Danıştay3. Daireİdare Hukuku
Danıştay 3. Daire E.2023/8335 K.2025/1970
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/8335
Karar No : 2025/1970
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu ... İnşaat Müşavirlik Hizmet ve Ticaret Anonim Şirketinden alınamayan 2015 ila 2020 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Asıl borçlu şirket adına kayıtlı 153 adet bağımsız bölüme idarece haciz uygulanmış olup bu haczinden önce taşınmazlar üzerine 2011 ve 2012 yıllarında banka tarafından rehin tesis edildiği görüldüğünden Mahkemelerince verilen ara kararıyla davalı idareden, taşınmazlara ilişkin değer tespiti yapılıp yapılmadığı, rehinli alacakların ne kadarının banka tarafından tahsil edildiği ve geriye ne kadar borç kaldığı, taşınmazların satışı ve paraya çevrilmesi halinde amme alacaklarını karşılamaya yetmeyeceği sonucuna nasıl ulaşıldığı hususlarının izah edilmesinin istenilmesi üzerine verilen cevapta, alacaklı bankanın toplam 72.000.000 Amerikan doları tutarında rehin uyguladığı, değer tespiti yapılmasa da vergi borcunun 70 milyon Türk Lirasının üzerinde olduğundan bahisle satış yoluyla borcun tahsil edilemeyeceği iddia edilmişse de, söz konusu rehinlerin 2011 ve 2012 yıllarında tesis edildiği, o tarihlerden bu yana rehinli alacakların ne kadarının tahsil edilerek sona erdiği, geriye ne kadar borç kaldığı hususlarının ilgili bankadan sorularak araştırılmadığı, taşınmazlara ilişkin değer tespiti yapılmadığı, asıl borçlu şirkete yönelik takip yollarının usulüne uygun olarak tüketilmediği, amme alacağının şirketten tahsil imkansızlığı ortaya konulmaksızın davacının kanuni temsilci sıfatıyla takibinde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle ödeme emirleri iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 17/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 3. maddesinde tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği hüküm altına alınmıştır.
Davalı idarenin, Dairemizin E:2023/8355 sayılı dosyasına temyiz aşamasında sunduğu 17/03/2023 tarihli ek dilekçe ile bankalardan izahatler istenildiğini bildirdiği, gelen cevaplarda ... Anonim Şirketi'nin rehninden kaynaklanan alacağının 155.400.053,00 TL, ... Bankası Anonim Şirketi'nin rehninden kaynaklanan alacağının 271.392.775,44 TL olduğu, asıl amme borçlusu mükellefin ... İnşaat ile hisseli olan binanın değer tespitine ilişkin 14/11/2019 tarihli ekspertiz raporunda; ... alışveriş merkezi unvanlı binanın değerinin ise 359.600.000,00 TL olarak hesaplandığının belirtildiği, bu durumda gayrimenkulün rehinli alacakları dahi karşılamadığı anlaşıldığından, asıl borçlu şirkete yönelik takip yollarının usulüne uygun olarak tüketildiği, amme alacağının şirketten tahsil imkansızlığı ortaya konulduğundan davacının kanuni temsilci sıfatıyla takibinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/8335
Karar No : 2025/1970
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu ... İnşaat Müşavirlik Hizmet ve Ticaret Anonim Şirketinden alınamayan 2015 ila 2020 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Asıl borçlu şirket adına kayıtlı 153 adet bağımsız bölüme idarece haciz uygulanmış olup bu haczinden önce taşınmazlar üzerine 2011 ve 2012 yıllarında banka tarafından rehin tesis edildiği görüldüğünden Mahkemelerince verilen ara kararıyla davalı idareden, taşınmazlara ilişkin değer tespiti yapılıp yapılmadığı, rehinli alacakların ne kadarının banka tarafından tahsil edildiği ve geriye ne kadar borç kaldığı, taşınmazların satışı ve paraya çevrilmesi halinde amme alacaklarını karşılamaya yetmeyeceği sonucuna nasıl ulaşıldığı hususlarının izah edilmesinin istenilmesi üzerine verilen cevapta, alacaklı bankanın toplam 72.000.000 Amerikan doları tutarında rehin uyguladığı, değer tespiti yapılmasa da vergi borcunun 70 milyon Türk Lirasının üzerinde olduğundan bahisle satış yoluyla borcun tahsil edilemeyeceği iddia edilmişse de, söz konusu rehinlerin 2011 ve 2012 yıllarında tesis edildiği, o tarihlerden bu yana rehinli alacakların ne kadarının tahsil edilerek sona erdiği, geriye ne kadar borç kaldığı hususlarının ilgili bankadan sorularak araştırılmadığı, taşınmazlara ilişkin değer tespiti yapılmadığı, asıl borçlu şirkete yönelik takip yollarının usulüne uygun olarak tüketilmediği, amme alacağının şirketten tahsil imkansızlığı ortaya konulmaksızın davacının kanuni temsilci sıfatıyla takibinde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle ödeme emirleri iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 17/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 3. maddesinde tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği hüküm altına alınmıştır.
Davalı idarenin, Dairemizin E:2023/8355 sayılı dosyasına temyiz aşamasında sunduğu 17/03/2023 tarihli ek dilekçe ile bankalardan izahatler istenildiğini bildirdiği, gelen cevaplarda ... Anonim Şirketi'nin rehninden kaynaklanan alacağının 155.400.053,00 TL, ... Bankası Anonim Şirketi'nin rehninden kaynaklanan alacağının 271.392.775,44 TL olduğu, asıl amme borçlusu mükellefin ... İnşaat ile hisseli olan binanın değer tespitine ilişkin 14/11/2019 tarihli ekspertiz raporunda; ... alışveriş merkezi unvanlı binanın değerinin ise 359.600.000,00 TL olarak hesaplandığının belirtildiği, bu durumda gayrimenkulün rehinli alacakları dahi karşılamadığı anlaşıldığından, asıl borçlu şirkete yönelik takip yollarının usulüne uygun olarak tüketildiği, amme alacağının şirketten tahsil imkansızlığı ortaya konulduğundan davacının kanuni temsilci sıfatıyla takibinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.