‹ Ana sayfa
Danıştay5. Daireİdare Hukuku

Danıştay 5. Daire E.2017/13094 K.2021/2307

Esas No: 2017/13094 · Karar No: 2021/2307 · Karar Tarihi: 28.06.2021
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/13094
Karar No : 2021/2307

**DAVACI:** …

**DAVALI:** … Kurulu / …

**VEKİLİ:** Av. …

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararların dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Anayasa'ya aykırı olduğu, savunma hakkı tanınmadan dava konusu kararların tesis edildiği, kanunilik, ceza sorumluluğunun şahsiliği gibi ilkelerin ihlal edildiği, dava konusu kararlarda kişiselleştirme yapılmadığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibatını gösteren somut bir delil bulunmadığı, hakimlik teminatına ve tarafsızlık ilkesine riayet edilmediği, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadan meslekten çıkarılmasının masumiyet karinesinin ihlaline sebebiyet verdiği ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşan) 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile yine anılan Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ile mahrum kalınan parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 138. Maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.", 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz.... Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", 140. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.", Hakimler ve Savcılar Kurulu başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında, "Kurul, ... meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.", bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53. maddesinde, " Hakim ve savcıların: a) Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, c) Görevdeyken, 8 inci maddenin (a), (d) ve (g) bentlerinde yazılı niteliklerden herhangi birini kaybetmeleri, d) Meslekten çekilmeleri veya çekilmiş sayılmaları, e) İstek, yaş haddi veya malullük nedenlerinden biriyle emekliye ayrılmaları, f) Ölümleri, hallerinde görevleri sona erer." hükmü yer almıştır.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, 4. maddenin anılan bentlerindeki düzenlemelere Genel Kurulun görevleri arasında yer verilmiş, 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği hükme bağlanmıştır.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu'nun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edilen ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmiş bulunan Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde de, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmış, hâkimlerin herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, kendi vicdani kanaatleriyle, bağımsız hareket etmek suretiyle yargı görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmek zorunda oldukları; mahkeme içinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmaları gerektiği; davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir boyutta ve hâl ve davranış tarzlarının, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olması gerektiği; yalnızca adaleti sağlamakla kalmamaları, bu görüntüyü de yansıtmak zorunda oldukları; sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları özgürce ve kendi iradeleriyle kabul etmek durumunda oldukları, ailelerinin, sosyal ilişkilerinin veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak meslekî davranışlarını veya kararlarını uygunsuz bir şekilde etkilemesine izin vermemeleri gerektiği; yargı görevinin yerine getirilmesinde herhangi bir kimsenin kendilerini uygunsuz bir şekilde etkileyebileceği izlenimine yol açmamaları ve başkalarının böyle bir izlenime yol açmasına müsaade etmemeleri gerektiği; özetle, hâkimlerin yargı vazifesini yerine getirilirken mesleğin vakar ve onuruna uygun davranmaları gerektiği belirtilmiştir.
15.7.2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20.7.2016 tarihli ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine, toplanan Bakanlar Kurulu'nca ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca 22.7.2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 23.7.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuş, "Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun salt çoğunluğunca; Yargıtay daire başkanı ve üyeleri hakkında Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunca; Danıştay daire başkanı ve üyeleri hakkında Danıştay Başkanlık Kurulunca; hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca ve Sayıştay meslek mensupları hakkında Sayıştay Başkanının başkanlığında, başkan yardımcıları ile Sayıştay Başkanı tarafından belirlenecek bir daire başkanı ve bir üyeden oluşan komisyonca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmış ve bu Kanun Hükmünde Kararname, 29.10.2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmıştır.
7075 sayılı Kanun ile kanunlaşan ve 23.1.2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 11'inci maddesiyle, 22.7.2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18.10.2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenlerin, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'a dava açabileceği hükmü getirilmiştir.
Davaya konu Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, ilgililerin mesleğe kabulleri ile başlayan, eğitim merkezi ve Türkiye Adalet Akademisindeki faaliyetleri, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılımlarına, yurtdışına gönderilmelerine, özel yetkili savcılıklara veya mahkemelere yahut idari görevlere atanmalarına ilişkin bilgiler ile bu görevlendirmelerde ve yine bir silah olarak kullanılan özel yetkili mahkemelere hâkim veya unvanlı olarak, Teftiş Kurulu Başkanlığına, başkan, başkan yardımcısı veya müfettiş olarak, idari kurumlara tetkik hâkimi, daire başkanı veya yardımcısı, genel müdür veya yardımcısı v.s. şeklinde yapılan atamalarda dikkate alınan kriterler, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeler, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin, 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir.
667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde, yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasının gerekçesi olarak, Anayasa'ya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmeleri ile örgüt hiyerarşisi içerisinde ve ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği ifade edilmiştir. 6749 sayılı Kanun ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin “Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, genel olarak “terör örgütlerine” veya “Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar”dan söz edilmekle birlikte, 667 sayılı KHK’nın genel gerekçesi ile madde gerekçesinde “FETÖ/PDY” maddede sayılan “terör örgütü, yapı, oluşum veya gruplar” arasında belirtilmiş ve anılan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için sözkonusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba üyelik veya mensubiyet şeklinde olması zorunlu olmayıp irtibat ya da iltisak şeklinde olması da yeterli görülmüştür.
Davacı tarafından, dava konusu işlemin savunması alınmadan tesis edildiği ileri sürülmekte ise de, bu eksikliğin yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması, 667 sayılı KHK'de öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarmanın, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak “olağanüstü tedbir” niteliğini taşıması ve davaya konu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının, disiplin hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren meslekten çıkarma cezası niteliğinde bulunmaması karşısında bu iddiaya itibar edilmemiştir.
Anayasa'ya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girerek örgüt hiyerarşisi altında ideolojik bağlılıkla hareket etmeleri, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önünde en büyük engel olduğu gibi toplum nazarında yargıya olan güvene zarar vermesi kaçınılmazdır. Dolayısıyla, adaletin icrasında görev yapan yargı mensuplarının taraflılık veya iltimas görüntüsüne yol açabilecek durumlardan kaçınması mesleki bir zaruret olup toplum nazarında da yargıya güvenin sağlanmasının bir gereğidir.
Dosyanın içeriğinden ve davalı idarece sunulan belgelerin incelenmesinden, tanık/şüpheli ifadeleri ile davacıya ilişkin tespitler dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu anlaşıldığından, davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmaması nedeniyle davacının parasal ve özlük haklarının ödenmesi talebinin yasal dayanağı da bulunmamaktadır.
Ayrıca, davacı hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçuyla açılan kamu davasında, …Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; suçu sabit görülerek 9 Yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmediğinden işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:

A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.

2) Davacıya İlişkin Süreç
… tarih ve …sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte iadesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu …Bölge Adliye Mahkemesi …. Ceza Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile reddedilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.

B) İLGİLİ MEVZUAT
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."
Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...”
Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”

2) AİHS
AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."
AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”

AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."

3) Kanun
667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”
Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”

4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.

C) İNCELEME VE GEREKÇE
1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç
AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.
Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.
Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.
Bu kapsamda davacının adli yardım istemi, Dairemizin 26/06/2019 tarihli kararı ile kabul edilmiştir.
Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.
Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.
Bununla birlikte, AİHS’in "Adil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.
AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).
Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.
Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararın gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.

2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:
"Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...
Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...
HSYK ve Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.
Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...
Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...
Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..."
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı …kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”
Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.

3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.
Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir.
Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.

4) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.

5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.

a) ByLock Delili
i. ByLock Uygulamasına İlişkin Genel Değerlendirme
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında belirtildiği üzere ByLock uygulaması, kullanılması için indirilmesi yeterli olmayan ve özel kurulum gerektiren, kullanıcıların haberleşebilmesi için her iki tarafın önceden temin ettikleri kullanıcı adlarını ve kodlarını eklemeden taraflar arasında mesajlaşmanın başlayamadığı, bu bakımından sadece oluşturulan hücre tipine uygun şekilde bir haberleşme gerçekleştirilmesine imkân veren, kriptolu anlık mesajlaşma, e-posta gönderimi, ekleme yoluyla kişi listesi oluşturma, grup içi mesajlaşma, kriptolu sesli görüşme, görüntü veya belge gönderebilme özellikleri bulunan, böylece kullanıcılarının, örgütsel mahiyetteki haberleşmelerini başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duymadan gerçekleştirmesine olanak sağlayan bir iletişim sistemidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında; ByLock uygulamasının 2014 yılı başlarında uygulama mağazalarında yer alıp bir süre herkesin ulaşımına açık olduğu, bu mağazalardan kaldırılmasından sonra örgüt mensuplarınca harici bellek, hafıza kartları ve bluetooth yoluyla yüklenildiği hususunun yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki ifadeler, mesaj ve e-postalardan anlaşıldığı, ByLock üzerinden yapılan iletişimin çözümlenen içeriğinin tamamına yakınının FETÖ mensuplarına ait örgütsel temasa ve faaliyetlere ilişkin olduğu; kullanıcılar tarafından buluşma adreslerinin değiştirilmesi, yapılacak operasyonların önceden bildirilmesi, örgüt mensuplarının yurt içinde saklanması için yer temini, yurt dışına kaçış için yapılan organizasyonlar, himmet toplantıları, açığa alınan veya meslekten çıkarılan örgüt mensuplarına para temini, örgüt liderinin talimat ve görüşlerinin paylaşılması, Türkiye'yi terörü destekleyen ülke gibi göstermek amacına yönelik faaliyette bulunan birtakım internet adreslerinin paylaşılması ve bu sitelerdeki anketlerin desteklenmesi, FETÖ'ye yönelik yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veya sanıkların hâkim ve Cumhuriyet savcılarınca serbest bırakılmasının sağlanması, örgüt mensuplarına müdafi temin edilmesi, örgüt üyelerinden kimlere operasyon yapıldığına ve kimlerin deşifre olduğuna ilişkin bilgilerin paylaşılması, operasyon yapılması ihtimali olan yerlerde bulunulmaması ve bu yerlerdeki örgüt için önemli dijital verilerin arama-tarama mesulü olarak adlandırılan kişilerce önceden temizlenmesi, kamu kurumlarında FETÖ aleyhine görüş bildiren veya yapılanmayla mücadele edenlerin fişlenmesi, sistemin deşifre olduğunun düşünülmesi halinde ByLock iletişim sisteminin kullanımına son verilerek Eagle, Dingdong ve Tango gibi alternatif programlara geçiş yapılacağının haber verilmesi, yapılanmaya mensup kişilerin savunmalarında kullanabilmeleri amacıyla hukuki metinler hazırlanması gibi örgütsel nitelikte ve amaçta mesajlar gönderildiği ifade edilmiştir.
Bylock delilinin hukuki niteliği ile ilgili olarak ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında; Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 32. maddesi ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 4.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi ile 6.maddesinin 1.fıkrasının (d) ve (g) bentlerine uygun şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen Bylock'a ilişkin dijital materyaller hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ceza Muhakemesi Kanununun 134.maddesi gereğince Ankara Sulh Ceza Hakimliğince verilen ''inceleme, kopyalama ve çözümleme'' kararına istinaden bilgisayar ve bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı görülmüştür.
Nitekim Anayasa Mahkemesi de Bylock verilerinin kanuni bir temele dayanmadan ve hukuka aykırı şekilde elde edildiğine yönelik iddialar yönünden yapılan başvuruda; 4/6/2020 tarih ve Başvuru No: 2018/15231 sayılı kararı ile Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi aynı kararında, yapısı, kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca -örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim ağının başvurucu tarafından kullanılmasının terör örgütüne üye olma suçu açısından mahkumiyete dayanak olarak alınmasının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerini etkisiz hale getiren keyfi bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceği tespitinde de bulunmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ByLock uygulamasına ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan Y.G. isimli şahıs tarafından İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuş beyan: “Bana ByLock adlı programı indirmemi 2014 Temmuz’da …adlı kişi söyledi. Önce VPN programını daha sonra da ByLock’u kurmamı, VPN’yi açmadan ByLock’u kullanmamam gerektiğini açıkladı. Daha sonra beni kendisi ekledi ve onaylamamı söyledi. Böylece buradan daha güvenli mesajlaşabilecektik onlara göre. Çünkü 2014 HSYK seçimleri yaklaşmaktaydı ve hızlı bir haberleşme ağı lazımdı.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö. isimli şahsa ait Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 16/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “2014 HSYK seçimlerinden yaklaşık 3-4 ay önce E.E.’nin evinde toplanmıştık. ……abi denilen kişi bir programdan bahsetti. Bu program üzerinden haberleşeceğimizi söyleyerek telefonlarımızı istedi. Kendisi telefonlarımıza ByLock denilen programı söz konusu sohbet sırasında yükledi. …ByLock programını kullanan cemaatteki herkesin paylaşımlarını görmek mümkün değildi. Sadece arkadaş listesi (grup) şeklinde oluşturulan arkadaşlarla konuşabilmekte ve yazılar paylaşabilmekteydik. …HSYK seçimlerinin sonuna kadar ByLock programı üzerinden haberleşme sağlanıyordu. Cemaat mensuplarının istemleri doğrultusunda seçimlerden sonra ByLock programını sildim.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.B. isimli şahsa ait Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 22/03/2017 tarihli sorgulama tutanağı: “…isimli şahıs telefonuma ByLock yüklemek istedi. Ancak akıllı telefonum olmadığı için yükleyemedi. Ben de eşimin telefonunu kendisinden habersiz aldım. Bir şeyler yaptı. Bundan sonra buradan haberleşeceğiz dedi. ……, hâkim ve savcıların kişisel bilgilerini (dünya görüşü, siyasi görüş vs.) özellikle ByLock’tan ona atmamı istiyordu. ……bana tablet almamı, başka bir akrabamın adına hat almamı söyledi. Ancak ben bunu da yapmadım. Daha sonra …, bana içinde hat olan bir tablet getirdi. Tablette ByLock programı yüklüydü. Gelen yazıları okuyordum. Ayrıca bana tablette silme programını gösterdi. Herhangi bir durumda onu kullanmamı söyledi.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.Ö. isimli şahsa ait Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 02/03/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “2014 yılının Ağustos ayında E.Ö. çalıştığı yer olan Silivri’ye gelmemi söyledi. Silivri’ye gittikten sonra beni oradan alıp Silivri İlçesinde oturan D.S.’nin evine götürdü. Burada …kod adlı şahıs da vardı. Kendisi telefonumu istedi. Kendisi bana ByLock isimli programı yükledi. Artık buradan haberleşeceğimizi bana söyledi. Çünkü benim tek kaldığımı, bir şekilde haberleşmemiz gerektiğini söyledi. 2015’in Şubat ayına kadar bu program üzerinden haberleştik.”
Bu durumda, FETÖ tarafından gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran FETÖ tarafından kullanıldığı anlaşılan ByLock uygulamasının yüklendiğinin, bu ağa dâhil olunduğunun tespit edilmesi hâlinde, bu kişilerin örgüte üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut örgütle irtibatı ortaya konulmuş olabilecektir.

ii. ByLock Delilinin Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Dava dosyasında, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş 11/05/2017 tarihli "ByLock Tespit Tutanağı" yer almaktadır. Anılan tutanakta, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/180056 sayılı soruşturma kapsamında gönderilen ByLock abone listeleri üzerinde yapılan çalışmalarda gerçek kullanıcısının davacı olduğu tespit edilen ve davacı eşinin 129.862 satırlık ByLock abone listesinin 38521. satırında kaydının olduğu, tespit edilen GSM aboneliğinin 0530....41, tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının …olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı hakkında düzenlenen …tarih ve Esas No: …, İddianame No: …sayılı iddianamede, "11.05.2017 tarihli bylock tespit tutanağında; "Danıştay’da Tetkik Hakimi olduğu bildirilen ...’un (T.C. Kimlik No: …) 129.862 satırlık ByLock abone listesinde kaydının olmadığı ve şuana kadar yapılan çalışmalarda ise ByLock kullanıcı hesabına rastlanılmadığı, Şahsın ailesine yönelik yapılan çalışmalarda Danıştay Tetkik Hakimi olan eşi ...’ un (T.C. Kimlik No:...) 129.862 satırlık ByLock abone listesinin 38521' inci satırında kaydının olduğu, tespit edilen GSM aboneliğinin; ...tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının; ..., tespit edilen ilk tarihin 20141208 ve 38522' nci satırında kaydının olduğu, tespit edilen GSM aboneliğinin; ...tespit edilen cihaza ait IMEI numaralarının; ..., ..., tespit edilen ilk tarihin 20140811 olduğu görülmüş ve ByLock veri tabanı üzerinde kimlik bilgileri ile yapılan kontrollerde ... ID nolu hesabı kullandığı kullanıcıyı kişi listesinde kayıtlı şahıslar tarafından (...,...,..., ...) olarak kaydedildiği, Kahramanmaraş nüfusuna kayıtlı olmasından dolayı ...olarak kaydedilmiş olabileceği ve ...' un baş harfleri olmasından dolayı ...nin kullanıcı adı olarak belirlenmiş olabileceği değerlendirilmektedir. Şahsın hesap bilgileri kontrol edildiğinde kişi listesinde 14 kişinin bulunduğu ve bunların içinde hakimlerin kayıtlı olduğu, Profil bilgilerinde 'Kullanıcı Adı: ...'Şifre: ...' olarak belirlendiği görülmüştür. ID eşleştirme çalışmaları devam etmekte olup çalışmalar tamamlandığında mesaj içeriklerinin incelenmesi neticesinde ID eşleşmesi yapılabileceği değerlendirilmektedir." şeklinde tespitlerin yer aldığının belirtildiği ancak Bylock kullanıldığı tespit edilen ... no’lu eşi adına kayıtlı GSM hattını, şüphelinin, HSYK Genel Sekreterliğine hitaben yazdığı hâkim savcı kimlik başvuru formunda ve Cumhuriyet Başsavcılığımızın ... soruşturma sayılı dosyasında şüpheli sıfatı ile verdiği ifadesinde kullandığı cep telefonu numarası olarak bildirdiğinin görüldüğü ve bu kapsamda şüphelinin kendi adına kayıtlı bylock kaydı bulunmasa da, eşi adına kayıtlı GSM hattı üzerinden bylock kullandığı" tespitlerine yer verilmiştir.
Öte yandan, davacı hakkında mahkumiyet kararı verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E: ..., K: ...sayılı kararında, "Sanığın eşi ... ... adına kayıtlı olan ve kendisi tarafından kullanılan ...numaralı hat üzerinden ...IMEI numaralı telefon ile 08/12/2014 tarihi ve sonrasında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin kullanımına açık ve sadece bu örgüt üyeleri tarafından kullanılan kapalı devre haberleşme sistemi olan bylock isimli programı kullandığı, HTS ve IP trafiğini içerir Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'ndan gelen belgelere göre sanığın kullandığı ...numaralı hat ile 08/12/2014-18/03/2015 tarihleri arasında Bylock uygulamasına tahsis edilen IP' lere 2600 kez erişim sağladığı, buna göre bylock tespiti ile teknik verilerin birbiriyle uyumlu olduğu, sanığın adının mor beyin uygulaması tespit edilen şahıslar arasında geçmediği, sanığa ait dijital materyaller incelendiğinde cep telefonunda örgüt üyelerinin kullanmış olduğu Bylock ve Coverme isimli programların kalıntılarının yer aldığı" yönünde tespitler yapıldığı görülmüştür.
Davacı tarafından; söz konusu "ByLock Tespit Tutanağı"na karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Netice itibarıyla davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit Tutanağı"nın incelenmesinden; davacı tarafından eşi adına kayıtlı olan ve kendisi tarafından kullanılan 0530....41 GSM numarasından, ... IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiği anlaşılmaktadır.

b) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.Y.Ş.'ye ait, Tokat KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 20/01/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "....MÜLAKAT EVİ
Bu ev Ankara Etlik semtinde Aşağı eğlence mahallesinde tam açık adresinin hatırlamadığım bir apartmanın iki ya da üçüncü katındaydı. Bu eve ben kendi imkanlarımla bana memleketimdeyken verilen adrese istinaden gittim. Ben bu evde 2011 Ocak ayı içerisinde 1 hafta kadar kaldım. Bu evde benimle birlikte Benim dönem arkadaşım olan H.K. İSİMLİ ŞAHIS ve İSİMLERİNİ BİLMEDİĞİM 2 ŞAHISLARLA birlikte kaldım. Bu evde kalırken bizimle ilgilenen kişi İSMİNİ VE KOD ADINI BİLMEDİĞİM ŞAHISTI. İSMİNİ VE KOD ADINI BİLMEDİĞİM ŞAHIS ben bu eve gittiğimde bana mülakatta giyeceğim takım elbisenin nasıl olması gerektiğini söyledi: Hatırladığım kadarı ile Siyah takım elbise. Takım içerisine beyaz gömlek, takım elbisenin eteğinin diz hizasından 4 parmak uzunlukta olması gerektiğini, takım elbisenin altına hafif topuklu ayakkabı, mülakat aşamasında saçların fönlü olması gerektiğini, hafif makyaj yapabileceğimizi, küpe takabileceğimizi söyledi. Ben yukarıda bahsedilen özeliklerde kıyafetlerimi aldım.Bu evdeyken H.K. İSİMLİ ŞAHIS ve İSİMLERİNİ BİLMEDİĞİM 2 ŞAHISLARLA birlikte mülakat provası yapıldı. Bu mülakat provası öncesi bizimle ilgilenen kişi İSMİNİ VE KOD ADINI BİLMEDİĞİM ŞAHIS mülakat evine gelerek ertesi gün için mülakat provası olacağını ve bizlerin de prova için hazırlık yapmamamızı söyledi. Söylediği gibi biz de hazırlığımızı yaptık ve ertesi gün evimize bizimle ilgilenen kişi İSMİNİ VE KOD ADINI BİLMEDİĞİM ŞAHIS tekrar geldi. Evde kalanlar olarak herkes kendi odasında hazır şekilde beklerken sırayla bizleri salona aldılar. Mülakat provasını bize İSİMLERİNİ VE KOD İSİMLERİNİ BİLMEDİĞİM 3 ERKEK ŞAHISLAR yaptırdılar. Bana sıra geldiğinde salona girdim İSİMLERİNİ VE KOD İSİMLERİNİ BİLMEDİĞİM 3 ERKEK ŞAHISLAR öncelikle bana kendimi tanıtır birkaç soru sordular daha sonrasında da hukuki sorular ve genel kültür soruları sordular. Ben birkaç soruya cevap veremeyince bana hitaben gündemi takip etmemi ve mülakatta daha rahat bir tavır takınmam gerektiğini söylediler. Benim mülakat provam bu şekilde gerçekleşti. Benim gibi bu evde kalan H.K. İSİMLİ ŞAHIS ve İSİMLERİNİ BİLMEDİĞİM 2 ŞAHISLARLAR DA mülakat provasına sırayla girdiler. Bize mülakat provası yaptıran İSİMLERİNİ VE KOD İSİMLERİNİ BİLMEDİĞİM 3 ERKEK ŞAHIS daha sonrasında evden ayrıldılar. Ben bu evden mülakat provası sonrası H.K. ile birlikte başka bir mülakat evine gittik. Bizimle birlikte İSİMLERİNİ BİLMEDİĞİM 2 ŞAHIS bizimle gelmediler ve daha sonrasında nereye gittiklerinin bilmiyorum. Bu ev Yenimahalle semtinde tam açık adresini bilmediğim bir apartman daireydi. Ben bu eve nasıl gittiğimi tam olarak hatırlamıyorum. Ben bu ikinci kalmış olduğum mülakat evinde yaklaşık 2 hafta kadar kaldım. Bu evde benimle birlikte kaldığım hatırladığım şahıslar ise H.K., D.A. isimli şahıslarla birlikte kaldım. Bu evin bir belli bir sorumlusu yoktu.Sadece 1. kaldığım mülakat evinin sorumlusu olan İSMİNİ VE KOD ADINI BİLMEDİĞİM ŞAHIS 1 kere gelip gittiğini hatırlıyorum. Eve geldiğinde İSMİNİ VE KOD ADINI BİLMEDİĞİM ŞAHIS bize hitaben mülakat aşaması için kendimizin memleketimizden referans bulmamızı söyledi....29-İSMİNİ VE KOD ADINI BİLMEDİĞİM ŞAHIS: Nereli olduğunu bilmiyorum. Mülakat evinde benimle ilgilenen şahıstır. O dönemde Adli Hakim olduğunu düşünüyorum. Görsem teşhis edebilirim..."
Öte yandan, aynı şahsa ifadesinde İSMİNİ VE KOD ADINI BİLMEDİĞİM ŞAHIS olarak bahsettiği kişi ile ilgili 23/01/2018 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı ... net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.

Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.D.'ye ait, Tokat KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 21/03/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "....MESLEK GÖRÜŞMESİ 2008 YILI: Ben meslek görüşmesi adı altında bu görüşmeyi ...YA DA ...KOD ADLI ŞAHIS la dışarda bir pastanede birebir görüşmek suretiyle gerçekleştirdim. ...YA DA ...KOD ADLI ŞAHIS la toplamda bu görüşmeleri 3 ya da 4 kez gerçekleştirdim. Tüm görüşmelerimiz kendisiyle birebir oldu. Benim haricimde başka bir öğrenci şahıs yoktu. İlk görüşmemizde ...YA DA ...KOD ADLI ŞAHIS bana mezuniyet sonrası hangi mesleği yapmak istediğimi sordu. Ben de hakim olmak istediğimi bu yüzden hukuk fakültesine geldiğimi belirttim. O da bana ilerleyen süreçte ben ya da başka birisi sana bu hususta ne yapacağın hususunda yardımcı oluruz şeklinde söyledi. İlk görüşmemiz birbirimizi tanıma amaçlıydı. Daha sonraki görüşmelerde yine ...YA DA ...KOD ADLI ŞAHISLA birebir gerçekleştirdim. Bu görüşmelerde şahıs bana hitaben dini sohbet yapardı. En son görüşmemizden bir önceki görüşmede bana hakim olmakta kararlıysam bana sınavlara hazırlanmam için bir çalışma programı şeklinde bir program verdi. Bu programda hangi kaynaktan, hangi sırayla çalışacağımı belirten bir programdı. Son görüşmemizde de şahıs bana hitaben Ankara'da hâkim savcı çalışma evlerinde kalabileceğimi bunun içinde daha sonrasında benimle irtibata geçileceğini ben o dönemde başım kapalı olduğu için başım kapalı olarak hakim savcı çalışma evlerine gelemeyeceğimi, başımı açmam gerektiğini söyledi. Bende buna istinaden başım kapalı olarak hakim olamayacağımı biliyorum. Ancak daha sınavı kazanmadan buna ne gerek var şeklinde karşı çıktım. Aileminde bu duruma tepki vereceğini belirttim. Bunun üzerine ...YA DA ...KOD ADLI ŞAHIS gelmek istemiyor musun yoksa diye sordu. Bende gelmek istiyorum ama bu durumun hoşuma gitmediğini belirttim. O da bana sen gelme hususunu sen biraz düşün diyerek görüşmelerimiz sonlandı. Bu görüşmelerde hakim savcı çalışma evinin herhangi bir kuralından bahsetmedi. Bir yemin olayı gerçekleşmedi. 1 .HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2008 YILI EYLÜL-ARALIK AYI: Ben üniversiteden 2008 yılı temmuz aylarında mezun olduktan sonra memleketime döndüm. Memleketimdeyken beni İSMİNİ VE KOD İSMİNİ BİLMEDİĞİM bir şahıs beni arayarak ...YA DA ...KOD ADLI ŞAHSIN arkadaşı olduğunu belirterek kendisini tanıttı. Beni Ankara'daki hakim savcı çalışma evlerini kastederek Ankara' ya ne zaman gelebilirsin diye sordu. Kendisiyle telefonda Ankara'ya gitmem hususunda telefonda randevulaştık...16-...YADA ...KOD ADLI ŞAHIS: Bu şahsın gerçek ismini, soy ismini ve nereli olduğunu bilmiyorum. Bu şahıs benimle mezun görüşmesini gerçekleştiren şahıstır. Bu şahıs hakim adayı yada Tetkik hakimi olabilir. Görsem teşhis ederim.."
Öte yandan, aynı şahsa ifadesinde, ...YADA ...KOD ADLI ŞAHIS olarak bahsettiği kişi ile ilgili 23/03/2018 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı ... net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.B.'ye ait, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09/10/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "...Birinci Çalışma Evi: O dönemde 2010 yılı nisan ayında sınav açılmaması nedeniyle bu evden memleketimize tatile gittik. Bu dönemde yine telefon hattının A.N.E adına kayıtlı olduğunu hatırlıyorum. Biz memleketimize tatile gittiğimizde yanlış hatırlamıyorsam ...kod adlı ...ya da ...kod adlı ... isimli şahıs beni aradı ve Ankara'ya tekrar gelmemi istedi ve ben de Ankara'ya geldim ve daha önce çalışmış olduğum bahse konu eve gittim. Murakıplık yaptığım süreçte ser murakıplık yapan H.A. ve N. kod adlı N. ya da N. kod adlı N. isimli şahısların üzerinde ...kod adlı ...ya da ...kod adlı ...isimli şahıs vardı. Ben bu kişi dışında ser murakıpların üzerinde başka bir şahıs tanımadım, ayrıca bildiğim başka ser murakıplık yapan bir şahıs da yoktu..."
Aynı şahsa ait, Tokat KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 11/10/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ".... 29-...kod adlı ...ya da ...kod adlı ...isimli şahıs: Bu şahsın soyadını bilmiyorum. Nereli olduğunu bilmiyorum. Bu şahsın idari hakim adayı olduğunu biliyorum, sonrasında bu şahsın benim murakıplık yaptığım dönemde sermurakıbım olan H.A.'nın üzerinde pozisyonda bir görevi olduğunu biliyorum. Başka da bir bilgim yoktur. Bu şahıs uzun boylu, kumral tenli, dalgalı saçlı bir şahıstır. Görsem teşhis ederim..."
Öte yandan, aynı şahsa ifadesinde ...kod adlı ...ya da ...kod adlı ...isimli şahıs olarak bahsettiği kişi ile ilgili 11/10/2017 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı ... net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Ç.S.'ye ait, Tokat KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 02/11/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "...Sonra Keçiören'de bir eve götürdü. Bu evin murakıbı ...KOD İSİMLİ ...gerçek isimli bir bayandı. Soy ismini bilmiyorum. O dönem ser murakıp yoktu. Bu evde 2009 Ağustos ayından 2010 Şubat ayına kadar kaldım..."
Aynı şahsa ait, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/11/2016 tarihli sorgulama tutanağı: "......Kod Adlı ...(Murakıp) isimli şahıs yanlış hatırlamıyorsam 6. dönem idari yargı hakimi idi. Bu şahsın hangi üniversiteden mezun olduğunu hatırlamıyorum. Bu şahsı net bir şekilde teşhis edebilirim. Bu evde içeriden arama yapılamayan fakat dışarıdan aranabilen sabit hatlı bir telefon vardı. Bu hattın kimin üzerine olduğunu hatırlamıyorum. Eve girdiğimizde, bu evin murakıbı olan ...kod adlı ...isimli şahıs bizden telefonlarımızı topladı, herhangi bir elektronik cihazın eve alınmayacağını söyledi. ...kod adlı ...isimli şahıs bize hitaben bu telefon numarasını çekirdek ailemiz dışında kimseye vermememizi tembihledi. Ben bu telefon numarasını, annem, babam, kardeşim, erkek arkadaşım, erkek arkadaşımın annesine verdim. HTS kayıtları incelendiğinde bu durum tespit edilebilir. Tam hatırlamamakla birlikte ...kod adlı ...bana bu evde Kuranı Kerim üzerine el bastırarak bu evle ilgili hiçbir şeyden kimseye bahsetmeyeceğim hususunda yemin ettirdi..."
Aynı şahsa ait, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı: "...tam net olarak hatırlamadığım tahminen 2010 yılı şubat ayında yeni bir çalışma programı için ...kod adlı ...isimli şahsın beni telefonla aradığını, çalışma evine tekrardan geldiğimi, bu evin bir önceki sınav döneminde çalıştığım ev olduğunu... beyan etmiştim..."
Öte yandan, aynı şahsa ifadesinde ...kod adlı ...isimli şahıs olarak bahsettiği kişi ile ilgili 09/11/2016 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı ... net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan D.B.Ö.'ye ait, Tokat KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 01/03/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "...Ben mezun olduktan bir hafta sonra E. KOD ADLI E.Ü. beni arayarak Ankara'da bulunan hakim savcı çalışma evlerinde kalmam için beni davet etti. Bende aileme Ankara'da ders çalışılacak uygun ortamın bulunduğu, ev olduğunu söyleyerek izin aldım ve ailemde ders çalışma amacıyla olduğu için bu evlerde kalmama izin verdi. Bende Antalya'dan otobüs ile Ankara'ya gittim. Aştide indim. E. KOD ADLI E.Ü. beni otogarda karşıladı. Yanında ...isimli şahıs vardı. Bu şahsın sonraki süreçte ...kod adını kullanan ...olduğunu öğrendim. Ben Ankara'ya ilk gittiğimde başım kapalıydı. Öncesinde de buna dair bir şey söylemde bulunulmamıştı. Otobüsten indiğimde E. KOD ADLI E.Ü. ya da ...KOD ADLI ...bana başımı açmam gerektiğini söyledi. Ben de bunu ilk duyduğumda şaşırdım ve sonraki süreçte de basımı açtığım için çok ağladım. Otogarın mescidine beraber giderek ben mescitte başımı açtım ve sonrasında üçümüz birlikte Keçiören ilçesinde açık adresini bilmediğim bir alışverişi merkezine yakın bir apartman dairesine gittik. Bu ev benim 10 gün kadar kalacağım birinci hakim savcı çalışma evim oldu.Ben bu evde 10 gün kadar kaldım. Kalmış olduğum bu süre zarfında bu evin sorumluluğunu emin olmamakla birlikte bir kez geldiğini hatırladığım ...KOD ADLI ...isimli şahıs yapıyordu. Bu evde 10 gün kadar beraber kaldığım şahısları daha önce tanımıyordum. Bu şahıslarda benim gibi yapı tarafından bu çalışma evinde bir araya getirilen şahıslardı. Ben bu eve cep telefonum yanımda gitmiştim. Eve gittiğimde ilk bir hafta cep telefonum benden alınmadı. Sonrasında ...KOD ADLI ...isimli şahıs benden telefonumu aldı. Ben çalışma evine gittiğimde benim oda arkadaşım T.G. isimli şahıs idi. Bu şahıs daha eve gelmeden ...KOD ADLI ...isimli şahıs odada benimle birebir görüşerek evin kurallarım anlattı. Bu evde kıyafetlerine dikkat edeceksiniz. Kapıyı açtığınızda ya da balkona çıktığınızda başınız açık olacak, bu evde çalışacağınız kitaplardan kimseye bahsetmeyeceksiniz, komşularınızla fazla muhatap olmayacaksınız, bu evin varlığından hiç kimseye bahsetmeyeceksiniz, üniversiteden arkadaşlarınızla artık görüşmeyeceksiniz tarzında uyanlarda bulundu. ...KOD ADLI ...isimli şahıs bana bunları anlattıktan sonra yemin ettirdiğini hatırlamıyorum. Bu olay sonrası benim psikolojim bozuldu ve evden ayrılmaya karar verdim. Bu durumu ...KOD ADLI ...isimli şahsa söyledim. O da bana burası bir kale sende askersin, kaleni bırakıpta bir yere gidemezsin. Burdan ayrılırsan bir daha bu eve gelemezsin seklinde söyledi. Ben de kararımın kesin olduğunu ...KOD ADLI ...isimli şahsa söyleyip onun sözünü dinlemeyerek telefonumu tekrardan kendisinden alarak evden ayrıldım ve memleketime döndüm...Ben bu şekilde sınavlara hazırlanarak kazanamadığım için ...KOD ADLI ...isimli şahsı Antalya'da kontörlü bir hattan ...KOD ADLI ...in bana vermiş olduğu GSM numarasını aradım. Benim bu şahsı ankesörden aramamı öncesinde bana tembihlemişti. Ankara'da bulunan hakim savcı çalışma evine gelmek istediğimi söyledim. O da bana sıkıntı yok gelebilirsin, geleceğin zamanı bana söyle dedi. Ben de biletimi alarak gideceğim günü söyleyerek tekrar Ankara ya gittim. Beni otogardan ...KOD ADLI ...isimli şahıs karşıladı. İkimiz beraber Keçiören semtinde Fatih Lisesine yakın bir apartman dairesine gittik. Bu ev benim geçici süre ile kalacağım 2. hakim savcı çalışma evim oldu.....5- ...KOD ADLI GÜLŞAH: Bu şahsın soyadını hatırlamıyorum. Bu şahıs Aksaraylıdır. Bu şahıs o dönemde hakim adayıydı. Bu şahıs birinci hakim savcı çalışma evine Aştiden beni karşılayarak götüren şahıstır. Bu şahıs kalmış olduğum birinci hakim savcı çalışma evimin murakıbıydı. Görsem teşhis ederim..."
Öte yandan, aynı şahsa ifadesinde ...kod adlı ...isimli şahıs olarak bahsettiği kişi ile ilgili 04/03/2018 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı ... net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.Ü.'ye ait, Tokat KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 04/05/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "...Ben de E.A.H., B.B. ile birlikte üçümüz Keçiören semtinde Estergon kalesinde bulunan bir restorana gittik. Buraya gittiğimizde Gazi Üniversitesinde okuyan S.A. isimli şahıst da burada idi. Bu şahıs da bizim gibi kariyer görüşmesine katılmak için gelmişti ve bu şekilde dört kişi olduk. Kariyer görüşmesi yapacağımız bu restorana sonrasında ...diye kendini tanıtan şahıs geldi. Bu şahsı ilk defa burada gördüm. Bu şahıs kendini tanıtarak bizimle görüşeceğini ve üniversite bitimine kadar bizimle ilgileneceğini ve bizim hakim olmak istediğimizden haberinin olduğunu anlattı. Bu ortamda hepimize hitaben bir an önce alttan ders vermeden fakülteyi bitirmemizi ve görüşmeye devam edeceğimizi söyledi. Bu vesile ile tanışmış olduk. ...İSİMLİ ŞAHIS ile bu şekilde yine birkaç kere görüştük. Yine bu kariyer görüşmelerine aynı kişiler ile katıldım. Son görüşmemizde ...İSİMLİ ŞAHIS hakim savcı çalışma evlerinden bahsetti. Bize mezun olduktan sonra bu evlere yerleşeceğimizi, burada ders çalışacağımızı, mezun olup bizi aradıklarında yanımıza cep telefonu almadan Ankara'ya kıyafetlerimizi alarak gelmemizi ve bizi otogardan alacaklarını söyledi. Sadece bayanlara özel olarak bu çalışma evlerinde sabit hat olacağını ve ailemiz ile bu hattan görüşeceğimizi ancak ailemizin bu durumu kimseye söylememeleri hususunda ailemizi tembihlememizi söyledi. Ben de 2008 yılı Eylül ayında mezun olarak memleketime gittim. Burada iken ...İSİMLİ ŞAHIS beni birkaç kere aradı. Bana hakimlik sınavına az kaldığını ve bir an önce gelmemi söyledi. Ancak ben kardeşimin rahatsızlığından dolayı bir an önce gidemedim. Bu sorunlar bittikten sonra 2008 Eylül ayında ailem ile görüşüp Ankara ilindeki çalışma evinde kalma üzere memleketimden ayrıldım. HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ: (2008 Yılı Eylül ayından 2008 yılı 20 Aralık arasında kaldığını beyan eder.) Ben çalışma evinde kalmak üzere Ankara otogarında indim. ...İSİMLİ ŞAHSA DA ineceğim saati söylemiştim. Otogarda ...İSİMLİ ŞAHIS beni karşıladı. Gelirken cep telefonu getirmememiz tembihlenmişti ancak ben ne olur ne olmaz belki buluşamayız diye tedirgin oldum ve yanımda cep telefonumu getirdim. ...İSİMLİ ŞAHIS beni otogardan aldı. İkimiz birlikte ticari taksi ile kalacağım hakim savcı çalışma evine giderken ...İSİMLİ ŞAHIS cep telefonumu kapatıp, sim kartımı çıkarmamı istedi. Bende sim kartımı çıkarıp telefon ile birlikte ...İSİMLİ ŞAHŞA verdim....İSİMLİ ŞAHISLA beraber ticari taksi ile Keçiören semtinde bulunan bir hakim savcı çalışma evine gittik. Bu ev Şenlik mahallesinde üst katlarda bir evdi. Ancak açık adresini hatırlamıyorum. ...İSİMLİ şahıs beni bu eve bıraktıktan sonra kendisini bir daha hiç görmedim...16- KARİYER GÖRÜŞMESİ YAPAN ...İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahsın soy ismini, nereli olduğunu ve hangi okul mezunu olduğunu bilmiyorum. Bu şahıs üniversite son sınıfta bizimle kariyer görüşmesi yapan o dönem hakim adayı olan şahıs idi. Sonrasında hakim olduğunu biliyorum. Görsem teşhis ederim..."
Öte yandan, aynı şahsa ifadesinde ...isimli şahıs olarak bahsettiği kişi ile ilgili 07/05/2018 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı ... net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan K.A.'ya ait, Tokat KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 13/09/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "...Daha sonra Ankara ilinde Demirtepe mevkiinde bulunan açık adresini hatırlamadığım bir ev ayarlandı. Bu evde çok kısa süreli kaldım. Bu evde H.D., M.G., ... isimli şahıslar vardı..."
Öte yandan, aynı şahsa 14/09/2018 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı ... net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.T.'ye ait, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06/12/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "...Ankara'da cemaate ait Demirtepe'de bulunan ancak adresini hatırlayamadığım evde staj yapmaya başladım. Bu evde H.D., ... ile birlikte kalmaya başladım..."
Aynı şahsa ait, Tokat KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 10/04/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "... Devrecimiz H.Ç.'nin sorumlu olduğu, 1.staj evi Demirtepe semtinde idi ve bu evde benimle beraber kalan şahıslar ..., H.D., K.A. isimli şahıslardı...35- ..., Bu şahsın nereli olduğunu hatırlamıyorum. Bu şahıs ile staj döneminde aynı evde kaldım. Sonrasında hakim iken ihraç olduğunu biliyorum. Görsem teşhis ederim..."
Öte yandan, aynı şahsa 16/04/2018 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı ... net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.Ç.D.'ye ait, Tokat KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 04/05/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "...Ben 11.dönem olarak Ankara Adliyesinde 2009 yılının nisan ayında hakim-savcı adayı olarak göreve başladım. Biz mülakat evinde kaldığımız süreçte mülakata girmeden önce evimizin murakıbı olan H. KOD/GERÇEK ADLI şahıs mülakatı geçtikten sonra Ankara Adliyesini staj yeri olarak seçmemizi söylemişti Ben, T.D. B.B....İSİMLİ ŞAHISLAR mülakatta başarılı olunca Ankara Adliyesi'ni staj yeri olarak seçtik. Biz mülakatta başarılı olduktan sonra yanlış hatırlamıyorsam benim yukarıda birinci ders çalışma evi olarak kaldığımı belirtmiş olduğum evde bizim dönemden mülakatı geçenlere ve Ankara Adliyesi'nde staj yapanlarla toplantı yapıldı. Bu toplantıyı meslekten olduğunu bildiğim ve H. KOD ADINI KULLANAN GERÇEK İSMİNİ BİLMEDİĞİM KİŞİ yapmıştı. Bu toplantıya hatırladığım kadarıyla ben, B.H....M.T., ...İSİMLİ ŞAHIS katıldı... SERMURAKIB OLARAK GÖREV YAPAN ŞAHISLAR S. Kod adlı Ö.Y. İle ...isimli şahıs idi....21- ...İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahsın soy ismini, nereli olduğunu ve hangi üniversite mezunu olduğunu hatırlamıyorum. Bu şahısla yapının hakim savcı çalışma evinde birlikte kaldım. Bu şahsın staj döneminde yapının staj evinde kaldığını biliyorum. Sonrasında bu şahsın hakim olup ihraç olduğunu biliyorum. Görsem teşhis ederim...."
Öte yandan, aynı şahsa ifadesinde ...isimli şahıs olarak bahsettiği kişi ile ilgili 07/05/2018 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı ... net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan T.D.'ye ait, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/07/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "...Yine kolejde bir semtte en son Danıştay'da tetkik hakimi olarak görev yaptıklarını bildiğim H.D. ve soyismini bilmediğim ...ile beraber staj yaptığım hâkim M.T., soyismini ve nerede görev yaptığını hatırlamadığım ancak mesleğe başladıktan sonra Amerika'da doktora yaptığını bildiğim hâkim K. isimli arkadaşlarım birlikte kalıyordu..."
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Y.K'ya ait, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 01/12/2017 tarihli şüpheli ek ifade tutanağı: "...Savcılık ifademde 5 lik gurubu olarak bahsettiğim ders çalışma evlerinin sorumlusu olan H. ve H. Kod isimli kişiden sonra bunun yerine görevi devralan kişi ...Kod Adlı ...isimli şahıstı. Bu şahıs bu görevi yanlış hatırlamıyorsam 2012 yılı başlarında devralmıştı, Sermurakıbın üstü olarak bildiğim bu görevi yapı içerisinde nasıl adlandırıldığını bilmiyorum. 24-...Kod Adlı Gülşah: Bu şahsın soyadını bilmiyorum, nereli ve hangi okul mezunu olduğunu bilmiyorum, bu şahsın ben hakim savcı çalışma evlerinde ders çalıştığım sırada sermurakıbların üst sorumlusu olduğunu biliyorum, görsem teşhis ederim..."
Öte yandan, aynı şahsa ifadesinde ...kod Adlı ...isimli şahıs olarak bahsettiği kişi ile ilgili 14/12/2017 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı ... net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Z.T.'ye ait, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 13/09/2017 tarihli ek ifade tutanağı: "...11- ...kod Adlı ...isimli şahıs; Bu şahıs ifademde detaylı anlattığım üzere beni Hakim Savcı Çalışma evine götüren ve bir kaç evden sorumlu olan yani sermurakıp olarak görev yapan şahıstır, ayrıca son evim olan 4. Hakim Savcı Çalışma evinde benim sermurakıbım olan ve sınavdan bir gün önce eve soruları getiren şahıstır, Aksaraylı olduğunu söylemişti, 2010 yılında İdari Hakim Stajeri idi, soyadını bilmiyorum, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu olduğunu tahmin ediyorum, uzun boylu zayıf kumral bir bayandı görsem teşhis edebilirim..."
Aynı şahsa ait, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/09/2017 tarihli sorgulama tutanağı: "...Ben mezun olduktan sonra Antalya'daki ailemin yanına gittim. Antalya'da bulunduğum esnada benim kullanmış olduğum ancak şu an numarasını hatırlamadığım hattan yine numarasını hatırlamadığım bir kişi beni aradı, zaten bunların ismini sorma gibi bir durumun olmadığı ve yapı içerisinde böyle sorular sormak yasaktı, o nedenle bu kişinin adını veya kod adını bilmiyorum. Bu şahıs bana Ankara'ya ne zaman geleceğimi sordu. Ben de birkaç gün sonraki bir tarihi verdim. Hangi saatlerde ineceğimi de söyledim, hatta şunu hatırlıyorum. Aşti'nin altında bulunan ... Kafe'de bulaşacağımızı söyledik, ben daha sonra Ankara'ya gittim. ... Kafe'de oturdum, yaklaşık yarım saat sonra kendisini ...olarak tanıtan (gerçek adı olabilir) bir kişi ... Kafe'de yanıma geldi. Daha sonra taksiye bindik. Daha sonra ...isimli şahıs beni Ankara Keçiören'de Fatih Sultan Mehmet Lisesinin arkasında bulunan google maps'ten tarif edebileceğimi (1.ev) düşündüğüm kahverengi beyaz olan bir eve götürdü, bu eve gittiğimde evde benimle beraber A.B., Ç.Y. S. ve S. İsimli şahıslar vardı.... Bu evin murakıbı N. Kod adlı N.'dir. SERMURAKIBI ise ...kod adlı soyadını bilmediğim ...isimli şahıstı... SORU VERİLME OLAYI 2011 yılı Nisan ayında yapılan sınavın gecesinde eve sermurakıp olan ...kod adlı ...isimli şahıs geldi, evde bulunan 6 kişiyi salonda topladı, bizlere hitaben bir konuşma yaptı, bu konuşmada "elinde şuan yarınki sınava ilişkin soruların bulunduğunu ve yemin etmemiz karşılığında bu soruları bizimle paylaşacağını" söyledi, bunun üzerine evde bulunan kişiler hak yiyeceklerini düşünerek çok rıza göstermediler. Bunun üzerine ...kod adlı ...konuşmasının devamında " görevdeki kişilerin hakkıyla gelmediğini, solcuların ve diğer kişilerin kendi adamlarını kayırarak getirdiklerini, muhtemelen kazanacağımızı ama bunu yine de bizimle paylaşmak istediğini" söylemesi üzerine evdeki kişiler de bunu kabul etti. Bunun üzerine herkese abdest aldırdı, kendisi de kuranı-kerimi eline aldı. Elinde bulunan metni bize verdi ve Kuranı-Kerime el bastırdı, bu metini kelimesi kelimesine hatırlamıyorum ancak bütün değerlerimiz üzerine yeminle alakalı bir metindi, daha sonra her bir soru için ayrı ayn küçük kağıtlar halindeki fotokopi parçalarını bizlere kısım kısım dağıttı, yanlış hatırlamıyorsam 100 sorudan 60-70 civarında sorunun cevapları işaretlenmiş şekilde vardı. Biz bunları alarak okuyup ezberledik, daha sonra soruları toplayarak götürdü, daha sonra ben sabah sınava girdim ve sınavdan 82 veya 83 puan aldım, zaten gösterdikleri sorular sınavda çıkmıştı..."
Öte yandan, aynı şahsa ifadesinde ...kod Adlı ...isimli şahıs olarak bahsettiği kişi ile ilgili 14/09/2017 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca yaptırılan teşhis işlemi neticesinde, davacı ... net ve kesin olarak teşhis edilmiştir.
Davacı tarafından bu ifadelere karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Bu durumda, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantısına katıldığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, staj döneminde de örgütün evlerinde kaldığına, örgütün çalışma evlerine insanları davet ettiğine, çalışma evine gelen kişileri otogarda karşıladığına, murakıplık, sermurakıplık adı verilen örgütsel görevlerde bulunduğuna, sonrasında sermurakıplığın üstü bir pozisyon olan çalışma evi sorumluluğu tarzında örgütsel bir görev üstlendiğine, çalışma evinde kalan kişilere yemin ettirmek suretiyle hakim/savcı sınav sorularını verdiğine, örgüt adına kariyer görüşmesi yaptığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Hakim-Savcılık Sınavlarına Örgüte Ait Çalışma Evinde Hazırlanma
i. Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunda Genel Değerlendirme
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 25/02/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında, "...F.G. isimli şahsın şüpheli olarak alınan savunmalarında ve Tokat Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan sorgusunda özetle '2010 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduğunu ve Kırıkkale İlinde avukatlık stajını yapmaya başladığını, daha önce ismini zikrettiği Ş. isimli şahsın kendisine ulaştığını, kendisini hakim savcı hazırlama evlerine davet ettiğini, Ş.' nin ve ailesinin ısrarı üzerine staj süresinde Ankara Etlik' te bulunan açık adresini hatırlamadığı bir eve yerleştirildiğini, bu evde Amasya'lı, Ankara Hukuk Mezunu olan S.K. (İdari hakim, abisi de hakim), Adana'lı Ankara Hukuk Mezunu esmer, dudağının üzerinde ben bulunan C., Afyonlu H., Afyon'un bir köyünden Ankara hukuk mezunu ailesi çiftçilik yapan uzun boylu zayıf ismini A. olarak hatırladığı kişiler olduğunu, bu hazırlık evinde yaklaşık dört ay kaldıklarını, kendisi dışında hepsinin sınavı kazandıklarını ve mülakatı geçtiklerini, zaten kendisini eve davet ederken sen yazılıyı geç biz mülakatı hallederiz şeklinde söylediklerini, Hakim Savcı hazırlık evlerine haftada bir gün hakim bir bayanın geldiğini, kitap ihtiyacını karşıladığını, bu bayanın zayıf, uzun boylu, Hatay yada Mersinli isminin E. olduğunu, E. isimli şalısın [şahsın] piyasadan fotokopi şeklinde soru ve konu anlatını [anlatımı] getirdiğini, bu fotokopilerdeıı[n] girmiş olduğu sınavda çıktığını hatırladığını ancak miktarını hatırlamadığını, bu evlerde cep telefonun yasak olduğunu, bu çalışma evinde sabit bir hat olduğunu, bu hatların dışarıya aramasının kapalı olduğunu, ancak bu sabit hattın dışarıdan arandığını, bu hat sayesinde sınava çalıştıkları dönemde aileleri ile görüştüklerini' beyan etmesi üzerine FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık evi olarak kullanılan hücre evlerine yönelik Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından soruşturma başlatılmıştır.
...
-Bu evlere, üniversite döneminde yapının evlerinde veya yurtlarında kalan, yapıya güvenini ispat etmiş kişiler ile KARİYER GÖRÜŞMESİ adı altında görüşme yapılarak Hakim/Savcılık mesleğini yapmak isteyenler yönlendirilmektedir. KARİYER GÖRÜŞMESİ yapıldığı esnada kariyer görüşmesi yapan kişi KOD adı kullanmaktadır ve KOD adı kullandığını görüşme yaptığı kişiler bilmektedir.
-KARİYER GÖRÜŞMESİ sonucunda hakim savcı olmak isteyen kişiler genelde Ankara İlinde (...) bulunan evlere sınavdan yaklaşık üç-dört-beş ay önce çağrılmaktadır. Bu evleri bahse konu sınav döneminde Ankara Adliyesinde adli veya idari yargı hakim/savcı adayı olarak staj yapan ve yapının Ankara ilinde kiralamış olduğu adaylık (Staj evlerinde) evlerinde kalan yapı üyesi kişiler kiralamakta ve evin kira ve bazı masraflarını bu kişiler karşılamaktadır. Bu evlerin bir tanesinden sorumlu kişilere yapı içerisinde MURAKIP denilmektedir. Bu murakıp olarak adlandırılan kişilerin üstlerinde yer alan ve yapı içerisinde en az iki evden sorumlu kişilere SER MURAKKIP denilmektedir. MURAKIP ve SER MURAKIP'lık yapan kişiler gizlilik ve kendilerinin deşifre olmaması amacıyla KOD adı kullanmaktadır. KOD adı kullandıklarını evde kalan kişiler bilmektedir. Yapı içerinde MURAKIP ve SER MURAKIP olarak adlandırılan bu kişiler, bu görevi yaptıkları dönemde Ankara İlinde Hakim/Savcı adayı olarak görev yapmaktadırlar.
-Bu evlerde kalan kişilere, ev sorumluları olan MURAKIP veya SER MURAKIP olarak görev yapan kişiler mümkün olduğunca dışarı çıkmamaları, bu evin varlığından kimseye bahsetmemeleri, evin bulunduğu apartmandakiler ile muhatap olmamaları, muhatap olduklarında kendilerini avukat adayı yada hukuk öğrencisi olarak tanıtmalarını istemektedir. Bu evlerde kalmaya başlayacak kişilere bu evde şahit olacağı hususlardan kimseye bahsetmemeleri konusunda abdest aldırıp Kuran'ı Kerime el basarak yemin ettirilmektedir. Bu evlerde kalmaya başlayan kişilerin bir tanesinden adına bahse konu örgüt hücre evine kullanılmak üzere dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı olan, yani tek taraflı aranmaya açık olan bir sabit hat alması istenilmektedir. Ancak son dönemde yapılan tespitlerde bazı hatların içeriden dışarıyı aramaya açık olduğu ve içeriden dışarıya nadirende olsa aramalar yapıldığı tespit edilmiştir. Kaldı ki bazı evlerin HTS dökümlerinin incelenmesinde içeriden dışarının arandığına ilişkin tespitler yapılmıştır. Ayrıca alınan son beyanlarda hat içeriden dışarıya veya dışarı içeriye aramaya açık olsa da ilgili sorumlular içeriden dışarıyı aramayı yasaklamaktadırlar. Yine eve gelen kişilerin cep telefonları toplanmakta ve bu evde telefon kullanımı yasaklanmaktadır ancak alınan savunmaların bazılarında evde gizli bir şekilde telefon kullandıklarını, bazı savunmalarda ise hattı memlekette açık bir şekilde bıraktıklarını, o dönemde telefonların memlekette açık olduğunu beyan etmişlerdir. Yine bu evde kalan kişilere bu sabit hattı sadece çekirdek ailelerine vermeleri gerektiği, evde kalan kişilere birilerini arayacakları zaman ANKESÖRULÜ telefon kullanmaları yönünde talimat verilmektedir. Bu sayede bu evlerin deşifre olmasının önüne geçilmektedir. Hatta alınan son beyanlarda sorumlu kişilerin evde kalacak kişilere hitaben "Ankara çalışma evleri cemaatin yatak odasıdır, buradan kimseye bahsetmemek gerekir" söyledikleri tespit edilmiştir.
-Bu evde kalan kişilere hakimlik savcılık sınavlarının soruların doğrudan veya deneme adı altında soru çözdürülmek suretiyle verildiğine ilişkin birden fazla itirafçı beyanı mevcuttur. Ayrıca bu hakim/savcılık sınavlarına hazırlık hücre evinde mülakat provaları yapılmaktır. Bu soru verilme ve mülakat provaları ile örgüt kendi elemanlarını Türkiye Cumhuriyetinin üç kuvvetinden biri olan yargı erkindeki hakimlik veya savcılık mesleğine yerleştirmektedir.
...
-Hakim/Savcılık stajına başlayan yapı içerinde yer alan hakim/savcı adaylarından ilk maaşının tamamı ve sonraki maaşlarının da bekarlardan yüzde 15' i, evlilerden ise yüzde 10'u talep edilmektedir. Bu şekilde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık çalışma evlerinin finansmanı sağlanmaktadır.
..." şeklinde tespitlerde bulunulmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ve bu kişiler hakkında tanık beyanında bulunan kişilerin hakim-savcılık sınavı çalışma evlerine ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Z.T.S. isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/09/2017 tarihli sorgulama tutanağı:
"...Yine bu evlerde şahit olduğum bir husus daha vardır. Bu husus; dıamond isimli ve bandrolsüz test kitabı vardı ve bu kitabı en az bir kez bitirmemiz söyleniyordu ayrıca bu kitabı evin dışına hatta balkona bile çıkarmamamız isteniliyordu. Sebebini sorduğumuzda ise kitapların bandrolsüz olduğu söyleniyordu. Piyasada yokmu falan diye sormuştum, bana bu kitabın piyasada olmadığını, bizlerin üst dönemlerinde olan kişilerin bütün kitaplardan derleme yaparak oluşturdukları söylenmişti. yine eve ilk geldiğimde bu evin varlığından bu evden bahsetmememiz tembihlenmişti. hatta evin sabit telefonunu irtibat numarası olarak biryere vermemiz söyleniyordu. Bu evlerde 10 saat ders çalışmak zorunluydu. Evde deneme adı altında sınav yapıyorlardı. bu denemeyi murakıplar dışarıdan getiriyorlardı. daha sonra süre tutuyordu. süresi tamamlandıktan sonra cevap anahtarını söylüyor ve netlerimizi not ediyordu. Gelen denemeler bizde bırakılmayıp tekrar toplatılıyordu. Bu denemeleri evde bırakmıyorlardı. ...SORU VERİLME OLAYI 2011 yılı Nisan ayında yapılan sınavın gecesinde eve sermurakıp olan ...kod adlı G. isimli şahıs geldi. evde bulunan 6 kişiyi salona topladı. bizlere hitaben bir konuşma yaptı. bu konuşmada 'elinde şuan yarınki sınava ilişkin soruların bulunduğunu ve yemin etmemiz karşılığında bu soruları bizimle paylaşacağını' söyledi. bunun üzerine evde bulunan kişiler hak yiyeceklerini düşünerek çok rıza göstermediler. Bunun üzerine ...kod adlı G. konuşmasının devamında 'görevdeki kişilerin hakkıyla gelmediğini, solcuların ve diğer kişilerin kendi adamlarını kayırarak getirdiklerini, muhtemelen kazanacağımızı ama bunun yinede bizimle paylaşmak istediğini' söylemesi zerine evdeki kişiler de bunu kabul etti. Bunun üzerine herkese abdest aldırdı. kendisi de Kuranı-kerimi eline aldı. elinde bulunan metni bize verdi ve kuranı-kerime el bastırdı. bu metini kelimesi kelimesine hatırlamıyorum ancak bütün değerlerimiz üzerine yeminle alakalı bir metindi. daha sonra her bir soru için ayrı ayrı küçük kağıtlar halindeki fotokopi parçalarını bizlere kısım kısım dağıttı. yanlış hatırlamıyorsam 100 sorudan 60 70 civarından sorunun cevapları işaretlenmiş şekilde vardı. Biz bunları alarak okuyup ezberledik, daha sonra soruları toplayarak götürdü. daha sonra ben sabah sınava girdim ve sınavdan 82 veya 83 puan aldım, zaten gösterdikleri sorular sınavda çıkmıştı."
İfadesine başvurulan E.Y. isimli şahsa ait Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 26/02/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı:
“... 1.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2013 YILI AĞUSTOS-ARALIK AYLARI:
... Murakıblar hakim savcı çalışma evine daha sık gelir, sermurakıblar ise eve daha nadir gelen şahıslardı. Murakıbım olan ... KOD ADLI Ş. isimli şahıs yanımda getirmiş olduğum cep telefonumu eve gittikten kısa süre sonra benden aldı. ...Kira ve fatura evde kalanlar olarak ödenmiyordu. Sadece yiyecek ihtiyacı karşılanıyordu. Ben bu eve gittiğimde evde sabit hat kurulu vaziyetteydi. O yüzden sabit hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum. Benim adıma değildir. Faturaların ve kira sözleşmesinin kimin adına olduğunu bilmiyorum. Evde bulunan sabit hat Ankara iç dış aramalara açık ancak il dışına aramalara kapalıydı. Dışardan aramalara ise açıktı. Bu sabit hat ile annemle defaten farklı zamanlarda görüştüğümü hatırlıyorum.
...
Ben kalmış olduğum birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı idari ve adli yargı sınavından önce genel kültür sorularının verildiğini anlatmak istiyorum.
Ben birinci kaldığım hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı Kasım ayında yapılan idari yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI OLAN ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs kalmış olduğumuz hakim savcı çalışma evine geldi. Geldiğinde evde birlikte kaldığım Ü.D., M., Y.A., B.K. ve beni evin salonuna topladı. İlk olarak evde bulunan sabit hattın fişini çektirdi. Öncelikle salonu toplamamızı istedi. Herkes ile kendi kaldıkları odada birebir görüştü. Benimle kendi kaldığım odada SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. ile yaptığım görüşmede sen buraya hizmet hareketi için geldin. Sen bir hizmet insanısın dedi. ...SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. hepimize tek tek Kurana el basmak suretiyle sözlü olarak yemin ettirdi. ...Yeminden sonra SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs yanında getirmiş olduğu fotokopi halinde A4 kağıtlarında bulunan genel kültür sorularını çıkarttı. Bu sorular 20-25 civarında beş altı sayfadan ibaretti. Cevapları yoktu, Evde kalanlar olarak Ü.D., M., Y.A., B.K. isimli şahıslarla birlikte topluca bu sorulara baktık ve defterimizden kopardığımız kağıtlara soruların cevapları birlikte çözdük. ...Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı idari yargı sınavında bir gün öncesinden tarafımıza verilen Genel kültür sorularının birebir aynısının çıktığını gördüm. Ancak tamamı değil yarısının çıktığını hatırlıyorum...
2013 YILI ADLİ YARGI SINAVINDAN ÖNCE SINAV SORULARININ VERİLMESİ OLAYI:
Ben aynı şekilde birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılında kalmaya devam ederken aralık ayında yapılan adli yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs tekrar evimize geldi. ...SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs yanında getirdiği leptopu açtı ve boynunda muskanın içerisine gizlenmiş flash belleği çıkardı ve leptopa taktı. Bize hitaben yarın ki gireceğimiz adli yargı sınavında çıkma ihtimali bulunan soruların olduğunu söyleyip. Bu sorulara bakmamızı istedi. Bu sorulara Ü.D., M., Y.A., B.K. ve ben hep beraber baktık. Bu sorular hatırladığım kadarıyla toplamda 25-30 sorunun olduğu genel kültür kısmındaki sorulardı. Ancak bu sınav sorularının bir kısmının cevapları işaretli, bir kısmının cevapları işaretli değildi. ...Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı adli yargı sınavında tarafıma bir gün önce gösterilen genel kültür sorularının hatırladığım kadarıyla tamamı olmamakla birlikte tamamına yakını çıktı. Yanlış hatırlamıyorsam soruların yerleri değişikti, ancak doğru cevapları aynıydı...
2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2014 YILI OCAK-2015 YILI OCAK AYI:
...Bu evde DİAMOND isimli hazırlık kitabı da vardı. Bu kitap piyasada bulunmayan evden dışarıya çıkartılması yasak olan bir kitaptı. Bu kitap yapı tarafından derlenen bir çalışma kitabıydı. Girmiş olduğum gerçek sınavlarda DİAMOND isimli kitaptan benzer soruların çıktığını hatırlıyorum. Çünkü çok fazla soru vardı..."
Yukarıda yer verilen bilgilerden de anlaşılacağı üzere FETÖ'ye ait hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kalan kişiler kapalı devre bir sistem içerisine alınmaktadır. Bahse konu sınava hazırlık evlerinde gizliliğin sağlanması ve deşifre olunmaması amacıyla cep telefonlarının toplanması, dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı yani tek yönlü aramaya açık olan sabit telefon kullanılması gibi kurallar bulunmaktadır. Kişiler farklı illerden hakim-savcılık sınavını kazanabilmeleri amacıyla başta Ankara olmak üzere belli illere getirilmekte ve örgüt içinde yer alan kişilerce bu evlere yerleştirilmektedir. Sınava hazırlık evlerinde gizliliğin en üst seviyede tutulduğu, gerek doğrudan gerek deneme adı altında hakim-savcılık sınavı sorularının verildiği görülmektedir.
Sonuç olarak hakim-savcılık sınavına hazırlanma evi olarak nitelendirilen bu evlerde anılan yöntemler uygulanarak FETÖ tarafından örgüte iltisak ve irtibatı bulunan kişilerin sınava giren diğer adayların önüne geçmesinin amaçlandığı, FETÖ için yargı organlarının ve yargı erkiyle bağlantılı kurumların ele geçirilmesi bakımından hakim-savcılık mesleğine giriş sınavlarına hazırlık evlerinin özel önem arz ettiği anlaşılmaktadır.

ii. Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunun Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından, 17/10/2019 tarihli savunma dilekçesi ekinde yer alan CD ile dava dosyasına sunulan ve Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/5846 sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 18/09/2018 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında (2 nolu Çalışma Evi), "..1- ... (T.C.KİMLİK N0:...) YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME YAPILDIĞINDA; ...'un, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi eğitim kaydı olduğu, 20 ARALIK 2008 ADLİ YARGI sınavına katıldığı ve bu sınavın mülakatına hak kazanamadığı, 30 KASIM 2008 İDARİ YARGI sınavına katıldığı ve bu sınavının mülakatına hak kazandığı, 3 KASIM 2007 ADLİ YARGI sınavına katıldığı ve bu sınavının mülakatına hak kazandığı, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Danıştay Başkanlığında Tetkik Hakimi olarak görevli iken ihraç olduğu, Bylock kaydının bulunmadığı tespit edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından tasnif kolaylığı sağlaması amacıyla 2.Çalışma evi olarak adlandırılan FETÖ /PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evi hakkında yürütülen soruşturma kapsamında itirafçı olan ve savunmaları ile teşhis tutanakları dosya arasında yer alan şüpheli Ç.S. bu şahsı ...KOD ismiyle tanıdığını ve evin MURAKIB'ı olduğunu beyan etmiştir. Ayrıca, yine soruşturma kapsamında itirafçı olan ve savunmaları ile teşhis tutanakları dosya arasında yer alan şüpheli E.Ü., bu şahsın kendisiyle kariyer görüşmesi yapan ve Keçiören ilçesinde bir hazırlık evine yerleştiren şahıs olduğunu beyan etmiş ve şahsı teşhis etmiştir. Bu haliyle bu kişi yönünden değerlendirme yapıldığında, bu evin örgüt evi olarak kullanıldığı dönemde ...'un Hakim/Savcı adayı olarak görev yapması, itirafçı beyanları ve teşhis tutanakları dikkate alındığında ...'un FETÖ /PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evinden sorumlu MURAKIP olarak örgüt içerisinde görev yaptığı..." tespitlerine yer verilmiştir.
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 08/11/2018 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında (5 nolu Çalışma Evi), "... 2- ...( ...) (T.C.KIMLIK N0: ...) YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME YAPILDIĞINDA; ...Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından tasnif kolaylığı sağlaması amacıyla 5.Çalışma evi olarak adlandırılan FETÖ /PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evi ile ilgili temin edilen belgelerin incelenmesinde, ikametin 15/08/2009 tarihinde kiralanmasına ilişkin kira sözleşmesinde şahsın Kiralayan olarak yer aldığı ve bu şahsa yine soruşturma kapsamında şüphelilerden A.Y.Ö. isimli şahsın kefil olduğu anlaşılmıştır. Kaldı ki ikamet sahibi adına o dönemde ikameti şahıslara kiraya verdiği anlaşılan ikamet sahibinin kızı alınan beyanında ...'ın ikameti kiraladığını beyan etmiştir. Bununla birlikte, ikametin kira ödemelerinin yapıldığı anlaşılan ikamet sahibinin ...Bankasındaki hesabının hesap hareketlerinde yapılan incelemelerde de " ... " işlem açıklamalı kira ödemesinin yapıldığı anlaşılmıştır. Bu haliyle bu kişi yönünden değerlendirme yapıldığında, bu evin örgüt evi olarak kullanıldığı dönemde ...'un, Hakim/Savcı adayı olarak görev yapması, evin kira kontratında kiralayan olarak yer alması, hesap ekstreleri, tanık ifadesi ile örgütün hücre evi yapılanmasıyla ilgili tüm itirafçı beyanları dikkate alındığında ...'un, FETÖ /PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evinden sorumlu MURAKIP olarak örgüt içerisinde görev yaptığı..." tespitlerine yer verilmiştir.
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ...sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 22/01/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında (26 nolu Çalışma Evi), ".. 1-... (T.C.KİMLİK N0:...) YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME YAPILDIĞINDA; ...Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından tasnif kolaylığı sağlaması amacıyla 26.Çalışma evi olarak adlandırılan FETÖ /PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evi hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığımızda savunmaları alınan şüphelilerden Ç.S. bu şahsı ...KOD adlı ...olarak tanıdığını ve evin MURAKIBI olduğunu beyan etmiş, şahsı fotoğraflarından kesin ve net olarak teşhis etmiştir. Diğer taraftan, Cumhuriyet Başsavcılığımızca tasnif kolaylı sağlamak amacıyla 2 nolu çalışma evi ve 5 nolu çalışma evi olarak adlandırılan ve ilgililer yönüyle dosyalarına gönderilen çalışma evlerinde de şahsın MURAKIP olduğu tespit edilmiştir. Bu haliyle bu kişi yönünden değerlendirme yapıldığında, bu evin örgüt evi olarak kullanıldığı dönemde ...'un Hakim/Savcı adayı olarak görev yapması, soruşturma kapsamında alınan beyanlarda bahse konu çalışma evlerinin kiralanması/evlerde kalanlarla ilgilenme işlerini sorumlu olan MURAKIP/SERMURAKIP adı verilen ve kod adı kullanan örgüt sorumluları tarafından yapıldığına ilişkin birden fazla beyan bulunması ve bugüne kadar yapılan çalışmalar ve HTS kayıtlan ile abonelik sözleşmelerinin incelenmesinde bu hususların doğruluğunun teyit edilmesi ile ...'un ...KOD ADINI kullanması, bu eve ilişkin dosyada yer alan Ç.S.'nin ifade tutanakları ve teşhis tutanakları, tüm dosya kapsamı ve örgüt yapılanmasıyla ilgili itirafçı beyanları dikkate alındığında ...'un FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHRE hücre evinden sorumlu MURAKIP olarak örgüt içerisinde görev yaptığı..." tespitlerine yer verilmiştir.
Yine Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 03/04/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanaklarında (43, 44, 87 ve 88 nolu Çalışma Evleri), "...2-... (T.C.KİMLİK N0:...) YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME YAPILDIĞINDA; ...Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından tasnif kolaylığı sağlaması amacıyla 43. (44.-87.-88.) Çalışma evi olarak adlandırılan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evine yönelik soruşturma kapsamında temin edilen, ikametin hücre evi olarak kullanıldığı tarihlerle uyumlu kira sözleşme fotokopisinin incelenmesinde; ikametin 21/08/2009 tarihinde E.A.A. isimli şahıs tarafından kiralandığı ve bu şahsa B.B. ve ...( ...) ... (T.C.Kimlik No: ...)'ın kefil olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte ikamet sahibinin Ankara İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince alınan tanık beyanında; "...Dairemi 21.08.2009 tarihinde B. Emlak - S.A. isimli emlakçı ile koordineli çalışan O.E.- S.G. isimli emlakçı aracılığıyla E.A.A.'ya kiraya verdim. E.A.A., dairede arkadaşları .. T.C.kimlik no.lu B.B. ve ... T.C.kimlik no.lu ... ile birlikte kaldı. Bu bayanlar adliyede stajyer hakim olarak çalışıyorlardı. 2011 yılı Şubat ayı sonuna kadar oturup ayrıldılar. Kira kontratı fotokopisinin, banka hesap ekstresinin ve nüfus cüzdanı fotokopilerinin tahkikat evrakına eklenmesini istiyorum..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Diğer taraftan kayıtlarımızın tetkikinde, şahsın, daha önce tamamlanarak ilgililer yönüyle dosyalarına gönderilen ve Cumhuriyet Başsavcılığımızca tasnif kolaylığı sağlamak amacıyla 2 nolu çalışma evi (09/07/2009-06/06/2011 tarihleri arasında kullanılan) olarak adlandırılan çalışma evinin MURAKIBI, 5 nolu çalışma evi (17.09.2009-12.10.2011 tarihleri arasında kullanılan) olarak adlandırılan çalışma evinin MURAKIBI, 26 nolu çalışma evi (22/08/2009-08/10/2009 tarihleri arasında kullanılan) olarak adlandırılan çalışma evinin MURAKIBI olduğu tespit edilmiştir. Bu haliyle bu kişi yönünden değerlendirme yapıldığında bu dönemde ...'un Hakim/Savcı adayı olarak görev yapması, örgütün, daha önce çalışma evlerinde kalan kişilerden Ankara Adliyesinde staj yapanlara bu dönemlerde çalışma evleri ile ilgili örgüt içerisinde sorumluluklar vermesi, soruşturma kapsamında alman beyanlarda bahse konu çalışma evlerinin kiralanması/evlerde kalanlarla ilgilenme işlerini sorumlu olan MURAKIP/SERMURAKIP adı verilen ve kod adı kullanan örgüt sorumluları tarafından yapıldığına ilişkin birden fazla beyan bulunması ve bugüne kadar yapılan çalışmalar ve HTS kayıtlan ile abonelik sözleşmelerinin incelenmesinde bu hususların doğruluğunun teyit edilmesi ile bu bağlamda kira sözleşmesi ve ikamet sahibi beyanları ile tüm dosya kapsamı ve örgüt yapılanmasıyla ilgili itirafçı beyanları dikkate alındığında bu evin kullanıldığı dönemde ...'un FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evinden/evlerinden sorumlu MURAKIP/SER MURAKIP olarak örgüt içerisinde görev yaptığı..." tespitlerine yer verilmiştir.
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 11/06/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında (49 nolu Çalışma Evi), "...1-... (T.C.KİMLİK NO: ...) YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME YAPILDIĞINDA; ... Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından tasnif kolaylığı sağlaması amacıyla 49.Çalışma evi olarak adlandırılan FETÖ /PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evi hakkında yürütülen soruşturma kapsamında...bu kişi yönünden değerlendirme yapıldığında bu dönemde ...'un Hakim/Savcı adayı olarak görev yapması, ...KOD ADINI KULLANMASI, örgütün, daha önce çalışma evlerinde kalan kişilerden Ankara Adliyesinde staj yapanlara bu dönemlerde çalışma evleri ile ilgili örgüt içerisinde sorumluluklar vermesi, soruşturma kapsamında alınan beyanlarda bahse konu çalışma evlerinin kiralanması/evlerde kalanlarla ilgilenme işlerini sorumlu olan MURAKIP/SERMURAKIP adı verilen ve kod adı kullanan örgüt sorumluları tarafından yapıldığına ilişkin birden fazla beyan bulunması ve bugüne kadar yapılan çalışmalar ve HTS kayıtları ile abonelik sözleşmelerinin incelenmesinde bu hususların doğruluğunun teyit edilmesi ile bu bağlamda dosya kapsamında yer alan Z.T.'nin ifade tutanakları ve teşhis tutanağı ile tüm dosya kapsamı ve örgüt yapılanmasıyla ilgili itirafçı beyanları dikkate alındığında bu evin kullanıldığı dönemde ...'un FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evlerinden sorumlu SER MURAKIP olarak örgüt içerisinde görev yaptığı ve kod adı kullandığı..." tespitlerine yer verilmiştir.
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ...sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 11/06/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında (78 nolu Çalışma Evi), "..3-... (T.C.KİMLİK NO:...) YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME YAPILDIĞINDA; ... Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından tasnif kolaylığı sağlaması amacıyla 78.Çalışma evi olarak adlandırılan FETÖ /PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evi hakkında yürütülen soruşturma kapsamında temin edilen belgelerin incelemesinde; İkametin belirtilen dönemlerdeki kira sözleşmesinin temini ile ilgili ikamet sahibi ile yapılan ve kollukça tutanağa bağlanan görüşmede ikamet sahibi;"...evini bu dönemde kiralayan şahısların hukuk Stajeri olarak kendilerini tanıttıklarını, bu şahısların kimlik fotokopilerini ibraz ettiklerini, bu şahısların 1-1,5 yıl kadar kiracı olarak kaldıklarını ve kira tutarı olan 500TL kira bedelini kendisi adına olan ...Bankası Etlik Şubesindeki banka hesabına düzenli olarak yatırdıklarını, kira kontratı aslını Cumhuriyet Başsavcılığımıza göndereceğini..." beyan etmiştir. Bununla birlikte, ikamet sahibi Ankara İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince alınan tanık ifadesinde özetle; "...mülkiyeti kendisine ait olan daireyi 2009 yılında bekar üniversite öğrencilerine kiraya verdiğini, kira kontratında ismi geçenlerin K.A. ve Ö.G. olduğunu, ayrıca kiralayan şahısların kimlik fotokopilerini aldığını, bunda da ... isimli şahsında olduğunu, ikametini bu üç şahsa kiraladığını, kira kontratını ve kimlik fotokopilerini ifadesine eklenmek üzere ibraz ettiğini..." beyan ettiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte, ikamet sahibi tarafından Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderilen 15/10/2009 tarihli kira sözleşmesinin incelenmesinde; ikametin Ö.G. isimli şahıs tarafından kiralandığı ve bu şahsa K.A. isimli şahsın kefil olduğu tespit edilmiştir. İkamet sahibi tarafından gönderilen ve kiracı olduklarını belirttiği şahısların kimlik fotokopilerinin incelenmesinde şahısların; Ö.A., K.D. ve ...( ... ) ... (T.C.Kimlik No: ...) isimli şahıslar olduğu tespit edilmiştir. Kira sözleşmesi aslı imzaya itiraz olmasına binayen Cumhuriyet Başsavcılığımızın ... emanet sırasına kayden emanete alınmıştır. Diğer taraftan kayıtlarımızın tetkikinde, şahsın, daha önce tamamlanarak ilgililer yönüyle dosyalarına gönderilen ve Cumhuriyet Başsavcılığımızca tasnif kolaylığı sağlamak amacıyla 2 nolu çalışma evi (09/07/2009-06/06/2011 tarihleri arasında kullanılan) olarak adlandırılan çalışma evinin MURAKIBI, 5 nolu çalışma evi (17.09.2009-12.10.2011 tarihleri arasında kullanılan) olarak adlandırılan çalışma evinin MURAKIBI, 26 nolu çalışma evi (22/08/2009-08/10/2009 tarihleri arasında kullanılan) olarak adlandırılan çalışma evinin MURAKIBI, 43 nolu çalışma evi (21/09/2010-07/12/2010 tarihleri arasında kullanılan) olarak adlandırılan çalışma evinin MURAKIBI/SER MURAKIBI olduğu, 44 nolu çalışma evi (07/12/2010-24/03/2011 tarihleri arasında kullanılan) olarak adlandırılan çalışma evinin MURAKIBI/SER MURAKIBI olduğu, 87 nolu çalışma evi (05/06/2010-28/09/2010 tarihleri arasında kullanılan) olarak adlandırılan çalışma evinin MURAKIBI/SER MURAKIBI olduğu, 88 nolu çalışma evi (29/09/2009-04/12/2009 tarihleri arasında kullanılan) olarak adlandırılan çalışma evinin MURAKIBI/SER MURAKIBI olduğu tespit edilmiştir. Bu haliyle bu kişi yönünden değerlendirme yapıldığında, örgütün, daha önce çalışma evlerinde kalan kişilerden Ankara Adliyesinde staj yapanlara bu dönemlerde çalışma evleri ile ilgili örgüt içerisinde sorumluluklar verilmesi, soruşturma kapsamında alınan beyanlarda bahse konu çalışma evlerinin kiralanması/evlerde kalanlarla ilgilenme işlerini sorumlu olan MURAKIP/SERMURAKIP adı verilen ve kod adı kullanan örgüt sorumluları tarafından yapıldığına ilişkin birden fazla beyan bulunması ve bugüne kadar yapılan çalışmalar ve HTS kayıtları ile abonelik sözleşmelerinin incelenmesinde bu hususların doğruluğunun teyit edilmesi ile bu eve ilişkin dosyada yer alan kira sözleşmesi, tanık ifadesi, telefon görüşme tutanağı, araştırma tutanağı, tüm dosya kapsamı ve örgüt yapılanmasıyla ilgili itirafçı beyanları dikkate alındığında bu evin kullanıldığı dönemde ...'un, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evinden/evlerinden sorumlu MURAKIP/SER MURAKIP olarak örgüt içerisinde görev yaptığı ..." tespitlerine yer verilmiştir.
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 13/07/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında (84 nolu Çalışma Evi), "..1-... (T.C.KİMLİK NO:...) YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME YAPILDIĞINDA; ...Bu haliyle bu kişi yönünden değerlendirme yapıldığında, bu dönemde ...'un Hakim/Savcı adayı olarak görev yapması, ... KOD ADINI kullanması, soruşturma kapsamında alınan beyanlarda bahse konu çalışma evlerinin kiralanması ve diğer işlemlerin sorumlu olan MURAKIP/SERMURAKIP adı verilen ve kod adı kullanan örgüt sorumluları tarafından yapıldığına ilişkin birden fazla beyan bulunması ve bugüne kadar yapılan çalışmalar ve HTS kayıtları ile abonelik sözleşmelerinin incelenmesinde bu hususların doğruluğunun teyit edilmesi ile bu eve ilişkin dosyada yer alan Z.T.'nin ifade tutanakları ve teşhis tutanağı, araştırma tutanakları, tüm dosya kapsamı ve örgüt yapılanmasıyla ilgili itirafçı beyanları dikkate alındığında bu evin kullanıldığı dönemde ...'un, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evlerinden sorumlu SERMURAKIP olarak örgüt içerisinde görev yaptığı, ...KOD adını kullandığı ve bu dönemde evde kalan şahıslara adli/idari yargı sınav sorularını verdiği ..." tespitlerine yer verilmiştir.
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 17/02/2020 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında (152 nolu Çalışma Evi), "...1-... (T.C. ...) YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME YAPILDIĞINDA; ...Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından tasnif kolaylığı sağlaması amacıyla 152.Çalışma evi olarak adlandırılan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evine kurulu ...nolu sabit hattın aboneliğinin 04.08.2008-10.08.2010 tarihleri arasında bu şahsın adına olduğu tespit edilmiştir. Abonelik sözleşmesi asılları imzaya itiraz olmasına binayen Cumhuriyet Başsavcılığımızın ... emanet sırasına kayden emanete alınmıştır. Bununla birlikte mahrem hücre evinde örgütün haberleşmesinde kullanılan ...numaralı hat ile ... (Kızkardeşi, iki farklı telefon hattından toplam 3 kayıt) adına kayıtlı telefon hatlarının (20 ARALIK 2008 ADLÎ YARGI, 30 KASIM 2008 İDARİ YARGI, 3 KASIM 2007 ADLİ YARGI sınavlarına girmesi göz önüne alındığında görüşme tarihleri ile sınavlara hazırlanma döneminin/evin hücre evi olarak kullanıldığı tarih aralığının uyumlu olduğu gözlemlenmiştir.) görüşme kayıtları tespit edilmiştir...Bu haliyle bu kişi yönünden değerlendirme yapıldığında dosya kapsamında HTS Analiz Raporu, HTS İnceleme Tutanağı, telekom sözleşmesi, araştırma tutanakları, S.Ç.D.'nin beyanları ve teşhisleri ile tüm dosya kapsamı ve örgütün hücre evi yapılanmasıyla ilgili tüm itirafçı beyanları dikkate alındığında bu evin kullanıldığı dönemde ... 'un Adli/İdari yargı sınavlarına hazırlık döneminde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evinde kaldığı..." tespitlerine yer verilmiştir.
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 18/09/2018, 08/11/2018, 22/01/2019, 03/04/2019, 11/06/2019, 13/07/2019 ve 17/02/2020 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanaklarından, davacının hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kaldığı gibi, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık mahrem hücre evinden sorumlu murakıp ve sermurakıp olarak örgüt içerisinde aktif bir rol üstlenmiş olduğu görülmüştür.
Davacı tarafından hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kaldığına yönelik tespite ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Netice itibarıyla, davacının örgütün yargı erkine kendisine iltisak ve irtibatlı kişileri yerleştirebilmek amacıyla oluşturduğu hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde anılan sınavlara hazırlanmış olmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatı ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.

d) Hakim/Savcı Adaylığı Döneminde Adalet Akademisi Yıllık (Albüm) Kurulu Üyeliği/Sınıf Başkanlığı
i. Yıllık (Albüm) Kurulu Üyeliği/Sınıf Başkanlığı Hususunda Genel Değerlendirme
Kararımızın FETÖ'ye ilişkin tespit ve değerlendirmeler kısmında ortaya konulduğu üzere anılan örgüt tarafından, hakim ve savcılara yönelik olarak adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kariyer programları düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim ve savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmeye çalışılmıştır. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında da; mülakat sınavını kazanan ve hakim-savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacaklarının ve ev sorumlularının kim olacağının anlatıldığı, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibinin yapıldığı; staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmalarının sağlandığı, her ev için bir sorumlu tayin edildiği yönünde tespitlerin yapıldığı görülmektedir.
Bu şekilde hakim ve savcıların, adaylık sürecine örgüt tarafından ayrı bir önem atfedilmekte ve bu dönem içerisinde örgüte bağlı bulunan adayların, örgütle irtibat ve iltisakı bulunmayan diğer adaylardan daha ön plana çıkarılması, dönem arkadaşları arasında örgütsel tabiriyle ''parlatılması'' ve bu kişilerin gelecekte unvanlı görevlere getirilmesinin önünün açılması hedeflenmiştir.
Bu hedefin gerçekleştirilmesi amacıylada örgüte iltisak ve irtibatı bulunan hakim-savcı adaylarının görev aldığı mezuniyet yıllık (albüm) kurulları oluşturulduğu ve yıllık (albüm) kurulu üyelerinin albümün hazırlanması amacıyla tertip ettikleri üst düzey ziyaretlerle yüksek yargı ve kamu bürokrasine kendilerini refere ettikleri, yine örgüt tarafından kendisine iltisak ve irtibatı bulunan hakim-savcı adaylarının Adalet Akademisinde sınıf başkanı seçilmesi sağlanarak Akademi üst yönetimiyle ve ders veren öğretim görevlileriyle yakın temaslarının sağlanmaya çalışıldığı anlaşılmıştır.
Bu kapsamda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Teftiş Kurulu Başkanlığınca Adalet Akademesi Yıllık (albüm) Kurulu başkan ve üyeliği hususunda hazırlanan 05/06/2017 tarih ve 05-1 sayılı inceleme raporunda, staj döneminde yıllık kurulu başkan ve üyesi olan toplam 292 hâkim ve savcının Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca FETÖ ile irtibat ve iltisakları nedeniyle görevden uzaklaştırılmalarına ve/veya meslekten çıkarılmalarına karar verildiğinin belirtildiği görülmüştür.
Ayrıca söz konusu Tetiş Kurulu raporunda, "Gizli Tanık '...' beyanında; Akademi sınıf başkan ve yardımcılarının cemaat abileri tarafından belirlenen kişilerden oluşmasının temel hedeflerden biri olduğu, diğer bir amacın ise yıllık komitesinin mümkün mertebe cemaat abileri tarafından önceden belirlenen stajyerlerden oluşması olduğu, zira yılsonu gösterisinin yıllık komitesi tarafından hazırlandığı, yılsonu gösterilerinin içeriğinin konjonktüre göre değişmesinin nedenlerinden birinin de yıllık komitelerinin cemaatçilerden oluşmasından kaynaklandığı, incelenmesi halinde bu durumun anlaşılabileceği,
N.Ç. beyanında; İlk akademi döneminde bulunduğu sınıfta sınıf başkanının E.A., sınıf başkan yardımcısının ise S.B. olduğu, sınıf başkanlığı seçimi öncesinde yapılan toplantılarda sınıf başkanlığı seçimlerinde belirlenen adaylara oy verilmesinin söylendiği, verilen talimat doğrultusunda sınıf başkanlarının seçildiği, son akademi döneminde S.B.'in sınıf başkanı seçilmesi nedeniyle yapının bayanlar grubundan olduğunu düşündüğü, ayrıca son akademi döneminde akademi yıllıklarının düzenlendiği, bu yıllıkları sınıf başkanlarının düzenlediği, sınıf başkanlarının da ağırlıklı olarak yapı elemanı olduğu,
İ.E. beyanında; Staj dönemi bittikten sonra 2007 yılında ilk görev yeri olan Mersin İdare Mahkemesine atandığı, o dönem akademide yıllık kurulunda olan kişilerin cemaatçi olduklarının söylendiği, bu kişiler arasında L.K. ve E.B.'in de bulunduğu,
T.D. beyanında; Fetullah Gülen Cemaati mensubu K.O.'un, en son Tokat İlinde hâkim olarak görev yaptığı, 8. Dönem Adli Yargı hâkim ve savcı adaylarının tümünün sorumlusu yani abisi konumunda bulunduğu, aynı zamanda akademide yıllık kurulu organizasyonunda yer aldığı, Fetullah Gülen cemaatindeki aktif pozisyonunu devam ettirdiği," şeklinde tanık beyanlarına yer verilmiştir.
Sonuç olarak FETÖ için hakim ve savcıların adaylık döneminin de ayrı bir önem arz ettiği, örgüt tarafından Adalet Akademisindeki eğitim sürecinde örgüte iltisak ve irtibatı bulunan hakim-savcı adaylarının emsalleri arasında ön plana çıkarılması sağlanarak gelecekteki unvanları görevlere getirilebilmeleri adına hazırlık yapıldığı, bu kapsamda da staj döneminde albüm kurulu üyelikleri ile sınıf başkanlarının özellikle örgüte irtibat ve iltisakı bulunan hakim ve savcı adaylarından seçilmesinin sağlanmasına özel önem verildiği anlaşılmaktadır.

ii. Yıllık Kurulu Üyeliğinin/Sınıf Başkanlığının Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerde davacının staj döneminde 6.Dönem İdari Yargı Yıllık Kurulu Üyesi olduğu bilgisine yer verildiği görülmüştür.
Davacı tarafından Yıllık Kurulu üyeliği ile ilgili tespitlere karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Netice itibarıyla, davacının örgütün yargıda etkin olduğu dönemde Adalet Akademisinde yıllık kurulu üyeliği yapmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu değerlendirilmiştir.

6) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Davacı, dava konusu kararlar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).
Dava konusu edilen kararlar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir.
Dolayısıyla dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.
AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin 2. fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Zira dava konusu kararlara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir.
AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).
Dava konusu kararların müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.
Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.

7) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerekmektedir.

D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte iadesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3.Aşağıda ayrıntısı gösterilen toplam ... TL yargılama giderinden davanın açılışı sırasında ödenen ... TL harç ile ... TL posta gideri olmak üzere toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, ... TL'nin mahsubu sonrasında kalan ve adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle tahsil edilemeyen ... TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 28/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?