Danıştay 13. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 13. Daire E.2025/2590 K.2025/3575
ÖzetHer cümle kararın kendi metninden doğrulandı.
Karar yönü: BozmaKimin lehine: Davacı
Uyuşmazlık
Davacı, kira sözleşmesinin halen yürürlükte olduğunu ve taşınmazın ihaleye çıkarılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ihalenin iptalini istemiştir. İdare Mahkemesi davanın reddine karar vermiş, davacı ise duruşma talebinin karşılanmamasını gerekçe göstererek kararı temyiz etmiştir.
Kaynak pasajlar (3)
- Dava konusu istem: Mülkiyeti Balıkesir Büyükşehir Belediyesine ait olup ... Gayrimenkul Yatırım ve Gıda A.Ş.'ye tahsisli Balıkesir ili, Karesi ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:... adresinde bulunan taşınmazın 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca açık teklif usulüyle kiraya verilmesine ilişkin 12/08/2025 tarihinde gerçekleştirilecek olan ihalenin iptali istenilmiştir.
- TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, 2886 sayılı Kanun uyarınca gerçekleştirilen ihale neticesinde imzalanan sözleşmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na tabi olduğu, 6098 sayılı Kanun uyarınca davalı ile imzalanan kira sözleşmesinin halen yürürlükte olduğu, sözleşmenin sona erdiğine ilişkin herhangi bir yargı kararı bulunmadığı, kiracılık vasfı devam ederken taşınmazın ihaleye konu edilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
- İdare Mahkemesince, dava dilekçesinde istemde bulunulmasına rağmen herhangi bir gerekçe gösterilmeden duruşma yapılmaksızın karar verilmiş olup 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinde iptal davaları bakımından duruşma yapılması için belirli bir miktar sınırının öngörülmediği, bakılan uyuşmazlığın da bir iptal davası olduğu gözetildiğinde, taraflardan birinin istemi halinde duruşma yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği açıktır.
Gerekçe
Danıştay 13. Dairesi, iptal davalarında taraflardan birinin istemi halinde duruşma yapılmasının zorunlu olduğunu tespit etmiştir. İdare Mahkemesi, davacının duruşma talebine rağmen herhangi bir gerekçe göstermeksizin duruşma yapmadan karar vererek 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesindeki emredici kuralı ihlal etmiştir.
Kaynak pasajlar (3)
- 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrasında, "Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve yirmibeşbin Türk Lirasını aşan tam yargı davaları ile tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları toplamı yirmibeşbin Türk Lirasını aşan vergi davalarında, taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
- İdare Mahkemesince, dava dilekçesinde istemde bulunulmasına rağmen herhangi bir gerekçe gösterilmeden duruşma yapılmaksızın karar verilmiş olup 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinde iptal davaları bakımından duruşma yapılması için belirli bir miktar sınırının öngörülmediği, bakılan uyuşmazlığın da bir iptal davası olduğu gözetildiğinde, taraflardan birinin istemi halinde duruşma yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği açıktır.
- Bu durumda Mahkemece davacının duruşma istemi göz önünde bulundurulmadan karar verilmesi, 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin açık ve emredici kuralına aykırı olduğundan, duruşma yapılmaksızın verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
Sonuç
Davacı, kira sözleşmesi devam ederken taşınmazın ihaleye çıkarılmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle ihalenin iptalini talep etmiştir. Danıştay 13. Dairesi, İdare Mahkemesinin davacının duruşma talebini karşılamadan karar vermesi nedeniyle usule aykırılık saptayarak yerel mahkeme kararını bozmuştur.
Kaynak pasajlar (4)
- Dava konusu istem: Mülkiyeti Balıkesir Büyükşehir Belediyesine ait olup ... Gayrimenkul Yatırım ve Gıda A.Ş.'ye tahsisli Balıkesir ili, Karesi ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:... adresinde bulunan taşınmazın 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca açık teklif usulüyle kiraya verilmesine ilişkin 12/08/2025 tarihinde gerçekleştirilecek olan ihalenin iptali istenilmiştir.
- İdare Mahkemesince, dava dilekçesinde istemde bulunulmasına rağmen herhangi bir gerekçe gösterilmeden duruşma yapılmaksızın karar verilmiş olup 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinde iptal davaları bakımından duruşma yapılması için belirli bir miktar sınırının öngörülmediği, bakılan uyuşmazlığın da bir iptal davası olduğu gözetildiğinde, taraflardan birinin istemi halinde duruşma yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği açıktır.
- Bu durumda Mahkemece davacının duruşma istemi göz önünde bulundurulmadan karar verilmesi, 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin açık ve emredici kuralına aykırı olduğundan, duruşma yapılmaksızın verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
- 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
Dayanak
Anayasa m. 36Anayasa m. 141Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 62577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 172577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 492577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 20/A/2-i
T.C. DANIŞTAY ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2025/2590
Karar No:2025/3575
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Yatırım ve Gıda A.Ş.
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Mülkiyeti Balıkesir Büyükşehir Belediyesine ait olup ... Gayrimenkul Yatırım ve Gıda A.Ş.'ye tahsisli Balıkesir ili, Karesi ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:... adresinde bulunan taşınmazın 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca açık teklif usulüyle kiraya verilmesine ilişkin 12/08/2025 tarihinde gerçekleştirilecek olan ihalenin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen kararda; ihale ilanının 2886 sayılı Kanun'un 17. maddesine uygun olarak yapıldığı ve 2886 sayılı Kanun hükümleri gereği izlenmesi gereken usullere uyularak muhammen bedelin belirlendiği, şartnamenin hazırlandığı, ilanların yapıldığı, ihalenin belirlenen muhammen bedelin üzerinde teklif veren istekli üzerinde bırakıldığı dikkate alındığında, saydamlık, rekabet, eşit muamele ve kamuoyu denetiminin sağlanması suretiyle gerçekleştirilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış;
Öte yandan, davacı tarafından, kira sözleşmesinden kaynaklanan bir kusuru olmadıkça belediyenin kamu gücüne dayanarak sözleşmeyi feshedemeyeceği ve hukuksuz bir şekilde tahliye talep edemeyeceği, kira sözleşmesinin halen varlığını sürdürdüğü iddia edilmekte ise de, davacının iddia ettiği şekilde ortada herhangi bir kira fesih işlemi bulunmadığı, en son olarak özel hukuk hükümlerine göre bir yıl süreli (30/06/2024-30/06/2025) yapılan kiralama sözleşmesinin süre bitiminden sonra yenilenmeyip dava konusu taşınmazın yeniden 2886 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kiraya verilmek üzere ihaleye çıkıldığı; ayrıca davacının bu iddialarına esas olmak üzere, Mahkemelerinin 05/09/2025 tarihli ara kararıyla davalı şirketten ve davacıdan, "dava konusu taşınmazda davacının kiracılık vasfının tespitine ilişkin herhangi bir dava açılıp açılmadığının, şayet açıldıysa mahkeme esas numarasının bildirilmesinin" istenilmesi üzerine davacı vekili tarafından 17/09/2025 tarihinde Mahkemelerine sunulan ara kararı cevabında, davacının kiracılık vasfının tespitine ilişkin herhangi bir davanın açılmadığının bildirildiğinin görüldüğü belirtilmiştir. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, 2886 sayılı Kanun uyarınca gerçekleştirilen ihale neticesinde imzalanan sözleşmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na tabi olduğu, 6098 sayılı Kanun uyarınca davalı ile imzalanan kira sözleşmesinin halen yürürlükte olduğu, sözleşmenin sona erdiğine ilişkin herhangi bir yargı kararı bulunmadığı, kiracılık vasfı devam ederken taşınmazın ihaleye konu edilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri de Anayasa'nın 141. maddesinde düzenlenen "yargılamanın açık ve duruşmalı" yapılması ilkesidir. Yargılamanın açıklığı ilkesinin amacı, yargısal mekanizmanın işleyişini kamu denetimine açarak yargılama faaliyetinin saydamlığını güvence altına almak ve yargılamada keyfiliği önlemektir. Bu yönüyle, hukuk devletini gerçekleştirmenin en önemli araçlarından biridir.
Adil yargılanma hakkının düzenlendiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesindeki "aleni yargılamanın" varlığı, zorunlu olarak "sözlü yargılama" hakkını da içerir. Bununla birlikte, bu hak mutlak olmayıp 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda idari yargılamanın özellikleri gözetilerek öngörülen duruşmaya ilişkin kurallar çerçevesinde değerlendirme yapılmalıdır.
2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrasında, "Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve yirmibeşbin Türk Lirasını aşan tam yargı davaları ile tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları toplamı yirmibeşbin Türk Lirasını aşan vergi davalarında, taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
İdare Mahkemesince, dava dilekçesinde istemde bulunulmasına rağmen herhangi bir gerekçe gösterilmeden duruşma yapılmaksızın karar verilmiş olup 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinde iptal davaları bakımından duruşma yapılması için belirli bir miktar sınırının öngörülmediği, bakılan uyuşmazlığın da bir iptal davası olduğu gözetildiğinde, taraflardan birinin istemi halinde duruşma yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği açıktır.
Bu durumda Mahkemece davacının duruşma istemi göz önünde bulundurulmadan karar verilmesi, 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin açık ve emredici kuralına aykırı olduğundan, duruşma yapılmaksızın verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan, bozma kararı üzerine yeniden karar verileceğinden, davacının esasa ilişkin temyiz iddialarının bu aşamada incelenmesine gerek bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 19/11/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Esas No:2025/2590
Karar No:2025/3575
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Yatırım ve Gıda A.Ş.
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Mülkiyeti Balıkesir Büyükşehir Belediyesine ait olup ... Gayrimenkul Yatırım ve Gıda A.Ş.'ye tahsisli Balıkesir ili, Karesi ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:... adresinde bulunan taşınmazın 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca açık teklif usulüyle kiraya verilmesine ilişkin 12/08/2025 tarihinde gerçekleştirilecek olan ihalenin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen kararda; ihale ilanının 2886 sayılı Kanun'un 17. maddesine uygun olarak yapıldığı ve 2886 sayılı Kanun hükümleri gereği izlenmesi gereken usullere uyularak muhammen bedelin belirlendiği, şartnamenin hazırlandığı, ilanların yapıldığı, ihalenin belirlenen muhammen bedelin üzerinde teklif veren istekli üzerinde bırakıldığı dikkate alındığında, saydamlık, rekabet, eşit muamele ve kamuoyu denetiminin sağlanması suretiyle gerçekleştirilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış;
Öte yandan, davacı tarafından, kira sözleşmesinden kaynaklanan bir kusuru olmadıkça belediyenin kamu gücüne dayanarak sözleşmeyi feshedemeyeceği ve hukuksuz bir şekilde tahliye talep edemeyeceği, kira sözleşmesinin halen varlığını sürdürdüğü iddia edilmekte ise de, davacının iddia ettiği şekilde ortada herhangi bir kira fesih işlemi bulunmadığı, en son olarak özel hukuk hükümlerine göre bir yıl süreli (30/06/2024-30/06/2025) yapılan kiralama sözleşmesinin süre bitiminden sonra yenilenmeyip dava konusu taşınmazın yeniden 2886 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kiraya verilmek üzere ihaleye çıkıldığı; ayrıca davacının bu iddialarına esas olmak üzere, Mahkemelerinin 05/09/2025 tarihli ara kararıyla davalı şirketten ve davacıdan, "dava konusu taşınmazda davacının kiracılık vasfının tespitine ilişkin herhangi bir dava açılıp açılmadığının, şayet açıldıysa mahkeme esas numarasının bildirilmesinin" istenilmesi üzerine davacı vekili tarafından 17/09/2025 tarihinde Mahkemelerine sunulan ara kararı cevabında, davacının kiracılık vasfının tespitine ilişkin herhangi bir davanın açılmadığının bildirildiğinin görüldüğü belirtilmiştir. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, 2886 sayılı Kanun uyarınca gerçekleştirilen ihale neticesinde imzalanan sözleşmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na tabi olduğu, 6098 sayılı Kanun uyarınca davalı ile imzalanan kira sözleşmesinin halen yürürlükte olduğu, sözleşmenin sona erdiğine ilişkin herhangi bir yargı kararı bulunmadığı, kiracılık vasfı devam ederken taşınmazın ihaleye konu edilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri de Anayasa'nın 141. maddesinde düzenlenen "yargılamanın açık ve duruşmalı" yapılması ilkesidir. Yargılamanın açıklığı ilkesinin amacı, yargısal mekanizmanın işleyişini kamu denetimine açarak yargılama faaliyetinin saydamlığını güvence altına almak ve yargılamada keyfiliği önlemektir. Bu yönüyle, hukuk devletini gerçekleştirmenin en önemli araçlarından biridir.
Adil yargılanma hakkının düzenlendiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesindeki "aleni yargılamanın" varlığı, zorunlu olarak "sözlü yargılama" hakkını da içerir. Bununla birlikte, bu hak mutlak olmayıp 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda idari yargılamanın özellikleri gözetilerek öngörülen duruşmaya ilişkin kurallar çerçevesinde değerlendirme yapılmalıdır.
2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrasında, "Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve yirmibeşbin Türk Lirasını aşan tam yargı davaları ile tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları toplamı yirmibeşbin Türk Lirasını aşan vergi davalarında, taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
İdare Mahkemesince, dava dilekçesinde istemde bulunulmasına rağmen herhangi bir gerekçe gösterilmeden duruşma yapılmaksızın karar verilmiş olup 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinde iptal davaları bakımından duruşma yapılması için belirli bir miktar sınırının öngörülmediği, bakılan uyuşmazlığın da bir iptal davası olduğu gözetildiğinde, taraflardan birinin istemi halinde duruşma yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği açıktır.
Bu durumda Mahkemece davacının duruşma istemi göz önünde bulundurulmadan karar verilmesi, 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin açık ve emredici kuralına aykırı olduğundan, duruşma yapılmaksızın verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan, bozma kararı üzerine yeniden karar verileceğinden, davacının esasa ilişkin temyiz iddialarının bu aşamada incelenmesine gerek bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 19/11/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.