Danıştay 4. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 4. Daire E.2025/748 K.2025/5207
T.C. DANIŞTAYDÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No: 2025/748
Karar No: 2025/5207
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:... sayılı yerde imara aykırı faaliyetlerde bulunulduğu tespit edildiğinden bahisle 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca tespit edilen aykırılıkların yıkımına ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeninin ... tarih ve... sayılı kararı ile, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca davacıya 14.778,79-TL para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı encümen kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu İstanbul Büyükşehir Belediyesi Encümen kararında, mahallinde yapılan tespit ile yapı kayıt belgesi bulunan yapının çatı katının krokide gösterildiği şekilde saçaklardan kaldırılarak kullanım hacminin artırıldığının tespit edildiğinden bahisle işlem tesis edildiği anlaşılmakla, mahallinde yapılan keşif icrası sonrası düzenlenen ve yukarıda alıntılanan bilirkişi raporu ile diğer belgeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, dava konusu aykırılıkların 3194 saylı İmar Kanununun 5. maddesinde ve 20. maddesinde geçen “Yapı” tanımına uyduğu, ancak aynı zamanda İstanbul İmar Yönetmeliği’nin 4. maddesinde "Yapılarda esaslı tadilat kapsamında olmayan, taşıyıcı sistemi, bağımsız bölümün dış cephesini, ıslak hacimlerin yerini ve sayısını değiştirmeyen; derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile bahçe duvarı, duvar kaplamaları, baca, saçak, çatı onarımı ve kiremit aktarılması gibi her türlü tamir ve tadil işlemleri” tanımına da uyduğu, taşıyıcı unsuru etkilememesi veya yapı inşaat alanını veya emsale konu alanını veya taban alanını veya bağımsız bölüm sayısını veya ortak alanların veya bağımsız bölümlerin alanını veya kullanım amacını değiştirmediği, esaslı tadilat kapsamında olmadığı, “Basit tamir ve tadil” nitelendiğinde olduğu, yapılan aykırılıklar bakımından yapı ruhsatı gerektirmediği anlaşıldığından, imar mevzuatına aykırılık içermeyen inşai faaliyetin 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun 13. maddesi ve 3194 sayılı Kanunun 42. maddesi kapsamında görülüp Boğaziçi Kanunun 13. maddesi uyarınca yıkılmasına ve 3194 sayılı Kanunun 42. maddesi uyarınca idari para cezasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince; çatı örtüsünün terasa doğru uzanan uç noktasından tepe noktasına kadar olan kısmının yükseltilmesi esaslı tadilat olmadığından yapı ruhsatı gerektirmediği yönünde karar verilmiş olup, dava dosyasında yer alan bilirkişi raporu ile fotoğrafların birlikte incelenmesinden, İstanbul İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendi uyarınca çatı onarımı ve kiremit aktarılması işleminin basit tamir ve tadilat kapsamında olduğu, söz konusu yapıda ise, çatı örtüsünün terasa doğru uzanan uç noktasından tepe noktasına kadar olan kısmının 40 cm yükseltildiği, çatının saçaklardan kaldırılması sonucunda kullanım hacminin artırıldığı dolayısıyla, dava konusu inşai faaliyetin ruhsata tabi olduğu sonucuna varılmakta ise de, yapı tatil tutanağında çatının yükseltilen kısmının derinliğinin 3.00 metre olarak belirlendiği, keşif esnasında yapılan ölçümde ise derinliğinin 1.85 metre olarak tespit edildiği, yapılan tadilat esaslı bir tadilat olsa da inşai faaliyetin derinliği ve bunun sonucunda aykırılıktan etkilenen alan hatalı belirlendiğinden, dava konusu işlemlerin hatalı tespite dayanılarak tesis edildiği sonuç ve kanaatine varıldığı, bu nedenle, dava konusu edilen işlemlerde hukuka uyarlılık, istinafa konu mahkeme kararında ise sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalı idarenin istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare vekili tarafından; çatının saçaklardan kaldırılmasının yeni bir durum oluşturmak için yapılan değişikliği ifade ettiği, ruhsata tabi olduğu, ruhsatsız olarak yapıldığı, yürürlükteki imar planları gereğince ruhsata bağlanamadığı, imar işlem dosyasında yapılan incelemede, yapıya ait yapı ruhsatı, onaylı mimari projesi, yapı kullanma izin belgesi bulunmadığı, mahkeme kararının eksik ve hatalı inceleme sonucu verildiğinden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE
GEREKÇE: Temyize konu İdare Dava Dairesi kararının, yıkıma ilişkin kısmı yönünden: 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun 11. maddesinde; "Boğaziçi Alanındaki yapılar, kazı izni verildiği günden itibaren Boğaziçi İmar Müdürlüğünce inşaat ruhsatına ve eklerine ve bu Kanunla belirlenen esaslara göre denetlenir. Boğaziçi İmar Müdürlüğü, denetleme sırasında inşaat ruhsatı ve eklerine ve bu Kanunla belirlenen imar mevzuatına aykırılıkları bir tutanakla tespit eder. Tutanak tanziminde mal sahibi veya müteahhit veya fenni mesulün bulunması esastır. Bunların bulunmamaları halinde inşaatta çalışan herhangi bir kişinin bulunması da yeterlidir. Terkedilmiş bir inşaatta tutanak, Boğaziçi İmar Müdürlüğünce görevlendirilecek asgari üç görevli tarafından tanzim edilir. İnşaat ruhsatı ve eklerine ve imar mevzuatına aykırılığı tespit edilen yapılar için, tutanak tanzimi ile birlikte inşaat mühürlenir. Yapının mühürlendiğini belirten belge ve levhalar yapının muhtelif cephelerine asılır. Bu suretle durum mal sahibine veya müteahhide veya fenni mesule tebliğ edilmiş sayılır..." hükmüne; aynı Kanunun 12. maddesinde; "Kullanma izni verilen yapıların, Boğaziçi İmar Müdürlüğünce tespit edilecek önceliklere göre ve bir program dahilinde, projelerine ve imar mevzuatına uygunluğu denetlenir. Denetleme sırasında tespit edilen aykırılıklar bu Kanunun 11. maddesinde belirtilen esaslara göre tespit edilir ve derhal Boğaziçi İmar Müdürlüğüne bildirilir. Tutanak tanziminde mal sahibi veya yönetici veya kiracının bulunması esastır. Terkedilmiş yapılarda tutanak Boğaziçi İmar Müdürlüğünce görevlendirilecek asgari üç görevli tarafından tanzim edilir. Yapıda imar mevzuatına aykırı olarak yapılan değişiklikler ve eklentiler, bu kanunun 13. maddesinde belirtilen esaslara göre Boğaziçi İmar Müdürlüğünce yıkılır ve yıktırılır..." hükmüne, "Yıkım işleri" başlıklı 13. maddesinde, "Yıkım işleri: Aşağıda belirtilen yapılar Boğaziçi İmar İdare Heyetinin kararı ve Boğaziçi İmar Müdürünün yazılı emri ile yıkılır veya yıktırılır. a) İnşaat ruhsatı olmayan yapılar, b) Yapının, inşaat ruhsatı ve eklerine ve imar mevzuatına aykırı yapılmış bölümleri, c) Boğaziçi İmar Müdürlüğünce mühürlenerek yapımı durdurulmuş yapıların mühürlendikten sonra yapılan ilaveleri, d) Yapılarda kullanma izni verildikten sonra imar mevzuatına aykırı olarak yapılan değişiklikler ve eklentileri. Bu Kanun hükümlerine göre yıkılması gereken yapılar tespit edildiğinde Boğaziçi İmar Müdürlüğünce derhal valiliğe bildirilir. Vali, Boğaziçi İmar İdare Heyetini en geç yedi gün içinde toplayarak konunun karara bağlanmasını sağlar ve kararı Boğaziçi İmar Müdürlüğüne gönderir. Yıkım emri 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine bağlı kalınmaksızın güvenlik kuvvetleri veya belediye zabıta kuvvetleri tarafından mal sahibine veya müteahhide tebliğ edilir. Bu tebligat onbeş gün içinde tamamlanır. Tebligatın bu şekilde yapılması mümkün olmadığı takdirde, yıkım emri yapı mahallinde görülebilecek bir yere onbeş gün müddetle asılır ve bu işlem bir tutanakla belirlenir. Bu suretle durum mal sahibi veya müteahhide tebliğ edilmiş sayılır. Tebligatın tamamlanmasından itibaren onbeş gün içinde yapı, mal sahibi veya müteahhit tarafından yıkılmadığında, yıkım işlemi Boğaziçi İmar Müdürlüğünce yerine getirilir ve yıkım masrafları % 20 fazlası ile mal sahibi veya müteahitten tahsil edilir." hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlık konusu yapının bulunduğu parselin 22.07.1983 onanlı 1/1000 ölçekli Boğaziçi Sahil Şeridi ve Öngörünüm Bölgesi Uygulama İmar Planında "Devlet ormanı" sınırında kaldığı, mahkemesince uyuşmazlığın çözümü amacıyla 11.01.2023 tarihinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle: "İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:... adresinde tescil dışı alan üzerinde 2 kat + çatı katından müteşekkil yapı bulunduğu, yapı tatil tutanağı kapsamında kalan Çatı Katı’nın kafe olarak kullanıldığı görülmüştür. Dosyasında Yapı Tatil Tutanağına konu imalatın yapılmadan önceki yapının durumuna ilişkin bilgi, belge ve projeye rastlanmamakla birlikte, Yapı Kayıt Belgesi alınırken sisteme yüklenen fotoğraflarla bilirkişi tarafından yapılan araştırmalarda öncesi durumuna ait 2019 yılının 7. ayında çekilmiş fotoğrafına ulaşılmış olup, bahsi geçen fotoğraf üzerinde yapılan incelemeler ve keşif esnasında yapılan gözlemler neticesinde çatı örtüsünün, terasa doğru uzanan uç noktasından tepe noktasına kadar olan kısmının 40 cm yükseltildiği, ancak derinliğinin 1.85 metre olduğu, yapı tatil tutanağında derinliğin 3.00 metre olduğu dikkate alındığında dava konusu işleme dayanak yapı tatil tutanağı ile saptanan duruma uygun olmadığı, diğer tespitler ve ölçülendirmelerde yapının mevcut durumunun dava konusu işleme dayanak yapı tatil tutanağı ile saptanan duruma uygun olduğu, para cezası yönünden, yapı sınıfı ve grubu belirlemesinin uygun olduğu, aykırılığa konu alan tespitinin ve beraberinde temel para cezasının uygun olmadığı, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendi uyarınca uygulanan ceza artırımı maddelerinin yerinde olduğu, 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin uygulanmasının uygun olduğu, ancak, aykırılığa konu alan ölçülendirmesinin hatalı olması nedeniyle ceza miktarının uygun olmadığı, dava konusu yapıya ait ... tarih ve ... belge nolu Yapı Kayıt Belgesinin bulunduğu, Yapı Kayıt Belgesinin İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:... adresinde ... (...) ada ... (...) parselde bulunan yapı için düzenlendiği, tescil dışı alanda kaldığı anlaşıldığı" yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir. Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Dava Dairesince, söz konusu yapıda, çatı örtüsünün terasa doğru uzanan uç noktasından tepe noktasına kadar olan kısmının 40 cm yükseltildiği, çatının saçaklardan kaldırılması sonucunda kullanım hacminin artırıldığı dolayısıyla dava konusu inşai faaliyetin ruhsata tabi olduğu, yapı tatil tutanağında çatının yükseltilen kısmının derinliğinin 3.00 metre olarak belirlendiği, keşif esnasında yapılan ölçümde ise derinliğinin 1.85 metre olarak tespit edildiği, yapılan tadilat esaslı bir tadilat olsa da inşai faaliyetin derinliği ve bunun sonucunda aykırılıktan etkilenen alan hatalı belirlendiğinden, dava konusu işlemlerin hatalı tespite dayanılarak tesis edildiği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle, dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine karar verilmişse de; bilirkişi raporu, yapı tatil tutanağı ve ekindeki fotoğraflar ile dava dosyasındaki bilgi ve belgeler birlikte incelendiğinde, 22.07.1983 onanlı 1/1000 ölçekli Boğaziçi Sahil Şeridi ve Öngörünüm Bölgesi Uygulama İmar Planında "Devlet ormanı" sınırında kalan parselde, 'yapı kayıt belgesi bulunan yapının çatı katının krokide gösterildiği şekilde saçaklarından kaldırılarak kullanım hacminin artırıldığının" davalı idare teknik elemanlarınca taşınmaz mahallinde kroki yardımı ile usulüne uygun olarak tespit edildiği, söz konusu yapıda yapılan inşai faaliyetin, esaslı tadilat niteliğinde ve ruhsata tabi olduğu halde, davacı tarafından ruhsatsız olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, söz konusu yapıda yapılan inşai faaliyetin, esaslı tadilat niteliğinde ve ruhsata tabi olduğu halde, ruhsatsız olarak yapıldığı davalı idare tarafından usulüne uygun olarak tespit edildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemin yıkıma ilişkin kısmında hukuka aykırılık, aksi yöndeki, temyize konu İdare Dava Dairesi kararının anılan kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. Temyize konu İdare Dava Dairesi kararının, para cezasına ilişkin kısmına gelince: 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca, yapı inşaat alanı ve yapı sınıfı ve grubu temel kriterler olarak öngörüldüğünden ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yapılan yapıların ölçüm yapılmak suretiyle metrekarelerinin somut bir şekilde tespit edilmek suretiyle aykırılıktan etkilenen alanın belirlenmesi ve bu şekilde belirlenen aykırılıktan etkilenen alana göre temel para cezasının hesaplanması gerekmektedir. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ve bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın nihai şekilde sonuçlandırılmasına olanak bulunan durumlarda, Mahkemelerin uyuşmazlığı tamamen sonlandıracak nitelikte karar vermeleri usul ekonomisi ilkesinin gereğidir. 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde, temel para cezasının hesaplanmasında temel kriterler olarak öngörülen yapı inşaat alanı, yapı sınıfı ve grubunun, idarece hesaplanan temel para cezası tutarını aşmamak koşuluyla, bilirkişi tarafından teknik ve bilimsel inceleme ve değerlendirmeler sonucu bulunacak temel para cezasına ve tespit edilen temel para cezası miktarına aynı fıkranın (c) bendinde öngörülen artırım oranları uygulanarak belirlenen toplam para cezasına göre karar verilebileceği, temel para cezasına ilişkin söz konusu kriterlere aykırı hesaplama yapıldığının tespit edilmesi halinde, toplam para cezasının tamamının iptalinin gerekmediği, temel para cezasının hesaplanmasına ilişkin aykırılıklar tespit edildikten sonra, bilirkişi tarafından, aykırılıktan etkilenen alan ve/veya yapı sınıfı grubuna ilişkin yapılan tespitler uyarınca hesaplanan para cezası miktarı esas alınarak dava konusu işlemin kısmen iptaline karar verilebileceğinden, bu şekilde karar verilmesi idari yargı denetimi yetkisinin aşılarak, idari eylem ve işlem niteliğinde yargı kararı verilmesi sonucunu doğurmayacaktır. Bu çerçevede, uyuşmazlıkta, bilirkişi incelemesi ile para cezasına ilişkin işlemin hukuka uygun olan ve olmayan kısımlarının açık bir şekilde ortaya konulduğu hallerde, Mahkemesince, dava konusu işlemin hukuka uygun olan kısmı yönünden davanın reddine, hukuka uygun olmayan kısmının ise iptaline karar verilmesi mümkündür. Temel para cezasındaki aykırılığın uygulanacak para cezasının tamamını etkilediği gerekçesiyle "kısmen iptal, kısmen ret" kararı yerine, işlemin tamamen iptaline karar verilmesi durumunda; ilgili idare tarafından, karar gerekçesi göz önünde bulundurularak yeniden işlem tesis edilmesi üzerine, yargılama sürecinin yeniden başlatılmasının usul ekonomisi ilkesine aykırı olacağı açıktır. Bu itibarla, söz konusu yapıda yapılan inşai faaliyetin, esaslı tadilat niteliğinde ve ruhsata tabi olduğu halde, ruhsatsız olarak yapıldığı davalı idare tarafından usulüne uygun olarak tespit edildiği, ruhsatsız olarak yapılan kısmın ölçüm yapılarak metrekaresinin somut bir şekilde tespit edilmesi suretiyle aykırılıktan etkilenen alanın belirlenebildiği, bu nedenle davalı idarece verilen para cezasının 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca hesaplanması hukuka uygun olmakla birlikte, yukarıda belirtilen esaslara göre, keşif esnasında bilirkişi tarafından ölçüm yapılarak tespit edilen metrekare dikkate alınarak hesaplanacak aykırılıktan etkilenen alan üzerinden, İdare Dava Dairesince, gerekli görülürse ek bilirkişi raporu alınmak suretiyle, temel para cezası ve artırımları yönünden ayrı ayrı incelenerek dava konusu işlemin para cezasına ilişkin kısmı hakkında bir karar verilmesi gerekirken, aksi yöndeki temyize konu İdare Dava Dairesi kararının para cezasına ilişkin kısmında da hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 13/10/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Karar No: 2025/5207
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:... sayılı yerde imara aykırı faaliyetlerde bulunulduğu tespit edildiğinden bahisle 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca tespit edilen aykırılıkların yıkımına ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeninin ... tarih ve... sayılı kararı ile, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca davacıya 14.778,79-TL para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı encümen kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu İstanbul Büyükşehir Belediyesi Encümen kararında, mahallinde yapılan tespit ile yapı kayıt belgesi bulunan yapının çatı katının krokide gösterildiği şekilde saçaklardan kaldırılarak kullanım hacminin artırıldığının tespit edildiğinden bahisle işlem tesis edildiği anlaşılmakla, mahallinde yapılan keşif icrası sonrası düzenlenen ve yukarıda alıntılanan bilirkişi raporu ile diğer belgeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, dava konusu aykırılıkların 3194 saylı İmar Kanununun 5. maddesinde ve 20. maddesinde geçen “Yapı” tanımına uyduğu, ancak aynı zamanda İstanbul İmar Yönetmeliği’nin 4. maddesinde "Yapılarda esaslı tadilat kapsamında olmayan, taşıyıcı sistemi, bağımsız bölümün dış cephesini, ıslak hacimlerin yerini ve sayısını değiştirmeyen; derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile bahçe duvarı, duvar kaplamaları, baca, saçak, çatı onarımı ve kiremit aktarılması gibi her türlü tamir ve tadil işlemleri” tanımına da uyduğu, taşıyıcı unsuru etkilememesi veya yapı inşaat alanını veya emsale konu alanını veya taban alanını veya bağımsız bölüm sayısını veya ortak alanların veya bağımsız bölümlerin alanını veya kullanım amacını değiştirmediği, esaslı tadilat kapsamında olmadığı, “Basit tamir ve tadil” nitelendiğinde olduğu, yapılan aykırılıklar bakımından yapı ruhsatı gerektirmediği anlaşıldığından, imar mevzuatına aykırılık içermeyen inşai faaliyetin 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun 13. maddesi ve 3194 sayılı Kanunun 42. maddesi kapsamında görülüp Boğaziçi Kanunun 13. maddesi uyarınca yıkılmasına ve 3194 sayılı Kanunun 42. maddesi uyarınca idari para cezasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince; çatı örtüsünün terasa doğru uzanan uç noktasından tepe noktasına kadar olan kısmının yükseltilmesi esaslı tadilat olmadığından yapı ruhsatı gerektirmediği yönünde karar verilmiş olup, dava dosyasında yer alan bilirkişi raporu ile fotoğrafların birlikte incelenmesinden, İstanbul İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendi uyarınca çatı onarımı ve kiremit aktarılması işleminin basit tamir ve tadilat kapsamında olduğu, söz konusu yapıda ise, çatı örtüsünün terasa doğru uzanan uç noktasından tepe noktasına kadar olan kısmının 40 cm yükseltildiği, çatının saçaklardan kaldırılması sonucunda kullanım hacminin artırıldığı dolayısıyla, dava konusu inşai faaliyetin ruhsata tabi olduğu sonucuna varılmakta ise de, yapı tatil tutanağında çatının yükseltilen kısmının derinliğinin 3.00 metre olarak belirlendiği, keşif esnasında yapılan ölçümde ise derinliğinin 1.85 metre olarak tespit edildiği, yapılan tadilat esaslı bir tadilat olsa da inşai faaliyetin derinliği ve bunun sonucunda aykırılıktan etkilenen alan hatalı belirlendiğinden, dava konusu işlemlerin hatalı tespite dayanılarak tesis edildiği sonuç ve kanaatine varıldığı, bu nedenle, dava konusu edilen işlemlerde hukuka uyarlılık, istinafa konu mahkeme kararında ise sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalı idarenin istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare vekili tarafından; çatının saçaklardan kaldırılmasının yeni bir durum oluşturmak için yapılan değişikliği ifade ettiği, ruhsata tabi olduğu, ruhsatsız olarak yapıldığı, yürürlükteki imar planları gereğince ruhsata bağlanamadığı, imar işlem dosyasında yapılan incelemede, yapıya ait yapı ruhsatı, onaylı mimari projesi, yapı kullanma izin belgesi bulunmadığı, mahkeme kararının eksik ve hatalı inceleme sonucu verildiğinden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE
GEREKÇE: Temyize konu İdare Dava Dairesi kararının, yıkıma ilişkin kısmı yönünden: 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun 11. maddesinde; "Boğaziçi Alanındaki yapılar, kazı izni verildiği günden itibaren Boğaziçi İmar Müdürlüğünce inşaat ruhsatına ve eklerine ve bu Kanunla belirlenen esaslara göre denetlenir. Boğaziçi İmar Müdürlüğü, denetleme sırasında inşaat ruhsatı ve eklerine ve bu Kanunla belirlenen imar mevzuatına aykırılıkları bir tutanakla tespit eder. Tutanak tanziminde mal sahibi veya müteahhit veya fenni mesulün bulunması esastır. Bunların bulunmamaları halinde inşaatta çalışan herhangi bir kişinin bulunması da yeterlidir. Terkedilmiş bir inşaatta tutanak, Boğaziçi İmar Müdürlüğünce görevlendirilecek asgari üç görevli tarafından tanzim edilir. İnşaat ruhsatı ve eklerine ve imar mevzuatına aykırılığı tespit edilen yapılar için, tutanak tanzimi ile birlikte inşaat mühürlenir. Yapının mühürlendiğini belirten belge ve levhalar yapının muhtelif cephelerine asılır. Bu suretle durum mal sahibine veya müteahhide veya fenni mesule tebliğ edilmiş sayılır..." hükmüne; aynı Kanunun 12. maddesinde; "Kullanma izni verilen yapıların, Boğaziçi İmar Müdürlüğünce tespit edilecek önceliklere göre ve bir program dahilinde, projelerine ve imar mevzuatına uygunluğu denetlenir. Denetleme sırasında tespit edilen aykırılıklar bu Kanunun 11. maddesinde belirtilen esaslara göre tespit edilir ve derhal Boğaziçi İmar Müdürlüğüne bildirilir. Tutanak tanziminde mal sahibi veya yönetici veya kiracının bulunması esastır. Terkedilmiş yapılarda tutanak Boğaziçi İmar Müdürlüğünce görevlendirilecek asgari üç görevli tarafından tanzim edilir. Yapıda imar mevzuatına aykırı olarak yapılan değişiklikler ve eklentiler, bu kanunun 13. maddesinde belirtilen esaslara göre Boğaziçi İmar Müdürlüğünce yıkılır ve yıktırılır..." hükmüne, "Yıkım işleri" başlıklı 13. maddesinde, "Yıkım işleri: Aşağıda belirtilen yapılar Boğaziçi İmar İdare Heyetinin kararı ve Boğaziçi İmar Müdürünün yazılı emri ile yıkılır veya yıktırılır. a) İnşaat ruhsatı olmayan yapılar, b) Yapının, inşaat ruhsatı ve eklerine ve imar mevzuatına aykırı yapılmış bölümleri, c) Boğaziçi İmar Müdürlüğünce mühürlenerek yapımı durdurulmuş yapıların mühürlendikten sonra yapılan ilaveleri, d) Yapılarda kullanma izni verildikten sonra imar mevzuatına aykırı olarak yapılan değişiklikler ve eklentileri. Bu Kanun hükümlerine göre yıkılması gereken yapılar tespit edildiğinde Boğaziçi İmar Müdürlüğünce derhal valiliğe bildirilir. Vali, Boğaziçi İmar İdare Heyetini en geç yedi gün içinde toplayarak konunun karara bağlanmasını sağlar ve kararı Boğaziçi İmar Müdürlüğüne gönderir. Yıkım emri 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine bağlı kalınmaksızın güvenlik kuvvetleri veya belediye zabıta kuvvetleri tarafından mal sahibine veya müteahhide tebliğ edilir. Bu tebligat onbeş gün içinde tamamlanır. Tebligatın bu şekilde yapılması mümkün olmadığı takdirde, yıkım emri yapı mahallinde görülebilecek bir yere onbeş gün müddetle asılır ve bu işlem bir tutanakla belirlenir. Bu suretle durum mal sahibi veya müteahhide tebliğ edilmiş sayılır. Tebligatın tamamlanmasından itibaren onbeş gün içinde yapı, mal sahibi veya müteahhit tarafından yıkılmadığında, yıkım işlemi Boğaziçi İmar Müdürlüğünce yerine getirilir ve yıkım masrafları % 20 fazlası ile mal sahibi veya müteahitten tahsil edilir." hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlık konusu yapının bulunduğu parselin 22.07.1983 onanlı 1/1000 ölçekli Boğaziçi Sahil Şeridi ve Öngörünüm Bölgesi Uygulama İmar Planında "Devlet ormanı" sınırında kaldığı, mahkemesince uyuşmazlığın çözümü amacıyla 11.01.2023 tarihinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle: "İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:... adresinde tescil dışı alan üzerinde 2 kat + çatı katından müteşekkil yapı bulunduğu, yapı tatil tutanağı kapsamında kalan Çatı Katı’nın kafe olarak kullanıldığı görülmüştür. Dosyasında Yapı Tatil Tutanağına konu imalatın yapılmadan önceki yapının durumuna ilişkin bilgi, belge ve projeye rastlanmamakla birlikte, Yapı Kayıt Belgesi alınırken sisteme yüklenen fotoğraflarla bilirkişi tarafından yapılan araştırmalarda öncesi durumuna ait 2019 yılının 7. ayında çekilmiş fotoğrafına ulaşılmış olup, bahsi geçen fotoğraf üzerinde yapılan incelemeler ve keşif esnasında yapılan gözlemler neticesinde çatı örtüsünün, terasa doğru uzanan uç noktasından tepe noktasına kadar olan kısmının 40 cm yükseltildiği, ancak derinliğinin 1.85 metre olduğu, yapı tatil tutanağında derinliğin 3.00 metre olduğu dikkate alındığında dava konusu işleme dayanak yapı tatil tutanağı ile saptanan duruma uygun olmadığı, diğer tespitler ve ölçülendirmelerde yapının mevcut durumunun dava konusu işleme dayanak yapı tatil tutanağı ile saptanan duruma uygun olduğu, para cezası yönünden, yapı sınıfı ve grubu belirlemesinin uygun olduğu, aykırılığa konu alan tespitinin ve beraberinde temel para cezasının uygun olmadığı, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendi uyarınca uygulanan ceza artırımı maddelerinin yerinde olduğu, 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin uygulanmasının uygun olduğu, ancak, aykırılığa konu alan ölçülendirmesinin hatalı olması nedeniyle ceza miktarının uygun olmadığı, dava konusu yapıya ait ... tarih ve ... belge nolu Yapı Kayıt Belgesinin bulunduğu, Yapı Kayıt Belgesinin İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:... adresinde ... (...) ada ... (...) parselde bulunan yapı için düzenlendiği, tescil dışı alanda kaldığı anlaşıldığı" yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir. Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Dava Dairesince, söz konusu yapıda, çatı örtüsünün terasa doğru uzanan uç noktasından tepe noktasına kadar olan kısmının 40 cm yükseltildiği, çatının saçaklardan kaldırılması sonucunda kullanım hacminin artırıldığı dolayısıyla dava konusu inşai faaliyetin ruhsata tabi olduğu, yapı tatil tutanağında çatının yükseltilen kısmının derinliğinin 3.00 metre olarak belirlendiği, keşif esnasında yapılan ölçümde ise derinliğinin 1.85 metre olarak tespit edildiği, yapılan tadilat esaslı bir tadilat olsa da inşai faaliyetin derinliği ve bunun sonucunda aykırılıktan etkilenen alan hatalı belirlendiğinden, dava konusu işlemlerin hatalı tespite dayanılarak tesis edildiği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle, dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine karar verilmişse de; bilirkişi raporu, yapı tatil tutanağı ve ekindeki fotoğraflar ile dava dosyasındaki bilgi ve belgeler birlikte incelendiğinde, 22.07.1983 onanlı 1/1000 ölçekli Boğaziçi Sahil Şeridi ve Öngörünüm Bölgesi Uygulama İmar Planında "Devlet ormanı" sınırında kalan parselde, 'yapı kayıt belgesi bulunan yapının çatı katının krokide gösterildiği şekilde saçaklarından kaldırılarak kullanım hacminin artırıldığının" davalı idare teknik elemanlarınca taşınmaz mahallinde kroki yardımı ile usulüne uygun olarak tespit edildiği, söz konusu yapıda yapılan inşai faaliyetin, esaslı tadilat niteliğinde ve ruhsata tabi olduğu halde, davacı tarafından ruhsatsız olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, söz konusu yapıda yapılan inşai faaliyetin, esaslı tadilat niteliğinde ve ruhsata tabi olduğu halde, ruhsatsız olarak yapıldığı davalı idare tarafından usulüne uygun olarak tespit edildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemin yıkıma ilişkin kısmında hukuka aykırılık, aksi yöndeki, temyize konu İdare Dava Dairesi kararının anılan kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. Temyize konu İdare Dava Dairesi kararının, para cezasına ilişkin kısmına gelince: 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca, yapı inşaat alanı ve yapı sınıfı ve grubu temel kriterler olarak öngörüldüğünden ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yapılan yapıların ölçüm yapılmak suretiyle metrekarelerinin somut bir şekilde tespit edilmek suretiyle aykırılıktan etkilenen alanın belirlenmesi ve bu şekilde belirlenen aykırılıktan etkilenen alana göre temel para cezasının hesaplanması gerekmektedir. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ve bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın nihai şekilde sonuçlandırılmasına olanak bulunan durumlarda, Mahkemelerin uyuşmazlığı tamamen sonlandıracak nitelikte karar vermeleri usul ekonomisi ilkesinin gereğidir. 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde, temel para cezasının hesaplanmasında temel kriterler olarak öngörülen yapı inşaat alanı, yapı sınıfı ve grubunun, idarece hesaplanan temel para cezası tutarını aşmamak koşuluyla, bilirkişi tarafından teknik ve bilimsel inceleme ve değerlendirmeler sonucu bulunacak temel para cezasına ve tespit edilen temel para cezası miktarına aynı fıkranın (c) bendinde öngörülen artırım oranları uygulanarak belirlenen toplam para cezasına göre karar verilebileceği, temel para cezasına ilişkin söz konusu kriterlere aykırı hesaplama yapıldığının tespit edilmesi halinde, toplam para cezasının tamamının iptalinin gerekmediği, temel para cezasının hesaplanmasına ilişkin aykırılıklar tespit edildikten sonra, bilirkişi tarafından, aykırılıktan etkilenen alan ve/veya yapı sınıfı grubuna ilişkin yapılan tespitler uyarınca hesaplanan para cezası miktarı esas alınarak dava konusu işlemin kısmen iptaline karar verilebileceğinden, bu şekilde karar verilmesi idari yargı denetimi yetkisinin aşılarak, idari eylem ve işlem niteliğinde yargı kararı verilmesi sonucunu doğurmayacaktır. Bu çerçevede, uyuşmazlıkta, bilirkişi incelemesi ile para cezasına ilişkin işlemin hukuka uygun olan ve olmayan kısımlarının açık bir şekilde ortaya konulduğu hallerde, Mahkemesince, dava konusu işlemin hukuka uygun olan kısmı yönünden davanın reddine, hukuka uygun olmayan kısmının ise iptaline karar verilmesi mümkündür. Temel para cezasındaki aykırılığın uygulanacak para cezasının tamamını etkilediği gerekçesiyle "kısmen iptal, kısmen ret" kararı yerine, işlemin tamamen iptaline karar verilmesi durumunda; ilgili idare tarafından, karar gerekçesi göz önünde bulundurularak yeniden işlem tesis edilmesi üzerine, yargılama sürecinin yeniden başlatılmasının usul ekonomisi ilkesine aykırı olacağı açıktır. Bu itibarla, söz konusu yapıda yapılan inşai faaliyetin, esaslı tadilat niteliğinde ve ruhsata tabi olduğu halde, ruhsatsız olarak yapıldığı davalı idare tarafından usulüne uygun olarak tespit edildiği, ruhsatsız olarak yapılan kısmın ölçüm yapılarak metrekaresinin somut bir şekilde tespit edilmesi suretiyle aykırılıktan etkilenen alanın belirlenebildiği, bu nedenle davalı idarece verilen para cezasının 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca hesaplanması hukuka uygun olmakla birlikte, yukarıda belirtilen esaslara göre, keşif esnasında bilirkişi tarafından ölçüm yapılarak tespit edilen metrekare dikkate alınarak hesaplanacak aykırılıktan etkilenen alan üzerinden, İdare Dava Dairesince, gerekli görülürse ek bilirkişi raporu alınmak suretiyle, temel para cezası ve artırımları yönünden ayrı ayrı incelenerek dava konusu işlemin para cezasına ilişkin kısmı hakkında bir karar verilmesi gerekirken, aksi yöndeki temyize konu İdare Dava Dairesi kararının para cezasına ilişkin kısmında da hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 13/10/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.