‹ Ana sayfa
Danıştay 4. Daire Vergi Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 4. Daire E.2019/9443 K.2020/3393

Esas No: 2019/9443 · Karar No: 2020/3393 · Karar Tarihi: 30.09.2020
Özet: Uyuşmazlık, Gümrük Müşavirliği Limited Şirketi’nin 2010 yılında görülen sahte fatura kullanımı nedeniyle katma değer vergisi indirimlerinin reddi ve vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatının bozulması talebine aittir. Mahkeme, temyiz istemini reddederek, bölge idare mahkemesinin kararının bozulmaması gerektiğine hükmün ardından vergi alacağının mükelleflikten doğuşu ve zamanaşımının 31/12/2015’te dolması nedeniyle kararını sürdürmüştür.
T.C. DANIŞTAY DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2019/9443
Karar No: 2020/3393

TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Vergi Dairesi Başkanlığı
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI): ... Gümrük Müşavirliği Limited Şirketi

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, takdir komisyonu kararlarına istinaden, sahte fatura kullanımından dolayı katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle re'sen tarh edilen 2010/6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12 dönemlerine ait vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istenilmiştir.

Danıştay bozma kararı üzerine Bölge İdare Mahkemesince; uyuşmazlık konusu vergi alacağının 2010 yılında doğması ve zamanaşımı süresinin 31/12/2015 tarihinde dolması karşısında; beş yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 2016 yılında tebliğ edilen dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatında hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf talebinin gerekçeli reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ: ...

DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

GEREKÇE:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 113. maddesinde, zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlanmış olup, bu durumun mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği, 114. maddesinde ise, "Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder" denilmek suretiyle takdir komisyonu kararlarına istinaden yapılan re'sen tarhiyatlarda zamanaşımı hususunun olup olmadığının tespiti için takdir komisyonuna sevk tarihi, takdir komisyonu kararının vergi dairesine tevdi tarihi, ihbarnamenin tebliğ tarihi ve takdir komisyonunda geçen süreye (takdir komisyonuna sevk tarihi ile takdir komisyonu kararının vergi dairesine tevdi tarihi arasındaki süre) bakılarak karar verilmelidir.

Bilindiği üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinde sayılan re'sen vergi tarhını gerektiren sebeplerin varlığı halinde vergi inceleme elemanlarınca ilgili dönem matrahı re'sen tarh edilebileceği gibi takdir komisyonuna sevk edilerek de sözkonusu işlem yapılabilmektedir. Kanunun 74. maddesinde ise, takdir komisyonlarının görevlerini yaparken takdir sebeplerinin bulunup bulunmadığını inceleyemeyeceği, hatalı gördüğü işlemlerde ilgili vergi dairesini yazı ile ikaz etmeye mecbur olduğu hükme bağlanmıştır. Bu itibarla, takdir komisyonu takdir nedenleri ile ilgili herhangi bir belirleme yapma veya değiştirme hakkına sahip değildir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, takdir komisyonu kararına göre yapılan tarhiyatlarla ilgili uyuşmazlıklarda zamanaşımı ile ilgili hususların çözümünde, genel ilke olarak takdir komisyonuna sevkle tarh zamanaşımının durduğunun kabulü gereklidir. Takdir komisyonuna sevk edilme sebepleri ise mahkemece ayrıca değerlendirilmelidir. Dolayısıyla, yalnızca takdire sevk tarihine bakılarak takdir komisyonuna sevkin, zamanaşımını durdurmak amacıyla yapıldığının bu çerçevede kabulüne imkan bulunmamaktadır. Zira, takdir sebeplerinin varlığı halinde; zamanaşımı süresi dolmadan her zaman takdire sevk işlemi yapılabilir. Mevcut vergi incelemeleri tamamlanmadan da takdire sevk işleminin bu kapsamda yapılabileceği ve tamamlanan inceleme sonucunda elde edilen bilgi ve verilerin takdir komisyonunca da değerlendirilebileceği tabiidir.

Olayda takdire sevk nedeni gerçekleşmeden zamanaşımını kesmek amacıyla yapılan takdire sevkin usulsüz olduğu gerekçesiyle tarhiyatın kaldırılması yönünde verilen kararda hukuka uyarlık bulunmadığından Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesince işin esası incelenerek yeniden karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 30/09/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY:
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?