Danıştay3. Daireİdare Hukuku
Danıştay 3. Daire E.2023/973 K.2025/4810
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/973
Karar No : 2025/4810
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) ...
**VEKİLİ:** Av. ...
2- (DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınamayan 2009 ve 2010 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ila ... takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ... ve ... takip numaralı ödeme emirleri içeriği 2009 yılına ait beyana dayanan kamu alacağının dayanağı şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğinden sonra zaman aşımı süresini kesecek mahiyette yeni bir işlem tesis edildiği davalı idarece ortaya konulamadığından vadelerinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılının başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilemeyen alacağın zaman aşımına uğradığı, ... takip numaralı içeriği alacağın 2010 yılına ait beyana dayanan kurumlar vergisi, ... takip numaralı ödeme emri içeriği alacağın ise 2014 yılında gerçekleşen 2009 yılına ait defter defter ve belgelerin ibraz edilmemesi fiilinden dolayı re'sen salınan vergi, kesilen ceza ve ferilerinden kaynaklandığı, borçların ait olduğu dönemlerde şirket ortağı olan davacının ilgili borçlardan kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, borçlar nedeniyle şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... ve ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emirlerinin 17/06/2016 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, vadesinde ödenmeyen vergi borcunun tahsili amacıyla hakkında yapılan mal varlığı araştırılması sonucu borcu karşılayacak mal varlığına rastlanılmadığından ve davacı tarafından ileri sürülen itirazların 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun hükmünde yer alan sebeplerden hiç birisine girmediğinden davacının takibinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava konusu ... ve ... takip numaralı ödeme emirleri yönünden dava reddedilmiş, ... ile ... takip numaralı ödeme emirleri ise iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularının, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı idare tarafından, düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı ve olayda tahsil zaman aşımı olmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
Davacı tarafından, şirkette ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra sorumluluğunun bulunduğu döneme ait defter ve belgelerin ibrazı için verilen süre içerisinde yetkili kanunu temsilcinin ödev ve yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle kendisinin kusurlu bulunmasının hem hukuka hem hakkaniyete uygun olmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ..'NİN DÜŞÜNCESİ: Davacı temyiz isteminin kabulü, davalı idare temyiz isteminin ise reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Davalı idarece, asıl borçlu şirketin 31/07/2013 tarihinde mükellefiyetinin re'sen terkin edilmesi sebebiyle şirket adına düzenlenen ... tarih ve ..., ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emirleri, şirketin bilinen adresine tebliğe çıkarılmaksızın 17/06/2016 tarihinde kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde kardeşine tebliğ edilmiş, sonra kamu alacağının şirketten tahsil imkanı kalmadığından bahisle hissesi oranında ortak sıfatıyla dava konusu ... tarih ve ..., ... takip numaralı ödeme emirleriyle davacının sorumluluğuna gidilmiştir.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93. maddesinde, takakkuk fişinden gayri, vergilendirmeyle ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yoluyla tebliğ edileceği, 94. maddesinde, tebliğin mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere, tüzel kişilere yapılacak tebliğin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmıyan teşekküllerde ise bunları idare edenlere veya temsilcilere yapılacağı, tüzel kişilerin mütaaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılmasının kafi olduğu, tebliğin, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılacağı, 102. maddesinde, tebliğ olunacak evrakı muhtevi zarfın posta idaresince muhatabına verileceği ve keyfiyetin muhatap ile posta memuru tarafından taahhüt ilmühaberine tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunacağı, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerine yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, bu işlemlerin komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyetin taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz'edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tespit olunacağı, 103. maddesinde muhatabın adresi hiç bilinmezse, bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilanen yapılacağı, 104. maddesinde ilanın ne şekilde yapılacağı kurala bağlanmış olup 101. maddesinde ise bilinen adresler sayılmak suretiyle gösterilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinde limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil olanağı bulunmayan kamu alacağından sermaye payları oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacağı hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalı idare tarafından temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının, ... ve ... takip numaralı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur.
Tebliğ, hukuki bir işlemden ilgili kimsenin haber almasını sağlamak için, yetkili makamın kanuni şekilde yazı veya ilan ile yapacağı belgelendirme işlemi olup amaç, ilgilinin yasal haklarını kullanabilmesine imkan tanımaktır. Bu nedenle, 2365 sayılı Kanun'la 3. fıkra eklenmeden önceki 94.madde düzenlemesinde, sadece dava açabilecek kişiler, adına tebligat yapılacak kişiler kapsamında sayılmıştır. Değişiklik öncesi 94. madde hükmü genel bir düzenleme gibi görünmekle beraber, muhatabın kendisine ya da onun adına dava açma konusunda yetkili ve görevli kimselere yer veren birinci fıkra hükmünün gerçek kişilere yönelik olduğu; ikinci fıkranın ise tüzel kişiler adına dava açabilecek dolayısıyla tebligat yapılabilecek kimseleri düzenlediği anlaşılmaktadır.
Kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde, tebliğin kimlere yapılacağı, 2365 sayılı Kanun'la eklenen 3. fıkrada belirlenmiştir. Düzenleme; muhatabın bulunmaması halinde, ikametgah adresinde bulunanlara veya işyerinde bulunan memur ve müstahdemlere tebligat yapılacağı ancak, tebligat yapılacak kişinin on sekiz yaşından büyük görünmesi ve açık bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerektiği şeklindedir.
Madde; aile fertlerine tebliğ yapılması halinde, tebliğ muhatabının haberdar olma ihtimalinin, ilanen tebligata göre daha fazla olacağı gerekçesine dayandırılmış, Bütçe Plan Komisyonunda maddeye “veya işyerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılır.” ifadesi eklenmiş, böylece fıkra hem gerçek hem de tüzel kişiler için uygulanır duruma gelmiştir.
“İkamet adresinde yapılacak tebliğ” ifadesi, 1. fıkranın da işaret ettiği gerçek kişilere tebligat yapılamaması halini düzenlemektedir. Tüzel kişiler yönünden ise “iş yerinde”, “tebliğ yapılacak kimsenin bulunmaması”, “memur veya müstahdem” kriterlerinin esas alınması gerekmekte olup düzenlemeden; tüzel kişilerle ilgili tebliğin, tüzel kişilerin temsilcilerinin ikamet adreslerinde yapılabileceği gibi bir sonuç çıkarılması mümkün değildir.
Buna göre tüzel kişilerde asıl muhatap, yasal temsilcilerdir. Bu temsilciler mutad iş saatlerinde "iş yerinde" bulunamadıkları veya tebligatı bizzat alamayacak durumda oldukları takdirde "orada hazır bulunan" "memur veya müstahdemlere" tebliğ yapılması, bu şekilde iş yerinde tebligat mümkün olmaması halinde ilan yoluyla tebliğ yoluna gidilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, asıl borçlu şirkete tebliğe çıkarılan ... tarih ve ..., ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrilerinin, şirket yetkilisinin ikamet adresinde kardeşine tebliğinin, 213 sayılı Kanun'un 94. maddesindeki usule uygun düşmemesi nedeniyle kamu alacağının şirket nezdinde tüm takip yollarının usule uygun biçimde tüketilerek kesinleştiğinden söz edilemeyeceğinden, davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ... ve ... takip numaralı ödeme emirleri yönünden yazılı gerekçeyle dava reddi yolundaki Vergi Mahkemesi kararının değinilen hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf istemini reddeden Vergi Dava Dairesi Kararının sözü edilen hüküm fıkrasının bozulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idare temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu ... ve ... takip numaralı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. Davacı temyiz isteminin kabulüne,
4. Kararın; dava konusu ..., ... takip numaralı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 24/11/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/973
Karar No : 2025/4810
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) ...
**VEKİLİ:** Av. ...
2- (DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınamayan 2009 ve 2010 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ila ... takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ... ve ... takip numaralı ödeme emirleri içeriği 2009 yılına ait beyana dayanan kamu alacağının dayanağı şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğinden sonra zaman aşımı süresini kesecek mahiyette yeni bir işlem tesis edildiği davalı idarece ortaya konulamadığından vadelerinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılının başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilemeyen alacağın zaman aşımına uğradığı, ... takip numaralı içeriği alacağın 2010 yılına ait beyana dayanan kurumlar vergisi, ... takip numaralı ödeme emri içeriği alacağın ise 2014 yılında gerçekleşen 2009 yılına ait defter defter ve belgelerin ibraz edilmemesi fiilinden dolayı re'sen salınan vergi, kesilen ceza ve ferilerinden kaynaklandığı, borçların ait olduğu dönemlerde şirket ortağı olan davacının ilgili borçlardan kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, borçlar nedeniyle şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... ve ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emirlerinin 17/06/2016 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, vadesinde ödenmeyen vergi borcunun tahsili amacıyla hakkında yapılan mal varlığı araştırılması sonucu borcu karşılayacak mal varlığına rastlanılmadığından ve davacı tarafından ileri sürülen itirazların 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun hükmünde yer alan sebeplerden hiç birisine girmediğinden davacının takibinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava konusu ... ve ... takip numaralı ödeme emirleri yönünden dava reddedilmiş, ... ile ... takip numaralı ödeme emirleri ise iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularının, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı idare tarafından, düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı ve olayda tahsil zaman aşımı olmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
Davacı tarafından, şirkette ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra sorumluluğunun bulunduğu döneme ait defter ve belgelerin ibrazı için verilen süre içerisinde yetkili kanunu temsilcinin ödev ve yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle kendisinin kusurlu bulunmasının hem hukuka hem hakkaniyete uygun olmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ..'NİN DÜŞÜNCESİ: Davacı temyiz isteminin kabulü, davalı idare temyiz isteminin ise reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Davalı idarece, asıl borçlu şirketin 31/07/2013 tarihinde mükellefiyetinin re'sen terkin edilmesi sebebiyle şirket adına düzenlenen ... tarih ve ..., ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emirleri, şirketin bilinen adresine tebliğe çıkarılmaksızın 17/06/2016 tarihinde kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde kardeşine tebliğ edilmiş, sonra kamu alacağının şirketten tahsil imkanı kalmadığından bahisle hissesi oranında ortak sıfatıyla dava konusu ... tarih ve ..., ... takip numaralı ödeme emirleriyle davacının sorumluluğuna gidilmiştir.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93. maddesinde, takakkuk fişinden gayri, vergilendirmeyle ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yoluyla tebliğ edileceği, 94. maddesinde, tebliğin mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere, tüzel kişilere yapılacak tebliğin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmıyan teşekküllerde ise bunları idare edenlere veya temsilcilere yapılacağı, tüzel kişilerin mütaaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılmasının kafi olduğu, tebliğin, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılacağı, 102. maddesinde, tebliğ olunacak evrakı muhtevi zarfın posta idaresince muhatabına verileceği ve keyfiyetin muhatap ile posta memuru tarafından taahhüt ilmühaberine tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunacağı, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerine yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, bu işlemlerin komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyetin taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz'edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tespit olunacağı, 103. maddesinde muhatabın adresi hiç bilinmezse, bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilanen yapılacağı, 104. maddesinde ilanın ne şekilde yapılacağı kurala bağlanmış olup 101. maddesinde ise bilinen adresler sayılmak suretiyle gösterilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinde limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil olanağı bulunmayan kamu alacağından sermaye payları oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacağı hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalı idare tarafından temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının, ... ve ... takip numaralı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur.
Tebliğ, hukuki bir işlemden ilgili kimsenin haber almasını sağlamak için, yetkili makamın kanuni şekilde yazı veya ilan ile yapacağı belgelendirme işlemi olup amaç, ilgilinin yasal haklarını kullanabilmesine imkan tanımaktır. Bu nedenle, 2365 sayılı Kanun'la 3. fıkra eklenmeden önceki 94.madde düzenlemesinde, sadece dava açabilecek kişiler, adına tebligat yapılacak kişiler kapsamında sayılmıştır. Değişiklik öncesi 94. madde hükmü genel bir düzenleme gibi görünmekle beraber, muhatabın kendisine ya da onun adına dava açma konusunda yetkili ve görevli kimselere yer veren birinci fıkra hükmünün gerçek kişilere yönelik olduğu; ikinci fıkranın ise tüzel kişiler adına dava açabilecek dolayısıyla tebligat yapılabilecek kimseleri düzenlediği anlaşılmaktadır.
Kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde, tebliğin kimlere yapılacağı, 2365 sayılı Kanun'la eklenen 3. fıkrada belirlenmiştir. Düzenleme; muhatabın bulunmaması halinde, ikametgah adresinde bulunanlara veya işyerinde bulunan memur ve müstahdemlere tebligat yapılacağı ancak, tebligat yapılacak kişinin on sekiz yaşından büyük görünmesi ve açık bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerektiği şeklindedir.
Madde; aile fertlerine tebliğ yapılması halinde, tebliğ muhatabının haberdar olma ihtimalinin, ilanen tebligata göre daha fazla olacağı gerekçesine dayandırılmış, Bütçe Plan Komisyonunda maddeye “veya işyerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılır.” ifadesi eklenmiş, böylece fıkra hem gerçek hem de tüzel kişiler için uygulanır duruma gelmiştir.
“İkamet adresinde yapılacak tebliğ” ifadesi, 1. fıkranın da işaret ettiği gerçek kişilere tebligat yapılamaması halini düzenlemektedir. Tüzel kişiler yönünden ise “iş yerinde”, “tebliğ yapılacak kimsenin bulunmaması”, “memur veya müstahdem” kriterlerinin esas alınması gerekmekte olup düzenlemeden; tüzel kişilerle ilgili tebliğin, tüzel kişilerin temsilcilerinin ikamet adreslerinde yapılabileceği gibi bir sonuç çıkarılması mümkün değildir.
Buna göre tüzel kişilerde asıl muhatap, yasal temsilcilerdir. Bu temsilciler mutad iş saatlerinde "iş yerinde" bulunamadıkları veya tebligatı bizzat alamayacak durumda oldukları takdirde "orada hazır bulunan" "memur veya müstahdemlere" tebliğ yapılması, bu şekilde iş yerinde tebligat mümkün olmaması halinde ilan yoluyla tebliğ yoluna gidilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, asıl borçlu şirkete tebliğe çıkarılan ... tarih ve ..., ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrilerinin, şirket yetkilisinin ikamet adresinde kardeşine tebliğinin, 213 sayılı Kanun'un 94. maddesindeki usule uygun düşmemesi nedeniyle kamu alacağının şirket nezdinde tüm takip yollarının usule uygun biçimde tüketilerek kesinleştiğinden söz edilemeyeceğinden, davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ... ve ... takip numaralı ödeme emirleri yönünden yazılı gerekçeyle dava reddi yolundaki Vergi Mahkemesi kararının değinilen hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf istemini reddeden Vergi Dava Dairesi Kararının sözü edilen hüküm fıkrasının bozulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idare temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu ... ve ... takip numaralı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. Davacı temyiz isteminin kabulüne,
4. Kararın; dava konusu ..., ... takip numaralı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 24/11/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.