‹ Ana sayfa
Danıştay 13. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 13. Daire E.2022/2531 K.2024/3618

Esas No: 2022/2531 · Karar No: 2024/3618 · Karar Tarihi: 30.09.2024
Özet: Uyuşmazlık, savcı tarafından kanıtlanma yükümlülüğü nedeniyle kalifikasyon süresini verimli olarak zorlaştıran aile büyüme ilişkisi üzerine; mahkeme, savcıların yerinde inceleme şansı verilmesini şart koşarak karar verdi. Mahkeme, savcının kalifikasyon süresini azalttiğine karar vererek davacının talebini reddetti.
T.C. DANIŞTAY ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2022/2531
Karar No:2024/3618

TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...

KARŞI TARAF (DAVALI): ... Kurulu

VEKİLİ: Av. ...

MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): ... Kıymetler A.Ş.

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... Menkul Kıymetleri A.Ş. nezdinde gerçekleştirilen kaldıraçlı alım satım işlemlerinde mevzuata aykırı uygulamalar yapılması sebebiyle maddi kayba uğranıldığından bahisle yapılan şikayet üzerine, şikayete ilişkin olarak sermaye piyasası mevzuatı kapsamında herhangi bir işlem tesis edilmesine gerek olmadığına yönelik alınan ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı tarafından şikayet dilekçesinde özetle, "kaldıraçlı alım satım işlemlerinde uygulanacak kaldıraç oranının 1:40 olarak uygulandığı, gerçekleşmek üzere bekleyen emirlerin 2014 yaz döneminde iptal edildiği, karşılıklı uzun ve kısa pozisyon alınan işlemlerde pozisyonun bir ayağının kapatılması sebebiyle teminat gereksiniminin hızla arttığı" şeklinde ifadelere yer verildiği, yapılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda özetle, "... bekleyen emirlerin iptal edilmesinin müşterinin işlem kompozisyonu içerisinde istisnai nitelikte olduğu, ... iddiaların muğlak ve zanna dayalı olduğu, ... karşılıklı alım-satım pozisyonlarında pozisyon kapatılmamakla birlikte fiyat riski ortadan kalktığı için teminat gereksiniminin azaldığı, ... olağan bir uygulama olduğu, ... herhangi bir işlem tesisine gerek olmadığı, ..." hususlarının belirtildiği, Kurulca yapılan değerlendirme sonucunda müdahil ... Menkul Kıymetler A.Ş. hakkında herhangi bir işlem tesisine gerek olmadığına karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı,
Davacı tarafından ... aleyhine açılan davada alınan bilirkişi raporunda, "(1) Taraflar arasında 18/04/2013 tarihli Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi bulunduğu, sözleşme öncesi Müşteriyi Tanıma Formu, Risk Bildirim Formu, İnternet Üzerinden Yapılacak İşlemlere İlişkin Sözleşme gibi tamamlayıcı nitelikte sözleşme ve beyanların usulüne uygun şekilde yapılmış olduğu, (2) Davacının mevzuata aykırı olarak 1:400 oranının uygulandığına ilişkin iddialarını destekler nitelikte bir bulguya ulaşılamadığı, olayın yatırımcı davacının o esnada almış olduğu aynı varlığa dayalı karşılıklı pozisyonların bir yönünün kapatılmış olmasından kaynaklanmış olabileceği, (3) Dava konusu işlemlerin çok büyük oranda MT4 işlem platformu kanalıyla yapılmış olduğu, sadece 164 adedinin telefon kanalıyla yapıldığı, dolayısıyla da davacı yatırımcının davalının müşteri temsilcileri (dealer) tarafından hatalı yönlendirildiğine ilişkin bir bulguya rastlanılmadığı, esasen bu hususun dosya kapsamında da gösterilmediği ve iddia edildiği kadar büyük bir zarara sebep olamayacağı, (4) Bahis konusu sermaye piyasası işlemlerinin mevzuata aykırılığı yönünde denetleme yetkisini haiz Sermaye Piyasası Kurulu'na yapılan şikayet neticesinde SPK tarafından yapılan inceleme sonucunda da mevzuata aykırı bir uygulamanın tespit edilemediği, (5) FX işlemlerinin haftanın her günü günde 24 saat gerçekleştirilebildiği, piyasada her an milyarlarca dolar veya muadil varlığın binlerce uluslararası finans kuruluşu, çok uluslu şirket ve bireyler tarafından alınıp satıldığı, dolayısıyla tek bir aracı kurumun ticareti yapılan varlıkların fiyatı üzerinde yönlendirici etkisinin olamayacağı, sadece genel ekonomik/finansal koşullar, merkez bankalarının açıklamaları, küresel çapta önemli olaylar vs. gibi etmenlerden etkilenebileceği, (6) Taraflar arasında sözleşmede aracı kurumun fiyatlara müdahale koşullarının belirlendiği, bunun dışında sözleşmeyi veyahut SPK düzenlemelerini ihlal edecek bir müdahalenin dosya kapsamında saptanamadığı, (7) FX işlemlerinin, fiyat yönünden oldukça oynak piyasalarda yapıldığı, dolayısıyla hangi aracı kurum olursa olsun, FX hesaplarından karlı olanlarının bütün hesaplar içerisindeki payının düşük olduğu,(8) Diğer yandan dosya kapsamında sunulan 18/04/2013 - 22/01/2014 tarihleri arasında yapılan işlemleri gösteren davacı hesap ekstresi incelendiğinde, davacının 246.000 USD teminat yatırdığının ve 54.646 USD komisyon iadesi yapıldığının görülebildiği, bu durumda, hesap açılış tarihinden 22/01/2014 tarihine kadar sadece ilave teminat yatırılması sebebiyle davacının net olarak 191.341-TL kaybı olabileceğinin değerlendirilebileceği, ancak bu kaybın zarar olarak nitelendirilemeyeceği, ilave teminat yatırılması zaruretinin ortaya çıkmasının davacının hatalı pozisyon/yatırım alma kararlarından kaynaklanmış olabileceği" yönünde görüş bildirildiği, ... Tüketici Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla bilirkişi raporunda belirtilen gerekçeler doğrultusunda davanın reddine karar verildiği;
Davacı ile ... arasında 18/04/2013 tarihli Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesinin bulunduğu, sözleşme öncesi Müşteriyi Tanıma Formu, Risk Bildirim Formu, İnternet Üzerinden Yapılacak İşlemlere İlişkin Sözleşme gibi tamamlayıcı nitelikte sözleşme ve beyanların usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş olduğu, dolayısıyla sözleşmenin ihlaline ilişkin bir müdahalenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken Tüketici Mahkemesi nezdinde Kurulca hazırlanan rapordan etkilenerek hazırlanmış olan bilirkişi raporunun karara esas alındığı, rapordaki tespitlerin tamamının yanlış olduğu, Kurulca şikayetleri doğrultusunda yeterli inceleme yapılmadan karar verildiği, Tüketici Mahkemesi kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulduğu, Mahkemenin Kurul raporunun özel hukuk yargılamasında kullanılma biçimini dikkate alarak kendi bağımsız yargılama yöntemleriyle değerlendirme yapmamış olmasının hukuki bir garabet olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararında istinaf başvurusunun incelenerek değerlendirildiğine ilişkin tek bir cümlenin yer almadığı, somut ve mesnetli iddialarının incelenmediği, değerlendirilmediği, iddiaların neden dikkate alınmadığına ilişkin olarak herhangi bir açıklama yapılmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare ile davalı yanında müdahil tarafından, dava konusu Kurul kararı ile temyiz edilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacı ile müdahile iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 30/09/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?