Danıştay2. Daireİdare Hukuku
Danıştay 2. Daire E.2021/9291 K.2023/2897
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/9291
Karar No : 2023/2897
**DAVACI:** …
DAVALILAR : 1- …
2- …Bakanlığı
**VEKİLLERİ:** Hukuk Müşaviri …
Hukuk Müşaviri …
3- …Genel Müdürlüğü
**VEKİLİ:** Av. …
DAVANIN KONUSU : 1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacı; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesi hükmü meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin …günlü, … sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu işlemi ile işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesinin iptalini ve işlem nedeniyle uğradığı maddi kayıplarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini istemektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Konuyu araştıran ve inceleyen soruşturmacı tarafından “olayda eleştirilen amir veya üst bulunmadığı” belirtilerek 10 ay kısa süreli durdurma cezası teklif edilmişken Yüksek Disiplin Kurulunca konunun ön yargıyla ele alındığı, herhangi bir delil olmamasına rağmen meslekten çıkarma cezası verildiği; lehe olan delillerin toplanmadığı, 23 Temmuz 2014 tarihinde kendi isteği ile emeklilik dilekçesi verdiği, emekliliğe ilişkin Bakanlık onayının TV programı (24 Temmuz) öncesinde verildiği değerlendirilerek TV programına bir memur gibi değil emekli gibi yaklaştığı, emeklilik dilekçesi vermese idi TV programına katılmak için izin dilekçesi vereceği, suç işleme kastı ile hareket etmediği, bu durumun dikkate alınmadığı, emekliliğe ilişkin onayların kaç günde alındığı ve kendisinin talebinin neden geç işleme alındığının araştırılmadığı, cezanın iyi niyetli olmadığı, görevli bulunduğu Strateji Geliştirme Başkanlığının faaliyetlerine ilişkin herhangi bir beyanının bulunmadığı, ancak bu durumun yeterince irdelenmediği, beyanlarında geçen konuların daha önce basında yer alan konular olup olmadığının yeterince araştırılmadığı, TV programında kendisine yöneltilen sorulara verdiği cevapların birçok gazete, internet sitesi ve sosyal medya yayınlarında yer aldığı, ifade özgürlüğü konusunda Anayasa, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Devlet Memurları Kanunu’nda lehe olan hükümlerin göz ardı edildiği,
Alt ceza uygulanmamasının hukuka aykırı olduğu, İdareye tanınan takdir yetkisinin sınırsız olmadığı, keyfi uygulama olduğu,
Daha önce basın yayın organlarında yer alan haberlerin tekrarlandığı, göreve ilişkin özel hiçbir açıklama yapılmadığı, bu durumun soruşturmacı tarafından da böyle değerlendirildiği, konuşmanın hiçbir yerinde amir ve üstlerinin eylem ve işlemlerinden bahsedilmediği, hangi eylem ve işlemlerin eleştirildiğine dair somut tespitler yapılmadığı, konuşmanın öneri mi eleştiri mi olduğunun değerlendirilmediği, var olan konulara ilişkin görüş ve düşünce açıklamaları olduğu, ifade özgürlüğü kapsamında kamu yararı gözetilerek adli işlemler ile ilgili konularda halkı aydınlatmak amacıyla hukuki sınırlar içinde yapılmış açıklamalar olduğu,
Cezanın, ölçülülük ilkesi ile suç ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olduğu, suçlamayı kabul etmemekle birlikte mutlaka bir ceza uygulanacaksa “görev içinde ya da dışında yasaklanan tutum ve davranışta bulunmak” ya da “görevin yerine getirilmesinde hoşgörü ve savsaklama” fiilinden ceza verilmesi gerektiği, fiilinin ifade özgürlüğü hakkı kapsamında anayasal ve medeni bir hakkın kullanılmasından ibaret olduğu,
Disiplin Kurulunun hatalı oluştuğu, Müsteşar yerine Müsteşar Yardımcısının başkanlık yaptığı,
Düzenlemenin hukuka aykırı olduğu; dava konusu, memuriyetin sona erdirilmesine ilişkin düzenlemenin kanunla yapılması gerektiği, Tüzük ile yapılan düzenlemenin Anayasa’ya ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, düzenlemede sayılan fiillerin 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesinde sayılan memuriyete engel suçlardan olmadığı, ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMALARI :
(Mülga) Başbakanlığın Savunması : Düzenlemede Anayasa ve kanuna aykırılık bulunmadığı, davacının eylemlerinin düzenlemede yer alan fiillerden olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
İçişleri Bakanlığının Savunması : Disiplin soruşturması ve davacının cezalandırılmasına ilişkin işlemlerin hukuka ve mevzuata uygun olarak yürütüldüğü, alt ceza uygulama konusunda Kurulun takdir yetkisinin bulunduğu ve anılan takdir yetkisinin gerekçesi de açıklanmak suretiyle düzenlemede yer alan hususlar göz önünde bulundurularak kullanıldığı; Tüzük’ün ilgili maddesinin iptal edilmiş olmasının işlemi hukuka aykırı hale getirmediği, zira iptal kararının bir yıl sonra yürürlüğe girecek olması nedeniyle yeni düzenleme yapılıncaya kadar uygulanmasına devam edileceği, davacının fiilinin “amir ya da üstlerinin eylem ve işlemlerini eleştirici nitelikte bilgi ve demeç vermek” fiilini oluşturduğu, düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Emniyet Genel Müdürlüğünün Savunması : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 7068 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle uygulanma kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesinin iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına; dava konusu bireysel işlem ile işlem nedeniyle uğradığı maddi kayıplarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı tarafından Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/35. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun …gün ve …sayılı kararı ile bu işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/35. maddesinin iptali ve yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 13.1.2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün yasal dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, "yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 23.1.2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılarak emniyet teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kuralları yeniden düzenlenmiş olup, uygulama imkanı kalmayan dava konusu Tüzük hükmünün iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
Davanın disiplin cezasına ilişkin kısmına gelince;
682 sayılı KHK'nın geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." hükmüne yer verildiğinden, dava konusu uyuşmazlığın bu Kanun Hükmünde Kararname kuralları uyarınca incelenip çözümlenmesi gerekmektedir.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/35. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası öngörülen "mesleğin onur ve saygınlığını zedeleyici veya amir ya da üstlerinin eylem ve işlemlerini eleştirici nitelikte tek başına veya topluca bildiri dağıtmak veya basına, haber ajanslarına, radyo ve televizyon kurumlarına bilgi, yazı, demeç vermek" fiili, 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin, 8/6-ü maddesinde, yine meslekten çıkarma cezası öngörülen fiiller arasında sayılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, olay tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü ... Dairesi Başkanlığında 1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacının 24.7.2014 tarihinde yayınlanan televizyon programına katılarak açıklamalarda bulunması ve ertesi gün de yaptığı açıklamaların gazetede yer alması üzerine hakkında başlatılan soruşturma sonucunda "mesleğin onur ve saygınlığını zedeleyici veya amir ya da üstlerinin eylem ve işlemlerini eleştirici nitelikte tek başına veya topluca bildiri dağıtmak veya basına, haber ajanslarına, radyo ve televizyon kurumlarına bilgi, yazı, demeç vermek" fiilini işlediğinden bahisle dava konusu işlem ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmıştır.
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile soruşturma raporunun yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ile birlikte değerlendirilmesinden davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiği sonuç ve kanatine varıldığından tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Her ne kadar davacı tarafından geçmiş hizmetleri dikkate alınarak alt ceza uygulanmadığı ileri sürülmekte ise de, idareye, bir derece hafif olan disiplin cezasını uygulamak konusunda takdir hakkı tanınmış olup, anayasal ve yasal düzenlemeler karşısında, söz konusu yetkinin kullanılması açısından idarenin yargı kararıyla yönlendirilmesine veya takdir hakkına müdahale edilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacının hukuka aykırı olmadığı saptanmış olan işleme dayalı maddi haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi isteminin de haklı dayanağı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/35. maddesinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı, dava konusu işlemin iptali istemi ile yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden ise davanın reddi gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, duruşma için belirlenen 24/05/2023 günü, davacının gelmediği, davalılar Cumhurbaşkanlığı ve İçişleri Bakanlığını temsilen Hukuk Müşavirleri … ve …'ın, davalı Emniyet Genel Müdürlüğünü temsilen Av. …'ın geldikleri görülerek, Danıştay Savcısının hazır bulunduğu açık duruşmaya başlanıldı. Duruşmada hazır bulunan taraflara usulüne göre söz verilip dinlenildikten ve Savcının düşüncesi alındıktan sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ
**OLAY:**
Dava konusu disiplin cezasına esas alınan fiilin işlendiği tarihi itibarıyla Emniyet Genel Müdürlüğü ... Dairesi Başkanlığında 1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacı hakkında, 24/07/2014 tarihinde ... TV’ye “Üç çelişkinin giderilmesi gerektiği, Türkiye'de yaşanmakta olan güvenlik zafiyeti olduğu, Bingöl-Diyarbakır karayolunun 22 gün PKK terör örgütü tarafından kapalı tutulduğu, Hakkâri'de ilan edilen sokağa çıkma yasağı ve bayrak indirme olayının güvenlik zafiyetinden kaynaklandığı, son operasyonun güvenlik açığını artıracağı vb.” konularda röportaj/demeç verdiği, bu röportaj/demecin de 25 Temmuz 2014 tarihli …Gazetesinde yayınlandığı iddialarıyla ilgili olarak 25 Temmuz 2014 tarihinde soruşturma başlatılmıştır.
Davacı 23/07/2014 tarihinde kendi isteği ile emeklilik dilekçesi vermiş, 31/07/2014 tarihli Bakan Oluru ile emekliye ayrılmış ve 02/08/2014 tarihinde ilişiği kesilmiştir.
27/10/2014 günlü Disiplin Soruşturma Raporu ile “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 15. maddesinde ‘Devlet Memurları, kamu görevleri hakkında basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç veremezler. Bu konuda gerekli bilgi ancak bakanın yetkili kılacağı görevli illerde valiler veya yetkili kılacağı görevli tarafından verilebilir ‘ hükmü gereğince davacının basına ve televizyona bilgi/demeç vermek için Emniyet Genel Müdürlüğünden izin alınması gerekirken, hukuki mevzuatı bilmesine rağmen, izin almadan ... TV ve Gazetesine bilgi ve demeç verdiği hususunun müfettişliklerince değerlendirildiği; davacı tarafından beyan edilen “Polis Başmüfettişlerinin taraflı soruşturma yaptıkları” konusu ile ilgili bir çok kişinin Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Emniyet Genel Müdürlüğüne yazılı müracaat ve şikayetlerinin olduğunun görüldüğü, “Diyarbakır-Bingöl karayolunun 22 gün PKK terör örgütü tarafından kapalı tutulduğu” hususunun da ulusal basında çıkmış olduğu göz önüne alınarak, davacının (DMK 15. maddeye girdiği değerlendirilen) ... TV'deki demeci ve yorumlarının, amir ve üstlerinin eylem ve işlemlerini eleştirici nitelikte bilgi ve demeç vermek olarak değerlendirilmediği belirtilerek davacının, yetkili olmadığı halde basına, televizyon kurumlarına bilgi ve demeç verdiği anlaşıldığından Tüzük’ün 6/C-3 maddesi gereğince “on ay süreli durdurma” cezası ile cezalandırılması teklif edilmiştir.
İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun dava konusu kararıyla ise; dosya kapsamından, davacının demeç ve yorumlarının “amir ve üstlerinin eylem ve işlemlerini eleştirici nitelikte bilgi ve demeç vermek” olarak değerlendirildiği belirtilerek, davacının katıldığı programda yapmış olduğu yorumlarla kamuoyu nezdinde “Mesleğin onur ve saygınlığını zedeleyici veya amir ya da üstlerinin eylem ve işlemlerini eleştirici nitelikte tek başına veya topluca bildiri dağıtmak veya basına, haber ajanslarına, radyo ve televizyon kurumlarına bilgi, yazı, demeç vermek” fiilini işlediği sübuta erdiğinden, eylemine uyan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/35. maddesi gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına, Tüzük’ün 15. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacı, anılan işlem ile işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesinin iptalini ve işlem nedeniyle uğradığı maddi kayıplarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle incelenmekte olan davayı açmıştır.
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
**İLGİLİ MEVZUAT:**
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasa Mahkemesinin Kararları" başlıklı 153. maddesinde; "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun (…) teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmüne yer verilmiştir.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Kanunu'nun 66. maddesinin 3. fıkrasında; Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi, bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmiştir.
3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinde, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralı yer almıştır.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesinde yer alan; "Mesleğin onur ve saygınlığını zedeleyici veya amir ya da üstlerinin eylem ve işlemlerini eleştirici nitelikte tek başına veya topluca bildiri dağıtmak veya basına, haber ajanslarına, radyo ve televizyon kurumlarına bilgi, yazı, demeç vermek," fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Yürürlükten Kaldırılan Hükümler" başlıklı 37. maddesinde, "(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır..." hükmüne,
"Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.
(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak bu Kanun hükümleri uygulanır.
(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur..." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un 8/6-ü maddesinde de; “Mesleğin onur ve saygınlığını zedeleyici veya amir ya da üstlerinin eylem ve işlemlerini olumsuz yönde eleştirici nitelikte tek başına veya topluca bildiri dağıtmak ya da basın, haber ajansları, radyo ve televizyon kurumları ve diğer iletişim kanalları vasıtasıyla kamuoyuna yönelik bilgi, yazı ve demeç vermek." fiili, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nde olduğu gibi meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dava konusu Tüzük yönünden :
Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesi Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilmiş ve anılan kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi ayrıca karara bağlanmıştır.
3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararından sonra, Anayasa'nın 121. maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesi ile söz konusu 83. madde yürürlükten kaldırılmış, yine bu Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin de aralarında bulunduğu genel kolluk görevlilerinin tabi olacağı disiplin hükümleri düzenlenmiştir.
08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiştir.
23/03/1979 günlü, 7/17339 Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı ve 7068 sayılı Kanun ile de Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususların düzenlendiği görüldüğünden, halihazırda uygulama kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesinin iptali istemine yönelik olarak davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
Bireysel işlem ile işlem nedeniyle mahrum kalınan maaş ve özlük haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden:
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 23/07/2014 tarihinde emeklilik dilekçesi vermiş olmasına rağmen emeklilik işlemleri sonuçlanmadan yani halen aktif olarak görevde iken 24/07/2014 tarihinde ... TV'de yayına katıldığı, röportaj esnasında verdiği demeçlerinin 25/07/2014 tarihli ... Gazetesinde yayınlandığı, röportajında yaptığı ve Gazetede yayınlanan açıklamaları üzerine başlatılan disiplin soruşturması sonucunda dava konusu işlemle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler, 24/07/2014 tarihli yayın kaydı ve ... Gazetesinde yayınlanan açıklamalar, soruşturma raporu ve soruşturma kapsamında alınan beyanlar birlikte değerlendirildiğinde; davacının o dönemde yapılan operasyonlarda gözaltına alınan emniyet mensupları ve operasyonların yapılış şekli, bu hususlarda Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yapılan açıklamalar, polis başmüfettişlerinin soruşturmalarda taraflı davrandıkları, ülkede yaşanan pek çok olayın güvenlik zaafiyetinden kaynaklandığı, pek çok Bakanın çözüm süreci adı altında toplantıda iken Bingöl-Diyarbakır karayolunun terör örgütünce kapalı tutulduğu ve benzer pek çok konu ile ilgili yaptığı açıklamalarda; amir veya üstü olarak görev yapan emniyet mensupları, savcılar ve kamu görevlilerinin eylem ve işlemlerini eleştirici nitelikte demeç verdiği, fiilinin Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesinde yer alan; "Mesleğin onur ve saygınlığını zedeleyici veya amir ya da üstlerinin eylem ve işlemlerini eleştirici nitelikte tek başına veya topluca bildiri dağıtmak veya basına, haber ajanslarına, radyo ve televizyon kurumlarına bilgi, yazı, demeç vermek," fiili ile örtüştüğü anlaşıldığından, davacının fiiline karşılık gelen meslekten çıkarma disiplin cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin disiplin cezası işleminin hukuka uygun bulunması karşısında, davacının işlem nedeniyle uğradığı maddi kayıplarının tazmini isteminin de reddi gerekmektedir.
Diğer taraftan, düzenleyici işlem yönünden uygulanma kabiliyetinin bulunmamasına bağlı olarak iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş ise de; bu husus idarelerin doğrudan haksız çıkan taraf olduğu ve yargılama giderlerinden sorumlu olacağı sonucunu doğurmayacağından, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesinin iptali istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Dava konusu işlem ile parasal hak istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Aşağıda dökümü yapılan ... -TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, eksik yatırılan ... -TL posta ücretinin davacıya tamamlatılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı işler için belirlenen ... -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı İdarelere verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/05/2023 tarihinde esasta oybirliği, yargılama giderleri yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava konusu Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinin ardından, 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırılması ve 7068 sayılı Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulüne ilgili hususların düzenlenmesi sonucunda, uygulanma kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesinin iptali istemine yönelik olarak davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
Söz konusu karar, dava konusu kuralın hukuka aykırı veya uygun olduğunu ortaya koyar nitelikte bir karar türü olmadığı gibi, davanın taraflarından herhangi birinin haklılığını ya da haksızlığını ortaya koyacak nitelikte bir karar da değildir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde; yargılama giderlerinin kapsamı tarif edilmiş, 326. maddesinin 1. fıkrasında; kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, 2. fıkrasında; davada, iki taraftan biri kısmen haklı çıkarsa, Mahkemenin yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırılacağı, 331. maddesinin 1. fıkrasında; davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği, 332. maddesinin 1. fıkrasında ise; yargılama giderlerine Mahkemece re'sen hükmedileceği kurala bağlanmıştır.
İşbu uyuşmazlıkta, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesine yönelik olarak verilen karar verilmesine yer olmadığı yolundaki karar, davanın taraflarından hangisinin haklı olduğu hususunda sarih bir sonuç çıkarmaya imkan vermemekle birlikte, anılan Tüzük'ün dayanağı olan Kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği dikkate alındığında, davanın bu kısmına ilişkin yargılama giderlerinden davalı idarelerin sorumlu tutulmasının adalete, hakkaniyete ve hukuk devleti ilkesine uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; dava kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığı şeklinde sonuçlandığından, yargılama giderlerinin davanın tarafları arasında paylaştırılması gerekirken tamamının davacı üzerinde bırakılması yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/9291
Karar No : 2023/2897
**DAVACI:** …
DAVALILAR : 1- …
2- …Bakanlığı
**VEKİLLERİ:** Hukuk Müşaviri …
Hukuk Müşaviri …
3- …Genel Müdürlüğü
**VEKİLİ:** Av. …
DAVANIN KONUSU : 1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacı; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesi hükmü meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin …günlü, … sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu işlemi ile işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesinin iptalini ve işlem nedeniyle uğradığı maddi kayıplarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini istemektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Konuyu araştıran ve inceleyen soruşturmacı tarafından “olayda eleştirilen amir veya üst bulunmadığı” belirtilerek 10 ay kısa süreli durdurma cezası teklif edilmişken Yüksek Disiplin Kurulunca konunun ön yargıyla ele alındığı, herhangi bir delil olmamasına rağmen meslekten çıkarma cezası verildiği; lehe olan delillerin toplanmadığı, 23 Temmuz 2014 tarihinde kendi isteği ile emeklilik dilekçesi verdiği, emekliliğe ilişkin Bakanlık onayının TV programı (24 Temmuz) öncesinde verildiği değerlendirilerek TV programına bir memur gibi değil emekli gibi yaklaştığı, emeklilik dilekçesi vermese idi TV programına katılmak için izin dilekçesi vereceği, suç işleme kastı ile hareket etmediği, bu durumun dikkate alınmadığı, emekliliğe ilişkin onayların kaç günde alındığı ve kendisinin talebinin neden geç işleme alındığının araştırılmadığı, cezanın iyi niyetli olmadığı, görevli bulunduğu Strateji Geliştirme Başkanlığının faaliyetlerine ilişkin herhangi bir beyanının bulunmadığı, ancak bu durumun yeterince irdelenmediği, beyanlarında geçen konuların daha önce basında yer alan konular olup olmadığının yeterince araştırılmadığı, TV programında kendisine yöneltilen sorulara verdiği cevapların birçok gazete, internet sitesi ve sosyal medya yayınlarında yer aldığı, ifade özgürlüğü konusunda Anayasa, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Devlet Memurları Kanunu’nda lehe olan hükümlerin göz ardı edildiği,
Alt ceza uygulanmamasının hukuka aykırı olduğu, İdareye tanınan takdir yetkisinin sınırsız olmadığı, keyfi uygulama olduğu,
Daha önce basın yayın organlarında yer alan haberlerin tekrarlandığı, göreve ilişkin özel hiçbir açıklama yapılmadığı, bu durumun soruşturmacı tarafından da böyle değerlendirildiği, konuşmanın hiçbir yerinde amir ve üstlerinin eylem ve işlemlerinden bahsedilmediği, hangi eylem ve işlemlerin eleştirildiğine dair somut tespitler yapılmadığı, konuşmanın öneri mi eleştiri mi olduğunun değerlendirilmediği, var olan konulara ilişkin görüş ve düşünce açıklamaları olduğu, ifade özgürlüğü kapsamında kamu yararı gözetilerek adli işlemler ile ilgili konularda halkı aydınlatmak amacıyla hukuki sınırlar içinde yapılmış açıklamalar olduğu,
Cezanın, ölçülülük ilkesi ile suç ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olduğu, suçlamayı kabul etmemekle birlikte mutlaka bir ceza uygulanacaksa “görev içinde ya da dışında yasaklanan tutum ve davranışta bulunmak” ya da “görevin yerine getirilmesinde hoşgörü ve savsaklama” fiilinden ceza verilmesi gerektiği, fiilinin ifade özgürlüğü hakkı kapsamında anayasal ve medeni bir hakkın kullanılmasından ibaret olduğu,
Disiplin Kurulunun hatalı oluştuğu, Müsteşar yerine Müsteşar Yardımcısının başkanlık yaptığı,
Düzenlemenin hukuka aykırı olduğu; dava konusu, memuriyetin sona erdirilmesine ilişkin düzenlemenin kanunla yapılması gerektiği, Tüzük ile yapılan düzenlemenin Anayasa’ya ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, düzenlemede sayılan fiillerin 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesinde sayılan memuriyete engel suçlardan olmadığı, ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMALARI :
(Mülga) Başbakanlığın Savunması : Düzenlemede Anayasa ve kanuna aykırılık bulunmadığı, davacının eylemlerinin düzenlemede yer alan fiillerden olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
İçişleri Bakanlığının Savunması : Disiplin soruşturması ve davacının cezalandırılmasına ilişkin işlemlerin hukuka ve mevzuata uygun olarak yürütüldüğü, alt ceza uygulama konusunda Kurulun takdir yetkisinin bulunduğu ve anılan takdir yetkisinin gerekçesi de açıklanmak suretiyle düzenlemede yer alan hususlar göz önünde bulundurularak kullanıldığı; Tüzük’ün ilgili maddesinin iptal edilmiş olmasının işlemi hukuka aykırı hale getirmediği, zira iptal kararının bir yıl sonra yürürlüğe girecek olması nedeniyle yeni düzenleme yapılıncaya kadar uygulanmasına devam edileceği, davacının fiilinin “amir ya da üstlerinin eylem ve işlemlerini eleştirici nitelikte bilgi ve demeç vermek” fiilini oluşturduğu, düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Emniyet Genel Müdürlüğünün Savunması : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 7068 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle uygulanma kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesinin iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına; dava konusu bireysel işlem ile işlem nedeniyle uğradığı maddi kayıplarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı tarafından Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/35. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun …gün ve …sayılı kararı ile bu işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/35. maddesinin iptali ve yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 13.1.2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün yasal dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, "yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 23.1.2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılarak emniyet teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kuralları yeniden düzenlenmiş olup, uygulama imkanı kalmayan dava konusu Tüzük hükmünün iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
Davanın disiplin cezasına ilişkin kısmına gelince;
682 sayılı KHK'nın geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." hükmüne yer verildiğinden, dava konusu uyuşmazlığın bu Kanun Hükmünde Kararname kuralları uyarınca incelenip çözümlenmesi gerekmektedir.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/35. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası öngörülen "mesleğin onur ve saygınlığını zedeleyici veya amir ya da üstlerinin eylem ve işlemlerini eleştirici nitelikte tek başına veya topluca bildiri dağıtmak veya basına, haber ajanslarına, radyo ve televizyon kurumlarına bilgi, yazı, demeç vermek" fiili, 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin, 8/6-ü maddesinde, yine meslekten çıkarma cezası öngörülen fiiller arasında sayılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, olay tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü ... Dairesi Başkanlığında 1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacının 24.7.2014 tarihinde yayınlanan televizyon programına katılarak açıklamalarda bulunması ve ertesi gün de yaptığı açıklamaların gazetede yer alması üzerine hakkında başlatılan soruşturma sonucunda "mesleğin onur ve saygınlığını zedeleyici veya amir ya da üstlerinin eylem ve işlemlerini eleştirici nitelikte tek başına veya topluca bildiri dağıtmak veya basına, haber ajanslarına, radyo ve televizyon kurumlarına bilgi, yazı, demeç vermek" fiilini işlediğinden bahisle dava konusu işlem ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmıştır.
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile soruşturma raporunun yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ile birlikte değerlendirilmesinden davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiği sonuç ve kanatine varıldığından tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Her ne kadar davacı tarafından geçmiş hizmetleri dikkate alınarak alt ceza uygulanmadığı ileri sürülmekte ise de, idareye, bir derece hafif olan disiplin cezasını uygulamak konusunda takdir hakkı tanınmış olup, anayasal ve yasal düzenlemeler karşısında, söz konusu yetkinin kullanılması açısından idarenin yargı kararıyla yönlendirilmesine veya takdir hakkına müdahale edilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacının hukuka aykırı olmadığı saptanmış olan işleme dayalı maddi haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi isteminin de haklı dayanağı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/35. maddesinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı, dava konusu işlemin iptali istemi ile yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden ise davanın reddi gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, duruşma için belirlenen 24/05/2023 günü, davacının gelmediği, davalılar Cumhurbaşkanlığı ve İçişleri Bakanlığını temsilen Hukuk Müşavirleri … ve …'ın, davalı Emniyet Genel Müdürlüğünü temsilen Av. …'ın geldikleri görülerek, Danıştay Savcısının hazır bulunduğu açık duruşmaya başlanıldı. Duruşmada hazır bulunan taraflara usulüne göre söz verilip dinlenildikten ve Savcının düşüncesi alındıktan sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ
**OLAY:**
Dava konusu disiplin cezasına esas alınan fiilin işlendiği tarihi itibarıyla Emniyet Genel Müdürlüğü ... Dairesi Başkanlığında 1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacı hakkında, 24/07/2014 tarihinde ... TV’ye “Üç çelişkinin giderilmesi gerektiği, Türkiye'de yaşanmakta olan güvenlik zafiyeti olduğu, Bingöl-Diyarbakır karayolunun 22 gün PKK terör örgütü tarafından kapalı tutulduğu, Hakkâri'de ilan edilen sokağa çıkma yasağı ve bayrak indirme olayının güvenlik zafiyetinden kaynaklandığı, son operasyonun güvenlik açığını artıracağı vb.” konularda röportaj/demeç verdiği, bu röportaj/demecin de 25 Temmuz 2014 tarihli …Gazetesinde yayınlandığı iddialarıyla ilgili olarak 25 Temmuz 2014 tarihinde soruşturma başlatılmıştır.
Davacı 23/07/2014 tarihinde kendi isteği ile emeklilik dilekçesi vermiş, 31/07/2014 tarihli Bakan Oluru ile emekliye ayrılmış ve 02/08/2014 tarihinde ilişiği kesilmiştir.
27/10/2014 günlü Disiplin Soruşturma Raporu ile “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 15. maddesinde ‘Devlet Memurları, kamu görevleri hakkında basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç veremezler. Bu konuda gerekli bilgi ancak bakanın yetkili kılacağı görevli illerde valiler veya yetkili kılacağı görevli tarafından verilebilir ‘ hükmü gereğince davacının basına ve televizyona bilgi/demeç vermek için Emniyet Genel Müdürlüğünden izin alınması gerekirken, hukuki mevzuatı bilmesine rağmen, izin almadan ... TV ve Gazetesine bilgi ve demeç verdiği hususunun müfettişliklerince değerlendirildiği; davacı tarafından beyan edilen “Polis Başmüfettişlerinin taraflı soruşturma yaptıkları” konusu ile ilgili bir çok kişinin Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Emniyet Genel Müdürlüğüne yazılı müracaat ve şikayetlerinin olduğunun görüldüğü, “Diyarbakır-Bingöl karayolunun 22 gün PKK terör örgütü tarafından kapalı tutulduğu” hususunun da ulusal basında çıkmış olduğu göz önüne alınarak, davacının (DMK 15. maddeye girdiği değerlendirilen) ... TV'deki demeci ve yorumlarının, amir ve üstlerinin eylem ve işlemlerini eleştirici nitelikte bilgi ve demeç vermek olarak değerlendirilmediği belirtilerek davacının, yetkili olmadığı halde basına, televizyon kurumlarına bilgi ve demeç verdiği anlaşıldığından Tüzük’ün 6/C-3 maddesi gereğince “on ay süreli durdurma” cezası ile cezalandırılması teklif edilmiştir.
İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun dava konusu kararıyla ise; dosya kapsamından, davacının demeç ve yorumlarının “amir ve üstlerinin eylem ve işlemlerini eleştirici nitelikte bilgi ve demeç vermek” olarak değerlendirildiği belirtilerek, davacının katıldığı programda yapmış olduğu yorumlarla kamuoyu nezdinde “Mesleğin onur ve saygınlığını zedeleyici veya amir ya da üstlerinin eylem ve işlemlerini eleştirici nitelikte tek başına veya topluca bildiri dağıtmak veya basına, haber ajanslarına, radyo ve televizyon kurumlarına bilgi, yazı, demeç vermek” fiilini işlediği sübuta erdiğinden, eylemine uyan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/35. maddesi gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına, Tüzük’ün 15. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacı, anılan işlem ile işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesinin iptalini ve işlem nedeniyle uğradığı maddi kayıplarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle incelenmekte olan davayı açmıştır.
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
**İLGİLİ MEVZUAT:**
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasa Mahkemesinin Kararları" başlıklı 153. maddesinde; "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun (…) teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmüne yer verilmiştir.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Kanunu'nun 66. maddesinin 3. fıkrasında; Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi, bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmiştir.
3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinde, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralı yer almıştır.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesinde yer alan; "Mesleğin onur ve saygınlığını zedeleyici veya amir ya da üstlerinin eylem ve işlemlerini eleştirici nitelikte tek başına veya topluca bildiri dağıtmak veya basına, haber ajanslarına, radyo ve televizyon kurumlarına bilgi, yazı, demeç vermek," fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Yürürlükten Kaldırılan Hükümler" başlıklı 37. maddesinde, "(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır..." hükmüne,
"Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.
(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak bu Kanun hükümleri uygulanır.
(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur..." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un 8/6-ü maddesinde de; “Mesleğin onur ve saygınlığını zedeleyici veya amir ya da üstlerinin eylem ve işlemlerini olumsuz yönde eleştirici nitelikte tek başına veya topluca bildiri dağıtmak ya da basın, haber ajansları, radyo ve televizyon kurumları ve diğer iletişim kanalları vasıtasıyla kamuoyuna yönelik bilgi, yazı ve demeç vermek." fiili, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nde olduğu gibi meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dava konusu Tüzük yönünden :
Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesi Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilmiş ve anılan kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi ayrıca karara bağlanmıştır.
3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararından sonra, Anayasa'nın 121. maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesi ile söz konusu 83. madde yürürlükten kaldırılmış, yine bu Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin de aralarında bulunduğu genel kolluk görevlilerinin tabi olacağı disiplin hükümleri düzenlenmiştir.
08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiştir.
23/03/1979 günlü, 7/17339 Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı ve 7068 sayılı Kanun ile de Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususların düzenlendiği görüldüğünden, halihazırda uygulama kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesinin iptali istemine yönelik olarak davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
Bireysel işlem ile işlem nedeniyle mahrum kalınan maaş ve özlük haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden:
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 23/07/2014 tarihinde emeklilik dilekçesi vermiş olmasına rağmen emeklilik işlemleri sonuçlanmadan yani halen aktif olarak görevde iken 24/07/2014 tarihinde ... TV'de yayına katıldığı, röportaj esnasında verdiği demeçlerinin 25/07/2014 tarihli ... Gazetesinde yayınlandığı, röportajında yaptığı ve Gazetede yayınlanan açıklamaları üzerine başlatılan disiplin soruşturması sonucunda dava konusu işlemle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler, 24/07/2014 tarihli yayın kaydı ve ... Gazetesinde yayınlanan açıklamalar, soruşturma raporu ve soruşturma kapsamında alınan beyanlar birlikte değerlendirildiğinde; davacının o dönemde yapılan operasyonlarda gözaltına alınan emniyet mensupları ve operasyonların yapılış şekli, bu hususlarda Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yapılan açıklamalar, polis başmüfettişlerinin soruşturmalarda taraflı davrandıkları, ülkede yaşanan pek çok olayın güvenlik zaafiyetinden kaynaklandığı, pek çok Bakanın çözüm süreci adı altında toplantıda iken Bingöl-Diyarbakır karayolunun terör örgütünce kapalı tutulduğu ve benzer pek çok konu ile ilgili yaptığı açıklamalarda; amir veya üstü olarak görev yapan emniyet mensupları, savcılar ve kamu görevlilerinin eylem ve işlemlerini eleştirici nitelikte demeç verdiği, fiilinin Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesinde yer alan; "Mesleğin onur ve saygınlığını zedeleyici veya amir ya da üstlerinin eylem ve işlemlerini eleştirici nitelikte tek başına veya topluca bildiri dağıtmak veya basına, haber ajanslarına, radyo ve televizyon kurumlarına bilgi, yazı, demeç vermek," fiili ile örtüştüğü anlaşıldığından, davacının fiiline karşılık gelen meslekten çıkarma disiplin cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin disiplin cezası işleminin hukuka uygun bulunması karşısında, davacının işlem nedeniyle uğradığı maddi kayıplarının tazmini isteminin de reddi gerekmektedir.
Diğer taraftan, düzenleyici işlem yönünden uygulanma kabiliyetinin bulunmamasına bağlı olarak iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş ise de; bu husus idarelerin doğrudan haksız çıkan taraf olduğu ve yargılama giderlerinden sorumlu olacağı sonucunu doğurmayacağından, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesinin iptali istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Dava konusu işlem ile parasal hak istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Aşağıda dökümü yapılan ... -TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, eksik yatırılan ... -TL posta ücretinin davacıya tamamlatılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı işler için belirlenen ... -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı İdarelere verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/05/2023 tarihinde esasta oybirliği, yargılama giderleri yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava konusu Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinin ardından, 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırılması ve 7068 sayılı Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulüne ilgili hususların düzenlenmesi sonucunda, uygulanma kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesinin iptali istemine yönelik olarak davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
Söz konusu karar, dava konusu kuralın hukuka aykırı veya uygun olduğunu ortaya koyar nitelikte bir karar türü olmadığı gibi, davanın taraflarından herhangi birinin haklılığını ya da haksızlığını ortaya koyacak nitelikte bir karar da değildir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde; yargılama giderlerinin kapsamı tarif edilmiş, 326. maddesinin 1. fıkrasında; kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, 2. fıkrasında; davada, iki taraftan biri kısmen haklı çıkarsa, Mahkemenin yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırılacağı, 331. maddesinin 1. fıkrasında; davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği, 332. maddesinin 1. fıkrasında ise; yargılama giderlerine Mahkemece re'sen hükmedileceği kurala bağlanmıştır.
İşbu uyuşmazlıkta, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/35. maddesine yönelik olarak verilen karar verilmesine yer olmadığı yolundaki karar, davanın taraflarından hangisinin haklı olduğu hususunda sarih bir sonuç çıkarmaya imkan vermemekle birlikte, anılan Tüzük'ün dayanağı olan Kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği dikkate alındığında, davanın bu kısmına ilişkin yargılama giderlerinden davalı idarelerin sorumlu tutulmasının adalete, hakkaniyete ve hukuk devleti ilkesine uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; dava kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığı şeklinde sonuçlandığından, yargılama giderlerinin davanın tarafları arasında paylaştırılması gerekirken tamamının davacı üzerinde bırakılması yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.