Danıştay3. Daireİdare Hukuku
Danıştay 3. Daire E.2022/1146 K.2024/5149
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/1146
Karar No : 2024/5149
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, gayrimenkul alım satımından sağladığı ticari kazancını kayıt ve beyan dışı bıraktığı yolundaki tespitleri içeren vergi tekniği raporu uyarınca düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2017 yılı için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile aynı yılın Ocak-Mart,Nisan-Haziran,Temmuz-Eylül dönemleri için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı geçici verginin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu cezalı tarhiyatın davacıya tebliği üzerine 19/10/2020 tarihinde tarhiyatın kaldırılması istemiyle dava açıldıktan sonra davalı idare tarafından 02/11/2020 tarihli düzeltme fişleriyle geçici vergi ve vergi ziyaı cezasının terkin edildiği bildirildiğinden, davanın bu istem yönünden işin esası hakkında karar verilemeyeceği, dayanak vergi tekniği raporu ve vergi inceleme raporunda yer verilen tespitlerden, davacının 2015 yılında 25 adet gayrimenkul aldığı ve 3 adet gayrimenkul sattığı, 2017 yılında 1 adet gayrimenkul aldığı ve 20 adet gayrimenkul sattığı, bu durumun anılan yıllardaki faaliyetinin ticari faaliyet olarak değerlendirmesi için yeterli olduğu, davacı tarafından ihtilaflı dönemlerde alım satım faaliyetiyle devamlı olarak iştigal edildiği, gerek cezalı tarhiyatın dayanağı vergi tekniği raporunda gerek dava dilekçesinde bu satışların ticari kazanç sağlamak amacıyla yapılmadığını kanıtlama yükümlülüğü kendisine düşen davacının bunun aksini hukuka uygun delillerle izah ve ispat edemediği dikkate alındığında, bu satışlardaki asıl gayesinin şahsi malvarlığı ya da servetini korumanın ötesinde ticari faaliyet kapsamında kar elde etmek olduğu, başka bir ifadeyle ticari faaliyette bulunduğu ve elde ettiği gelirin de ticari kazanç olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, işletme hesabı esası üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle belirlenen matrah üzerinden dava konusu vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatı yapılmışsa da 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3., 30. ve 134. maddeleri uyarınca re'sen tarh olunacak vergiye ilişkin matrahın gerçeğe en yakın şekilde, objektif ve ticari icaplara uygun şekilde hesaplanması gerektiği, diğer bir deyişle, davacının gayrımenkul satışlarından elde ettiği safi kazancın hesaplanmasında vergi, harç ve sair yasal mali yükümlülüklerle birlikte maliyet unsurları ve alım-satım tarihleri arasında kazanç üzerinde oluşan enflasyon etkisi ve benzeri etkilerin dikkate alınması gerektiği, dava konusu olayda ise, söz konusu vergi matrahının belirtilen unsurlar dikkate alınmaksızın ve safi kazancın tespitine yönelik yeterli inceleme yapılmaksızın belirlendiği anlaşıldığından yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi kaldırılmış, bir kat vergi ziyaı cezalı gelir geçici vergilerin kaldırılması istemi yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı adına yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 08/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden; dayanak vergi tekniği raporu ve vergi inceleme raporunda yer verilen tespitlerden, davacının 2015 yılında 25 adet gayrimenkul aldığı ve 3 adet gayrimenkul sattığı, 2017 yılında 1 adet gayrimenkul aldığı ve 20 adet gayrimenkul sattığı, bu durumun anılan yıllardaki faaliyetinin ticari faaliyet olarak değerlendirmesi için yeterli olduğu, davacı tarafından ihtilaflı dönemlerde alım satım faaliyetiyle devamlı suretle iştigal edildiği, gerek cezalı tarhiyatın dayanağı vergi tekniği raporunda gerekse dava dilekçesinde bu satışların ticari kazanç sağlamak amacıyla yapılmadığını kanıtlama yükümlülüğü kendisine düşen davacının bunun aksini hukuka uygun delillerle izah ve ispat edemediği dikkate alındığında, davacının bu satışlardaki asıl gayesinin şahsi malvarlığı ya da servetini korumak ötesinde ticari faaliyet kapsamında kar elde etmek olduğu, başka bir ifadeyle davacının ticari faaliyette bulunduğu ve elde edilen gelirin de ticari kazanç olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, satış yapılan şahıslara gönderilen bilgi isteme yazılarına verilen cevaplar üzerine satış bedellerinin tespit edilerek işletme hesabı esası üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle belirlenen matrah üzerinden cezalı tarhiyatın yapıldığı olayda davacı adına yapılan tarhiyatın hukuka uygun olduğu gerekçesiyle kararın bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/1146
Karar No : 2024/5149
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, gayrimenkul alım satımından sağladığı ticari kazancını kayıt ve beyan dışı bıraktığı yolundaki tespitleri içeren vergi tekniği raporu uyarınca düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2017 yılı için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile aynı yılın Ocak-Mart,Nisan-Haziran,Temmuz-Eylül dönemleri için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı geçici verginin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu cezalı tarhiyatın davacıya tebliği üzerine 19/10/2020 tarihinde tarhiyatın kaldırılması istemiyle dava açıldıktan sonra davalı idare tarafından 02/11/2020 tarihli düzeltme fişleriyle geçici vergi ve vergi ziyaı cezasının terkin edildiği bildirildiğinden, davanın bu istem yönünden işin esası hakkında karar verilemeyeceği, dayanak vergi tekniği raporu ve vergi inceleme raporunda yer verilen tespitlerden, davacının 2015 yılında 25 adet gayrimenkul aldığı ve 3 adet gayrimenkul sattığı, 2017 yılında 1 adet gayrimenkul aldığı ve 20 adet gayrimenkul sattığı, bu durumun anılan yıllardaki faaliyetinin ticari faaliyet olarak değerlendirmesi için yeterli olduğu, davacı tarafından ihtilaflı dönemlerde alım satım faaliyetiyle devamlı olarak iştigal edildiği, gerek cezalı tarhiyatın dayanağı vergi tekniği raporunda gerek dava dilekçesinde bu satışların ticari kazanç sağlamak amacıyla yapılmadığını kanıtlama yükümlülüğü kendisine düşen davacının bunun aksini hukuka uygun delillerle izah ve ispat edemediği dikkate alındığında, bu satışlardaki asıl gayesinin şahsi malvarlığı ya da servetini korumanın ötesinde ticari faaliyet kapsamında kar elde etmek olduğu, başka bir ifadeyle ticari faaliyette bulunduğu ve elde ettiği gelirin de ticari kazanç olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, işletme hesabı esası üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle belirlenen matrah üzerinden dava konusu vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatı yapılmışsa da 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3., 30. ve 134. maddeleri uyarınca re'sen tarh olunacak vergiye ilişkin matrahın gerçeğe en yakın şekilde, objektif ve ticari icaplara uygun şekilde hesaplanması gerektiği, diğer bir deyişle, davacının gayrımenkul satışlarından elde ettiği safi kazancın hesaplanmasında vergi, harç ve sair yasal mali yükümlülüklerle birlikte maliyet unsurları ve alım-satım tarihleri arasında kazanç üzerinde oluşan enflasyon etkisi ve benzeri etkilerin dikkate alınması gerektiği, dava konusu olayda ise, söz konusu vergi matrahının belirtilen unsurlar dikkate alınmaksızın ve safi kazancın tespitine yönelik yeterli inceleme yapılmaksızın belirlendiği anlaşıldığından yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi kaldırılmış, bir kat vergi ziyaı cezalı gelir geçici vergilerin kaldırılması istemi yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı adına yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 08/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden; dayanak vergi tekniği raporu ve vergi inceleme raporunda yer verilen tespitlerden, davacının 2015 yılında 25 adet gayrimenkul aldığı ve 3 adet gayrimenkul sattığı, 2017 yılında 1 adet gayrimenkul aldığı ve 20 adet gayrimenkul sattığı, bu durumun anılan yıllardaki faaliyetinin ticari faaliyet olarak değerlendirmesi için yeterli olduğu, davacı tarafından ihtilaflı dönemlerde alım satım faaliyetiyle devamlı suretle iştigal edildiği, gerek cezalı tarhiyatın dayanağı vergi tekniği raporunda gerekse dava dilekçesinde bu satışların ticari kazanç sağlamak amacıyla yapılmadığını kanıtlama yükümlülüğü kendisine düşen davacının bunun aksini hukuka uygun delillerle izah ve ispat edemediği dikkate alındığında, davacının bu satışlardaki asıl gayesinin şahsi malvarlığı ya da servetini korumak ötesinde ticari faaliyet kapsamında kar elde etmek olduğu, başka bir ifadeyle davacının ticari faaliyette bulunduğu ve elde edilen gelirin de ticari kazanç olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, satış yapılan şahıslara gönderilen bilgi isteme yazılarına verilen cevaplar üzerine satış bedellerinin tespit edilerek işletme hesabı esası üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle belirlenen matrah üzerinden cezalı tarhiyatın yapıldığı olayda davacı adına yapılan tarhiyatın hukuka uygun olduğu gerekçesiyle kararın bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.