‹ Ana sayfa
Danıştay4. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 4. Daire E.2024/1374 K.2024/7609

Esas No: 2024/1374 · Karar No: 2024/7609 · Karar Tarihi: 18.12.2024
T.C. DANIŞTAY
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/1374
Karar No : 2024/7609

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Turizm Hafriyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 13. maddesinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ile 23. maddesi uyarınca davacıya 1.103.220,00-TL para cezası verilmesine dair ... tarih ve ... karar defteri sıra numaralı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı tarafından Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 8. ve 13. maddelerinde belirtilen yükümlülüklere aykırı olarak, hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının belediyenin izin verdiği yerler dışına düküldüğü sabit olduğundan, dava konusu idari para cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu işlemin temel idari para cezası ile uygulanan toplam 367.740,00 TL'lik kısmı yönünden istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuki ve kanuni gerekçeleri İdare Dava Dairesince de uygun bulunan istinafa konu kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı, diğer taraftan dava konusu para cezasına esas fiilin, tekerrüre esas alınan idari yaptırım kararlarının tebliğ edildikleri tarihlerden önce işlenmiş olması sebebi ile tekerrür koşullarının oluşmadığı, dava konusu para cezasının tekerrüre ilişkin olan kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin kısmen reddine, kısmen kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kısmen kaldırılmasına, dava konusu para cezasının 735.480,00-TL'lik kısmının (tekerrür nedeniyle arttırılan kısım) iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Tekerrür hükümlerinin uygulanmasının koşullarının mevcut olduğu, temyize konu kararın iptale ilişkin kısmının bozularak ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:......, K:... sayılı kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ: ...

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

GEREKÇE:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ... tarafından gerekçe yönünden, Üyeler ... ve ... tarafından esas yönünden karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 18/12/2024 tarihinde kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY:
Hukuk devleti ilkesinin en temel özellikleri “hukuki güvenlik”, “belirlilik” ve "öngörülebilirlik" ilkeleridir. İdarenin faaliyetlerinin önceden öngörülebilir, tahmin edilebilir olması, İdarenin tek yanlı işlem yapma üstünlüğüne karşı, güvence niteliğindeki kurallarla (bireylere katılma, dinleme ve savunma hakkı gibi haklar tanınarak) birey ile idare arasında denge sağlanması doktrinde hukuki güvenlik ilkesinin gerekleri arasında sayılmaktadır. Belirlilik ilkesi ise, kanun düzenlemelerini ve bu düzenlemeler uyarınca tesis edilecek işlemlerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir tereddüde ve şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu tedbirler içermesini ifade eder. Belirlilik ilkesi, hukuki güvenlikle bağlantılı olup birey, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir.

Bu ilkelerin idare hukukuna yansıması, idarenin işlem ve eylemlerinde belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine uygun hareket etmek suretiyle, idare edilenlerin idarenin davranışları yüzünden beklenmedik durumlarla karşılaşmalarının önlenmesi, kendi hayatları ve gelecekleri hakkında makul kararlar alabilmelerine imkan tanınmasıdır.

İdari yaptırımların idari işlem niteliğinde oldukları kuşkusuzdur. Bu nedenle idari yaptırımların da İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde sayılan yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygun olarak tesis edilmeleri gerekir. Gerekçe ise idari işlemin sebep unsurunun bir öğesi olarak değerlendirilmekte ve işlemin sebebinin gösterilmesini ifade etmektedir. İdari işlemde gerekçenin gösterilmesi ile, işlemin muhatabına işlemin tesis edilme sebebi hakkında bilgi verilmektedir.

İdari işlemin maddi ve hukuki gerekçesinin işlemde belirtilmesi, ilgilisine itiraz ya da dava yoluna başvurma hususunda yol göstermekte iken, idareyi de hukuka uygun işlem tesis etmeye zorlamaktadır. Bu kapsamda, gerekçenin gösterilmesi dava hakkı ile de yakından ilgilidir. Başka deyişle, dava açma hakkının tam olarak kullanılabilmesi için işlemin bilinmesi yeterli olmayıp, işlemin tesis edilmesinin maddi ve hukuki sebeplerinin yani gerekçesinin de bilinmesi zorunludur.

Bir başka ifade ile, idarenin işlemlerinin belirli, açık, kesin ve anlaşılır olması gerekmektedir. Bu nedenle bir idari işlem hangi maddi ve hukuki nedene dayalı olarak tesis edilmiş ise, işleme dayanak oluşturan bu sebebin açık ve kesin bir şekilde işlemde belirtilmesi zorunludur. Aksi takdirde, bu konudaki bir belirsizlik kişinin idari işlemin maddi ve hukuki sebebi konusunda duraksamaya düşmesine, bunun akabinde bu işleme karşı yetkili mercilere itiraz hakkını ya da yargı mercileri önünde dava açma hakkını gereği gibi kullanamamasına neden olabilecektir. Böyle bir durumun hukuk devleti ilkesini, kişinin hak arama özgürlüğünü zedeleyeceği açıktır.

Yargı organı bakımından ise, dava konusu işlemde işlemin gerekçesinin belirtilmiş olması, işlemin sebep unsuru yönünden yapılacak denetim yönünden önemli ve gereklidir. Dava aşamasında, idari yargı yerinin talebi üzerine idari işlemin gerekçesinin idarece bildirilebileceği düşünülse de, bu durum ilgilinin işlemde yer alan somut gerekçeyi görerek yargı yoluna başvurma konusunda iradesini netleştirmesi yönünden önemli olduğu gibi ilgilisinin işlemin hukuka uygun olup olmadığını değerlendirmesi, yargı yoluna başvurması halinde de dava hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesi yönünden de önemlidir.

Hukuk devletinde idarenin davranışlarının belli ölçüde belirli ve öngörülebilir olması, hukuk devletinin bir gereği olan idarenin kanuniliği ilkesi uyarınca da, idarece tesis edilen işlemlerin gerekçelendirilmesi, yasal ve maddi/fiili dayanağının işlemde gösterilmesi gerekmektedir.

İdarenin kanuniliği ilkesi gereğince her idari işlemin yasal dayanağının bulunması gereklidir. İşlemin yasal dayanağının olması, uygulanan mevzuat hükmünün yanısıra işlemin tesisine dayanak maddi olayın, fiili sebebin de işlemde gösterilmesini gerekli kılar. İdari işlemler hakkında açılan iptal davalarında, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygunluğu denetlenmektedir. Farklı kanunlarda, birbirinden farklı olaylar ve bu olaylara uygulanacak farklı usuller öngörülmüştür. Dolayısıyla idarelerce bir işlem tesis edilirken, bu işlemin dayanağı yasal düzenlemenin belirtilmesinin yanısıra işlemin tesisine sebep maddi ve fiili nedenin gösterilmesi, yargı yerince de bu husus dikkate alınarak bir inceleme yapılması gerekmektedir.

2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 20. maddesinde, işlenmesi halinde ilgilisine idari para cezası uygulanması öngörülen fiiller düzenlenmiştir. Söz konusu fiillerden birinin gerçekleştirilmesi halinde idareye bu sebeplere dayanarak fiili gerçekleştirene idari para cezası uygulama yetki ve sorumluluğu verilmiş, anılan Kanunun 23. maddesinde ise, bu Kanunda belirtilen idarî para cezalarının bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde birinci tekrarında bir kat, ikinci ve müteakip tekrarında iki kat artırılarak verillmesi öngörülmüştür.

İdarece yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca para cezası verilebilmesi için öncelikle idari yaptırım öngörülen fiilin yani maddi olayın usulüne uygun olarak ve şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, daha sonra yasada çizilen çerçeve içinde, hukuka uygun olarak para cezasının tesis edilmesi ayrıca işlemin dayanağı ve gerekçesi olan maddi ve hukuki sebeplerin de tesis edilen idari yaptırım kararında gösterilmesi hukuk güvenliği, belirlilik ve yasal yönetim ilkelerinin gereğidir.

Çevre Kanunu ve ilgili Yönetmeliklerinde tanımlanan ve gerçekleştirilmesi halinde para cezası yaptırımı öngörülen fiiller nedeniyle para cezası tesis edilebilmesi için idarenin öncelikle anılan mevzuatta tanımlanan fiilin gerçekleştiğini usulüne uygun şekilde tespit etmesi, bu tespite dayanarak tesis edeceği idari yaptırım kararında da, işlemin dayanağı tespit tutanağını, tespit edilen fiili (maddi olay), bu fiilin karşılığı olarak idari para cezası verilmesini öngören hukuki sebepleri, verilecek para cezasının miktarının belirlenmesinde dikkate alınan varsa önceki fiil ve hukuki sebepleri göstermesi gerektiği gibi, anılan Kanunun 23. maddesi uygulanmış ise, bu maddenin uygulanmasına dayanak alınan önceki fiil (tespit) ve para cezalarının da idari yaptırım kararında gösterilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan anılan Kanunun 23. maddesinde düzenlenen, aynı fiilin tekrarı halinde verilecek cezanın artırılması, daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı ve failin suç işleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği düşüncesine dayandığı göz önünde bulundurulduğunda, idari yaptırım gerektiren bir fiile yönelik yaptırım kararı alınıp ilgilisine tebliğ edilmediği sürece bu fiilin tekerrüre esas alınması mümkün olmadığından para cezasına ilişkin yaptırım kararında gösterilen ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dayanak alınan önceki fiil ve cezaların da idari yaptırım kararında açık ve somut olarak gösterilmesi, yargılama aşamasında ise, tekerrüre dayanak idari (ve varsa yargısal) süreçlerin Mahkemesince işlemde gösterilen fiili ve hukuki sebepler bağlamında incelenerek bunların tekerrür hükmünün uygulanmasına elverişli olup olmadıklarının belirlenmesi gerekmektedir.

İdari yargı merciilerinde görülmekte olan bir davada, idare tarafından işleme dayanak hukuki ya da maddi gerekçenin gösterilmemiş olması ya da idarece işleme gerekçe olarak gösterilen nedenin ya da mevzuat hükmünün olayda uygulanabilir nitelikte olmadığının belirlenmiş olması durumunda, idari yargı yerince, dosyanın incelenmesi sonucu başka bir neden ya da mevzuat hükmü saptanarak idarenin ileri sürdüğü neden ya da mevzuat hükmü bir yana bırakılmak suretiyle dosyada saptanan nedene ya da mevzuat hükmüne göre uyuşmazlığın çözümlenmesi, idare hukukunda "sebep ikamesi" olarak adlandırılmaktadır.

Hukukun genel ilkelerinden biri olan "ne bis in idem" ilkesi uyarınca, bir kişinin tek bir eylemden dolayı iki ayrı cezaya çarptırılması olanaklı değildir. Bu ilkeye göre, kişinin suç teşkil eden kaç eylemi varsa o kadar suç ve o kadar ceza olmalıdır. Bu ilke, tek bir eylemden dolayı iki farklı cezalandırma yapılmasını ve kişinin hukuka aykırı eyleminden dolayı birden fazla cezai sorumluluğuna gidilmesini engelleyen bir ilkedir. Anılan ilke uyarınca ortada birbirinin devamı niteliğinde olan fiillerin bulunması durumunda da, birden fazla idari yaptırım uygulanamayacağı gibi aynı fiil aynı nitelikteki birden fazla idari yaptırım kararına esas alınamayacaktır.

Yukarıda belirtildiği üzere, aynı fiil nedeniyle aynı nitelikte birden fazla para cezası verilmesi ne (non) bıs in idem ilkesine aykırı olacaktır. Bu ilkenin tekerrür hükümleri yönünden uygulanması ise, daha önce aynı kişi tarafından gerçekleştirilen ve idarece tespit edilerek para cezası yaptırımına bağlanan ve ilgilisine tebliğ edilen fiilin, birden fazla para cezasının tesisinde tekerrüre dayanak alınamayacağı şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Buna göre, gerçekleştirilen ilk fiil nedeniyle tesis ve tebliğ edilen para cezasının, şartları varsa ancak 1. ve 2. kat para cezalarının uygulanmasında dikkate alınabileceğinden, 1. ya da 2. kat para cezalarının verilmesinden sonra aynı fiilin tekrarı nedeniyle uygulanacak diğer para cezalarında bahse konu ilk uygulanan para cezasının, tekerrür hükmünün uygulanmasına yeniden dikkate alınması yukarıda belirtilen ilkeye aykırı olacaktır. Bu nedenle, ilk uygulanan para cezasının ikinci tekrardan sonra verilecek diğer para cezalarında tekerrür hükmünün uygulanmasına dayanak alınmaması ve tekerrüre esas para cezasına ilişkin işlemlerin dava konusu olması halinde Mahkemesince bu hususun ayrıca araştırılması gerekmektedir.

2872 sayılı Kanunun 20. ve 23. maddeleri uygulanmak suretiyle para cezası verilmesine ilişkin tesis edilen işlemde, tekerrüre esas alınan idari yaptırım kararının gösterilmediği ancak idarece dava konusu işlemde tekerrür hükümlerinin uygulanmasının dayanağı olarak, davacı hakkında daha önce uygulanmış herhangi bir idari yaptırım kararını veya hangisinin tekerrüre esas alındığını belirtmeksizin davacı hakkında daha önce uygulanmış tüm idari yaptırım kararlarını dosyaya bildirmesi halinde, başka deyişle idare tarafından işlemde ya da savunmada tekerrüre esas tespit ve uygulanan para cezalarının açık ve somut olarak gösterilmemesine rağmen Mahkemesince, bakılan dosya ya da başka dosya içeriğinden resen tekerrüre esas olabilecek nitelikte idari yaptırım kararı tespit edilerek sebep ikamesi yapılması, idarenin yerine geçerek karar verilmesine neden olacağından böyle bir yöntemin yargılama usulünde uygulanması mümkün değildir.

Uyuşmazlıkta davalı idare tarafından tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle iki kat para cezası verildiği ancak dava konusu idari yaptırım kararında tekerrüre esas alınan idari yaptırım kararlarının gösterilmediği, idarece daha önce davacı hakkında uygulanan ... tarih ve ..., ... tarih ve ..., ... tarih ve ... ve ... tarih ve ... sayılı idari yaptırım kararlarının dosyaya sunulduğu, Mahkemece dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı yolunda verilen karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi tarafından dava konusu işlemin temel idari para cezası ile uygulanan toplam 367.740,00 TL'lik kısmı yönünden istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuki ve kanuni gerekçeleri İdare Dava Dairesince de uygun bulunan istinafa konu kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı, diğer taraftan dava konusu para cezasına esas fiilin, tekerrüre esas alınan idari yaptırım kararlarının tebliğ edildikleri tarihlerden önce işlenmiş olması sebebi ile tekerrür koşullarının oluşmadığı, dava konusu para cezasının tekerrüre ilişkin olan kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin kısmen reddine, kısmen kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kısmen kaldırılmasına, dava konusu para cezasının 735.480,00-TL'lik kısmının (tekerrür nedeniyle arttırılan kısım) iptaline karar verildiği göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu işlemin tekerrüre (iptale) ilişkin kısmının yukarıda açıklanan gerekçeyle iptali gerektiği, sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmayan Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşüncesiyle aynen onanması yönündeki Dairemiz kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.

(XX) KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden, davanın 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 13.maddesinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ile 23. maddesi uyarınca davacıya 1.103.220,00-TL para cezası verilmesine dair ...tarih ve ... karar defteri sıra numaralı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açıldığı, dava konusu işleme esas fiilin 22/06/2022 tarihli çevre denetim ve tespit tutanağı ile tespit edildiği ve tespite dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemin davacıya 16/08/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararına karşı yapılan davacının istinaf istemi üzerine verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında davacı hakkında tesis edilmiş olan ve davalı idarece dosyaya sunulan ... tarih ve ..., ... tarih ve ..., ... tarih ve ... ve ... tarih ve ... karar defteri sıra numaralı idari yaptırım kararlarının tekerrür hükümlerinin uygulanmasının koşullarını sağlamamaları nedeniyle tekerrüre esas alınamayacakları sonucuna varılarak dava konusu temel para cezasının tekerrür hükümleri uygulanarak artırılan kısmının iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.

2872 sayılı Çevre Kanununun ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin ilgili maddeleri ile tekerrür müessesinin daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı ve failin suç işleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği düşüncesinden hareketle uygulandığı göz önünde bulundurulduğunda idari yaptırım gerektiren bir fiile yönelik yaptırım kararı alınıp ilgilisine tebliğ edilmediği sürece bu fiilin tekerrüre esas alınamayacağı kabul edilmekle birlikte, tekerrür hükümlerinin uygulanması bakımından, daha önce uygulanan yaptırımların tespitinde idarece bildirilen idari yaptırım kararlarıyla sınırlı inceleme yapılmasını zorunlu kılan bir düzenleme bulunmadığı gibi bu kapsamla sınırlı olarak yapılacak incelemenin tekerrür müessesinin ıslah amacıyla da bağdaşmayacağı da açıktır.

Belirtilen nedenlerle, aynı davacı hakkında aynı idari yaptırım kararının uygulanmasını gerektiren fiili nedeniyle tesis edilerek dava konusu işlemin tesisinden önceki tarihte tebliğ edilmiş olan ancak dosyaya davalı idarece sunulmayan idari yaptırım kararlarının Mahkemece tespiti halinde de tekerrür hükümlerinin uygulanmasına esas olarak kabul edilmesine engel teşkil eden bir durum bulunmamaktadır.

Uyuşmazlıkta, aynı davacı tarafından aynı fiilin işlendiğinin... tarihli çevre denetim ve tespit tutanağı ile tespit edilerek... tarih ve ... karar defteri sıra numaralı işlemle davacıya para cezası verilmesine ilişkin idari yaptırım kararının tesis edildiği, bu kararın davacıya 09/06/2021 tarihinde tebliğ edildiği, anılan kararın iptali istemiyle açılan davada dava konusu işlemin iptali yolunda ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın kaldırılarak davanın reddi yolunda verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ...arih ve E:..., K:... sayılı kararının Dairemizin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla onandığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, davacı hakkında uygulanan ve işbu dava konusu işlem tarihinden önce davacıya tebliğ edilerek yargı denetiminden de geçen... tarih ve ... karar defteri sıra numaralı idari yaptırım kararı göz önünde bulundurulduğunda dava konusu para cezasının tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle artırılmasına dair kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Belirtilen nedenlerle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının dava konusu para cezasının tekerrür hükümleri uygulanarak bir kat artırılan kısmının iptaline ilişkin kısmı yönünden bozulması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki Daire kararının bu kısmına katılmıyoruz.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?