeki kimdi veya 5'lik miydi, 4'lük müydü. Avukat hanımı (23.45 anlaşılamadı) somutlaştıralım. TANIK: Hatırlamıyorum. Onu hatırlamam mümkün değil. Yani onu Yargıtayda 103 kişinin, 105 kişinin seçildiği söylendi bizim dönemde. Ben daha önceden bir kaç kişiyi tanıyordum, dönem arkadaşlarımı tanıyordum. Diğerleri ile Yargıtaya seçildikten sonra tanıştım. Zaman zaman ayaküstü bir araya gelmelerde ya da yemek şeylerinde sohbetlerde, hemşehri sohbetlerinde tanımadığımız ilk tanıdığımız kişileri soruyorduk. Yani bunlar bizim arkadaşlardan mı deniliyordu. O şekilde tanıyorsunuz. O şekilde öğrenebiliyorsunuz. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ...: İ. bey, İ. bey, affınıza mağruren söylüyorum. Ben hafızasına güvenen birisiyim. Bütün hukukçuların da hafızasına, bilgi birikimlerine güvendiğine inanırım. Bu bizim işimizin de bir gereğidir. Şimdi 103-105 kişinin adını bizdendir diye hatırlayan bir hafızanın 103-105 kişiyi söyleyen tek bir kişiyi hatırlamaması mümkün değil. Başkanım şimdi bana bir şey söylese, ikimizin arasında bir konuşma olsa ikimiz de bunu hatırlatırız. Geçen bir başka. ÜYE A.Ö.: Tartışmayın, Avukat hanım tartışıyorsunuz. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ...: Bu hayır tartışma değil, soruyu tekrarlıyorum efendim, tartışmıyorum. Söyleyen kişiyi söylememesindeki maksat nedir. BAŞKAN: Hatırlıyorsa söylesin, hatırlamıyorsa zaten hatırlamıyordur diyoruz. TANIK: Avukat hanım, siz bu cemaat yapıda siz bu cemaat yapılanmasını iyi bilmiyorsunuz, cemaat yapılanmasında bu şekilde somut kişiyi hatırlamanız, hatırlamanız mümkün değil. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ...: Evet hatırla (25.12 anlaşılamadı) İ. bey ben Cumhuriyet çocuğuyum. BAŞKAN: Siz hatırlamıyorsanız hatırlamıyorum diyelim diğer soruya geçelim varsa. TANIK: Ben hatırlamıyorum. BAŞKAN: Az önce heyet sordu zaten onu hatırlamıyorum dedi sayın avukat hanım. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ...: Efendim herhangi birisinin bir başkası hakkında konuşması, vehmi veya iddiası veya iftirası söyleyen kişi her kim olursa olsun benim aleyhime delil olabilir mi? buna dair. BAŞKAN: Bunu ayrıca tartışırız o ayrı. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ...: Başka sorum yok efendim. BAŞKAN: Başka soru yok. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ...: Teşekkür ederim. BAŞKAN: Ben şimdi sanığa [davacıya] gerektiğinde bilahare yanıtlanmak üzere bir bilgilendirme yapayım, dosyaya bunu söylemiş olalım. Çünkü dosyaya bir takım belgeler intikal etti, sizin de dikkatinizi çekmiştir evet. Kapatabilirsiniz İ.D. ayrılabilir peki, pardon. TANIK: Tamam."
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.Ş. isimli şahsın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ... numaralı soruşturma kapsamında düzenlenen 10/01/2017 tarihli tanık ifade tutanağı:
"... Ben uzun bir süre Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı, HSYK Teftiş Kurulu Başkanlığında ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptığım için adli yargıdan da bu yapıya müzahir olan çok sayıda kişiyi tanıyorum. Bu kişilerden hatırladıklarım; M.A. (okuldan tanıdığım-... sicilli), K.Ç. (... sicilli), H.H. (... sicilli), M.K.Ç., A.C., A.T., ... (Yargıtay Üyesiydi), Ç.Ş., D.M.C., ... M.Ş. ve Y.S.'dir..."
Aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) E:... sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ifadesinin yer aldığı 12/02/2018 tarihli 2. Celseye ilişkin duruşma tutanağı:
"...BAŞKAN: A. bey ... beyi tanıyor musunuz TANIK: Tanıyorum. BAŞKAN: Hakkında terör örgütü FETÖ/PDY üyesi olmaktan bir kamu davası açıldı. Bununla ilgili bağlantılı olarak ne verebiliyorsunuz anlatır mısınız. TANIK: Ben 2004-2011 yılları arasında Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığında çalıştım. 2010'dan sonra HSK'da görevlendirilmiştim 2011 yılına kadar. Kendisini Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı döneminde orada görev yaptığı süre zarfında tanıdım. Kendisini o yapıya mensup olarak biliyorum ki ben zaten 2011 Eylül ayına kadar o yapıya mensuptum ondan sonra 2011 Eylül ayında ayrıldım. Arkadaşlarla konuşmalarımızda kendisinin cemaat mensubu olduğunu biz kendi aramızda da konuşuyorduk. Özellikle G. bey bunu ifade ediyordu G.C. bizim idari yargı başmüfettişi. Benim bildiklerim bu kadar. BAŞKAN: Herhangi bir toplantıda gördünüz mü örgüt toplantısında veyahutta cemaat toplantısında. TANIK: Aynı grupta hiç yer almadık. BAŞKAN: Hangi grupta olduğunu biliyor musunuz. TANIK: Bilmiyorum. BAŞKAN: Peki herhangi bir himmet veyahutta benzer yardımların olduğunu gördünüz mü TANIK: Aynı grupta yer almadığımız için himmetler gruplarda toplanırdı. BAŞKAN: Gruplar ne kadar kişiden oluşuyordu. TANIK: 4-5 BAŞKAN: Aynı nitelikteki kişilerden mi oluşuyordu bu gruplar TANIK: O değişkendir sayın başkanım yani duruma göre oturduğu yere göre BAŞKAN: Yani grup oluştururken neye göre. Mahalli bölgeye göre mi yoksa bu çalışma ortamına göre mi yani neye göre belirleniyordu TANIK: Yani o daha çok devreye göre. Yani aynı devre iseniz o ön plandadır. Ondan sonra aynı oturma yerine göre. BAŞKAN: Buluşmalar evlerde mi oluyor yoksa TANIK: Tabi evlerde olur evet. BAŞKAN: Evlerdeki faaliyetler neler oluyordu. TANIK: Bulunduğum dönemde kitap okumadır. İşte malum şahsın videolarını yada kasetini dinlemedir, seyretme şeklindedir. Ondan sonrada güncel konulardır. Güncel konuların aktarımıdır. O döneme ilişkin. BAŞKAN: Bu ifadeniz sizemi ait TANIK: Cumhuriyet Savcılığında verdiğim ifade bana ait. BAŞKAN: Tarihini okuyacağımda onun için şey yapıyorum. Listede isim olarak saymışsınız. FETÖ ile irtibatlı olduğunu düşündüğünüz hakim savcıların isimlerini kimlik bilgilerini bunları anlatacağım diye cevap vermişsiniz bunların içinde de ...'ı saymışsınız doğru mudur. TANIK: Doğrudur. BAŞKAN: Evet sorunuz var mı ... bey SANIK [DAVACI]: Efendim A.Ş. beye beni kaç senedir görmediğini sormak istiyorum. TANIK: Ben 2011 yılının Eylül ayında cemaatten ayrıldım ve ondan sonra görmedim kendisini, ondan sonrasını bilmem. SANIK [DAVACI]: Teşekkür ederim. Kendisi efendim 191 ben saydım isim saymış. Bu 191 ismi hafızasını tebrik ediyorum 3 sayfalık bir şeyde 191 isim sayılmış. Bunlardan bir kısmını ben tanıyorum. Hepsini tanımıyorum. 3 tanesinin ölü olduğunu gördüm ben. Bunların herhalde öldüklerinden haberdar değildi ifade verirken öyle değil mi TANIK: İsimleri alırsam yorum yapabilirim. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] ...: Ben isimlerin müvekkilimin vermesini istemiyorum. Madem cemaatin içerisindeymiş 2011 yılına kadar, madem kendisi sonradan ayrılmış ve madem BAŞKAN: Peki ben şöyle sorayım. Bu öldüğünü iddia ettiğiniz kişiler 2011 den önce mi öldü. TANIK: Efendim. BAŞKAN: Öldüğünü iddia ettiğiniz kişiler 2011 den öncemi öldü. TANIK: Bir tanesinin tarihini bilmiyorum efendim. Komşumdu ama tarihini hatırlamıyorum. İki tanesi sonra vefat etti. BAŞKAN: Yani 2011 den sonrakileri bilmemesi konusundaki beyanını teyit etmek açısından. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] ...: Şunu hatırlatmak istiyorum başkanım. Biraz önce tanık dediki ben kendisini cemaatten ayrıldıktan sonra görmedim. Cemaate gerek yok her ikisi de hakim yapıdan insanlar, her ikisi de meslek grubundan insanlar. Cemaatle ilgili olarak görüşmelerine gerek yok. Biz kırk kişiyiz kırkımız da birbirimizi bilirizi sözünde olduğu gibi, bizler hukuk camiasının içerisinde insanlarsak, birbirimizi tanımamız, görmemiz, görüşmemiz için BAŞKAN: Hangi bölümdesiniz siz. TANIK: İdari yargı BAŞKAN: Belirttiğiniz kişilerin çoğu idari yargı mıydı yoksa adli yargı mı TANIK: Teftişten dolayı adli yargıdan tanıdıklarım da var. SANIK [DAVACI]: İzin verirseniz ben netleştireyim. Sayın avukatım itiraz etti ama şimdi bu kişilerin kimler olduğunu bilmeden gerçekten görüş açıklaması zor. Benim demek istediğim şuydu efendim. Yani bu verilen 191 kişilik isimin kimin ne olduğu yani cemaat mi olduğu, örgüt mü olduğu, son durumlarının ne olduğu, insanların hakkında bilgisi olmayabileceğini düşündüğüm için ondan sordum. Vefat edenler G.D., G.D., M.E. benim tespit ettiğim ama tanımadığım bir çok isim var onlardan da vefat edenler var mıdır. Yani listeler sayılırken, vefat etmiş insanlar dahi listeye geçmiş ben onu ifade etmek istedim sadece. BAŞKAN: Bunları biliyor musunuz. TANIK: Tabi tanıyorum. Ama ben ne zaman vefat ettiklerini bilmem. BAŞKAN: Sizin 2011 tarihi itibariyle bunların varlığı. 294 kişiyi size isim olarak belirttiler de yaptınız yoksa tek tek hatırlayarak TANIK: Ben bildiklerimi anlattım başkanım yani ÜYE F.Y.: M.E. bey siz teftişteyken tanışıyor muydunuz. TANIK: Tabiki. Teftişteyken teftişteydi M. bey. G. bey İzmir'den tanıyorum. İzmir'de biz öğrenci iken sorumlumuzdu. Ama ben öldüğünü sonradan çok sonradan öğrendim yani Bir kişi daha saydı SANIK [DAVACI]: G.D. Ben apartman komşumdu oradan biliyorum vefatını. Haberi olmayabilir de yani insanların durumu hakkında bilgisi olmayabilir mi acaba burada saydığı isimlerin o anlamda söylemiştim. BAŞKAN: Neden ayrıldınız örgütten veyahutta cemaatten neden ayrıldınız. TANIK: 2010 yılı yeni oluşan HSYK ile benim ilk denetimim 2011 yılının şubatında başladı. Ankara denetimiydi ve grup başkanıydım o denetimde. O denetimi yaparken o süreç içerisinde biz kendileriyle çatıştık yani ben daha doğrusu çatıştım. BAŞKAN: Neden TANIK: Bazı talepleri oldu. Çok detaylı çok uzun. Ben onları yapmak istemedim, karşı çıktım BAŞKAN: Bunlar hakimlerle ilgili, tasarruflarda bulundular. TANIK: Denetimlerle alakalı, soruşturmalarla alakalı evet. BAŞKAN: Bunları gayrı nizami davranış sergilemeniz yönünde mi, yani siciller bozulsun benzer şeylerden dolayı. Bunlar cemaate aykırı olduğu düşünülen kişiler miydi bunların talebi TANIK: Cemaate mensup kişilerin korunması yönündeki talepler. Bazı kişilerin üstüne gidilmesi yönündeki talepler. Biz o konuda bir anlaşmazlık yaşadık. Ve ben Mart ayında denetime başlamıştım. Temmuzda bizim denetimimiz bitti. Temmuz Ağustos gibi. Eylülde de beni çağırdılar Teftişten ayıracaklarını söylediler ki ben o zaman cemaatin içindeydim. Daha sonra bir iftiraya maruz kaldım. Tabi minareyi çalan kılıfını hazırlamıştı o dönemde. O iftirayı da bana attılar. Ondan sonra ben o iftirayı duyunca ben restimi çektim ve ayrıldım yani. Ayrılış tarihimde 2011 in Eylül ayının sonudur. Ondan sonra hiç kimseyle görüşmedim. Hatta lojmandaydım, lojmandan da taşındım yani. BAŞKAN: Evet avukat hanım sizin beyanınız varmı sorunuz. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] ...: Efendim hala meslekte mi çalışıyor mu. TANIK: İdare Mahkemesi Başkanıyım. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] ...: Teşekkür ederim. Bir şey sormak istiyorum dikkatimi çekti. Biraz önce dediniz ki başkan bey soru sordu bunları bir liste mi gösterdiler siz mi saydınız dedi. Sizin ifadenize baktığımda ben buradan hakimleri sicilleri ile saydığınızı görüyorum. TANIK: Hakimleri sicilleri ile saymamışımdır. Savcı bey ifadeyi alırken taramış da o sicilleri oraya koymuştur. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] ...: Ama sizin imzanız var burada. TANIK: İsim benzerliği karışıklığı olmasın diye. Çünkü isim benzeri olan hakimler var. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] ...: Bu kadar insanın ismini sicili ile adıyla soyadıyla akılda tutabilmek çok olağanüstü bir şey. TANIK: Savcı bey ben ifade verirken avukat hanım isim karışıklığı olmasın diye benzer isimler var mesela M.Y. 10 tane hakim vardır bu şekilde. Yani biz de aşağı yukarı bunu biliriz benim 8 yılım teftişte geçti aşağı yukarı. Savcı bey hangisi diye benim önüme listeyi koymuştur, kadro listesini ben oradan bakmışımdır. O dur. BAŞKAN: Var mı başka sorunuz. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] ...: Başkanım sorum yok. Yalnız kendisinde bir tekrar sorduğum bir şey var İ. beye de sordum. Müvekkilim kendisinin kişisel yorumu ile 7,5 ila 22,5 zincirinin, sarkacının arasında sallanıp duruyor. Burada kişisel olarak herhangi bir eylemine, söylemine, fikriyatını bizatihi gördüğü şeyi soruyorum. Nedir. Birilerinin yorumunu değil biz onun cemaatçi olduğunu biliyorduk, biz onu cumada gördük, biz onu sohbette gördük değil, spesifik bir örnek rica ediyorum. TANIK: Öyle bir örneğim yok çünkü aynı grupta değildik kendisiyle. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] ...: Pekala aynı grupta olmadığını söylediği ve böyle bir örneğim yok dediği kişi hakkında bu kadar kuvvetli, iddiallı bir ithamı nasıl söyleyebilirsiniz. TANIK: Cemaat içerisindeyseniz cemaat mensuplarını bilirsiniz. İçinde olmadığınız için siz onu anlayamazsınız. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] ...: Hakikaten anlayamıyorum A. bey. Yani benim aklımın hafsalımın almadığı şeyler olmuş duyunca dumura uğruyorum burada. YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Sayın başkanım soru-cevap şeklinde ilerlemiyor. BAŞKAN: Evet bende buna müdahale edecektim evet. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] ...: Başkanım söylemek istediğim şey şu. Kendisi 2011 yılının Eylül ayında ayrıldığını söylüyor. Bir restleşmesi olmuş ayrılmış. Bu tebriğe şayan bir durum elbetteki. Müvekkilimin 2011 den sonra hala o cemaatin, BAŞKAN: Onu bilemem dedi ama cevabını verdi onun. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] ...: Onu bir katileştirirsek efendim. BAŞKAN: 2011 den sonraki durumunu biliyor musunuz. TANIK: Bilemem. Ve verdiğim bütün ifadelerde ben aynı şeyi söylüyorum kişilerle ilgili 2011 Eylül ayından sonra kimse hakkında bir şey bilmiyorum. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] ...: Bu ifadeye kendi arzusuyla mı gelmiş, savcılık tarafından mı çağırılmış. Bu ifadeye değil savcılık ifadesine tanık ifadesine MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] ...: Teşekkür ediyorum BAŞKAN: Başka soru var mı savcı bey YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI: Sorumuz yok sayın başkanım BAŞKAN: Evet A. bey gidebilirsiniz..."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan N.Ö. isimli şahsın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Soruşturma Bürosunca yürütülen ... numaralı soruşturma kapsamında düzenlenen 09/11/2016 tarihli şüpheli 2. sorgulama tutanağı:
"...CEVABEN: 2014 yılı başında bir internet sitesinde Fetullah Gülen cemaati mensubu olup Yargıtay üyesi olanların ismi yayınlanmıştı. 2014 HSYK seçimlerinden sonra yapılan Yargıtay üyeliği seçimi ve yukarıda belirttiğim yeni gruplardan sonra hangi üyenin Fetullah Gülen cemaati mensubu olduğunu net olarak görmeye başladık. Bu dönemde tüm üyeler kimin kim olduğunu bilmekteydi. Bu dönemde Fetullah Gülen cemaat mensupları ayrı toplanıp, birlikte oy kullandıkları için biz bu insanları net olarak biliyorduk. Bu dönemde Fetullah Gülen cemaat mensupları bana yaklaşmaya başlamışlardı. Odama sık sık gelmeye başladılar. Fetullah Gülen cemaati mensubu olarak bilinen ..., H.K., İ.T.A. odama gelip sohbet ediyorlardı. Bu sohbetlerde bizim dairede görev yapan Fetullah Gülen cemaati mensubu olarak bilinen K.T., C.İ., N.G. de katılırdı. Bu sohbetlerde Fetullah Gülen cemaati mensubu olan üyeler bize insanları yanlış tanıdıklarını, yanlış yaptıklarım belirtmeye başlamışlardı. Bu sohbetlerde de sosyal demokrat üyeleri öven konuşmalar da yapıyorlardı. Hatta ya biz namaz niyaza bakıyorduk, aslında sosyal demokrat üyeler daha dürüstmüş, daha temiz insanlarmış gibi konuşmaya başladılar. Ben bu konuşmalara önce anlam verememiştim. 2014 yılında yeni HSYK'nın 144 Yargıtay üyesi seçtikten sonra oluşan sol, milliyetçi ve muhafazar kesim arasında bir ara bir gerilim oldu, anlaşma olmadı ve daire başkanlıkları ile başka yerlere üye seçiminde kilitlenme meydana geldi. Bu kitlenmenin olduğa dönemde Yargıtay üyesi olan Fetullah Gülen cemaati mensubu olarak bildiğim A.Ş. odama geldi. Bana beni kastederek siz ayrı dünya görüşüne sahipsiniz, olaylara farklı gözle bakıyorsunuz, Yargıtay seçimlerinde kilitlenme yaşanmaya başlandı, bu süreci aşmak için ne yapmak gerekir, siz ne düşünüyorsunuz deyince, ben bu kişinin benim sosyal demokrat olduğumu bilerek Fetullah Gülen cemaati adına geldiğini, Yargıtay'da yapılan değişik seçimlerin kilitlenmesinde sosyal demokratlar ile Fetullah Gülen cemaati mensuplarının bir araya gelmesini sağlamak için benim yanıma geldiğini anladım. Ancak ben bu olayı anlamazlıktan gelerek, herkesin bir oyu var, kendi düşüncesine göre oy verir, benim kimseye ve gruba söyleyecek bir konumum yok dedim. A.Ş. benim ne demek istediğimi anladı ve odamdan gitti. Bu süreçte ben Fetullah Gülen cemaati mensupları ile işbirliği içine girmedim..."
Aynı şahsın, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) E:... sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ifadesinin yer aldığı 22/05/2018 tarihli 3. Celseye ilişkin duruşma tutanağı:
"...BAŞKAN: N. Bey, ... hakkında terör örgütüne üye olmaktan kamu davası açılmış, sizin de tanıklığınız söz konusu, ne biliyorsunuz bu konuyla ilgili? TANIK: Sayın Başkanım. Ben, 2012 yılının Ekim ayında Yargıtay üyesi seçildim. Ankara Adliyesinden gelmem dolayısıyla da Yargıtaydaki üyelerin büyük bölümünü tanırdım. BAŞKAN: Evet TANIK: ve beni çok olumlu karşıladılar. Hatta senin Yargıtay üyeliğin gecikmişti zaten şeklinde olumlu tavırlar içindelerdi. Fakat sadece bir grup sonradan bu cemaat grubu olduğunu öğrendiğim genelde gençlerden oluşan bölüm bana karşı soğuk, mesafeliydi. Yani yok sayıyor, selam vermiyor, tutumlarında böyle bir negatiflik vardı. Tabi ben bu anlattıklarım 4 yıla yakın Yargıtayda görev yaptım. O sürecin sonunda oluşan kanaatler. Bu bir anda oluşan bir şey değil. Fakat 1,5 yıl kadar sonra seçildikten 2014 yılından sonra birden bıçakla kesilmiş gibi yani bariz olarak bir tutum değişikliği gözüktü bu genç arkadaşlarda. Daha önceden işte selam vermeyenler, yok sayanlar, yanınızdaki ile konuşup sizinle konuşmayanlar, herkes gayet iyi konuşmaya başladılar. Bizim daireye gelip gidenler vardı ben bu konuda daha önce bir Ankara Savcılığına ek ifade verdim bir de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına 21.12.2017 tarihinde bir ek ifade verdim. O ek ifademde bazı düzeltmeler yaptım. Düzeltme bölümü özellikle yerle ilgili. Orada önceki ifademde benim odama gelir giderlerdi şeklinde fakat ek ifademde de belirttiğim gibi ben genelde odamda oturmazdım. Müzakere salonunda otururdum. Geldiklerinde müzakere salonuna gelirlerdi. Sanık [Davacı] ... da daha önce bizim Başkan R.Ü ile birlikte bir Hindistan gezisine gitmişti. Ondan sonra da bizim daireye gelip giderdi. Önceleri dediğim gibi tutumunda bana karşı bir mesafe var iken sonradan o bıçakla kesilmiş gibi bir anda tavırları olumlu olmaya başladı. Konuşurken de işte solun, solcuların düzgün insanlar olduğundan, adaletli olduğundan, daha dürüst olduklarından falan söz ediliyordu. Yani bunları ben bir süreç olarak sonunda algılıyorum. Yani konuştukları kişinin profiline göre bir şey veriyorlar anladığım. Yani benim sosyal demokrat biri olduğumu bildikleri için daha çok bunu öne çıkartıyorlardı. Yani şu an edindiğim kanaat bu. O an için onun farkında değilsiniz tabi. ... bey de bu şekilde gelip giden kişilerden biriydi. Somut olarak cemaat üyeliği ile ilgili herhangi bir şey bilmiyorum fakat bu ani tutum değişikliği eğer bir kişi sizinle ilgili eğer hani sizden hoşlanmıyorsa önceye dayalı bir şey var ise bir kişinin davranışı değişebilir. Fakat bütün bir grubun davranışı değişiyorsa bunun bir ortak bir tavır olduğu kanaatine vardım. ... bey, işte gerek bu Hindistan gezisi, gerek daha sonra Yargıtayda yayınlanan cemaatçiler listesinde isminin olması dolayısıyla cemaatçi olduğunu düşündüm. Yani ortak konuştuğumuz zamanlarda da tavırlarından işte bizim dairedeki şu an firarda olan arkadaşlarla diyalogları iyiydi. Zaten öyle bir şey ki Yargıtay'da herkes birbirini tanıyor ama mesela belli kişiler birbiriyle daha diyalogu fazla. Sürekli onlarla iç içeler. Yani ... bey'in de o grupla bizdeki arkadaşlarla diyalogu fazlaydı. Bunlara dayanarak ben sanığın [davacının] cemaatçi olduğu kanaatine vardım, yani düşüncem bu yöndedir. Gerekçemde dediğim gibi birincisi tavır değişikliği, ikincisi Hindistan gezisi. Ben 4 yıla yakın Yargıtay'da görev yaptım hiç bir yurtdışı görevine gitmedim. Yani ... bey'den önce de Hindistan'a O.Y. gitmiş. Çünkü bizim başkan gitmeden önce O.Y. ona Hindistan'la ilgili bilgiler veriyordu. İşte şurada şöyle davranırsınız, burda böyle davranırsınız diye. Yani her zaman Yargıtay yönetimine yakın olan insanlar bu tip gezilerde, özel görevlerde görevlendirilirler. Bu da bilindik bir gerçek. Bunları alt alta koyduğum zaman sanığın [davacının] cemaatçi olduğu yönünde bir kanaat oluştu. Ama somut olarak şahit olduğum bir şey yok. Sadece şunu bir hatırlıyorum. Son olarak bu Yargıtay'dan bazı üyelerin gönderilmesi ile ilgili bir yasa çalışması vardı. Orada bir karşılaştık dışarıda R. Bey'le ben yürüyorduk ... bey'le. ... bey, buyrun benim orada bir kahve içelim dedi odada. Bizim de işimiz vardı. Ya müsait değiliz falan deyince dediki ya bir daha beni Yargıtay'da bulamayabilirsiniz. Yani sanki böyle Yargıtay'dan gönderileceği konusunda bir kanaati vardı. Bütün bunlardan edindiğim kanaattir Başkanım, başkaca bir bildiğim yoktur. BAŞKAN: Peki bu 09.11.2016 tarihli ifadeniz var. Daha geniş bir ifade. Bu ifade sizin, doğrudur değil mi? TANIK: Doğrudur Başkanım. Yani kısmen düzeltme yaptım onda. BAŞKAN: ... bey, sorunuz var mı tanıktan? SANIK [DAVACI]: Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Bir kaç hususta N. Bey kendi görüş, yorumlarını aktardı. Onun yorumlarına ilişkin bir kısım düzeltmeler yapmak istiyorum. Sormak istediğim husus olarak şu var. Savcılıktaki ifadesinde odamda gelip sohbet ederdi gibi bir kelime var. Bu sohbet netameli bir kelime, kastettiği gerçi açıklık getirmiş oldu. Sohbetten kastınız BAŞKAN: Cemaat sohbeti mi değil mi diye mi soruyorsunuz? SANIK [DAVACI]: Konşuma mı yoksa vaaz mıdır? BAŞKAN: Soruyu duydunuz, tekrarlamıyorum. Cevaplayın N. TANIK: Evet Başkanım. Daha önce de bir ifade sırasında benzer bir konu gündeme geldi. Ben açıkçası sohbetin böyle tırnak içinde anlamını bilerek söylemedim onu. Benim sohbetten kastettiğim birlikte oturup konuşma anlamında bir şey. Yani sohbet kelimesinin ben o anda başka ne olabilir hani takıldık birlikte diyecek halimiz yok. BAŞKAN: Başka soru var mı ... bey? SANIK [DAVACI]: Somut bilgisi olmadığını ifade etti zaten. Bu Yargıtayda listesini yayınlanması diye bahsettiği bu twitter da ve ... da çıkan bir liste vardı. O listedeki, listeden haber olması üzerine mi benim hakkımda böyle bir kanaat edindi diye soracaktım ben. Kısmen cevapladı ama BAŞKAN: Onunla ilgili bilgiyi söyledi. TANIK: Evet evet yani o da etkenlerden biridir. BAŞKAN: Var mı başka sorunuz ... bey? SANIK [DAVACI]: Benimle ilgili, benimle, özel hayatımla bir tanışıklığım, ailem veya herhangi bir hukuki ilişkisi var mıdır, önceden bir tanışıklığı var mıdır? TANIK: Hayır yok. BAŞKAN: Yok dedi, oturun. SANIK [DAVACI]: Peki. Ben diyeceklerimi sonra mı açıklayayım? BAŞKAN: Sonra. Tabi önce bir soru sormak vasıfasını tamamlayalım. Handan Hanım sizin var mı sorunuz tanıktan? MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ...: Başkanım, olacak bir kaç sorum. Şimdi öncelikle N. Bey gençler seçildi denildi. ... bey'i gençler kategorisine koyduğu için müvekkilim adına teşekkür ederim. Ama sanıyorum kendileri yaştaş. Her ikisi de 65 doğumlu. Onun önce seçilmesi acaba sizde şahsi bir, böyle söylediğim için lütfen bağışlayın beni, kıskançlık konusu olmuş olabilir mi? TANIK: Valla şöyle söyleyeyim. Yani ben ifademde bugüne kadar yalan söylemedim. Kimseye iftira atmadım, ne biliyorsam onu söylüyorum. Yani kıskançlık dolayısıyla buraya gelip ifade verecek bir halim yok. ... bey'in yaşını da bilmiyorum açıkçası. 65'li midir, 64'lü müdür 69'lu mudur? Ama 69'lu insalar da seçildi. Genelde bahsettiğim o 160'lar döneminde seçilenlerin, yani mesleki kariyer anlamında, objektif kriterler anlamında, yaş anlamında bunu tutmadığına ilişkindi. Ben Ankara Ticaret Başkanı iken 43 yaşında adaydım, adım geçiyordu Yargıtaya ve o zamanki HSYK Kurulu da benim seçilmem konusunda uygun görüşü vardı. Fakat sırf A.S.E. 45 yaşını doldurmayanlar seçilemez dedikleri için potadan çıktım, seçilemedim. Ama bu bende ya bak ben seçilemedim benden önce onlar seçildi, ben onlara şöyle bir iftira atayım falan gibi bir şey yok yani. Kıskançlık yok evet daha önce seçilemediğime üzüldüm. Ama o nedenle böyle bir ifade vermem falan çok. BAŞKAN: Evet bu soruyu cevapladık. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ... Bir sorum daha olacak Başkanım. Şimdi N. Bey, tecrübeli bir hakim ve Ankara'da çalışmış olması nedeniyle kendisini de şahsen tanıyoruz. N. Bey gibi tecrübeli bir hakimin kişisel kanaat, yorum, zehap, sanı gibi nitelendirilebilecek özelliklerle Fethullah Gülen silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasında yargılanan birisi hakkında tanıklık yaparken vermiş olduğu ifadelerin suç teşkil edecek herhangi bir eyleme tekabül etmemesi ancak buna rağmen sanık müvekkilimin üzerinde bir soru işareti oluşturabileceğini düşünmemiş mi? Bu! TANIK: Valla avukat hanım şimdi veya Sayın Başkanım size hitaben cevap vereyim. Yani ben ne düşünüyorsam onu söylüyorum. Söylerken de karar verici konumda değilim. Benim beyanlarımı değerlendirecek yüce heyet. Ben ifademde de açıkça söylüyorum. Ben kendisi ile ilgili somut, cemaat üyeliği ile ilgili herhangi bir bilgim yok. Şu şu nedenlerle olduğunu düşünüyorum diyorum. Düşünceyi açıklama özgürlüğümüz Anayasaya göre var. Ben kimseye bir olay isnat ederek iftirada da bulunmuyorum. Şurada gördüm, şunu yaptı da demiyorum. Yani benim söylediğimde o anlamda bir şey yok. Ama bir de başka bir şey var. Bu örgütle ilgili zaten böyle anladığım çok da somut bir şeyler yok. Herşey böyle el yordamıyla bulunarak çıkıyor. Yani o anlamda benim hakkımda da soruşturma var. Benim hakkımda da somut hiçbir şey yok. Yani bu işler böyle yürüyor benim anladığım, kanaatiniz soruluyor. Ben gözaltına alındım, bana somut hiç bir şey söylemediler. Bana deseler ki siz şurada şunu yapmışsınız, şu toplantısına katılmışsınız cemaatin, şusunuz deseler, ben de kendimi savunacağım. Bana diyorlar ki sen cemaatçisin, terör (12:45-12:45 anlaşılamadı) yani anlatmak istediğimiz anlatabildim mi, bilemiyorum. BAŞKAN: Neyse, sorunun şeyini aşmayalım.MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ... Başkanım. Hindistan gezisinden bahsetti. Hindistan gezisine müvekkilim katıldı. Müvekkilimin yurtdışında Yargıtay'ı temsilen katılabilecek evsaf ve nitelikte bulunduğuna dair kendisinin bir bilgisi var mı acaba? Yabancı dil konusunda efendim, ki kendisi iyi derecede İngilizce bilmektedir ve Yargıtay'ı dış gezilerde, çeşitli zamanlarda temsil etmiştir. Yani bu ya BAŞKAN: Peki soruyu anladınız mı? TANIK: Anladım Başkanım. Yok! Yani İngilizce düzeyi hakkında bir bilgim yok benim ... bey'in. BAŞKAN: Başka bir soru var mı avukat hanım? MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ...: Son olarak tekrar soruyorum Başkanım. Suç teşkil edecek herhangi bir eylemi gözüyle BAŞKAN: Cevapladığı soruları yeniden sormayın, bu soruyu cevapladı buyurun. MÜDAFİİ [DAVACI VEKİLİ] AV. ... İkinci. Yargıtayda vermiş olduğu, Yargıtay Savcılığında vermiş olduğu ifade örneği bizde yok bilahire onu alma hakkımı saklı tutuyorum efendim, teşekkür ederim. BAŞKAN: Tamam peki oturun, N. Bey siz de geçebilirsiniz."
Davacı tarafından; tanık beyanlarının soyut, duyuma dayalı ve sübjektif nitelikte olduğu, haklarındaki ceza tehdidinden kurtulma ve/veya mesleklerine geri dönebilme amacıyla ortaya çıkan tanık beyanlarının hukuka uygun delil olarak kabul edilmesine imkan bulunmadığı, tanık beyanlarının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 148. maddesine aykırı şekilde yasak usuller ile alındığı ve hükme esas alınamayacağı, davalı idarece, tanık beyanlarının lehine olan kısımlarının dikkate alınmadığı ileri sürülmüştür.
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet cetvelinin incelemesinden; davacının, 25/02/2004-08/06/2009 tarihleri arasında Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığında adalet müfettişi, 08/06/2009-17/01/2011 tarihleri arasında Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığında adalet başmüfettişi, 17/01/2011-24/02/2011 Hakimler ve Savcılar Kurulunda Kurul başmüfettişi olarak görev yaptığı, Hakimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile Yargıtay üyeliğine atandığı ve 24/03/2011-17/07/2016 tarihleri arasında Yargıtay ... Hukuk Dairesi üyesi olarak görev yaptığı görülmüştür.
Tanık beyanları ve davacıya ait hizmet cetvelleri birlikte değerlendirildiğinde; tanık beyanlarının, birbirini destekler mahiyette olduğu ve davacının örgüt ile irtibatını ortaya koyduğu değerlendirilmiştir.
Bu durumda, davacının örgüt içinde yer aldığına, örgütün 2010 yılında HSK'da çoğunluğu ele geçirmesine müteakiben örgüt kontenjanından Yargıtay üyeliğine seçildiğine ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen tanık beyanları (anılan tanıkların davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ceza davasında verdikleri ifadeler de dahil olmak üzere) ile davacının tanık beyanlarına karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık beyanlarına karşı beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.

c) Diğer Hususlar
c-1- Unvanlı Görev
Davalı idare, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde unvanlı bir göreve atanmasının davacının anılan terör örgütü ile irtibat ve iltisakına yönelik bir tespit olduğunu ileri sürmüştür.
Kararımızın "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler" başlıklı kısmında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY tarafından bu örgütle iltisak ve irtibatı bulunan hâkim ve savcıların örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesini sağlamak maksadıyla üst görevlere getirilmesi hedeflenmiş ve örgütün Adalet Bakanlığı ve HSK'da etkin olduğu dönemde örgüt yöneticilerinin yönlendirme ve telkinleriyle örgüt mensuplarının üst görevlere getirilmesi sağlanmıştır.
Nitekim, yargı mensubu olarak görev yapmış ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan R.A. isimli şahsın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/11/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında yer alan, "...Ben Tatvan'dan sonra 2010 yılında Konya Ereğli'ye hakim olarak atandım. Burada göreve başladıktan sonra cemaat adına şuan soyadını hatırlayamadığım ve mesleğini bilmediğim İ. isimdeki bir şahıs cemaat adına benimle irtibata geçti ve ben burada maaşımdan cemaate gönderdiğim parayı bu şahsa verdim. Bu şahıs bana unvanlı görev talep etmemi tavsiye etti. Ben de onun yönlendirmesiyle hatırladığım kadarıyla 2012 yılının Kasım, Aralık ayları gibi Ankara ili Batıkent semtindeki cemaate bağlı şuan ismini hatırlayamadığım bir liseye gittim. Burada hakim olduğunu bildiğim ancak idari görevi hakkında bilgi sahibi olmadığımı E.D. isimli şahısla tanıştım. O, benim Ankara'ya neden geldiğimi zaten biliyordu. O, beni İ.O.'ya yönlendirdi. Ben, E.D.'nin HSYK'da görevli olduğunu daha sonra öğrendim. Ben, İ.O.'yu makamında ziyaret ettim. Burada kendisine unvanlı görev talep ettiğimi ilettim. O da benim talebimi not aldı ve daha sonra 2013 yılı yaz kararnamesi ile Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi başkanı olarak atandım..." yönündeki ifadesi de yukarıda yer verilen tespitleri doğrulamaktadır.
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet belgesinin incelenmesinden, FETÖ/PDY terör örgütünün Adalet Bakanlığı ve Hakimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu dönemde, davacının, Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığında başmüfettiş olarak görev yapmakta iken, 13/01/2011 tarihli onay ile Hakimler ve Savcılar Kurulu Teftiş Kurulu Başkanlığına kurul başmüfettişi olarak atandığı ve 17/01/2011-24/02/2011 tarihleri arasında kurul başmüfettişi olarak görev yaptığı, akabinde Hakimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile Yargıtay üyeliğine atandığı ve 24/03/2011-17/07/2016 tarihleri arasında Yargıtay ... Hukuk Dairesi üyesi olarak görev yaptığı görülmüştür.
Öte yandan, Kararımızın "b) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları'' bölümünde beyanlarına yer verilen yargı mensubu olarak görev yapmış olan İ.O., B.E. ve A.Y. isimli tanıkların da, davacının, örgütün 2010 yılında HSK'da çoğunluğu ele geçirmesine müteakiben örgüt kontenjanından Yargıtay üyeliğine seçildiği hususunu destekler mahiyette beyanda bulundukları görülmüştür.
Davacı tarafından, FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde unvanlı bir göreve atanmasına ilişkin tespite karşı; Yargıtay üyeliğine seçilmede aday olma sisteminin bulunmadığı, Hakimler ve Savcılar Kurulunun takdir ve tercihi ile seçim yapıldığı, seçilme için on iki oy yeterli iken şahsının on yedi oy aldığı, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 29. maddesinde düzenlenen üyeliğe seçilme niteliklerinin tamamını taşıdığı, aleyhine beyanda bulunan tanıkların dahi şahsının Yargıtay üyeliğine seçilme yeterliliklerini taşıdığını kabul ettikleri beyan edilmiştir.
Netice itibarıyla davacının FETÖ/PDY terör örgütünün 2010 yılında HSK'da çoğunluğu ele geçirmesine müteakiben HSK'da etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan kurul başmüfettişliği ve Yargıtay üyeliğine atanmasının, yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.

c-2- Yurtdışı Dil Eğitimi
Yukarıda "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler" başlığı altında da değinildiği üzere, FETÖ tarafından bu örgütle iltisak ve irtibatı bulunan hâkim ve savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle bu kişiler emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmeye çalışılmış, bu bağlamda hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir.
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının 'Adalet Bakanlığının Adli ve İdari Kapasitesinin Güçlendirilmesi Amacıyla Hâkimlerin Dil Eğitimi Projesi' kapsamında 2008-2009 yıllarında yurt dışına (İngiltere'ye) gönderildiği görülmüştür.
Davacı tarafından; 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca Bakanlık merkez teşkilatının tüm birimlerinden dil seviyesi belli bir düzeyin üzerinde bulunanlardan istekli olanların bir sınava tabi tutularak Bakan "olur"u ile farklı ülkelerde bulanan dil okullarına yabancı dilini geliştirmek ve eğitim görmek üzere gönderildiği, şahsının da bu kapsamda 2008 yılında İngiltere'ye gönderildiği, yurt dışı dil eğitimini başarıyla tamamladığı, ILTS sınavından istenen puanı aldığı, kendisiyle birlikte aynı proje kapsamında yurt dışına dil eğitimine gönderilip halen meslekte olan yargı mensuplarının bulunduğu, aynı hususun, katılımcıların bir kısmı açısından suç unsuru kabul edilip diğer kısmı için liyakat esasına göre yapılmış mesleki faaliyet olarak değerlendirilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu edilmiştir.
Netice itibarıyla, FETÖ/PDY terör örgütünün Adalet Bakanlığında etkin olduğu dönemde 2008-2009 yılları arasında yurt dışına yabancı dil eğitimine gönderildiğine ilişkin tespitin yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.

6) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Davacı, dava konusu kararlar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).
Dava konusu edilen kararlar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir.
Dolayısıyla dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.
AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin 2. fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Zira dava konusu kararlara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının
varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir.
AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).
Dava konusu kararların müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü
hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.
Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.

7) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.

D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işleri için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 12/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?