‹ Ana sayfa
Danıştay3. Daireİdare Hukuku

Danıştay 3. Daire E.2023/10375 K.2024/6449

Esas No: 2023/10375 · Karar No: 2024/6449 · Karar Tarihi: 05.12.2024
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/10375
Karar No : 2024/6449

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Anonim Şirketi

**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Dördüncü Dairesinin bozma kararı uyarınca verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirketin, dava ve icra safhasına gelen şüpheli alacak tutarının gider olarak indirilebileceği ihtirazi kayıtla verildiği 2016 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesi üzerine yapılan tahakkuk işleminin fazlaya isabet eden kısmının iptali ve faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı şirket tarafından 2015 yılında şüpheli hale gelen alacaklar için, 2016 yılında değerleme günü değeri üzerinden karşılık ayrıldığının anlaşıldığı olayda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda şüpheli hale gelen alacaklarla ilgili alacağın şüpheli hale geldiği yılda karşılık ayrılmasını zorunlu kılan bir düzenleme olmadığından yapılan tahakkukun fazlaya isabet eden kısmına hukuka uygunluk görülmediği ve tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle tahakkuk işleminin dava konusu edilen kısmı iptal edilmiş ve tecil faiziyle birlikte iadesine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararı: Mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen ve hükme esas alınabilecek nitelikteki bilirkişi raporundaki saptamalara göre davacı şirketin 2015 yılına ilişkin şüpheli alacak tutarının, aynı yılda gider olarak yazılmadığı, bu tutara yönelik olarak mükerrer kayıt tespit edilmediği ve 2015 yılı için beyan edilen matrahtan düşülmediği saptandığından, ticari faaliyetin bir unsuru olan ve icra yoluyla takip edilen alacaklara ilişkin Kanunda öngörülen şüpheli alacak karşılığı ayırma koşullarının olduğu dikkate alındığında, yapılan tahakkukta hukuka uygunluk bulunmadığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 4. fıkrası uyarınca verginin tahsil edildiği tarihten düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre belirlenen tecil faiziyle iadesi gerektiği gerekçesiyle tahakkuk işleminin dava konusu edilen kısmı iptal edilmiş ve tecil faizi ile birlikte iadesine hükmedilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Faktoring sözleşmesinin yapılması ve hizmet sunumuna başlanılması ile birlikte faktoring şirketi tarafından müşterisine düzenlenen faturalarda yer alan hizmet bedellerinin vergi hukuku açısından tahsili beklenilmeksizin beyanı gereken ticari faaliyet kapsamında elde edilen gelir olduğu, kabil-i rücu faktoring alacaklarına ilişkin olarak şüpheli alacak karşılığı ayrılamayacağı, bu nedenle söz konusu gelirlerin 2016 yılı kurum kazancına ilavesi suretiyle yapılan tahakkukta hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Şüpheli alacaklar için dava veya icra takibine başlandığı yılda karşılık ayrılmasını zorunlu kılan bir şart olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 05/12/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?