‹ Ana sayfa
Danıştay 3. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 3. Daire E.2021/482 K.2021/4469

Esas No: 2021/482 · Karar No: 2021/4469 · Karar Tarihi: 14.10.2021
ÖzetHer cümle kararın kendi metninden doğrulandı.
Karar yönü: BozmaKimin lehine: Davacı
Uyuşmazlık
Davacı şirket adına düzenlenen vergi ihbarnamesinin kanuni temsilcinin yerleşim yeri adresinde tebliğ edilmesinin usulüne uygun olup olmadığı ve bu doğrultuda davanın süre aşımı nedeniyle reddedilip edilmeyeceği tartışılmaktadır.
Kaynak pasajlar (4)
  • Dava konusu istem: Davacı adına, alımlarının bir kısmını sahte faturalarla belgelendirmesi nedeniyle sözü edilen faturalara konu indirimlerinin reddi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosu uyarınca 2013 yılının Aralık dönemi için re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir.
  • İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu tarhiyata ilişkin olarak 31/03/2016 tarihinde re'sen terk edilen şirket adına düzenlenen ihbarnamenin, kanuni temsilcisinin yerleşim yeri adresinde 19/10/2018 tarihinde tebliğ edildiği olayda, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 günlük yasal süre geçirildikten sonra 06/02/2020 tarihinde açılan davanın esasının incelenemeyeceği gerekçesiyle dava süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir.
  • TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 94. maddesinde tebliğin kimlere yapılacağının kural altına alındığı, yerleşim yeri adresinde yapılan tebligatın usulsüz ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
  • Bu durumda, 31/03/2016 tarihinde re'sen terkin edildiği belirtilen davacı şirket hakkındaki söz konusu re'sen terkin işleminin usulüne uygun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davayı yazılı gerekçeyle süre aşımı yönünden reddeden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Gerekçe
Tüzel kişilerde tebliğin adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinde yapılabilmesi için, mükellefin işi bırakmış addolunması kapsamında idarece öncesinde gerekli araştırma ve yoklamalarla usulüne uygun bir re'sen terkin işleminin gerçekleştirilmiş olması gerekir. Danıştay Üçüncü Dairesi, re'sen terkin işleminin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeden davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesini hukuka aykırı bulmuştur.
Kaynak pasajlar (5)
  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe giren 28/11/2017 tarih ve 7061 sayılı Kanunun 16. maddesiyle değişik 101. maddesinde, bu Kanuna göre bilinen adreslerin;
  • Birinci fıkranın (1) ve (2) numaralı bentlerinde yazılı bilinen adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanın dikkate alınarak tebliğin öncelikle bu adreste yapılacağı, işyeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğin, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılacağı, işyeri adresi olmayanlara tebliğin, doğrudan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılacağı;
  • 160. maddesinin 1. fıkrasında, 153. maddede yazılı mükelleflerden işi bırakanların, keyfiyeti vergi dairesine bildirmeye mecbur oldukları, 2. fıkrasında, işi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi veya yapılan araştırma ve yoklama sonucunda bilinen adreslerinde bulunmaması ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilememesi halinde, mükellefin işi bırakmış addolunacağı ve mükellefiyet kaydının vergi idaresince terkin edileceği hükme bağlanmıştır.
  • Yukarıda yer alan yasal düzenlemelerden, işin bırakılmış addolunması halinde tebliğin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılabilmesi için idarece, öncesinde mükellef nezdinde gerekli araştırma ve yoklamalarla usulüne uygun bir şekilde gerçekleştirilmiş re'sen terkin işlemi olması gerektiği anlaşılmaktadır.
  • Bu durumda, 31/03/2016 tarihinde re'sen terkin edildiği belirtilen davacı şirket hakkındaki söz konusu re'sen terkin işleminin usulüne uygun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davayı yazılı gerekçeyle süre aşımı yönünden reddeden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Sonuç
Davacı, re'sen terkin edildiği belirtilen şirket adına düzenlenen ihbarnamenin kanuni temsilcinin yerleşim yeri adresinde tebliğ edilmesinin usulsüz olduğunu ileri sürerek davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair kararın bozulmasını istemiştir. Danıştay Üçüncü Dairesi, re'sen terkin işleminin usulüne uygun olup olmadığının araştırılması gerektiğine hükmederek Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.
Kaynak pasajlar (4)
  • Dava konusu istem: Davacı adına, alımlarının bir kısmını sahte faturalarla belgelendirmesi nedeniyle sözü edilen faturalara konu indirimlerinin reddi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosu uyarınca 2013 yılının Aralık dönemi için re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir.
  • TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 94. maddesinde tebliğin kimlere yapılacağının kural altına alındığı, yerleşim yeri adresinde yapılan tebligatın usulsüz ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
  • Bu durumda, 31/03/2016 tarihinde re'sen terkin edildiği belirtilen davacı şirket hakkındaki söz konusu re'sen terkin işleminin usulüne uygun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davayı yazılı gerekçeyle süre aşımı yönünden reddeden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.
  • 2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
T.C. DANIŞTAY ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2021/482
Karar No: 2021/4469

TEMYİZ EDEN (DAVACI): … İnşaat Petrol Nakliye Turizm Otomotiv Endüstriyel Tesisler Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi

VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI): … Vergi Dairesi Müdürlüğü/…

İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, alımlarının bir kısmını sahte faturalarla belgelendirmesi nedeniyle sözü edilen faturalara konu indirimlerinin reddi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosu uyarınca 2013 yılının Aralık dönemi için re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu tarhiyata ilişkin olarak 31/03/2016 tarihinde re'sen terk edilen şirket adına düzenlenen ihbarnamenin, kanuni temsilcisinin yerleşim yeri adresinde 19/10/2018 tarihinde tebliğ edildiği olayda, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 günlük yasal süre geçirildikten sonra 06/02/2020 tarihinde açılan davanın esasının incelenemeyeceği gerekçesiyle dava süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 94. maddesinde tebliğin kimlere yapılacağının kural altına alındığı, yerleşim yeri adresinde yapılan tebligatın usulsüz ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

GEREKÇE:
MADDİ

OLAY:
Davacı şirket 31/03/2016 tarihinde re'sen terkin edildiğinden bahisle adına yapılan tarhiyata ilişkin olarak düzenlenen ihbarname, kanuni temsilcinin yerleşim yeri adresinde tebliğ edilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe giren 28/11/2017 tarih ve 7061 sayılı Kanunun 16. maddesiyle değişik 101. maddesinde, bu Kanuna göre bilinen adreslerin;
1. Mükellef tarafından işe başlamada veya adres değişikliğinde bildirilen işyeri adresleri,
2. Yoklama fişinde veya ilgilinin imzası bulunmak şartıyla yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen işyeri adresleri,
3. 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa göre oluşturulan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi olduğu,
Birinci fıkranın (1) ve (2) numaralı bentlerinde yazılı bilinen adreslerden tarih itibarıyla tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanın dikkate alınarak tebliğin öncelikle bu adreste yapılacağı, işyeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğin, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılacağı, işyeri adresi olmayanlara tebliğin, doğrudan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılacağı; 160. maddesinin 1. fıkrasında, 153. maddede yazılı mükelleflerden işi bırakanların, keyfiyeti vergi dairesine bildirmeye mecbur oldukları, 2. fıkrasında, işi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi veya yapılan araştırma ve yoklama sonucunda bilinen adreslerinde bulunmaması ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilememesi halinde, mükellefin işi bırakmış addolunacağı ve mükellefiyet kaydının vergi idaresince terkin edileceği hükme bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer alan yasal düzenlemelerden, işin bırakılmış addolunması halinde tebliğin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılabilmesi için idarece, öncesinde mükellef nezdinde gerekli araştırma ve yoklamalarla usulüne uygun bir şekilde gerçekleştirilmiş re'sen terkin işlemi olması gerektiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, 31/03/2016 tarihinde re'sen terkin edildiği belirtilen davacı şirket hakkındaki söz konusu re'sen terkin işleminin usulüne uygun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davayı yazılı gerekçeyle süre aşımı yönünden reddeden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesine,
4. Yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 14/10/2021 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.