Danıştay 13. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 13. Daire E.2023/473 K.2023/5020
Özet: Uyuşmazlık, davacının ortağı olduğu Petrol Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’den tahsil edilemeyen 295.866,00 TL’lik idarî para cezasına ilişkin ödeme emrinin iptal edilmesinden kaynaklanıyor. Mahkeme, dava açılmadan kesinleşen cezası ve ilgili ödeme emrini bozalak, temyiz giderleriyle birlikte kararını onayladı.
T.C. DANIŞTAY ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/473
Karar No:2023/5020
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacının ortağı olduğu ... Petrol Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. (... Petrol) adına Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından verilen 295.866,00-TL idarî para cezasının anılan şirketten tahsil edilemediğinden bahisle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Hususu Hakkındaki Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca davacıdan tahsil edilmesi amacıyla davalı idare tarafından düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının hem ortağı hem de şirket müdürü olarak yasal temsilcisi olduğu ... Petrol'deki hisselerini 03/04/2012 tarihinde devrettiği, şirket müdürlüğünün de 29/03/2012 tarihli ortaklar kurulu kararı ile yeni atanan şirket müdürü nedeniyle sona erdiği, bu kararların 06/04/2012 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlandığı, davacının şirket müdürü olduğu 14/06/2011 tarihinde kolluk birimleri tarafından yapılan denetim sonucu düzenlenen tutanağa dayanılarak hazırlanan soruşturma raporu üzerine 03/05/2012 tarihli Kurul kararlarıyla şirkete 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca 295.866,00-TL idarî para cezası verildiği, bu idarî para cezasına yönelik kararın dava açılmayarak kesinleştiği, şirket adına düzenlenen 24/01/2013 tarihli ödeme emrine konu borcun şirket tarafından süresi içinde ödenmediği, idarece yapılan araştırmada alacağın şirketin malvarlığından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine alacağın tamamını konu eden dava konusu ödeme emrinin davacı adına ve yasal temsilci sorumluluğu nedeniyle düzenlendiği, davacının para cezasının konusu kabahatin işlendiği tarihte şirketin ortağı ve yasal temsilcisi olduğu görülmekte ise de, para cezasına ilişkin işlemin tesis edildiği ve alacağın vadesi içinde ödenmemesi nedeniyle 6183 sayılı Kanun uyarınca ödeme emri ile şirketten istendiği tarihten önce hisselerini devrettiği ve şirket müdürlüğünün sona erdiği, bu nedenle davacının, şirketin malvarlığından tahsil olanağı kalmadığı anlaşılan idari para cezasından doğan kamu alacağından yasal temsilci olarak müteselsilen sorumlu tutulması mümkün olmadığından, şirket müdürü olduğundan bahisle davacı adına düzenlenen davaya konu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce, Dairemizin 19/01/2022 tarih ve E:2021/4257, K:2022/120 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; davacı şirkete Kurul'un ... tarih ve ... ile ... sayılı kararlarıyla verilen 295.866,00-TL idarî para cezasının kanun yollarına başvurulmayarak kesinleştiği, söz konusu idarî para cezalarının asıl borçlu şirketten tahsil edilememesi üzerine şirket ortağı ve yasal temsilcisi olduğundan bahisle davacı adına dava konusu ödeme emrinin düzenlenerek gönderildiği, davacının ... tarih ve ... sayılı Ortaklar Kararı ile ortak olduğu ve aynı tarihte şirket müdürü olarak atandığı, bu kararın ise 25/08/2011 tarih ve 7888 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlandığı, daha sonra 06/04/2012 tarih ve 8043 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan karar ile şirket müdürlüğü görevinin sona erdirildiği, bu sebeple davacının gerek ödeme emrine dayanak idarî para cezasına konu eylemlerin işlendiği 14/06/2011 tarihinde gerekse de idarî para cezasının tesis edildiği 03/05/2012 tarihinde kanuni temsilci ya da ortak olarak sorumluluğu bulunmadığından, dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren bir neden bulunmadığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, limited şirket ortakları ve kanuni temsilcilerin şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında ve müteselsilen doğrudan doğruya sorumlu olduğu, işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, şirket ortağı olduğu dönemde şirketin herhangi bir borcu olmadığından sorumluluğunun bulunmadığı, şirket ortağı ve yetkilisi olmadığı dönemlerde oluşan borçlardan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 23/11/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Esas No:2023/473
Karar No:2023/5020
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacının ortağı olduğu ... Petrol Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. (... Petrol) adına Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından verilen 295.866,00-TL idarî para cezasının anılan şirketten tahsil edilemediğinden bahisle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Hususu Hakkındaki Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca davacıdan tahsil edilmesi amacıyla davalı idare tarafından düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının hem ortağı hem de şirket müdürü olarak yasal temsilcisi olduğu ... Petrol'deki hisselerini 03/04/2012 tarihinde devrettiği, şirket müdürlüğünün de 29/03/2012 tarihli ortaklar kurulu kararı ile yeni atanan şirket müdürü nedeniyle sona erdiği, bu kararların 06/04/2012 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlandığı, davacının şirket müdürü olduğu 14/06/2011 tarihinde kolluk birimleri tarafından yapılan denetim sonucu düzenlenen tutanağa dayanılarak hazırlanan soruşturma raporu üzerine 03/05/2012 tarihli Kurul kararlarıyla şirkete 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca 295.866,00-TL idarî para cezası verildiği, bu idarî para cezasına yönelik kararın dava açılmayarak kesinleştiği, şirket adına düzenlenen 24/01/2013 tarihli ödeme emrine konu borcun şirket tarafından süresi içinde ödenmediği, idarece yapılan araştırmada alacağın şirketin malvarlığından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine alacağın tamamını konu eden dava konusu ödeme emrinin davacı adına ve yasal temsilci sorumluluğu nedeniyle düzenlendiği, davacının para cezasının konusu kabahatin işlendiği tarihte şirketin ortağı ve yasal temsilcisi olduğu görülmekte ise de, para cezasına ilişkin işlemin tesis edildiği ve alacağın vadesi içinde ödenmemesi nedeniyle 6183 sayılı Kanun uyarınca ödeme emri ile şirketten istendiği tarihten önce hisselerini devrettiği ve şirket müdürlüğünün sona erdiği, bu nedenle davacının, şirketin malvarlığından tahsil olanağı kalmadığı anlaşılan idari para cezasından doğan kamu alacağından yasal temsilci olarak müteselsilen sorumlu tutulması mümkün olmadığından, şirket müdürü olduğundan bahisle davacı adına düzenlenen davaya konu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce, Dairemizin 19/01/2022 tarih ve E:2021/4257, K:2022/120 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; davacı şirkete Kurul'un ... tarih ve ... ile ... sayılı kararlarıyla verilen 295.866,00-TL idarî para cezasının kanun yollarına başvurulmayarak kesinleştiği, söz konusu idarî para cezalarının asıl borçlu şirketten tahsil edilememesi üzerine şirket ortağı ve yasal temsilcisi olduğundan bahisle davacı adına dava konusu ödeme emrinin düzenlenerek gönderildiği, davacının ... tarih ve ... sayılı Ortaklar Kararı ile ortak olduğu ve aynı tarihte şirket müdürü olarak atandığı, bu kararın ise 25/08/2011 tarih ve 7888 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlandığı, daha sonra 06/04/2012 tarih ve 8043 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan karar ile şirket müdürlüğü görevinin sona erdirildiği, bu sebeple davacının gerek ödeme emrine dayanak idarî para cezasına konu eylemlerin işlendiği 14/06/2011 tarihinde gerekse de idarî para cezasının tesis edildiği 03/05/2012 tarihinde kanuni temsilci ya da ortak olarak sorumluluğu bulunmadığından, dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren bir neden bulunmadığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, limited şirket ortakları ve kanuni temsilcilerin şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında ve müteselsilen doğrudan doğruya sorumlu olduğu, işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, şirket ortağı olduğu dönemde şirketin herhangi bir borcu olmadığından sorumluluğunun bulunmadığı, şirket ortağı ve yetkilisi olmadığı dönemlerde oluşan borçlardan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 23/11/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.