‹ Ana sayfa
Danıştay4. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 4. Daire E.2024/3394 K.2024/5777

Esas No: 2024/3394 · Karar No: 2024/5777 · Karar Tarihi: 16.10.2024
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/3394
Karar No : 2024/5777

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
...
11-...
12- ...

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) :... Bakanlığı

**VEKİLİ:** Av. ...

MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Sanayi Anonim Şirketi (DAVALI)

**VEKİLLERİ:** Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Zonguldak İli, Çaycuma İlçesi, ... Mevkiinde, ... Sanayi A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Filyos Entegre Gübre Üretim Tesisi" projesine ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından verilen ... tarihli ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesinin davanın reddi yolundaki kararının Dairemizin 12/10/2023 tarih ve E:2023/12014, K:2023/5406 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararda; her iki bilirkişi raporunda da birbirini destekler nitelikte, dava konusu ÇED raporundaki bir takım eksikliklere ilişkin tespit ve değerlendirmelere yer verildiği; fakat, bu hususların büyük bölümünün ÇED raporuna getirilen eleştirel yorum ve tavsiye niteliğinde değerlendirmeler olduğu; bunun yanında, kök bilirkişi raporunda, projenin yer seçiminin uygun olduğu hususu başta olmak üzere, farklı başlıklar altında yapılan tespit ve değerlendirmelerde, projenin çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararların ÇED raporunda belirtilen alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olduğuna vurgu yapıldığı; bu itibarla, bilirkişi raporlarına yapılan taraf itirazlarının bilirkişi raporlarını kusurlandırıcı nitelikte olmadığı, bununla birlikte, büyük çoğunluğu eleştiri ve tavsiye niteliğinde olan bilirkişi raporlarındaki aynı yöndeki ÇED raporunun eksikliğine yönelik tespit ve değerlendirmelerin de dava konusu ÇED raporunu kusurlandırıcı nitelikte olmadığı kanaatine ulaşıldığı, anılan bilirkişi raporları birlikte olmak üzere hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, dava konusu işlemin konusunu oluşturan proje alanının Zonguldak İli, Çaycuma İlçesi,... Mevkiinde olduğu, davacılardan ...'nun Zonguldak İli, Merkez İlçesinde ikamet ettiği, ...'ün ise Zonguldak İli, Kozlu İlçesinde ikamet ettiği, proje alanının yer aldığı bölgede anılan kişiler adına herhangi bir taşınmaz tapu kaydının bulunmadığı; davacılar tarafından dava dilekçesinde Çaycuma İlçesi hemşehrileri oldukları ve projeden etkileneceklerinin belirtildiği; fakat, 24/06/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda, Zonguldak İl merkezinin ve dolayısıyla Kozlu İlçesi'nin proje alanına olan mesafesi dikkate alınarak proje etki alanında kalmadığına yönelik saptamaya yer verildiği görüldüğü, bu durumda; proje etki alanında ikameti bulunmadığı gibi herhangi bir taşınmaz sahibi de olmayan davacılardan ... ve ...'ün bakılan davayı açmakta kişisel, güncel ve meşru bir menfaatlerinin ihlal edilmediği ve işbu davaya açmakta ehliyetli bulunmadıkları sonuç ve kanaatine ulaşıldığı; ayrıca, 20/01/2023 tarihli bilirkişi kök raporu ve 24/06/2024 tarihli bilirkişi ek raporu ile diğer tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; Zonguldak İli, Çaycuma İlçesi, Zonguldak-Bartın-Karabük Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planının ... paftasındaki '... Mevkiinde" bulunan ve daha önce sazlık (Filyos çayından dolayı) sonrasında toprakla doldurulmuş vaziyetteki hiçbir tarımsal faaliyetin yapılmadığı alanda müdahil ...Sanayi Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "Filyos Entegre Gübre Üretim Tesisi" projesinin gerçekleştirilmesinin, kamu yararına olduğu ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olduğu; gerek bilirkişi kök raporunda gerekse bilirkişi ek raporda bu hususların taahhüt edilebilir ve giderilebilir olduğuna vurgu yapıldığı; netice itibariyle nihai çed raporunu kusurlandırıcı etken de bulunmadığı anlaşıldığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle, davacılardan ... ve ... isimli kişiler için davanın ehliyet yönünden reddine, diğer davacılar yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Her iki raporda birbiri ile çelişen görüşler bulunduğu, bilirkişilerin kişisel kanaatleri esas alınarak karar verildiği, Mahkemenin, idari işlem sanki tesis edilmemiş ve sanki ÇED Raporu sonradan eklenecek taahhütlerle ya da sonradan yapılacak çalışmalarla ÇED Raporundaki eksiklikler düzeltilebilirmiş gibi bir yanılgıya düştüğü, Mahkemenin, idari işlemi tesis ediliği tarih itibarıyla denetleyeceği, bilirkişi rapor ile ÇED Raporunun eksikliklerinin tespit edildiği, ÇED Olumlu Kararının iptal edilmesi gerektiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
1-Davalı tarafından; davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
2-Davalı yanında müdahil tarafından; projenin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğu, bilirkişi raporunda yer verilen tavsiye niteliğindeki değerlendirme, görüş ve önerilerin, ÇED Raporunu kusurlandıracak nitelikte olmadığı, ÇED Raporunda projenin tüm çevresel etkilerinin değerlendirildiği ve gerekli her türlü tedbire yer verildiği, alınacak önlemler sonucu projenin çevre üzerindeki etkilerinin, ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olacağı belirtilerek, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 16/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


(X) KARŞI OY :
Zonguldak İli, Çaycuma İlçesi, ... Mevkiinde, ... Sanayi A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Filyos Entegre Gübre Üretim Tesisi" projesine ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından verilen ... tarihli ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; dosyaya sunulan 20/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda; ''(...) Tarım ve hayvancılık faaliyetleri açısından; ÇED raporunda yeterli incelemenin yapılmadığı, ağırlıklı olarak proje alanı değerlendirildiği, proje alanı çevresindeki tarım arazilerinin bir kısmının Mutlak Tarım Auzrazisi, bir kısmının Dikili Tarım Arazisi ve bir kısmının Marjinal Tarım Arazisi olduğu, yörede tarla ve sebze tarımı haricinde ciddi manada tarımsal üretimin yapılmadığı, sulanabilir tarım arazisinin oldukça az olduğu, hayvansal üretimin çok gelişmediği (büyükbaş hayvan yetiştiriciliği hariç), gübre fabrikasının kurulmasıyla beraber çevresindeki tarımsal arazi miktarında azalmayla beraber üretim miktarında da azalmaların olacağı ve yöre insanının bundan olumsuz etkileneceği, Toprak Koruma Projesi'ne uyulmak şartıyla ve ek olarak proje sahiplerinin üretimle beraber oluşacak olan atıklarının tarımsal alanların toprak, su ve hava kalitesini etkilemeyecek şekilde bertaraf edilmesi durumunda çevre tarım arazilerine olan etkisinin asgariye indirilebileceği; ancak mevcut tecrübeler de dikkate alındığında tam bir korumanın sağlanmasının çok zor olduğu ve dolayısıyla çevre tarım arazisinin de belirli ölçekte olumsuz etkileneceği kanaatindeyiz. (...) Su Kalitesi açısından; Nihai ÇED Raporunda tesiste oluşacak evsel nitelikli atıksuların fiziksel ve biyolojik arıtma ünitelerinden oluşan arıtma sistemiyle arıtılarak Filyos Nehri'ne deşarj edileceği görülmektedir. Biyolojik arıtma ünitelerinde anaerobik havuzların bulunması azot, fosfor gideriminin de olduğu ileri biyolojik arıtma tesisi kurulacağını göstermektedir. Endüstriyel atıksuların ise fiziko-kimyasal ve biyolojik ünitelerinden oluşan arıtma tesisinde arıtılarak Filyos Nehri'ne deşarj edileceği yada proseste yeniden kullanılacağı ifade edilmektedir. Mevcut önerilen arıtma sistemlerinin atıksu kirliliklerini önlemek açısından yeterli teknik donatıya sahip olduğu ancak Filyos Nehri'ne olan riskleri tamamen ortadan kaldırmak için yukarıda detaylı olarak verilen öneriler çerçevesinde arıtılmış atık suların proseste yeniden kullanılma seçeneğinin ön planı çıkarılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Filyos Nehri'nden alınacak soğutma suları kapalı devre proseste kullanılacağından yüzey sularına kirlilik olarak bir etkisi olmayacaktır. Ancak özellikle nehir debisinin düşük düzeyde olduğu dönemlerde çekilen su debisinin nehir ekosistemine etkisini minimize edecek önlemlerin sunulması gerektiği kanaatine varılmıştır. (...) Hidrojeolojik açıdan; tesisten kaynaklanacak faaliyetlerin yüzeysel ve yeraltı sularının kalitesine etkisini takip edebilmek amacıyla bölge civarındaki dere, kaynak ve yeraltı sularında en uzun 3 aylık periyotlarla örneklenme ve detaylı kimyasal analizler yapılacağı taahhüt edilmelidir. Su kalite parametrelerine ek olarak, ağır metal, organik, inorganik ve tesislerde üretimi yapılan ürünlerin kalıntı analizleri de takip edilmelidir. Yapılan analizlerde sınır değerlerin üzerinde değerler elde edildiğinde duruma el konularak gerekli iyileştirme önlemleri alınacağı, yüzey suyu kaynaklarının dışında daha önce tespit edilen yeraltı suyu akış yönüne bağlı olarak tek bir kuyu yerine, sahayı karakterize edecek şekilde gözlem kuyuları yerleştirilerek faaliyetler sırasında ortaya çıkması muhtemel kirliliğin hızlı bir şekilde tespit edileceği ÇED Raporunda taahhüt edilmelidir. Bu sayede belirli periyotta yapılacak örnekleme ile kirleticiler tespit edilip, sahanın dışına ve eğimin olduğu alana doğru kontrolsüz kirletici akışının önüne geçilecektir. Faaliyetler ile ortaya çıkması muhtemel kirletici kaynakların nasıl ıslah edileceği ile ilgili yöntem geliştirilip, çözüm önerileri sunulmalıdır. Tesisin yapılacağı yer alüvyon zemin olmasından ve yeraltı su seviyesinin sığ olmasından ötürü faaliyetler sırasında oluşabilecek sızıntıların titiz bir şekilde izlenmesi gerekmektedir. Bu durumdan rapor içerisinde titizlikle bahsedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. (...) Filyos Entegre Gübre Üretim Tesisi Projesi Nihai Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporu çerçevesinde çevresel etkileri ortaya konularak, oluşacak çevresel etkilere karşı alınacak tedbir ve önlemler detaylı olarak değerlendirilmiştir. ... Sanayi A .Ş. tarafından yapılması planlanan Filyos Entegre Gübre Üretim Tesisi Projesi Nihai Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun bilgi ve verileri ışığında ekonomiye katacağı katkı, işletmedeki istihdam, üretilen enerjinin katma değeri ve kullanımı hesap edildiğinde, projenin kurulduğu çevrenin özellikleri dikkate alındığında ekolojik yapıya verilecek zarar arasında kamu yararı açısından projenin yapılmasında kamu yararı olduğu kanaatindeyiz" şeklinde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir.
Dairemizin 12/10/2023 tarih ve E:2023/12014, K:2023/5406 sayılı bozma kararı sonrasında yeniden yapılan yargılamada alınan 24/06/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda da; "(...) Tesis için nehirden çekilecek proses ve soğutma suyu miktarı kritik dönemlerde nehir debisinin % 22’si düzeylerine çıkmaktadır. Ayrıca bu dönemlerde aynı nehirden tarımsal sulama veya diğer tesislerin su kullanımları açısından bir bilgi bulunmamaktadır. Dolayısıyla diğer sektörlerinde nehirden su çekmesi durumunda bu yüzde daha da artabilecektir. Nihai ÇED Raporu’nda “Atıksu arıtımının olmadığı yerlerde (özelikle kırsal kesimde) evsel nitelikli atıksular alıcı ortama doğrudan deşarj edilmekte ve bu da su kalitesi üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır.” ifadesi de bulunmaktadır. Bu durumda kritik dönemlerde dereden çekilen kümülatif su miktarı ile ortama verilen evsel atıksular nehirin organik kirlilik yükünün artmasına sebep verebilecektir. Bu durum nehirdeki oksijen seviyesinin düşmesine ve canlı ekosisteminin zarar görmesine neden olabilecektir. (...) Bilirkişi Kök Raporunda tavsiye edilen düzeltmeler ve eksiklikler tamamlanması koşuluyla "projenin ekonomiye katacağı katkı, işletmedeki istihdam, üretilen enerjinin katma değeri ve kullanımı hesap edildiğinde, projenin kurulduğu çevrenin özellikleri dikkate alındığında ekolojik yapıya verilecek zarar arasında kamu yararı açısından projenin yapılmasında kamu yararı olduğu kanaatine sahibiz. (...) Tesisten kaynaklanacak faaliyetlerin yüzeysel ve yeraltı sularının kalitesine etkisini takip edebilmek amacıyla bölge civarındaki dere, kaynak ve yeraltı sularında en uzun 3 aylık periyotlarla örneklenme ve detaylı kimyasal analizler yapılacağı taahhüt edilmelidir. Su kalite parametrelerine ek olarak, ağır metal, organik, inorganik ve tesislerde üretimi yapılan ürünlerin kalıntı analizleri de takip edilmesi kesinlikle gerekmektedir. Analiz sonuçlarının DSİ 23. Bölge Müdürlüğüne ileteceği taahhüt edilmiştir. DSİ’nin yapacağı incelemeler sonucunda talebe bağlı olarak tesis içerisinde istenilen yerlerde ek gözlem kuyularına ihtiyaç duyulabileceği belirtilmiştir. Bu konuda daha önce ifade ettiğimiz gibi kesinlikle tek bir gözlem kuyusu yeterli değildir. Yeraltı suyu akış yönüne bağlı olarak sahayı karakterize edecek şekilde belirli sayıda gözlem kuyularının konulması zorunluktur. Bu husus ilgili firmanın dosyaya eklemiş olduğu bilimsel mütalaa raporunda da belirtildiği gibi eklenecek gözlem kuyularının büyük bir maaliyet getirmeyeceği belirtilmiş olup, su kaynaklarının kirlenme riskini de çok büyük oranda azaltacaktır. Ayrıca, faaliyet alanı civarında çok sayıda köy olduğu, içme ve kullanma sularını kuyulardan temin ettikleri, inceleme alanında yapılan 34 sondajda yeraltı suyuna 0.70-2.20m aralığında rastlandığı hususu ÇED raporu içerisinde yer almaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz gibi her ay içinde ilgili kaynakların su kalite parametreleri, ağır metal, organik ve inorganik bileşenlerin titizlikle yapılmalı ve sonuçlar DSİ ile derhal paylaşılmalıdır. Su kaynakları ve toprak antropojenik olarak kirlendiği vakit, ıslahı çok büyük maliyete ve zamana neden olacaktır. Bu sebepten ötürü, bölgenin kirlenme riskinin mümkün olan en minimum düzeyde olması gerekmektedir. Jeolojik ve hidrojeolojik açıdan bölgede yapılan faaliyetlerin Zonguldak şehir merkezini etkilemesi mümkün değildir. Sonuç olarak, jeolojik ve hidrojeolojik açıdan önerilerimizin ÇED raporunda yer alması ve ilgili firma tarafından tam anlamıyla sorumluluğun taahhüt edilmesi durumunda ÇED raporu kabul edilebilir. (...)" şeklinde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta; her ne kadar Mahkeme tarafından, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda belirtilen, ÇED raporunun eksikliğine yönelik tespit ve değerlendirmelerin, büyük çoğunluğunun eleştiri ve tavsiye niteliğinde olan tespitler oldukları, bu tespitlerin dava konusu ÇED raporunu kusurlandırıcı nitelikte olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de; yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen eksiklikler değerlendirildiğinde, bu hususların dava konusu ÇED Raporunu kusurlandıracak seviyede eksiklikler olduğu, bilirkişi heyeti raporunda belirtilen ve ÇED Raporunda taahhüt edilmesi gerektiği açıkça ifade edilen önlemler alınmadan, bir başka ifade ile bu konudaki eksiklikler yeniden düzenlenecek ÇED raporunda giderilerek gerekli taahhüt ve önlemlere yer verilmesinin zorunlu olduğu dava konusu ÇED Raporundaki mevcut taahhüt edilen önlemlerin ise projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin kabul edilebilir seviyelere getirilmesi konusunda yetersiz kalacağı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; dosya kapsamında alınan bilirkişi heyeti raporunda belirlenen ve projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin kabul edilebilir seviyelere getirilmesi için alınması gerekli tedbirleri içermeyen, eksik şekilde düzenlenmiş olduğu belirlenen ÇED Raporu esas alınarak verilen davaya konu ÇED Olumlu kararında hukuka uygunluk bulunmadığından, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısım bakımından, kararın onanmasına katılmakla birlikte, esas bakımından davanın reddine ilişkin karar kısmının bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken, aksi yönde verilen çoğunluk kararına, belirtilen kısım yönünden katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?