Danıştay4. Daireİdare Hukuku
Danıştay 4. Daire E.2025/992 K.2025/6848
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/992
Karar No : 2025/6848
TEMYİZ EDEN
**TARAFLAR:** 1- (DAVACI) ....
**VEKİLİ:** Av. ...
2- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek aleyhlerine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parseldeki taşınmaz üzerinde ruhsatsız olarak yapı yapıldığının tespitine ilişkin ... tarih ve ... sayılı yapı tatil tutanağına dayanılarak 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca ruhsatsız yapının yıkımına ve davacıya 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 432.043,47 TL para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ...sayılı encümen kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen .. tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyaya sunulan bilgi, belgeler ve bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu encümen kararının yıkıma ilişkin kısmı yönünden; ... tarihli yapı tatil zaptı ile tespit edilen ruhsata aykırı yapıldığı ileri sürülen imalatlar için ruhsat gerektiği, dosyada bulunan mevcut evraklara göre dava konusu imalatın ruhsata bağlanamaz durumda olduğu, arşiv sokak fotoğrafları ve Google Earth Pro uygulaması üzerinden ulaşılabilen hava fotoğraflarına göre yapılan incelemede dava konusu imalatların Aralık 2020 itibariyle yapılmadığı, Ağustos 2021’de kısmen yapıldığı, Ağustos 2022 itibariyle yapıldığı, dolayısıyla 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı anlaşılan yapı tatil tutanağına konu imalatlar hakkındaki yapıların yıkımına ilişkin encümen kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu encümen kararının para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden; davalı idare tarafından tespit edilen aykırılıktan etkilenen alanın metrekaresinin bilirkişi tarafından tespit edilen aykırılıktan etkilenen alandan daha fazla olduğu, ayrıca istinat duvarına ilişkin temel para cezasının metrekare cinsinden hesaplanamayacağı, 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin (b) bendi uyarınca metreküp cinsinden birim maliyet bedeli üzerinden hesaplanması gerekliliğinden bahisle, davalı idarece aykırılıktan etkilenen alanın yanlış belirlendiği, dolayısıyla temel para cezası hesaplanmasının hatalı olduğunın anlaşıldığı belirtilerek dava konusu encümen kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu encümen kararının, para cezasına ilişkin kısmının iptaline, yıkıma ilişkin kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu işlemin dayanağı olan yapı tatil tutanağının usul ve hukuka aykırı düzenlenmediği, yapı tatil tutanağında tespit edilen aykırılıkların giderilmesi için taraflarına bir aylık süre verilmeden yıkıma dair işlemin tesis edildiği, davaya konu taşınmazın yapı kayıt belgesinin olduğu, yapı kayıt belgeli yapılar hakkında bu belgeler iptal edilmediği sürece ilgili oldukları yapılarla ilgili yıkım kararı alınamayacağı, para cezası verilemeyeceği hususlarına değinilerek İdare Dava Dairesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Temyize konu kararın eksik incelemeye dayalı verildiği, kararda sunmuş oldukları savunmalarına yer verilmediği, para cezasının usul ve hukuka uygun tesis edildiği, bilirkişi raporunun hatalı değerlendirmeler içerdiği, rapora karşı itirazlarının dikkate alınmadığı, dava konusu yapıya ilişkin İdarelerince yapılan ölçümlerin doğru olduğu, mevcut yapının iki katlı olduğu ve diğer katın da statik ve mimari olarak aykırılıktan etkilendiği hususlarına değinilerek, dava konusu işlemlerin usul ve hukuka uygun olduğu, İdare Dava Dairesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ :Tarafların temyiz isteminin kabulünün gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
2960 sayılı Boğaziçi Kanununun 11. maddesinde; "Boğaziçi Alanındaki yapılar, kazı izni verildiği günden itibaren Boğaziçi İmar Müdürlüğünce inşaat ruhsatına ve eklerine ve bu Kanunla belirlenen esaslara göre denetlenir. Boğaziçi İmar Müdürlüğü, denetleme sırasında inşaat ruhsatı ve eklerine ve bu Kanunla belirlenen imar mevzuatına aykırılıkları bir tutanakla tespit eder. Tutanak tanziminde mal sahibi veya müteahhit veya fenni mesulün bulunması esastır. Bunların bulunmamaları halinde inşaatta çalışan herhangi bir kişinin bulunması da yeterlidir. Terkedilmiş bir inşaatta tutanak, Boğaziçi İmar Müdürlüğünce görevlendirilecek asgari üç görevli tarafından tanzim edilir. İnşaat ruhsatı ve eklerine ve imar mevzuatına aykırılığı tespit edilen yapılar için, tutanak tanzimi ile birlikte inşaat mühürlenir. Yapının mühürlendiğini belirten belge ve levhalar yapının muhtelif cephelerine asılır. Bu suretle durum mal sahibine veya müteahhide veya fenni mesule tebliğ edilmiş sayılır..." hükmüne; aynı Kanunun 12. maddesinde; "Kullanma izni verilen yapıların, Boğaziçi İmar Müdürlüğünce tespit edilecek önceliklere göre ve bir program dahilinde, projelerine ve imar mevzuatına uygunluğu denetlenir. Denetleme sırasında tespit edilen aykırılıklar bu Kanunun 11. maddesinde belirtilen esaslara göre tespit edilir ve derhal Boğaziçi İmar Müdürlüğüne bildirilir. Tutanak tanziminde mal sahibi veya yönetici veya kiracının bulunması esastır. Terkedilmiş yapılarda tutanak Boğaziçi İmar Müdürlüğünce görevlendirilecek asgari üç görevli tarafından tanzim edilir. Yapıda imar mevzuatına aykırı olarak yapılan değişiklikler ve eklentiler, bu kanunun 13. maddesinde belirtilen esaslara göre Boğaziçi İmar Müdürlüğünce yıkılır ve yıktırılır..." hükmüne, "Yıkım işleri" başlıklı 13. maddesinde, "Yıkım işleri: Aşağıda belirtilen yapılar Boğaziçi İmar İdare Heyetinin kararı ve Boğaziçi İmar Müdürünün yazılı emri ile yıkılır veya yıktırılır. a) İnşaat ruhsatı olmayan yapılar, b) Yapının, inşaat ruhsatı ve eklerine ve imar mevzuatına aykırı yapılmış bölümleri, c) Boğaziçi İmar Müdürlüğünce mühürlenerek yapımı durdurulmuş yapıların mühürlendikten sonra yapılan ilaveleri, d) Yapılarda kullanma izni verildikten sonra imar mevzuatına aykırı olarak yapılan değişiklikler ve eklentileri. Bu Kanun hükümlerine göre yıkılması gereken yapılar tespit edildiğinde Boğaziçi İmar Müdürlüğünce derhal valiliğe bildirilir. Vali, Boğaziçi İmar İdare Heyetini en geç yedi gün içinde toplayarak konunun karara bağlanmasını sağlar ve kararı Boğaziçi İmar Müdürlüğüne gönderir. Yıkım emri 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine bağlı kalınmaksızın güvenlik kuvvetleri veya belediye zabıta kuvvetleri tarafından mal sahibine veya müteahhide tebliğ edilir. Bu tebligat onbeş gün içinde tamamlanır. Tebligatın bu şekilde yapılması mümkün olmadığı takdirde, yıkım emri yapı mahallinde görülebilecek bir yere onbeş gün müddetle asılır ve bu işlem bir tutanakla belirlenir. Bu suretle durum mal sahibi veya müteahhide tebliğ edilmiş sayılır. Tebligatın tamamlanmasından itibaren onbeş gün içinde yapı, mal sahibi veya müteahhit tarafından yıkılmadığında, yıkım işlemi Boğaziçi İmar Müdürlüğünce yerine getirilir ve yıkım masrafları % 20 fazlası ile mal sahibi veya müteahitten tahsil edilir." hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 4. maddesinde; bu Kanunun ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960 sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı, 42. maddesinin 2. fıkrasında; ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, bin Türk Lirasından az olmamak üzere, maddede belirtilen şekilde hesaplanan idari para cezalarının uygulanacağı düzenlenmiş; (a) bendinde; Bakanlıkça belirlenen yapı sınıflarına ve gruplarına göre yapının inşaat alanı üzerinden hesaplanmak üzere, mevzuata aykırılığın her bir metrekaresi için idari para cezası verileceği, bu miktarların her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında bir Türk Lirasının küsuru da dikkate alınmak suretiyle artırılaracağı; (b) bendinde; mevzuata aykırılığı yapı inşaat alanı üzerinden hesaplanması mümkün olmayan, yapının cephelerini ve diğer yapı elemanlarını değiştiren veya yapı malzemesi için öngörülen gereklere aykırı bulunan uygulamalar için, Bakanlıkça yayımlanan ve aykırılığa konu imalatın tespiti tarihinde yürürlükte bulunan birim fiyat listesine göre ilgili idarece belirlenen bedelin % 20’si kadar idari para cezası verileceği düzenlenmiş, (c) bendinin alt bentlerinde temel para cezasına uygulanacak artırım sebepleri sayılmış, (ç) bendinde, "Bu fıkra uyarınca idari para cezası verilmesini gerektiren aykırılığa konu alan ile bu alanın bulunduğu arsa veya arazinin emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin çarpımı ile bulunan bedel kadar idari para cezası yukarıdaki bentlere göre verilen para cezalarına ayrıca ilave edilir. Bu fıkraya göre verilen idari para cezasının ilgilisine tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın giderilmesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmesi halinde bu bent uyarınca ilave edilen para cezası tahsil edilmez." hükmü getirilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 18 Mayıs 2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddesinin birinci fıkrasında; "Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir...", dördüncü fıkrasında; "Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir." hükmü, onbirinci fıkrasında ise, "Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmaz." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Yasa hükmüne dayanılarak hazırlanan ve 6 Haziran 2018 tarihli ve 30443 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin 6. maddesininüçüncü fıkrasında, yapı kayıt belgesi verilen yapılarla ilgili 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptal edileceği belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması (31/12/2018 tarih ve 538 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, başvuru süresi 15/6/2019 tarihine kadar uzatılmıştır.), bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi (31/12/2018 tarih ve 538 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, yapı kayıt bedeli ödeme süresi 30/6/2019 tarihine kadar uzatılmıştır.) halinde yapı kayıt belgesi verilebileceği düzenlenmiş olup; başvuranların beyanına göre Bakanlık veya yetkilendireceği kurum ve kuruluşlarca verilen yapı kayıt belgelerinin, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar ilgililere geçici süreliğine bazı haklar tanıdığı; 3194 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesinin 9. ve 11. fıkralarında ise, anılan Kanun hükmünden yararlanması yasaklanan yapı ve alanların belirlendiği, bu bağlamda, anılan Kanun hükmü uyarınca yapı kayıt belgesi verilemeyecek yapılardan olduğu ya da alanlarda bulunduğu anlaşılan ya da Kanun'da açıkça belirtildiği üzere 31/12/2017 tarihinde ve bu tarihten sonra yapıldığı tespit edilen veyahut ilgili özel kanunlarındaki düzenlemeler ile korunan doğal, tarihi ve arkeolojik sit alanları, kültür varlıkları, ormanlar, meralar ve kıyılar gibi alanlarda bulunan yapılar hakkında, aslında düzenlenmemesi gereken yapı kayıt belgesinin düzenlendiğinin anlaşılması durumunda, söz konusu yapı kayıt belgesinin, yapı kayıt belgesini düzenleyen idare tarafından iptal edilmesi gerektiğine kuşku bulunmamaktadır. Ayrıca yapı sahibinin beyanına dayalı düzenlenen yapı kayıt belgesi ile kayıt altına alınan yapıların, belgenin düzenlenmesine temel oluşturan 3194 sayılı Kanunun Geçici 16. maddesi ile belirlenen şartları taşımadığının ilgili idaresince tespiti halinde anılan Kanuna dayanılarak hazırlanan Tebliğin 8. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yine yetkili idaresince iptal edilmesi ve bu belgenin sağladığı hakların geri alınması mümkün olduğu gibi, yargısal incelemesi devam eden davalarda da Yasanın istisna kapsamına aldığı alanlarda yapılan yapılar ile 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı idaresince somut olarak kanıtlanan yapıların yapı kayıt belgesi ile sağlanan haklardan yararlanamayacağı da açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, davalı idare elemanları tarafından, "İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parseldeki Boğaziçi alanı etkilenme bölgesinde kalan kalan taşınmaz"da ... tarihinde yapılan denetimde, "zemin kat seviyesinde yapının niteliği değişecek şekilde betonarme inşai faaliyette bulunulduğu, 1., 2. 3. 4. bodrum kat çatılarının sökülerek profil malzeme ile kullanılabilir teras haline getirildiği, 4. bodrum katta sıfırdan kapalı alan ve istinat duvarı inşa edildiği" tespit edilerek ... sayılı yapı tatil tutanağı düzenlendiği, anılan yapı tatil tutanağına dayanılarak 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca ruhsatsız yapının yıkımına ve davacıya 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 432.043,47 TL para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ...sayılı encümen kararının alınması üzerine davacı tarafından, dava konusu taşınmazla ilgili ... tarih ve ... numaralı yapı kayıt belgesini olduğu belirtilerek söz konusu encümen kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dosyaya sunulan 13/04/203 tarihli bilirkişi raporunda yer alan, "Dava konusu taşınmaza ilişkin 2014 tarihli Google maps sokak görüntülerinde, taşınmaz üzerinde bir yapılaşmanın olduğuna yönelik" tespit ile dava dosyası içindeki İstanbul Valiliği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün, dava konusu taşınmaza ilişkin alınmış olan ... tarih ve ... numaralı yapı kayıt belgesinin aktif olduğuna ilişkin 15/09/2022 tarih ve 4544722 sayılı "Söz konusu yapı kayıt belgesine ilişkin Müdürlüklerince, başvuru detayları ve beyan edilen yapının uydu /sokak görüntüleri üzerinden yapılan incelemeler neticesinde yapı kayıt belgesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayan 3112/2017 tarihinden sonra yapılan aykırılıkların olduğu tespit edildiği...anılan yapı kayıt belgesinin aktif olduğu, 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı tespit edilen (yapının alt kotta kalan kısmına ilave ) ve yapı kayıt belgesi kapsamında olmadığı anlaşılan imalatlarla ilgili işlem tesis edilmesi ..." yazının değerlendirilmesinden, davaya konu taşınmaz üzerinde 2014 yılında da yapılaşmanın olduğu, taşınmaza ilişkin 03/01/2019 tarihinde alınmış bir yapı kayıt belgesinin mevcut ve halen aktif olmakla birlikte, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıların bir kısmının 31/12/2017 tarihinden sora yapılmış olduğuna dair Mahkemeye bilgi sunulduğu, ancak Mahkemesince dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının hangi kısmının 31/12/2017 tarihinden önce mevcut olup yapı kayıt belgeli olduğu, hangi kısımlarının ise 31/12/2017 tarihinde sonra yapılan ve yapı kayıt belgesi kapsamında olmayan ilaveler olduğu hususu açıklığa kavuşturulmadan eksik incelmeye dayalı karar verildiği, İdare Dava Dairesince de bu husus açıklığa kavuşturulmadan istinaf başvurularının reddine karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda, İdare Dava Dairesince öncelikle yukarıda bahsedilen durumun açıklığa kavuşturulmasına yönelik yeniden bir keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak dava konusu işleme konu yapı ve imalatların hangilerinin 31/12/2017 tarihinden önce yapıldığı ve yapı kayıt belgesine konu olduğu husus ortaya konulduktan sonra, dava konusu encümen kararının tamamının yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, uyuşmazlığın nihai şekilde sonuçlandırılmasına olanak bulunan durumlarda, Mahkemelerin uyuşmazlığı tamamen sonlandıracak nitelikte karar vermeleri usul ekonomisi ilkesinin gereğidir.
Dava konusu yapıyla ilgili olarak tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı davada, uyuşmazlığın teknik yönünün çözümlenmesini teminen keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek, mahallinde keşfin icra edilmesi üzerine, yapı inşaat alanı, yapı sınıfı ve yapı grubunun bilirkişiye tespiti yaptırıldıktan sonra, bilirkişi tarafından yapılacak teknik ve bilimsel inceleme ve değerlendirmeler sonucunda temel para cezasının belirlenmesi ve bu temel para cezasından yola çıkılarak, Kanun'da öngörülen artırım oranları da uygulanmak suretiyle toplam ceza miktarının belirlenmesi, işin doğası gereği olup, yapılan tespitler uyarınca hesaplanan para cezası miktarına göre karar verilmesi gerekmektedir, aksi bir durum davacı ile davalı idare arasındaki uyuşmazlığı sonuçlandırmayacağı gibi yeni uyuşmazlıklara da yol açabilecektir.
Başka bir anlatımla, 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde, temel para cezasının hesaplanmasında temel kriterler olarak öngörülen yapı inşaat alanı, yapı sınıfı ve grubunun, idarece hesaplanan temel para cezası tutarını aşmamak koşuluyla, bilirkişi tarafından teknik ve bilimsel inceleme ve değerlendirmeler sonucu bulunacak temel para cezasına ve tespit edilen temel para cezası miktarına aynı fıkranın (c) bendinde öngörülen artırım oranları uygulanarak belirlenen toplam para cezasına göre karar verilebileceği, temel para cezasına ilişkin söz konusu kriterlere aykırı hesaplama yapıldığının tespit edilmesi halinde, toplam para cezasının tamamının iptalinin gerekmediği, temel para cezasının hesaplanmasına ilişkin aykırılıklar tespit edildikten sonra, bilirkişi tarafından, aykırılıktan etkilenen alan ve/veya yapı sınıfı grubuna ilişkin yapılan tespitler uyarınca hesaplanan para cezası miktarı esas alınarak dava konusu işlemin kısmen iptaline karar verilebileceğinden bu şekilde karar verilmesi idari yargı denetimi yetkisinin aşılarak, idari eylem ve işlem niteliğinde yargı kararı verilmesi sonucunu doğurmayacaktır.
Bu çerçevede, uyuşmazlıkta, bilirkişi incelemesi ile işlemin hukuka uygun olan ve olmayan kısımlarının açık bir şekilde ortaya konulduğu hallerde Mahkemesince dava konusu işlemin hukuka uygun olan kısmı yönünden davanın reddine, hukuka uygun olmayan kısmının ise iptaline karar verilmesi mümkündür. Temel para cezasındaki aykırılığın uygulanacak para cezasının tamamını etkilediği gerekçesiyle "kısmen iptal, kısmen ret" kararı yerine işlemin tamamen iptaline karar verilmesi durumunda, ilgili idare tarafından karar gerekçesi göz önünde bulundurularak yeniden işlem tesis edilmesi üzerine yargılama sürecinin yeniden başlatılmasının usul ekonomisi ilkesine aykırı olacağı açıktır.
Bu itibarla, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapı tatil tutanağına konu yapıların hangilerinin 31/12/2017 tarihinden önce mevcut olduğu ve ... tarih ve ... numaralı yapı kayıt belgesinin konusunu oluşturduğu hususu araştırılarak açıklığa kavuşturulduktan sonra ortaya çıkacak duruma göre yukarıda yer verilen açıklamalar dikkate alınmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, eksik inceleme sonucu verilen temyize konu İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yıkıma ilişkin kısmının oybirliğiyle, para cezasına ilişkin kısmının Üye ...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 22/12/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının "para cezasına ilişkin kısmının" bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin para cezasına ilişkin kısmının reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına bu kısım yönünden katılmıyorum.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/992
Karar No : 2025/6848
TEMYİZ EDEN
**TARAFLAR:** 1- (DAVACI) ....
**VEKİLİ:** Av. ...
2- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek aleyhlerine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parseldeki taşınmaz üzerinde ruhsatsız olarak yapı yapıldığının tespitine ilişkin ... tarih ve ... sayılı yapı tatil tutanağına dayanılarak 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca ruhsatsız yapının yıkımına ve davacıya 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 432.043,47 TL para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ...sayılı encümen kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen .. tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyaya sunulan bilgi, belgeler ve bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu encümen kararının yıkıma ilişkin kısmı yönünden; ... tarihli yapı tatil zaptı ile tespit edilen ruhsata aykırı yapıldığı ileri sürülen imalatlar için ruhsat gerektiği, dosyada bulunan mevcut evraklara göre dava konusu imalatın ruhsata bağlanamaz durumda olduğu, arşiv sokak fotoğrafları ve Google Earth Pro uygulaması üzerinden ulaşılabilen hava fotoğraflarına göre yapılan incelemede dava konusu imalatların Aralık 2020 itibariyle yapılmadığı, Ağustos 2021’de kısmen yapıldığı, Ağustos 2022 itibariyle yapıldığı, dolayısıyla 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı anlaşılan yapı tatil tutanağına konu imalatlar hakkındaki yapıların yıkımına ilişkin encümen kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu encümen kararının para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden; davalı idare tarafından tespit edilen aykırılıktan etkilenen alanın metrekaresinin bilirkişi tarafından tespit edilen aykırılıktan etkilenen alandan daha fazla olduğu, ayrıca istinat duvarına ilişkin temel para cezasının metrekare cinsinden hesaplanamayacağı, 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin (b) bendi uyarınca metreküp cinsinden birim maliyet bedeli üzerinden hesaplanması gerekliliğinden bahisle, davalı idarece aykırılıktan etkilenen alanın yanlış belirlendiği, dolayısıyla temel para cezası hesaplanmasının hatalı olduğunın anlaşıldığı belirtilerek dava konusu encümen kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu encümen kararının, para cezasına ilişkin kısmının iptaline, yıkıma ilişkin kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu işlemin dayanağı olan yapı tatil tutanağının usul ve hukuka aykırı düzenlenmediği, yapı tatil tutanağında tespit edilen aykırılıkların giderilmesi için taraflarına bir aylık süre verilmeden yıkıma dair işlemin tesis edildiği, davaya konu taşınmazın yapı kayıt belgesinin olduğu, yapı kayıt belgeli yapılar hakkında bu belgeler iptal edilmediği sürece ilgili oldukları yapılarla ilgili yıkım kararı alınamayacağı, para cezası verilemeyeceği hususlarına değinilerek İdare Dava Dairesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Temyize konu kararın eksik incelemeye dayalı verildiği, kararda sunmuş oldukları savunmalarına yer verilmediği, para cezasının usul ve hukuka uygun tesis edildiği, bilirkişi raporunun hatalı değerlendirmeler içerdiği, rapora karşı itirazlarının dikkate alınmadığı, dava konusu yapıya ilişkin İdarelerince yapılan ölçümlerin doğru olduğu, mevcut yapının iki katlı olduğu ve diğer katın da statik ve mimari olarak aykırılıktan etkilendiği hususlarına değinilerek, dava konusu işlemlerin usul ve hukuka uygun olduğu, İdare Dava Dairesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ :Tarafların temyiz isteminin kabulünün gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
2960 sayılı Boğaziçi Kanununun 11. maddesinde; "Boğaziçi Alanındaki yapılar, kazı izni verildiği günden itibaren Boğaziçi İmar Müdürlüğünce inşaat ruhsatına ve eklerine ve bu Kanunla belirlenen esaslara göre denetlenir. Boğaziçi İmar Müdürlüğü, denetleme sırasında inşaat ruhsatı ve eklerine ve bu Kanunla belirlenen imar mevzuatına aykırılıkları bir tutanakla tespit eder. Tutanak tanziminde mal sahibi veya müteahhit veya fenni mesulün bulunması esastır. Bunların bulunmamaları halinde inşaatta çalışan herhangi bir kişinin bulunması da yeterlidir. Terkedilmiş bir inşaatta tutanak, Boğaziçi İmar Müdürlüğünce görevlendirilecek asgari üç görevli tarafından tanzim edilir. İnşaat ruhsatı ve eklerine ve imar mevzuatına aykırılığı tespit edilen yapılar için, tutanak tanzimi ile birlikte inşaat mühürlenir. Yapının mühürlendiğini belirten belge ve levhalar yapının muhtelif cephelerine asılır. Bu suretle durum mal sahibine veya müteahhide veya fenni mesule tebliğ edilmiş sayılır..." hükmüne; aynı Kanunun 12. maddesinde; "Kullanma izni verilen yapıların, Boğaziçi İmar Müdürlüğünce tespit edilecek önceliklere göre ve bir program dahilinde, projelerine ve imar mevzuatına uygunluğu denetlenir. Denetleme sırasında tespit edilen aykırılıklar bu Kanunun 11. maddesinde belirtilen esaslara göre tespit edilir ve derhal Boğaziçi İmar Müdürlüğüne bildirilir. Tutanak tanziminde mal sahibi veya yönetici veya kiracının bulunması esastır. Terkedilmiş yapılarda tutanak Boğaziçi İmar Müdürlüğünce görevlendirilecek asgari üç görevli tarafından tanzim edilir. Yapıda imar mevzuatına aykırı olarak yapılan değişiklikler ve eklentiler, bu kanunun 13. maddesinde belirtilen esaslara göre Boğaziçi İmar Müdürlüğünce yıkılır ve yıktırılır..." hükmüne, "Yıkım işleri" başlıklı 13. maddesinde, "Yıkım işleri: Aşağıda belirtilen yapılar Boğaziçi İmar İdare Heyetinin kararı ve Boğaziçi İmar Müdürünün yazılı emri ile yıkılır veya yıktırılır. a) İnşaat ruhsatı olmayan yapılar, b) Yapının, inşaat ruhsatı ve eklerine ve imar mevzuatına aykırı yapılmış bölümleri, c) Boğaziçi İmar Müdürlüğünce mühürlenerek yapımı durdurulmuş yapıların mühürlendikten sonra yapılan ilaveleri, d) Yapılarda kullanma izni verildikten sonra imar mevzuatına aykırı olarak yapılan değişiklikler ve eklentileri. Bu Kanun hükümlerine göre yıkılması gereken yapılar tespit edildiğinde Boğaziçi İmar Müdürlüğünce derhal valiliğe bildirilir. Vali, Boğaziçi İmar İdare Heyetini en geç yedi gün içinde toplayarak konunun karara bağlanmasını sağlar ve kararı Boğaziçi İmar Müdürlüğüne gönderir. Yıkım emri 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine bağlı kalınmaksızın güvenlik kuvvetleri veya belediye zabıta kuvvetleri tarafından mal sahibine veya müteahhide tebliğ edilir. Bu tebligat onbeş gün içinde tamamlanır. Tebligatın bu şekilde yapılması mümkün olmadığı takdirde, yıkım emri yapı mahallinde görülebilecek bir yere onbeş gün müddetle asılır ve bu işlem bir tutanakla belirlenir. Bu suretle durum mal sahibi veya müteahhide tebliğ edilmiş sayılır. Tebligatın tamamlanmasından itibaren onbeş gün içinde yapı, mal sahibi veya müteahhit tarafından yıkılmadığında, yıkım işlemi Boğaziçi İmar Müdürlüğünce yerine getirilir ve yıkım masrafları % 20 fazlası ile mal sahibi veya müteahitten tahsil edilir." hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 4. maddesinde; bu Kanunun ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960 sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı, 42. maddesinin 2. fıkrasında; ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, bin Türk Lirasından az olmamak üzere, maddede belirtilen şekilde hesaplanan idari para cezalarının uygulanacağı düzenlenmiş; (a) bendinde; Bakanlıkça belirlenen yapı sınıflarına ve gruplarına göre yapının inşaat alanı üzerinden hesaplanmak üzere, mevzuata aykırılığın her bir metrekaresi için idari para cezası verileceği, bu miktarların her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında bir Türk Lirasının küsuru da dikkate alınmak suretiyle artırılaracağı; (b) bendinde; mevzuata aykırılığı yapı inşaat alanı üzerinden hesaplanması mümkün olmayan, yapının cephelerini ve diğer yapı elemanlarını değiştiren veya yapı malzemesi için öngörülen gereklere aykırı bulunan uygulamalar için, Bakanlıkça yayımlanan ve aykırılığa konu imalatın tespiti tarihinde yürürlükte bulunan birim fiyat listesine göre ilgili idarece belirlenen bedelin % 20’si kadar idari para cezası verileceği düzenlenmiş, (c) bendinin alt bentlerinde temel para cezasına uygulanacak artırım sebepleri sayılmış, (ç) bendinde, "Bu fıkra uyarınca idari para cezası verilmesini gerektiren aykırılığa konu alan ile bu alanın bulunduğu arsa veya arazinin emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin çarpımı ile bulunan bedel kadar idari para cezası yukarıdaki bentlere göre verilen para cezalarına ayrıca ilave edilir. Bu fıkraya göre verilen idari para cezasının ilgilisine tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın giderilmesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmesi halinde bu bent uyarınca ilave edilen para cezası tahsil edilmez." hükmü getirilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 18 Mayıs 2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddesinin birinci fıkrasında; "Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir...", dördüncü fıkrasında; "Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir." hükmü, onbirinci fıkrasında ise, "Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmaz." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Yasa hükmüne dayanılarak hazırlanan ve 6 Haziran 2018 tarihli ve 30443 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin 6. maddesininüçüncü fıkrasında, yapı kayıt belgesi verilen yapılarla ilgili 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptal edileceği belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması (31/12/2018 tarih ve 538 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, başvuru süresi 15/6/2019 tarihine kadar uzatılmıştır.), bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi (31/12/2018 tarih ve 538 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, yapı kayıt bedeli ödeme süresi 30/6/2019 tarihine kadar uzatılmıştır.) halinde yapı kayıt belgesi verilebileceği düzenlenmiş olup; başvuranların beyanına göre Bakanlık veya yetkilendireceği kurum ve kuruluşlarca verilen yapı kayıt belgelerinin, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar ilgililere geçici süreliğine bazı haklar tanıdığı; 3194 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesinin 9. ve 11. fıkralarında ise, anılan Kanun hükmünden yararlanması yasaklanan yapı ve alanların belirlendiği, bu bağlamda, anılan Kanun hükmü uyarınca yapı kayıt belgesi verilemeyecek yapılardan olduğu ya da alanlarda bulunduğu anlaşılan ya da Kanun'da açıkça belirtildiği üzere 31/12/2017 tarihinde ve bu tarihten sonra yapıldığı tespit edilen veyahut ilgili özel kanunlarındaki düzenlemeler ile korunan doğal, tarihi ve arkeolojik sit alanları, kültür varlıkları, ormanlar, meralar ve kıyılar gibi alanlarda bulunan yapılar hakkında, aslında düzenlenmemesi gereken yapı kayıt belgesinin düzenlendiğinin anlaşılması durumunda, söz konusu yapı kayıt belgesinin, yapı kayıt belgesini düzenleyen idare tarafından iptal edilmesi gerektiğine kuşku bulunmamaktadır. Ayrıca yapı sahibinin beyanına dayalı düzenlenen yapı kayıt belgesi ile kayıt altına alınan yapıların, belgenin düzenlenmesine temel oluşturan 3194 sayılı Kanunun Geçici 16. maddesi ile belirlenen şartları taşımadığının ilgili idaresince tespiti halinde anılan Kanuna dayanılarak hazırlanan Tebliğin 8. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yine yetkili idaresince iptal edilmesi ve bu belgenin sağladığı hakların geri alınması mümkün olduğu gibi, yargısal incelemesi devam eden davalarda da Yasanın istisna kapsamına aldığı alanlarda yapılan yapılar ile 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı idaresince somut olarak kanıtlanan yapıların yapı kayıt belgesi ile sağlanan haklardan yararlanamayacağı da açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, davalı idare elemanları tarafından, "İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parseldeki Boğaziçi alanı etkilenme bölgesinde kalan kalan taşınmaz"da ... tarihinde yapılan denetimde, "zemin kat seviyesinde yapının niteliği değişecek şekilde betonarme inşai faaliyette bulunulduğu, 1., 2. 3. 4. bodrum kat çatılarının sökülerek profil malzeme ile kullanılabilir teras haline getirildiği, 4. bodrum katta sıfırdan kapalı alan ve istinat duvarı inşa edildiği" tespit edilerek ... sayılı yapı tatil tutanağı düzenlendiği, anılan yapı tatil tutanağına dayanılarak 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca ruhsatsız yapının yıkımına ve davacıya 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 432.043,47 TL para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ...sayılı encümen kararının alınması üzerine davacı tarafından, dava konusu taşınmazla ilgili ... tarih ve ... numaralı yapı kayıt belgesini olduğu belirtilerek söz konusu encümen kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dosyaya sunulan 13/04/203 tarihli bilirkişi raporunda yer alan, "Dava konusu taşınmaza ilişkin 2014 tarihli Google maps sokak görüntülerinde, taşınmaz üzerinde bir yapılaşmanın olduğuna yönelik" tespit ile dava dosyası içindeki İstanbul Valiliği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün, dava konusu taşınmaza ilişkin alınmış olan ... tarih ve ... numaralı yapı kayıt belgesinin aktif olduğuna ilişkin 15/09/2022 tarih ve 4544722 sayılı "Söz konusu yapı kayıt belgesine ilişkin Müdürlüklerince, başvuru detayları ve beyan edilen yapının uydu /sokak görüntüleri üzerinden yapılan incelemeler neticesinde yapı kayıt belgesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayan 3112/2017 tarihinden sonra yapılan aykırılıkların olduğu tespit edildiği...anılan yapı kayıt belgesinin aktif olduğu, 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı tespit edilen (yapının alt kotta kalan kısmına ilave ) ve yapı kayıt belgesi kapsamında olmadığı anlaşılan imalatlarla ilgili işlem tesis edilmesi ..." yazının değerlendirilmesinden, davaya konu taşınmaz üzerinde 2014 yılında da yapılaşmanın olduğu, taşınmaza ilişkin 03/01/2019 tarihinde alınmış bir yapı kayıt belgesinin mevcut ve halen aktif olmakla birlikte, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıların bir kısmının 31/12/2017 tarihinden sora yapılmış olduğuna dair Mahkemeye bilgi sunulduğu, ancak Mahkemesince dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının hangi kısmının 31/12/2017 tarihinden önce mevcut olup yapı kayıt belgeli olduğu, hangi kısımlarının ise 31/12/2017 tarihinde sonra yapılan ve yapı kayıt belgesi kapsamında olmayan ilaveler olduğu hususu açıklığa kavuşturulmadan eksik incelmeye dayalı karar verildiği, İdare Dava Dairesince de bu husus açıklığa kavuşturulmadan istinaf başvurularının reddine karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda, İdare Dava Dairesince öncelikle yukarıda bahsedilen durumun açıklığa kavuşturulmasına yönelik yeniden bir keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak dava konusu işleme konu yapı ve imalatların hangilerinin 31/12/2017 tarihinden önce yapıldığı ve yapı kayıt belgesine konu olduğu husus ortaya konulduktan sonra, dava konusu encümen kararının tamamının yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, uyuşmazlığın nihai şekilde sonuçlandırılmasına olanak bulunan durumlarda, Mahkemelerin uyuşmazlığı tamamen sonlandıracak nitelikte karar vermeleri usul ekonomisi ilkesinin gereğidir.
Dava konusu yapıyla ilgili olarak tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı davada, uyuşmazlığın teknik yönünün çözümlenmesini teminen keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek, mahallinde keşfin icra edilmesi üzerine, yapı inşaat alanı, yapı sınıfı ve yapı grubunun bilirkişiye tespiti yaptırıldıktan sonra, bilirkişi tarafından yapılacak teknik ve bilimsel inceleme ve değerlendirmeler sonucunda temel para cezasının belirlenmesi ve bu temel para cezasından yola çıkılarak, Kanun'da öngörülen artırım oranları da uygulanmak suretiyle toplam ceza miktarının belirlenmesi, işin doğası gereği olup, yapılan tespitler uyarınca hesaplanan para cezası miktarına göre karar verilmesi gerekmektedir, aksi bir durum davacı ile davalı idare arasındaki uyuşmazlığı sonuçlandırmayacağı gibi yeni uyuşmazlıklara da yol açabilecektir.
Başka bir anlatımla, 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde, temel para cezasının hesaplanmasında temel kriterler olarak öngörülen yapı inşaat alanı, yapı sınıfı ve grubunun, idarece hesaplanan temel para cezası tutarını aşmamak koşuluyla, bilirkişi tarafından teknik ve bilimsel inceleme ve değerlendirmeler sonucu bulunacak temel para cezasına ve tespit edilen temel para cezası miktarına aynı fıkranın (c) bendinde öngörülen artırım oranları uygulanarak belirlenen toplam para cezasına göre karar verilebileceği, temel para cezasına ilişkin söz konusu kriterlere aykırı hesaplama yapıldığının tespit edilmesi halinde, toplam para cezasının tamamının iptalinin gerekmediği, temel para cezasının hesaplanmasına ilişkin aykırılıklar tespit edildikten sonra, bilirkişi tarafından, aykırılıktan etkilenen alan ve/veya yapı sınıfı grubuna ilişkin yapılan tespitler uyarınca hesaplanan para cezası miktarı esas alınarak dava konusu işlemin kısmen iptaline karar verilebileceğinden bu şekilde karar verilmesi idari yargı denetimi yetkisinin aşılarak, idari eylem ve işlem niteliğinde yargı kararı verilmesi sonucunu doğurmayacaktır.
Bu çerçevede, uyuşmazlıkta, bilirkişi incelemesi ile işlemin hukuka uygun olan ve olmayan kısımlarının açık bir şekilde ortaya konulduğu hallerde Mahkemesince dava konusu işlemin hukuka uygun olan kısmı yönünden davanın reddine, hukuka uygun olmayan kısmının ise iptaline karar verilmesi mümkündür. Temel para cezasındaki aykırılığın uygulanacak para cezasının tamamını etkilediği gerekçesiyle "kısmen iptal, kısmen ret" kararı yerine işlemin tamamen iptaline karar verilmesi durumunda, ilgili idare tarafından karar gerekçesi göz önünde bulundurularak yeniden işlem tesis edilmesi üzerine yargılama sürecinin yeniden başlatılmasının usul ekonomisi ilkesine aykırı olacağı açıktır.
Bu itibarla, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapı tatil tutanağına konu yapıların hangilerinin 31/12/2017 tarihinden önce mevcut olduğu ve ... tarih ve ... numaralı yapı kayıt belgesinin konusunu oluşturduğu hususu araştırılarak açıklığa kavuşturulduktan sonra ortaya çıkacak duruma göre yukarıda yer verilen açıklamalar dikkate alınmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, eksik inceleme sonucu verilen temyize konu İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yıkıma ilişkin kısmının oybirliğiyle, para cezasına ilişkin kısmının Üye ...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 22/12/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının "para cezasına ilişkin kısmının" bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin para cezasına ilişkin kısmının reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına bu kısım yönünden katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.