Danıştay 4. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 4. Daire E.2024/2518 K.2025/6689
T.C. DANIŞTAY DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2024/2518
Karar No: 2025/6689
DAVACILAR:
1- ... Birliği
2- ... Odası
VEKİLİ: Av. ...
3- ... Odası
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ... Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri ...
DAVANIN KONUSU: 20/07/2022 tarih ve 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 01/07/2022 tarih ve 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşuları İlke Kararının Kesin Korunacak Hassas Alanlara ilişkin A Bölümünün, ikinci ve dördüncü paragrafıyla, dördüncü paragrafının (f), (g), (ğ), (h), (ı) ve (i) bentlerinin; Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, ikinci, tüm bentleriyle dördüncü ve beşinci paragrafının; Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarına ilişkin C Bölümünün, üçüncü, dördüncü ve beşinci paragraflarıyla, beşinci paragrafının (a) ve (b) bentlerinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Davacılar tarafından, dava konusu İlke Kararının, Kesin Korunacak Hassas Alanlara ilişkin A Bölümünün ikinci paragrafında; ''Bu alanlarda, doğal afet, (deprem, yangın, sel, heyelan, taşkın ve benzeri) durumunda yapılması gerekli acil müdahaleler yapılabilir.'' düzenlemesi getirildiği, bu düzenlemenin üsy norm olan Kanun ve Yönetmeliği aşar nitelikte olduğu, yapılan düzenlemede hukuki belirlilik ve güvenlik ilkelerinin bulunmadığı, dördüncü paragrafında ise; kesin korunacak hassas alanlarda bir kısım faaliyetlerin yapılacağının düzenlendiği ancak ''kaynak değerlerinin korunması için; alan kullanımı ve alana tüm etkilerin sınırlandırıldığı, gerektiğinde insanların bölgeye girişlerinin engellendiği, kesin yapı yasağı olan alanlar olarak tanımlanan bu alanlarda yürütülmesine izin verilen faaliyetlere ilişkin sınır, kapsam, büyüklük ve içeriğe ilişkin belirleme yapılmadığı, genel kavramlarda belirtilerek bu faaliyetlerin koşulları, kapsamı ve süresi gibi faaliyetin etkilerini belirleyecek esaslı tüm unsurların Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunca belirleneceğinin kural altına alındığı, oysa Kanun ve Yönetmelikle dahi belirlenmemiş olan, kesin korunacak hassas alanlardaki faaliyetlerin koşulları, kapsamı ve süresi gibi esasında faaliyetin bütününe ilişkin unsurların dava konusu İlke Kararı ile dahi belirlenemediği, Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonlarınca belirleneceğinin düzenlenmesinin hukuki belirlilik ve güvenlik ilkelerine aykırı olduğu, dördüncü paragrafının (f), (g), (h) bentleri ve (i) bendinde yer alan ''ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına izin verilebilir'' ibareleri ile kesin korunacak hassas alanlarda yürütülmesine izin verilen faaliyetlerin, Yönetmelikte istisna tutulan faaliyetler arasında yer almadığı, (ğ) bendi yönünden; kamu yararının gerektirdiği ihtiyaç halinin belirli bir durum olmadığı, muğlaklık oluşturduğu, düzenlemenin bu bakımdan hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu, aynı zamanda yargısal denetimi de olanaksız hale getirdiği, Anayasanın 2. maddesine aykırılık oluşturduğu, (ı) bendi yönünden ise, 'ulusal güvenlik için zaruret arz eden tesislerin' kesin korunacak hassas alanlarda yapılabileceği belirtilmekle birlikte bu tesislere ilişkin hiçbir belirleme yapılmadığı, sınır, kapsam, büyüklük vb. hiçbir esaslı unsur belirlenmediği, bütünüyle idarenin takdirine bırakıldığı, bu düzenlemenin Anayasanın 56. ve 63. maddelerine, 2863 sayılı Kanuna ve koruma ilke ve esaslarına aykırı olduğu, Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, ikinci paragrafı yönünden, bir alanın nitelikli doğal koruma alanı ilan edildikten sonra, artık bu alanda gerçekleştirilmesine izin verilmeyen faaliyetlerin engellenmesi gerektiği, oysa bu düzenleme ile bu faaliyetlerin sürdürülmesine imkan tanındığı, bu durumun koruma ilke ve esaslarına aykırı olup, alanın nitelikli doğal koruma alanı olarak ilan edilmesi amacına ve kamu yararına da aykırı olduğu, dördüncü paragrafı yönünden ise; bu paragraftaki düzenlemelerin bentleri itibariyle Yönetmelik hükümlerini aşar biçimde istisnalar içerdiği, şöyle ki Yönetmelik hükümleri ile İlke Kararı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu ilke kararının (B) bölümünün dördüncü fıkrasının (b), (d), (f), (ğ) bentleri ve (ç) bendinde yer alan "ve iletilmesine" ibareleri ile nitelikli doğal koruma alanlarında yürütülmesine izin verilen faaliyetlerin, Yönetmelikte istisna tutulan faaliyetler arasında yer almadığı, Nitelikli doğal koruma alanlarının tanımı ve niteliği göz önünde bulundurulduğunda, üst normu açıklamak amacıyla çıkarılan dava konusu İlke Kararının dayanağı Kanun ve Yönetmelikte belirtilmeyen bir istisnaya yer verilmesine hukuken olanak bulunmadığı, (b) bendi yönünden; "Doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri doğrultusunda alanın özelliğinden kaynaklanan faaliyetler sürdürülebilir." düzenlemesi öngörüldüğü, düzenlemede, "doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacı" gibi belirsiz bir kavramla idareye geniş ve sınırları belirsiz bir yetki tanıdığı, (c) bendi yönünden; düzenlemede öngörülen faaliyetler bakımından yeterli bir belirleme ve sınırlamaya gidilmediği, hangi ölçü ve büyüklükte olacağı, hangi tip yapı veya yapılardan oluşacağı konusunda herhangi bir belirlemeye yer verilmediği, oysa belirtilen faaliyetler belli bir kapasite ve büyüklüğe ulaşması durumunda, nitelikli doğal koruma alanlarının doğal yapısının bozulmasına yol açabileceği, bu bakımdan hukuki belirlilik ve güvenirlik ilkelerine aykırı olduğu, geniş alanları etkileyebilen ve yüksek yoğunluklu nitelik taşıyabilen faaliyetlerin nitelikli doğal koruma alanlarında yürütülebileceğine ilişkin düzenleme belirtilen alanların niteliği ile örtüşmemekte olup, hem Yönetmeliğin bütününde hem de 2863 sayılı Yasa başta olmak üzere koruma mevzuatında öngörülen koruma ilke ve esaslarına, Anayasada öngörülen doğal çevrenin ve tabiat varlıklarının korunması ilkelerine, alanın nitelikli doğal koruma alanı olarak ilan edilmesi amacına, doğal sit koruma statüsüne ve kamu yararına aykırı olup iptali gerektiği, dördüncü fıkranın (ç) bendinde düzenlenen "doğal kaynak suyunun çıkarılması ve iletilmesi", (f) bendinde düzenlenen "büfe, tuvalet, su sporları için kullanılan malzemelerin depolanabileceği sökülür takılır nitelikte yapılar ve rekreatif amaçlı iskele", (h) bendinde düzenlenen "tıbbı ve aromatik bitki yetiştiriciliği" ile beşinci fıkranın (a) bendinde düzenlenen "balıkçı barınağı" ve (b) bendinde düzenlenen "iskele" düzenlemeleri bakımından da yeterli bir belirleme ve sınırlamaya gidilmemiş, hangi ölçü ve büyüklükte olacağı, hangi tip yapı veya yapılardan oluşacağı konusunda bir belirlemeye yer verilmediği, (g) bendinde yer alan; "ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 25/11/2014 tarihli veve 29186 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı faaliyetlerinin," düzenlemesi; nitelikli doğal koruma alanlarının niteliği ile örtüşmediği, hem Yönetmeliğin bütününde hem de 2863 sayılı Kanun başta olmak üzere koruma mevzuatında öngörülen koruma ilke ve esaslarına, Anayasada öngörülen doğal çevrenin ve tabiat varlıklarının korunması ilkelerine, alanın nitelikli doğal koruma alanı olarak ilan edilmesi amacına, doğal sit koruma statüsüne ve kamu yararına aykırı olduğu, (ı) bendinde "ı. İçme suyu amaçlı baraj ve göletler ile tarımsal sulama amaçlı göletler ve iletim hatları yapılabilir." düzenlemesine yer verildiği, Nitelikli Doğal Koruma alanlarının önemli ölçüde insan faaliyetlerinden azade olan, doğal süreçlerin hakim olduğu, kırsal yaşam özellikleri taşıyan, aşırı derecede ve uygunsuz insan kullanımı mevcudiyetinden uzak olması gereken, korunan alan statüsündeki alanlar olduğu, bu alanlarda içme suyu amaçlı baraj ve göletler ile tarımsal sulama amaçlı göletlerin yapılıyor olmasının; bu alanlarda arazi yapısının değişmesine, habitat bütünlüğünün tahribine sebep olacağı, İlke Kararının "C- Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" başlıklı bölümünde de; sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları tanımlanmış ve bu alanlarda yürütülmesine izin verilebilecek faaliyetlerin belirlendiği, bölümün üç, dört ve beşinci fıkralarında sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında bir kısım faaliyetlerin yapılabileceği düzenlenmiş olmakla birlikte bu alanlarda yürütülmesine izin verilen faaliyetlere ilişkin sınır, kapsam, büyüklük ve içeriğe ilişkin belirleme yapılmadığı; bu faaliyetlerin koşulları, kapsamı ve süresi gibi faaliyetin etkilerini belirleyecek esaslı tüm unsurların Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye göre belirleneceği kural altına alındığı, bu bakımdan öngörülen istisnai faaliyetlere ilişkin sınır, kapsam, ölçü, büyüklük, malzeme ve benzeri belirleme içermeyen dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı, ilke kararının (C) bölümünün üçüncü fıkrasında yer alan "kıyı yapılarına" ve "atık aktarma merkezleri" ibareleri, dördüncü fıkrasında yer alan "ancak mevcut ruhsatlı sanayi tesisleri, gerekli çevresel tedbiri almak, koşulu ile kullanılabilir." ibareleri, beşinci fıkrasının geçici depolama yapılabileceğine ilişkin (b) bendi ile sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında yürütülmesine izin verilen faaliyetler, Yönetmelikte istisna tutulan faaliyetler arasında yer almadığı, dördüncü fıkrasında yer alan "ancak mevcut ruhsatlı sanayi tesisleri, gerekli çevresel tedbiri almak, koşulu ile kullanılabilir." ibaresinin de yargı kararlarının dolanılmasına neden olabileceğinden iptali gerektiği, İlke Kararının (C) bölümünün beşinci fıkrasının (a) bendi ile madencilik faaliyetlerine ilişkin düzenlemeler getirildiği, 2863 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelikte düzenlenen koruma ilkelerine, bilimsel esaslara ve kamu yararına aykırı olan düzenlemenin iptali gerektiği, İlke Kararının (C) bölümünün beşinci fıkrasının (b) bendi ile depolama faaliyetlerine ilişkin düzenlemeler getirildiği, bu düzenleme ile atık depolama faaliyetlerinin geçici depolama niteliğinde de olsa sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarının doğal yapısının bozulmasına yol açabileceği ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI: Usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı ve davacıların iş bu dava ile doğrudan aktüel, şahsi ve meşru bir menfaatini ihlal eden durumun olmadığı, bu sebeple davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür. Esasa ilişkin olarak ise; dava konusu düzenleme ile bir yandan mahkeme kararlarının gerekleri yerine getirilirken bir yandan da gerçekleştirilecek faaliyetler bakımından sıkı değerlendirme koşulları ve standartların belirlendiği ve bu yolla söz konusu alanların muhafazası için önlemlerin alındığı, 'Kesin Korunacak Hassas Alanlara' ilişkin (f) bendi yönünden; bu düzenleme ile ekolojik dengenin devamlılığının ve tozlaşmanın sağlanmasını destekleyen arıcılık faaliyetlerine izin verilmesinin, yeni bir faaliyete izin verme amacı taşımadığı, alanın yapısını korumak ve ekolojik dengenin sağlanmasının amaçlandığı, (g) bendi yönünden; kuş gözlem kulelerinin genellikle zemine müdahalenin çok sınırlı olduğu, ahşap ya da çelik ayaklar üzerine kurulan platform şeklinde yapılar olduğu, iddia edildiği gibi bu yapıların günübirlik kullanımlara ve yapılaşmaya yol açmayacağı, (ğ) bendi yönünden; söz konusu düzenleme, doğal sit ilanından önce mevcut olan bir yol güzergâhi var ise herhangi bir tahribata neden olamayacak şekilde ve sadece bu güzergâh kullanılması koşullarıyla kamu yararına yönelik alt ve üst yapı uygulamalarını kapsadığı, söz konusu faaliyetlerde uyulması gerekli teknik standartların ise kendi mevzuatında yer aldığı, diğer yandan, söz konusu düzenlemeden, alanlarda talep edilebilecek hec projenin yapılabileceği ve/veya uygun bulunacağı anlamı da çıkarılmaması gerektiği, bahse konu uygulamaların yapılabilmesi faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye bağlı olup Komisyonlarca yapılacak değerlendirmelerde talebe konu altyapı uygulamasının bölge için zaruri bir ihtiyaç olup olmadığı ya da alanın özelliği ve coğrafi yapısı gereği başka güzergâhtan geçirilmesinin mümkün olup olmadığı gibi hususlar dikkate alınmaktadır. Gerekli olması halinde Komisyonlarca belirlenen sınırlamalara da aykırı olmamak koşuluyla söz konusu uygulamaların yapılmasına izin verilebileceği, (h) bendi yönünden; bu düzenleme ile, pozitif hukukun temel ilkeleri arasında yer alan kazanılmış haklardan, başka bir deyişle ortaya çıkması anında hukuka uygun olarak tamamlanarak lehte sonuçlar doğurmuş haklar ile sit ilanından önce faaliyeti devem etmekte olan kamu kullanımına yönelik yapı ve tesisler (enerji/elektrik iletim hatları, içme suyu/atık su iletim hatları, enerji tesisleri vb) dikkate alınarak hüküm altına alındığı, mevcut uygulamaya veya tesise ilişkin ilave bir hat, yapı ya da benzeri yeni bir düzenleme yapılmaması koşullarıyla söz konusu mevcut uygulamalara yönelik asgari düzeyde bakım, onarım ve iyileştirme çalışmaları ile süre uzatımına izin verecek şekilde bir düzenlenme yapıldığı, (ı) bendi yönünden; son yıllarda ülkemizin yakın çevresinde yaşanmakta olan ve ortaya çıkan yeni tehditler ile geçmişte yaşanan terör olayları, milli güvenlik konusu ile ülkemizin güvenlik ve emniyeti açısından gerekli olan hazırlıkları ve yapıları daha da önemli hale getirmeye başladığı, söz konusu düzenlemenin bu gerekçeler dikkate alınarak yapıldığı, bu alanlarda talep edilebilecek her projenin yapılabileceği ve/veya uygun bulunacağı anlamı çıkarılmaması gerektiği, (i) bendi yönünden; dalyan ve lagün ekosistemleri, koylarda veya körfez ağızlarının kıyı okları ile kapanması sonucu kıyı gerisinde oluşan, denizle yer altından veya yer üstünden bir su yoluyla bağlantısı bulunan ve denizden dar bir karayla ayrılmış olan su sistemleri olup ekolojik ve ekonomik yönden önemli ekosistemler olduğu, bu sistemlerin, doğal bir zenginlik kaynağı olmasının yanında birçok canlının üreme, beslenme, korunma ve yaşama ortamı olması açısından da büyük önem taşıdığı, bu nedenle, dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurum görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapıları balıkçılık faaliyetlerine yönelik Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayma İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 7. maddesinin üçüncü fikrasının (ç) bendinde, “Dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurum görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamakşartıyla alanım özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetleri yapılabilir." hükmüne yer verildiği, bu düzenlemeye uygun olarak 113 sayılı İlke Kararı'na da, "Dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurumu görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetlerine ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevçutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına izin verilebilir." hükmü eklendiği, Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün ikinci paragrafı ile dördüncü paragrafının hukuka uygun olduğu, dördüncü paragrafın (c) bendi yönünden; Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayma İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte değişiklik yapılarak "hayvancılık" ibaresi yerine “Geleneksel yaşam biçiminin gerektirdiği nitelikte, entegre tesis içermeyen hayvanların barınması ve beslenmesi için gerekli olan yapılar” şeklinde düzenleme yapılmış ve Mahkeme kararı gereği hayvancılık faaliyetlerinin içeriğine yönelik ve ne tür yapılara izin verilebileceği konusuna açıklık getirildiği, sonuç olarak dava konusu İlke Kararı'nda da anılan Yönetmelik hükümlerine uygun olarak gerekli düzenleme yapıldığı, (ç) bendi yönünden; yapılan düzenlemeler gereğince Kaynak Suyunun Şişelenmesine, ambalajlanmasına, depolanmasına ve satışına yönelik yapı ve tesislere bu alanlarda izin verilmesi mümkün olmadığından Komisyonlarca uygun bulunması halinde çıkarılacak kaynak değerinin “nitelikli doğal koruma alanı" sınırı dışında bir alana iletilerek şişelenmesi, ambalajlanması, depolanması ve/veya satışının yapılması gerektiği, bu nedenle çıkarılan kaynak suyunun söz konusu alanda şişelenmesi, ambalajlanması, depolanması mümkün olmadığından faaliyetin mütemmim cüz'ü niteliğindeki "iletim” faaliyetine izin verilmesinde üst normu aşar bir husus bulunmadığı, (e) bendi yönünden; yargı kararlarının gerekçeleri de dikkate alınarak yapılan düzenlemenin hukuka uygun olduğu, düzenleme ile birlikte zorunlu teknik altyapı olarak ele alınacak konuların türleri belirlendiği, büyük ölçekli sayılabilecek enerji iletim hatları için belirli sınırlamalar getirildiği ve faaliyetin zorunluluk haline ilişkin tespitler ise alanın ve/veya faaliyetin tabi olduğu diğer mevzuat hükümleri ile kurum görüşleri de dikkate alınarak Bölge Komisyonlarınca yapılacak değerlendirmeye bırakıldığı, (f) bendi yönünden; 05/03/2022 tarihli ve 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliği öncesinde esas Yönetmeliğin 8. maddesinin ikinci fıkrasında “iskele” şeklinde yer alan ibaresine istinaden “söz konusu maddede geçen "iskele" ifadesinden, imar planlarında gösterilmeden yapılabilecek ahşap iskelelerin mi yoksa daha farklı materyal ve inşa tekniklerinin kullanıldığı, uygulama imar planına islenmesi zorunlu türde iskelelerin mi kastedildiği anlaşılamadığı, bu nedenle de faaliyetlerin hangi ölçü ve büyüklükte olacağı, hangi tip yapı ve yapılardan oluşacağı konusunda herhangi bir belirlemeye yer verilmediği" gerekçesiyle “yürütmenin durdurulmasına" karar verildiği, bu yargı kararları, 109 sayılı İlke Kararı'nın iptali talebiyle açılan davalarda da gerekçe oluşturmuş ve 109 sayılı İlke Kararı'nın bazı maddeleri ve ibareleri için yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, bu maddelerden birisi de 109 sayılı İlke Kararı'nın "B. Nitelikli Doğal Koruma Alanı" başlığı altında yer alan "ç. Koruma amaçlı imar planı yapılması koşulu ile alanın ve çevrenin özelliklerinden kaynaklanan faaliyetlerin korunması ve geliştirilmesi amacına yönelik iskele, balıkçı barınağı, bekçi kulübesi yapılabilir." maddesi olduğu, bu nedenle öncelikle Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte değişiklik yapılarak “iskele” ibgresi yerine "Rekreatif amaçlı iskele ile imar planı kararıyla yapılan ve yüzer sistem kullanılan iskele” şeklinde düzenleme yapılarak Mahkeme kararları gereği iskele ibaresine yönelik açıklık getirildiği, (g) bendi yönünden; yapılan düzenlemelerle birlikte kültür balıkçılığın yapılabileceği alanların doğal özellik göstermeyen sulama amaçlı göletlerle sınırlandırıldığı, bir diğer ifadeyle eski düzenlemeye kıyasla doğal göl ve denizlere ek olarak akarsular, lagünler ve benzeri iç sular ile kara alanları da kültür balıkçılığının yapılabileceği alanlar arasından çıkarıldığı, bu kapsamda kültür balıkçılığı faaliyeti, mevcut sulama amaçlı göletler haricinde yapılamamakta olup üretim kapasitesi için de sınır şartı getirildiği, ayrıca sulama amaçlı göletlerde bu faaliyete izin verilebilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş alınması ve Bölge Komisyonlarınca uygun bulunması gerektiği, 113 sayılı İlke Kararıyla nitelikli doğal koruma alanlarında yapılabilecek kültür balıkçılığı faaliyetleri yeniden düzenmiş ve bu alanlarda kalan doğal göl ve denizlere ek olarak karasal alanlar da kapsam dışı tutulduğu, yapılan bu düzenleme neticesinde, kültür balıkçılığının yapılabileceği alanlar sulama amaçlı göletlerle, üretim kapasitesi ise 25/11/2014 tarihinde yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmayacak biçimde sınırlandırıldığı, (ğ) bendi yönünden; dava konusu 113 sayılı İlke Kararı öncesinde yürürlükte bulunan 109 sayılı İlke Kararında da aynı düzenlemenin bulunduğu, söz konusu madde hakkında herhangi bir yargı kararı bulunmadığı, 113 sayılı İlke Kararında da aynı şekilde korunduğu, (ı) bendi yönünden; yapılan düzenlemenin Yönetmeliğe uygun şekilde düzenlendiği, hukuka uygun olduğu, 'Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarına' ilişkin C Bölümünün üçüncü paragrafında yer alan "düşük yoğunluklu faaliyetlere", "kıyı yapılarına", "entegre tarım ve hayvancılık faaliyetlerine" şeklindeki kısımları yönünden ise; sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı başlığı altında yer alan “düşük yoğunluklu faaliyetler” de koruma amaçlı imar planı kararlarıyla belirlendiği ve düşük yoğunluğa yönelik “kişi/ha" değeri belirlenerek bölgelerin ihtiyacı olan konut, ticaret, eğitim, yol, sosyal donatı ve teknik altyapı gibi kullanımlara yönelik kararlar getirildiği, bir diğer ifadeyle imar planı kararıyla turizm ve konut yerleşimlerine izin veren bir alanda planın gerektirdiği yeterlilikte ve nitelikte sosyal donatı alanlarına, yer altı ve yer üstü her türlü arıtma, kanalizasyon, atık işleme tesisleri, trafo, her türlü enerji, ulaştırma, haberleşme gibi servislere de ihtiyaç duyulduğu, söz konusu koruma amaçlı timar planları öncelikle Gölge Komisyonu kararıyla ilke kararları açısından incelendiği ve uygunluk kararı alındığı, dördüncü paragrafında yer alan "küçük sanayi alanları dışında" bölümü yönünden ise, söz konusu düzenleme ile müktesep haklar dikkate alınarak mevcut ruhsatlı tesislere ilişkin bir düzenleme getirildiği, diğer yandan bu tür alanlara ilişkin komisyon kararları ile Dülgenin doğal peyzaj ve silueti dikkate alınarak gerekli tedbirlerin alınması, izleme çalışmalarının ilgili kurumlarca yapılması, rehabilitasyon projesi hazırlanması gibi farklı önlemlerin alınması sağlanarak izin verilecek faalivetlerin kontrolünün sağlandığı ve düzenlemenin hukuka uygun olduğu, C Bölümünün beşinci paragrafının (a) ve (b) bentleri yönünden ise, a bendinde yapılacak faaliyetlerden hangilerine ne ölçüde izin verileceğine açıklık getirildiği, bendinde ise yapılacak herhangi bir inşai faaliyet neticesinde ortaya çıkabilecek hafriyat ve yıkıntıların anında bertaraf edilmesinin ya da aynı gün içerisinde farklı bir alana taşınmasının mümkün olmadığı durumlar olabileceği, düşük yoğunlukta faaliyetlere izin verilen bu alanlarda ortaya çıkabilecek hafriyat ve yıkıntıların aynı gün alınmadığında izinsiz ve kontrolsüz depolandığı, söz konusu uygulamaların hem ne şekilde yapılacağını denetlemek hem de Bölge Komisyonlarınca belirlenen şartlara uygun olarak gerçekleştirilmesini sağlamanın, doğacak olumsuzlukların önüne geçmekte fayda sağlayacağı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ: Dava, 20.07.2022 günlü, 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 01.07.2022 günlü, 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşuları İlke Kararının Kesin Korunacak Hassas Alanlara ilişkin A Bölümünün ikinci ve dördüncü paragrafının, dördüncü paragrafının (f), (g), (ğ), (h), (ı) ve (i) bentlerinin, Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün ikinci paragrafının, dördüncü ve beşinci paragrafının tüm bentlerinin, Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarına ilişkin C Bölümünün üçüncü, dördüncü ve beşinci paragrafının, beşinci paragrafının (a) ve (b) bentlerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin süre ve ehliyet itirazları yerinde görülmemiştir.
17/08/2011 günlü, 28028 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun "tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3. maddesine eklenen fıkra ile doğal sit; "jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." şeklinde tanımlanmıştır.
2863 sayılı Yasa uyarınca çıkarılan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 728 sayılı Doğal (Tabii) Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları ile ilgili İlke Kararında doğal sit, "Jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup, ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." olarak tanımlanmış, doğal sitlerin tespiti, derecelendirilmesi, koruma ve kullanma koşullarına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.
648 sayılı KHK ile 2863 sayılı Kanun'a eklenen Ek 4. madde ile doğal sitlerle ilgili olarak, 2863 sayılı Yasa'dan kaynaklanan yetki ve görevler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile bu Bakanlığın bünyesinde kurulan Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonuna devredilmiş; tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili iş, işlem ve kararlara ilişkin usul ve esaslar ile bu konularda görev yapacak komisyonların teşkili ve çalışma usul ve esaslarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle düzenleneceği kuralına yer verilmiş; 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen 13/A maddesi ile de Bakanlık bünyesinde Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü kurulmuştur.
Anılan hükümler uyarınca çıkarılan ve 19/07/2012 günlü, 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikle doğal sit alanlarının tespit ve tesciline ilişkin yeni kriterler belirlenmiş ve bu alanlar, "kesin korunacak hassas alanlar", "nitelikli doğal koruma alanları" ve "sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları" olarak ayrılmıştır.
703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi ile 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname yürürlükten kaldırılmış, 216. maddesinde ise; "Kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan atıflar Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde bunlara karşılık olarak belirtilen ve düzenlenen bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarına yapılmış sayılır." hükmüne yer verilmiştir.
10/07/2018 günlü, 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 109. maddesinin b) bendinde; tabiat varlıkları ve doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgelerinin tespit, tescil, onay, değişiklik ve ilanına dair usul ve esasları belirlemek ve bu alanların sınırlarını tespit ve tescil etmek, yönetmek ve yönetilmesini sağlamak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik doğrultusunda, ekolojik temelli bilimsel araştırma projeleri sonucunda ortaya çıkan raporlar dikkate alınarak doğal sit alanlarının güncel durumunun, kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak yeniden tescil edilmesi nedeniyle, bu Yönetmelikte belirtilmeyen hususlara açıklık getirilmesi amacıyla Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonunca 05/01/2017 günlü, 99 sayılı "Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı" alınmış, 109 sayılı "Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı" ile 99 sayılı İlke Kararı yürürlükten kaldırılmıştır.
05/03/2022 tarihli, 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle, 19/07/2012 tarihli, 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.
Bunun üzerine, 20/07/2022 tarihli, 31898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01/07/2022 tarihli, 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı düzenlenerek, 16/10/2019 tarihli, 109 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı yürürlükten kaldırılmıştır.
-Dava konusu İlke Kararının "Kesin Korunacak Hassas Alanlar" başlıklı A bölümü yönünden;
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik'in "Tanımlar ve Kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinde "Kesin Korunacak Hassas Alanlar, "Bölgesel, ulusal veya dünya ölçeğinde olağanüstü ekosistemlerin, türlerin, habitat ve jeolojik jeomorfolojik özelliklerin korunduğu, genel olarak insan etkisi olmadan meydana gelmiş, insan faaliyetleri sonucu bozulma veya tahrip olma riski yüksek olan alanlar" olarak tanımlanmış, 7. maddesinin 1. fıkrasında 05.03.2022 tarihli, 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle "Kesin korunacak hassas alanlar; kaynak değerlerinin korunması için; alan kullanımı ve alana tüm etkilerin sınırlandırıldığı, gerektiğinde insanların bölgeye girişlerinin engellendiği, bilimsel araştırma, eğitim ya da çevresel izleme amacıyla özel önlemler alınarak korunacak kara, su, deniz alanları olup, Cumhurbaşkanı kararı ile ilan edilen mutlak korunması gereken alanlardır." düzenlemesine yer verilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenerek,
“(3) Bu alanlarda, kesin yapı yasağı olmakla birlikte faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye göre;
a) Kamu menfaati gereği zorunluluk arz eden hallerde mevcut yol güzergâhı kullanılması koşuluyla atıksu, içme suyu, doğal gaz ve elektrik hatları,
b) Ulusal güvenlik için zaruret arz eden tesisler,
c) Orman yangın yolu açılmasına, ormanların bakım ve onarımına, biyotik zararlılarla ve abiyotik (yangın, sel, fırtına) etkenlerle mücadele edilmesine yönelik çalışmalar,
ç) Dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurum görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetleri, yapılabilir." hükmü ile bazı istisnalar öngörülmüştür.
Kesin korunacak hassas alanların tanımı ve niteliği göz önünde bulundurulduğunda yönetmelikte sınırlı olarak sayılan istisnai faaliyetler dışında, alanların korunmasına yönelik önlemler alınması, özgün ekosistemlerinin bozulmasına yol açabilecek nitelikte yapı, tesis ve faaliyetlere izin verilmemesi gerektiği açıktır.
İlke kararının A bölümünün 4. paragrafının (f) bendinde "Ekolojik dengenin devamlılığı ve tozlaşmanın sağlanabilmesini destekleyen arıcılık faaliyetleri yapılabilir", (g) bendinde "Kuş gözlem kulesi yapılabilir.", (ğ) bendinde "Kamu yararının gerektirdiği ihtiyaç hallerinde yol güzergahının kullanılması koşuluyla atıksu, içme suyu, doğal gaz ile elektrik ve iletişim hattı yapılabilir." cümlesinde yer alan "iletişim hattı" ibaresi ile (i) bendinde yer alan "... ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına." ibaresinin Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 7. maddesinin 3. fıkrasında izin verilen faaliyetler kapsamında olmaması ve yapılaşma ve faaliyet yönünden belirsizlik taşıdığından yapı yasağına aykırı olması nedeniyle anılan düzenlemelerde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
4. paragrafın (i) bendinde yer alan düzenleme 11.10.2022 günlü, 118 sayılı ilke kararı ile değiştirilerek balıkçılık faaliyetine izin verilen suların kapsamı genişletilmişse de, "... ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına." ibaresi aynı şekilde yer aldığından düzenleme konusuz kalmamıştır.
-İlke Kararının "Nitelikli Doğa Koruma Alanları" başlıklı B bölümü yönünden;
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik'in 8. maddesinde Nitelikli Doğal Koruma Alanları, "Doğal yapısı değişmemiş veya az değişmiş, modern yaşam ve önemli ölçüde insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, doğal süreçlerin hakim olduğu, koruma amaçlarına uygun olarak yörede yaşayanların alanın mevcut kaynaklarını kullanmasını sağlayarak doğal hayata dayalı geleneksel yaşam şekillerinin korunduğu kara, su, deniz alanlarıdır." şeklinde tanımlanmış, ikinci fıkrasında ise "Bu alanlar, örtü altı tarım uygulamaları hariç tarım, kültür balıkçılığı hariç balıkçılık faaliyetleri ve alanın doğal yapısı ile uyumlu çadırlı kamp alanı, bungalov ve günübirlik faaliyetlerin yapılabildiği alanlardır. Alanın doğal özelliklerinin devamlılığı için halkın bu alanlara erişiminin uygun seviye ve şekilde tutulması esastır." hükmüne yer verilmiş iken, 2022 yılında yapılan değişiklik ile,
“(2) Nitelikli doğal koruma alanları; bölgenin doğal yapısı, ekolojik değerleri, silueti, doğal peyzajı ve benzeri ayırt edici özellikleri göz önünde bulundurularak faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye göre;
a) Entegre tesis içermeyen tarım faaliyetlerinin,
b) Geleneksel yaşam biçiminin gerektirdiği nitelikte, entegre tesis içermeyen hayvanların barınması ve beslenmesi için gerekli olan yapıların,
c) Tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliğinin,
ç) Rekreatif amaçlı iskele ile imar planı kararıyla yapılan ve yüzer sistem kullanılan iskelenin,
d) Doğal kaynak suyunun çıkarılmasına yönelik uygulamaların,
e) Geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı faaliyetlerinin,
f) Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları, elektrik iletim hattı/tesisi, içme ve kullanma suyu hattı, atıksu hattı, trafo, haberleşme servisleri, açık otopark ve alanın korunmasına katkı sağlayacak arıtma tesisleri ile faaliyetlerinin özelliği ve alanın coğrafi yapısı gereği başka güzergâhtan geçirilmesi kamu menfaatiyle bağdaşmayan enerji iletim hatlarının,
g) Ulusal güvenlik için zaruret arz eden tesislerin,
ğ) Yöre halkının ihtiyaçlarıyla sınırlı kalmak ve toplam yapılaşması kara alanın %2’sini geçmemek kaydıyla balıkçı barınaklarının,
h) Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesinde yer alan üretim kapasitesi ile sınırlı kalmak kaydıyla hidroelektrik, rüzgâr ve güneş enerji santrallerinin,
ı) İçme suyu amaçlı baraj ve göletler ile tarımsal sulama amaçlı göletlerin,
i) Alanın doğal yapısıyla uyumlu, beton, asfalt gibi malzemelerin kullanılmadığı açık spor alanları, çadırlı kamp ve karavan ile günübirlik faaliyetlerin, yapılabildiği alanlardır. Alanın ve doğal özelliklerin devamlılığı için halkın bu alanlara erişiminin uygun seviye ve şekilde tutulması esastır.” şeklinde değiştirilmiştir.
Danıştay Dördüncü Dairesi'nin 09/05/2024 günlü, E:2023/11583, K:2024/2908 sayılı kararıyla, anılan Yönetmeliğin 8. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin tamamının, anılan maddenin ikinci fıkrasının (f) bendinde yer alan ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' ibaresinin iptaline karar verilmiş olduğundan; dava konusu ilke Kararının B Bölümünün 4. paragrafının (e) bendinde yer alan "Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları," ibaresi ile (g) bendinde yer alan "Geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Ek-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı" düzenlemesinin dayanağı kalmamıştır.
B bölümünün 4. paragrafının (d) bendinde düzenlenen "Herhangi bir yapılaşmaya gidilmeden Avlakların Kuruluşu, Yönetimi ve Denetimi Esas ve Usulleri ile İlgili Yönetmelik çerçevesinde avlak sahası ayrılabilir.", (ğ) bendinde yer alan "Şehitlik ve/veya mezarlık alanları ile ilgili uygulamalar gerçekleştirilebilir." faaliyetlerin yönetmeliğin 8. maddesinde nitelikli doğa koruma alanlarında yapılabileceği belirtilen faaliyetler kapsamında sayılmadığı gibi, avlanma faaliyetinin, yapılaşma olmasa dahi nitelikli doğa koruma alanlarının barındırdığı yaban hayatı, ekosistem ve biyolojik çeşitliliğe zarar verebileceği, şehitlik ve mezarlık uygulamalarının da yapılaşmayı gerektirmesine karşın düzenlemede konu ile ilgili belirlilik ve sınırlamaya yer verilmemiş olması nedeniyle koruma ilke ve esaslarına ve hukuka uyarlık görülmemiştir.
-İlke Kararının "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" başlıklı C Bölümü yönünden;
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik'in "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarının ayırt edici özellikleri" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında bu alanlar; "Kesin korunacak hassas alanlar veya nitelikli doğal koruma alanlarını etkileyen, bu koruma bölgeleri ile bütünlük gösteren, korumaya katkı sağlayacak, doğal ve kültürel bakımdan uyumlu düşük yoğunlukta faaliyetler, turizm ve yerleşimlere izin veren alanlar" olarak tanımlanmış iken bu tanım, 16/03/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile "Sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları; barındırdığı siluet, jeolojik ve ekolojik değerlerin korunması ve geliştirilmesi amacıyla alanın potansiyeli ve kullanım özellikleri göz önünde bulundurularak, kesin korunacak hassas alan ve nitelikli doğal koruma alanlarında izin verilen faaliyetlere ek olarak doğal ve kültürel bakımdan uyumlu düşük yoğunlukta faaliyetler, entegre tesis, turizm ve yerleşimlere izin veren alanlardır." şeklinde değiştirilmiş, bu değişikliğe karşı açılan davalarda verilen kararlar nedeniyle, 2022 yılında değişiklik yapılarak, “(1) Sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları; bölgenin doğal yapısı, ekolojik değerleri, silueti, doğal peyzajı ve benzeri ayırt edici özellikleri göz önünde bulundurularak faaliyetlerin niteliğine ve içeriğine ilişkin Bölge Komisyonu tarafından yapılacak değerlendirmeye göre; kesin korunacak hassas alanlarda ve nitelikli doğal koruma alanlarında izin verilen faaliyetlere ek olarak doğal ve kültürel bakımdan uyumlu düşük yoğunlukta faaliyetlere, tarım ve hayvancılık amaçlı entegre tesislere, hidroelektrik, rüzgâr ve güneş enerji santralleri ile turizm ve yerleşimlere izin verilen alanlardır. Bu alanlarda izin verilen faaliyetler, 7’nci maddenin üçüncü fıkrası ile 8’inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara tabi değildir.” şeklini almıştır.
C Bölümünün 3. paragrafındaki "kıyı yapılarına" ibaresi yönünden:
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 9. maddesinde sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında yapılabilecek faaliyetler arasında kıyı yapılarına yer verilmemiştir. Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğe göre kıyı yapıları, su ürünlerini üretim ve yetiştirme tesisleri, liman ve kruvaziyer limanlar, tersaneler, yat limanları, barınaklar ve imar planına konu olmayan rekreatif amaçlı iskeleler olarak sayılmış olup, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikle bu yapılardan rekreatif amaçlı iskele ile imar planı kararıyla yapılan yüzer sistem kullanılan iskelenin ve yöre halkının ihtiyaçlarıyla sınırlı kalmak ve toplam yapılaşması kara alanın %2’sini geçmemek kaydıyla balıkçı barınaklarının, nitelikli doğal koruma alanlarında yapılmasına olanak tanındığından, anılan yapıların koruma ve kontrollü kullanım alanlarında da gerçekleştirilebilmesine olanak bulunmakla birlikte, bu yapılar dışında liman, tersane, su ürünleri üretim ve yetiştirme tesisleri gibi yapılar da kıyı yapıları kapsamında yer aldığından yönetmelik hükmüne aykırı olan ve uyuşmazlığa konu sit alanı ile doğal ve kültürel bakımdan uyumlu düşük yoğunluklu faaliyetler kapsamında bulunmayan "kıyı yapılarına" ibaresinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
C Bölümünün 3. paragrafındaki "atık aktarma merkezleri" ibaresi yönünden:
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 9. maddesinde sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında yapılabilecek faaliyetler arasında "atık aktarma merkezleri" sayılmadığı gibi, anılan kavramla mevzuatta öngörülen atık yönetimine ilişkin süreçlerin hangisine izin verildiğinin açıkça belirtilmediği, ifadenin belirsiz olduğu anlaşılmakla ibarede hukuka uyarlık görülmemiştir.
C Bölümünün 4. paragrafında yer alan "küçük sanayi alanları dışında" ibaresi yönünden;
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 9. maddesinde, bu alanlarda yapılabilecek yapı ve faaliyetler arasında yeni sanayi tesislerine yer verilmediğinden, Yönetmelik hükmüne aykırı olarak yeni sanayi tesisleri kurulmasına olanak sağlayan düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir.
C Bölümünün 5. paragrafının (a) bendinde yer alan "Teknik rapor ile tespit edilmiş zorunlu haller dışında" ibaresi yönünden;
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 9. maddesinin (3). fıkrasında "Sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında bulunan madenlerin milli menfaatlere uygun olarak aranması, hangi şartlarda ve ölçülerde işletileceği, kapatılması ve alanın rehabilitasyonu ilke kararları doğrultusunda alınacak olan Bölge Komisyonlarının kararları doğrultusunda yapılır." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu ilke kararının C bölümü 5. Paragrafının (a) bendinde de anılan düzenleme uyarınca, "Teknik rapor ile tespit edilmiş zorunlu haller dışında delme-patlatma yöntemlerinin kullanılmaması ve paragrafta yer alan diğer koşullara uyulması şartıyla uyuşmazlığa konu sit alanında madencilik faaliyetleri yapılabileceği düzenlenmiştir. Düzenlemede delme-patlatma yönteminin kullanılmaması kuralının istisnası olarak teknik rapor ile tespit edilmiş zorunlu hallere yer verilmişse de, anılan ibarenin muğlak olduğu, belirsizliğe ve uygulamada farklı değerlendirmelere yol açılabileceği gibi, maden arama, çıkarma ve işletme faaliyetleri kapsamında hangi nedenle olursa olsun delme-patlatma yönteminin kullanılmasının doğal ve kültürel bakımdan uyumlu düşük yoğunlukta faaliyet olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı, anılan yöntemin kullanılmasının bölgenin doğal ve ekolojik yapısının bozulmasına yol açabilecek nitelikte etkileri olabileceği sonucuna varıldığından, ibarede koruma ilke ve esaslarına uyarlık görülmemiştir.
C Bölümünün 5. paragrafının (b) bendi yönünden; bentte "Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine uygun olmak koşuluyla geçici depolama yapılabilir." kuralına yer verilmiştir.
Aynı paragrafın (a) bendinin ilk cümlesinde alanda madencilik faaliyetlerine ilişkin düzenleme yapılmış, ikinci cümlesinde "Doğal peyzaj ve siluet dikkate alınarak kum, çakıl, taş, maden vb. malzeme alınabilir, bu amaçla ocak açılabilir, ancak bozulan alanların doğaya yeniden kazandırılması amaçlı toprak dökümü hariç toprak, cüruf, çöp, hafriyat, sanayi artığı vb. gibi dökülemez." kuralı getirilmiş olmasına karşın, bu hükümle çelişir şekilde paragrafın (b) bendinde hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıklarının depolanmasına izin verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Diğer taraftan, Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 4. maddesinde, inşaat ve yıkıntı atıkları içerisinde bulunan asbest, boya, florasan ve benzeri zararlı ve tehlikeli atıkların tehlikeli inşaat ve yıkıntı atıklarını ifade ettiği hükmü yer almış, anılan Yönetmelik uyarınca toplanan atıkların depolanmasına yönelik hükümler 26.03.2010 tarihinde yönetmelikte yapılan değişiklikle yürürlükten kaldırılmış ve 02.04.2015 günlü, 29314 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Atık Yönetimi Yönetmeliği hükümleri ile anılan atıkların dönüşümü ve depolanması düzenlenmiş, buna göre Yönetmeliğin geçici depolama başlıklı 13. maddesinde tehlikeli atıkların geçici depolama alanında en fazla 6 ay, tehlikesiz atıkların ise en fazla 1 yıl süreyle geçici depolanacağı kuralına yer verilmiştir. Anılan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıklarının tehlikeli atıkları da içerebileceği ve bölgenin doğal yapısının bozulmasına yol açabileceği göz önünde bulundurulduğunda, anılan atıkların geçici de olsa depolanmasının doğal ve kültürel bakımdan sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları ile uyumlu düşük yoğunluklu faaliyetler kapsamında olmadığı sonucuna varıldığından, düzenlemede bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Dava konusu İlke Kararının iptali istenilen diğer bölümlerinin Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte 05/03/2022 tarihinde yapılan değişiklikler doğrultusunda hazırlandığı ve düzenlemelerde yönetmelik hükümlerine aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 01.07.2022 günlü, 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşuları İlke Kararının "Kesin Korunacak Hassas Alanlar" başlıklı A bölümünün 4. paragrafının (f) bendinin, (g) bendinin, (ğ) bendinde yer alan "iletişim hattı" ibaresi ile (i) bendinde yer alan "... ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına." ibaresinin; "Nitelikli Doğa Koruma Alanları" başlıklı B bölümünün 4. paragrafının (d) bendinin, (e) bendinde yer alan "Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları," ibaresinin, (g) bendi ile (ğ) bendinin; "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" başlıklı C Bölümünün 3. paragrafındaki "kıyı yapılarına" ve "atık aktarma merkezleri" ibarelerinin, 4. paragrafında yer alan "küçük sanayi alanları dışında" ibaresinin, 5. paragrafının (a) bendinde yer alan "Teknik rapor ile tespit edilmiş zorunlu haller dışında" ibaresinin ve 5. paragrafının (b) bendinin iptaline, ilke kararının iptali istenilen diğer bölümlerine yönelik olarak ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ
OLAY:
20/07/2022 tarih ve 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 01/07/2022 tarih ve 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşuları İlke Kararının Kesin Korunacak Hassas Alanlara ilişkin A Bölümünün, ikinci ve dördüncü paragrafıyla, dördüncü paragrafının (f), (g), (ğ), (h), (ı) ve (i) bentlerinin; Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, ikinci, tüm bentleriyle dördüncü ve beşinci paragrafının; Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarına ilişkin C Bölümünün, üçüncü, dördüncü ve beşinci paragraflarıyla, beşinci paragrafının (a) ve (b) bentlerinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE
GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 3. maddesinde, sit, "Tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır." olarak, Doğal (tabii) sit, "Jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." olarak tanımlanmış, 7. maddesinde, " Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur." hükmü, 21. maddesinde, "Tapu kütüğüne "korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” kaydı konulmuş olan taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerinde kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parseller her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır..." hükmü yer almıştır.
Anılan Kanun uyarınca çıkarılan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 728 sayılı Doğal (Tabii) Sitler, Koruma Ve Kullanma Koşulları İle İlgili İlke Kararında ise doğal sit, "Jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup, ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." olarak tanımlanmış, doğal sitlerin derecelendirilmesi yapılmış, bu derecelere göre doğal sitlerin koruma ve kullanma koşullarına ilişkin esaslar belirlenmiştir.
Mevzuat değişikliği ile doğal sitlerle ilgili görev ve yetkiler Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına geçmiş, 2863 sayılı Kanunun Ek 1. maddesinde, "Taşınır tabiat varlıkları hariç tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili olarak bu Kanunda öngörülen iş, işlem ve kararlar bakımından görevli ve yetkili bakanlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığıdır. Tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili hususlarda karar almak ve bu Kanunda öngörülen diğer iş ve işlemlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yardımcı olmak üzere; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı merkez teşkilatı bünyesinde... Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve taşrada... Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu teşkil edilir. Bu komisyonların iş, işlem ve kararları konusunda, bu Kanunun Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları ile ilgili hükümleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca alınan ilke kararları çerçevesinde kıyasen uygulanır. Bu Kanunda Koruma Yüksek Kurulunca alınması öngörülen kararlar, tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Merkez Komisyonunca, koruma bölge kurullarınca alınması öngörülen kararlar koruma bölge komisyonlarınca alınır ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayıyla yürürlüğe konulur. Bu Kanunda ve diğer mevzuatta tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Yüksek Kuruluna ve koruma bölge kurullarına yapılan atıflar ilgisine göre Koruma Merkez Komisyonuna ve koruma bölge komisyonlarına yapılmış sayılır ve ilgili maddelerde geçen Koruma Yüksek Kurulundan Koruma Merkez Komisyonu ve koruma bölge kurullarından koruma bölge komisyonları anlaşılır... Tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili iş, işlem ve kararlara ilişkin usul ve esaslar ile bu konularda görev yapacak komisyonların teşkili, çalışma usul ve esasları Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almıştır.
Anılan hükümler uyarınca 19/07/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikle doğal sit alanlarının tespit ve tesciline ilişkin yeni kriterler belirlenmiş, bu alanlar, kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak üç kategoriye ayrılmış ve bu alanlara ilişkin tanımlamalar ile bu alanların ayırt edici özelliklerine yer verilmiştir.
05/03/2022 tarihli, 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle, 19/07/2012 tarihli, 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.
Bunun üzerine, 20/07/2022 tarihli, 31898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01/07/2022 tarihli, 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı yeniden düzenlenerek, 16/10/2019 tarihli, 109 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı yürürlükten kaldırılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı tarafından, dava konusu edilen ilke kararı ile davacının ihlâl edilmiş kişisel ve güncel bir menfaati olmadığından ve doğrudan hak ihlâli şartı gerçekleşmediğinden davacının hukukî menfaat yokluğu nedeniyle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği; davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür.
Davalı idarenin usule yönelik itirazları geçerli görülmeyerek esasın incelenmesine geçildi.
ESAS YÖNÜNDEN:
Dava konusu edilen hükümlerin, Kesin Korunacak Hassaslar Alanlara ilişkin A Bölümünün ikinci ve dördüncü paragrafıyla, dördüncü paragrafın (f), (g), (ğ), (h), (ı) ve (i) bentlerinde; Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün ikinci ve dördüncü paragrafıyla, dördüncü paragrafın (a), (b), (c), (ç), (d), (f), (h) ve (ı) bentlerinde ile (e) bendi yönünden; ''... elektrik iletim hattı/tesisi, içme ve kullanma suyu hattı, atıksu hattı, trafo, haberleşme servisleri, açık otopark, ile faaliyetlerin özelliği ve alanın coğrafi yapısı ve kamu yararı gereği başka güzergahtan geçirilmesi mümkün olmayan enerji iletim hatları yapılabilir.'' kısmında ve (g) bendinin ise ''Geleneksel balıkçılık faaliyetleri'' kısmında, beşinci paragrafı ve tüm bentlerinde; Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarına ilişkin C Bölümünü C Bölümünün, üçüncü, dördüncü ve beşinci paragraflarıyla, beşinci paragrafının (a) ve (b) bentlerine ilişkin kısımlarına yönelik olarak dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile iddia ve savunmaların birlikte incelenip değerlendirilmesi neticesinde; bahsi geçen düzenlemelerde konuya ilişkin yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine aykırılık bulunmadığı, söz konusu koruma alanlarında yapılacak olan faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeden sonra faaliyetlerin yapılabileceğinin düzenlendiği görülmekte olup, belirtilen kurallarda üst normlara, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (e) bendinin ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' ibaresi yönünden;
Dava konusu ilke kararının dayanağı olan ve 05/03/2022 tarih ve 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in iptali istemiyle Dairemizin E: 2023/11583 sayılı dosyasında açılan davada; 09/05/2024 günlü, K:2024/2908 sayılı kararla davaya konu edilen Yönetmeliğin 8. maddenin ikinci fıkrasının (f) bendi yönünden; ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları, elektrik iletim hattı/tesisi, içme ve kullanma suyu hattı, atıksu hattı, trafo, haberleşme servisleri, açık otopark ve alanın korunmasına katkı sağlayacak arıtma tesisleri ile faaliyetlerinin özelliği ve alanın coğrafi yapısı gereği başka güzergâhtan geçirilmesi kamu menfaatiyle bağdaşmayan enerji iletim hatlarının, nitelikli koruma alanlarında yapılabileceğine ilişkin düzenleme yapıldığı görüldüğü, davaya konu Yönetmelikte, bazı teknik alt yapı gereklilikleri olarak elektrik iletim hattı/tesisi, içme ve kullanma suyu hattı, atıksu hattı, trafo, haberleşme servisleri, açık otopark ve alanın korunmasına katkı sağlayacak arıtma tesisleri ile faaliyetlerinin özelliği ve alanın coğrafi yapısı gereği başka güzergâhtan geçirilmesi kamu menfaatiyle bağdaşmayan enerji iletim hatlarının yapılabileceği kurala bağlanmış ise de, nitelikli doğal koruma alanlarının yukarıda yer verilen tanımı ve özellikleri dikkate alındığında "ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları" ifadesinin muğlak bir ifade olduğu, belirsizlik yarattığı ve açıklığa kavuşturulması gerektiği; düzenlemenin bu şekliyle hukuka uygun olmadığı sonucuna varılarak 8. maddenin ikinci fıkrasının (f) bendinde yer alan ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' ibaresinin iptaline karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine ise, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/05/2025 tarih, E:2024/2246, K:2025/1142 sayılı kararıyla oyçokluğuyla onandığı, bu durumda, dava konusu edilen İlke Kararının dördüncü paragrafının (e) bendinin ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (g) bendinin ''ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı yapılabilir.'' ibaresi yönünden;
Dava konusu düzenleme ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi üretim kapasitesi 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı faaliyetlerinin, "nitelikli doğal koruma alanlarında" yapılabileceğine ilişkin düzenleme yapıldığı görülmektedir.
1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'nun "Tarifler" başlıklı 2. maddesinde, "Su ürünleri: Denizlerde ve içsularda bulunan bitkiler ile hayvanlar ve bunların yumurtalarıdır." tanımına; 29/06/2004 tarihli, 25507 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde ise, "Su Ürünleri: Denizlerde ve iç sularda bulunan bitkiler ile hayvanlar ve bunların yumurtalarını (4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanununun kapsamına giren hayvanlar hariç), Su Ürünleri Yetiştiriciliği: Yetiştiricilik tesislerinde, entansif, yarı entansif veya ekstansif şartlarda yapılan, su ürünlerini üretme ve/veya büyütme (besicilik) faaliyetini, Yetiştiricilik Tesisi: Su ürünleri yetiştiriciliğinin yapıldığı yerleri, İç Sular: Göller, suni göller, lagünler, baraj gölleri, bentler, regülatörler, kanallar, arklar, akarsular, mansaplar, üretme ve yetiştirme yerlerini, Kuluçkahane: Su ürünleri damızlık materyallerinden yumurta ve yavru materyaller elde etmek için kurulan tesisleri, Üretme Havuzları: Su ürünleri yetiştiriciliği yapmak amacıyla, toprak, beton ve ağ havuzlar ile plastik veya benzeri malzemeden yapılan tank ve benzer üniteleri, Ağ Havuz (Ağ Kafes): Denizlerde ve iç sularda su ürünleri yetiştiriciliği yapmak amacıyla ahşap, demir veya plastik malzemeler ile ağ kullanılarak yapılan üniteleri, Entansif Yetiştiricilik: Tamamen dıştan yemlemeye dayalı yoğun yetiştiriciliği, Yarı Entansif Yetiştiricilik: Gübreleme ve tamamlayıcı yemlemeye dayalı yetiştiriciliği, Ekstansif Yetiştiricilik: Suyun doğal verimliliğine dayanan, stok kontrolü yapılan düşük üretimli yetiştiriciliği," tanımlarına yer verilmiştir.
Bir tür su ürünü yetiştiriciliği olan kültür balıkçılığının, deniz içerisinde, göl, akarsu veya tatlı su kıyılarında tecrit edilmiş alanlar oluşturularak, balık çeşitleri, kabukluları, su canlıları ve su bitkilerinin doğal ortamlarının dışında yetiştirilerek, çeşitli ihtiyaçlarının karşılanması olduğu, söz konusu faaliyet nedeniyle kullanılan besi maddeleri, hayvan dışkıları vb. unsurlardan oluşan atıkların çevreye zarar verdiğinin bilinen bir olgu olduğu, bu durumda, önemli insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, kırsal yaşam özellikleri taşıyan, aşırı derecede ve uygunsuz insan kullanımı mevcudiyetinden uzak alanlar olması gereken nitelikli doğal koruma alanlarının söz konusu nitelikleri dikkate alındığında, söz konusu faaliyet türlerinden bazılarının doğrudan doğruya, bazılarının ise belli bir kapasite ve büyüklüğe ulaşması durumunda, bu bölgelerin doğal yapısının bozulmasına yol açacağı, dolayısıyla düzenlemenin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na, genel koruma ilkelerine, nitelikli doğal koruma alanlarının taşıması gereken kriterlere uygun olmadığı, nitelikli doğal koruma alanlarının korunmasında kamu menfaatinin bulunduğu değerlendirildiğinden, düzenleme ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve ÇED Yönetmeliği EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydının getirilmiş olmasının, bu alanlarda kültür balıkçılığı faaliyetlerine izin verilmesi açısından yeterli görülmediği sonucuna varılmıştır.
113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (ğ) bendi yönünden ise;
Dava konusu edilen düzenlemede; "Şehitlik ve/veya mezarlık alanları ile ilgili uygulamalar gerçekleştirilebilir." şeklinde hüküm bulunduğu, bu düzenlemenin muğlak ve belirsiz olduğu; şehitlik yerlerinin tespiti, tescili, tahsisi, yönetimi, inşası, bakımı, onarımı ve koruma işlemleri ile şehitliklere kimlerin defnedileceğine ilişkin usul ve esasları belirleyen ve 12/11/2016 Tarih ve 29886 No'lu Resmi Gazete'de yayımlan ''Şehitlik Yönetmeliği''nde; şehitliklerin düzenlenmesi ile ilgili esasların yer aldığı, Yönetmeliğin tanımlar başlıklı 2. maddesinde; Şehitlik tanımının; 'Bu Yönetmelik uyarınca şehitlik olarak tescil veya tahsis edilen yerler' olarak düzenlendiği, Yönetmeliğin ''Şehitliklerin Düzenlenmesi'' başlıklı 9. maddesinde ise; Yurtiçindeki şehitlikler aşağıdaki şekilde düzenlenir. a) Şehitliklerde ek-2’de yer alan tip anıt projesi uygulanır. Ancak özellik arz eden şehitliklerde özel proje uygulaması yapılabilir. b) Şehitliklerde yeterli büyüklükte tören alanı ayrılır. c) Şehitliğin emniyete alınması maksadıyla çevre emniyet duvarı inşa edilir. ç) Valiliklerce inşaat yatırım programına alınan şehitliklerde bütçe durumu gözetilerek albüm binası ve bekçi evi kurulur. d) Şehitliklerde uygulanacak aydınlatma, sulama, teraslama, bahçe ve yaya yolları gibi altyapıya ilişkin standartlar valiliklerce belirlenir. e) Şehitliklerin gelişimine yönelik hazırlanacak proje çalışmalarında mevcut imalatlar azami derecede değerlendirilir ve projelendirmede dikkate alınır. f) Mezarların ada ve parsellerini, bunlara giden yolları, çiçek tarhlarını, şehitliğin bulunduğu yerin iklimine ve arazi durumuna göre dikilecek bitkilerin cins ve yerlerini, sınırlara konulacak bordür taşlarını ve çevre duvarı gibi tesisleri kapsayan plan hazırlanır. g) Plana göre, her ada ve parselde bulunan mezarlar, birden başlamak üzere numaralandırılır. Şehitliklere bu ada ve parsele göre belirlenen sıra numarasına göre defin yapılır. Bir ada veya parsel bitmeden, diğer ada veya parsele defin yapılmaz...'' hükümleri bulunduğu, bu durumda, şehitlik ve mezarlık uygulamalarının yapılaşmayı gerektirdiği, buna karşın düzenlemede konu ile ilgili belirlilik ve sınırlamaya yer verilmemiş olması nedeniyle koruma ilke ve esaslarına ve hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu 113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (e) bendinin ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' ibaresi, (g) bendinin ''ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı yapılabilir.'' ibaresi ile (ğ) bendinin İPTALİNE,
2. Diğer kısımlar yönünden davanın REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam 1.077,30-TL yargılama giderinin, haklılık durumuna göre, ...-TL'lik kısmı ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Kalan...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Varsa posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra ve istemleri halinde taraflara iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 16/12/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
Dava, 20/07/2022 tarih ve 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 01/07/2022 tarih ve 113 sayılı İlke Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İlke kararının A bölümünün 4. paragrafının (i) bendinde yer alan "... ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına." ibaresinin, ilke kararının dayanağı olan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 7. maddesinin 3. fıkrasında izin verilen faaliyetler kapsamında olmaması ve yapılaşma ve faaliyet yönünden belirsizlik taşıması, aynı zamanda 'kesin yapı yasağı' kavramına ve korunan alanların doğallığını muhafaza etme ve mevcut koruma değerlerinin devamlılığını sağlamaya yönelik esaslara aykırı olması nedeniyle anılan düzenlemelerde hukuka uyarlık bulunmadığı, B bölümünün 4. paragrafının (d) bendi yönünden; düzenleme ile getirilen 'herhangi bir yapılaşmaya gidilmeden Avlakların Kuruluşu, Yönetimi ve Denetimi Esas ve Usulleri ile İlgili Yönetmelik çerçevesinde avlak sahası ayrılabilir.' hükmünün avlanma faaliyetinin, yapılaşma olmasa dahi nitelikli doğa koruma alanlarının barındırdığı yaban hayatı, ekosistem ve biyolojik çeşitliliğe zarar verebileceği, öte yandan avcılığın; Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 8. maddesinde nitelikli doğa koruma alanlarında yapılabileceği belirtilen faaliyetler kapsamında sayılmadığı, düzenlemenin hukuka aykırı olduğu, C bölümünün 3. paragrafında yer alan 'kıyı yapılarına' dair ibaresi yönünden; Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 9. maddesinde sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında yapılabilecek faaliyetler arasında kıyı yapılarına yer verilmediği, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğe göre kıyı yapıları, su ürünlerini üretim ve yetiştirme tesisleri, liman ve kruvaziyer limanlar, tersaneler, yat limanları, barınaklar ve imar planına konu olmayan rekreatif amaçlı iskeleler olarak sayıldığı, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikle bu yapılardan rekreatif amaçlı iskele ile imar planı kararıyla yapılan yüzer sistem kullanılan iskelenin ve yöre halkının ihtiyaçlarıyla sınırlı kalmak ve toplam yapılaşması kara alanın %2’sini geçmemek kaydıyla balıkçı barınaklarının, nitelikli doğal koruma alanlarında yapılmasına olanak tanındığı, anılan yapıların koruma ve kontrollü kullanım alanlarında da gerçekleştirilebilmesine olanak bulunmakla birlikte, bu yapılar dışında liman, tersane, su ürünleri üretim ve yetiştirme tesisleri gibi yapılar yönünden ise 'alternatif yer bulunmaması' halinde yapılması gerektiği görüşüyle, bu düzenlemenin de hukuka aykırı olduğu, C Bölümünün 3. paragrafındaki "atık aktarma merkezleri" ibaresi yönünden ise; Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 9. maddesinde sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında yapılabilecek faaliyetler arasında "atık aktarma merkezleri" nin sayılmadığı, ifadenin muğlak ve belirsiz olduğu, bu kavramla mevzuatta öngörülen atık yönetimine ilişkin süreçlerin hangisine izin verildiğinin açıkça belirtilmediğinden hukuka aykırı olduğu, açıklanan tüm bu sebeplerle yukarıda belirtilen maddelerin iptal edilmesi gerektiği düşüncesiyle Dairemiz kararına belirtilen kısımlar yönünden katılmıyoruz.
(XX) KARŞI OY:
Dava, 20/07/2022 tarih ve 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 01/07/2022 tarih ve 113 sayılı İlke Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (e) bendinin ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' ibaresi yönünden; dosyadaki bilgi ve belgeler ile iddia ve savunmaların birlikte incelenip değerlendirilmesi neticesinde; bahsi geçen düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, söz konusu koruma alanlarında yapılacak olan faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeden sonra faaliyetlerin yapılabileceğinin düzenlendiği görülmekte olup, belirtilen kurallarda üst normlara, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı, 113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (ğ) bendi yönünden ise; nitelikli doğal koruma alanlarında gerçekleştirilecek şehitlik ve/veya mezarlık alanları ile uygulamaların her ne kadar yapılaşmayı gerektirse de ilgili madde uyarınca, Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeden sonra faaliyetlerin yapılabileceğinin düzenlendiği görüldüğünden bu bend yönünden de hukuka aykırılık bulunmaması sebebiyle reddi gerektiği görüşüyle; Dairemiz kararının bu kısımların iptaline ilişkin kısımlarına katılmıyorum.
Esas No: 2024/2518
Karar No: 2025/6689
DAVACILAR:
1- ... Birliği
2- ... Odası
VEKİLİ: Av. ...
3- ... Odası
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ... Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri ...
DAVANIN KONUSU: 20/07/2022 tarih ve 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 01/07/2022 tarih ve 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşuları İlke Kararının Kesin Korunacak Hassas Alanlara ilişkin A Bölümünün, ikinci ve dördüncü paragrafıyla, dördüncü paragrafının (f), (g), (ğ), (h), (ı) ve (i) bentlerinin; Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, ikinci, tüm bentleriyle dördüncü ve beşinci paragrafının; Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarına ilişkin C Bölümünün, üçüncü, dördüncü ve beşinci paragraflarıyla, beşinci paragrafının (a) ve (b) bentlerinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Davacılar tarafından, dava konusu İlke Kararının, Kesin Korunacak Hassas Alanlara ilişkin A Bölümünün ikinci paragrafında; ''Bu alanlarda, doğal afet, (deprem, yangın, sel, heyelan, taşkın ve benzeri) durumunda yapılması gerekli acil müdahaleler yapılabilir.'' düzenlemesi getirildiği, bu düzenlemenin üsy norm olan Kanun ve Yönetmeliği aşar nitelikte olduğu, yapılan düzenlemede hukuki belirlilik ve güvenlik ilkelerinin bulunmadığı, dördüncü paragrafında ise; kesin korunacak hassas alanlarda bir kısım faaliyetlerin yapılacağının düzenlendiği ancak ''kaynak değerlerinin korunması için; alan kullanımı ve alana tüm etkilerin sınırlandırıldığı, gerektiğinde insanların bölgeye girişlerinin engellendiği, kesin yapı yasağı olan alanlar olarak tanımlanan bu alanlarda yürütülmesine izin verilen faaliyetlere ilişkin sınır, kapsam, büyüklük ve içeriğe ilişkin belirleme yapılmadığı, genel kavramlarda belirtilerek bu faaliyetlerin koşulları, kapsamı ve süresi gibi faaliyetin etkilerini belirleyecek esaslı tüm unsurların Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunca belirleneceğinin kural altına alındığı, oysa Kanun ve Yönetmelikle dahi belirlenmemiş olan, kesin korunacak hassas alanlardaki faaliyetlerin koşulları, kapsamı ve süresi gibi esasında faaliyetin bütününe ilişkin unsurların dava konusu İlke Kararı ile dahi belirlenemediği, Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonlarınca belirleneceğinin düzenlenmesinin hukuki belirlilik ve güvenlik ilkelerine aykırı olduğu, dördüncü paragrafının (f), (g), (h) bentleri ve (i) bendinde yer alan ''ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına izin verilebilir'' ibareleri ile kesin korunacak hassas alanlarda yürütülmesine izin verilen faaliyetlerin, Yönetmelikte istisna tutulan faaliyetler arasında yer almadığı, (ğ) bendi yönünden; kamu yararının gerektirdiği ihtiyaç halinin belirli bir durum olmadığı, muğlaklık oluşturduğu, düzenlemenin bu bakımdan hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu, aynı zamanda yargısal denetimi de olanaksız hale getirdiği, Anayasanın 2. maddesine aykırılık oluşturduğu, (ı) bendi yönünden ise, 'ulusal güvenlik için zaruret arz eden tesislerin' kesin korunacak hassas alanlarda yapılabileceği belirtilmekle birlikte bu tesislere ilişkin hiçbir belirleme yapılmadığı, sınır, kapsam, büyüklük vb. hiçbir esaslı unsur belirlenmediği, bütünüyle idarenin takdirine bırakıldığı, bu düzenlemenin Anayasanın 56. ve 63. maddelerine, 2863 sayılı Kanuna ve koruma ilke ve esaslarına aykırı olduğu, Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, ikinci paragrafı yönünden, bir alanın nitelikli doğal koruma alanı ilan edildikten sonra, artık bu alanda gerçekleştirilmesine izin verilmeyen faaliyetlerin engellenmesi gerektiği, oysa bu düzenleme ile bu faaliyetlerin sürdürülmesine imkan tanındığı, bu durumun koruma ilke ve esaslarına aykırı olup, alanın nitelikli doğal koruma alanı olarak ilan edilmesi amacına ve kamu yararına da aykırı olduğu, dördüncü paragrafı yönünden ise; bu paragraftaki düzenlemelerin bentleri itibariyle Yönetmelik hükümlerini aşar biçimde istisnalar içerdiği, şöyle ki Yönetmelik hükümleri ile İlke Kararı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu ilke kararının (B) bölümünün dördüncü fıkrasının (b), (d), (f), (ğ) bentleri ve (ç) bendinde yer alan "ve iletilmesine" ibareleri ile nitelikli doğal koruma alanlarında yürütülmesine izin verilen faaliyetlerin, Yönetmelikte istisna tutulan faaliyetler arasında yer almadığı, Nitelikli doğal koruma alanlarının tanımı ve niteliği göz önünde bulundurulduğunda, üst normu açıklamak amacıyla çıkarılan dava konusu İlke Kararının dayanağı Kanun ve Yönetmelikte belirtilmeyen bir istisnaya yer verilmesine hukuken olanak bulunmadığı, (b) bendi yönünden; "Doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri doğrultusunda alanın özelliğinden kaynaklanan faaliyetler sürdürülebilir." düzenlemesi öngörüldüğü, düzenlemede, "doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacı" gibi belirsiz bir kavramla idareye geniş ve sınırları belirsiz bir yetki tanıdığı, (c) bendi yönünden; düzenlemede öngörülen faaliyetler bakımından yeterli bir belirleme ve sınırlamaya gidilmediği, hangi ölçü ve büyüklükte olacağı, hangi tip yapı veya yapılardan oluşacağı konusunda herhangi bir belirlemeye yer verilmediği, oysa belirtilen faaliyetler belli bir kapasite ve büyüklüğe ulaşması durumunda, nitelikli doğal koruma alanlarının doğal yapısının bozulmasına yol açabileceği, bu bakımdan hukuki belirlilik ve güvenirlik ilkelerine aykırı olduğu, geniş alanları etkileyebilen ve yüksek yoğunluklu nitelik taşıyabilen faaliyetlerin nitelikli doğal koruma alanlarında yürütülebileceğine ilişkin düzenleme belirtilen alanların niteliği ile örtüşmemekte olup, hem Yönetmeliğin bütününde hem de 2863 sayılı Yasa başta olmak üzere koruma mevzuatında öngörülen koruma ilke ve esaslarına, Anayasada öngörülen doğal çevrenin ve tabiat varlıklarının korunması ilkelerine, alanın nitelikli doğal koruma alanı olarak ilan edilmesi amacına, doğal sit koruma statüsüne ve kamu yararına aykırı olup iptali gerektiği, dördüncü fıkranın (ç) bendinde düzenlenen "doğal kaynak suyunun çıkarılması ve iletilmesi", (f) bendinde düzenlenen "büfe, tuvalet, su sporları için kullanılan malzemelerin depolanabileceği sökülür takılır nitelikte yapılar ve rekreatif amaçlı iskele", (h) bendinde düzenlenen "tıbbı ve aromatik bitki yetiştiriciliği" ile beşinci fıkranın (a) bendinde düzenlenen "balıkçı barınağı" ve (b) bendinde düzenlenen "iskele" düzenlemeleri bakımından da yeterli bir belirleme ve sınırlamaya gidilmemiş, hangi ölçü ve büyüklükte olacağı, hangi tip yapı veya yapılardan oluşacağı konusunda bir belirlemeye yer verilmediği, (g) bendinde yer alan; "ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 25/11/2014 tarihli veve 29186 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı faaliyetlerinin," düzenlemesi; nitelikli doğal koruma alanlarının niteliği ile örtüşmediği, hem Yönetmeliğin bütününde hem de 2863 sayılı Kanun başta olmak üzere koruma mevzuatında öngörülen koruma ilke ve esaslarına, Anayasada öngörülen doğal çevrenin ve tabiat varlıklarının korunması ilkelerine, alanın nitelikli doğal koruma alanı olarak ilan edilmesi amacına, doğal sit koruma statüsüne ve kamu yararına aykırı olduğu, (ı) bendinde "ı. İçme suyu amaçlı baraj ve göletler ile tarımsal sulama amaçlı göletler ve iletim hatları yapılabilir." düzenlemesine yer verildiği, Nitelikli Doğal Koruma alanlarının önemli ölçüde insan faaliyetlerinden azade olan, doğal süreçlerin hakim olduğu, kırsal yaşam özellikleri taşıyan, aşırı derecede ve uygunsuz insan kullanımı mevcudiyetinden uzak olması gereken, korunan alan statüsündeki alanlar olduğu, bu alanlarda içme suyu amaçlı baraj ve göletler ile tarımsal sulama amaçlı göletlerin yapılıyor olmasının; bu alanlarda arazi yapısının değişmesine, habitat bütünlüğünün tahribine sebep olacağı, İlke Kararının "C- Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" başlıklı bölümünde de; sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları tanımlanmış ve bu alanlarda yürütülmesine izin verilebilecek faaliyetlerin belirlendiği, bölümün üç, dört ve beşinci fıkralarında sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında bir kısım faaliyetlerin yapılabileceği düzenlenmiş olmakla birlikte bu alanlarda yürütülmesine izin verilen faaliyetlere ilişkin sınır, kapsam, büyüklük ve içeriğe ilişkin belirleme yapılmadığı; bu faaliyetlerin koşulları, kapsamı ve süresi gibi faaliyetin etkilerini belirleyecek esaslı tüm unsurların Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye göre belirleneceği kural altına alındığı, bu bakımdan öngörülen istisnai faaliyetlere ilişkin sınır, kapsam, ölçü, büyüklük, malzeme ve benzeri belirleme içermeyen dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı, ilke kararının (C) bölümünün üçüncü fıkrasında yer alan "kıyı yapılarına" ve "atık aktarma merkezleri" ibareleri, dördüncü fıkrasında yer alan "ancak mevcut ruhsatlı sanayi tesisleri, gerekli çevresel tedbiri almak, koşulu ile kullanılabilir." ibareleri, beşinci fıkrasının geçici depolama yapılabileceğine ilişkin (b) bendi ile sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında yürütülmesine izin verilen faaliyetler, Yönetmelikte istisna tutulan faaliyetler arasında yer almadığı, dördüncü fıkrasında yer alan "ancak mevcut ruhsatlı sanayi tesisleri, gerekli çevresel tedbiri almak, koşulu ile kullanılabilir." ibaresinin de yargı kararlarının dolanılmasına neden olabileceğinden iptali gerektiği, İlke Kararının (C) bölümünün beşinci fıkrasının (a) bendi ile madencilik faaliyetlerine ilişkin düzenlemeler getirildiği, 2863 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelikte düzenlenen koruma ilkelerine, bilimsel esaslara ve kamu yararına aykırı olan düzenlemenin iptali gerektiği, İlke Kararının (C) bölümünün beşinci fıkrasının (b) bendi ile depolama faaliyetlerine ilişkin düzenlemeler getirildiği, bu düzenleme ile atık depolama faaliyetlerinin geçici depolama niteliğinde de olsa sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarının doğal yapısının bozulmasına yol açabileceği ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI: Usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı ve davacıların iş bu dava ile doğrudan aktüel, şahsi ve meşru bir menfaatini ihlal eden durumun olmadığı, bu sebeple davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür. Esasa ilişkin olarak ise; dava konusu düzenleme ile bir yandan mahkeme kararlarının gerekleri yerine getirilirken bir yandan da gerçekleştirilecek faaliyetler bakımından sıkı değerlendirme koşulları ve standartların belirlendiği ve bu yolla söz konusu alanların muhafazası için önlemlerin alındığı, 'Kesin Korunacak Hassas Alanlara' ilişkin (f) bendi yönünden; bu düzenleme ile ekolojik dengenin devamlılığının ve tozlaşmanın sağlanmasını destekleyen arıcılık faaliyetlerine izin verilmesinin, yeni bir faaliyete izin verme amacı taşımadığı, alanın yapısını korumak ve ekolojik dengenin sağlanmasının amaçlandığı, (g) bendi yönünden; kuş gözlem kulelerinin genellikle zemine müdahalenin çok sınırlı olduğu, ahşap ya da çelik ayaklar üzerine kurulan platform şeklinde yapılar olduğu, iddia edildiği gibi bu yapıların günübirlik kullanımlara ve yapılaşmaya yol açmayacağı, (ğ) bendi yönünden; söz konusu düzenleme, doğal sit ilanından önce mevcut olan bir yol güzergâhi var ise herhangi bir tahribata neden olamayacak şekilde ve sadece bu güzergâh kullanılması koşullarıyla kamu yararına yönelik alt ve üst yapı uygulamalarını kapsadığı, söz konusu faaliyetlerde uyulması gerekli teknik standartların ise kendi mevzuatında yer aldığı, diğer yandan, söz konusu düzenlemeden, alanlarda talep edilebilecek hec projenin yapılabileceği ve/veya uygun bulunacağı anlamı da çıkarılmaması gerektiği, bahse konu uygulamaların yapılabilmesi faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye bağlı olup Komisyonlarca yapılacak değerlendirmelerde talebe konu altyapı uygulamasının bölge için zaruri bir ihtiyaç olup olmadığı ya da alanın özelliği ve coğrafi yapısı gereği başka güzergâhtan geçirilmesinin mümkün olup olmadığı gibi hususlar dikkate alınmaktadır. Gerekli olması halinde Komisyonlarca belirlenen sınırlamalara da aykırı olmamak koşuluyla söz konusu uygulamaların yapılmasına izin verilebileceği, (h) bendi yönünden; bu düzenleme ile, pozitif hukukun temel ilkeleri arasında yer alan kazanılmış haklardan, başka bir deyişle ortaya çıkması anında hukuka uygun olarak tamamlanarak lehte sonuçlar doğurmuş haklar ile sit ilanından önce faaliyeti devem etmekte olan kamu kullanımına yönelik yapı ve tesisler (enerji/elektrik iletim hatları, içme suyu/atık su iletim hatları, enerji tesisleri vb) dikkate alınarak hüküm altına alındığı, mevcut uygulamaya veya tesise ilişkin ilave bir hat, yapı ya da benzeri yeni bir düzenleme yapılmaması koşullarıyla söz konusu mevcut uygulamalara yönelik asgari düzeyde bakım, onarım ve iyileştirme çalışmaları ile süre uzatımına izin verecek şekilde bir düzenlenme yapıldığı, (ı) bendi yönünden; son yıllarda ülkemizin yakın çevresinde yaşanmakta olan ve ortaya çıkan yeni tehditler ile geçmişte yaşanan terör olayları, milli güvenlik konusu ile ülkemizin güvenlik ve emniyeti açısından gerekli olan hazırlıkları ve yapıları daha da önemli hale getirmeye başladığı, söz konusu düzenlemenin bu gerekçeler dikkate alınarak yapıldığı, bu alanlarda talep edilebilecek her projenin yapılabileceği ve/veya uygun bulunacağı anlamı çıkarılmaması gerektiği, (i) bendi yönünden; dalyan ve lagün ekosistemleri, koylarda veya körfez ağızlarının kıyı okları ile kapanması sonucu kıyı gerisinde oluşan, denizle yer altından veya yer üstünden bir su yoluyla bağlantısı bulunan ve denizden dar bir karayla ayrılmış olan su sistemleri olup ekolojik ve ekonomik yönden önemli ekosistemler olduğu, bu sistemlerin, doğal bir zenginlik kaynağı olmasının yanında birçok canlının üreme, beslenme, korunma ve yaşama ortamı olması açısından da büyük önem taşıdığı, bu nedenle, dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurum görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapıları balıkçılık faaliyetlerine yönelik Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayma İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 7. maddesinin üçüncü fikrasının (ç) bendinde, “Dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurum görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamakşartıyla alanım özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetleri yapılabilir." hükmüne yer verildiği, bu düzenlemeye uygun olarak 113 sayılı İlke Kararı'na da, "Dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurumu görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetlerine ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevçutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına izin verilebilir." hükmü eklendiği, Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün ikinci paragrafı ile dördüncü paragrafının hukuka uygun olduğu, dördüncü paragrafın (c) bendi yönünden; Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayma İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte değişiklik yapılarak "hayvancılık" ibaresi yerine “Geleneksel yaşam biçiminin gerektirdiği nitelikte, entegre tesis içermeyen hayvanların barınması ve beslenmesi için gerekli olan yapılar” şeklinde düzenleme yapılmış ve Mahkeme kararı gereği hayvancılık faaliyetlerinin içeriğine yönelik ve ne tür yapılara izin verilebileceği konusuna açıklık getirildiği, sonuç olarak dava konusu İlke Kararı'nda da anılan Yönetmelik hükümlerine uygun olarak gerekli düzenleme yapıldığı, (ç) bendi yönünden; yapılan düzenlemeler gereğince Kaynak Suyunun Şişelenmesine, ambalajlanmasına, depolanmasına ve satışına yönelik yapı ve tesislere bu alanlarda izin verilmesi mümkün olmadığından Komisyonlarca uygun bulunması halinde çıkarılacak kaynak değerinin “nitelikli doğal koruma alanı" sınırı dışında bir alana iletilerek şişelenmesi, ambalajlanması, depolanması ve/veya satışının yapılması gerektiği, bu nedenle çıkarılan kaynak suyunun söz konusu alanda şişelenmesi, ambalajlanması, depolanması mümkün olmadığından faaliyetin mütemmim cüz'ü niteliğindeki "iletim” faaliyetine izin verilmesinde üst normu aşar bir husus bulunmadığı, (e) bendi yönünden; yargı kararlarının gerekçeleri de dikkate alınarak yapılan düzenlemenin hukuka uygun olduğu, düzenleme ile birlikte zorunlu teknik altyapı olarak ele alınacak konuların türleri belirlendiği, büyük ölçekli sayılabilecek enerji iletim hatları için belirli sınırlamalar getirildiği ve faaliyetin zorunluluk haline ilişkin tespitler ise alanın ve/veya faaliyetin tabi olduğu diğer mevzuat hükümleri ile kurum görüşleri de dikkate alınarak Bölge Komisyonlarınca yapılacak değerlendirmeye bırakıldığı, (f) bendi yönünden; 05/03/2022 tarihli ve 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliği öncesinde esas Yönetmeliğin 8. maddesinin ikinci fıkrasında “iskele” şeklinde yer alan ibaresine istinaden “söz konusu maddede geçen "iskele" ifadesinden, imar planlarında gösterilmeden yapılabilecek ahşap iskelelerin mi yoksa daha farklı materyal ve inşa tekniklerinin kullanıldığı, uygulama imar planına islenmesi zorunlu türde iskelelerin mi kastedildiği anlaşılamadığı, bu nedenle de faaliyetlerin hangi ölçü ve büyüklükte olacağı, hangi tip yapı ve yapılardan oluşacağı konusunda herhangi bir belirlemeye yer verilmediği" gerekçesiyle “yürütmenin durdurulmasına" karar verildiği, bu yargı kararları, 109 sayılı İlke Kararı'nın iptali talebiyle açılan davalarda da gerekçe oluşturmuş ve 109 sayılı İlke Kararı'nın bazı maddeleri ve ibareleri için yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, bu maddelerden birisi de 109 sayılı İlke Kararı'nın "B. Nitelikli Doğal Koruma Alanı" başlığı altında yer alan "ç. Koruma amaçlı imar planı yapılması koşulu ile alanın ve çevrenin özelliklerinden kaynaklanan faaliyetlerin korunması ve geliştirilmesi amacına yönelik iskele, balıkçı barınağı, bekçi kulübesi yapılabilir." maddesi olduğu, bu nedenle öncelikle Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte değişiklik yapılarak “iskele” ibgresi yerine "Rekreatif amaçlı iskele ile imar planı kararıyla yapılan ve yüzer sistem kullanılan iskele” şeklinde düzenleme yapılarak Mahkeme kararları gereği iskele ibaresine yönelik açıklık getirildiği, (g) bendi yönünden; yapılan düzenlemelerle birlikte kültür balıkçılığın yapılabileceği alanların doğal özellik göstermeyen sulama amaçlı göletlerle sınırlandırıldığı, bir diğer ifadeyle eski düzenlemeye kıyasla doğal göl ve denizlere ek olarak akarsular, lagünler ve benzeri iç sular ile kara alanları da kültür balıkçılığının yapılabileceği alanlar arasından çıkarıldığı, bu kapsamda kültür balıkçılığı faaliyeti, mevcut sulama amaçlı göletler haricinde yapılamamakta olup üretim kapasitesi için de sınır şartı getirildiği, ayrıca sulama amaçlı göletlerde bu faaliyete izin verilebilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş alınması ve Bölge Komisyonlarınca uygun bulunması gerektiği, 113 sayılı İlke Kararıyla nitelikli doğal koruma alanlarında yapılabilecek kültür balıkçılığı faaliyetleri yeniden düzenmiş ve bu alanlarda kalan doğal göl ve denizlere ek olarak karasal alanlar da kapsam dışı tutulduğu, yapılan bu düzenleme neticesinde, kültür balıkçılığının yapılabileceği alanlar sulama amaçlı göletlerle, üretim kapasitesi ise 25/11/2014 tarihinde yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmayacak biçimde sınırlandırıldığı, (ğ) bendi yönünden; dava konusu 113 sayılı İlke Kararı öncesinde yürürlükte bulunan 109 sayılı İlke Kararında da aynı düzenlemenin bulunduğu, söz konusu madde hakkında herhangi bir yargı kararı bulunmadığı, 113 sayılı İlke Kararında da aynı şekilde korunduğu, (ı) bendi yönünden; yapılan düzenlemenin Yönetmeliğe uygun şekilde düzenlendiği, hukuka uygun olduğu, 'Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarına' ilişkin C Bölümünün üçüncü paragrafında yer alan "düşük yoğunluklu faaliyetlere", "kıyı yapılarına", "entegre tarım ve hayvancılık faaliyetlerine" şeklindeki kısımları yönünden ise; sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı başlığı altında yer alan “düşük yoğunluklu faaliyetler” de koruma amaçlı imar planı kararlarıyla belirlendiği ve düşük yoğunluğa yönelik “kişi/ha" değeri belirlenerek bölgelerin ihtiyacı olan konut, ticaret, eğitim, yol, sosyal donatı ve teknik altyapı gibi kullanımlara yönelik kararlar getirildiği, bir diğer ifadeyle imar planı kararıyla turizm ve konut yerleşimlerine izin veren bir alanda planın gerektirdiği yeterlilikte ve nitelikte sosyal donatı alanlarına, yer altı ve yer üstü her türlü arıtma, kanalizasyon, atık işleme tesisleri, trafo, her türlü enerji, ulaştırma, haberleşme gibi servislere de ihtiyaç duyulduğu, söz konusu koruma amaçlı timar planları öncelikle Gölge Komisyonu kararıyla ilke kararları açısından incelendiği ve uygunluk kararı alındığı, dördüncü paragrafında yer alan "küçük sanayi alanları dışında" bölümü yönünden ise, söz konusu düzenleme ile müktesep haklar dikkate alınarak mevcut ruhsatlı tesislere ilişkin bir düzenleme getirildiği, diğer yandan bu tür alanlara ilişkin komisyon kararları ile Dülgenin doğal peyzaj ve silueti dikkate alınarak gerekli tedbirlerin alınması, izleme çalışmalarının ilgili kurumlarca yapılması, rehabilitasyon projesi hazırlanması gibi farklı önlemlerin alınması sağlanarak izin verilecek faalivetlerin kontrolünün sağlandığı ve düzenlemenin hukuka uygun olduğu, C Bölümünün beşinci paragrafının (a) ve (b) bentleri yönünden ise, a bendinde yapılacak faaliyetlerden hangilerine ne ölçüde izin verileceğine açıklık getirildiği, bendinde ise yapılacak herhangi bir inşai faaliyet neticesinde ortaya çıkabilecek hafriyat ve yıkıntıların anında bertaraf edilmesinin ya da aynı gün içerisinde farklı bir alana taşınmasının mümkün olmadığı durumlar olabileceği, düşük yoğunlukta faaliyetlere izin verilen bu alanlarda ortaya çıkabilecek hafriyat ve yıkıntıların aynı gün alınmadığında izinsiz ve kontrolsüz depolandığı, söz konusu uygulamaların hem ne şekilde yapılacağını denetlemek hem de Bölge Komisyonlarınca belirlenen şartlara uygun olarak gerçekleştirilmesini sağlamanın, doğacak olumsuzlukların önüne geçmekte fayda sağlayacağı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ: Davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ: Dava, 20.07.2022 günlü, 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 01.07.2022 günlü, 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşuları İlke Kararının Kesin Korunacak Hassas Alanlara ilişkin A Bölümünün ikinci ve dördüncü paragrafının, dördüncü paragrafının (f), (g), (ğ), (h), (ı) ve (i) bentlerinin, Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün ikinci paragrafının, dördüncü ve beşinci paragrafının tüm bentlerinin, Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarına ilişkin C Bölümünün üçüncü, dördüncü ve beşinci paragrafının, beşinci paragrafının (a) ve (b) bentlerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin süre ve ehliyet itirazları yerinde görülmemiştir.
17/08/2011 günlü, 28028 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun "tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3. maddesine eklenen fıkra ile doğal sit; "jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." şeklinde tanımlanmıştır.
2863 sayılı Yasa uyarınca çıkarılan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 728 sayılı Doğal (Tabii) Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları ile ilgili İlke Kararında doğal sit, "Jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup, ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." olarak tanımlanmış, doğal sitlerin tespiti, derecelendirilmesi, koruma ve kullanma koşullarına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.
648 sayılı KHK ile 2863 sayılı Kanun'a eklenen Ek 4. madde ile doğal sitlerle ilgili olarak, 2863 sayılı Yasa'dan kaynaklanan yetki ve görevler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile bu Bakanlığın bünyesinde kurulan Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonuna devredilmiş; tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili iş, işlem ve kararlara ilişkin usul ve esaslar ile bu konularda görev yapacak komisyonların teşkili ve çalışma usul ve esaslarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle düzenleneceği kuralına yer verilmiş; 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen 13/A maddesi ile de Bakanlık bünyesinde Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü kurulmuştur.
Anılan hükümler uyarınca çıkarılan ve 19/07/2012 günlü, 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikle doğal sit alanlarının tespit ve tesciline ilişkin yeni kriterler belirlenmiş ve bu alanlar, "kesin korunacak hassas alanlar", "nitelikli doğal koruma alanları" ve "sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları" olarak ayrılmıştır.
703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi ile 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname yürürlükten kaldırılmış, 216. maddesinde ise; "Kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan atıflar Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde bunlara karşılık olarak belirtilen ve düzenlenen bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarına yapılmış sayılır." hükmüne yer verilmiştir.
10/07/2018 günlü, 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 109. maddesinin b) bendinde; tabiat varlıkları ve doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgelerinin tespit, tescil, onay, değişiklik ve ilanına dair usul ve esasları belirlemek ve bu alanların sınırlarını tespit ve tescil etmek, yönetmek ve yönetilmesini sağlamak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik doğrultusunda, ekolojik temelli bilimsel araştırma projeleri sonucunda ortaya çıkan raporlar dikkate alınarak doğal sit alanlarının güncel durumunun, kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak yeniden tescil edilmesi nedeniyle, bu Yönetmelikte belirtilmeyen hususlara açıklık getirilmesi amacıyla Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonunca 05/01/2017 günlü, 99 sayılı "Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı" alınmış, 109 sayılı "Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı" ile 99 sayılı İlke Kararı yürürlükten kaldırılmıştır.
05/03/2022 tarihli, 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle, 19/07/2012 tarihli, 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.
Bunun üzerine, 20/07/2022 tarihli, 31898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01/07/2022 tarihli, 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı düzenlenerek, 16/10/2019 tarihli, 109 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı yürürlükten kaldırılmıştır.
-Dava konusu İlke Kararının "Kesin Korunacak Hassas Alanlar" başlıklı A bölümü yönünden;
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik'in "Tanımlar ve Kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinde "Kesin Korunacak Hassas Alanlar, "Bölgesel, ulusal veya dünya ölçeğinde olağanüstü ekosistemlerin, türlerin, habitat ve jeolojik jeomorfolojik özelliklerin korunduğu, genel olarak insan etkisi olmadan meydana gelmiş, insan faaliyetleri sonucu bozulma veya tahrip olma riski yüksek olan alanlar" olarak tanımlanmış, 7. maddesinin 1. fıkrasında 05.03.2022 tarihli, 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle "Kesin korunacak hassas alanlar; kaynak değerlerinin korunması için; alan kullanımı ve alana tüm etkilerin sınırlandırıldığı, gerektiğinde insanların bölgeye girişlerinin engellendiği, bilimsel araştırma, eğitim ya da çevresel izleme amacıyla özel önlemler alınarak korunacak kara, su, deniz alanları olup, Cumhurbaşkanı kararı ile ilan edilen mutlak korunması gereken alanlardır." düzenlemesine yer verilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenerek,
“(3) Bu alanlarda, kesin yapı yasağı olmakla birlikte faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye göre;
a) Kamu menfaati gereği zorunluluk arz eden hallerde mevcut yol güzergâhı kullanılması koşuluyla atıksu, içme suyu, doğal gaz ve elektrik hatları,
b) Ulusal güvenlik için zaruret arz eden tesisler,
c) Orman yangın yolu açılmasına, ormanların bakım ve onarımına, biyotik zararlılarla ve abiyotik (yangın, sel, fırtına) etkenlerle mücadele edilmesine yönelik çalışmalar,
ç) Dalyan ve lagün ekosistemlerinde doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurum görüşleri doğrultusunda ve herhangi bir yapı yapılmamak şartıyla alanın özelliğinden kaynaklanan geleneksel avcılık yöntemleriyle yapılan balıkçılık faaliyetleri, yapılabilir." hükmü ile bazı istisnalar öngörülmüştür.
Kesin korunacak hassas alanların tanımı ve niteliği göz önünde bulundurulduğunda yönetmelikte sınırlı olarak sayılan istisnai faaliyetler dışında, alanların korunmasına yönelik önlemler alınması, özgün ekosistemlerinin bozulmasına yol açabilecek nitelikte yapı, tesis ve faaliyetlere izin verilmemesi gerektiği açıktır.
İlke kararının A bölümünün 4. paragrafının (f) bendinde "Ekolojik dengenin devamlılığı ve tozlaşmanın sağlanabilmesini destekleyen arıcılık faaliyetleri yapılabilir", (g) bendinde "Kuş gözlem kulesi yapılabilir.", (ğ) bendinde "Kamu yararının gerektirdiği ihtiyaç hallerinde yol güzergahının kullanılması koşuluyla atıksu, içme suyu, doğal gaz ile elektrik ve iletişim hattı yapılabilir." cümlesinde yer alan "iletişim hattı" ibaresi ile (i) bendinde yer alan "... ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına." ibaresinin Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 7. maddesinin 3. fıkrasında izin verilen faaliyetler kapsamında olmaması ve yapılaşma ve faaliyet yönünden belirsizlik taşıdığından yapı yasağına aykırı olması nedeniyle anılan düzenlemelerde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
4. paragrafın (i) bendinde yer alan düzenleme 11.10.2022 günlü, 118 sayılı ilke kararı ile değiştirilerek balıkçılık faaliyetine izin verilen suların kapsamı genişletilmişse de, "... ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına." ibaresi aynı şekilde yer aldığından düzenleme konusuz kalmamıştır.
-İlke Kararının "Nitelikli Doğa Koruma Alanları" başlıklı B bölümü yönünden;
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik'in 8. maddesinde Nitelikli Doğal Koruma Alanları, "Doğal yapısı değişmemiş veya az değişmiş, modern yaşam ve önemli ölçüde insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, doğal süreçlerin hakim olduğu, koruma amaçlarına uygun olarak yörede yaşayanların alanın mevcut kaynaklarını kullanmasını sağlayarak doğal hayata dayalı geleneksel yaşam şekillerinin korunduğu kara, su, deniz alanlarıdır." şeklinde tanımlanmış, ikinci fıkrasında ise "Bu alanlar, örtü altı tarım uygulamaları hariç tarım, kültür balıkçılığı hariç balıkçılık faaliyetleri ve alanın doğal yapısı ile uyumlu çadırlı kamp alanı, bungalov ve günübirlik faaliyetlerin yapılabildiği alanlardır. Alanın doğal özelliklerinin devamlılığı için halkın bu alanlara erişiminin uygun seviye ve şekilde tutulması esastır." hükmüne yer verilmiş iken, 2022 yılında yapılan değişiklik ile,
“(2) Nitelikli doğal koruma alanları; bölgenin doğal yapısı, ekolojik değerleri, silueti, doğal peyzajı ve benzeri ayırt edici özellikleri göz önünde bulundurularak faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye göre;
a) Entegre tesis içermeyen tarım faaliyetlerinin,
b) Geleneksel yaşam biçiminin gerektirdiği nitelikte, entegre tesis içermeyen hayvanların barınması ve beslenmesi için gerekli olan yapıların,
c) Tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliğinin,
ç) Rekreatif amaçlı iskele ile imar planı kararıyla yapılan ve yüzer sistem kullanılan iskelenin,
d) Doğal kaynak suyunun çıkarılmasına yönelik uygulamaların,
e) Geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı faaliyetlerinin,
f) Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları, elektrik iletim hattı/tesisi, içme ve kullanma suyu hattı, atıksu hattı, trafo, haberleşme servisleri, açık otopark ve alanın korunmasına katkı sağlayacak arıtma tesisleri ile faaliyetlerinin özelliği ve alanın coğrafi yapısı gereği başka güzergâhtan geçirilmesi kamu menfaatiyle bağdaşmayan enerji iletim hatlarının,
g) Ulusal güvenlik için zaruret arz eden tesislerin,
ğ) Yöre halkının ihtiyaçlarıyla sınırlı kalmak ve toplam yapılaşması kara alanın %2’sini geçmemek kaydıyla balıkçı barınaklarının,
h) Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesinde yer alan üretim kapasitesi ile sınırlı kalmak kaydıyla hidroelektrik, rüzgâr ve güneş enerji santrallerinin,
ı) İçme suyu amaçlı baraj ve göletler ile tarımsal sulama amaçlı göletlerin,
i) Alanın doğal yapısıyla uyumlu, beton, asfalt gibi malzemelerin kullanılmadığı açık spor alanları, çadırlı kamp ve karavan ile günübirlik faaliyetlerin, yapılabildiği alanlardır. Alanın ve doğal özelliklerin devamlılığı için halkın bu alanlara erişiminin uygun seviye ve şekilde tutulması esastır.” şeklinde değiştirilmiştir.
Danıştay Dördüncü Dairesi'nin 09/05/2024 günlü, E:2023/11583, K:2024/2908 sayılı kararıyla, anılan Yönetmeliğin 8. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinin tamamının, anılan maddenin ikinci fıkrasının (f) bendinde yer alan ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' ibaresinin iptaline karar verilmiş olduğundan; dava konusu ilke Kararının B Bölümünün 4. paragrafının (e) bendinde yer alan "Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları," ibaresi ile (g) bendinde yer alan "Geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Ek-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı" düzenlemesinin dayanağı kalmamıştır.
B bölümünün 4. paragrafının (d) bendinde düzenlenen "Herhangi bir yapılaşmaya gidilmeden Avlakların Kuruluşu, Yönetimi ve Denetimi Esas ve Usulleri ile İlgili Yönetmelik çerçevesinde avlak sahası ayrılabilir.", (ğ) bendinde yer alan "Şehitlik ve/veya mezarlık alanları ile ilgili uygulamalar gerçekleştirilebilir." faaliyetlerin yönetmeliğin 8. maddesinde nitelikli doğa koruma alanlarında yapılabileceği belirtilen faaliyetler kapsamında sayılmadığı gibi, avlanma faaliyetinin, yapılaşma olmasa dahi nitelikli doğa koruma alanlarının barındırdığı yaban hayatı, ekosistem ve biyolojik çeşitliliğe zarar verebileceği, şehitlik ve mezarlık uygulamalarının da yapılaşmayı gerektirmesine karşın düzenlemede konu ile ilgili belirlilik ve sınırlamaya yer verilmemiş olması nedeniyle koruma ilke ve esaslarına ve hukuka uyarlık görülmemiştir.
-İlke Kararının "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" başlıklı C Bölümü yönünden;
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik'in "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarının ayırt edici özellikleri" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında bu alanlar; "Kesin korunacak hassas alanlar veya nitelikli doğal koruma alanlarını etkileyen, bu koruma bölgeleri ile bütünlük gösteren, korumaya katkı sağlayacak, doğal ve kültürel bakımdan uyumlu düşük yoğunlukta faaliyetler, turizm ve yerleşimlere izin veren alanlar" olarak tanımlanmış iken bu tanım, 16/03/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile "Sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları; barındırdığı siluet, jeolojik ve ekolojik değerlerin korunması ve geliştirilmesi amacıyla alanın potansiyeli ve kullanım özellikleri göz önünde bulundurularak, kesin korunacak hassas alan ve nitelikli doğal koruma alanlarında izin verilen faaliyetlere ek olarak doğal ve kültürel bakımdan uyumlu düşük yoğunlukta faaliyetler, entegre tesis, turizm ve yerleşimlere izin veren alanlardır." şeklinde değiştirilmiş, bu değişikliğe karşı açılan davalarda verilen kararlar nedeniyle, 2022 yılında değişiklik yapılarak, “(1) Sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları; bölgenin doğal yapısı, ekolojik değerleri, silueti, doğal peyzajı ve benzeri ayırt edici özellikleri göz önünde bulundurularak faaliyetlerin niteliğine ve içeriğine ilişkin Bölge Komisyonu tarafından yapılacak değerlendirmeye göre; kesin korunacak hassas alanlarda ve nitelikli doğal koruma alanlarında izin verilen faaliyetlere ek olarak doğal ve kültürel bakımdan uyumlu düşük yoğunlukta faaliyetlere, tarım ve hayvancılık amaçlı entegre tesislere, hidroelektrik, rüzgâr ve güneş enerji santralleri ile turizm ve yerleşimlere izin verilen alanlardır. Bu alanlarda izin verilen faaliyetler, 7’nci maddenin üçüncü fıkrası ile 8’inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara tabi değildir.” şeklini almıştır.
C Bölümünün 3. paragrafındaki "kıyı yapılarına" ibaresi yönünden:
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 9. maddesinde sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında yapılabilecek faaliyetler arasında kıyı yapılarına yer verilmemiştir. Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğe göre kıyı yapıları, su ürünlerini üretim ve yetiştirme tesisleri, liman ve kruvaziyer limanlar, tersaneler, yat limanları, barınaklar ve imar planına konu olmayan rekreatif amaçlı iskeleler olarak sayılmış olup, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikle bu yapılardan rekreatif amaçlı iskele ile imar planı kararıyla yapılan yüzer sistem kullanılan iskelenin ve yöre halkının ihtiyaçlarıyla sınırlı kalmak ve toplam yapılaşması kara alanın %2’sini geçmemek kaydıyla balıkçı barınaklarının, nitelikli doğal koruma alanlarında yapılmasına olanak tanındığından, anılan yapıların koruma ve kontrollü kullanım alanlarında da gerçekleştirilebilmesine olanak bulunmakla birlikte, bu yapılar dışında liman, tersane, su ürünleri üretim ve yetiştirme tesisleri gibi yapılar da kıyı yapıları kapsamında yer aldığından yönetmelik hükmüne aykırı olan ve uyuşmazlığa konu sit alanı ile doğal ve kültürel bakımdan uyumlu düşük yoğunluklu faaliyetler kapsamında bulunmayan "kıyı yapılarına" ibaresinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
C Bölümünün 3. paragrafındaki "atık aktarma merkezleri" ibaresi yönünden:
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 9. maddesinde sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında yapılabilecek faaliyetler arasında "atık aktarma merkezleri" sayılmadığı gibi, anılan kavramla mevzuatta öngörülen atık yönetimine ilişkin süreçlerin hangisine izin verildiğinin açıkça belirtilmediği, ifadenin belirsiz olduğu anlaşılmakla ibarede hukuka uyarlık görülmemiştir.
C Bölümünün 4. paragrafında yer alan "küçük sanayi alanları dışında" ibaresi yönünden;
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 9. maddesinde, bu alanlarda yapılabilecek yapı ve faaliyetler arasında yeni sanayi tesislerine yer verilmediğinden, Yönetmelik hükmüne aykırı olarak yeni sanayi tesisleri kurulmasına olanak sağlayan düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir.
C Bölümünün 5. paragrafının (a) bendinde yer alan "Teknik rapor ile tespit edilmiş zorunlu haller dışında" ibaresi yönünden;
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 9. maddesinin (3). fıkrasında "Sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında bulunan madenlerin milli menfaatlere uygun olarak aranması, hangi şartlarda ve ölçülerde işletileceği, kapatılması ve alanın rehabilitasyonu ilke kararları doğrultusunda alınacak olan Bölge Komisyonlarının kararları doğrultusunda yapılır." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu ilke kararının C bölümü 5. Paragrafının (a) bendinde de anılan düzenleme uyarınca, "Teknik rapor ile tespit edilmiş zorunlu haller dışında delme-patlatma yöntemlerinin kullanılmaması ve paragrafta yer alan diğer koşullara uyulması şartıyla uyuşmazlığa konu sit alanında madencilik faaliyetleri yapılabileceği düzenlenmiştir. Düzenlemede delme-patlatma yönteminin kullanılmaması kuralının istisnası olarak teknik rapor ile tespit edilmiş zorunlu hallere yer verilmişse de, anılan ibarenin muğlak olduğu, belirsizliğe ve uygulamada farklı değerlendirmelere yol açılabileceği gibi, maden arama, çıkarma ve işletme faaliyetleri kapsamında hangi nedenle olursa olsun delme-patlatma yönteminin kullanılmasının doğal ve kültürel bakımdan uyumlu düşük yoğunlukta faaliyet olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı, anılan yöntemin kullanılmasının bölgenin doğal ve ekolojik yapısının bozulmasına yol açabilecek nitelikte etkileri olabileceği sonucuna varıldığından, ibarede koruma ilke ve esaslarına uyarlık görülmemiştir.
C Bölümünün 5. paragrafının (b) bendi yönünden; bentte "Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine uygun olmak koşuluyla geçici depolama yapılabilir." kuralına yer verilmiştir.
Aynı paragrafın (a) bendinin ilk cümlesinde alanda madencilik faaliyetlerine ilişkin düzenleme yapılmış, ikinci cümlesinde "Doğal peyzaj ve siluet dikkate alınarak kum, çakıl, taş, maden vb. malzeme alınabilir, bu amaçla ocak açılabilir, ancak bozulan alanların doğaya yeniden kazandırılması amaçlı toprak dökümü hariç toprak, cüruf, çöp, hafriyat, sanayi artığı vb. gibi dökülemez." kuralı getirilmiş olmasına karşın, bu hükümle çelişir şekilde paragrafın (b) bendinde hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıklarının depolanmasına izin verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Diğer taraftan, Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 4. maddesinde, inşaat ve yıkıntı atıkları içerisinde bulunan asbest, boya, florasan ve benzeri zararlı ve tehlikeli atıkların tehlikeli inşaat ve yıkıntı atıklarını ifade ettiği hükmü yer almış, anılan Yönetmelik uyarınca toplanan atıkların depolanmasına yönelik hükümler 26.03.2010 tarihinde yönetmelikte yapılan değişiklikle yürürlükten kaldırılmış ve 02.04.2015 günlü, 29314 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Atık Yönetimi Yönetmeliği hükümleri ile anılan atıkların dönüşümü ve depolanması düzenlenmiş, buna göre Yönetmeliğin geçici depolama başlıklı 13. maddesinde tehlikeli atıkların geçici depolama alanında en fazla 6 ay, tehlikesiz atıkların ise en fazla 1 yıl süreyle geçici depolanacağı kuralına yer verilmiştir. Anılan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıklarının tehlikeli atıkları da içerebileceği ve bölgenin doğal yapısının bozulmasına yol açabileceği göz önünde bulundurulduğunda, anılan atıkların geçici de olsa depolanmasının doğal ve kültürel bakımdan sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları ile uyumlu düşük yoğunluklu faaliyetler kapsamında olmadığı sonucuna varıldığından, düzenlemede bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Dava konusu İlke Kararının iptali istenilen diğer bölümlerinin Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte 05/03/2022 tarihinde yapılan değişiklikler doğrultusunda hazırlandığı ve düzenlemelerde yönetmelik hükümlerine aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 01.07.2022 günlü, 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşuları İlke Kararının "Kesin Korunacak Hassas Alanlar" başlıklı A bölümünün 4. paragrafının (f) bendinin, (g) bendinin, (ğ) bendinde yer alan "iletişim hattı" ibaresi ile (i) bendinde yer alan "... ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına." ibaresinin; "Nitelikli Doğa Koruma Alanları" başlıklı B bölümünün 4. paragrafının (d) bendinin, (e) bendinde yer alan "Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları," ibaresinin, (g) bendi ile (ğ) bendinin; "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" başlıklı C Bölümünün 3. paragrafındaki "kıyı yapılarına" ve "atık aktarma merkezleri" ibarelerinin, 4. paragrafında yer alan "küçük sanayi alanları dışında" ibaresinin, 5. paragrafının (a) bendinde yer alan "Teknik rapor ile tespit edilmiş zorunlu haller dışında" ibaresinin ve 5. paragrafının (b) bendinin iptaline, ilke kararının iptali istenilen diğer bölümlerine yönelik olarak ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ
OLAY:
20/07/2022 tarih ve 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 01/07/2022 tarih ve 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşuları İlke Kararının Kesin Korunacak Hassas Alanlara ilişkin A Bölümünün, ikinci ve dördüncü paragrafıyla, dördüncü paragrafının (f), (g), (ğ), (h), (ı) ve (i) bentlerinin; Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, ikinci, tüm bentleriyle dördüncü ve beşinci paragrafının; Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarına ilişkin C Bölümünün, üçüncü, dördüncü ve beşinci paragraflarıyla, beşinci paragrafının (a) ve (b) bentlerinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE
GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 3. maddesinde, sit, "Tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır." olarak, Doğal (tabii) sit, "Jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." olarak tanımlanmış, 7. maddesinde, " Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur." hükmü, 21. maddesinde, "Tapu kütüğüne "korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” kaydı konulmuş olan taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerinde kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parseller her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır..." hükmü yer almıştır.
Anılan Kanun uyarınca çıkarılan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 728 sayılı Doğal (Tabii) Sitler, Koruma Ve Kullanma Koşulları İle İlgili İlke Kararında ise doğal sit, "Jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup, ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." olarak tanımlanmış, doğal sitlerin derecelendirilmesi yapılmış, bu derecelere göre doğal sitlerin koruma ve kullanma koşullarına ilişkin esaslar belirlenmiştir.
Mevzuat değişikliği ile doğal sitlerle ilgili görev ve yetkiler Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına geçmiş, 2863 sayılı Kanunun Ek 1. maddesinde, "Taşınır tabiat varlıkları hariç tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili olarak bu Kanunda öngörülen iş, işlem ve kararlar bakımından görevli ve yetkili bakanlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığıdır. Tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili hususlarda karar almak ve bu Kanunda öngörülen diğer iş ve işlemlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yardımcı olmak üzere; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı merkez teşkilatı bünyesinde... Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve taşrada... Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu teşkil edilir. Bu komisyonların iş, işlem ve kararları konusunda, bu Kanunun Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları ile ilgili hükümleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca alınan ilke kararları çerçevesinde kıyasen uygulanır. Bu Kanunda Koruma Yüksek Kurulunca alınması öngörülen kararlar, tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Merkez Komisyonunca, koruma bölge kurullarınca alınması öngörülen kararlar koruma bölge komisyonlarınca alınır ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayıyla yürürlüğe konulur. Bu Kanunda ve diğer mevzuatta tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Yüksek Kuruluna ve koruma bölge kurullarına yapılan atıflar ilgisine göre Koruma Merkez Komisyonuna ve koruma bölge komisyonlarına yapılmış sayılır ve ilgili maddelerde geçen Koruma Yüksek Kurulundan Koruma Merkez Komisyonu ve koruma bölge kurullarından koruma bölge komisyonları anlaşılır... Tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili iş, işlem ve kararlara ilişkin usul ve esaslar ile bu konularda görev yapacak komisyonların teşkili, çalışma usul ve esasları Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almıştır.
Anılan hükümler uyarınca 19/07/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikle doğal sit alanlarının tespit ve tesciline ilişkin yeni kriterler belirlenmiş, bu alanlar, kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak üç kategoriye ayrılmış ve bu alanlara ilişkin tanımlamalar ile bu alanların ayırt edici özelliklerine yer verilmiştir.
05/03/2022 tarihli, 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle, 19/07/2012 tarihli, 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.
Bunun üzerine, 20/07/2022 tarihli, 31898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 01/07/2022 tarihli, 113 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı yeniden düzenlenerek, 16/10/2019 tarihli, 109 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı yürürlükten kaldırılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı tarafından, dava konusu edilen ilke kararı ile davacının ihlâl edilmiş kişisel ve güncel bir menfaati olmadığından ve doğrudan hak ihlâli şartı gerçekleşmediğinden davacının hukukî menfaat yokluğu nedeniyle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği; davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür.
Davalı idarenin usule yönelik itirazları geçerli görülmeyerek esasın incelenmesine geçildi.
ESAS YÖNÜNDEN:
Dava konusu edilen hükümlerin, Kesin Korunacak Hassaslar Alanlara ilişkin A Bölümünün ikinci ve dördüncü paragrafıyla, dördüncü paragrafın (f), (g), (ğ), (h), (ı) ve (i) bentlerinde; Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün ikinci ve dördüncü paragrafıyla, dördüncü paragrafın (a), (b), (c), (ç), (d), (f), (h) ve (ı) bentlerinde ile (e) bendi yönünden; ''... elektrik iletim hattı/tesisi, içme ve kullanma suyu hattı, atıksu hattı, trafo, haberleşme servisleri, açık otopark, ile faaliyetlerin özelliği ve alanın coğrafi yapısı ve kamu yararı gereği başka güzergahtan geçirilmesi mümkün olmayan enerji iletim hatları yapılabilir.'' kısmında ve (g) bendinin ise ''Geleneksel balıkçılık faaliyetleri'' kısmında, beşinci paragrafı ve tüm bentlerinde; Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarına ilişkin C Bölümünü C Bölümünün, üçüncü, dördüncü ve beşinci paragraflarıyla, beşinci paragrafının (a) ve (b) bentlerine ilişkin kısımlarına yönelik olarak dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile iddia ve savunmaların birlikte incelenip değerlendirilmesi neticesinde; bahsi geçen düzenlemelerde konuya ilişkin yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine aykırılık bulunmadığı, söz konusu koruma alanlarında yapılacak olan faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeden sonra faaliyetlerin yapılabileceğinin düzenlendiği görülmekte olup, belirtilen kurallarda üst normlara, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (e) bendinin ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' ibaresi yönünden;
Dava konusu ilke kararının dayanağı olan ve 05/03/2022 tarih ve 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in iptali istemiyle Dairemizin E: 2023/11583 sayılı dosyasında açılan davada; 09/05/2024 günlü, K:2024/2908 sayılı kararla davaya konu edilen Yönetmeliğin 8. maddenin ikinci fıkrasının (f) bendi yönünden; ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları, elektrik iletim hattı/tesisi, içme ve kullanma suyu hattı, atıksu hattı, trafo, haberleşme servisleri, açık otopark ve alanın korunmasına katkı sağlayacak arıtma tesisleri ile faaliyetlerinin özelliği ve alanın coğrafi yapısı gereği başka güzergâhtan geçirilmesi kamu menfaatiyle bağdaşmayan enerji iletim hatlarının, nitelikli koruma alanlarında yapılabileceğine ilişkin düzenleme yapıldığı görüldüğü, davaya konu Yönetmelikte, bazı teknik alt yapı gereklilikleri olarak elektrik iletim hattı/tesisi, içme ve kullanma suyu hattı, atıksu hattı, trafo, haberleşme servisleri, açık otopark ve alanın korunmasına katkı sağlayacak arıtma tesisleri ile faaliyetlerinin özelliği ve alanın coğrafi yapısı gereği başka güzergâhtan geçirilmesi kamu menfaatiyle bağdaşmayan enerji iletim hatlarının yapılabileceği kurala bağlanmış ise de, nitelikli doğal koruma alanlarının yukarıda yer verilen tanımı ve özellikleri dikkate alındığında "ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları" ifadesinin muğlak bir ifade olduğu, belirsizlik yarattığı ve açıklığa kavuşturulması gerektiği; düzenlemenin bu şekliyle hukuka uygun olmadığı sonucuna varılarak 8. maddenin ikinci fıkrasının (f) bendinde yer alan ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' ibaresinin iptaline karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine ise, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/05/2025 tarih, E:2024/2246, K:2025/1142 sayılı kararıyla oyçokluğuyla onandığı, bu durumda, dava konusu edilen İlke Kararının dördüncü paragrafının (e) bendinin ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (g) bendinin ''ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı yapılabilir.'' ibaresi yönünden;
Dava konusu düzenleme ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi üretim kapasitesi 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı faaliyetlerinin, "nitelikli doğal koruma alanlarında" yapılabileceğine ilişkin düzenleme yapıldığı görülmektedir.
1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'nun "Tarifler" başlıklı 2. maddesinde, "Su ürünleri: Denizlerde ve içsularda bulunan bitkiler ile hayvanlar ve bunların yumurtalarıdır." tanımına; 29/06/2004 tarihli, 25507 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde ise, "Su Ürünleri: Denizlerde ve iç sularda bulunan bitkiler ile hayvanlar ve bunların yumurtalarını (4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanununun kapsamına giren hayvanlar hariç), Su Ürünleri Yetiştiriciliği: Yetiştiricilik tesislerinde, entansif, yarı entansif veya ekstansif şartlarda yapılan, su ürünlerini üretme ve/veya büyütme (besicilik) faaliyetini, Yetiştiricilik Tesisi: Su ürünleri yetiştiriciliğinin yapıldığı yerleri, İç Sular: Göller, suni göller, lagünler, baraj gölleri, bentler, regülatörler, kanallar, arklar, akarsular, mansaplar, üretme ve yetiştirme yerlerini, Kuluçkahane: Su ürünleri damızlık materyallerinden yumurta ve yavru materyaller elde etmek için kurulan tesisleri, Üretme Havuzları: Su ürünleri yetiştiriciliği yapmak amacıyla, toprak, beton ve ağ havuzlar ile plastik veya benzeri malzemeden yapılan tank ve benzer üniteleri, Ağ Havuz (Ağ Kafes): Denizlerde ve iç sularda su ürünleri yetiştiriciliği yapmak amacıyla ahşap, demir veya plastik malzemeler ile ağ kullanılarak yapılan üniteleri, Entansif Yetiştiricilik: Tamamen dıştan yemlemeye dayalı yoğun yetiştiriciliği, Yarı Entansif Yetiştiricilik: Gübreleme ve tamamlayıcı yemlemeye dayalı yetiştiriciliği, Ekstansif Yetiştiricilik: Suyun doğal verimliliğine dayanan, stok kontrolü yapılan düşük üretimli yetiştiriciliği," tanımlarına yer verilmiştir.
Bir tür su ürünü yetiştiriciliği olan kültür balıkçılığının, deniz içerisinde, göl, akarsu veya tatlı su kıyılarında tecrit edilmiş alanlar oluşturularak, balık çeşitleri, kabukluları, su canlıları ve su bitkilerinin doğal ortamlarının dışında yetiştirilerek, çeşitli ihtiyaçlarının karşılanması olduğu, söz konusu faaliyet nedeniyle kullanılan besi maddeleri, hayvan dışkıları vb. unsurlardan oluşan atıkların çevreye zarar verdiğinin bilinen bir olgu olduğu, bu durumda, önemli insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, kırsal yaşam özellikleri taşıyan, aşırı derecede ve uygunsuz insan kullanımı mevcudiyetinden uzak alanlar olması gereken nitelikli doğal koruma alanlarının söz konusu nitelikleri dikkate alındığında, söz konusu faaliyet türlerinden bazılarının doğrudan doğruya, bazılarının ise belli bir kapasite ve büyüklüğe ulaşması durumunda, bu bölgelerin doğal yapısının bozulmasına yol açacağı, dolayısıyla düzenlemenin 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na, genel koruma ilkelerine, nitelikli doğal koruma alanlarının taşıması gereken kriterlere uygun olmadığı, nitelikli doğal koruma alanlarının korunmasında kamu menfaatinin bulunduğu değerlendirildiğinden, düzenleme ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve ÇED Yönetmeliği EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydının getirilmiş olmasının, bu alanlarda kültür balıkçılığı faaliyetlerine izin verilmesi açısından yeterli görülmediği sonucuna varılmıştır.
113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (ğ) bendi yönünden ise;
Dava konusu edilen düzenlemede; "Şehitlik ve/veya mezarlık alanları ile ilgili uygulamalar gerçekleştirilebilir." şeklinde hüküm bulunduğu, bu düzenlemenin muğlak ve belirsiz olduğu; şehitlik yerlerinin tespiti, tescili, tahsisi, yönetimi, inşası, bakımı, onarımı ve koruma işlemleri ile şehitliklere kimlerin defnedileceğine ilişkin usul ve esasları belirleyen ve 12/11/2016 Tarih ve 29886 No'lu Resmi Gazete'de yayımlan ''Şehitlik Yönetmeliği''nde; şehitliklerin düzenlenmesi ile ilgili esasların yer aldığı, Yönetmeliğin tanımlar başlıklı 2. maddesinde; Şehitlik tanımının; 'Bu Yönetmelik uyarınca şehitlik olarak tescil veya tahsis edilen yerler' olarak düzenlendiği, Yönetmeliğin ''Şehitliklerin Düzenlenmesi'' başlıklı 9. maddesinde ise; Yurtiçindeki şehitlikler aşağıdaki şekilde düzenlenir. a) Şehitliklerde ek-2’de yer alan tip anıt projesi uygulanır. Ancak özellik arz eden şehitliklerde özel proje uygulaması yapılabilir. b) Şehitliklerde yeterli büyüklükte tören alanı ayrılır. c) Şehitliğin emniyete alınması maksadıyla çevre emniyet duvarı inşa edilir. ç) Valiliklerce inşaat yatırım programına alınan şehitliklerde bütçe durumu gözetilerek albüm binası ve bekçi evi kurulur. d) Şehitliklerde uygulanacak aydınlatma, sulama, teraslama, bahçe ve yaya yolları gibi altyapıya ilişkin standartlar valiliklerce belirlenir. e) Şehitliklerin gelişimine yönelik hazırlanacak proje çalışmalarında mevcut imalatlar azami derecede değerlendirilir ve projelendirmede dikkate alınır. f) Mezarların ada ve parsellerini, bunlara giden yolları, çiçek tarhlarını, şehitliğin bulunduğu yerin iklimine ve arazi durumuna göre dikilecek bitkilerin cins ve yerlerini, sınırlara konulacak bordür taşlarını ve çevre duvarı gibi tesisleri kapsayan plan hazırlanır. g) Plana göre, her ada ve parselde bulunan mezarlar, birden başlamak üzere numaralandırılır. Şehitliklere bu ada ve parsele göre belirlenen sıra numarasına göre defin yapılır. Bir ada veya parsel bitmeden, diğer ada veya parsele defin yapılmaz...'' hükümleri bulunduğu, bu durumda, şehitlik ve mezarlık uygulamalarının yapılaşmayı gerektirdiği, buna karşın düzenlemede konu ile ilgili belirlilik ve sınırlamaya yer verilmemiş olması nedeniyle koruma ilke ve esaslarına ve hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu 113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (e) bendinin ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' ibaresi, (g) bendinin ''ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı yapılabilir.'' ibaresi ile (ğ) bendinin İPTALİNE,
2. Diğer kısımlar yönünden davanın REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam 1.077,30-TL yargılama giderinin, haklılık durumuna göre, ...-TL'lik kısmı ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Kalan...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Varsa posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra ve istemleri halinde taraflara iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 16/12/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
Dava, 20/07/2022 tarih ve 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 01/07/2022 tarih ve 113 sayılı İlke Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İlke kararının A bölümünün 4. paragrafının (i) bendinde yer alan "... ve faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mevcutların rehabilitasyonuna, bakımına ve onarımına." ibaresinin, ilke kararının dayanağı olan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 7. maddesinin 3. fıkrasında izin verilen faaliyetler kapsamında olmaması ve yapılaşma ve faaliyet yönünden belirsizlik taşıması, aynı zamanda 'kesin yapı yasağı' kavramına ve korunan alanların doğallığını muhafaza etme ve mevcut koruma değerlerinin devamlılığını sağlamaya yönelik esaslara aykırı olması nedeniyle anılan düzenlemelerde hukuka uyarlık bulunmadığı, B bölümünün 4. paragrafının (d) bendi yönünden; düzenleme ile getirilen 'herhangi bir yapılaşmaya gidilmeden Avlakların Kuruluşu, Yönetimi ve Denetimi Esas ve Usulleri ile İlgili Yönetmelik çerçevesinde avlak sahası ayrılabilir.' hükmünün avlanma faaliyetinin, yapılaşma olmasa dahi nitelikli doğa koruma alanlarının barındırdığı yaban hayatı, ekosistem ve biyolojik çeşitliliğe zarar verebileceği, öte yandan avcılığın; Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 8. maddesinde nitelikli doğa koruma alanlarında yapılabileceği belirtilen faaliyetler kapsamında sayılmadığı, düzenlemenin hukuka aykırı olduğu, C bölümünün 3. paragrafında yer alan 'kıyı yapılarına' dair ibaresi yönünden; Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 9. maddesinde sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında yapılabilecek faaliyetler arasında kıyı yapılarına yer verilmediği, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğe göre kıyı yapıları, su ürünlerini üretim ve yetiştirme tesisleri, liman ve kruvaziyer limanlar, tersaneler, yat limanları, barınaklar ve imar planına konu olmayan rekreatif amaçlı iskeleler olarak sayıldığı, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikle bu yapılardan rekreatif amaçlı iskele ile imar planı kararıyla yapılan yüzer sistem kullanılan iskelenin ve yöre halkının ihtiyaçlarıyla sınırlı kalmak ve toplam yapılaşması kara alanın %2’sini geçmemek kaydıyla balıkçı barınaklarının, nitelikli doğal koruma alanlarında yapılmasına olanak tanındığı, anılan yapıların koruma ve kontrollü kullanım alanlarında da gerçekleştirilebilmesine olanak bulunmakla birlikte, bu yapılar dışında liman, tersane, su ürünleri üretim ve yetiştirme tesisleri gibi yapılar yönünden ise 'alternatif yer bulunmaması' halinde yapılması gerektiği görüşüyle, bu düzenlemenin de hukuka aykırı olduğu, C Bölümünün 3. paragrafındaki "atık aktarma merkezleri" ibaresi yönünden ise; Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 9. maddesinde sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında yapılabilecek faaliyetler arasında "atık aktarma merkezleri" nin sayılmadığı, ifadenin muğlak ve belirsiz olduğu, bu kavramla mevzuatta öngörülen atık yönetimine ilişkin süreçlerin hangisine izin verildiğinin açıkça belirtilmediğinden hukuka aykırı olduğu, açıklanan tüm bu sebeplerle yukarıda belirtilen maddelerin iptal edilmesi gerektiği düşüncesiyle Dairemiz kararına belirtilen kısımlar yönünden katılmıyoruz.
(XX) KARŞI OY:
Dava, 20/07/2022 tarih ve 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 01/07/2022 tarih ve 113 sayılı İlke Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (e) bendinin ''Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları,'' ibaresi yönünden; dosyadaki bilgi ve belgeler ile iddia ve savunmaların birlikte incelenip değerlendirilmesi neticesinde; bahsi geçen düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, söz konusu koruma alanlarında yapılacak olan faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeden sonra faaliyetlerin yapılabileceğinin düzenlendiği görülmekte olup, belirtilen kurallarda üst normlara, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı, 113 sayılı İlke Kararının Nitelikli Doğal Koruma Alanlarına ilişkin B Bölümünün, dördüncü paragrafının (ğ) bendi yönünden ise; nitelikli doğal koruma alanlarında gerçekleştirilecek şehitlik ve/veya mezarlık alanları ile uygulamaların her ne kadar yapılaşmayı gerektirse de ilgili madde uyarınca, Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeden sonra faaliyetlerin yapılabileceğinin düzenlendiği görüldüğünden bu bend yönünden de hukuka aykırılık bulunmaması sebebiyle reddi gerektiği görüşüyle; Dairemiz kararının bu kısımların iptaline ilişkin kısımlarına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.