Danıştay3. Daireİdare Hukuku
Danıştay 3. Daire E.2023/10197 K.2025/2619
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/10197
Karar No : 2025/2619
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-... Vakfı ... İşletmesi
2- ... Vakfı
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, iktisadi işletmenin elde ettiği kazancın vakfa aktarılan kısmının iştirak kazancı olmadığı dolayısıyla tevkifata tabi tutulamayacağı ihtirazi kaydıyla verilen beyanname üzerine söz konusu çekinceye itibar edilmeksizin 2021 yılının Kasım dönemi için tahakkuk eden gelir(stopaj) vergisinin ihtirazi kayda konu kısmının kaldırılması ve fazladan ödenen kısmın iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu olayda vakfa ait iktisadi işletmenin söz konusu olduğu, ortada iki ayrı işletmenin varlığından ve birinin diğerinin sermayesine iştirak ettiğinden söz edilmesine olanak bulunmadığı, zira iktisadi işletmenin kendisinin bizatihi vakfa ait olup vakfa vergi mükellefi olamamasından dolayı mükellefiyetin iktisadi işletme adına tesisinin olduğu, iki ayrı iktisadi işletmenin bulunmaması, bir işletmenin diğer işletmenin sermayesine iştirak etmesi gibi bir durumdan söz edilememesi, iktisadi işletmenin bizatihi vakfa ait olması, vakfın başka bir iktisadi işletmeye iştirakinden dolayı değil kendi iktisadi işletmesinden kazanç elde etmesi suretiyle adına yapılan tahakkukta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle tahakkuk eden vergi kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerin, ilgili dernek veya vakfın genel anlamda “iştiraki” durumunda bulunduğunun kabulünü gerektirdiği, iktisadi işletme karından, bağlı olunan vakfa veya derneğe aktarılan tutarlarda bu aktarım vakıf yönünden 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendinde belirtilen iştirak kazancı karı sağlayan (aktaran) yönünden ise kar dağıtımı sayılacağı, bir kazancın iştirak kazancı sayılabilmesi için bir başka kurumun hisselerine sahip olunması zorunlu olmayıp, bağlı veya ait kuruluşun tamamına sahip olunması halinde de bir iştirak kazancı elde edilmesinin söz konusu olduğu, kendisi vergiye tabi olmayan bir vakfın, sermayesini temin ederek vergiye tabi bir kuruluş oluşturması halinde kendisine aktarılan gelirin iştirak kazancı niteliği taşıdığı, menkul sermaye iradını elde edenin kurum olması ya da gelir veya kurumlar vergisinden muaf olması da bu Kanun’un 94. maddesinin 6/b-i bendine göre yapılacak tevkifatı etkilemeyeceği, dolayısıyla davacı iktisadi işletmenin bağlı bulunduğu vakfa aktardığı kar payı, alan yönünden iştirak kazancı olduğundan ve anılan Kanun’a göre tevkifata tabi tutulması gerektiğinden yapılan tahakkukta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra dava reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Uyuşmazlığın Türk Eğitim Vakfına yapılan kar dağıtımı ile ilgili olduğu, ihtirazı kayıt konularak beyanname verildiği, iştirak kazançlarında çifte vergilendirmeyi önlemek adına getirilen Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinin 1. fıkrasının gözardı edildiği, tevkifat oranının beyanname verilmesinden beş gün önce 4936 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile %10'a indirildiğinden mahkemenin bu durumu re'sen araştırması gerektiği, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerin Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinin (ç) fıkrası uyarınca kurumlar vergisi mükellefi olarak sayıldığı ancak dernek ve vakıfların kurumlar vergisi mükellefi olmadığı, bu nedenle kendilerine yapılacak ödemelerin kesintiye tabi tutulmaması gerektiği iddiasıyla iptali ve ödenen tutarın iadesi istemiyle kararın bozulması gerektiği, diğer taraftan karar onanacaksa bile fazladan ödenen tevkifat oranına ilişkin %5'lik kısmın düzeltilmesi gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca ...-TL maktu harç alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 29/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Tüzel kişiliği bulunmayan dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler, kurumlar vergisi mükellefi olarak ayrı bir vergi süjesi kabul edilmekle birlikte, bağlı bulundukları vakıf veya dernek tarafından yönetilirler ve dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerden her biri için, bunların bağlı olduğu tüzel kişiler ile dernek ve vakıflar tarafından ayrı beyanname verilir. Sermayelerinin tamamı da ilgili dernek veya vakıf tarafından tahsis edilir. 83 seri nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nde ise, iktisadi işletmenin oluşan kârından ödenmesi gereken vergiler indirildikten sonra kalan net kârın vakıf bütçesine gelir olarak aktarılacağı belirtilmiştir.
Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinin 6/b-i bendinde, 75. maddeye atıfta bulunularak maddenin sadece 2. fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarından stopaj yapılacağı ifade edilmiş, iştirak hisselerinden doğan kazançlar menkul sermaye iradı sayılmış, ancak vergi kanunlarında iştirak hissesinin tanımı yapılmamıştır. Yalnız, anılan Kanun'un 75. maddenin 2. bendinin parantez içi bölümünde, limited şirket ortaklarının, iş ortaklarının ve komanditerlerin kâr payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançların iştirak hisselerinden doğan kazanç olduğu, kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan kârların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nisbetinde tevziinin, kazanç dağıtımı sayılmayacağı belirtilmekle yetinilmiş, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmelerden elde edilen kârın dernek veya vakıf hesabına aktarılmasının iştirak kazancı kabul edildiğine ilişkin açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Vakıflara ait iktisadi işletmelerin elde ettikleri kazançları bağlı bulundukları vakıflara aktarmaları yönünde genel bir düzenleyici işlemin varlığı da mevcutken, iktisadi işletmenin elde ettiği kârı, hukuken bağlı ve ait olduğu dernek veya vakıf tüzel kişiliği hesabına aktarması işlemi nitelik itibariyle bir kâr dağıtımı işlemi kabul edilemeyeceği ve söz konusu kazancın aktarımı, vergi kesintisine konu olacak kâr payları arasında sayılmadığından, aktarılan kâr payının vakıf açısından iştirak kazancı kabul edilmesi suretiyle yapılan tevfikatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Karara katılmıyoruz.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/10197
Karar No : 2025/2619
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-... Vakfı ... İşletmesi
2- ... Vakfı
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, iktisadi işletmenin elde ettiği kazancın vakfa aktarılan kısmının iştirak kazancı olmadığı dolayısıyla tevkifata tabi tutulamayacağı ihtirazi kaydıyla verilen beyanname üzerine söz konusu çekinceye itibar edilmeksizin 2021 yılının Kasım dönemi için tahakkuk eden gelir(stopaj) vergisinin ihtirazi kayda konu kısmının kaldırılması ve fazladan ödenen kısmın iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu olayda vakfa ait iktisadi işletmenin söz konusu olduğu, ortada iki ayrı işletmenin varlığından ve birinin diğerinin sermayesine iştirak ettiğinden söz edilmesine olanak bulunmadığı, zira iktisadi işletmenin kendisinin bizatihi vakfa ait olup vakfa vergi mükellefi olamamasından dolayı mükellefiyetin iktisadi işletme adına tesisinin olduğu, iki ayrı iktisadi işletmenin bulunmaması, bir işletmenin diğer işletmenin sermayesine iştirak etmesi gibi bir durumdan söz edilememesi, iktisadi işletmenin bizatihi vakfa ait olması, vakfın başka bir iktisadi işletmeye iştirakinden dolayı değil kendi iktisadi işletmesinden kazanç elde etmesi suretiyle adına yapılan tahakkukta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle tahakkuk eden vergi kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerin, ilgili dernek veya vakfın genel anlamda “iştiraki” durumunda bulunduğunun kabulünü gerektirdiği, iktisadi işletme karından, bağlı olunan vakfa veya derneğe aktarılan tutarlarda bu aktarım vakıf yönünden 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendinde belirtilen iştirak kazancı karı sağlayan (aktaran) yönünden ise kar dağıtımı sayılacağı, bir kazancın iştirak kazancı sayılabilmesi için bir başka kurumun hisselerine sahip olunması zorunlu olmayıp, bağlı veya ait kuruluşun tamamına sahip olunması halinde de bir iştirak kazancı elde edilmesinin söz konusu olduğu, kendisi vergiye tabi olmayan bir vakfın, sermayesini temin ederek vergiye tabi bir kuruluş oluşturması halinde kendisine aktarılan gelirin iştirak kazancı niteliği taşıdığı, menkul sermaye iradını elde edenin kurum olması ya da gelir veya kurumlar vergisinden muaf olması da bu Kanun’un 94. maddesinin 6/b-i bendine göre yapılacak tevkifatı etkilemeyeceği, dolayısıyla davacı iktisadi işletmenin bağlı bulunduğu vakfa aktardığı kar payı, alan yönünden iştirak kazancı olduğundan ve anılan Kanun’a göre tevkifata tabi tutulması gerektiğinden yapılan tahakkukta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra dava reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Uyuşmazlığın Türk Eğitim Vakfına yapılan kar dağıtımı ile ilgili olduğu, ihtirazı kayıt konularak beyanname verildiği, iştirak kazançlarında çifte vergilendirmeyi önlemek adına getirilen Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinin 1. fıkrasının gözardı edildiği, tevkifat oranının beyanname verilmesinden beş gün önce 4936 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile %10'a indirildiğinden mahkemenin bu durumu re'sen araştırması gerektiği, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerin Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinin (ç) fıkrası uyarınca kurumlar vergisi mükellefi olarak sayıldığı ancak dernek ve vakıfların kurumlar vergisi mükellefi olmadığı, bu nedenle kendilerine yapılacak ödemelerin kesintiye tabi tutulmaması gerektiği iddiasıyla iptali ve ödenen tutarın iadesi istemiyle kararın bozulması gerektiği, diğer taraftan karar onanacaksa bile fazladan ödenen tevkifat oranına ilişkin %5'lik kısmın düzeltilmesi gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca ...-TL maktu harç alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 29/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Tüzel kişiliği bulunmayan dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler, kurumlar vergisi mükellefi olarak ayrı bir vergi süjesi kabul edilmekle birlikte, bağlı bulundukları vakıf veya dernek tarafından yönetilirler ve dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerden her biri için, bunların bağlı olduğu tüzel kişiler ile dernek ve vakıflar tarafından ayrı beyanname verilir. Sermayelerinin tamamı da ilgili dernek veya vakıf tarafından tahsis edilir. 83 seri nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nde ise, iktisadi işletmenin oluşan kârından ödenmesi gereken vergiler indirildikten sonra kalan net kârın vakıf bütçesine gelir olarak aktarılacağı belirtilmiştir.
Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinin 6/b-i bendinde, 75. maddeye atıfta bulunularak maddenin sadece 2. fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarından stopaj yapılacağı ifade edilmiş, iştirak hisselerinden doğan kazançlar menkul sermaye iradı sayılmış, ancak vergi kanunlarında iştirak hissesinin tanımı yapılmamıştır. Yalnız, anılan Kanun'un 75. maddenin 2. bendinin parantez içi bölümünde, limited şirket ortaklarının, iş ortaklarının ve komanditerlerin kâr payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançların iştirak hisselerinden doğan kazanç olduğu, kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan kârların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nisbetinde tevziinin, kazanç dağıtımı sayılmayacağı belirtilmekle yetinilmiş, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmelerden elde edilen kârın dernek veya vakıf hesabına aktarılmasının iştirak kazancı kabul edildiğine ilişkin açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Vakıflara ait iktisadi işletmelerin elde ettikleri kazançları bağlı bulundukları vakıflara aktarmaları yönünde genel bir düzenleyici işlemin varlığı da mevcutken, iktisadi işletmenin elde ettiği kârı, hukuken bağlı ve ait olduğu dernek veya vakıf tüzel kişiliği hesabına aktarması işlemi nitelik itibariyle bir kâr dağıtımı işlemi kabul edilemeyeceği ve söz konusu kazancın aktarımı, vergi kesintisine konu olacak kâr payları arasında sayılmadığından, aktarılan kâr payının vakıf açısından iştirak kazancı kabul edilmesi suretiyle yapılan tevfikatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Karara katılmıyoruz.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.