Danıştay2. Daireİdare Hukuku
Danıştay 2. Daire E.2021/2428 K.2024/2004
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2428
Karar No : 2024/2004
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; polis memuru olan davacı tarafından, İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Takip Tarassut Kısım Amirliğinde görev yaptığı dönemde, CMK'nın 140. maddesine göre herhangi bir izni olmamasına rağmen 11/11/2013 günlü görüntüye ait tespit tutanağını düzenlediğinin tespit edilmesi nedeniyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesi uyarınca ''Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiilini işlediğinden bahisle ''meslekten çıkarma'' cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararla; dava konusu işleme dayanak tespit tutanağı incelendiğinde; “CMK 135 kapsamında yapılan teknik takip çalışmalarından soruşturmanın deşifre edilmesi amacıyla hedeflerin ev ve işyerleri çevresinde tedbirler aldırılacağı anlaşılması üzerine 11/11/2013 günü saat 13.30 sıralarında, ... adresine gidilmiştir. Sonradan yapılan araştırmalarda emniyet aracı olduğu ve İstihbarat Şube Müdürlüğü uhdesinde bulunduğu tespit edilen ... plakalı ... marka aracın No:9-11 numaralı kapıyı görecek şekilde yolun karşı kaldırımında, park halinde beklediği görülmüştür” ifadelerine yer verildiği, davacının farklı tarihlerde vermiş olduğu ifadelerinde, istirahatli olduğu günlerde de göreve çağrıldıklarını beyan ettiği -bahsi geçen tutanakta aidiyet numarası bulunan diğer polis memuru Y.A.'nın söz konusu tarihte yıllık izinde olması nedeniyle bahsi geçen tutanağı düzenleyemeyeceği iddiasını tartışmaya açık hale getirmektedir- hususu ile bahsi geçen tutanağın sonradan tanzim edildiğine ilişkin aksini ispat eder başkaca tarih ve saatten söz edilemeyeceği görülmekle, tespit tutanağı ve teknik araçlarla izlemenin, tutanakta yazılı 11/11/2013 günü ve saat 13.30 sıralarında yapıldığı, söz konusu tarih ve saatte usulüne uygun bir mahkeme kararı olmadığı dikkate alındığında, isnat edilen fiilin sübuta erdiğinden bahisle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı temyize konu kararla; İdare Mahkemesi kararının dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; 11/11/2013 günlü görüntüye ait tespit tutanağını, başkomiser A.İ.'nin talimatıyla polis memuru Y.A. ile birlikte düzenledikleri, tespit tutanağının tarihinin, 24/11/2013 veya ileriki bir tarih olduğu, görüntüyü kendisinin kayıt altına almadığı, kamera kaydının, V.D. ve B.İ. isimli polis memurlarınca yapıldığı ve bu şahısların disiplin soruşturmasına dahil edilmediği, kendisinin fiilinin, anılan polis memurlarının kameraya kaydettiği görüntüyü amirinin talimatıyla inceleyerek buna dair tutanak düzenlemek olduğu, CMK'nın 140. maddesi kapsamında hakim kararını gerektiren bir husus var ise bunun ancak görüntüyü kaydetme ile ilgili kısım olduğu, önceden kayda alınmış bir görüntüyü izleyip tespit tutanağı düzenlemenin hakim kararı gerektirmediği, soruşturma konusu tespit tutanağının, gündelik ve rutin işlemlerden olup, fiziki takip tutanağı gibi olmadığı, CMK'nın 140. maddesi kapsamında karar alınıp alınmadığını denetleme yükümlülüğünün bulunmadığı, fiilin, soruşturmaya başlama açısından zamanaşımına uğradığı, FETÖ/PDY üyesi ya da iltisaklısı olmadığı, ceza yargılamasının sonucunun beklenmesi gerektiği ileri sürülerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Davalı idare tarafından; 29/10/2016 günlü, 675 sayılı KHK ile davacının rütbelerinin alındığı, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Davacı tarafından, İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Takip Tarassut Kısım Amirliğinde polis memuru olarak görev yaptığı dönemde, CMK'nın 140. maddesine göre herhangi bir izni olmamasına rağmen 11/11/2013 günlü görüntüye ait tespit tutanağını düzenlediğinin tespit edilmesi nedeniyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesi uyarınca ''Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiilini işlediğinden bahisle ''meslekten çıkarma'' cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesinde yer alan "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için; disipline aykırı eylem veya işlemlerinin sübut bulup bulmadığının, usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgenin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylemin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanarak bu eyleme uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir.
Bu bağlamda, yapılan soruşturma sonucunda disiplin cezası verilebilmesi için, suça esas fiilin sübuta erdiğine ilişkin tespitin, hukuken geçerli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillere dayanması gerektiği; aksi durumda; Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve yargı kararları ile güvence altına alınmış bulunan masumiyet karinesinin ihlali sonucunun doğabileceği açıktır.
Nitekim; Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun, Karar Tarihi:02/07/2020, Başvuru Numarası:2016/14253 olan "Barış Baş" başvurusunda verdiği kararın 56. paragrafında; "Ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise kamu görevlisinin fiili ceza hukuku kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku yönünden de sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabilir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, B. No: 2013/6879, 2/12/2015, § 25; Kürşat Eyol, § 30)."; 58. paragrafında ise; "Adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabilir. Masumiyet karinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti yapılırken ise kararın gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir (Galip Şahin, § 48; M.I., B. No: 2012/1268, 30/12/2014, § 50). Bu kapsamda karar vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa Kıvrak, B. No: 2013/3175, 20/2/2014, § 36). Kamu makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri tarafından suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge düşürülmesine sebebiyet vermemeleri gerekmektedir (Galip Şahin, § 47)." değerlendirmelerine yer verildiği görülmektedir.
Dava dosyasına sunulan belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde; davacının, dava konusu işleme dayanak gösterilen CMK'nın 140. maddesine göre herhangi bir izni olmamasına rağmen 11/11/2013 günlü görüntüye ait tespit tutanağını düzenlemesi fiiline yönelik yargılandığı ceza davasında; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla, ''İddianamede sanığın, ... sayılı soruşturma kapsamında CMK'nın 140/1. madde gereği verilmiş bir karar bulunmadığı halde, ...'ın Beykoz Kanlıca'daki ikametinin giriş kapısı ve bir emniyet aracının yer aldığı kamera görüntüsüne ilişkin sonradan düzenlendiği anlaşılan tutanak nedeniyle sorumlu tutulduğu, bununla birlikte suça konu bila tarihli tutanağın takip tarassut kısım amiri başkomiser Arif İbiş'in talimatıyla ve güvenlik amacıyla polis araçlarında bulunan, kontağın açılmasıyla otomatik olarak devreye girdiği belirtilen sabit kamera cihazıyla 11/11/2013 tarihinde elde edilen görüntülerin çözümlenmesi neticesi düzenlendiğinin anlaşıldığı, görüntülerin kaydedilmesi sırasında tutanakta imzası bulunan sanıklar ... ve ...'un araçta bulunmadıkları, görüntünün alındığı sırada araçta sanık ... ve dosyada sanık olmayan Burhan İnönülü isimli şahsın yer aldıkları, yapılan görüntü alma işleminin ...'ın ikametinin önünde soruşturmanın deşifre edilmesine yönelik tedbir alınıp alınmadığını tespite yönelik olduğu, şüpheli veya sanıkların kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin teknik araçlarla takip altına alınmasını dönük olmadığı, nitekim ... ve ... isimli şahısların içerisinde bulunduğu araç kamerasıyla 11/11/2013 tarihinde elde edilen görüntülerin bilahare kısım amiri başkomiser ...'in talimatıyla sanıklar ... ve ... tarafından çözümünün yapılarak bila tarihli tutanağa geçirildiği, CMK'nın 140. maddesi ve ilgili yönetmelik hükümleri gereği ancak şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ile işyerinin teknik araçlarla izlenmesinin mahkeme kararı gerektirdiği, somut olayda yapılan işlemin şüpheli veya sanığın CMK 140. maddesi anlamında teknik araçlarla izleme faaliyeti niteliğinde olmadığı, bu haliyle sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı,...''
gerekçesiyle; "hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek" suçundan CMK 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verildiği; ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla, anılan beraat kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddedildiği ve beraat kararının, 09/06/2020 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Dava konusu uyuşmazlıkta; İdare Mahkemesinin karar tarihinde ve bu kararın istinaf incelemesi safhasında davacı hakkında verilen bir beraat kararının bulunmadığı, ancak temyiz aşamasında davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına sebep olan fiili nedeniyle adli yargı yerince yapılan yargılamada beraatine hükmedildiği görülmekle, ortaya çıkan bu yeni hukuki durum karşısında, ceza mahkemesi kararının sonucu ve gerekçeleri ile bu karara ilişkin kanun yolu aşamaları da dikkate alınmak suretiyle yeniden değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; Bölge İdare Mahkemesince yukarıda değinilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28/03/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2428
Karar No : 2024/2004
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; polis memuru olan davacı tarafından, İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Takip Tarassut Kısım Amirliğinde görev yaptığı dönemde, CMK'nın 140. maddesine göre herhangi bir izni olmamasına rağmen 11/11/2013 günlü görüntüye ait tespit tutanağını düzenlediğinin tespit edilmesi nedeniyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesi uyarınca ''Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiilini işlediğinden bahisle ''meslekten çıkarma'' cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararla; dava konusu işleme dayanak tespit tutanağı incelendiğinde; “CMK 135 kapsamında yapılan teknik takip çalışmalarından soruşturmanın deşifre edilmesi amacıyla hedeflerin ev ve işyerleri çevresinde tedbirler aldırılacağı anlaşılması üzerine 11/11/2013 günü saat 13.30 sıralarında, ... adresine gidilmiştir. Sonradan yapılan araştırmalarda emniyet aracı olduğu ve İstihbarat Şube Müdürlüğü uhdesinde bulunduğu tespit edilen ... plakalı ... marka aracın No:9-11 numaralı kapıyı görecek şekilde yolun karşı kaldırımında, park halinde beklediği görülmüştür” ifadelerine yer verildiği, davacının farklı tarihlerde vermiş olduğu ifadelerinde, istirahatli olduğu günlerde de göreve çağrıldıklarını beyan ettiği -bahsi geçen tutanakta aidiyet numarası bulunan diğer polis memuru Y.A.'nın söz konusu tarihte yıllık izinde olması nedeniyle bahsi geçen tutanağı düzenleyemeyeceği iddiasını tartışmaya açık hale getirmektedir- hususu ile bahsi geçen tutanağın sonradan tanzim edildiğine ilişkin aksini ispat eder başkaca tarih ve saatten söz edilemeyeceği görülmekle, tespit tutanağı ve teknik araçlarla izlemenin, tutanakta yazılı 11/11/2013 günü ve saat 13.30 sıralarında yapıldığı, söz konusu tarih ve saatte usulüne uygun bir mahkeme kararı olmadığı dikkate alındığında, isnat edilen fiilin sübuta erdiğinden bahisle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı temyize konu kararla; İdare Mahkemesi kararının dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; 11/11/2013 günlü görüntüye ait tespit tutanağını, başkomiser A.İ.'nin talimatıyla polis memuru Y.A. ile birlikte düzenledikleri, tespit tutanağının tarihinin, 24/11/2013 veya ileriki bir tarih olduğu, görüntüyü kendisinin kayıt altına almadığı, kamera kaydının, V.D. ve B.İ. isimli polis memurlarınca yapıldığı ve bu şahısların disiplin soruşturmasına dahil edilmediği, kendisinin fiilinin, anılan polis memurlarının kameraya kaydettiği görüntüyü amirinin talimatıyla inceleyerek buna dair tutanak düzenlemek olduğu, CMK'nın 140. maddesi kapsamında hakim kararını gerektiren bir husus var ise bunun ancak görüntüyü kaydetme ile ilgili kısım olduğu, önceden kayda alınmış bir görüntüyü izleyip tespit tutanağı düzenlemenin hakim kararı gerektirmediği, soruşturma konusu tespit tutanağının, gündelik ve rutin işlemlerden olup, fiziki takip tutanağı gibi olmadığı, CMK'nın 140. maddesi kapsamında karar alınıp alınmadığını denetleme yükümlülüğünün bulunmadığı, fiilin, soruşturmaya başlama açısından zamanaşımına uğradığı, FETÖ/PDY üyesi ya da iltisaklısı olmadığı, ceza yargılamasının sonucunun beklenmesi gerektiği ileri sürülerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Davalı idare tarafından; 29/10/2016 günlü, 675 sayılı KHK ile davacının rütbelerinin alındığı, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Davacı tarafından, İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Takip Tarassut Kısım Amirliğinde polis memuru olarak görev yaptığı dönemde, CMK'nın 140. maddesine göre herhangi bir izni olmamasına rağmen 11/11/2013 günlü görüntüye ait tespit tutanağını düzenlediğinin tespit edilmesi nedeniyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesi uyarınca ''Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiilini işlediğinden bahisle ''meslekten çıkarma'' cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesinde yer alan "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için; disipline aykırı eylem veya işlemlerinin sübut bulup bulmadığının, usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgenin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylemin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanarak bu eyleme uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir.
Bu bağlamda, yapılan soruşturma sonucunda disiplin cezası verilebilmesi için, suça esas fiilin sübuta erdiğine ilişkin tespitin, hukuken geçerli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillere dayanması gerektiği; aksi durumda; Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve yargı kararları ile güvence altına alınmış bulunan masumiyet karinesinin ihlali sonucunun doğabileceği açıktır.
Nitekim; Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun, Karar Tarihi:02/07/2020, Başvuru Numarası:2016/14253 olan "Barış Baş" başvurusunda verdiği kararın 56. paragrafında; "Ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise kamu görevlisinin fiili ceza hukuku kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku yönünden de sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabilir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, B. No: 2013/6879, 2/12/2015, § 25; Kürşat Eyol, § 30)."; 58. paragrafında ise; "Adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabilir. Masumiyet karinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti yapılırken ise kararın gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir (Galip Şahin, § 48; M.I., B. No: 2012/1268, 30/12/2014, § 50). Bu kapsamda karar vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa Kıvrak, B. No: 2013/3175, 20/2/2014, § 36). Kamu makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri tarafından suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge düşürülmesine sebebiyet vermemeleri gerekmektedir (Galip Şahin, § 47)." değerlendirmelerine yer verildiği görülmektedir.
Dava dosyasına sunulan belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde; davacının, dava konusu işleme dayanak gösterilen CMK'nın 140. maddesine göre herhangi bir izni olmamasına rağmen 11/11/2013 günlü görüntüye ait tespit tutanağını düzenlemesi fiiline yönelik yargılandığı ceza davasında; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla, ''İddianamede sanığın, ... sayılı soruşturma kapsamında CMK'nın 140/1. madde gereği verilmiş bir karar bulunmadığı halde, ...'ın Beykoz Kanlıca'daki ikametinin giriş kapısı ve bir emniyet aracının yer aldığı kamera görüntüsüne ilişkin sonradan düzenlendiği anlaşılan tutanak nedeniyle sorumlu tutulduğu, bununla birlikte suça konu bila tarihli tutanağın takip tarassut kısım amiri başkomiser Arif İbiş'in talimatıyla ve güvenlik amacıyla polis araçlarında bulunan, kontağın açılmasıyla otomatik olarak devreye girdiği belirtilen sabit kamera cihazıyla 11/11/2013 tarihinde elde edilen görüntülerin çözümlenmesi neticesi düzenlendiğinin anlaşıldığı, görüntülerin kaydedilmesi sırasında tutanakta imzası bulunan sanıklar ... ve ...'un araçta bulunmadıkları, görüntünün alındığı sırada araçta sanık ... ve dosyada sanık olmayan Burhan İnönülü isimli şahsın yer aldıkları, yapılan görüntü alma işleminin ...'ın ikametinin önünde soruşturmanın deşifre edilmesine yönelik tedbir alınıp alınmadığını tespite yönelik olduğu, şüpheli veya sanıkların kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin teknik araçlarla takip altına alınmasını dönük olmadığı, nitekim ... ve ... isimli şahısların içerisinde bulunduğu araç kamerasıyla 11/11/2013 tarihinde elde edilen görüntülerin bilahare kısım amiri başkomiser ...'in talimatıyla sanıklar ... ve ... tarafından çözümünün yapılarak bila tarihli tutanağa geçirildiği, CMK'nın 140. maddesi ve ilgili yönetmelik hükümleri gereği ancak şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ile işyerinin teknik araçlarla izlenmesinin mahkeme kararı gerektirdiği, somut olayda yapılan işlemin şüpheli veya sanığın CMK 140. maddesi anlamında teknik araçlarla izleme faaliyeti niteliğinde olmadığı, bu haliyle sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı,...''
gerekçesiyle; "hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek" suçundan CMK 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verildiği; ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla, anılan beraat kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddedildiği ve beraat kararının, 09/06/2020 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Dava konusu uyuşmazlıkta; İdare Mahkemesinin karar tarihinde ve bu kararın istinaf incelemesi safhasında davacı hakkında verilen bir beraat kararının bulunmadığı, ancak temyiz aşamasında davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına sebep olan fiili nedeniyle adli yargı yerince yapılan yargılamada beraatine hükmedildiği görülmekle, ortaya çıkan bu yeni hukuki durum karşısında, ceza mahkemesi kararının sonucu ve gerekçeleri ile bu karara ilişkin kanun yolu aşamaları da dikkate alınmak suretiyle yeniden değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; Bölge İdare Mahkemesince yukarıda değinilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28/03/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.