‹ Ana sayfa
Danıştay3. DaireTicaret Hukuku

Danıştay 3. Daire E.2024/3823 K.2025/1908

Esas No: 2024/3823 · Karar No: 2025/1908 · Karar Tarihi: 15.04.2025
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/3823
Karar No : 2025/1908

TEMYİZ EDENLER :1-(DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...


**VEKİLİ:** Av. ...
2-(DAVACI) ...


**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN KONUSU : .... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Otomobil ve hafif motorlu kara taşıtlarının perakende ticareti faaliyetiyle iştigal eden davacı tarafından, 2018 ila 2021 yıllarında ithal edilen bazı lüks araçlar paravan olarak faaliyet gösterdiğine ilişkin vergi tekniği raporu tanzim edilen ya da paravan olduğuna dair olumsuz tespit bulunan firmalara ilk iktisap öncesi muvaazalı araç satış ve tescil silsilesi oluşturmak suretiyle satılarak ilk iktisap kapsamında doğacak vergilerin asıl mükellefini gizleme ve tahsilini imkansızlaştırma saikiyle hareket edildiği bu kapsamda düzenlenen faturaların gerçek bir emtia teslimine dayanmayan sahte belge niteliğinde olduğu bu suretle ticari teamül gereği daha yüksek bir bedelle satılması gereken araçlara ait hasılatın kayıt ve beyan dışı bırakıldığı tespitlerini içeren vergi tekniği uyarınca düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden adına 2019 yılı için re’sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile aynı yılın tüm dönemleri için re’sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı geçici verginin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı hakkında tanzim edilen vergi tekniği raporunda yer alan saptamalardan, ihtilaf konusu dönemde ithal ettiği araçları bayilik sözleşmesi kapsamında özel tüketim vergisi hesaplanmaksızın haklarında paravan firma olduğuna ilişkin rapor tanzim edilen veya olumsuz tespit bulunan çok sayıdaki firmaya ithalatta belirlenen değerin çok cüzi üstünde bir tutarla satışını yaptığı ve bu firmalar tarafından söz konusu araçların emsallerine göre düşük olan matrahlar üzerinden özel tüketim vergisi matrahı belirlenerek ilk iktisapları gerçekleştirildikten çok kısa süre içerisinde yüksek bedellerle nihai tüketicilere satıldığının somut olarak ortaya konulduğu, her ne kadar araçların ilk iktisabı sonrası nihai tüketicilere satışı aşamasında davacı bulunmasa da davacının söz konusu araçların çoğunluğunu emsallerine göre hallice düşük bir bedel üzerinden ilk iktisap kapsamında sözü edilen firmalara satmasının bu firmalar tarafından da kısa bir süre içerisinde çok yüksek bedellerle nihai tüketiciye satılmasının iktisadi ve ticari hayatın olağan akışına aykırı düştüğü bunun aksinin de davacı tarafından somut bilgi ve belgelerle ispat edilemediği dikkate alındığında davacı tarafından sözü edilen firmalara düzenlenen faturaların sahte olduğu, ilk iktisap öncesi satış zincirinin uzatılması için muvaazalı işlem tesis edildiğinin kabulü gerektiği, bu durumda oluşan fark matrahlardan davacının sorumluluğuna gidilmesinde hukuki isabetsizlik görülmediği, araçların çok sayıda olması, satış zincirinin uzatılması için muvazaalı işlem tesis edilmesinden dolayı gerçek satış bedellerinin belirlenmesi güç olduğundan, gerçek satış bedellerinin belirlenmesi aşamasında Türkiye'deki yasal distribütörlerinden elde edilen verilerden hareketle fark matrahın belirlenmesinin uygun olduğu ve yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak, mahsup dönemi geçen geçici verginin aranmayacağı ve yıllık vergiye mahsuben peşin alınan geçici vergi üzerinden bir kat vergi ziyaı cezası kesilebileceği gerekçesiyle üç kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi yönünden dava reddedilmiş, geçici vergi aslı kaldırılmış, geçici vergi üzerinden kesilen üç kat vergi ziyaı cezası ise bir kata indirilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularının, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, ibraz ettiği belgelerdeki yazılı kıymet ile beyan edilen kıymet arasında herhangi bir uyumsuzluk bulunmadığı, beyan edilen kıymetin gerçek satış bedeli olmadığını kanıtlayacak, yurt dışı araştırması, ihracatçı firmaya gönderilen fazladan bir para ya da başkaca somut bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle ithal ettiği araçların, ticari rakibi konumundaki Türkiye distiribütörü olan firma ya da firmalardan alınan tahmini ve de kesin olmayan kıymet bedelinin direkt gümrük kıymeti olarak kabulünün hakkaniyet gereği hukuka aykırı olduğu öte yandan adına fatura düzenlenen şirketler yönünden yapılan inceleme sonucu düzenlenen vergi tekniği raporlarındaki olumsuz tespitler nedeniyle sözü edilen firmaların özel tüketim vergisini aşındırdığı iddia edilerek şirketlerinin dahil olmadığı aşama için adlarına vergi salınmasında hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120. maddesi uyarınca gecikme faizi hesaplanabilmesi için geçici verginin ihbarnamelerde yer aldığı, geçici vergi üzerinden kesilen üç kat vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
Davalı idare tarafından, itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 15/04/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?